Yıldızlı Atlas

·
Okunma
·
Beğeni
·
2843
Gösterim
Adı:
Yıldızlı Atlas
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756185015
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Saklambaç Yayınları
Ben olmasaydım, şimdi bunları okumazdın sen.

Başka şeyler yapardın, başka şeyler okurdun muhakkak...

Ben olmasaydım, akşamlar yine bu kadar güzel olur muydu?...

O şarkı kimin içinden akardı öyle usulca?..

O şarkıyı kim söylerdi sesi tükeninceye kadar?..

Üstüme serilen gökyüzü, ben olmasaydım, sen yine bu kadar mavi olur muydun?
112 syf.
·9/10
Okuduğum en samimi kitaptır Yıldızlı Atlas. Kapağı gibi, anlattıkları da rengarenktir. Çocukluğuma döndüm, unuttuğum bir sürü hatıramı buldum sırıtarak okuduğum satırların arasında. O satırları etrafınızdakilerle paylaşma arzusu sarıyor içinizi.

"Denizleri dökülmesin diye, kimi atlasların duvara asılmadığı doğrudur."

"Orta ikiye giden lacivert bir ceketin en üst düğmesi, koptu kopacak gibi durur yerinde. Cekete tutunduğu ipler gevşedikçe, nasıl telaşlanır! Nasıl daha bir sıkı sarılır iliğine! "

Kitabın üstünde "çocuklar için denemeler" yazdığına bakmayın, içindeki çocuğu öldürmeyenlere hitaben yazılmış. Bir buçuk saatliğine çocukluğunuza dönüyorsunuz. Yıldızlı Atlas'ı yorumlamak gerçekten zor. Şuraya mavi bir alıntı daha koyup bitireyim :)

"Mavi? Boya kalemlerinin en kısa boylusu mavi kalemdi. Gökyüzü geniş olurdu ve küçük de olsa bir dere çizmek isterdin. Sonra elbiseleri, evlerin duvarlarını maviye boyardın. Sonra başka şeyleri. Mavi kalemin küçücük kalırdı."
112 syf.
·Beğendi·10/10
Yıldızlı Atlas kadar çocukluğumu özlettiren bir şey daha azdır.Okudukça bir mektup arkadaşı edinmeyi ve ona sadece Yıldızlı Atlas samimiyetinde sözler yazıp göndermeyi telkin eden ve bunu olanca sakinliğinde yapıp içini ısıtan bir kitap daha gelmedi karşıma.
Büyüdükçe her bulutlu günümde (mecazen ve gerçek anlamda) tekrar elime alıp her defasında yeniden,büyümüş ve yenilenmiş bana bir cümle daha güzellik katan az ‘şey’ oldu,maalesef.
Neyse ki Yıldızlı Atlas var,yoksa nereden öğrenirdik ‘yıldızlı gecelerden karanlık günler için ışık biriktirme’yi.
112 syf.
içinizden müzik sesi yükseliyor sanki kitabı okurken.. elden düşürülmeyecek baş ucu kitabı bence.. gece yatmadan önce küçük bir yazı okuyup gülümseyerek uyumanızı sağlıyor... yazarın kalemi nehir olmalı bu kadar duru ve etkili bir anlatım nasıl tarif edilebilinir..
"...................ya da teneffüste, çatıda çırpınan bir kuşu seyrederken hayat bilgisi dersine geç kalmış bir çocuk, ceza almamak için kuş gibi çırpınan cümleler kuruyordur öğretmenine..."
87 syf.
·Beğendi·10/10
Ba-yıl-dım.
Çocuk kitabı değil bu başka bir şey.O kadar içten o kadar nahif ki kalbimi değil bütün benliğimi içine bıraktım sanki kitabın.
Yeni basımının olmayışına pek üzüldüm.
Umarım en kısa zamanda yeniden basılır.
112 syf.
·Beğendi·10/10
Bütün bir çocukluğumun kitabı.

Tek cümle ile edebiyatı sevdiğimi anlamamı sağlayan kitap!

İçimin sınırlarını alabildiğine genişleten harika bir başucu kitabı.

Bakmayın siz, çocuklar için denemeler dediğine!

Bazı büyüklerin hala onu büyük bir keyifle okuduğu bir vâkıadır ve onların arasında benim olduğum da bir hakikattir.

Bilenlerin büyük bir heyecanla köşe bucak aradığı bu süper eser, niçin yeni baskıları çıkıp da yüreği genişlemeye istidatlı çocuklarla kucaklaşmıyor, bilmem ki?..

