Yıldız Gemisi Askerleri

7,6/10  (10 Oy) · 
19 okunma  · 
6 beğeni  · 
486 gösterim
Hugo En İyi Roman Ödülü

“Heinlein bu kitapla birlikte, ben de dahil pek çok yazara ilham verdi.”
–Samuel R. Delany–

“Büyük bir ustalıkla yazılmış, eşsiz bir askeri bilimkurgu.”
–Jo Walton–

“Yaşlı Adamın Savaşı açıkça Yıldız Gemisi Askerleri’nden etkilendi.”
–John Scalzi–

“Bu kitapla boy ölçüşebilecek bir şey henüz yazılmadı.”
–Science Fiction Weekly–

“Bilimkurgunun en büyük yazarlarından.”
–Wall Street Journal–

Yayımlandığından itibaren tartışmalar yaratan Yıldız Gemisi Askerleri ilk kez Türkçede. Asimov ve Clarke’la birlikte bilimkurgunun üç büyük ustasından biri olarak görülen, bilimkurgunun dekanı Heinlein’dan vatanseverliğe, militarizme, oy hakkına ve savaşa dair en coşkulu anlatılardan biri olan bu klasik eser, muzip üslubuyla da fark yaratıyor.

“Silahlar tehlikeli değildir; insanlar tehlikelidir.”

İnsanoğlunun başka gezegenlerde koloniler kurduğu ve karşılarına çıkan rakip türlerle savaştığı bir gelecek zaman. Ve Ordu’da iki yıl gönüllü askerlik yapanların vatandaş olup oy kullanabildiği Terra Federasyonu. On sekiz yaşındaki Juan Rico, vatandaşlık hakkını kazanmak (ve bir de çok sevdiği uzayda seyahat etmek için) iki yıl süren askerlik hizmetine yazıldığında ne Rasczak’ın Bıçkınları’ndan biri olacağını ne de ‘Böcek Savaşı’nda müfreze liderliği yapmak zorunda kalacağını biliyordu. Ama öğrenecekti…
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    308
  • ISBN:
    9786053755548
  • Orijinal Adı:
    Starship Troopers
  • Çeviri:
    Öznür Özkaya
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
Semih 
 22 Oca 22:37 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 13. kitap oldu. Yazarı olan Robert A. Heinlein ile de ilk tanışmamdı. Heinlein ile ilgili birkaç küçük araştırma yaptığımda kendisinin "bilimkurgunun dekanı" olarak da tanındığını öğrendim ve 1975 yılında verilmeye başlayan Bilimkurgunun Büyük Üstatları ödülünün de ilk kazananıymış.

Kitap, insanoğlunun başka gezegenlerde koloniler kurduğu ve karşılarına çıkan diğer rakip türlerle savaştığı bir gelecek zaman diliminde orduya yazılan on sekiz yaşındaki Juan Rico'nun başından geçenleri konu almaktadır. On sekiz yaşındaki bir gencin, orduya yazılış hikayesi ve ordunun içerisinde başından geçenleri Juan Rico'nun anıları şeklinde okuyucuya aktarmayı seçmiş yazar. Bence çok da doğru bir karar vermiş. Böylece kitap daha gerçekçi bir hal almış.

Bu kitabı okumak için azami ölçüde bir askeri bilgiye sahip olmak gerekiyor. Sıfır askeri bilgiyle kitabı okumak bir hayli zor, anlamak ise neredeyse imkansız... Mesela, bir kadın okuyucu olsaydım kitabı muhtemelen yarım bırakırdım. Çünkü uzun askeri tabirler ve bir kadın için sıkıcı askeri konuşmalar yer alıyor kitabın içerisinde.

Ben askerliği bir terör bölgesinde yapmıştım. 6 aylık kısa dönem askerdim. Ve bu 6 aylık süre içerisinde çarşı iznine hiç çıkamadım. Çarşıya çıkmak bizim orada yasaktı. Dedim ya, terör bölgesiydi ve başımıza bir iş gelse kimse bunun hesabını ailemize veremezdi. Neden bunu anlattım? Çünkü Juan Rico'nun uzun bir acemi birliği döneminden sonra askeriye dışarısına çıktığı bir sahneyi sizinle paylaşmak istiyorum. Çok ilgimi çekmişti:

"Kızlar tek kelimeyle mükemmeldir. Sadece köşe başında durup geçişlerini izlemek bile harikadır. Onlar yürümezler. En azından yürürken bizim yaptığımız şeyleri yapmazlar. Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum, bu çok karmaşık ve kesinlikle enfes bir şey. Kızlar yalnız ayaklarıyla hareket etmezler; her şey farklı yönlere devinim halindedir ve tüm hareketleri zarafet örneğidir."

