Yitik Bir Aşkın Gölgesinde

8,8/10  (85 Oy) · 
277 okunma  · 
83 beğeni  · 
2.143 gösterim
Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey’in hikayesidir anlatılan.

Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar. Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür. Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk...
  • Baskı Tarihi:
    2006
  • Sayfa Sayısı:
    295
  • ISBN:
    9789752732278
  • Orijinal Adı:
    Siya Evine
  • Çeviri:
    Muhsin Kızılkaya
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
McCreâdy 
08 Tem 18:52 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu yaz mevsiminin ilk defa yağan yaz yağmurunun verdiği ihtişamının mutluluğuyla yazıyorum Bugün...
Her daim yüreğime ilmek ilmek işlenen bunca acılarıma, sıkıntılarıma ve beni kendimden bertaraf etmekten zevk alan tutarsız duygu ve düşüncelerime inat...
Çürümeyen umudu, yaşamayı, yaşamanın anlamını yitirmeyen, dokunduklarından, seslendiklerinden ötürü bereketi beraberinde getiren inanmış yürekler var olduğunu bilmek bence umudun ta kendisidir...
Yoksul ve bir o kadar da derin düşlerimin özlemi; Her halde baharın bütün ihtişamını kendin de gizleyerek, yağmurun toprakla buluştuğunda etrafa yaydığı o muhteşem kokusu, Kuruyan gözlerimi nemleterek anımsatır...
Sahte hakikatlerin kararttığı çevremizde, Dört bir yanımızı kuşatan yalancı mutlulukların perdeleyemediği, hayata anlam katan, kendi özümüzü hatırlatan bir ses, bir tebessüm, Dokunduğu yerde bereketi yeşerten bir el mutlaka olmalı ki, Üstad Mehmed Uzunun Betimlediği gibi; Ne çok insan var.Her çeşit, her ırktan insan Ne yaparlar, nereye giderler? Sonuçta hepsinin de ortak bir yanları var; Hepsi de sevmenin ne olduğunu biliyor, Aşkın ne olduğunu da.! Bilmezler mi, çaresizlik kanadı kırıklık nedir.? Yüreğe düşen köz nedir? Hüzün nedir.? Bilmezlermi..? Bilmezler!! Bilmezler Çünkü daha dün bir kaç kişinin ocağına ateş düştü.! Bilmezler ki daha dün anaların ağladığına şahit oldum.! Bilmezler ki daha dün Çocuğunu topluma faydalı hale gelmesi için, Okuması için, Kendini feda ederek İnsanlık sıfatına tecavüz eden iç güdülülere kendini peşkeş çeken onurlu bir anaya şahit oldum.! Bilmezler ki daha dün eroin ve tiner kullanarak etkisiyle eriyen bir nesil gördüm.!
Nedir bu kahramanlık iç güdüsü.? Nedir bu? Rahat ve zengin olmanın verdiği hırs..!
Aslında bizim kendimizle yüzleşme cesaretine ihtiyacımız var. Belki de anlık bir pırıltının içimizde çakmasına, aşka, samimiyete, adanmışlığa ihtiyacımız var ki Bunların yerine kabuk bağlayan şey her ne ise işte odur içten içe bizi çürüten tek neden...
Oysa dökülür gönlümüzden buram buram nağmeler.Tozlu duvarlarda güller açtırır gülüşlerimiz. Aynı şarkılarda mutlu olur, aynı şiirlerde birleşir yüreğimiz. Sessiz ve bir o kadar da tehlikeli bu mayın Dünyasında sabah beş çiminde ıslanmış bir gül misaliydik. Oysa Bir çocuk kadar samimi,bir çocuk kadar gösterişsiz, bir çocuk kadar candan, bir çocuk kadar gerçeğiz...
kinin, nefretin, hilenin, entrikanın, bireyciliğin, çıkarcılığın olmadığı sade bir dünya. Bu dünya oyunun, eğlencenin, samimiyetin, paylaşımın olduğu çekici bir dünya...
Çocukça duygularla, hislerle kalmayı başarmak, insan olmayı başarmak demektir.Yaşadığımız dünya ya baktığımızda insanlık adına korkunç pratikleri gözlemlemekteyiz.Bir birini boğazlayan topluluklar, ufacık nedenlerden dolayı işlenen cinayetler, mal mülk için babasını bile öldürmekten geri durmayan vahşice anlayışlar...
Yaşadığımız dünya hepimize yetecek kadar büyük ve doyuracak kadar üretimin yapılabildiği alanlara sahip.Ancak aşırı kar hırsı beraberinde inanılmaz gaddarlıkların, zalimane doymak bilmez yönetimlerin oluşmasına kaynaklık etmektedir.Ve sonuç korkunç insan kıyımlarının yaşandığı bir dünya ya dönüşmektedir.Oysa güvenle ve korkusuzca yaşayabileceğimiz bir dünya en büyük insanlık hayalidir.Dolayısıyla çocukça bir dünya, sade, çıkarsız, barış içinde yaşanabilecek bir dünyanın formülünü vermektedir.Çocukça kalmayı başarmak insan olarak kalmayı başarmaktır...
Ah be Mezopotamya ah...
Sen nelere tanıklık etmedinki...
İnsanlığın başlama tarihi.İlk yerleşik yaşama geçme mekanı, hayvanların evcilleştirilmesi ve ilk araç gerçeğin yapıldığı yer.Dünya'da ki ilk üniversitenin kurulduğu alan.İlk tarımın ve üretimin ilk yapıldığı saha.Yine ilk para ve ticaretin insanlar arasında hayat bulduğu yer.Kısacası ilklerin hayat bulduğu yerin, tarihe belirgin olarak yön verdiğini biliyoruz.Tarih'te İrem bahçesi olarak isimlendirilen cennet parçası Mezopotamya...
Bu gün bu coğrafyaya baktığımızda cehenneme döndürülmeye çalışıldığını görüyoruz.İnsanlık adına iyi şeyler beklediğimiz Mezopotamya ya ne yazık ki yine insanlık adına en kötü şeylerin dayatıldığına tanıklık ediyoruz.Tarih'te insanlığın doğduğu coğrafya'da,Bugün öldürülmeye çalışıldığını görüyoruz ki Bu nedenle Mezopotamya'dan büyük bir kaçışın başladığını gün be gün daha iyi görüyoruz.Oysa bu coğrafya insanlık adına her zaman iyi gelişmelere öncülük etmişti ve bugün de iyiye öncülük edilmesine fırsat verilmeliydi...
Cinsiyet iç güdüsünden yoksun İnsanlık sıfatı kendine yakıştıra bilen herkeze muhakkak tavsiye ederim Saygılarımla...