Dipnot:
Heeyy!!

Sadece şunu sormak istiyorum;

Bu kitabı okuyan birileri var mı burda Allah aşkına?
Ne olur varsa ses etsin!
Çocukluğunda okumuş birileri...

Çünkü sadece onlar bilir onlara doğru yuvarladığım misketin onlara doğru yuvarlanmaya devam ettiğini!
112 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yıldızlı Atlas beni büyüten kitap, çocukluğum, dert ortağım, sırdaşım. Bir kitap için fazla abartılı gelebilecek güzel sıfatları sıralayabileceğim yegane eser. Tüm kitaplar içinde en çok çocuk kitaplarını sevmemi sağlayan. Böyle olunca ilk incelememi bu kitap üzerinde yapmak istiyorum.

Kitabın çocuklar için yazıldığı söyleniyor. Ancak okuyan herkes bunun tersini düşünüyor. Bence de Burhan Eren içindeki çocuğu konuşturarak yetişkin okuyucuların içindeki çocukları, saflığı ve zarifliği uyandırmak istiyor. Kitabın içinde kısa kısa denemeler bulunmakta. Her biri çocukların da anlayabileceği sade cümlelerle ancak yetişkinlerin anlamlandırabileceği derinlikte manaları sunuyor bize. Aynı zamanda bir çocuğa yaklaşırken ne kadar ince bir üslupla yaklaşmak gerektiğini de göstermiş oluyor. Kalbini fethetmek için nerelere varmak gerektiğini de görmüş oluyoruz.

Kitabı bana kim olduğunu hatırlamadığım birisi yedi yaşımdayken hediye etmişti. Hediye olarak elime geçen en iyi kitap diyebilirim. Ne zaman gönlüm yorulsa, çocukluğuma geri dönmek istesem hemen elimde buluyorum bu kitabı. Defalarca okumuş, her satırını neredeyse ezberlemiş olsam da hiç bıkmadığım, hala başucumda duran tek kitap. Şimdiye dek elime geçen en naif eser.

Dolu dolu sevmeyi, her varlığa merhamet etmeyi, telleri kırık şemsiyelerin dilinden anlamayı, kalbimizin adımızdan önce geldiğini, en çok anneyi sevmeyi, dostluğu, paylaşmayı, çiçekleri, kuşları, günışığını biriktirmeyi, mavi gökyüzüne bakmayı, masmaviyi, sonbaharın sarışın günlerini, mektup yazmayı, mektup beklemeyi, mektup olup bir misket içinde yuvarlanmayı, İstanbul'u, Maveraünnehir'i, şiirleri, şarkıları, tekerlemeleri, bilmeceleri, kelimeler uydurmayı, dereden tepeden yazmayı, yazıların kenarlarına resimler çizmeyi... öğretiyor çocukluğuma.

