Yokuşa Akan Sular

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.652
Gösterim
Adı:
Yokuşa Akan Sular
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759951597
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Tarım toplumundan sanayii toplumuna geçiş sürecinde olduğu söylenen ülkemizde maddi manevi toplumsal değişim görülmektedir. Yokuşa akan sular bu değişimi belli bir yönde yaşamaya itilen insanımızın düştüğü açmazları ele alıyor. Kitabı oluşturan hikayeler temelde sanayileşme olgusunuda irdeleyen bir bütün teşkil ediyor.
Bu defa yazar iş,emek, alınteri, hak kavramlarını serpiştirmiş hikayesinin içine. Türkçe ezanlı, uzun kuyruklu, sağlı sollu, grevli yıllara götürüyor okurunu. Köylülükten şehirliliğe, tarımdan sanayiye geçerken yitirdiklerimizi koyuyor önümüze. Yediklerimizle, içtiklerimizle, soluduklarımızla modern hayatımızı yüzümüze vuruyor. Hayat koşuşturmacası içinde ihmal ettiğimiz akrabalarımızı, ibadetlerimizi hatırlatıyor. Seydali'nin nefsinde nefsimizi, Bican'ın utangaçlığında saflığımızı, Zülküf Ağa'nın ölümünde vicdanımızı sorgulatıyor. Makinaların öğüttüğü duygularımızla, klor kokan ellerimizle, filbahriden bihaber modern hayatlarımızla hepimiz aslanı tilkiye boğduran düzenin birer parçasıyız işte, tatmin olmak bilmeyen nefsimizle, Ulu'l-emr'e tıkalı kulaklarımızla suları yokuşa akıtmaya çalışıyoruz, bu yüzden hepimiz korkuluyuz, şaşkınız, yabancıyız...Hayırlı okumalar...
Mustafa Kutlu'nun 1979'da yazdığı hikaye, ilk kitabı. (daha önce yazdığı 2 kitabı artık basmadığını düşünürsek.) 70'li yıllardaki göç furyasına katılıp, Anadolu'dan İstanbul'a göçmüş insanların, mücadelelerini, hayata tutunma çabalarını ele alan bir hikaye. Dönemin sosyal değişimini, göçü, şehirleşmeyi, insanların kendini kaybetmelerini, savrulmalarını anlatıyor yazar deneme kitaplarında değindiği görmüştüm bu konuya genelde. Toplumsal sorunlara duyarlı olan Mustafa Kutlu, işçi sorunlarına da değiniyor. Baş karakterimiz Bican, Yusuf ve Seydali'nin yaşamlarında görüyoruz bunu. Yine Recai Öğretmen'in huzursuzluğu çok hoşuma gitti. Hikayede kentin değiştirdikleri var bir de değiştiremedikleri, direnenler ve feci bir son.
Mustafa Kutlu Türk hikayeceliğin kilometre taşlarından biridir. Yazdığı hikayeler Türk Edebiyatında bir eksikliği kapatır nitelikte. Doğunun rüzgarlarını bağrında taşıyan, doğunun sularını içip bedeninde özümseyerek yüreğinde biriktiği resimleri yazıyor o. Bu yüzden de onun yazdığı eserler en çok doğuludur özde genelde ise evrensel konulardan biri olan insandır.

İnsanların geçirdiği evreleri, yaşadığı olayları, değişimleri hikayelerinde mükemmel bir şekilde dile getirir. Eserlerinin temel çıkış noktası işte bu elde var insandır. İnsan son tahlilde biziz. Biz bir toplamanın toplamında hayatı kendimizde toparlayan unsurlarız. Hamurumuzdaki 70 civarı madde bizim için dünya üzerindeki tüm insanlarla eşit hale getiriyor. Üstün olan neyse ona göre şekilleniyor kişiliğimiz. Ateş, su, toprak...

Mustafa Kutlu hikayeceliğinde evrensel unsur olarak insan bulunur devamlı. O insanı ele alırken geçirdiği değişikleri yansıtarak aktarır ki bu da toplumdaki insan şekline bir örnek olarak gösterilebilir. Yokuşta akan sular kitabında olduğu gibi. Olayın sosyolojik yanına baktığımız zaman genel olarak şöyle bir durum ortaya çıkar: köyden kente göçün sonuçları karşısında insanın durumu, karşılaştığı sorunları, geçirdiği değişimleri görebiliriz.

İnsanı hangi yönden ele alırsak alalım. Son tahlilde kendi benliğiyle bir insan ortaya çıkar. İnsan yaşadıkları ile insandır. Hikaye karekteri olan Bican da öyle. Bican Kars'ın Göle kazasından yüzünü ter basmış haliyle dayısının yanına İstanbul'a gelir. Olayların şekillenmesi ve köyden kente geçiş sürecinin bir insan üzerinden anlatıldığı hikayede ruh halinin yansıması olarak şaşkın bir insan portresi sunuyor karşımıza.

