Yırtıcıların Alacakaranlıkta SavaşıHenri Frederic Blanc

·
Okunma
·
Beğeni
·
391
Gösterim
Adı:
Yırtıcıların Alacakaranlıkta Savaşı
Baskı tarihi:
Eylül 2000
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755104690
Kitabın türü:
Çeviri:
Halil Gökhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
. Yırtıcıların Alacakaranlıkta Savaşı sıradışı bir roman: Tanınmış bir reklamcı olan Charles Cuvelier, Paris'te, eski bir binanın asansöründe kapalı kalır. Genç bir dul olan ev sahibesi, Charles'a şeytani bir oyun oynamaya kalkışmasa sıradan bir olay olacaktır bu. Ama genç kadın, reklamcının asansörden çıkmasına izin vermez ve tutsağının kurtuluş umutlarını birbiri ardınca boşa çıkartır. Çılgınca bir can sıkıntısı içinde yaşayan genç dul, reklamcının bütün kozlarını elinden alır. Bu savaşım sırasında gerçek bir cehennem yolculuğu yapan Charles Cuvelier bu süreç içinde yaşamının üzerine oturduğu bütün değerleri gözden geçirmek zorunda kalır. Henri-Frederic Blanc, bu romanında metafizik bir ironi ile acımasız bir karikatürün birbirine karıştığı felsefi bir mesele yaratır: Saçmanın kapılarını zorlayarak gerçekliğe ulaşan bir kara mizah ve iletişim toplumunun acımasız eleştirisi; saydam, pırıl pırıl, acımasız ve çarpıcı bir üslup.
#Henri Frederic Blanc'in severek okuduğum ikinci eseri. Blanc'in dili sade, derin, ironik ve estetik. Kitap, psikolojik çözümlemeleri edebi bir zevk vererek yapıyor.

#Reklamcı Charlie, ev kiralamaya gittiği binanın eski asansöründe mahsur kalır. Daha sonra ev sahibesi kadınla karşılaşır ve bu genç, dul, güzel kadından kendisine yardım etmesini ister. Kadının kayıtsızlığı adamı çileden çıkarsa da, dilini tutar ve kadına kur yaparak, sıkışmış olduğu asansörden çıkmanın yollarını arar. Bu arada kadın, kendisine asansörde lazım olacak her şeyi temin eder. Lazımlık, yiyecek içecek, tıraş takımı vs... Şimdiye kadar başına gelen her şeyi parayla çözmeye alışık olan adam bocalamaya başlar. Türlü taktikler dener, kadını kendisine aşık etmeye çalışır, hizmetçiyi ayartır, postacıdan yardım ister, itfaiyeyi arar ama kimse kendisine yardım etmez, daha doğrusu görmemezlikten gelirler. Adeta bir müzeye gider gibi asansördeki adama bakmaya gelir insanlar... Zora düştüğünde arayacak bir dostu bile yoktur, sonradan fark eder. Çünkü güçlüyken dosta gereksinim duymamıştır. Charlie, ilerleyen günlerde hayatı üzerine düşünmeye başlar, ev sahibesi ile devamlı düello halindedir. Reklamcılık yaparak, yalanlar söyleyerek kazandığı hayatı boşa geçirilmiş bir zamandan başka bir şey değildir... Kayıtsız kaldığı, yanından geçip gittiği, omuz silktiği, önemsemediği ne varsa karşısına dikilir... Ve insan bir yere tıkıldığında bunları düşünecek bolca vakti vardır. Yalanlar ve para üzerine kurulu hayatının muhteşem sefaletini asansörde kavrar.

#Kitap sınırlı bir zaman ve mekanda geçmesine rağmen okuyucuyu sürükleyecek nitelikte. Farklı bir kitap okumak isteyen, kara mizahtan hoşlanan kişiler Blanc'in eserlerini okumalı diye düşünüyorum.

#Herkese iyi okumalar dilerim.
*Kitapla ilgili bilgi içerir.

Yazarın adını sitede duymuştum ve merak ediyordum. Kitabın konusuna dair en ufak bir bilgim yoktu. Kitabın ismine ve kapaktaki resme bakınca eski bir binanın eski bir asansöründe kapalı kalan bir adama ilişkin bir kurgusunun olması, beklemediğim bir şeydi.

