Adı:
Yokuştaki Salyangoz
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
294
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257737395
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Улитка на склоне
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Yokuştaki Salyangoz
Yokuştaki Salyangoz
"Yokuştaki Salyangoz, Strugatskilerin tuhaf ve kuvvetli ilaçları arasında en etkili olanı.” –Jonathan Lethem



BİRİLERİNİN İCAT ETTİĞİ, UYDURDUĞU AMA BANA VE BELKİ KENDİSİNE DE AÇIKLAMAK ZAHMETİNE KATLANMADIĞI BİR DÜNYADA YAŞIYORUM.



Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Yokuştaki Salyangoz ise, Strugatski kardeşlerin az bilinen başyapıtlarından fakat onlara göre eserlerinin “en kusursuzu ve yazdıkları arasında en önemlisi.”



Biber, günlerini aşağıdaki ormanın yönetimini sağlayan İdare’nin bürokratik koridorlarında geçirmektedir. Bir dilbilimci olan Biber’in dileği ormana girmektir fakat İdare tarafından bu talebi sürekli reddedilmektedir. Öte yandan, her gün “yarın” geleceği söylenen araba gelip onu almadığı için İdare binasında sıkışıp kalmıştır. Biber’in de tek yapabildiği, yamacın tepesindeki İdare’de oturup ormanı seyretmektir.



Candide ise yıllar önce bir helikopter kazasından canlı kurtulan bir İdare memurudur. Orman’ın yerlileri tarafından sahiplenilen Candide, yerliler arasında basit hayat sürmektedir. Ancak Candide’in tek istediği İdare’ye geri dönebilmektir. Yerliler ormanın tehlikeleri hakkında onu uyarsalar da Candide her gece yatarken “yarın” tepedeki İdare’ye doğru yola çıkma planları yapmaktadır.



İnsan, çevresini ne kadar tanıyabilir? Daha da önemlisi, insan doğaya hükmedebilir mi?



Yokuştaki Salyangoz, şimdiyle geleceğin arasındaki tehlikeli yolculuk.
294 syf.
·Puan vermedi
1965 yılında kaleme alınan eser, bir süre sonra en baştan yazılıyor ve 1966 yılında Candide’in ormanda geçen hikâyesi basılıyor. Ardından 1968 yılında, Biber’in İdare’de geçen hikâyesi Baykal dergisinde yayımlanıyor. Ancak kısa bir zaman sonra eser, kütüphanelerden kaldırılıp yalnızca özel izinle erişilen yasaklı yayınlar arasına konuluyor. 1972 yılında ise bu iki hikâye yazarlar tarafından birtakım değişikliklerle bir araya getiriliyor ve Yokuştaki Salyangoz Almanya’daki raflarda yerini alıyor. Özellikle kitapta Biber’in gözünden İdare’de yaşadıklarının anlatıldığı kısım, kusursuz bir absürtlükle dönemin Sovyet bürokrasinin kaotik yapısını ortaya koyduğundan, anavatanlarında kitap ancak 1988 yılında yayınlanabiliyor.

Merve Akartuna

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...alyangoz-incelemesi/
294 syf.
·Puan vermedi
Bilimkurgu okumak için, bilimkurguyu anlamak için, bilimkurgudan keyif almak için, olan biteni anlamlandırmak, bağlantıları kurmak, bir mantık zincir oluşturmak için okuma yazma bilemekten fazlasına ihtiyaç duyar insan, en azından duymalıdır. Hiçbir ön hazırlık yapmadan elinize bir bilimkurgu kitabı alıp sonra da kitapta ya da yazarda bir eksiklik bulma cehaletinde boğulmayın.

“ Guernica”ya bakıp şekilsiz bir boğa görüyorsanız, “ Moonlight Sonata” çalınca esnemeye başlıyorsanız, heykellere ucube deme keyfiliğini gösteriyorsanız, kitapları “ kalın-ince” diye ayırıyorsanız elbette bilimkurgu kitapları okuyunca da benzer yorumlar yapmanız kaçınılmazdır.

