Adı:
Yirmi Sekiz
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053261759
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
28 Şubat 1997 tarihi, Türkiye için zor bir gündü. Bin yıl süreceği öngörülen bu post modern darbenin sonrasında Müslümanların yaşadığı travmanın edebiyata yeterince yansımadığı söylene durdu. Bu antolojiyi hazırlayan değerli yazarlar Abdullah Harmancı ve Mehmet Kahramana göre bu söylenti, bu türden eserler üzerinde yeterince çalışma yapılmadığı için tercih edilen bir kolay yorumdu. 28 Şubat hakkında 28 yazarın yazdığı öykülerden müteşekkil bu kitap ile amaçlanan, döneme dair yazarların şahitliklerinin ve ortaya koydukları eserlerin bir arada görünür olmasıdır. Umut odur ki, bu görünür olma meselesi, gözümüzü kapattığımız daha pek çok şeyi de bize hatırlatır. 28 Şubat Romanları, Öyküleri ve Şiirleri ile alakalı sayıca çok ve nitelikli çalışmaların yapılmasına ön ayak olur.
28 Şubat.. Ne büyük hasarlar bıraktı arkasında da hâlâ silemiyoruz izlerini. Kolay geçirebildiğimiz dönemler değildi, söylemek kolaydı tabi postmodern darbe. İki kelime ve olağan bir tarih.. 21 yıl ardından biraz daha umutlu bakabiliyorsak hayata bu da şimdiki dönemin rahatlığından olsa gerek. Fakat hiç kimse o günlerin mağduriyetlerini de gideremiyor ne yapsa da. 21 kişi müebbet hapis cezası aldı daha dün. Bitti mi yani, bu kadar mı? Yoo. İnanın bu kadar kolay olmamalı, o zamanın tüm nefret saçan medya veya siyaset organlarının hepsi bugün hesabını vermeli. Kim getirebilir ki 6 sene sonunda doktor olacakken son bir sınavına giremeyen ablamızın o günlerini, kim getirebilir avukat olacakken stajını yapamayan ablalarımızın o günlerini veya kim getirebilir o hevesle girilen derslerden koca sınıfın önünde dersten atıldığı zamanları.. İstemiyoruz tabi o günleri tekrardan, hatırlamaya bile mecalimiz olmuyor hatta çoğu zaman ama yaşandı, birileri bu abilerimize, ablalarımıza zulmü reva gördü. 28 Şubat zulümdü, inançlara zulümdü, hakka hukuka karşı zulümdü. Sadece başörtüsü değildi konu, kitaplardı, sohbetlerdi, giyiminizdi, inancınızdı..

Ben hiç denk gelmesem de benim de imtihanım başka yönlerde oldu tabi, şimdi her şey çok rahat, örtümde sınırlama yok ve tabii örtüsüzlüğümüzde de.. Bazen yaşantıma bakıyorum, çevreme sonra, ne için çekildi bütün o acılar, sıkıntılar? Camilerde kız-erkek birlikte oturmak için mi? Okulda erkek arkadaşıyla yanyana oturan kızların camiye girdiğinde de arkadaşıyla yanyana namaz kılma isteğine cevaben mi 28 Şubat isyanları yapıldı? Bir gün bir toplantıda "Bizim sıkıntımız 28 Şubat hasarlarının bir kısmına bile denk gelmemiş olmamız bu yüzden bu kadar rahat örtümüzde gevşeklik yapabiliyoruz." demiştim. Hâlâ bu sözümü savunurum. Kimseyi incitmek istemem ama benim inancıma ters gelen zamanlardan geçiyoruz, her gün yeni bir fıkhi konunun fazlaca özgürlükçü tarafıyla karşılaşıyoruz, şaşırıp kalıyorum. Bana göre her şeyi yapmayacağımızı -yapamayacağımızı demiyorum- anlaştırmak için tesettüre bürünürken bazı arkadaşlarımız da ben tesettürümle her şeyi yapabilirim diyor, desin, bu saatten sonra kimseye karışacak değiliz. Ama düşünüyorum bir zamanlar insanlar peruk bile takmayı bir utanç sebebi olarak görürken, bu fütursuz davranışlarımız nereden geliyor?

Kitaba gelemedim ama kitap bu işte, 28 Şubat'a dair çok çok kaliteli 28 yazardan 28 öykü.. Mustafa Kutlu var, Cihan Aktaş, Fatma Barbarosoğlu, Sibel Eraslan, Mehmet Harmancı, Mukadder Gemici var. Bazı öyküler bu kitap için yazılmış olsa da bazıları yazarlarımızın eski kitaplarından alıntı şeklindedir. Örneğin Kutlu'nun hikayesi Hüzün ve Tesadüf'teki aynı adlı eserinden alıntıdır veya Emine Acar'ın Sihirli Silgi hikayesi bu kitap için yazılmış gibi. Bu kitabı yayına hazırlayan Mehmet Kahraman ve Abdullah Harmancı'ya teşekkürlerimi sunarım. Her ne kadar bu konuyla antolojimizin geniş olduğunu söyleseler de bu kitap benim için bir başlangıçtı ve aramak istediğimde de bulabileceğim kitaplar olduğunu hatırlattı. Siyasi konuların edebi tarafları güzeldir, şiddet içermez, daha naziktir mesela. Konu sonuna kadar nefret dolu olsa bile... Hikayeler tanıdık, hikayeler bildik ve hikayeler iç karartıcı. Geçmeyen yaralarımızın geçmeyen hatıraları işte. Sevgili editörümüz Güray Süngü'ye de bir not: Kitabın sonuna yazarlarımız hakkında küçük biyografiler ekleyebilirdik bence ve de bazı yazım yanlışlarını düzeltebilirdik :) Küçük şeyler bunlar, latife, çok güzel bir kitap kesinlikle. Okunmalı.
Diyeceğim o ki: Yağmurlar ilk kez değdi kulaklarımıza. Bizim kulaklarımız... Biz ki saçını çantasında taşıyanlarız... Biz ki 28 Şubat mağdurlarıyız..
Zevk vermiyoruz gözlerine; hayallerini çok zorluyoruz.
Saçlarımızı görmek istiyorlar. Sonra sıra nereye gelecek?
Abdullah Harmancı
Sayfa 103 - Kâmil Yeşil, Lebdeğer
"Peyami Safa haklıymış" diyor Ceyhun'a, mandalina dolu bir ağacın altında "Hani Dokuzuncu Hariciye Koğuşu var ya, orada hastalığın, derdin çocuktan anneye anneden çocuğa katlanarak geçtiğini söyler. Acı böyle geçiyorsa mutluluk da geçer o zaman, değil mi?"
Abdullah Harmancı
Sayfa 145 - Mukadder Gemici, Mandalina
"Ben okulu bırakıyorum."
...
"Sen mi okulu bıraktın? Okul mu seni bıraktı?"
"O beni ben olarak istemedi, ben de onu bıraktım."
Abdullah Harmancı
Sayfa 33 - Fatma Barbarosoğlu, Dazlak
Bazen dağılıyorsun, şaşırıyorsun, düşüyorsun; doğrulmak olmasa; nasıl yaşar insan?
Abdullah Harmancı
Sayfa 158 - Akif Hasan Kaya, Yok
Yarın 29 Ağustos Cuma. Üzerine güneşin doğduğu günlerin en hayırlısı cumagünüdür: Adem (as) o gün yaratıldı o gün cennete konuldu o gün cennetten çıkarıldı. Kıyamet de ancak cuma günü kopacaktır. Hadis-i şerif, Müslim.
Abdullah Harmancı
Sayfa 49 - Yıldız Ramazanoğlu, Son Leylek

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yirmi Sekiz
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053261759
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
28 Şubat 1997 tarihi, Türkiye için zor bir gündü. Bin yıl süreceği öngörülen bu post modern darbenin sonrasında Müslümanların yaşadığı travmanın edebiyata yeterince yansımadığı söylene durdu. Bu antolojiyi hazırlayan değerli yazarlar Abdullah Harmancı ve Mehmet Kahramana göre bu söylenti, bu türden eserler üzerinde yeterince çalışma yapılmadığı için tercih edilen bir kolay yorumdu. 28 Şubat hakkında 28 yazarın yazdığı öykülerden müteşekkil bu kitap ile amaçlanan, döneme dair yazarların şahitliklerinin ve ortaya koydukları eserlerin bir arada görünür olmasıdır. Umut odur ki, bu görünür olma meselesi, gözümüzü kapattığımız daha pek çok şeyi de bize hatırlatır. 28 Şubat Romanları, Öyküleri ve Şiirleri ile alakalı sayıca çok ve nitelikli çalışmaların yapılmasına ön ayak olur.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Nur
  • Gökçe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0