Kapalı kalan adam Charles reklamcıdır. İlk başta birkaç saat içinde kurtarılacağını akşam evinde film izleyebileceğini düşünür. Ben de böyle düşünürdüm; asansörde kalırsın, yardım istersin, duyanlar gelir seni kurtarır. Ama öyle değil işte. Ev sahibi yalnız yaşayan genç bir kadındır. Yardım çağrılarını duyarak kapısını açar ona asansöre binmemesi gerektiğini yukarıya çıkarken arızalandığını söyler. Onun tamirci çağırma önerisini de saatin geç olduğunu ustaların işlerini terk ettikleri gerekçesiyle reddeder, kuaför randevusu olduğunu söyleyerek kapıyı kapatır. Birkaç saat sonra geldiğinde ona akşam için bir battaniye verir, tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şeyleri de verir. Apartmanda kalan diğer iki kiracı, ev sahibinin hizmetçisi ve tesadüfen gelen postacı onun orada olması çok doğalmış gibi, o hep oradaymış gibi davranırlar. Hatta birisi onu yeğenine gösterir, ders almasını ister. Kimse onu oradan çıkarmaya çalışmaz. Böyle saçma bir ortam vardır.

Charles reklamcı olmasından kaynaklanan fazla özgüvenden dolayı krizi rahatlıkla çözümleyebileceğini düşünerek hareket eder, ancak başarılı olamaz.

Charles'ın gerek iç konuşmaları gerekse ev sahibiyle yaptığı konuşmaları onun kapitalizmin modern iş dünyasında pek sık görülen likit kişilikli biri olduğunu kanıtlar niteliktedir. Yani sistem sürekli kârı elde etmek için piyasalardaki rekabet şartlarına uyum sağlayabilecek bir karaktere sahip çalışanlar ister. Değişimlere ayak uydurabilecek, normlar değiştikçe yeniden yapılanacak, her seferinde ortama ayak uydurabilecek ve oyunu kuralına göre oynayan bir nevi yırtıcı bir karaktere sahip kişiler. Bunun sonucunda vicdan, saygı, hoşgörü, bağlılık, özveri, dostluk, doğruluk, dürüstlük, eş duyum, uzlaşı gibi değerler bu tür kişilerin dışındadır. Piyasa şartlarına uygun olduğu ölçüde diğer insanlara haksızlık edilmesinin, kayıplarının olmasının rahatsız ediciliği ve ahlak dışılığı yoktur. Uyum sağlayamayanlar da dışlanır. Yazar bu gerçeği çarpıcı bir biçimde işlemiş.

Charles hizmetçiyi kandırarak telefon etme fırsatı yakalar ancak aklına yardım isteyecek bir dostu gelmez. Kapalı kaldığı süre içerisinde kendini sorgular. Asansörde kalmanın iyi yönlerini bile görmeye başlar, susmayan telefonlar, müşterilere yalakalanmalar, zaman stresi yoktur. Modern kölelikten kurtulduğunu, kendine ait bir zamanının olduğunu fark eder.

Kitabın kapağını kapadığımda üzerinde kalemden sivri dişleri olan yırtıcı hayvan resminin benim için artık bir anlamı vardı.

Sürekli artan bir merak duygusuyla okudum, okudukça bakış açım genişleyerek başta duyduğum ev sahibine olan kızgınlığım azaldı. Kurgusu, kara mizahın etkili olduğu farklı anlatımıyla kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz bir kitap.
Kitab ı okumaya başladıktan sonra konu itibarı ile tanıdık geldiğini farkettim ve yaptığım ufak bir araştırma sonucunda yanılmadığımı ve Mustafa Altıokların Yönettiği Asansör adlı filmin uyarlandığı kitap olduğunu öğrendim. Filmi izlemedim ama kitabı okuduğum kadarıyla şunu söyleyebilirim çok etkileyici.