Bu kitapla ilgili derin açıklamalar yapmayacağım çünkü yazarlar kitabın sonunda bir bölüm açarak bunu zaten yapmışlar. Strugatski kardeşler bir kitap yazdıysa Eğer, o kitabın bir derdi vardır. “ İki adam varmış, biri oraya gidiyormuş, biri buraya gidiyormuş” gibi saçma incelemeler sizi yönlendirmesin.

Bilimkurgu içinde felsefe de barındırır. Buna dikkat ederek okuyun.
270 syf.
·2 günde·2/10 puan
Gerçekten çok saçma bir kitaptı. Anlamsızdı, ne anlatmaya çalıştığı bile şüpheli.
İki adamın bulundukları, yaşadıkları, yerden gitme çabaları anlatılıyor. Ama asla karşılaşmıyor iki adam.
Yokuştaki Salyangoz Boris Strugatski
294 syf.
·3 günde·Beğendi·5/10 puan
Çok anlaşılmayan kitaplara bir tane daha ekledim. Bilimkurgu klasikleri arasında yer almasına rağmen aslında tam anlamı ile bilimkurgu değil. İki farklı tuhaf atmosferde geçiyor hikaye. İki yerden de dışarıya çıkmaya çalışan birileri var.

Korkular, gizem, ilişkiler, kanunlar, kaçış, bilinmeyen, gelecek, idare, yaşam, ölüm, çevre ve yolculuklar konu ediliyor. İnsanı biraz zorlamasına rağmen kendince eğlenceli bir kitap.
259 syf.
BU KİTABA SONDAN BAŞLAYIN!

Ben ki önsözlerden, sonsözlerden ve de Bülent Serttaş'a sanatını izletemeyen dansözlerden hep şikayetçi olmuşumdur. Burada da varlığından veyahut yokluğundan değil, bizzat yerinden dem vuracağım. Okuyucuya kısmen spoiler yedirecek olsa dahi, keşke o sondaki "Yokuştaki Salyangoz / Endişe" başlıklı kısmı kitabın başına ekleseymişsiniz be arkadaş. En azından şu karmaşa dolu Orman'da kendimizi kaybettiğimize değerdi veya elimizde hiç olmazsa kör topal bir rehberimiz olurdu böylece. Bu arada, topal demişken hemen kitaptaki karakterlerden birinin adının hatalı çevrimine de değinelim: Çolakbacak. Çolak tabiri bacak için değil, kol ya da el için kullanılır.

Kitabın başına eklenmesini yerinde bulduğumuz kısımdan devam edecek olursak, Boris Strugatski, kurgunun geçirdiği evreleri ve elimizdeki kitaba nasıl vardıklarını güzelce anlatmış bize. Burada Boris'in yazısından alıntılarla devam etmek isterim.

"Burada bir şey olmuş bize, önemli bir şey. Orman İşleri İdaresi fikri ortaya çıkmış: Bu, her devlet kurumunu ilgilendirebilecek, delice bir parodi. Her nasılsa ve kimin aklına geldiyse, fantastik bir örgüyü, Orman örgüsünü ikincil ama daha ziyade sembolik bir örgüyle tamamlamaya karar veriyoruz. Bilimkurgu değil, gerçekten sembolik." Eveeet... Anahtar kelimeler: Devlet kurumu, sembolik, bilimkurgu. Devlet kurumu parodisi kısmında tatminkar bir iş çıkarılmış ve çokça hak verdiğim yerler oldu kurguda. Gelgelelim, hikayeye yedirilmiş bir sembolizmden çok, sembolizmle yoğrulmuş bir hikayede de her okuyucunun farklı çıkarımlarının olması kaçınılmazdır. Bu da verilen mesajın karmaşıklaşmasına sebebiyet verir. Hoş, Boris bizi bu konuda azıcık fırçalamış da. "'İdare' konusunu tasvir etmemize yardımcı olan ve bütün hikayeyi tamamen başka türlü aydınlatan bu başarılı fikrin sıradan okur tarafından anlaşılmaz kalmış olması ilginçtir. Yazarların anlatmak istediğini anlayan insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. oysa bütün anlatı boyunca, bu sembolizmin şifresini çözecek imalar serpiştirmiştik." ... Füze at reyiz, öyle ölmeyiz... Sen kitabı sembolizme boğup da Oryantal Didem gibi "ben orda sanat yaptım" minvalinde konuşursan biz de Bülent abimiz gibi tavandaki kuşları sayarız. Yani diyorum ki dansözsen eğer, kıyafetin biraz daha konsepte uygun olmalı. Kapiş ;) (Ben de aşırı sembolizm yapmışım, hemen tercüme edeyim. Eğer anlaşılmamaktan dem vuruyorsan, konuyu biraz daha açık ve de berrak işlemen, sorunu ortadan kaldıracaktır.) Son anahtara gelecek olursak, bu kitap da bir bilimkurgu değil, maalesef yazarın kendisi de ifade ediyor bunu. Ama bilimkurgu klasiklerimiz arasında...

