·
Okunma
·
Beğeni
·
1279
Gösterim
Adı:
Yıldızın Saati
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055159603
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Hora de Estrela
Çeviri:
Başak Bingöl
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl Yayınları
Baskılar:
Yıldızın Saati
Yıldızın Saati
Monokl, yaşam klasiklerine eşi bulunmaz bir yazarı katmaktan son derece mutlu.

Brezilya’nın dünya edebiyatına armağanı: “Clarice Lispector”

Vladimir Nabokov ile Virginia Woolf nereye aitse Clarice Lispector de oraya ait…



Bu hikâyenin bana dokunacağını ve her günün ölümden çalınan bir gün olduğunu iyi biliyorum. Entelektüel değilim, bedenimle yazıyorum. Yazdığım da bir ıslak sis. Kelimeler orgun müziğiyle kesişen, sarkan, bağlanan, dönüşen, eşit olmayan gölgelerden ilham alan sesler. Karşı perdesi acının kalın sesinde olan, canlı ve zengin, marazi ve karanlık, o ağdalı kelimeleri haykırmaya zor cüret ediyorum. Allegro con brio. Kömürden altın çıkarmaya çalışacağım. Hikâyeyi geciktirdiğimi ve topsuz top oynadığımı biliyorum. Gerçek, bir eylem midir? Yemin ederim ki bu kitap kelimelerden yapılmadı. Bu sessiz bir fotoğraf. Bu kitap sessizlik. Bu kitap bir soru.



“Lispector, bir elmas sertliğinde ve nadirliğinde...”

-Rachel Kushner-



“Yirminci yüzyılın gizli dâhilerinden birisi.”

-Colm Tóbín-



“Madonna, Cher ya da Pele hayranları nezdinde neyi ifade ediyorsa, Lispector de okuyanları için onu ifade ediyor. İçimizden bir Clarice.”

-Brenda Croni -



“Nabokov ile aynı düzeyde bir dahi.”

-Jeff VanderMeer-



“1940’da Kafka’nın yapıtları çevrildiğinde Amerika’da ne etki yaptıysa şimdi de aynısını Clarice Lispector’un eserleri yapıyor.”

-Flavorwire-



“Lispector, yatağın başucundaki İncil ya da I Ching etkisi yapıyor: hem çok eski hem çok yeni.”

-Valeria Luiselli-



“Kendi dahiyane tarzıyla bir edebiyat büyücüsü.”

-Publishers Weekly-



“Gerçekten olağanüstü bir yazar.”

-Jonathan Franzen-



“Şunu söylemeye cüret ediyorum: Lispector size dokunacak ve daha önce hiçkimsenin dokunmadığı gibi dokunacak.”

-Benjamin Mosher-

(Tanıtım Bülteninden)
104 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Ben bir yazar değilim. Ama yazmayı severim. Hele de son zamanlarda bir şeyler kurgulamaya başladığımda tanıştığım karakterlerle birlikte yazmak benim için daha başka bir hal almaya başladı. Çünkü yazarken aslında siz bir kurgu yaratmıyorsunuz gibi geliyor bana, bir karakter sizi kendi hayatına çekiyor. Davet ediyor. İzliyorsunuz onu. Takip ediyorsunuz. Hayatını öğreniyorsunuz. İstemediğinde ona bir şey yaptıramıyorsunuz mesela. Olmuyor. Yazarken tanıyorsunuz onu. Hissettiklerini gösteriyor size yavaştan. Hissetmeye başlıyorsunuz. Vereceği tepkileri öncesinden kestiremiyorsunuz öyle her zaman. Kimi zaman bir derdi oluyor karakterin, onu anlamak için yazıyorsunuz. Siz yazdıkça açıyor kendini. Kabul ediyor dünyasına. Anlam veremiyorsunuz kimi zaman da yaptıklarına, sizin hoşlanmadığınız şeyleri yapıyor, istemediğiniz yerlere gidiyor. Konuş dediğinizde susuyor mesela. Ona karşı gelip de inatla kendi istediğiniz şekilde yansıtmaya çalıştığınızda ise kurgudan ve hikayeden oluyorsunuz. Karakteri anlayamamış, birden onu hiç tanımamış gibi oluyorsunuz. Size arkasını dönüyor, karakter de hikaye de…