mehmet pak 
15 Ağu 21:17 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

İthaki Yayınlarından yayınlanan Yitik Bir Aşkın Gölgesinde Kitabının orijinal adı Siya Evinedir. Kitabı Kürtçe aslından çeviren Muhsin Kızılkayaya teşekkürler.

Amed, Dersim, Ağrı, Van, Batman, Hakkari, Şırnak, Kars vs. Sanki burada yaşayan insanları tek bir ana doğurmuş, acıları, kederleri, hüzünleri aynıdır; zulüm , katliam, açlık, yoksulluk ve ölüm... '' İsyanları ve başkaldırıları hep bu kadere.'' diyor, Mehmed Uzun. Memduh Selim Bey'in hikayesi gerçek bit trajedi, gerçek bir kahramanlık hikayesidir. Yüreğinde kocaman iki büyük aşk; biri halkı için girdiği kavganın aşkı, diğeri ise Çerkez kızı Feriha'ya olan aşkı. Kimi anlatayım bilemedim. Memduh Selim Bey 'in trajik hayatını ve halkı için mücadelesini mi? Yoksa bu hayatı bu kadar yalın, akıcı ve okuyucunun yüreğine hançer gibi saplayan Mehmed Uzunu mu ? Yoksa kabuk bağlamayan yaraları kanatmaya devam edenleri mi? Bilemedim şimdi kimi anlatayım. Kalemim gibi aklım ve yüreğimde yardımcı olmuyor bana. Düşmana bile dilenmeyecek acılar vardır çünkü, sessizdir,dilsizdir ama öfkelidir. Bunları ne kitaplar anlatabilir, ne ağıtlar, ne türküler. Soğuktur cümleler. Ürkütücü.

Kürt edebiyatının en önemli kalemi Mehmed Uzun, Yaşar Kemali çok seviyor olmalı, Yaşar Kemalde onu. Kitabın ilk sayfasını çeviriyorsunuz '' Yılmaz Güney Anısına'' diyor, anlamlı anlamsız bir heyecana kapılıyorsunuz. Biraz düşünüyorsunuz, içselleştiriyorsunuz, sayfasını kapatıp Yılmaz Güney Anısına diyorsunuz. Sonrasında bir diğer usta kalem Yaşar Kemal 'in Mehmed Uzun hakkında ki düşüncelerini okuyorsunuz. Bir heyecan daha, bir büyük ustanın kitabı, iki büyük ustanın adını görüyorsunuz. Kalemleri aynı şeyleri anlatıyor; zulüm, katliam, acı, yoksulluk, aşk ve sürgün... Sürgünde geriye kalan sevdalar, hasretler, özlemler... O yüzden mi bu kadar büyükler bu insanlar? Bizleri anlatıyorlar, yabancı değiliz anlattıklarına. Ben anlatmıyorum edebiyat anlatıyor, görmek isteyene...

Cumhuriyetten sonra sürgün edilen Kürt aydınlarından biridir Memduh Selim bey. Dili yasaklanmış, yok sayılmış, varlığı kabul edilmemiş, sürgünler yaşamış, zulümler görmüş, katledilmiş, bombalanmış, yağmalanmış, aşağılanmış, küfürlere malzeme olmuş ama hiç bir zaman teslim alınamamış bir halkın, kavgasına ortak olmuştur Memduh Selim, tıpkı Mehmed Uzun gibi...Bu kavganın içinde tertemiz bir aşk.

Ağrıdayım, uçaklar havadan, bombalar yağdırıyor,Sağımda solumda parçalanmış bedenler, kopmuş kollar, dağılmış beyinler; Ağrı kan ağlıyor ve kan kokuyor. Dereler sular ile değil kan ve cesetler ile dolu. Hançerlenmiş kadınların çığlığı.Kopmuş bir el, küçük, bu kadar küçük olduğuna göre çocuk olmalı. Küçük ceset olur mu hiç? Küçük tabut... Dağlar isyan ediyor, denizler, ağaçlar, Azrail bile. Aklıma diğer bir Kürt yazar Ahmed Arif geliyor; '' Turna sürüsü değil bu /Gökte yıldız burcu değil/ Otuzüç kurşunlu yürek / Otuzüç kan pınarı /Akmaz /Göl olmuş bu dağda... Ah ulan ah kandan göl olur mu hiç? olur...Derelerinde cesetlerin yüzdüğü hemde. Çocuklarımıza, kardeşlerimize anlatıyoruz ya Ahmed Arif 'in Adiloş bebesini. Ne diyordu; Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır.Bunlar,aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır.Tanı bunları,tanı da büyü... Kulaklarında ninni oldu bu sözler çocuklarımızın, kardeşlerimizin...Cellatlarını tanıyacaklar...Tanıyacaklar ve öyle büyüyecekler... Ey yeri göğü yaradan, sen ki varlığımızın sebebi, yoktan var eden.
İstediğin zaman atları gökte uçuran, kavimleri taş edip cezalarını bu dünyada veren, sen mi yazdın bu zulmü bu insanların kader defterine? Parçalanmış çocuk bedenlerini izlemek keyif mi veriyor sana?

Ve geriye '' Yarınlar kalır, birde yarınlar için döğüşenler.''

Şeyma Öztürk 
16 Kas 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Memduh Selim Bey...
Bilgili, görgülü, kalbiyle yaşayan, pusulası kalbi olan ama hak ettiği mutluluğu kaçıran bahtsız ve güzel adam... Hikâyen beni hem hoşnut etti hem de hüzünlendirdi. Ömrünün geri kalanını mutluluk içinde geçireceği insanı bulmuşken bu kutlu insanın bir anda ellerinin arasindan kayip gitmesi ne acı bir durum. Memduh Selim Bey'in hikâyesini okuyunca ertelenen güzelliklerin, zamanında gereken kıymeti görmeyen insanların daha sonra insanın koca bir ömrünü nasıl etkilediğini derin bir şekilde hissettim. Sevdiklerinizin kıymetini bilin dostlar, zira bir saniye bile geri gelmiyor, hepsi şükür sebebi. Mehmed Uzun ne hoş anlatmış bu hazin hikâyeyi. Kullandığı cümleler, kürtçe tabirler, destanlardan örnekler, altı çizilesi harika paragraflar hepsi okuyunca insanın kalbine dokunan bir roman çıkarmış ortaya, iyi ki çıkarmış. Ayrıca Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasina gebe dönemlerde Kürt halkın direnişi ve özgürlük arayışının da genel olarak portresi sunulmuş okuyucuya. Bir direnişin ve yitik aşkın kitabı... Bu arada kitapta beni fazlasıyla etkileyen bir alıntıyı buraya bırakıyorum. Şimdiden hepinize keyifli okumalar. :)

"İnsan sevdiğine kavuştuktan sonra
ekmeği olsun, ayranı hiç olmasın
yemeği sadece darı olsun
yorganı mavi gök olsun
döşeği kuru yer olsun
yastığı sert taş olsun
torbası omzunda olsun
torbanın dibi delik olsun
yurdu buralar olmasın
Acem ve gavur ellerinde olsun
Sevgilisi insanın istediği gibi olduktan sonra
gün boyu avare olsun.
aşsız katıksız, ekmeksiz olsun."

FATMA TABAKCI 
 10 Nis 00:50 · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

Gurbet.. mücadele ... Savaş... Biraz da aşk..
Başlarda adapte olmam zor olsa da ortasına doğru kendimi verebildim. Kürtlerin baş kaldırışlarını kendi açısından okumak farklıydı. Olaylara başka bi gözle bakma fırsatı verdi.

Jîyan GÜZEL 
27 Mar 11:40 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Mehmed uzun'un üçüncü romanı, bir kürt aydınının hikayesi. bir aşk hikayesi.. bir savaş hikayesi.. bir hasret hikayesi.. bir tarih anlatısı..
Yaşar kemal bu kitap için yazdığı önsözde şöyle der;
"...bu roman, onulamaz, çifte bir aşkın romanıdır. bir tanesi bir kadının aşkı, ötekisi bir kavganın aşkı..."
aşk davaya yenildi, dava ayak oyunlarına, hayaller realiteye...anılar da yetmedi, yenilgilerin soğukluğunu gidermeye. "koça dawî" bir küçük odada, koca bir yüreğin hapsolduğu bu küçük odada son buldu. okumak için çok geç kaldığım bir eser. tavsiye ederim..

sezen 
24 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

mehmed uzun çok değerli bir yazar. bu eseriyle tanıştım bu güzel insanla. dilinden koparılmanın acısının,memleket hasretinin roman kurgusu içinde eridiği bir eser. belki daha önce hiç düşünmediğimiz şeyleri düşündürdüğü için de can acıtıcı.

Vildan Eyüpoğlu 
20 Kas 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Samimi bir dil kullanarak sürekli vatan mı aşk mı? diye sorgulatan , etkileyici ve düşündürücü bu kitabın okunmasını tavsiye ederim...

Hiçistan 
19 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

aşk ve vatan arasında kalan bir adam vatanı tercih eder sonra hem sevgilisini hem de vatanını kaybeder. trajik bir aşk hikayesi. mehmed uzun'un en sevdiğim romanı

Can Ozan KILIÇ 
01 Şub 16:04 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Kalabalığız bu ülkede, hemde çok kalabalık. Çok çeşitli ve çok renkliyiz. Bin renkli bir çiçek bahçesiyiz. Kıymetini bilmek zorundayız. Bir kürt ile bir çerkezin aşkı. Yaşasın halkların sevgililiği.......Memduh Selim bey ve Feriha (ceylan).

Zeynep güler 
16 May 19:19 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın daha önce kader kuyusu kitabını da okumuştum o yüzden sanki devamı ama başka hayatlar üzerinden gitmiş.insanın içine işleyen bir kitap...En önemlisi bilmenin değil anlamanın vurgulandığı kısım...kısa ve öz..yitirilen sadece aşk değil yitirilen bir hayattır...kısa ve öz anlatımıyla o kadar güzel mesajlar vermişki...

2 /

Kitaptan 89 Alıntı

McCreâdy 
07 Tem 18:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ne çok insan var.Her çeşit, her ırktan insan Ne yaparlar, nereye giderler? Sonuçta hepsinin de ortak bir yanları var; Hepsi de sevmenin ne olduğunu biliyor, Aşkın ne olduğunu da.! Bilmezler mi, çaresizlik kanadı kırıklık nedir.? Yüreğe düşen köz nedir? Hüzün nedir.?

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun
Jîyan GÜZEL 
27 Mar 12:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

"İhsan bey mirim, ezilenlerin yürekleri çabuk tanışır ve tez buluşurlar."

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun

Hayatı yaşanılır kılan dört ses vardır;
Yüreğin sesi, kadının sesi, müziğin sesi ve suyun sesi.

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun
Neslihan Korkmaz 
22 May 17:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yazmanın ilaç olduğunu çok iyi biliyor .Zamanın gazabına karşı en iyi ilaç.

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 233)Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 233)
Vedat Geçit 
23 Kas 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Neden, bu kahrolası dünya her gün gözyaşlarıyla yıkanıp, yüreği yanıkların, çaresizlerin yakarışlarıyla, inlemeleriyle kurulanıyor. Niçin?

"Öyle anlaşılıyor ki feleğin çarkı kırılmış; dünya hızla bir yerlere doğru yuvarlanıyor... ve biz de bu hıza yetişmek zorundayız... Niçin ama?"

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun
Vildan Eyüpoğlu 
 19 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Geçmiş zaman olur ki hayali cihana bedel.

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 108 - ithaki yayınları)Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 108 - ithaki yayınları)
mehmet pak 
 14 Ağu 22:57 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Ağrı Katliamı.
Azrail 'in keyfine diyecek yok. Ağrı ile Tendürek dağları arasında çadırını kurmuş, eğleniyor. Kılıcı, durmadan çalışıyor; Ağrı 'nın her yerinde, insanlar toprağa düşüyor; kan oluk gibi akıyor, yaralar açılıyor ve başı göğe ermiş dağ karalar bağlıyor.
Ölüm kervanı yola koyulmuş; rehberi Azrail.
Azrail çirkin yüzünü gösteriyor. Ölümcül bir çığlık gibi gülüyor. 1930 yazı kanla sulanıyor. Ağrı kan döküyor, kan ağlıyor, kan kusuyor.

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 197 - İthaki Yayınları)Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun (Sayfa 197 - İthaki Yayınları)
Jîyan GÜZEL 
27 Mar 12:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

"Benden önce zaman yoktu, benden sonrada olmayacak.zaman benimle başladı ve benimle son bulacak."

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun