Yokuşa Akan Sular

·
Okunma
·
Beğeni
·
10,1bin
Gösterim
Adı:
Yokuşa Akan Sular
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759951597
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Baskılar:
Yokuşa Akan Sular
Yokuşa Akan Sular
Tarım toplumundan sanayii toplumuna geçiş sürecinde olduğu söylenen ülkemizde maddi manevi toplumsal değişim görülmektedir. Yokuşa akan sular bu değişimi belli bir yönde yaşamaya itilen insanımızın düştüğü açmazları ele alıyor. Kitabı oluşturan hikayeler temelde sanayileşme olgusunuda irdeleyen bir bütün teşkil ediyor.
87 syf.
·1 günde·7/10 puan
Bu defa yazar iş,emek, alınteri, hak kavramlarını serpiştirmiş hikayesinin içine. Türkçe ezanlı, uzun kuyruklu, sağlı sollu, grevli yıllara götürüyor okurunu. Köylülükten şehirliliğe, tarımdan sanayiye geçerken yitirdiklerimizi koyuyor önümüze. Yediklerimizle, içtiklerimizle, soluduklarımızla modern hayatımızı yüzümüze vuruyor. Hayat koşuşturmacası içinde ihmal ettiğimiz akrabalarımızı, ibadetlerimizi hatırlatıyor. Seydali'nin nefsinde nefsimizi, Bican'ın utangaçlığında saflığımızı, Zülküf Ağa'nın ölümünde vicdanımızı sorgulatıyor. Makinaların öğüttüğü duygularımızla, klor kokan ellerimizle, filbahriden bihaber modern hayatlarımızla hepimiz aslanı tilkiye boğduran düzenin birer parçasıyız işte, tatmin olmak bilmeyen nefsimizle, Ulu'l-emr'e tıkalı kulaklarımızla suları yokuşa akıtmaya çalışıyoruz, bu yüzden hepimiz korkuluyuz, şaşkınız, yabancıyız...Hayırlı okumalar...
87 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Selam Mustafa Kutlu “Yokuşa Akan Sular”.. Burnunum direği sızlaya sızlaya, hem ağladım, hem okudum. Çok da cümle eskitmeyeceğim üzerine. Tavsiye listeme aldım. Eserin zaman çizgisi, tam seksen öncesi. Sanayileşmenin hızlandığı, köyden kente göç eden insanların şaşkınlığı, garibanlığı. Bir evin içindeki eşyaların tasvirinde dahi gözüme toz kaçması Bu odalar marley diye övülürken, hissettiklerim. Yazarın kentli, köylü ayrımını dil ile de eğreti durmadan, sözünü esirgemeden akışa katışı,sevdim yani diyecek söz yok. Direkt direkt olmasa da ilk baskısını 1979’da yapan eserin, alt metinlerinde gümbür gümbür gelen siyasi karmaşa sinyalleriyle, bana tüm anımsattıklarıyla “iyi ki”lerimin arasına ekledim. Sevgim üzerinize olsun
Alıntı: “Anneninki basmaydı, senin perdelerin tül olacak. Sen bu tül perdelerin ardında solacaksın. Çilli akasyaların kirli grisinde kaybolduğu sokak parçasına dalarak. Dünyanın kapıları kapalı şimdilik. Ör kozanı. Bırak çekip gitsin arkasında “Kaderim” yazılı o mavi minibüs. Tozu dumana katsın hep kızların çalıştığı fabrikaların önünden geçerken. Sen oyalarına dön. Kartpostallara dalma. Yasak sana resimli-resimsiz romanlar. Senin hayatın muhtasar bir kıssa.”
87 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Mustafa Kutlu’dan okuduğum ilk kitap...
Bana Tarık Tufan’ın ezberimde olan Anna şiirini yaşattı diyebilirim... Sanayileşmeye, şehirleşmeye, beton yığınları arasında kalmaya nasıl bir bakış açısı atmış ise, hem anadolu dili hemde bunca bilgi yığınlığı ile okunabilecek kitap. Okuduktan sonra aklımda birden Anna şiiri esti.

“büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan.
sanayi devriminde bile,
karanlık, rutubetli, çok bağırışlı,
çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız
bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden.
...

gidelim buradan.
senin masumiyetini,
bilgelik zamanlarından kalma sırları,
dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim.
hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim....