Yazısının sonunda Boris, bu kitabı "Uzayda Piknik" ve "Tanrı Olmak Zor İş" in ardından üçüncü sırada sağlam bir yere oturtmuş. Bu okuduğum ikinci kitapları fakat ben üçüncü sıradaki yerini dahi o kadar sağlam görmüyorum şimdiden.

İncelemeyi daha fazla sündürmeye gerek yok. Zaten şimdiden çokça şeyden bahsetmişim bile. Başlıkta da belirttiğim gibi, kitaba sondan başlanması taraftarıyım. Şahsi fikrim bu yönde. Sondan başlayıp kurguya dalsam, belki şimdi olduğundan daha çok şeyi idrak edebilir, kurguya kendimi daha fazla verebilirdim. Fakat olağan haliyle, kitaba başından başlayınca yaşadığım durumu yine bir alıntıyla, Biber'in sözleriyle açıklayabilirim ancak: Görmek ve anlamamak, düşünüp kafanda kurmakla aynı. Yaşıyorum, görüyorum ve anlamıyorum; birilerinin icat ettiği, uydurduğu ama bana ve belki kendisine de açıklamak zahmetine katlanmadığı bir dünyada yaşıyorum...
294 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10 puan
Uzun bir süredir takip ettiğim İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinin 58. kitabı olarak karşımıza çıkıyor Strugatski kardeşlerin bu eseri. Kitabın tanıtımında da belirtildiği üzere eser Strugatski kardeşlerin az bilinen başyapıtlarından fakat onlara göre eserlerinin ''en kusursuzu ve yazdıkları arasında en önemlisi''

Bu değerli eser iki ana karakter üzerinden mesajını duyuruyor okuyucularına. Biber ve Candide. Biber, yaşamını 'İdare' denilen yerde geçiriyor ve burada bir takım bürokratik işlerin arasında buluyor kendini. Biber'in asıl istediği şey ise 'Orman' denilen yere gitmek ancak İdare tarafından bu isteği sürekli reddedilerek 'Yarın' geleceği söylenilen arabayı bekleyip durmaktadır. Candide ise eski bir İdare çalışanı olup helikopter kazası sonucu Orman'a düşmüş ve canı kurtarılmış bir karakter olarak karşımıza çıkmakta. Candide'in ise tek isteği Biber'in aksine bir an önce Şehir'e yani İdare'ye kavuşmaktır. Candide ile beraber Orman'da yaşamını sürdüren yerliler ise Candide'i Orman'ın tehlikelerine karşı uyarmakta ancak buna rağmen Candide sürekli ''yarından sonraki gün'' İdare'ye doğru gitmenin planlarını yapmaktadır.

Strugatski kardeşler bu iki karakter ve onların hikayesi üzerinden birçok alana dair mesajlar verdikleri güzel bir eser kaleme almışlar diye düşünüyorum. Belki yazarların kendi dillerinden belki de çeviriden kaynaklı olsa gerek metnin bazı bölümlerinin anlaşılmaz ya da ağır olduğunu da açık yüreklilikte ifade edebilirim. Buna rağmen okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum.