"Kalbe giden yol, bir tanedir ve inceciktir. Yürürken dikkat ister." Benim kalbime giden yolu böyle inceliklerle bezemeye yardım eden bu kitabı hediye eden kahraman her kimse ona sonsuz şükran... Kitabı yazan Burhan Eren ve resimlerini çizen Dağıstan Çetinkaya'ya dolu dolu minnet...
112 syf.
·Beğendi·10/10
Gerçekten beğenerek okuduğum ve etkilendiğim bir kitap.Şiddetle tavsiye ederim.Kitap samimi bir dille yazılmış denemelerden oluşuyor. Çocuklar için yazılmış izlenimi uyandirsa da her yaşta insana hitap eden, insanı alıp çocukluğunun masalsı ikliminde seyahate çıkaran güzel bir eser.
Benim Yüzlerce Öğretmenim Vardı
İlkokulda dört öğretmenim vardı. Daha sonraki okullarda onlarca öğretmenim oldu.
Şimdi yarısını bile sayamam onların.
Birçok şey öğrendim onlardan. Öğrendiklerimin çoğu, hiçbir işe yaramadı.
Zaten birçoğunu da unuttum daha sonra.
Ama okulun dışında yüzlerce öğretmenim vardı. Onlardan binlerce şey öğrendim.
Beyaz karanfiller çizmeyi ablamdan öğrendim. İlk şarkıyı da öteki ablamdan.
Sevinci, uçurtmanın ipini tutan bir elden öğrendim.
Coşkuyu arkadaşlarımın çizdikleri resimlerden öğrendim.
Bir akşam babam eve dönmemişti; beklemeyi öğrendim.
Vurduğum kuşun kanı, bembeyaz karın üzerine akınca; pişmanlığı, çaresizliği öğrendim.
Açlığı, bir yoksulun elindeki ekmekten öğrendim.
Kurumuş bir dere yatağından susuzluğu öğrendim.
Kafeste çırpınan bir kuştan özgürlüğü öğrendim.
Uçsuz bucaksız ne demek? Denizlerden onu öğrendim.
Sessizliği, koca bir ormandan; sabretmeyi küçük bir karıncadan öğrendim.
Çok sonraları dedem öldü. Dedemden ölümü öğrendim.
Şiiri, içimde koşuşup duran atlardan öğrendim.
Maviyi gökyüzünden, kırmızıyı gülden, sarıyı da ekinlerden öğrendim.
Neydim ben, neden vardım bu dünyada, neredeydim; annemin yüzüne bakınca öğrendim.
Ben bir kalem olsaydım eğer, gelip parmaklarına yaslanır, sana ipil ipil yanan yıldızlar çizerdim. Ben bir yıldız olsaydım, kim bilir kaç köşeli… Belki de Küçük Prens’in yaşadığı yıldız ben olurdum. Küçük Prens, başka gezegenlere gittiğinde, çiçeğinin bütün nazına katlanır, ona bakmaktan usanmazdım.
Ben bir çiçek olsaydım, bir tutam fesleğen olurdum mutlaka. Geceleyin esen bir rüzgâr, kokumu alıp uçurur, senin yanına getirirdi.
Ben bir rüzgâr olsaydım, en çok gece bekçilerinin şapkalarını uçurmayı severdim. Bir de ağaçların arasından geçerken, yaprakların çıkardığı sesi…
Ben bir ağaç olsaydım, çok yapraklı bir ağaç olmak isterdim. Dallarıma konan kuşları, avcıların silahlarından saklamak için isterdim bunu. Bir bunun için isterdim.
Ben bir silah olsaydım, kuşları hiç vurmazdım. Ölürdüm yine de vurmazdım...
Çocuklarla yapılmış bir röportajda okumuştum; " Bir şeyi çok sevince ayrılmak zor oluyor " diyordu o çocuklardan biri. " Çok hüzünlüysek komik şeyler yapmak lâzım. " diyordu onun arkadaşı olan başka bir çocuk.
Kalbimizin büyüdüğünü hissederiz kimi zamanlarda. Dünyanın bütün güzelliklerini içine alacak kadar büyüdüğünü… O kadar büyür ki kalbimiz; sanki bütün denizler kalbimizin kıyısına vurur, bütün nehirler kalbimize doğru akar. Sanki bütün kuşlar kalbimizden havalanır gökyüzüne. Ve sonra o kadar büyür ki kalbimiz, adımızın ne olduğunu unutuveririz. Çünkü o zaman kalbimiz, adımızdan önce gelir.
Yalnızca bir şeylerin olmasın, sen de bir şey ol.. Bir bardak su ol sözgelimi, susayan biri için.. Umudunu yitirmiş biri için bir parça umut olabilirsin...
Düğümdeki yumuşak g’nin canı çıkacak gibidir. İyiyim ben, der yine de. Burada biraz sıkıştım sadece, hepsi o kadar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yıldızlı Atlas
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756185015
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Saklambaç Yayınları
Ben olmasaydım, şimdi bunları okumazdın sen.

Başka şeyler yapardın, başka şeyler okurdun muhakkak...

Ben olmasaydım, akşamlar yine bu kadar güzel olur muydu?...

O şarkı kimin içinden akardı öyle usulca?..

O şarkıyı kim söylerdi sesi tükeninceye kadar?..

Üstüme serilen gökyüzü, ben olmasaydım, sen yine bu kadar mavi olur muydun?

Kitabı okuyanlar 80 okur

  • G.
  • Zeynep Kübra Şit
  • İsa
  • Adem
  • Emine Köksal
  • AYŞE ESAN
  • Yunus Ahmet
  • Fatih Ç.
  • Şeyda Kalın
  • Şeyda öztürk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%5.6
18-24 Yaş
%44.4
25-34 Yaş
%27.8
35-44 Yaş
%16.7
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%88.1
Erkek
%11.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%76.9 (30)
9
%15.4 (6)
8
%5.1 (2)
7
%2.6 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0