( bence kitap okunduktan sonra, birde bu şiir okunmalı.
87 syf.
·Puan vermedi
Mustafa Kutlu neden okunmalıdır?

Mustafa Kutlu okunmalıdır çünkü öyküleriyle size zaman içinde yolculuk yaptırır. Bir milletin ruh halini, dününü satır aralarında samimi kalemiyle yansıtır. Tasvirini yaptığı karakterlerini karşınızda bulursunuz, mahallenizde, semtinizdedir onlar.

En önemlisi de Müslümanca yazar. Onun kaleminden öykülerindeki hale odaklanırsanız dinini ve geçmişini kaybetmiş bir milletin nasıl kendisinden geçtiğini bilhassa Müslüman mahallesinin nasıl sekülerleşip tüm değerlerini yitirdiğini kavrarsınız.

Bu öyküsünde ise köyden şehre çalışmak için gelen Bican adlı karakterin etrafıyla kurduğu ilişki ve zaman içerisinde geçirdiği değişikliği okursunuz. İlk geldiği gün tüm safiyetini koruyan Bicanın son anları 'Tüm işçiler birleşiniz' yazılı pankartın altında nereden geldiği belli olmayan kurşunun şakağından girmesiyle biter.

Bican elli yıl önce tüm safiyetini koruyan, şehre indikten sonra düzene alet edilen ve hayatı elinden alınan anadolu çocuğudur. Bicanın şahsında ne kadar genceçik adamların elimizden kaydığını varın siz düşünün!

Şimdi mi? Kimsenin kendi ruhunu yitirmesi için herhangi bir art niyetli cemiyetle beraber bulunmasına gerek yok, toplum olarak elli/yüz (üç yüz de diyebiliriz) yıl önceki kendimizden uzaklaşma serüvenimiz bugün hadde vardığı tekniğin de bizi aşırı savunmasız kıldığından mütevellit yalnız başımıza ölmeye mahkumuz zaten...
87 syf.
·2 günde·10/10 puan
Mustafa Kutlu'nun kaleminden okuduğum dördüncü hikaye kitabı, Yokuşa Akan Sular.

Hüzün ve Tesadüf hariç, bu kitabında da bir hikaye ve bu hikayenin devamı niteliğinde kendi içinde tutarlı ve anlamlı -sanki farklı birer hikaye izlenimi yaşatan- hikayeciklerin biraraya gelip tek bir çatı altında toplanmasından ibaret bir kitap.

Aslında hepsi kendi halinde parçalardı. Sonra parçalar birbiri ardınca dikildiler sanki kırkyama (patchkwork) yapar gibi ahenkli ve örüntülü. Başlangıç hikayesinde; köy kokulu, gök mavili, çayır çimenli.. Demirocaklarına kadar uzanan. Yazar, diğer hikayeleri taktı peşine dörtnala sürdü atını; yurdundan, atasından çekti aldı onu, ışıltılı şehir hayatının o debdebenin ortasına attı.Yenilikler gösterdi, yaşamadığı tatmadığı duyguları tattırdı, bu hayatın sillesini de yedirdi ona, karakol köşelerini de gösterdi. Sonra o da büyüdü adam oldu. Şehir büyüttü onu. Yutarcasına büyüttü.

Hüzün ve Tesadüf kitabının diğer hikaye kitaplarından farkıysa, her hikaye ayrı bir olay örgüsüne sahip ve birbirleriyle ilintili değillerdi.

Yokuşa Akan Sular ise, dere kollarının denize dökülmesi gibi dökülmüştü sayfalara.

Bu kitap beni sonuyla şaşırtan nadir kitaplardan birisi çünkü tahmin edememiştim sonunu ve heyecanla okurken birden bitti, sayfaya bakakaldım. Her hikaye birbiriyle bağlı olduğu için çabuk bitiyordu haliyle bazı hikayeler bitmesin kaldığı yerden devam etsin istedim, olmadı. Çünkü ardında ki hikaye konuyu farklı bir açıdan ele alarak devam ediyordu." Ee! hani bunun devamı!" deyipte boş sayfayla karşılaştığım birkaç hikaye vardı ki kitap on hikayecikten oluşuyordu. Varın gerisini siz düşünün!

Yazarın dili oldukça sade, biçimsel olarak kısa ve öz cümleler kullanılmış. Üslup yumuşak ve narindi sanki yanağınızı okşar gibiydi. Yer yer şiddetlendiği de oluyordu elbet.

Eee! Diyeceksiniz bu kitap ne anlatıyor?
Cevap basit: hikaye :)
Anahtar kelimelerden yola çıkacak olursak eğer;

" Köy", "Kent", "Demirocağı", "Kumsal", "Deniz", "Kardeşlik", "Tanzim Kuyruğu", "İşçi", "Emek", "İşveren", "Sopalı bayrak" ve "İnanç".

Bu kadar yeterli sanırım. Son olarak kitabı okuduktan sonra anladım ki kitap; bu sisteme, düzene karşı -adına ne derseniz deyin- yazılmış bir manifestodur.

" Çocuğunu başkaları büyütecek haftasonları görürsün. Aşını başkaları pişirecek, sen yersin. Karını akşamdan akşama bulursun. Yorgunluktan kemiklerin sızlayacak; aldırma, taksitle al evini, taksitle döşe, taksitle yaşa "(syf:9)

"Bırak şimdi bunları, bak çalıştığın inşaat elli sekiz haneli bir köy artık. Bu yeni köyde bir yer kapmaya bak. Greve git, "sınıf bilinci" ne ulaş."(syf:10)


Keyifli okumalar dilerim.
87 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
⚘27.02.2021⚘ |Şubat|
Yokuşa Akan Sular, yaşamak uğruna bırakılan bir başka yaşam.

Mustafa Kutlu'dan bir çatışmalar kitabı daha. Kır-kent, emek-sermaye çatışmalarının arasında kalan insanların hayatı anlamlandırma ve mücadele etme çabası.

Sabahın nurunda yollara düşmek, fabrika dumanları, mesai düdükleri, musluktan akan erimiş maden.

Kırda bırakılıp şehirde bulunamayan temiz hava ve doğal olan her şey. Satırlar arasında ılık rüzgarın esintisini getiren "doğal dünya."

Metal yığınlarının arasında geçirilen ömürler, insanı sömüren çalışma hayatı, temiz kalmaya çalışan insanlar...

Kutlu'dan etkileyici bir serzeniş; keskin ve beklenmedik bitirişlerden biri Yokuşa Akan Sular.

Hepimizin hayatında yokuşa vurduğu şeyler vardır. Kimisi hayallerini kimisi beklentilerini kimisi de sevdiği insanları... Bunları çoğaltabiliriz.

Demem o ki hayatınızı yokuşa vurmayın. Her zaman bir başka kapı vardır. Sadece o kapıyı biraz daha aralamanız gerekir.

¤Kitaptan birkaç cümle;

▪"Bastırılmış yanlarım var diye düşündü. İçimde ellenmemiş daha kim bilir nelerim var benim." {Kendinin farkına var}

▪"Suyu yokuşa vurma. Helbet bir başka yolu vardır."

▪"Bak eller dünyayı değiştirmişler, sen de değiştir dünyanı. Yarınlar senin."

▪"Bir dünyanın eşiğindesin. Eğilip eğilip bakıyorsun. Özlemlerin, hasletlerin hasılı her şey arkada kaldı. Kalacak, unutulacak. Güçlenen, süren önündeki dünya..."

Kitaplı günler ♡
87 syf.
·7 günde
Mustafa Kutlu kiyaplarını seven tek ben olamam sanırım.. Her hikaye nasıl bu kadar yaşatılır okuyucuya bilemiyorum.. Memleketini bırakıp büyük şehire gelerek tutunmaya çalışan bican, seydali gibi bir çok kişilerin neler yaşadığını anlatan ne umutlarla gelip ne hüsranlara uğradıklarını,her tutunmaya çalıştıklarında ellerinin nasıl kaydığını anlatıyor bize..ama sonu her seferinde çok şaşırtıcı bitiyor KUTLU hikayelerinin.. Bence eski döneminde bir tık bahsedildiği bu eseri okumak hoşunuza gidebilir. Kendisi 87 sayfa sa olsa sanki bi roman bitirmiş gibi oluyorsunuz akıcı ve olay örgüsü bozulmadan. İyi okumalar..
87 syf.
·3 günde
Mustafa Kutlu'nun 1979'da yazdığı hikaye, ilk kitabı. (daha önce yazdığı 2 kitabı artık basmadığını düşünürsek.) 70'li yıllardaki göç furyasına katılıp, Anadolu'dan İstanbul'a göçmüş insanların, mücadelelerini, hayata tutunma çabalarını ele alan bir hikaye. Dönemin sosyal değişimini, göçü, şehirleşmeyi, insanların kendini kaybetmelerini, savrulmalarını anlatıyor yazar deneme kitaplarında değindiği görmüştüm bu konuya genelde. Toplumsal sorunlara duyarlı olan Mustafa Kutlu, işçi sorunlarına da değiniyor. Baş karakterimiz Bican, Yusuf ve Seydali'nin yaşamlarında görüyoruz bunu. Yine Recai Öğretmen'in huzursuzluğu çok hoşuma gitti. Hikayede kentin değiştirdikleri var bir de değiştiremedikleri, direnenler ve feci bir son.
87 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Sanayileşme,betonlaşma , işçi ve hakları hakkında mükemmel analizler eşliğinde bir kitap . Mustafa Kutlu yine dokunuşları yerli yerinde ve derin imgeleri her zaman ki gibi hissettirmiş . Kaleminin gücünü gösterdiği bir kitabı daha ...
87 syf.
·3 günde·7/10 puan
Bu kısacık hikaye kitabında, köyden şehre göçen masum ve saf insanların önce yaşadıkları şaşkınlığa sonra yeniliklere uyum sağlamaya çalışırken yaşadıkları zorluklara tanık olacaksınız. Eğer siz de şehre göçmüş bir ailenin torunuysanız bu yeşilçam filmini andıran sayfalardaki betimlemelerde büyüklerinizin evlerini göreceksiniz ve hikayelerini hatırlayacaksınız. Büyük şehrin artıları eksilerine değer miydi? Kişi kazandıkları ile zengin miydi yoksa zenginlik gönüldeki kanaat ile miydi? sorularını sorduran satırlar arasında herkes dedelerinin ninelerinin hikayelerinden bir parça bulacaktır zannımca.
87 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Mustafa Kutlu'nun hikayelerine sarmış bulunmaktayım. Bir kitabı daha bitti. Yazarın anlatımını, üslubunu sevdim. Dili sade ve doğal. Anlatımı akıcı tek seferde bitiyor kitap. Köyden kente göç, işçiler, onların yaşadığı sıkıntılar, modernizm ve ona ayak uydurmaya çalışanların hikayeleri anlatılmış kitapta. Kahramanlar geldikleri yörenin ağız özelliklerine göre konuşturulmuş ve bu kitapta hiç göze batmıyor hatta anlatımı güçlendirmiş. Keyifli okumalar:)
Bir dünyanın eşiğindesin. Eğilip eğilip bakıyorsun. Özlemlerin, hasletlerin hasılı her şeyin arkada kaldı. Kalacak unutulacak.
Korkulusun, şaşkınsın, yabancısın.
Mustafa Kutlu
Sayfa 10 - Dergah yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yokuşa Akan Sular
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759951597
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Baskılar:
Yokuşa Akan Sular
Yokuşa Akan Sular
Tarım toplumundan sanayii toplumuna geçiş sürecinde olduğu söylenen ülkemizde maddi manevi toplumsal değişim görülmektedir. Yokuşa akan sular bu değişimi belli bir yönde yaşamaya itilen insanımızın düştüğü açmazları ele alıyor. Kitabı oluşturan hikayeler temelde sanayileşme olgusunuda irdeleyen bir bütün teşkil ediyor.

Kitabı okuyanlar 1.491 okur

  • BBÇ
  • Sümeyye Gönen
  • Ahmet Kahraman
  • Busra نور
  • Nazmiye Karabayır
  • Krizantem
  • Nur
  • Betül Aslantaş
  • A
  • thezeyneb

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.1
13-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%27.1
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%20.8
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.8
Erkek
%46.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.5 (58)
9
%17.3 (61)
8
%22.2 (78)
7
%19 (67)
6
%9.1 (32)
5
%5.7 (20)
4
%2 (7)
3
%1.4 (5)
2
%0.3 (1)
1
%0.9 (3)