Yitik Bir Aşkın Gölgesinde

8,8/10  (129 Oy) · 
475 okunma  · 
137 beğeni  · 
3.818 gösterim
Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey’in hikayesidir anlatılan.

Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar. Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür. Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk...
  • Baskı Tarihi:
    2006
  • Sayfa Sayısı:
    295
  • ISBN:
    9789752732278
  • Orijinal Adı:
    Siya Evine
  • Çeviri:
    Muhsin Kızılkaya
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
DUA 
 13 Oca 15:37 · Kitabı okudu

Öncelikle kitabı bana hediye eden Hakan Can a teşekkürlerimi sunuyorum. İçinden bana kitap hediye etmek gelmiş. Nasıl mutlu oldum anlatamıyorum. Öyle her kitabı beğenemiyorum. Hediye kitaplar ömür boyu saklanacak olduğu için çok güzel olsun içime işlesin isterim. Yaşar Kemal'in övdüğü bir kitap göndereceğim deyince çok sevindim. Koskoca Yaşar Kemal onay vermişse kötü olmasının imkanı var mı?

Kitabımız 1922 yılından başlayıp 1976'da roman kahramanımız Memduh Selim beyin ebedi bir sessizliğe gömülmesiyle son buluyor.

Trayyy laaa laayyy trayyylaaalaayyy diye başlıyor romanın asıl yeri. Feriha keman çalıyor. Ayın on dördü gibi güzel bir yüz. Memduh Selim aşık oluyor bu ceylana. Sonrası mı? Sonrası kötü, sonrası acılarla dolu. Aşkı ve halkı arasında ezildi Memduh Selim bey. Keşke kader ağlarını onu mutlu edebilecek şekilde örseydi.

Tarihi roman yazmak ustalık isteyen bir iştir. Geçmiş zamanın yaşantısını, kültürünü, atmosferini iyi bilip okuyucuya yansıtmak gerekir. Bu roman bu duyguları çok güzel yaşatmış. Bazı tarihi denilen romanlarda bu his yaşanmıyor yaşatamıyor. Ama ben bu romanda hiç bilmediğim 1920'li yılları yaşamış gibi oldum.

Kitap Kürtçeden Türkçeye çevrilmiş bir kitap. Çok beğenerek okudum. Tek sorun yaşadığım şey, bazı bölümlerdeki anlamları yazılmamış Kürtçe kelimelerdi. Çeviri kitaplarda böyle şeylere rastlıyoruz zaman zaman.
Gurgin gurgin. .

Şeyma Öztürk 
16 Kas 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Memduh Selim Bey...
Bilgili, görgülü, kalbiyle yaşayan, pusulası kalbi olan ama hak ettiği mutluluğu kaçıran bahtsız ve güzel adam... Hikâyen beni hem hoşnut etti hem de hüzünlendirdi. Ömrünün geri kalanını mutluluk içinde geçireceği insanı bulmuşken bu kutlu insanın bir anda ellerinin arasindan kayip gitmesi ne acı bir durum. Memduh Selim Bey'in hikâyesini okuyunca ertelenen güzelliklerin, zamanında gereken kıymeti görmeyen insanların daha sonra insanın koca bir ömrünü nasıl etkilediğini derin bir şekilde hissettim. Sevdiklerinizin kıymetini bilin dostlar, zira bir saniye bile geri gelmiyor, hepsi şükür sebebi. Mehmed Uzun ne hoş anlatmış bu hazin hikâyeyi. Kullandığı cümleler, kürtçe tabirler, destanlardan örnekler, altı çizilesi harika paragraflar hepsi okuyunca insanın kalbine dokunan bir roman çıkarmış ortaya, iyi ki çıkarmış. Ayrıca Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasina gebe dönemlerde Kürt halkın direnişi ve özgürlük arayışının da genel olarak portresi sunulmuş okuyucuya. Bir direnişin ve yitik aşkın kitabı... Bu arada kitapta beni fazlasıyla etkileyen bir alıntıyı buraya bırakıyorum. Şimdiden hepinize keyifli okumalar. :)

"İnsan sevdiğine kavuştuktan sonra
ekmeği olsun, ayranı hiç olmasın
yemeği sadece darı olsun
yorganı mavi gök olsun
döşeği kuru yer olsun
yastığı sert taş olsun
torbası omzunda olsun
torbanın dibi delik olsun
yurdu buralar olmasın
Acem ve gavur ellerinde olsun
Sevgilisi insanın istediği gibi olduktan sonra
gün boyu avare olsun.
aşsız katıksız, ekmeksiz olsun."

