0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
49 gösterim
28 Şubat 1997 tarihi, Türkiye için zor bir gündü. Bin yıl süreceği öngörülen bu post modern darbenin sonrasında Müslümanların yaşadığı travmanın edebiyata yeterince yansımadığı söylene durdu. Bu antolojiyi hazırlayan değerli yazarlar Abdullah Harmancı ve Mehmet Kahramana göre bu söylenti, bu türden eserler üzerinde yeterince çalışma yapılmadığı için tercih edilen bir kolay yorumdu. 28 Şubat hakkında 28 yazarın yazdığı öykülerden müteşekkil bu kitap ile amaçlanan, döneme dair yazarların şahitliklerinin ve ortaya koydukları eserlerin bir arada görünür olmasıdır. Umut odur ki, bu görünür olma meselesi, gözümüzü kapattığımız daha pek çok şeyi de bize hatırlatır. 28 Şubat Romanları, Öyküleri ve Şiirleri ile alakalı sayıca çok ve nitelikli çalışmaların yapılmasına ön ayak olur.
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2017
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    9786053261759
  • Yayınevi:
    İz Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Gökçe 
14 Nis 18:24 · Kitabı okudu · 6 günde

28 Şubat.. Ne büyük hasarlar bıraktı arkasında da hâlâ silemiyoruz izlerini. Kolay geçirebildiğimiz dönemler değildi, söylemek kolaydı tabi postmodern darbe. İki kelime ve olağan bir tarih.. 21 yıl ardından biraz daha umutlu bakabiliyorsak hayata bu da şimdiki dönemin rahatlığından olsa gerek. Fakat hiç kimse o günlerin mağduriyetlerini de gideremiyor ne yapsa da. 21 kişi müebbet hapis cezası aldı daha dün. Bitti mi yani, bu kadar mı? Yoo. İnanın bu kadar kolay olmamalı, o zamanın tüm nefret saçan medya veya siyaset organlarının hepsi bugün hesabını vermeli. Kim getirebilir ki 6 sene sonunda doktor olacakken son bir sınavına giremeyen ablamızın o günlerini, kim getirebilir avukat olacakken stajını yapamayan ablalarımızın o günlerini veya kim getirebilir o hevesle girilen derslerden koca sınıfın önünde dersten atıldığı zamanları.. İstemiyoruz tabi o günleri tekrardan, hatırlamaya bile mecalimiz olmuyor hatta çoğu zaman ama yaşandı, birileri bu abilerimize, ablalarımıza zulmü reva gördü. 28 Şubat zulümdü, inançlara zulümdü, hakka hukuka karşı zulümdü. Sadece başörtüsü değildi konu, kitaplardı, sohbetlerdi, giyiminizdi, inancınızdı..

Ben hiç denk gelmesem de benim de imtihanım başka yönlerde oldu tabi, şimdi her şey çok rahat, örtümde sınırlama yok ve tabii örtüsüzlüğümüzde de.. Bazen yaşantıma bakıyorum, çevreme sonra, ne için çekildi bütün o acılar, sıkıntılar? Camilerde kız-erkek birlikte oturmak için mi? Okulda erkek arkadaşıyla yanyana oturan kızların camiye girdiğinde de arkadaşıyla yanyana namaz kılma isteğine cevaben mi 28 Şubat isyanları yapıldı? Bir gün bir toplantıda "Bizim sıkıntımız 28 Şubat hasarlarının bir kısmına bile denk gelmemiş olmamız bu yüzden bu kadar rahat örtümüzde gevşeklik yapabiliyoruz." demiştim. Hâlâ bu sözümü savunurum. Kimseyi incitmek istemem ama benim inancıma ters gelen zamanlardan geçiyoruz, her gün yeni bir fıkhi konunun fazlaca özgürlükçü tarafıyla karşılaşıyoruz, şaşırıp kalıyorum. Bana göre her şeyi yapmayacağımızı -yapamayacağımızı demiyorum- anlaştırmak için tesettüre bürünürken bazı arkadaşlarımız da ben tesettürümle her şeyi yapabilirim diyor, desin, bu saatten sonra kimseye karışacak değiliz. Ama düşünüyorum bir zamanlar insanlar peruk bile takmayı bir utanç sebebi olarak görürken, bu fütursuz davranışlarımız nereden geliyor?

Kitaba gelemedim ama kitap bu işte, 28 Şubat'a dair çok çok kaliteli 28 yazardan 28 öykü.. Mustafa Kutlu var, Cihan Aktaş, Fatma Barbarosoğlu, Sibel Eraslan, Mehmet Harmancı, Mukadder Gemici var. Bazı öyküler bu kitap için yazılmış olsa da bazıları yazarlarımızın eski kitaplarından alıntı şeklindedir. Örneğin Kutlu'nun hikayesi Hüzün ve Tesadüf'teki aynı adlı eserinden alıntıdır veya Emine Acar'ın Sihirli Silgi hikayesi bu kitap için yazılmış gibi. Bu kitabı yayına hazırlayan Mehmet Kahraman ve Abdullah Harmancı'ya teşekkürlerimi sunarım. Her ne kadar bu konuyla antolojimizin geniş olduğunu söyleseler de bu kitap benim için bir başlangıçtı ve aramak istediğimde de bulabileceğim kitaplar olduğunu hatırlattı. Siyasi konuların edebi tarafları güzeldir, şiddet içermez, daha naziktir mesela. Konu sonuna kadar nefret dolu olsa bile... Hikayeler tanıdık, hikayeler bildik ve hikayeler iç karartıcı. Geçmeyen yaralarımızın geçmeyen hatıraları işte. Sevgili editörümüz Güray Süngü'ye de bir not: Kitabın sonuna yazarlarımız hakkında küçük biyografiler ekleyebilirdik bence ve de bazı yazım yanlışlarını düzeltebilirdik :) Küçük şeyler bunlar, latife, çok güzel bir kitap kesinlikle. Okunmalı.

Kitaptan 14 Alıntı

Gökçe 
13 Nis 16:28 · Kitabı okudu · İnceledi

Zevk vermiyoruz gözlerine; hayallerini çok zorluyoruz.
Saçlarımızı görmek istiyorlar. Sonra sıra nereye gelecek?

Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 103 - Kâmil Yeşil, Lebdeğer)Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 103 - Kâmil Yeşil, Lebdeğer)
Gökçe 
14 Nis 12:33 · Kitabı okudu · İnceledi

"Peyami Safa haklıymış" diyor Ceyhun'a, mandalina dolu bir ağacın altında "Hani Dokuzuncu Hariciye Koğuşu var ya, orada hastalığın, derdin çocuktan anneye anneden çocuğa katlanarak geçtiğini söyler. Acı böyle geçiyorsa mutluluk da geçer o zaman, değil mi?"

Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 145 - Mukadder Gemici, Mandalina)Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 145 - Mukadder Gemici, Mandalina)
Gökçe 
10 Nis 17:27 · Kitabı okudu · İnceledi

"Ben okulu bırakıyorum."
...
"Sen mi okulu bıraktın? Okul mu seni bıraktı?"
"O beni ben olarak istemedi, ben de onu bıraktım."

Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 33 - Fatma Barbarosoğlu, Dazlak)Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 33 - Fatma Barbarosoğlu, Dazlak)
Gökçe 
10 Nis 17:21 · Kitabı okudu · İnceledi

Öfke fazladır bazen.
Küsmek bile fazla.
İncinmek çok fazla.

Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 29 - Fatma Barbarosoğlu, Dazlak)Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 29 - Fatma Barbarosoğlu, Dazlak)
Gökçe 
12 Nis 22:00 · Kitabı okudu · İnceledi

Yarın 29 Ağustos Cuma. Üzerine güneşin doğduğu günlerin en hayırlısı cumagünüdür: Adem (as) o gün yaratıldı o gün cennete konuldu o gün cennetten çıkarıldı. Kıyamet de ancak cuma günü kopacaktır. Hadis-i şerif, Müslim.

Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 49 - Yıldız Ramazanoğlu, Son Leylek)Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 49 - Yıldız Ramazanoğlu, Son Leylek)
Gökçe 
14 Nis 12:47 · Kitabı okudu · İnceledi

Bazen dağılıyorsun, şaşırıyorsun, düşüyorsun; doğrulmak olmasa; nasıl yaşar insan?

Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 158 - Akif Hasan Kaya, Yok)Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 158 - Akif Hasan Kaya, Yok)
Gökçe 
10 Nis 10:49 · Kitabı okudu · İnceledi

Memur olamıyorsanız memur karısı olmayı başarmalısınız kızlar!
Anneme göre kabahatli benim, değil memur, memur karısı bile olmayı başaramadım. Kaldı ki, bakışlarından belli, istikbali parlak bir memur bu; hızla merdiven basamaklarını tırmanacak.

Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 20 - Cihan Aktaş, Basamaklar)Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 20 - Cihan Aktaş, Basamaklar)
Gökçe 
13 Nis 19:58 · Kitabı okudu · İnceledi

ahh!
Annemin kitapları yakması neredeyse bir gününü aldı. Ara ara namaz vakitleri balkona çıkıyor, yüzünü ayaza vererek derin derin iç çekiyor. Kitapları yakarken sanki gençliğini, anılarını, aşklatını, dostluklarını adeta tüm geçmişini yakar gibiydi. Derin solumalarla gözlerinden yağmur gibi yaşlar akıyordu o kadar güçlü görünmesine rağmen.

Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 125 - Selvigül Kandoğmuş Şahin, Yangına Uğramış Kitaplar)Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 125 - Selvigül Kandoğmuş Şahin, Yangına Uğramış Kitaplar)
Gökçe 
10 Nis 10:52 · Kitabı okudu · İnceledi

İşine yaramayan, yoluna engel olabilecek bütün anıları silecek, geçmişini yeniden yazacak, benden öğrendiği, hayatımdan kopardığı kelimelerle, bildiği gibi yazacak.

Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 24 - Cihan Aktaş, Basamaklar)Yirmi Sekiz, Abdullah Harmancı (Sayfa 24 - Cihan Aktaş, Basamaklar)
2 /