Tarım toplumundan sanayinin çarkları arasında dönen zamana geçiş evresi geçiren bir Türkiye portresi çizen kitap o dönemin siyasi halinden de parçalar aktararak olayların insanlar üzerindeki etkisine vurgular yapılıyor.

Sendikaların kurulması ve bunların ne olduğu, grevler ve iş-işçi hakları üzerine anlatılan olaylar Bican karekterinin gözlerinden yansıyarak ve ruh halini resmeyleyerek anlatılıyor. Bu da olayların bir insan gözünde nasıl canlandırılmasına örnek gösterilebilir Kutlu işte bunu çok iyi yapıyor.
Kaynak:http://yildirimacem.blogspot.com/...kusa-akan-sular.html
Mustafa Kutlu'nun daha önce Uzun Hikaye kitabını okumuştum.
Bu kitabı doğudan gelen fabrika işçilerinin karşılaştığı güçlükleri anlatıyor.
Kitabın içinde ikindiyi kılmak adında bir hikaye daha var.Bir öğretmenin oyalanarak ikindi namazını kaçırmasını anlatıyor.Hikaye olarak iyi çok da manidar ama bana kalırsa bu hikâyenin tam ortasında yer alması konu bütünlüğünü bozmuş.Hikâyedeki öğretmenle işçiler arasında bir bağ kurulacak diye bekliyorsunuz fakat ana hikâyeden bağımsız olduğunu bitirince anlıyorsunuz.
Kutlu okuyanlar kitaplarinin tadini bilirler.. Burada da Kars'ın Göle kazasindan gurbete calismaya giden Cevher Bican'in hayatini basina gelenleri konu edinmis.. Ben okurken cok keyif aldim. Bazi yerlerinde sanki gercekmis gibi algilayip uzuldugum bile oldu.. Her duygumu kitaba not aldim tarihleri ile beraber.. Cok guzel anlatimlari vardi.. Velhasil hayran kalarak okudum.. Altini cizdigim cok yer oldu...
Kısa ama sürükleyici olan bu kitap kesinlikle hoşunuza gidicek.Belki biraz güldüren biraz üzen ve düşündüren bu kitap kısa zaman alan ve okuyunca vay be iyimiş dedirtebilir.
Şehrin, şehirde yaşamanın ellerini topraktan daha çok kirleteceğini bilmelisin. Eski huzuru arama, makine sesi kuş seslerini unutturacak. Akrabalarını görmeyi unut, ellerini öpeceğin büyüklerin de yok, faturaların var, kömür karnen var torpilin de varsa ne âlâ. Hem ikindiyi kılamadıysan akşam var. Bu böyle, sular yokuşa akar ve bir bakarsın sen de akıntıya kapılmışsın.
Mustafa Kutlu ve kitaplarını çok severim. Temiz, duru ve anlaşılır bir dilde günlük hayatın debdebelerini anlatır. Kitaplarında ya ayrı ayrı birbirinden güzel öyküler olur ya da tek bir öyküyü anlatır.

Bu kitabında gurbet ele çalışmaya giden 4 köy kökenli insanın şehir hayatı karşısında yaşadığı şaşkınlıkları, şehre uyum sağlama çabaları ve bu arada başlarına gelenler anlatılıyor. Tek öyküden ibaret gibi dursa da ortadaki bir bölüm fazlasıyla alakasızdı. Bu kitabını sevemedim.
" Bu binalar neden bu kadar yüksek? Bu arabalar ne kadar çok. Bu insanların ne kadar acelesi var. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yokuşa Akan Sular
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759951597
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Tarım toplumundan sanayii toplumuna geçiş sürecinde olduğu söylenen ülkemizde maddi manevi toplumsal değişim görülmektedir. Yokuşa akan sular bu değişimi belli bir yönde yaşamaya itilen insanımızın düştüğü açmazları ele alıyor. Kitabı oluşturan hikayeler temelde sanayileşme olgusunuda irdeleyen bir bütün teşkil ediyor.

Kitabı okuyanlar 238 okur

  • Betül Yılmaz
  • Yusuf Kadri Şirinkan
  • Ally
  • Ahmet Hakan Uysal
  • Ozan Atila
  • Ömer ATALAN
  • Tuba Nur Aslan
  • Yağmur
  • Emir Doğanoğlu
  • b

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%27.1
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%20.8
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.8
Erkek
%46.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.9 (16)
9
%20 (14)
8
%28.6 (20)
7
%12.9 (9)
6
%10 (7)
5
%2.9 (2)
4
%1.4 (1)
3
%0
2
%0
1
%1.4 (1)