Dediğim gibi yazar değilim, ama ucundan tattığım şu duygu bile çok farklı bir deneyim benim için. Tabii bu her zaman mutluluk veriyor da diyemem. Hatta kimi zaman sancılı… Lise zamanlarında karaladığım saçma sapan şeylerde bile kötü bir son varsa ağladığımı, üzerime birkaç gün boyunca garip, durgun, huzursuz bir ruh hali çöktüğünü hatırlıyorum. Yahu neden kötü yazıyorsun o zaman, mazoşist misin sen? Hayır. Ya da belki… Bazen müdahale edemiyorsun ama işte. Çoğu zaman.

Neden böyle bir giriş yaptım peki? Neyi anlatıyorum ki ben sahi? Kitaptan bahsetmem gerekiyor şuan. Kaptırdım biraz kendimi. Ama aslında kitapta da tam olarak da bu anlatılmış. Yazan kişi yazdığı karakteri anlatıyor. Herkes yazdığı karakteri anlatmaz mı zaten hikayelerinde? Evet. Ama bu defa yazar karakterle olan kişisel çatışmalarını da anlatıyor. Karakteri hakkında ne düşündüğünü. Karakterine olan bağlılığını… Ondan ayrı bir birey gibi söz ediyor. Hiç tanışmadığı ama çok iyi tanıdığı bir birey. Onda nefret ettiği yönleri, ona acıdığı zamanları, ona hissettiği duyguları, olay örgüsü sırasında onunla ve diğer karakterle ilgili henüz öğrendiği şeyleri paylaşıyor. Açıkça. Onu bize anlatıyor, ama alışkın olduğumuzdan daha farklı bir şekilde.
Şunu vurguluyor yine, bunu yapan o ben değilim, bunu yaşayan o yaşatan ben değilim. Ölen o ise eğer, öldüren ben değilim. Ben sadece yazıyorum… Ne olacağını bilmem ona bunu yaptırdığım anlamına gelmiyor. Sandığınız kadar özgür değilim yazarken… Ben onu anlatmaya çalışıyorum sadece. Ama onu anlatırken bile istediğim gibi anlatamam. Onu anlatıyorsam eğer ona uygun anlatmalıyım. Kelimelerim ona uygun olmalı, üslubum onu anlatmalı. Yoksa anlattığım o olmaz. Kaybolur…

"Sözü süslemeyeceğim, çünkü kızın ekmeğine dokunursam ekmek altın olacak, kız da (daha on dokuzunda) ekmeği ısıramayıp açlıktan ölecek. Bu yüzden, onun hassas
ve belirsiz varoluşunu kavramak için basitçe konuşmalıyım.”

Bir karakterin yazarı nasıl ele geçirdiğini okuyorsunuz aslında. Ve bu bana müthiş bir keyif verdi okurken. Anlatılan karakter ve yaşadıkları olağan olsa da anlatım şekli hikayeyi çok başka bir yere koymuş. Bu arada olay akışı ve karakterler bana atmosfer olarak ROMA filmini hatırlattı. O durağanlık, sakinlik… Ama bunların yanında sıradan görünen hatta sıradanlıktan görünmeyen insanların hayatına bir bakış… Hatta hikayeyi zihnimde o siyah beyaz atmosferde canlandırdım istemsizce.

Lispector uzun zamandır merak ettiğim bir yazardı. Merak ettiğime değdi gerçekten. Diliyle, anlatımıyla, anlatım tekniğiyle oldukça keyif aldığım bir kitap oldu Yıldızın Saati.

https://aynalidaktilo.wordpress.com/...i-clarice-lispector/
104 syf.
·7/10
Clarice Lispector ve siz karşılıklı bir masada oturuyorsunuz ve alışık olmadığınız bir cümle dizisiyle sadece o konuşuyor.Bazı cümleleri üzerine düşünürken birden bir kelimesiyle vuruluyorsunuz.
Kitap için bir son yok;aslında başlangıç da yok yazarın da değindiği gibi an,anı yansıtmak önemli olan. "Dişi Kafka" olarak gösterilen yazarı farklı bir edebiyat deneyimi için okumanızı tavsiye ederim.
96 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Clarıce LISPECTOR – Yıldızın Saati

Edebiyatın büyülü ismi, olağanüstü bir yazar, Clarice Lispector.

Edebiyat yolunuzu Nirvana’ya çıkarmak istiyorsanız Lispector ile tanışma zamanınız gelmiş demektir. Darma duman etti beni. Nefessiz bıraktı, nefes aldırdı sonra yine nefessiz bıraktı sonra yeniden nefes verdi. Kesinlikle edebiyatın en güçlü kadın yazarlarında, ‘’Dişi Kafka’’ diye boşa dememişler.

‘’Yıldızın Saati’’ Lispector’un son eseri ve söylendiği kadarı ile de en sarsıcı eseriymiş. Kozmopolit bir karakter olan Macabea’nın hikayesi. Fakat birden fazla baş kahramanın olduğu uç bir eser… Clarice Lispector sizi karşısına oturtup tek bir söz bile diyemeceğiniz bir konuşma sürdürüyor. Bu eşsiz hissi veriyor kitap. Ağzınızı açamıyorsunuz çünkü görmek istemediğiniz her şeyi size tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Eliniz kolunuz bağlı azar işitir gibi okuyorsunuz, elinizden de bırakamıyorsunuz. Unutmayın, karşınızda çok akıllı bir yazar, çok akıllı bir kadın var. Kitabı okurken bazı cümlelere takılıp kalacak, üzerinde derin derin düşüneceksiniz. Her şeyden önce Lispector çok garip bir kadın. Kelimeleri kırbaç misali, cümleleri yutkunma sebebi.

Of sen nasıl bir kadınsın Lispector. Ne güzel bir kalemin var. İyi ki erkenden tanıdım ve sevdim seni. Mükemmel bir detaysın Lispector

Sessiz çığlık atmaya hazır olun. Size sessiz bir çığlık attıracak, sessiz bir fotoğraf çektirecek.

Efsane bir yazara hazır olun. Okuyun ve okutun. Satır satır, sindire sindire okuyun ve okutun…

Herkese Lispectorlu okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.
104 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
“Dünyadaki her şey bir evetle başladı.Bir molekül diğerine evet dedi ve hayat doğdu.Ama tarih öncesinden evvel tarih öncesinin de tarih öncesi vardı,asla vardı ve evet vardı. Hep böyleydi. Ne olduğunu bilmiyorum ama şunu biliyorum,evren hiçbir zaman başlamadı.”
.
Macabea olgunlaşmış bir meyve gibi,dalda fazla kaldığı an kuruyup, çürüyecek. Ve biri de onunla tadacak bu çürümeyi; onu izleyip,onu yazdığı için. Çünkü kelimeler benzerlerini ararlar tıpkı Macabea’nın benzerinin onu yazdığı gibi. Macabea saf ve tüm kötülüklerden arınmış bir kadın ancak hayat o kadar temiz değil.İşlenmeyen günahlar için dahi kefaret ödeyeceğin bir hayat bu.
.
Clarice Lispector ile tanışma kitabım oldu Yıldızın Saati.Alışılmışın dışında cümle dizimi ve noktalama işaretlerinin kullanışı ile baştan bir meraka sürükledi.Bir son beklenmemeli bu eserden. Amacı bir başlangıç ve son yaratmak değil aksine an’daki güzelliği yakalamak. An’da olan ne varsa onu solumak.
Farklı ve bir o kadar doyurucu okuma serüveni..
96 syf.
Yazdığım da bir ıslak sis. Kelimeler orgun müziğiyle kesişen, sarkan, bağlanan, dönüşen, eşit olmayan gölgelerden ilham alan sesler. Karşı perdesi acının kalın sesinde olan, canlı ve zengin, marazi ve karanlık, o ağdalı kelimeleri haykırmaya zor cüret ediyorum.

Sırf bunun için, tabii birde tavsiyeler var...
96 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
“bu dünyada ne varsa bir evetle başladı.”
yıldızın saati

Yahudilerin kafka sonrası en popüler yazarı özgür, şaşırtıcı ve asi bir metin.
96 syf.
·Puan vermedi
Öyküsünü yazan yazarı bile sıkan, hayat yarışına en geriden başlamış kaybetmeye yazgılı, varolup olmadığını bile ayırtedemeyen bir roman kahramanı, okurken insanı "batsın bu dünya" moduna sokan kitap allahtan sadece 90 sayfa da işkence çok uzun sürmüyor, ancak hakkını yememek lazım yazarın öyle cümleleri var ki her biri için uzun uzun makaleler yazılabilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yıldızın Saati
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055159603
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Hora de Estrela
Çeviri:
Başak Bingöl
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl Yayınları
Baskılar:
Yıldızın Saati
Yıldızın Saati
Monokl, yaşam klasiklerine eşi bulunmaz bir yazarı katmaktan son derece mutlu.

Brezilya’nın dünya edebiyatına armağanı: “Clarice Lispector”

Vladimir Nabokov ile Virginia Woolf nereye aitse Clarice Lispector de oraya ait…



Bu hikâyenin bana dokunacağını ve her günün ölümden çalınan bir gün olduğunu iyi biliyorum. Entelektüel değilim, bedenimle yazıyorum. Yazdığım da bir ıslak sis. Kelimeler orgun müziğiyle kesişen, sarkan, bağlanan, dönüşen, eşit olmayan gölgelerden ilham alan sesler. Karşı perdesi acının kalın sesinde olan, canlı ve zengin, marazi ve karanlık, o ağdalı kelimeleri haykırmaya zor cüret ediyorum. Allegro con brio. Kömürden altın çıkarmaya çalışacağım. Hikâyeyi geciktirdiğimi ve topsuz top oynadığımı biliyorum. Gerçek, bir eylem midir? Yemin ederim ki bu kitap kelimelerden yapılmadı. Bu sessiz bir fotoğraf. Bu kitap sessizlik. Bu kitap bir soru.



“Lispector, bir elmas sertliğinde ve nadirliğinde...”

-Rachel Kushner-



“Yirminci yüzyılın gizli dâhilerinden birisi.”

-Colm Tóbín-



“Madonna, Cher ya da Pele hayranları nezdinde neyi ifade ediyorsa, Lispector de okuyanları için onu ifade ediyor. İçimizden bir Clarice.”

-Brenda Croni -



“Nabokov ile aynı düzeyde bir dahi.”

-Jeff VanderMeer-



“1940’da Kafka’nın yapıtları çevrildiğinde Amerika’da ne etki yaptıysa şimdi de aynısını Clarice Lispector’un eserleri yapıyor.”

-Flavorwire-



“Lispector, yatağın başucundaki İncil ya da I Ching etkisi yapıyor: hem çok eski hem çok yeni.”

-Valeria Luiselli-



“Kendi dahiyane tarzıyla bir edebiyat büyücüsü.”

-Publishers Weekly-



“Gerçekten olağanüstü bir yazar.”

-Jonathan Franzen-



“Şunu söylemeye cüret ediyorum: Lispector size dokunacak ve daha önce hiçkimsenin dokunmadığı gibi dokunacak.”

-Benjamin Mosher-

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 61 okur

  • Abdullah E.
  • OkurYazarKıvırcık
  • Tuncay KADIOĞLU
  • Aslı Naz
  • OkurYasemin
  • miray
  • Hanife
  • Enes Göçer
  • Özlem Aktaş
  • Ertan Hot

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.7 (2)
9
%6.7 (2)
8
%13.3 (4)
7
%23.3 (7)
6
%3.3 (1)
5
%0
4
%3.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0