Serinin müptelalarına selam olsun! :)
259 syf.
·2 günde·5/10 puan
Yokuştaki salyangoz kitabında biber adlı bir adamın yönetimi idare denilen bir yerde bürokratik yerde geçici bir süre konaklamaktadır ama biber ormana gitmek istiyordur ama idareye göre orman tehlikeli ve gidilmesi sakıncalıdır. bir yandan diğer erkek kahramanın hikayesini anlatan kitapta diğer kahramanımız candide ise helikopter kazasından sağ kurtulmuş eski bir idare memuru olup ormanda yaşıyordur. onunda amacı idare dönmektir.

Kitap ilk başlarda akıcı olsada karakter dönüşleri gayet iyi yapılsada okuduğum en iyi bilimkurgu veya distopya diyemem. kitabın ilk 150 sayfasında konu çok güzel ilerlerken birden olaylar karışıyor. okuyucuyu çok zorluyor ve alakasız olaylar insanı belki biraz okumaktan soğutabilir

Strugatski kardeşlerin okuduğum ilk ve tanıştığım kitabı olduğu çok fazla yorum yapamıyacam ama benim için ortalama bir kitaptı.
Kimseyle konuşmadan, kimseyle vedalaşmadan çıkıp gitmek güzel olurdu şimdi ama insan bunu ancak aydınlık bir kafayla yapabilir, şimdi olmaz.
Arkadi Strugatski
Sayfa 34 - İthaki Yayınları
Kederimin sınırı yok,
Deli gibi, yorgun dolanıyorum bir başıma,
Söyle, neden soğudun bana?
Neden böyle çiğnedin aşkımızı?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yokuştaki Salyangoz
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
294
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257737395
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Улитка на склоне
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Yokuştaki Salyangoz
Yokuştaki Salyangoz
"Yokuştaki Salyangoz, Strugatskilerin tuhaf ve kuvvetli ilaçları arasında en etkili olanı.” –Jonathan Lethem



BİRİLERİNİN İCAT ETTİĞİ, UYDURDUĞU AMA BANA VE BELKİ KENDİSİNE DE AÇIKLAMAK ZAHMETİNE KATLANMADIĞI BİR DÜNYADA YAŞIYORUM.



Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Yokuştaki Salyangoz ise, Strugatski kardeşlerin az bilinen başyapıtlarından fakat onlara göre eserlerinin “en kusursuzu ve yazdıkları arasında en önemlisi.”



Biber, günlerini aşağıdaki ormanın yönetimini sağlayan İdare’nin bürokratik koridorlarında geçirmektedir. Bir dilbilimci olan Biber’in dileği ormana girmektir fakat İdare tarafından bu talebi sürekli reddedilmektedir. Öte yandan, her gün “yarın” geleceği söylenen araba gelip onu almadığı için İdare binasında sıkışıp kalmıştır. Biber’in de tek yapabildiği, yamacın tepesindeki İdare’de oturup ormanı seyretmektir.



Candide ise yıllar önce bir helikopter kazasından canlı kurtulan bir İdare memurudur. Orman’ın yerlileri tarafından sahiplenilen Candide, yerliler arasında basit hayat sürmektedir. Ancak Candide’in tek istediği İdare’ye geri dönebilmektir. Yerliler ormanın tehlikeleri hakkında onu uyarsalar da Candide her gece yatarken “yarın” tepedeki İdare’ye doğru yola çıkma planları yapmaktadır.



İnsan, çevresini ne kadar tanıyabilir? Daha da önemlisi, insan doğaya hükmedebilir mi?



Yokuştaki Salyangoz, şimdiyle geleceğin arasındaki tehlikeli yolculuk.

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Koray Terzi
  • Özlem
  • Samet Koca
  • Can
  • Betül
  • Kayıp Rıhtım
  • Meltem şekerci
  • Post Mortem
  • Gökhan turan
  • Oğuz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%10 (1)
7
%40 (4)
6
%0
5
%30 (3)
4
%10 (1)
3
%0
2
%0
1
%0