·
Okunma
·
Beğeni
·
357
Gösterim
Adı:
Yoksulluk ve Kadın
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755398440
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları​
Yoksulluk tartışmalarında cinsiyetin özellikle de kadının durumu özel bir yer tutar. Bunun nedeni, hane içi konum ve yükümlülükler, kaynakların üretim ve tüketimi, hane içi karar alma süreçleri, mülkiyet, eğitim, gelir ve istihdam gibi alanlarda kadınların erkeklerle eşitsiz bir konumda oluşudur. Ayrıca, konuyla ilgili araştırmalar gösteriyor ki farklı kategorilerde belirgin hale gelen yüksek yoksulluk oranları tespit etmek de mümkündür. Örneğin, yoksulluğun daha derin ve şiddetli yaşandığı kategorilerden birisi olarak, "reisi kadın olan tek ebeveynli haneler" kadın yoksulluğu konusunun önemini ve alana ilişkin endişeleri somutlaştırır.

Yoksulluk sürecinde kadını anlamak için, öncelikle yoksulluğun bireylerin yaşamlarından neleri alıp götürdüğü; diğer bir ifadeyle, bireylerin yoksul yaşamında nelerden yoksun oldukları ve yetersizlikleri açıklığa kavuşturulmalıdır. Çünkü tam da bu noktada hem kıt olan kaynakların hem de beşeri ve sosyal sermayenin paylaşımında ya da dağılımında toplumsal cinsiyet eşitsizliği kendini gösterir.

Türkiye'de yoksulluk odaklı mikro analizler de kadınların yoksullukta daha mağdur konumda olduğunu somut olarak ortaya koyar. Bu açıdan düşünüldüğünde, kadın yoksulluğu alanındaki çalışmalar hem yoksulluğun cinsiyet temelinde nasıl farklılaştığını göstererek çözüm odaklı çalışmalara destek sağlar hem de sosyal problemlerin başında gelen yoksulluk sorununun acil önlem alınması gereken bir risk alanı olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer.

Yoksulluk ve Kadın kitabı, yoksulluğun toplumsal cinsiyet odağında farklı anlam dünyaları oluşturduğu ve farklı tecrübe edildiği kabulünden hareketle, kadın yoksulluğuna ilişkin bazı önemli bağlamları, tartışmaları ve analizleri gündeme getiriyor ve bunu da yoksulluğun ortadan kaldırılması çabalarına katkı sağlama amacıyla yapıyor. Dolayısıyla, bu çalışmada, kadın yoksulluğunun disiplinler-arası bir yaklaşımla farklı yönlerine değinen ve yoksulluk sorununun çözümüne yönelik oluşturulan yerel ve küresel politikaları ve uygulamaları değerlendiren analizlere yer veriliyor.

Genel okur dışında sosyolojiyle, özellikle de kadın çalışmalarıyla ilgilenenler için özgün bir kaynaktır bu kitap.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kadın yoksulluğunun gelişmiş ya da az gelişmiş birçok toplumun ortak sorunu olduğu bir gerçektir; ancak az gelişmiş ülkelerdeki kadınlar yoksullukla daha zorlu bir mücadele içindedir.
Türkiye'de devlet kurumu olarak kadınların kalkınması ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın yok edilmesi konusunda politikalar üretme ve projelerin koordinasyonunu sağlama konusunda bir numaralı sorumlu kuruluş "Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü"dür. KSGM'nin amaçları genel olarak; kadınların sosyoekonomik statüsünü güçlendirmek, kadınların erkeklerle eşit yasal haklara ve olanaklara sahip olmasını, kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesini sağlamaktır. Bu amaçlar da, genel olarak, BM CEDAW antlaşması ve Türkiye'nin AB'ye aday ülke olması gerekçesiyle gerçekleştirmek zorunda olduğu taahhütler çerçevesinde oluşturulmuştur.
Toplumsal cinsiyet, bireyler için beklenti örüntüleri oluşturan, günlük yaşamın toplumsal süreçlerini düzenleyen, ekonomi, ideoloji, aile, siyaset gibi toplumsal örgütlenmelerin içine yerleşerek onları biçimlendiren bir kurumdur. (...)
Bu kavram, kadınlar ile erkekler arasındaki farklılıkların toplumsal düzlemde kurulmuş olduğuna dikkat çekmekle birlikte, kadın ve erkek arasındaki farklılıkların cinsiyet ayrımcılığına yol açtığına dair vurgular barındırır. Cinsiyet farklılığının ayrımcılığa dönüşmesi veya cinsiyet ayrımcılığının farklılıkları inşa etmesi şeklinde işleyen bu çift yönlü süreç, çatışmanın giderilemediği ve uzlaşmanın sağlanamadığı durumlarda kendini gösterir.
Yoksulluk gelir azlığı olarak tanımlanırken 1990'lı yıllardan itibaren yeni bir içerik kazanmış, çok boyutlu yoksulluk anlayışı kabul görmeye başlamıştır. Amartya Sen yoksulluğun bir gelir azlığından veyahut maddi yetersizlikten ziyade, temel kapasitelerden yoksun olma hali olarak da anlaşılmasını istemiştir. Eğitim, sağlık gibi hizmetlere ulaşamamak, karar alma süreçlerine katılamamak, siyasal özgürlüklerden yoksun olmak, kendini ifade edememek ve güvensizlik, yoksulluğun farklı görünümleri olarak kabul edilmiştir.
Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeğin biyolojik farklılıklarına işaret eden biyolojik cinsiyetten farklı olarak, kadınlar ve erkekler için toplumsal olarak oluşturulmuş roller ile öğrenilmiş davranış ve beklentilere işaret etmek için kullanılan bir kavramdır. Toplumsal cinsiyet, bireyler için beklenti örüntüleri oluşturan, günlük yaşamın toplumsal süreçlerini düzenleyen, ekonomi, ideoloji, aile, siyaset gibi toplumsal örgütlenmelerin içine yerleşerek onları biçimlendiren bir kurumdur. En basit görünümleriyle, kadın ve erkeklerin giyim kuşamları, çalışma yaşantıları, ev içi ve ev dışı örgütlenme biçimleri, karar alma mekanizmaları gibi sayılabilecek birçok öğe, cinsiyet farklılığının toplumsal damgalanışlarıdır.
Bu kavram, kadınlar ile erkekler arasındaki farklılıkların toplumsal düzeyde kurulmuş olduğuna dikkat çekmekle birlikte, kadın ve erkek arasında kurgulanan farklılıkların cinsiyet ayrımcılığına yol açtığına dair vurgular barındırır. Cinsiyet farklılığının ayrımcılığa dönüşmesi veya cinsiyet ayrımcılığının farklılıkları inşa etmesi şeklinde işleyen bu çift yönlü süreç, çatışmanın giderilemediği ve uzlaşmanın sağlanamadığı durumlarda kendini gösterir. Cinsiyet ayrımcılığının bir ürünü olarak çeşitli alanlarda sosyal eşitsizliklerin yaşandığını görmek kaçınılmazdır.
Kadınların dünyadaki toplam üretimin üçte ikisini gerçekleştirmesine karşın dünya gelirinin sadece %5'ine sahip olması düşündürücüdür.
Kitle kültürü, sosyal bilimlerin ve iletişim çalışmalarının tartışmalı alanlarından biri olmaya devam etmektedir. Popüler kültür ürünlerinin onları tüketen geniş topluluklar için taşıdığı özgürleştirici potansiyeli önemseyenler hümanist ve kutsayıcı yorumlara yönelirken Frankfurt Okulu ve takipçileri içinse kültür endüstrisinin metaya dönüşen sanat ürünleri değil, zaten daha en baştan pazarda satılmak için mal edilmiş uydurma şeylerdir. Pazar dinamikleri odaklı üretilen popüler kültür ürünleri, Adorno'ya göre, "Oyunlarla, sahne düzenlemeleri ile hazzı sonsuz bir biçimde ertelemektedir. Oynanan oyunun tek içeriği olan vaat ise aldatıcıdır: Oyunun ispat edebildiği tek şey, hakiki mutluluğa hiçbir zaman varılamayacak oluşudur." Kitle kültürünün bu denli eleştirilmesinin asıl nedeni ise onun ideolojik işlevidir; popüler kültür ürünlerinin halktaki devrimci potansiyeli yok ettiği, yüksek sanat ürünlerinin taşıdığı özgürleştirici potansiyele sahip olmadığı düşüncesidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yoksulluk ve Kadın
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755398440
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları​
Yoksulluk tartışmalarında cinsiyetin özellikle de kadının durumu özel bir yer tutar. Bunun nedeni, hane içi konum ve yükümlülükler, kaynakların üretim ve tüketimi, hane içi karar alma süreçleri, mülkiyet, eğitim, gelir ve istihdam gibi alanlarda kadınların erkeklerle eşitsiz bir konumda oluşudur. Ayrıca, konuyla ilgili araştırmalar gösteriyor ki farklı kategorilerde belirgin hale gelen yüksek yoksulluk oranları tespit etmek de mümkündür. Örneğin, yoksulluğun daha derin ve şiddetli yaşandığı kategorilerden birisi olarak, "reisi kadın olan tek ebeveynli haneler" kadın yoksulluğu konusunun önemini ve alana ilişkin endişeleri somutlaştırır.

Yoksulluk sürecinde kadını anlamak için, öncelikle yoksulluğun bireylerin yaşamlarından neleri alıp götürdüğü; diğer bir ifadeyle, bireylerin yoksul yaşamında nelerden yoksun oldukları ve yetersizlikleri açıklığa kavuşturulmalıdır. Çünkü tam da bu noktada hem kıt olan kaynakların hem de beşeri ve sosyal sermayenin paylaşımında ya da dağılımında toplumsal cinsiyet eşitsizliği kendini gösterir.

Türkiye'de yoksulluk odaklı mikro analizler de kadınların yoksullukta daha mağdur konumda olduğunu somut olarak ortaya koyar. Bu açıdan düşünüldüğünde, kadın yoksulluğu alanındaki çalışmalar hem yoksulluğun cinsiyet temelinde nasıl farklılaştığını göstererek çözüm odaklı çalışmalara destek sağlar hem de sosyal problemlerin başında gelen yoksulluk sorununun acil önlem alınması gereken bir risk alanı olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer.

Yoksulluk ve Kadın kitabı, yoksulluğun toplumsal cinsiyet odağında farklı anlam dünyaları oluşturduğu ve farklı tecrübe edildiği kabulünden hareketle, kadın yoksulluğuna ilişkin bazı önemli bağlamları, tartışmaları ve analizleri gündeme getiriyor ve bunu da yoksulluğun ortadan kaldırılması çabalarına katkı sağlama amacıyla yapıyor. Dolayısıyla, bu çalışmada, kadın yoksulluğunun disiplinler-arası bir yaklaşımla farklı yönlerine değinen ve yoksulluk sorununun çözümüne yönelik oluşturulan yerel ve küresel politikaları ve uygulamaları değerlendiren analizlere yer veriliyor.

Genel okur dışında sosyolojiyle, özellikle de kadın çalışmalarıyla ilgilenenler için özgün bir kaynaktır bu kitap.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • İlkay Şal
  • Gamze Züleyha Üredi
  • Seda K

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0