Gerçekten de bir asker için bu şekilde düşünmek mümkün. Bunu ancak askerlik yapanlar çok iyi anlar diye düşünüyorum. Çok daha değişik örneklerle de karşılaştım; fakat hepsini size anlatmam mümkün değil. Psikolojiyi alt üst eden ve bambaşka bir bilince sahip olduğunuz bir dönem...

Yıldız Gemisi Askerleri'nde, her ne kadar bilimkurgu ile askeri bir hikayenin birleşmesi konu alınmışsa da yazar gayet güncel konuları da gündemine almış. Birçok açıdan güncel eleştirilerde de bulunmuş, bilimsel askeri düşüncelerine de yer vermiş. Konusu son derece özgün. Kimin aklına gelir ki askeri bir bilimkurgu kitabı yazmak?

İlgimi çeken bir başka konu ise, bilimsel olarak gelişmiş bir gelecek zaman toplumunda bile savaşların gerçekleşmesi ve savaşın bir insanlık gerçeği olduğunu yazarın bizlere göstermesiydi. Umarım bir gün tüm savaşlar biter...

Ağır, doyurucu ve düşündürücü bir eser. Ben çok beğendim; ama herkesin beğeneceğini de sanmıyorum açıkçası. Yine de askeriyeye ilgi duyan veya askerlik anılarını hatırlamak isteyenlere özellikle tavsiye ettiğim bir kitaptır.

Bu ünlü bilimkurgu klasiği, beni bilimiyle değil, kurgusuyla da değil, felsefi zeminiyle vurdu. Çok mu katılacağım, enfes tespitler silsilesi yağdırmakta kitap? Yoo, ondan değil. Ortaya attığı hemen her savın sıkı bir temellendirmesi var. Bu açıdan, yazar, oy hakkı, vatandaşlık, yurtseverlik, demokrasi, savaş, askerlik, felsefe, tarih, geçmiş, gelecek, kolonicilik, sömürü, düzen, düzensizlik gibi konular üzerine, belli ki çokça düşünmüş. Bir deneme şeklinde kaleme alınmış olsaydı dahi, benim açımdan değerinden bir şey yitirmezdi; işte böylesi fikirlerin zemin bulduğu, okuru kafa yormaya zorlayan, kafa yormak istemeyenlerin kitabı zaten yarım bırakacakları, yer yer sıkıcı olmasına rağmen sırf konuların ele alınış şekilleri ve nasıl temellendirileceğine dair merakla beni son sayfaya kadar taşımış olan bir kitap. 97 yılında filme de uyarlanmış, belki oradan hatırlarsınız.

Kitabın konusuna gelirsek..

Zengin, paralı, kalburüstü bir ailenin ferdi olan kahramanımız, mezun olur olmaz, soluğu askerliğe başvurmakta alır. Bunda biraz yakın arkadaşı Carl'ın, babası zengin olmadığı için bir nevi mecburiyetten askeriyeye başvuran şu bizim fukara Carl'ın, biraz da Carmen'in, şu matematiği de iyi olan ve askeriyede pilot olmayı kafasına koymuş güzel Carmen'in gazıyla, ailesinden habersiz, duyulduğunda kendisine karşı tavır alacak olan babası ve iki gözü iki çeşme annesini karşısına alma pahasına, bir heyecan gidip başvuru yapar. Bir de askerliğini tamamlayanlar tam vatandaş sayıldıklarından, oy kullanabilmektedirler, bu da babasından bağımsız kendi istekleri doğrultusunda bir hayat yaşayıp, kendi seçimlerini yapma noktasında kahramanımızı cezbetmişe benzer. Yaşasın ergenlerin ebeveynlere isyanı, hurraaa..

Dersleri ortalamanın biraz üzerindedir, ama buna bakılmaz. Çevik Piyade grubuna alınır. Biraz da eğitimli haline güvenerek yüksek mevkiler beklerken, piyade olmak ilkin şaşırtır, üzer kendisini, ama bulacağı teselli kendisine ulaşmakta gecikmez: Piyadeler askeriyenin bel kemiğidir, her şeyi onlar yapar, diğerleri sadece komut verir.. He yavrum, he.. Geçelim.