Mehmet Reşit 
 05 Eyl 2017 · Puan vermedi

Mehmed Uzun ve onun dili. Evet, ilk önce üzerinde durulması gereken konu bu...
Adeta bir nehir gibi, akıp gidiyor; öyle rahatlatıcı, dinginlik verici... Şiir gibi; ruha munis, hafif bir ezgiyi duyuruyor... Güneşin batışı ile birlikte gelen o serin havada her şeyden; tüm zamandan, varlığından kopartıp derinliklere, çok uzaklara alıp götüren bir manzara gibi...Tıpkı gözlerinin içi gülerek bakan, rüzgarda saçlarının dalgalandığı, tebessümünden sonra yanaklarında oluşan buseleriyle, ağır ağır sana yaklaşarak, yavaş yavaş kalbine yerleşen ve seni sonsuz huzura erdiren o güzel kadının sana gelişi gibi... Yüksek dağların ihtişamını seyrediyormuş gibi...
Ve sessizlik. Sessizlik, seni o gürültüden alıp dünyanla baş başa bırakan o sessizlik gibi...
Şiir gibi, bu dil de beni zamandan, gerçeklerden soyutlayan, beni tüm bu kaderin acımasız cellatların elinden kurtaran ilacım oluyor...


Mehmed Uzun. Kürt edebiyatının öncülerinden, en sağlam yazarlarından biri kuşkusuz. Eserlerini Kürtçe kaleme alıyor ki, bu büyük bir başarı. Zira kürtçe bir roman kaleme almak pek kolay olmasa gerek. Üstelik dilini de ustalıkla kullanıyor. Yukarıdaki benzetmeleri de o dilin etkisiyle yaptım ki, yine de tesirini tamamıyla anlatabilmek mümkün değil. Bu yüzden ben onun da bütün büyük romancıların yanında anılması gerektiğini düşünüyorum...

"Ve bağırdı annem, tam evden çıkarken; 'Yüreğini ört, insanlar soğuk, üşürsün.' Mehmed Uzun'u ilk bu sözü ile tanımıştım ya da ilk defa bu sözü ile onunla karşılaştım demeliyim. Ama o zamanlar yazarlığı hakkında bir fikrim yoktu. Onunla ilgili olarak daha yeni bir düşüncem oldu.

Konu ile ilgili olarak kısa bir şey paylaşmak istiyorum: Hayatta anlayışımızı değiştiren, her safhada ya da dönemde yeniden karşılaştığımızda, yaşadıklarımıza farklı bakmamıza neden olan iki şey: Sözcükler ve Görüntüler... Bu ikisini uzun bir aradan sonra karşılaştığım bir şöfür ve dolmuşunda asılı duran tabelada farkettim...
" İnsanı tüketen sahip olmadıkları değil, sahipken kaybettikleridir."
Her dolmuşuna bindiğimde gördüğüm bu söz şimdi yeni bir anlam ifade ediyor benim için. Ve o kişi bana hep yukardan baktığını düşündüğüm o kişiyi şimdi farklı görüyorum. Onun bulunduğu yere gelip, yani hayat tecrübesiyle düşüncelerine ve bakış açısındaki derinliğe ve genişliğe ulaştığım için mi bu böyle? Yoksa her anladığımız şeyi aslında anlamıyoruz da, öyle mi sanıyoruz? Bu bir yanılsama mı? Tüm bunlara Phyron gibi mi bakmalıyım. Daima şüpheyle? Ama bu söz yeni anlamıyla karşıma çıkıyor: Memduh Bey'in tükenişi. Sahipken kaybettikleri. Avuçları arasından yitirdiği aşkı ve özgürlüğü. Yani her şeyi... Bu kitapta ve hikayede yeniden anlam kazanıyor.

