Yitik Bir Aşkın Gölgesinde

·
Okunma
·
Beğeni
·
16713
Gösterim
Adı:
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Baskı tarihi:
19 Nisan 2018
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752732278
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Siya Evine
Çeviri:
Muhsin Kızılkaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Siya Evînê
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey'in hikayesidir anlatılan.

Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar. Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür. Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk...
295 syf.
·10/10
Öncelikle kitabı bana hediye eden Hakan Can
a teşekkürlerimi sunuyorum. İçinden bana kitap hediye etmek gelmiş. Nasıl mutlu oldum anlatamıyorum. Öyle her kitabı beğenemiyorum. Hediye kitaplar ömür boyu saklanacak olduğu için çok güzel olsun içime işlesin isterim. Yaşar Kemal'in övdüğü bir kitap göndereceğim deyince çok sevindim. Koskoca Yaşar Kemal onay vermişse kötü olmasının imkanı var mı?

Kitabımız 1922 yılından başlayıp 1976'da roman kahramanımız Memduh Selim beyin ebedi bir sessizliğe gömülmesiyle son buluyor.

Trayyy laaa laayyy trayyylaaalaayyy diye başlıyor romanın asıl yeri. Feriha keman çalıyor. Ayın on dördü gibi güzel bir yüz. Memduh Selim aşık oluyor bu ceylana. Sonrası mı? Sonrası kötü, sonrası acılarla dolu. Aşkı ve halkı arasında ezildi Memduh Selim bey. Keşke kader ağlarını onu mutlu edebilecek şekilde örseydi.

Tarihi roman yazmak ustalık isteyen bir iştir. Geçmiş zamanın yaşantısını, kültürünü, atmosferini iyi bilip okuyucuya yansıtmak gerekir. Bu roman bu duyguları çok güzel yaşatmış. Bazı tarihi denilen romanlarda bu his yaşanmıyor yaşatamıyor. Ama ben bu romanda hiç bilmediğim 1920'li yılları yaşamış gibi oldum.

Kitap Kürtçeden Türkçeye çevrilmiş bir kitap. Çok beğenerek okudum. Tek sorun yaşadığım şey, bazı bölümlerdeki anlamları yazılmamış Kürtçe kelimelerdi. Çeviri kitaplarda böyle şeylere rastlıyoruz zaman zaman.
Gurgin gurgin. .
295 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İncelemeye başlamadan önce “MEHMED UZUN OKUMA ETKİNLİĞİ” #30997659 altında böyle güzel bir kalemi benimle tanıştırdığı ve Kürt Edebiyatının en iyilerinden birini okuma fırsatı sağladığı için sevgili Esra’ya teşekkür ederim.

Bu romanın bana hissettirdikleri anlatamam belki ama içimde canlandırdığı ezgileri sizinle paylaşabilirim. https://www.youtube.com/...gI&start_radio=1
Ve bir de bu romana çok yakıştırdığım bir şiir, bir şarkı sözü...

"Boran bir yaban kuştur.
Gökyüzünün mavisine bata çıka bir maviş kuş.
Konmaz hiçbir yere.
Yuvasından bozkırlara koşar sulardan yuvasına.
Çok zor yakalanır, şahin bile tutamaz onu kanadından. Yabandır. asidir ha, rengi kadar güzeldir.

Güvercin sahipleri sevmez boranı. Girer evcil sürüsüne.
Peşine mutlaka takılan olur.
Bazen sürü bile düşer ardına ya vurulur ya da yaralıyken yakalanır.
Diğer kuşlarla aynı kafese kapatılır.
Hiçbir evcil kuşu yaklaştırmaz kendine.

Hele bir de güvercin besleyenler evcilleştirmek için kanadının tüylerini çekti mi, vay vay yemez artık yemini.
Ya açlıktan ölür ya da kafesin demirine kendini vura vura öldürür.

Sesi çığlıktır artık, turna indirir.
Ya gökyüzüdür ya ölümdür boran.
Boranlar kalktı mapushanelerden.
Şehre sokulmamış evlerden.
Dökerek renklerini şehirlerin ufkuna, gittiler dağların doruklarına."

Göç, sürgün, güz , bir de keman sesi : tray la laaay, traaay,traaay,laaa…

Hayatı her mevsim sonbahar olan bir adam. Memduh Selim Bey. Dilinden korkarak büyüyen çocuklar, ilkokula başladığında yıllardır konuştuğu dilin yasak olduğunu öğrenenler, aydınları öldürülen , sürgün hayatı yaşayan bir halk. Yüzyıllardır var olan ancak yok sayılmış bir halk. Belki kendini bile unutan bir halk, ölümler üzerine , kan üzerine , ağrının alevi üzerine kurulmuş bir aşk, bir ceylan...

Güz mevsiminde dökülen yaprağın üzerinde hayat bulmaya çalışan bir organizmanın açlığında sonuna kadar tüketilmek istenen bir yaprak , aşk.

Bir tarafta inanılmış bir dava , bir tarafta hayatın en canlı davası aşk. Bulması da , kazanılması da zor olan aşk. Kaybedilmesi kalpte oluşan kağıt kesiği. "

Durmadan kanayan bir kağıt kesiği yara kalpte, bir de beyinde açılan bir dava kurşunu. Yara almış bir vücut. İki cephede birden savaşıyor. Umut karın bölgesinde geziniyor. Tek besini kalpte damla damla akan kan. İnce bir umut çok çok ince , bir sızı gibi , bir koku gibi, bir anı gibi karın bölgesinde yayılıyor vücuduna , beynine sızıp hayaline ulaşıyor. Dayanma gücünü böyle sağlıyor Memduh Bey , böyle dayanıyor, böyle güçleniyor.

Sonra beynindeki dava kurşunu yok ediyor Memduh Bey’i , ilk davasını böyle kaybediyor. Tek cephede savaşan bir adam artık o ... Kalpteki ince kesik , karın bölgesindeki umutla yeniden iyileşiyor sanki. Tutunacak , savaşacak tek organı kalp... Ancak kalpteki kağıt kesiğinin onu öldürdüğünü çok sonraları anlıyor , karın bölgesinden yayılmakta olan sızı da umut değil, ecel. Günden güne tükeniyor artık. O kağıt yarası güzel bir türkü gibi ölümüne dek kulaklarında uğulduyor, dili kalbiyle birlikte sonsuza dek bu türküye eşlik edecek,biliyor.

Aşkın ve varoluşun romanı bu. Yok olmaya yüz tutmuş DNA’larda tutunan bir umut ışığının yeni genler yaratmasıyla örülmüş bir gen haritası , ulus. Yok edişlerden kendini var etmiş insanlar, çaresizliği iki omuzunda taşıyan , bir omzunda umut , bir omzunda çaresizlik, dilinde ağıtlardan ve sevinçlerden bozma bir türkü. Gönlünde aşk yarası. İnce sızı…


Nasıl anlatılır , nasıl hissettirilir yaşananlar? Sadece hissettiklerimi aktarmaya çalıştığım bir inceleme oldu bu. Kesinlikle anlatamama kaygısı yine içimde. Ancak kalem kırık, dönmüyor , hislerime tercüman olmuyor, olamıyor. Başka bir ırkın gözünden bakmak, başka geçmişe sahip insanların gözlerinden dünyaya bakmaya çalışmak benimki. Empati , empati , empati! O da ne kadar başarılı olabilirse anlamaya , işte o kadar.

Yıldızlı not : Okumadan önce ön yargıları bir rafa kaldırmayı unutmayın.
Romanın “Çevirenin Notu” adlı bölümünden bir alıntıyla incelememi noktalıyorum.

“Çevirinin bittiği günlerden biriydi. Hepinizin tanıdığı bir gazeteciyle bir ahbabın evinde karşılaştım. daha önce birlikte çalışmıştık. Ne yaptığımı sordu; Kürtçe bir romanın çevirisini yeni bitirdiğimi söyledim. Bön bön yüzüme baktı, hayretler içindeydi; bana “Kürtçe’de bir roman yazacak kadar kelime var mı?” dedi.
Sağlıcakla Kalın.
280 syf.
Bu roman, onulmaz, çifte bir aşkın romanıdır. Bir tanesi kadın aşkı, ötekisi bir kavganın aşkı. Memduh Selim İstanbul'da okumuş, İstanbul aydınlarının kültür yaşamına karışmış, bir kültür adamı, bir kitap kurdudur.

Cumhuriyetten sonra Türkiye'den sürgün edilmiş, o zamanlar Fransızlarda olan Antakya'da ve Halep'te , öteki Suriye şehirlerinde yaşamış, bu sıralarda da bir Çerkes kızına âşık olmuş, Nişanlanmış, evleneceklerken Ağrı Dağı başkaldırısı başlamış.isterse Ağrı'daki savaşa gitmeyebilir.

Nişanlısından çok yaşlıdır. Ama aşk büyüktür. Sonunda Memduh Selim Bey savaşı seçer ve Ağrı Dağı'nın yolunu tutar. Savaş, yoksulluklar, açlıklar ve yenilgi...