Asansörde kalan karakterimiz rahatlıkla kurtulabileceğini zannederken binanın sahibi bayan karakterimizi asansörden çıkartmıyor ve onunla eğleniyor. Tüm apartmanı da korkutarak adamın kurtulmasını engellemeye çalışıyor. İnanılmaz derecede etkilendim, gerildim ve sinirlendim. Kitabı okuduğum için çok da memnun kaldım. Farklı bir tat arayan okurlara bu kitabı kesinlikle öneririm. keyifli okumalar.
Kitabın özeti denebilecek bir alıntı paylaşayım. -Eğer gitmek istemişsem burada kalmayı özgürce seçmek içindir.
Kitap ismi ve içeriği arasında çok bir bağlantı kuramadım. Okurken zihnimde Franz Kafka'nin gregor samsa'sı geldi. Charles kendini birden asansörde kapalı bulur ve hikaye başlar ..
Başkaları için hiçbir şey yapmadınız, ama şimdi kalkmış bir başkasının sizin için bir şey yapmasını bekliyorsunuz!
Beyninizin çıkar hesaplamaktan başka bir işe yaradığı yok, sırf kâr elde etmek ya da alçaklığınızı haklı çıkarmak için konuşuyorsunuz. Sizden küçük olan herkesi eziyor, sizden büyük olan her şeyin önünde eğiliyorsunuz. Kendinizi zeki sanıyorsunuz, çünkü benzerlerinizi sersemletmekte ustasınız, kendinizi özgür sanıyorsunuz, çünkü elinizde kötülük yapma gücü var, kendinizi üstün sanıyorsunuz, çünkü sıradan insanların ruhsal sefaletini sömürmeyi çok iyi biliyorsunuz: Kendini beğenmiş psikolojiniz sayesinde onları büyük yanılgılara düşürebiliyorsunuz… Hadi, ne duruyorsunuz, onları soymaya devam edin, ama bilin ki onların her zaman sizden daha üstün, asla çalamayacağınız, hiçbir zaman tanıyamayacağınız yanları olacak ve en hoş, en gelişmiş hazdır bu:

Vicdanı rahat olmak. İyi akşamlar.
-Size inanıyorum, dedi, kediyi boğmayı çoktan kafasına koymuş olan Charles.
-Evet, ziyafete başlasak nasıl olur?
-Keyifle! diye haykırdı Charles.
-La Traviata’yı sever misiniz?
- La Traviata’ya bayılırım, çok beğendiğim yemeklerden biridir.
-Hayır, La Traviata, Verdi’nin bir operasıdır. Şu da küçük bir Burgonya şarabı.
Hızın köleleştirdiğini anlamıştı. Yaşamdaki bütün değerli şeyler zaman istiyordu: Aşk, dostluk, düşünce, okuma, merak, bakış… sıkıştıkça us yassılaşıyor, yürek sıkışıyor, ruh daralıyordu. Ne bizim sevmeye vaktimiz vardı ne de başkalarının. Saatin yalnız köleleri olan bizler güle oynaya hiçliğe doğru koşuyorduk.
Kafes içindeki yaşamın iyi yanları olduğuna bile kendini inandırıyordu: Artık telefonlardan başını kurtarmıştı, ne yağcı budalalar onu sıkıştırabiliyor, ne randevulara yetişmek zorunda kalıyor, ne de yararsız ve ivedi kırtasiyeciliğe aralıksız boyun eğiyordu. İyi bir değerlendirme yapılırsa eskisine göre daha özgür sayılırdı. Yaşamında ilk kez önünde zaman vardı. Kendisine ait bir zaman.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yırtıcıların Alacakaranlıkta Savaşı
Baskı tarihi:
Eylül 2000
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755104690
Kitabın türü:
Çeviri:
Halil Gökhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
. Yırtıcıların Alacakaranlıkta Savaşı sıradışı bir roman: Tanınmış bir reklamcı olan Charles Cuvelier, Paris'te, eski bir binanın asansöründe kapalı kalır. Genç bir dul olan ev sahibesi, Charles'a şeytani bir oyun oynamaya kalkışmasa sıradan bir olay olacaktır bu. Ama genç kadın, reklamcının asansörden çıkmasına izin vermez ve tutsağının kurtuluş umutlarını birbiri ardınca boşa çıkartır. Çılgınca bir can sıkıntısı içinde yaşayan genç dul, reklamcının bütün kozlarını elinden alır. Bu savaşım sırasında gerçek bir cehennem yolculuğu yapan Charles Cuvelier bu süreç içinde yaşamının üzerine oturduğu bütün değerleri gözden geçirmek zorunda kalır. Henri-Frederic Blanc, bu romanında metafizik bir ironi ile acımasız bir karikatürün birbirine karıştığı felsefi bir mesele yaratır: Saçmanın kapılarını zorlayarak gerçekliğe ulaşan bir kara mizah ve iletişim toplumunun acımasız eleştirisi; saydam, pırıl pırıl, acımasız ve çarpıcı bir üslup.

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Sibel
  • suna
  • Deniz
  • Selman Ç.
  • Leandre
  • mısra
  • namen
  • Ceyhun Tansu Ebinç
  • Fırat Özbey
  • ismail adem korkut

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44.4 (4)
9
%0
8
%33.3 (3)
7
%22.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0