Eserin genelinde yatan bir ikilem. Söz konusu Memduh Selim Bey'in özgürlük ile aşkı arasındaki zor kararı...
Memduh Selim Bey, kürt aydın. Cumhuriyetin ilanında dışarda kalan, acı çeken, kimliklerini kaybetme noktasına gelen kürt halkı adına, kendi hak ve hukuklarını, siyasi mücadelesini ortaya koyuyor. Ama ne yazık bütün emekleri boşa gidiyor. Sonunda ne aşkını, ne de özgürlüğünü elde edebiliyor...

Hakan Can 
 08 Oca 23:03 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yitik bir aşkın gölgesinde...
Ne gölge ama, romanın başkahramanı Memduh Selim Bey’in, kendi milliyetine ve Feriha’ya, kendi deyimiyle Ceylan’ına karşı duyduğu aşkın; derin, çok katmanlı ve her katmanında farklı hüzünlerini duyumsadığım kasvetli aşk gölgeleri.

İçinde, Memduh Selim Bey’in, aşkı Feriha’nın ve onlarca kürt vatandaşının sesinin duyulmadığı, anlaşılmadığı ve onların yaşarken cehennemde bırakıldığı bir gölge.
Bu gölgenin acısını duyumsamak ve kardeşliğimize kardeşlik katmak, her bireyin ödevidir.
Hem edebi bir aşk romanı okumak,hem de tarihte yaşanan bazı sıkıntılara farklı pencerelerden bakıp empati kurmak adına mutlaka okunması gereken bir kitap.
Keyifli okumalar dilerim.

FATMA TABAKCI 
 10 Nis 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

Gurbet.. mücadele ... Savaş... Biraz da aşk..
Başlarda adapte olmam zor olsa da ortasına doğru kendimi verebildim. Kürtlerin baş kaldırışlarını kendi açısından okumak farklıydı. Olaylara başka bi gözle bakma fırsatı verdi.

Jiyan GÜZEL 
27 Mar 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Mehmed uzun'un üçüncü romanı, bir kürt aydınının hikayesi. bir aşk hikayesi.. bir savaş hikayesi.. bir hasret hikayesi.. bir tarih anlatısı..
Yaşar kemal bu kitap için yazdığı önsözde şöyle der;
"...bu roman, onulamaz, çifte bir aşkın romanıdır. bir tanesi bir kadının aşkı, ötekisi bir kavganın aşkı..."
aşk davaya yenildi, dava ayak oyunlarına, hayaller realiteye...anılar da yetmedi, yenilgilerin soğukluğunu gidermeye. "koça dawî" bir küçük odada, koca bir yüreğin hapsolduğu bu küçük odada son buldu. okumak için çok geç kaldığım bir eser. tavsiye ederim..

Elif 
05 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 45 günde · Beğendi · 9/10 puan

Memduh Selim Bey
Sürgün,acı,yalnızlık,çaresizlik...
Ünlü Kürt yazar Mehmed Uzun' un bu eseri Memduh Beyi emellerini ,vatanına olan özlemini ,dilini ,halkını ,aşkını müthiş bir tatla yazmış.Kitabın orijinali Kürtçedir.Bu yüzden Kürt kültürü ,deyişleri oldukça yer alıyor kitapta.Çok yazacak birşey yok ama okuyun okutun derim.

sezen 
24 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

mehmed uzun çok değerli bir yazar. bu eseriyle tanıştım bu güzel insanla. dilinden koparılmanın acısının,memleket hasretinin roman kurgusu içinde eridiği bir eser. belki daha önce hiç düşünmediğimiz şeyleri düşündürdüğü için de can acıtıcı.

bhmflzf ( Mehmet ) 
 11 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Spoiler içerir.

Bu aralar sık sık kimlik ve aidiyet duygusu üzerine kitaplar peşimi bırakmaz oldu.:)Tabi hepsi farklı kimlikler ve aidiyette bu sefer 1920 lerde karşımıza çıkan bir Kürt aydının aşk ve ülküsü arasındaki gelgitlere tanıklık ettim.Ülküsünü aşkının önüne koyup daha sonra ise gerçekleşmeyen ülküsünden sonra ise aşkına yönelmesi lakin aşk için çok gecikmiş olması...Sonrasında içinde bulunduğu ruh dünyası tasvir edilmiş.Akıcı yalın ve sürükleyiciydi tamda Mehmed Uzun dan beklenileceği gibi.Modern Kürt edebiyatının mihenk taşı olarak kabul edilen yazar kendi coğrafyasının sorunlarına değiniyor.

Hiçbir canlı kendi eliyle yarattığı bir nesnenin,bir ülkünün ...esiri olmamıştır insanoğlundan başka.İnsanoğlu her yarattığı şeyin bağımlısı olmuştur tarih boyunca ve bunlar üzerinden sömürülmüş aşağılanmış ve istismar edilmiş.Lakin hala bunlara dört eliyle sarılmış ve sürünün dediği doğrudur psikolojisiyle hareket edip "Sürüden ayrılanı kurt kapar" korkusuyla yaşamaya devam etmektedir.Bundan dolayıda tek doğrulu ve tek yanlışlı dünya yaratılmıştır.
Kutuplu dünyayı kendi eliyle insanoğlu yaratmıştır.

Kitapla kalın.

Vildan Eyüpoğlu 
20 Kas 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Samimi bir dil kullanarak sürekli vatan mı aşk mı? diye sorgulatan , etkileyici ve düşündürücü bu kitabın okunmasını tavsiye ederim...

3 /

Kitaptan 132 Alıntı

Hayatı yaşanılır kılan dört ses vardır;
Yüreğin sesi, kadının sesi, müziğin sesi ve suyun sesi.

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun
Mehmet Sinan Gündüz 
09 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Evime ve kitaplarıma mukayyet olun. Döneceğim, döneceğim...

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 34)Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 34)
Jiyan GÜZEL 
27 Mar 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

"İhsan bey mirim, ezilenlerin yürekleri çabuk tanışır ve tez buluşurlar."

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun
Neslihan Korkmaz 
22 May 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yazmanın ilaç olduğunu çok iyi biliyor .Zamanın gazabına karşı en iyi ilaç.

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 233)Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 233)
Nergis Bakış 
13 Mar 2017 · Beğendi · 10/10 puan

Ne çok insan var. Her çeşit, her ırktan insan . Ne yaparlar, nereye giderler? Sonuçta hepsinin ortak bir yanları var; hepsi de sevmenin ne olduğunu biliyor, aşkın ne olduğunu da. Bilmezler mi, çaresizlik, kanadı kırıklık nedir, yüreğe düşen köz nedir, hüzün nedir? Evet insan olan bilir bunları. İnsan, duygu ustası... Aynı şekilde nefes alır, aynı havayı solur. O vakit herkes aynılaşır. Peki neden bu insanı insandan uzaklaştıran ayrılıklar, bütün bu sınırlar?

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 71 - İthaki 8.baskı)Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 71 - İthaki 8.baskı)
Vedat Geçit 
23 Kas 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Neden, bu kahrolası dünya her gün gözyaşlarıyla yıkanıp, yüreği yanıkların, çaresizlerin yakarışlarıyla, inlemeleriyle kurulanıyor. Niçin?

"Öyle anlaşılıyor ki feleğin çarkı kırılmış; dünya hızla bir yerlere doğru yuvarlanıyor... ve biz de bu hıza yetişmek zorundayız... Niçin ama?"

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun
Şeyma Öztürk 
 16 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"İnsan sevdiğine kavuştuktan sonra
ekmeği olsun, ayranı hiç olmasın
yemeği sadece darı olsun
yorganı mavi gök olsun
döşeği kuru yer olsun
yastığı sert taş olsun
torbası omzunda olsun
torbanın dibi delik olsun
yurdu buralar olmasın
Acem ve gavur ellerinde olsun
Sevgilisi insanın istediği gibi olduktan sonra
gün boyu avare olsun
aşsız katıksız, ekmeksiz olsun."

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 246 - İthaki Yayınları)Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 246 - İthaki Yayınları)
Jiyan GÜZEL 
27 Mar 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

"Kitap ve müzik.Ruhları mest eden iki şey.Yürekleri buluşturan dil."

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun