Geri Bildirim

Yitik Bir Aşkın GölgesindeMehmed Uzun

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.949
Gösterim
Adı:
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
295
ISBN:
9789752732278
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Siya Evine
Çeviri:
Muhsin Kızılkaya
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey’in hikayesidir anlatılan.

Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar. Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür. Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk...
Öncelikle kitabı bana hediye eden https://1000kitap.com/HakanCancoban35 a teşekkürlerimi sunuyorum. İçinden bana kitap hediye etmek gelmiş. Nasıl mutlu oldum anlatamıyorum. Öyle her kitabı beğenemiyorum. Hediye kitaplar ömür boyu saklanacak olduğu için çok güzel olsun içime işlesin isterim. Yaşar Kemal'in övdüğü bir kitap göndereceğim deyince çok sevindim. Koskoca Yaşar Kemal onay vermişse kötü olmasının imkanı var mı?

Kitabımız 1922 yılından başlayıp 1976'da roman kahramanımız Memduh Selim beyin ebedi bir sessizliğe gömülmesiyle son buluyor.

Trayyy laaa laayyy trayyylaaalaayyy diye başlıyor romanın asıl yeri. Feriha keman çalıyor. Ayın on dördü gibi güzel bir yüz. Memduh Selim aşık oluyor bu ceylana. Sonrası mı? Sonrası kötü, sonrası acılarla dolu. Aşkı ve halkı arasında ezildi Memduh Selim bey. Keşke kader ağlarını onu mutlu edebilecek şekilde örseydi.

Tarihi roman yazmak ustalık isteyen bir iştir. Geçmiş zamanın yaşantısını, kültürünü, atmosferini iyi bilip okuyucuya yansıtmak gerekir. Bu roman bu duyguları çok güzel yaşatmış. Bazı tarihi denilen romanlarda bu his yaşanmıyor yaşatamıyor. Ama ben bu romanda hiç bilmediğim 1920'li yılları yaşamış gibi oldum.

Kitap Kürtçeden Türkçeye çevrilmiş bir kitap. Çok beğenerek okudum. Tek sorun yaşadığım şey, bazı bölümlerdeki anlamları yazılmamış Kürtçe kelimelerdi. Çeviri kitaplarda böyle şeylere rastlıyoruz zaman zaman.
Gurgin gurgin. .
Memduh Selim Bey...
Bilgili, görgülü, kalbiyle yaşayan, pusulası kalbi olan ama hak ettiği mutluluğu kaçıran bahtsız ve güzel adam... Hikâyen beni hem hoşnut etti hem de hüzünlendirdi. Ömrünün geri kalanını mutluluk içinde geçireceği insanı bulmuşken bu kutlu insanın bir anda ellerinin arasindan kayip gitmesi ne acı bir durum. Memduh Selim Bey'in hikâyesini okuyunca ertelenen güzelliklerin, zamanında gereken kıymeti görmeyen insanların daha sonra insanın koca bir ömrünü nasıl etkilediğini derin bir şekilde hissettim. Sevdiklerinizin kıymetini bilin dostlar, zira bir saniye bile geri gelmiyor, hepsi şükür sebebi. Mehmed Uzun ne hoş anlatmış bu hazin hikâyeyi. Kullandığı cümleler, kürtçe tabirler, destanlardan örnekler, altı çizilesi harika paragraflar hepsi okuyunca insanın kalbine dokunan bir roman çıkarmış ortaya, iyi ki çıkarmış. Ayrıca Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasina gebe dönemlerde Kürt halkın direnişi ve özgürlük arayışının da genel olarak portresi sunulmuş okuyucuya. Bir direnişin ve yitik aşkın kitabı... Bu arada kitapta beni fazlasıyla etkileyen bir alıntıyı buraya bırakıyorum. Şimdiden hepinize keyifli okumalar. :)

"İnsan sevdiğine kavuştuktan sonra
ekmeği olsun, ayranı hiç olmasın
yemeği sadece darı olsun
yorganı mavi gök olsun
döşeği kuru yer olsun
yastığı sert taş olsun
torbası omzunda olsun
torbanın dibi delik olsun
yurdu buralar olmasın
Acem ve gavur ellerinde olsun
Sevgilisi insanın istediği gibi olduktan sonra
gün boyu avare olsun.
aşsız katıksız, ekmeksiz olsun."

