Yokluğun Sığmıyor Gurbete

·
Okunma
·
Beğeni
·
12
Gösterim
Adı:
Yokluğun Sığmıyor Gurbete
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kalan Yayınları
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bak yavrum;
Bura huzursuzluk evi...
Sensizliği çoğaltacak ne istersen var.
Tabakta yüzüme bakan elmalar…
Yüzümdeyse,
Elmaya diş bileyen bir isyan kırmızısı
Bak işte,şu ellerimdi;
Sırtında unutulan kartal kanatları.
Kimin aklına gelirdi;
Senin bulunduğun bir dünyada,
Benim ölmek isteyeceğim. İki gündür dişlerim yitik,
Açım…
Ölüm gibi itekliyorlar yataktan yatağa
Seni özleyen bu kalbe öfkeliyim ben!
Peki ya sen? Bir adam var burada,
Kara kuru bir adam.
İki de bir soruyor;
“kimin kimsen var mı” diye
Var desem yoksun,
Yok desem olmuyor.
Sussam delireceğim.
Allah kahretsin Baban senin,
yiğit olacağını söylerdi hep.
Gözlerini puhu kuşununkilere,
Başını kartallı dağlara benzetirdi.
Her defasında,
“maşallah” der öperdi burnundan…
O geldi aklıma, baban
Sana bir bakışı vardı aman Allah’ım!
Sonra da bana…
Durgun dereler gibi. Ana yüreği denmiş ya bir kere,
Yorgun yorgun direniyor yüreğim.
Kapıda haber misali sabırsız ecel.
Geleceksen haydi gel… Herşeyi anlardım gözlerinden O’nun.
Senin de öyle.
Sevdalı bir turna gibiydim,
Gülüşünde ikinizin. Bu bayramda babana git söyle
“Anam sabırsızlanıyor” de.
“İlk fırsatta gelecek” de…
Gülü sevmez oğlum, karanfil ister O.
Küstüğümü söyle kendisine bir daha.
Sensiz kalmalara da öfkeliyim ben
Peki ya sen? Babanın bir resmi olacaktı
Vefatından sonra hani,
Elmas halandan almıştık.
Kucağında sen…
İki ya da ikibuçuk yaşındasın.
Sol kolu benim omzunda,
İki kaşı arasında;
Umudun gençlik örgüsü… O gülüştü yine,
Mezara giderkenki yüzünde.
Elmacık kemikleri üzerinde ve ellerinde;
Soluk sarıya çalan bir acı…
Kirpiklerinde zamanı kanatan yiğitlik. Olur ya hani;
Sözü ömrüne sığmayanların telaşı…
Ha işte,
Öyle bir acelede öperdi baban bizi. Unutma o fotoğrafı getir. Aldım yeni yıl hediyenizi
Hasretten pay uzattılar sanki elime.
Hani sen gelecektin diye bekledim de..
Neyse… yaşadığını bilmek de güzel..
Karın oğlun ve sen,
Özlediniz demek beni.
Ne yalan söyleyeyim ben de tek seni. Şimdilerde iyiyim.
O adam ilgileniyor hastalığımla
Akşam sabah sabırla…
İğnelerimin aksadığı olmuyor değil,
Oluyor.
Geceler bahşişini acı karşılığında alıyor. Hüzün gibi perdeleniyor umuda giden yol.
Umut dedimse;
Boyluboyunca değil,
Sana doyasıya son kez sarılmak… Esma kadın hakka yürüdü.
Bir hafta oldu kavuşalı rahmete.
İki sene dert bölüştük O’nunla.
Belediye gömmüş,öyle diyorlar…
Haydar’ın dizlerine vuruşu bir isyan… İyi değilim bir iki gündür,
İsyanı,umudu iyice karıştırdım ben…
Peki ya sen? Yalnızlık sensizlik gibi,
Arasıra azarlandığımız oluyor ağlarsak
Kolayını bulduk ömür törpülemenin.
Mesela;
Haydar benim,
Ben de onunki için duaya duruyorum.
Zekiye’nin de yalvardığı oluyor Allah’a.. Ölüm bu;
Ancak bu günlerde kurtuluşa benziyor.
Sen de gelmedin,
İyice oturdu içime kahır.
Yaşamamış gibiyim dünyada.
Sen doğduğunda doğmuştum oysa ben.
Bir de babanla yattığım gece.. Her sabah,
Yüzüne bakarken yakalardım babanı;
Gözbebekleri damlardı gözlerinin içine.
Sonra beni öperdi minnet edercesine.
Kaval sesini ilk O’ndan duydun sen..
Türküyü de,şiiri de…
Her akşam yüzünden türküler silerdim,
Yüreğimde ısladığım ay beyazı sütümle. Beklenenler gelmezmiş buralarda.
Meğer,
Yüzlercesi inanmadan ölmüş bu gerçeğe
Ben inandım aslında.
Ama işte..
Sen “canın annene sürprizi severdin,
Ona sebep tetikte duruyor yüreğim. Ayrılıyoruz sonbaharda yapraklar gibi.
Yaşamak ne biçim dalmış anlamadım.
Seni de…
Bu yaz geldin geldin,
Yoksa daha gelme canım oğlum.
sensizlikle ben sana göre değiliz. … Gelir sandım gelmedin Sonra anlarsın,
Alışamayacağın tek şeyin bensizlik olduğunu..
Benim,hasreti zehirli yavrum.
NOT:
…Kucağında, gülen bir çocuk bulunan
bir kadının omzuna elini koymuş,
otuzlu yaşlarda bir erkeğin fotoğrafını
göğsüne bastırmış olarak
odasında ölü bulundu Sultan AYAZ.
Sağ elinde bir tükenmez kalem duruyordu.
Masasında da yarım bardak su…
”dünya bensizliği
çoktan hak etti belki ama,
ben bunca yıl sensizliği asla”
yazılı çizgili bir kağıt parçası…
yokluğun sığmıyor gurbete
...
hani
el etmeye vakit kalmaz arkanı döner
ayağının çivi gibi yere çakılası gelir
kehribar bir ayrılığa dönerdi ya günümüz
hani parmağının ucunda
mürekkepsiz mühür gibi kalırdı ya dudakların
zoraki gülüşler takas ederdik ya hani
şimdi o haldeyim
aklımı koparır gibi gidiyorsun
yine yağmur gecelerinde bırakacak gibi..
yoksun.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yokluğun Sığmıyor Gurbete
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kalan Yayınları

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Melek yeter

Kitap istatistikleri