Bu roman bir trajedidir. Dil yalın , yeni betimlemeleri göze batmadan, insanın gözüne gözüne sokmaz.

Bu romanı bitirdikten sonra etkisinden kurtulamadım.Memduh Selim Bey'e üzüldüm, kızdım, küçümsedim belki... Bence sizde bir şans verin , bir şey kaybetmiş olmazsınız...

Son olarak Yaşar Kemal, yazar hakkında neler söylemiş:

Mehmed Uzun 'u okuduğumda çok şaşırdım, bir dilin ilk romanı böylesine ustalıkla, böylesine zengin bir dille, üstelik de gelişmiş bir roman dili yaratılarak nasıl yazılmış diye. Mehmed'in yeteneğinin, geniş kültürünün elbette bunda büyüktür.
280 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Artık okuduğum muhteşem kitapların etkisinden kolay kolay kurtulamıyorum kurtulmak da istemiyorum. Araştırıyorum ne de güzel şeyler buluyorum. Bir Mehmed Uzun filmi yapmışlar hem de Kürtçe. Muhakkak izlenmeli , yayalım yayalım izleyelim :)
https://youtu.be/7LQmm5QHnTw

Hiç görmesem de sıcaklığını hissettirerek Hakkari'lerden hem sevgiler hem de bu şahane kitabı gönderen Esra Kurt 'cım; içimi parçaladın ama nasıl mutlu ettin beni, tüm bunlar için çok çok teşekkür ederim sana, iyi ki varsın, bu sitenin bana kazandırdığı çok önemli, değerli insanlardan birisin:)

'Yitik Bir Aşkın Gölgesinde " kitabının hediye olmasının yanı sıra başlangıcı benim canım Yaşar Kemal ile olunca biliyorsun ki bu kitap çarpacak seni. Kendisine 'Homerosoğlu' denilirken Mehmed Uzun için Kürtlerin Homeros'u demesi elbette beklentiyi yükseltiyor. O kadar zengin ki zihni. Hele kendimi şanslı saydığım şeylerden biri yine bu site sayesinde okuduğum Ehmedê Xani'den de söz edilmesi,ayrıca yine sürgün yemiş Kavafis, yani yabancılık çekmedim isimlere. Bir de keşke Mehmed Uzun inat etmeseymiş de kitaplarını kendi çevirseymiş. Belli ki kendi dilinde edebiyatını konuşturmuş ama her çeviri aynı tadı vermiyor. Bazen derim Balzac okurken aldığım lezzeti kim bilir Fransızca okusam nasıl divane olurdum bu da öyle hissettirdi.

Alıntılarda yalnız aşk davası paylaşmış olabilirim ama içimdeki büyük siniri satırlara yazmak çok zor.
'Coğrafya kaderdir' cümlesi ülkede dört bir yandan kendini en büyük dehşeti ile gösteriyor ve dayanılmaz bir hal alıyor bende. Yalnız bu kadar üzüleceğimi düşünmemiştim.
En acı cümlelerinden biri de;
' Dünyada hiçbir fikir eseri yoktur ki zulme karşı başkaldırmamış olsun.'

Bir de ;
"Kuşkusuz durumumuzu biliyorsunuz. Ancak bizi anladığınıza inanmıyorum. Bizi nasıl anlayabilirsiniz? Siz de biliyorsunuz ki; bilmek ayrı şey anlamak ayrı şeydir. Anlamak, bilmekten daha yakıcıdır. Çok yakıcı. Ve bazı şeyler vardır ki, yaşanmadan anlaşılmaz..."

Şimdi bu cümle sonrası gerçekten amaan artık öyle dertler yok, benim çok Kürt arkadaşım var hiç öyle bir ayrımcılık yok , onlar şikayet etmiyor, biz biliyoruz anloyoruz da... gibi sığ cümleler kurmadan önce bir kez daha okumak ve düşünmek gerek.

Kitapta eğer'lerle süregiden büyük keşke'ler grubu var. Ve bunlardan yalnız biri gerçekleşmiş olsa talih çok başka yönlere taşıyacak insanları hem de sadece bir kişinin değil bir çok kişinin hayatını değiştirecek. Hep böyle değil midir, insanın verdiği ufak bir karar tüm dünyasının değişmesine neden olur ve artık geri dönüşü yoktur. Bir de bu kitap bunların yanında bana binlerce şey düşündürdü. Mesela Osmanlı Devleti yıkıldığında aydınlar tarafından ülkenin kurtarma çabası esnasında başka biri önder olsaydı, mesela bir Kürt ya da Çerkez.. O da Kürdiye kursaydı, ülkedeki herkesin Kürt kabul edilmesini isteseydi, isyan edenler ülkeden sürülseydi. Bir dolu kavga da Türklerin kendilerini kabullendirme çabası olsaydı, çok şey farketmez miydi...

Üzüyor be. Bazen bu topraklarda artık yaşayamayacağım anlar hissediyorum , dayanamıyorum diyorum, gidicem diyorum . Ama biliyorum ki ne zaman gitsem geri dönebilirim. Peki ya dönememek, o bayılarak konuştuğum dilimi vır vır uzun uzun istediğim her yerde konuşamamak, memleketin neresine gidersen git bir manyaklığa rastlama beklentisi hissetmeden yürümek, ya ince belli çay bardağının önemini anlayamayan insanlarla bir arada uzun yıllar geçirmek... benim için sürer de gider. Bunun insan içinde yarattığı yaşarken yaşayamama durumu. Off off . Gece gece yine çok dertlendim.
Finalde bu adam kimdir derdi nedir diye bakmak isteyenlere küçük bir röportajım var, ölmeden önce ahh keşke ...

https://www.ilkehaber.com/...-yazariyim-23915.htm
255 syf.
·Beğendi·10/10
Güzel ve yaşanmış bir aşk hikayesi...Yeri geldi kah ağladım, kah huzur buldum, gözlerimi kapadım hayal kurdum adeta o anları yaşadım tek kelimeyle harika bir eser ustaca yazılmış dili sade, sürükleyici bir roman... Kitaptan aklımda kalan: "Mirim, diyor, hayat dört ses sayesinde hayattır hala; yüreğin sesi, kadın sesi, müzik sesi ve su sesi..."! Büyük umutların ve hayallerin beklenmedik şekilde sonuçlandığını anlatan Mehmed Uzun'un her kitabı birbirinden güzel anlatamıyla, okuyucuya sunulmuş mükemmel bir eser...Yazarı seven herkesin okumasını tavsiye ediyorum.

Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey’in hikayesidir anlatılan.
Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar. Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür. Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk...
295 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Mehmed Uzun büyük bir yetenek. Bu kitap ise bana göre en kıymetli eseri. Ezbere bildiğim bir cümle vardır bu kitaptan aklımda kalan: "Mirim, diyor, hayat dört ses sayesinde hayattır hala; yüreğin sesi, kadın sesi, müzik sesi ve su sesi..." 
Kitabı okurken yaşadım resmen. Kah ağladım, kah huzur buldum, gözlerimi kapadım hayal kurdum. Mehmet Uzun ne büyük bir edebiyatçı ve ben onu okumuş olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum. 
Muazzam bir roman, mükemmel bir üslup yakalamış eserde, yazar mükemmel bir iş çıkarmış bu tarihsel kişiliğin hayatını romanlaştırmış, herkese öneriyorum. Aşk ve davası arasında kalan insanın romanı, kelimelerinin duruluğu üslubu gerçekten çok temiz, herkese öneriyorum... 
295 syf.
·5 günde·8/10
Mehmed Uzun’dan bir aşk hikayesi...bir kadına aşk... bir davaya aşk... Ömrünün en güzel yıllarını sürgünde geçiren Memduh Selim Bey’in hikayesi... ve tercihler..
Bazen en azından birinden başarı umarak tercih yaparsın ama arkana dönüp baktığında elde kalan koca bir hiç boşa geçirilmiş bir ömür.

Okunması gereken kitaplar arasında...şimdiden keyifli okumalar..
295 syf.
·3 günde·10/10
Memduh Selim Bey...
Bilgili, görgülü, kalbiyle yaşayan, pusulası kalbi olan ama hak ettiği mutluluğu kaçıran bahtsız ve güzel adam... Hikâyen beni hem hoşnut etti hem de hüzünlendirdi. Ömrünün geri kalanını mutluluk içinde geçireceği insanı bulmuşken bu kutlu insanın bir anda ellerinin arasindan kayip gitmesi ne acı bir durum. Memduh Selim Bey'in hikâyesini okuyunca ertelenen güzelliklerin, zamanında gereken kıymeti görmeyen insanların daha sonra insanın koca bir ömrünü nasıl etkilediğini derin bir şekilde hissettim. Sevdiklerinizin kıymetini bilin dostlar, zira bir saniye bile geri gelmiyor, hepsi şükür sebebi. Mehmed Uzun ne hoş anlatmış bu hazin hikâyeyi. Kullandığı cümleler, kürtçe tabirler, destanlardan örnekler, altı çizilesi harika paragraflar hepsi okuyunca insanın kalbine dokunan bir roman çıkarmış ortaya, iyi ki çıkarmış. Ayrıca Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasina gebe dönemlerde Kürt halkın direnişi ve özgürlük arayışının da genel olarak portresi sunulmuş okuyucuya. Bir direnişin ve yitik aşkın kitabı... Bu arada kitapta beni fazlasıyla etkileyen bir alıntıyı buraya bırakıyorum. Şimdiden hepinize keyifli okumalar. :)

"İnsan sevdiğine kavuştuktan sonra
ekmeği olsun, ayranı hiç olmasın
yemeği sadece darı olsun
yorganı mavi gök olsun
döşeği kuru yer olsun
yastığı sert taş olsun
torbası omzunda olsun
torbanın dibi delik olsun
yurdu buralar olmasın
Acem ve gavur ellerinde olsun
Sevgilisi insanın istediği gibi olduktan sonra
gün boyu avare olsun.
aşsız katıksız, ekmeksiz olsun."
295 syf.
·10/10
Şu an büyük bir hayal kırıklığı ve derin bir üzüntü içersindeyim. Ne demek Mehmed Uzun ölmüş...


Daha önce ismini çok duymuş olmama rağmen ilk defa bir kaç gün önce bir kitabını okuyup tanıştım yazarlığınla. Kitap çok etkileyiciydi muhteşemdi ama şimdi konumuz bu deil. Merak edip hayatina bakayim derken daha bir kaç saat önce öğrendim artik hayatta olmadığını.


Oysa ki yaşayan bir efsaneyi okuyup takip etme şansına sahip olduğumu düşünmüştüm kendimce.


"Yitik Bir Aşkın Gölgesinde" şimdi daha acı dolu benim için. Memduh aslında Mehmed imiş.


"Umut nöbetinden, sürgün nöbetinden, aşk nöbetinden, kimsesizlik ve çaresizlik nöbetinden, umutsuzluk nöbetinden sonra şimdi de son nöbet" derken her kelimenin içini doldurmuşsun. Ölüm nöbeti hariç olsaydı keşke. Tamam kaçınılmaz son ama daha yeni tanımıştım seni.


Bütün eserlerini okuyan veya seni daha iyi tanıyan biri olmadigim için kapsamlı bir değerlendirme yapamasam da; duyarlılığın, hüznün, umudun, mücadelen, ruh inceliğin güçlü kaleminden bana geçti bir okur olarak.


Memduh artık yaşamayan 3 kişiye her hafta düzenli mektup yazıyordu hani. En yakın dostu Celadet Bedirhan' a , babasına ve Feriha' ya. Gerçi Feriha hayattaydı..

Demem o ki, bu da benim sana mektubum olsun...

Mezarın Diyarbakırdaymis yani kendi topraklarındasin. Zira Van ve İstanbul hasretiyle tutuşan ve içinde ukde kalan Memduh' un vatan özlemi yeteri kadar acıtmıstı içimi.
Ya Rabbim! Bu ne biçim dünya? Efsane, destan, stran, şiir, sevda, aşk, savaş, ölüm, düşmanlık... her şey, her şey karışmış birbirine.
Mehmed Uzun
Sayfa 201 - İthaki Yayınları
"Kitêb. Yara bêhempa. Dosta bêziman. Hogira zanînê."
.....
"Kitap. Rakipsiz sevgili. Dilsiz dost. Bilginin yoldaşı."
Mehmed Uzun
Sayfa 103 - Weşanên Ithakî

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Baskı tarihi:
19 Nisan 2018
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752732278
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Siya Evine
Çeviri:
Muhsin Kızılkaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Siya Evînê
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey'in hikayesidir anlatılan.

Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar. Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür. Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk...

Kitabı okuyanlar 2.584 okur

  • Hacer temel
  • Medintanrıçası
  • Engin Niyazi Ergül
  • Hanif Tanrıverdi
  • Fatma İpek
  • Evin Göktaş
  • Gamze
  • Xeca mirtif
  • Sema akşahin
  • Ada B.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%41.6
35-44 Yaş
%17.5
45-54 Yaş
%2.4
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51
Erkek
%48.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.6 (319)
9
%15.7 (103)
8
%14.8 (97)
7
%4.4 (29)
6
%2.6 (17)
5
%1.2 (8)
4
%0
3
%0.2 (1)
2
%0.3 (2)
1
%0.6 (4)

Kitabın sıralamaları