Kahramanımız Rico'nun askerlik şartları çetindir. Öyle ağzında puro, kucağında bir dilberle, ota boka kurşun yağdıran Tennessee delikanlısı yoktur karşımızda. Buradaki şartlar, tıpkı ülkemizde askeriyede çektiği zorlukları anlatan, yer yer patates soyan, tuvalet temizleyen, salya sümük nöbet tutan yurdum insanının yaşadıklarıyla inanılmaz paralellikler taşır. Acemi Birliği'nden Ustalığa geçer geçmesine ama, bu süreçte hem ruhen hem de fiziken değişmiştir, ayrıca askerliğe bakışı da olgunlaşmış, değişmiş, pekişmiş, gelişmiştir. Mantığa usa sığmayan şeyler görür bazen (mesela yakın bir arkadaşının, yat komutuyla karınca yuvasına yatması, kalk komutu almadığı halde aniden yerinden kalkması ve bu nedenle emre karşı itaatsizlik etmesi sonucu aldığı kırbaç cezası), bazen de kapsüllere girip başka gezegendeki kendi deyişiyle böceksileri öldürmek için atlayış yaparken korku ve titreme nöbetleri yaşar.

Galaksideki diğer yıldız sistemlerindeki gezegenlere gidip, onlara insanlığın gücünü göstermek ve direnişlerini kırmak için ani baskınlar düzenlenir ve Rico da bu baskınlarda aktif görev almaktadır. Göreve katılmadığı zamanlarda, tarih ve ahlak felsefesi dersleri alır, bu dersler yükselen her subay adayı için zorunludur, uzay gemisinde verilir ve bu dersler nedeniyle, kahramanımızın kafası kah karışır, kah olgunlaşır, oturdu derken gene karışır, gene pişer, şaşar, taşar. Neyse, askeriyenin ulu amacı, galaksideki öteki türlerin yayılmasını önlemek, yaşadıkları yerlerden de onları def edip, oraları sömürgeleştirmek.. Bu hikaye oldukça tanıdık. Neden kovalım? Çünkü onlar böceksi, çünkü onlar sümüksü, öcü onlar öcü.. Oysa dünyalılar öyle mi!.. God bless our World.

Hızımı alamayıp tüm kitabı anlatacaktım, burada durmalıyım. Özetle, kitabı okuyanlar dönecektir şaşkına.. Uranüs aşkına!

Hüseyin Sarı 
 03 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitaptaki ütopyaya bayıldım ve yazarı bir çok konuda haklı buldum. Bir yerde yazar özetle seçme ve seçilme hakkının, topluma karşı faydalı olduğunu kanıtlayan bilinçli yurttaşlara verilmesi gerektiğinden bahsediyor. Şuanki yönetim biçimimiz ne kadar modern ne kadar demokratik insana bunları sorgulatıyor. En modern demokratik yapılarda bile Donald Trump gibi liderler başa gelebiliyor. Demokrasi yoksa bir yanılsama mı? Okuyun bakış açınızı genişletecek bir eser...

Umut Çalışan 
01 Eki 2016 · Kitabı okudu · 42 günde · 8/10 puan

Rico’nun acemi birliğindeki yaşamı, eğitiminin aşamaları, Terra Federasyonun sistematik yapısı, uzay gemisinin hiyerarşik yapısı ve komuta kademesi, Çevik Piyade’nin kullandığı güç takımlarının çalışma prensibi tüm detaylarıyla, tane tane, sayfa sayfa anlatılıyor. –Hey dostum, bunun bir bilim kurgu olması gerekiyordu, lanet olası bir Aytmatov romanı değil- Sanki kendi başına bir roman değilmiş de kendinden sonra yazılacak kitaplara yol gösterici bir kılavuz olarak hazırlanmış gibi. Kaldı ki arka kapakta da görüldüğü üzere John Scalzi’de “Yaşlı Adamın Savaşı açıkça Yıldız Gemisi Askerlerinden etkilendi” diyerek olayı özetliyor. Romanın 1959 yılında yazıldığı düşünüldüğünde, bugünkü pek çok bilim kurgu kitapta kullanılan farklı türlerle arsa kavgası, iyi taraf, kötü taraf kavramlarının son derece göreceli olması gibi noktalarıyla onlara öncülük ettiği açık.

Bunun yanı sıra kendi içinde onlarca ahlaki, siyasi, askeri soruya felsefi cevaplar arıyor. Bu hali ile tam bir Rus klasiği izlenimi uyandırıyor. Askerlik yapmayanların, askerlik yapanlarla aynı oy hakkında sahip olamaması hem tanıdık, hem de birkaç küçük uyarlamayla mantıklı geliyor artık. Yine tek bir savaş esirini kurtarmak için çok daha fazla askeri gözden çıkarmaktaki amacı da oldukça geçerli buldum. Ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim; adı Yıldız Gemisi Askerleri olan bir kitaptan benim beklentim bu değil. Hani ışın tabancaları, hani negatif volteks silahları, hani aksiyon, hani üç memeli uzaylılar. https://ucalisan.blogspot.com.tr/...robert-heinlein.html

Kitaptan 8 Alıntı

Currie Kampı'nda çok önemli bir keşfim oldu. Mutluluk yeterince uyumaya bağlıdır. Sadece bu, daha fazlası değil. Tanıdığınız zengin ve mutsuz insanların hepsi uyku ilacı kullanır; Çevik Piyade'de bunlara ihtiyaç yoktur. Kapsül erine bir yatak ve uyuyabilmesi için biraz zaman verirseniz, bir elma kurdu kadar mutlu olacaktır.

Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. HeinleinYıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein
Semih 
20 Oca 21:10 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Savaşın amacı, hükümetinin kararlarını güç kullanarak desteklemektir.

Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 82 - İthaki Yayınları)Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 82 - İthaki Yayınları)
Semih 
21 Oca 15:56 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İnsanın hiçbir ahlaki içgüdüsü yoktur. İnsan ahlaki duygusuyla doğmaz. Sen de ahlak duygusuyla doğmadın, ben de, yavru köpek de. Ahlak duygusunu eğitimle, deneyimle veya alın teriyle -belki- sonradan ediniriz.

Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 142 - İthaki Yayınları)Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 142 - İthaki Yayınları)
Gökhan 
05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Özgürlük
"Özgürlük vazgeçilmez değildir; yurtseverlerin kanıyla muntazaman kazanılmalıdır yoksa yitip gider. İcat edilen, sözüm ona tabii insan hakları arasında özgürlük, ucuza getirilme ihtimali en düşük olanıdır ve asla zahmet çekmeden gelmez."

Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 7 - İthaki)Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 7 - İthaki)

Flores kayıp!
Ace, “Altıncı manga, Flores kayıp,” diye ekledi.
“Manga lideri aramaya koyuluyor.”
“Bir adam kayıp,” diye rapor ettim Johnson’a.
“Altıncı mangadan Flores.”
“Kayıp mı ölü mü?”

“Bilmiyorum. Manga lideri ile yardımcısı aramaya çıkıyor.”
“Johnnie, bırak da Ace gitsin.”
Fakat onu duymadım, bu yüzden yanıt vermedim.
Durumu Celi’ye bildirdiğini ve Celi’nin de küfrettiğini işittim.
Kahramanlık yapmaya çalışmıyordum. Adamları toparlama
işi manga liderinin yardımcısının yapacağı işti; takipçi olan oydu,
içerideki son adam, harcanabilir olan. Manga liderlerinin yapacak
başka işleri vardı. Şimdiye kadar çoktan anlamışsınızdır;
manga lideri hayatta olduğu sürece
manga yardımcısı çok da gerekli değildir.

İşte tam o anda kendimi hiç olmadığı kadar gözden çıkarılabilecek
biri gibi gördüm, neredeyse gözden çıkarılmış gibi çünkü evrenin
en tatlı sesini duyuyordum, kurtarma gemisi karaya inip bizi anons edecekti.
İşaret verici kurtarma gemisi gelmeden hemen önce
ateşlenen bir robot-rokettir: kendini toprağa gömen ve karşılama müziği
yayınlayan sivri uçlu bir demir. Kurtarma gemisi otomatik olarak üç dakika
sonra ortaya çıkar, bu yüzden gitmeye hazır olmalısınız çünkü
‘araba’ beklemez ve uzun bir süre yenisi gelmez.

Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 31 - İthaki Yayınları)Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 31 - İthaki Yayınları)
Umut Çalışan 
01 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Çünkü devrim – silahlı ayaklanma- için yalnızca memnuniyetsizlik değil, saldırganlık da gerekir. Bir devrimci savaşıp ölmeyi göze almalıdır yoksa kumda oynar. Saldırgan olanları ayırır ve çoban köpeği yaparsanız, koyun asla size sorun çıkarmaz.

Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. HeinleinYıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein

Yıldız Gemisi Askerleri – Robert A. Heinlein
...birkaç binanın içinden ilerlemeye karar verdim.
Sırtımdaki ağır ateşleyiciyi kapıp gece görüş cihazımı gözlerime indirdikten
sonra tam güç bir ışın bıçağıyla önümdeki duvarla mücadele ettim.
Duvarın bir kısmı çöktü ve hücuma geçtim.

Ama daha hızlı bir şekilde geri çekildim.

Neyi yarıp açtığımı bilmiyordum. Bir kilise cemaati –sıskaların düşkünler evi–
ya da belki savunma karargâhlarıydı. Tek bildiğim hayatım boyunca
görmek istemeyeceğim kadar çok sayıda Kemik-Torbası’nın büyük
bir odada toplanmış olduğuydu.

Muhtemelen bir kilise değildi çünkü dışarı çıkarken biri bana ateş etti;
zırhıma çarpıp biraz kulaklarımı çınlatan bir kurşundu o kadar;
canımı yakmadı sadece biraz sendeletti. Fakat bu bana
ziyaretimden bir yadigâr bırakmam gerektiğini anımsattı.
Kemerimdeki ilk şeyi alıp havaya fırlattım, çıkardığı tiz sesi duydum.

Acemi Birliği’nde her zaman söyledikleri gibi, fayda getirecek bir işi
hemen gerçekleştirmek saatler sonra yapabileceğiniz en iyi şeyi
hesaplamaktan çok daha iyidir.

Tamamen şans eseri doğru şeyi yapmıştım.
Bu özel bir bombaydı, görevimiz sırasında etkili olacakları bir yer bulursak
kullanalım diye hepimize kullanım yönergeleriyle birlikte verilmişti.
Duyduğum tiz ses, bombanın cılız bağırtısıydı (serbest çeviri):
“Otuz saniyelik bir bombayım! Otuz saniyelik bir bombayım!
Yirmi dokuz! Yirmi sekiz! Yirmi yedi!”

Bombanın etkisi, insanların sinirlerini harap etmesiydi.
Belki işe yaramıştır; benim sinirlerimi kesinlikle bozdu.
Onları vurmak daha nazik bir davranış olurdu.
Geriye sayımın bitmesini beklemedim; zamanında akın edebilecekleri
kapı ve pencerelerin olup olmadığını merak ederek atladım.

Red’in işaret ışığıyla yönümü bulup yere inerken Ace’inkine yöneldim.
Yine arkalarında kalmaya başlamıştım, acele etme vaktiydi.

Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 29 - İthaki Yayınları)Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (Sayfa 29 - İthaki Yayınları)

“Silahlar tehlikeli değildir; insanlar tehlikelidir.”
Davranın sizi maymunlar! Sonsuza kadar yaşamaya mı niyetlisiniz?
–Adsız müfreze çavuşu, 1918


Her atlayıştan önce tir tir titriyorum.
Enjeksiyonlarım, tabii ki, tam. Hipnotik hazırlığım da öyle.
Aslında sırf bunlar yüzünden korkmamam gerek.
Geminin psikiyatrı beyin dalgalarımı kontrol ettikten sonra,
ben uyurken saçma sapan sorular sordu. Bir de diyor ki bu korku değilmiş,
öyle önemli bir şey de değilmiş, başlama noktasında koşmak için
sabırsızlanan bir yarış atının titremesiymiş sadece.

Buna diyecek bir şey bulamadım; ben hiç yarış atı olmadım ki.
Ama ortada bir gerçek varsa, o da şu:
Her seferinde sersem gibi korkuyorum.

Atlamaya otuz dakika kala, tam da hepimiz Rodger Young’ın atlama
odasında yoklama için toplanmışken, müfreze komutanı denetime geldi.
Bu her zamanki müfreze komutanımız değildi çünkü Teğmen Rasczak
son atlamamızda can vermişti.

Denetime gelen kişi aslında müfreze çavuşuydu;
Askeri Kıdem Gemisi’nden Çavuş Celal.
Celi, Proxima civarındaki Iskander’den gelen bir Finlandiya Türkü’ydü:
kâtibe benzeyen küçük, esmerce bir adam olsa da ancak uzanarak
yakalarına yapışabildiği kocaman vücutlu, kana susamış iki askeri yerle
bir ettiğini, kafalarını Hindistan cevizi gibi birbirleriyle tokuşturduğunu ve
onlar yere düşerken yürüyüp kendi yoluna gittiğini gözlerimle görmüştüm.

Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (İthaki Yayınları)Yıldız Gemisi Askerleri, Robert A. Heinlein (İthaki Yayınları)