Yitik Paradigma: İnsan Doğası

8,5/10  (2 Oy) · 
4 okunma  · 
1 beğeni  · 
604 gösterim
İlk baskısı 1973 yılında yayımlanan bu çalışma, antropoloji, biyoloji, sosyoloji, kültür tarihi gibi çok farklı disiplinler arasında dolaşarak "insan-hayvan ve doğa-kültür zıtlığı" paradigmalarını altüst etmiş bir kült kitap olma özelliğini hâlâ koruyor.

Doğa ile kültürü birbirinden ayırmaktan artık vazgeçmek gerektiğini, kültürün anahtarının bizim doğamızda, doğamızın anahtarının da kültürde bulunduğunu söyleyen Morin'e göre, biyolojik evrim ve kültürel evrim, bütünsel insanlaşma olgusunun karşılıklı ilişki içinde olan ve birbiri içinden geçen iki boyutudur. İnsanlaşma, sadece biyolojik ya da tinsel bir evrim değil, genetik, ekolojik, beyinsel, toplumsal ve kültürel eklemlenmelerin sonucu karmaşık ve çokboyutlu bir bünye oluşumu, bir morfogenezdir.

Yitik Paradigma: İnsan Doğası, terimin en geniş anlamıyla insan, toplum ve doğa üzerine düşünmek isteyenler için çok önemli bir başvuru ve esin kaynağı olmaya devam ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Aysun Çelik 
06 Mar 15:56 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitabın konusu insan doğası olunca haliyle kitap da zorlayıcı oluyor. Aynı konu üzerine ne kadar kitap okursanız okuyun her yeni kitap bakış açınızı biraz daha genişletiyor. Muhtemelen tavsiye isteyenlere önerebileceğim antropoloji kitapları arasında yer almayacak ancak okuduğum iyi kitaplar arasında yerini aldı bile. Buradan kötü bir kitap olduğu sonucu çıkarılmasın, bana birçok şey kattığını belirtmeliyim fakat ilk cümlemde de belirttiğim gibi gereğinden fazla zorlayıcıydı. Bunun da ele alınan konu değil, yazarın aşırı terimler içeren anlatımıyla alakalı olduğunu söyleyebilirim. Yani daha basit ve anlaşılır ifadeler kullanmak yerine tam tersi söz konusuydu.

Tüm bunların haricinde homo sapiens'in, homo sapiens olma yolculuğu, yazarın tabiriyle "morfogenez" olarak incelenmiş. Yani aklınıza gelebilecek tüm etkenler göz önünde bulundurulmuş; biyolojik, psikolojik, sosyolojik, teknolojik, mitolojik, çevresel, kültürel, dinsel vs. gibi etkenlerin çok yönlü ve geniş çapta homo sapiens'e nasıl etki ettiğini bulabilirsiniz kitapta.

Kitaptan 5 Alıntı

Aysun Çelik 
04 Mar 17:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Homo Demens
Güven verici ve rahatlatıcı sapiens kavramının ardına saklanan insanın gerçek yüzü ortaya çıkıyor. İnsan, yoğun ve kararsız bir duygusallığa sahip, gülümseyen, gülen, ağlayan, endişeli, kaygılı, oyuncu bir canlı; mest olan, kendinden geçen ve seven bir varlık; hayallerle dolu, ölümü bilen ama ölüme inanmayan bir yaratık; miti ve büyüyü yaratan, kendisine hayaletlerin ve tanrıların musallat olduğu, hayal ve vehimlerle beslenen, nesnel dünyayla daima kararsız ilişkiler içinde olan öznel bir canlı; hataya, gaflete açık, düzensizlik yaratan müfrit bir varlıktır. Ve hayali olan ile gerçek olan arasındaki gidip gelmelerin, kararsızlığın, istikrarsızlığın, ölçüsüzşüğün ve vehimlerin bir arada oluşuna, nesnel ile özneli, yanlış ile düzensizliği karıştırmaya delilik adını verdiğimize göre homo-sapiens'in homo-demens* olduğunu görmek zorundayız.

Homo Demens: Sapiens Latincede akıllı, bilge anlamına gelirken, Demens tam tersine deli, kaçık anlamına gelir.

Yitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar MorinYitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar Morin
Aysun Çelik 
03 Mar 13:42 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Altmışlı yıllara kadar hayvan davranışları kâh otomatik tepki veya refleksler, kâh otomatik dürtü veya içgüdüler tarafından yönetiliyormuş gibi görülüyordu. Bu yönlendirici unsurların işleyişi, organizmanın korunma, hayatta kalma ve üreme ihtiyaçlarını tatmin etmeye yönelikti. Halbuki ekolojinin ilk keşifleri bize hayvan davranışının hem örgütlü, hem de örgütleyici davranışlar olduğunu gösteriyor.

Yitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar MorinYitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar Morin
Aysun Çelik 
03 Mar 13:53 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Bildiğimiz gibi sosyoloji, insanın canlı dünyada benzersiz olduğuna inanır ve toplum olduğu kabul edilen karıncalar, arılar ve termitler topluluğu bile sadece olağandışı istisnalar addedilmekle kalmayıp aynı zamanda "kör içgüdü"ye itaat üzerine kurulduğu için anti-toplumun canavarca örnekleri olarak da görülür. (...) İnsan türünün kur davranışını, boyun eğmeyi, hiyerarşik grup yapısını, bölge kavramını icat etmediği nasıl kesinse toplumun bir insan icadı olmadığı da artık aynı ölçüde kesindir. Hatta insan toplumlarına özgü kimi niteliklerin, çoktan pek çok hayvan toplumunda ortaya çıkmış olduğunu da söyleyelim

Yitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar MorinYitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar Morin
Aysun Çelik 
04 Mar 10:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

İnsangil beyninin "doğal" evrimi, kültürü üretip geliştirirken, daha sonrasında insangili beynini geliştirmeye iten ve teşvik eden, yani onu insana dönüştüren, kültürel evrim olmuştur. Böylece beyin, 500 cm³'ten (insanımsı) 600 ve 800 cm³'e (ilk insangil) ardından da 1100 cm³'e (homo erectus) ve nihayet 1500 cm³'e ulaşmıştır (homo sapiens neandertalensis ve homo sapiens sapiens).

Yitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar MorinYitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar Morin
Aysun Çelik 
03 Mar 12:44 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Yazgımızın, primatlar da dahil bütün hayvanların yazgısından çok farklı olduğu apaçık; diğer hayvanlara boyun eğdirdik, onları ehlileştirdik, soylarını tükettik, sürdük, kafesledik veya korumaya aldık. Biz ise, kendimize taştan ve çelikten kentler inşa ettik, makineler icat ettik, şiirler, senfoniler yarattık, uzayda seyehat ettik. Doğadan gelmekle ve doğa dışı ve hatta doğaüstü olduğumuza inanmamamız mümkün mü? (...) Diğer yandan, bütün insanlar aynı türden gelmelerine, homo sapiens olmalarına rağmen, yabancı ülkelerdeki benzerlerini tanımazdan gelen veya ondan insanlık sıfatını esirgeyen insan, bu ortak doğa paydasını yadsır durmadan.

Yitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar MorinYitik Paradigma: İnsan Doğası, Edgar Morin