Benzer kitaplar

Mehmed Uzun büyük bir yetenek. Bu kitap ise bana göre en kıymetli eseri. Ezbere bildiğim bir cümle vardır bu kitaptan aklımda kalan: "Mirim, diyor, hayat dört ses sayesinde hayattır hala; yüreğin sesi, kadın sesi, müzik sesi ve su sesi..." 
Kitabı okurken yaşadım resmen. Kah ağladım, kah huzur buldum, gözlerimi kapadım hayal kurdum. Mehmet Uzun ne büyük bir edebiyatçı ve ben onu okumuş olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum. 
Muazzam bir roman, mükemmel bir üslup yakalamış eserde, yazar mükemmel bir iş çıkarmış bu tarihsel kişiliğin hayatını romanlaştırmış, herkese öneriyorum. Aşk ve davası arasında kalan insanın romanı, kelimelerinin duruluğu üslubu gerçekten çok temiz, herkese öneriyorum... 
Mehmed Uzun ve onun dili. Evet, ilk önce üzerinde durulması gereken konu bu...
Adeta bir nehir gibi, akıp gidiyor; öyle rahatlatıcı, dinginlik verici... Şiir gibi; ruha munis, hafif bir ezgiyi duyuruyor... Güneşin batışı ile birlikte gelen o serin havada her şeyden; tüm zamandan, insanı varlığından kopartıp derinliklere, çok uzaklara alıp götüren bir manzara gibi...Tıpkı gözlerinin içi gülerek bakan, rüzgarda saçlarının dalgalandığı, tebessümünden sonra yanaklarında oluşan buseleriyle, ağır ağır yaklaşarak, yavaş yavaş kalbe yerleşen ve sonsuz huzura erdiren o güzel kadının gelişi gibi... Yüksek dağların ihtişamını seyrediyormuş gibi...
Ve sessizlik. Sessizlik, insanı o gürültüden alıp kendi dünyasıyla baş başa bırakan o sessizlik gibi...
Şiir gibi, bu dil de insanı zamandan, gerçeklerden soyutlayan, kaderin acımasız cellatlarının elinden kurtaran ilaç oluyor...


Mehmed Uzun. Kürt edebiyatının öncülerinden, en sağlam yazarlarından biri kuşkusuz. Eserlerini Kürtçe kaleme alıyor ki, bu büyük bir başarı. Zira kürtçe bir roman kaleme almak pek kolay olmasa gerek. Üstelik dilini de ustalıkla kullanıyor. Yukarıdaki benzetmeleri de o dilin etkisiyle yaptım ki, yine de tesirini tamamıyla anlatabilmek mümkün değil. Bu yüzden ben onun da bütün büyük romancıların yanında anılması gerektiğini düşünüyorum...

"Ve bağırdı annem, tam evden çıkarken; 'Yüreğini ört, insanlar soğuk, üşürsün.' Mehmed Uzun'u ilk bu sözü ile tanımıştım ya da ilk defa bu sözü ile onunla karşılaştım demeliyim. Ama o zamanlar yazarlığı hakkında bir fikrim yoktu. Onunla ilgili olarak daha yeni bir düşüncem oldu.

Konu ile ilgili olarak kısa bir şey paylaşmak istiyorum: Hayatta anlayışımızı değiştiren, her safhada ya da dönemde yeniden karşılaştığımızda, yaşadıklarımıza farklı bakmamıza neden olan iki şey: Sözcükler ve Görüntüler... Bu ikisini uzun bir aradan sonra karşılaştığım bir şöfür ve dolmuşunda asılı duran tabelada farkettim...
" İnsanı tüketen sahip olmadıkları değil, sahipken kaybettikleridir."
Her dolmuşuna bindiğimde gördüğüm bu söz şimdi yeni bir anlam ifade ediyor benim için. O kişi, bana hep yukardan baktığını düşündüğüm o kişiyi şimdi farklı görüyorum. Onun bulunduğu yere gelip, yani hayat tecrübesiyle düşüncelerine ve bakış açısındaki derinliğe ve genişliğe ulaştığım için mi bu böyle? Yoksa her anladığımız şeyi aslında anlamıyoruz da, öyle mi sanıyoruz? Bu bir yanılsama mı? Tüm bunlara Phyron gibi mi bakmalıyım. Daima şüpheyle? Ama bu söz yeni anlamıyla karşıma çıkıyor: Memduh Bey'in tükenişi. Sahipken kaybettikleri. Avuçları arasından yitirdiği aşkı ve özgürlüğü. Yani her şeyi... Bu kitapta ve hikayede yeniden anlam kazanıyor.

Eserin genelinde yatan bir ikilem. Söz konusu Memduh Selim Bey'in özgürlük ile aşkı arasındaki zor kararı...
Memduh Selim Bey, kürt aydın. Cumhuriyetin ilanında dışarda kalan, acı çeken, kimliklerini kaybetme noktasına gelen kürt halkı adına, kendi hak ve hukuklarını, siyasi mücadelesini ortaya koyuyor. Ama ne yazık bütün emekleri boşa gidiyor. Sonunda ne aşkını, ne de özgürlüğünü elde edebiliyor...
Gurbet.. mücadele ... Savaş... Biraz da aşk..
Başlarda adapte olmam zor olsa da ortasına doğru kendimi verebildim. Kürtlerin baş kaldırışlarını kendi açısından okumak farklıydı. Olaylara başka bi gözle bakma fırsatı verdi.
Yitik bir aşkın gölgesinde...
Ne gölge ama, romanın başkahramanı Memduh Selim Bey’in, kendi milliyetine ve Feriha’ya, kendi deyimiyle Ceylan’ına karşı duyduğu aşkın; derin, çok katmanlı ve her katmanında farklı hüzünlerini duyumsadığım kasvetli aşk gölgeleri.

İçinde, Memduh Selim Bey’in, aşkı Feriha’nın ve onlarca kürt vatandaşının sesinin duyulmadığı, anlaşılmadığı ve onların yaşarken cehennemde bırakıldığı bir gölge.
Bu gölgenin acısını duyumsamak ve kardeşliğimize kardeşlik katmak, her bireyin ödevidir.
Hem edebi bir aşk romanı okumak,hem de tarihte yaşanan bazı sıkıntılara farklı pencerelerden bakıp empati kurmak adına mutlaka okunması gereken bir kitap.
Keyifli okumalar dilerim.
Kitap an itibariyle arkadaşıma postalanıyor.. aslında kısa özet olarak bir insanın inandığı ideoloji uğruna her şeyi kaybetmesini vee hayatı ertelemesini anlatıyor.. Usta bir dille okuyucu yormadan keyifle okudum ..
Yitik bir aşkın gölgesinde kitabı için inceleme yazmayı düşünmüyordum. Çünkü kitabı çok istediğim gibi bulamadım ilk başlarda. Ta ki 245. sayfada okuduğum kısma kadar. Bu kısım yok artık bu kadar da olmaz dedirten cinsten. Bazen ne yaparsan yap olmuyor deriz ya işte tam da bunu okuyacaksınız kitabın bu sayfalarında. Hayat dalga geçer gibi benim kurallarım var diyecek size. Bu kitaptakiler yaşanmış mıdır bilmem ama şayet yaşandığına şahit olsaydım gerçekten çok üzülürdüm kişiler adına. Sadece yazarın okuduğum ilk kitabı olmasından da kaynaklı olabilir diline çok alışamadım. Ama okudukça daha az yadırgamaya başladım. Kesinlikle ismine aldanıp bir aşk kitabı olarak algılamayın. Kitaba yazarından ya da isminden dolayı ön yargılı davranmayıp mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
Mehmed uzun'un üçüncü romanı, bir kürt aydınının hikayesi. bir aşk hikayesi.. bir savaş hikayesi.. bir hasret hikayesi.. bir tarih anlatısı..
Yaşar kemal bu kitap için yazdığı önsözde şöyle der;
"...bu roman, onulamaz, çifte bir aşkın romanıdır. bir tanesi bir kadının aşkı, ötekisi bir kavganın aşkı..."
aşk davaya yenildi, dava ayak oyunlarına, hayaller realiteye...anılar da yetmedi, yenilgilerin soğukluğunu gidermeye. "koça dawî" bir küçük odada, koca bir yüreğin hapsolduğu bu küçük odada son buldu. okumak için çok geç kaldığım bir eser. tavsiye ederim..
Memduh Selim Bey
Sürgün,acı,yalnızlık,çaresizlik...
Ünlü Kürt yazar Mehmed Uzun' un bu eseri Memduh Beyi emellerini ,vatanına olan özlemini ,dilini ,halkını ,aşkını müthiş bir tatla yazmış.Kitabın orijinali Kürtçedir.Bu yüzden Kürt kültürü ,deyişleri oldukça yer alıyor kitapta.Çok yazacak birşey yok ama okuyun okutun derim.
Yemezdi kitap alırdı, içmezdi dergi alırdı. Üstüne başına bir şey almaz, gazete alırdı. Bilgi yolunda derviş kesildi.
Mehmed Uzun
Sayfa 256 - İthaki yayınları
Hayatı yaşanılır kılan dört ses vardır;
Yüreğin sesi, kadının sesi, müziğin sesi ve suyun sesi.
"İhsan bey mirim, ezilenlerin yürekleri çabuk tanışır ve tez buluşurlar."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
295
ISBN:
9789752732278
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Siya Evine
Çeviri:
Muhsin Kızılkaya
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey’in hikayesidir anlatılan.

Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar. Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür. Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk...

Kitabı okuyanlar 599 okur

  • Ümit Yıldız
  • Mehmet Ali Özgün
  • Abdullah Güney
  • Nazlı mine
  • Gizem
  • fatih okatan
  • Halim Kaya
  • Özlem
  • Zemherî
  • zahide Üstündağ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%41.6
35-44 Yaş
%17.5
45-54 Yaş
%2.4
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51
Erkek
%48.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.3 (72)
9
%21.4 (34)
8
%20.1 (32)
7
%5.7 (9)
6
%3.8 (6)
5
%3.1 (5)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları