Yırtıcıların Alacakaranlıkta Savaşı

8,7/10  (9 Oy) · 
11 okunma  · 
7 beğeni  · 
360 gösterim
. Yırtıcıların Alacakaranlıkta Savaşı sıradışı bir roman: Tanınmış bir reklamcı olan Charles Cuvelier, Paris'te, eski bir binanın asansöründe kapalı kalır. Genç bir dul olan ev sahibesi, Charles'a şeytani bir oyun oynamaya kalkışmasa sıradan bir olay olacaktır bu. Ama genç kadın, reklamcının asansörden çıkmasına izin vermez ve tutsağının kurtuluş umutlarını birbiri ardınca boşa çıkartır. Çılgınca bir can sıkıntısı içinde yaşayan genç dul, reklamcının bütün kozlarını elinden alır. Bu savaşım sırasında gerçek bir cehennem yolculuğu yapan Charles Cuvelier bu süreç içinde yaşamının üzerine oturduğu bütün değerleri gözden geçirmek zorunda kalır. Henri-Frederic Blanc, bu romanında metafizik bir ironi ile acımasız bir karikatürün birbirine karıştığı felsefi bir mesele yaratır: Saçmanın kapılarını zorlayarak gerçekliğe ulaşan bir kara mizah ve iletişim toplumunun acımasız eleştirisi; saydam, pırıl pırıl, acımasız ve çarpıcı bir üslup.
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2000
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9789755104690
  • Çeviri:
    Halil Gökhan
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

#Henri Frederic Blanc'in severek okuduğum ikinci eseri. Blanc'in dili sade, derin, ironik ve estetik. Kitap, psikolojik çözümlemeleri edebi bir zevk vererek yapıyor.

#Reklamcı Charlie, ev kiralamaya gittiği binanın eski asansöründe mahsur kalır. Daha sonra ev sahibesi kadınla karşılaşır ve bu genç, dul, güzel kadından kendisine yardım etmesini ister. Kadının kayıtsızlığı adamı çileden çıkarsa da, dilini tutar ve kadına kur yaparak, sıkışmış olduğu asansörden çıkmanın yollarını arar. Bu arada kadın, kendisine asansörde lazım olacak her şeyi temin eder. Lazımlık, yiyecek içecek, tıraş takımı vs... Şimdiye kadar başına gelen her şeyi parayla çözmeye alışık olan adam bocalamaya başlar. Türlü taktikler dener, kadını kendisine aşık etmeye çalışır, hizmetçiyi ayartır, postacıdan yardım ister, itfaiyeyi arar ama kimse kendisine yardım etmez, daha doğrusu görmemezlikten gelirler. Adeta bir müzeye gider gibi asansördeki adama bakmaya gelir insanlar... Zora düştüğünde arayacak bir dostu bile yoktur, sonradan fark eder. Çünkü güçlüyken dosta gereksinim duymamıştır. Charlie, ilerleyen günlerde hayatı üzerine düşünmeye başlar, ev sahibesi ile devamlı düello halindedir. Reklamcılık yaparak, yalanlar söyleyerek kazandığı hayatı boşa geçirilmiş bir zamandan başka bir şey değildir... Kayıtsız kaldığı, yanından geçip gittiği, omuz silktiği, önemsemediği ne varsa karşısına dikilir... Ve insan bir yere tıkıldığında bunları düşünecek bolca vakti vardır. Yalanlar ve para üzerine kurulu hayatının muhteşem sefaletini asansörde kavrar.

#Kitap sınırlı bir zaman ve mekanda geçmesine rağmen okuyucuyu sürükleyecek nitelikte. Farklı bir kitap okumak isteyen, kara mizahtan hoşlanan kişiler Blanc'in eserlerini okumalı diye düşünüyorum.

#Herkese iyi okumalar dilerim.