Aziz Nesin'in kendi yaşam hikâyesinin çocukluk dönemini anlattığı kitabı.
Özellikle annesine karşı duyguları, dönemin karakterine uygun mizaçta katı, muhafazakar baba...
İnsanların büyük konaklarda birkaç aile birden yaşadığı Osmanlı'nın son dönemleri ev dedikleri bir göz oda... Anadolu'da Kurtuluş savaşı. Yokluk kıtlık veremden kırılan insanların (annesi de aynı hastalığı çekmiş) yılları. Ve bu ortamda yaşam mücadelesi veren ailenin çocuğu Mehmet Nusret (asıl adı) .
Aziz Nesin'i anlayabilmek için bu bu seriyi okumak gerek)
İlk defa Aziz nesin kitabı okudum. Çok ön yargılı davrandığımı anladım. Ve diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Anı türünde bir kitap. Aziz Nesin, 3 yaşından 12 yaşına kadar ki hayatını anlatıyor bize. Gayet akıcı, içten ve hoştu bence. Kitapta sadece Aziz Nesin'in hayatı değil sadece anlatılan. Cumhuriyetin ilk yılları ve o dönemdeki aile yaşantıları, toplumsal ilişkiler ve eğitim düzenini de bize çok güzel aktarmış. O zamanda, o şartlarda halkın çektikleri de göz önünde. Aziz Nesin'in ne zorluklarla hayata başladığını anlıyoruz kitabı okudukça. Kitabı okurken gülmeyi bekliyordum ama öyle olmadı daha çok hüzünlendim.
Kitap bana güzel şeyler kattı. Okumanızı öneririm. Benim gibi ön yargılı davranmayın.
İyi okumalar..
Kitapla kalın...
Aziz Nesin’in güldürmeyen, hüzünlendiren, yüreğinizi acıtan on iki yaşına kadar olan çocukluk anıları.
️Çocukluğumu hiç yaşamadım. Çember çevirmedim, zıpzıp, bilya alamadım elime. Uçurtma
Her kitabın farklı bir ruhu vardır. Hüzünlü çocukluğunuzu benim gibi bir tozlu rafa kaldırdıysanız. Bu kitap işte bu kitap ruhunuzu örseleye örseleye deşer yaralarınızı. Bıraktım tekrar aldım tekrar bıraktım tekrar aldım. Yaralarıma kucak açtım kendi sesimi dinlemeye başladım. Hani diyor yaa Nusret, ben ne onlardandım, ne öbürlerinden. Beraber ağlaştık sabahlara kadar. Hangi satırlarda gözyaşı döküp, hangi satırlarda gülümsediğini hissettim. Öyle içine aldı ki beni bu kitap acaba kaç kişiye aynı şeyi hissettirdi diye saatlerce düşündürttü. Samimiyetine anlattıklarına kulak verince bu yol size artık böyle gelmiş ama böyle gitmeyecek dedirtiyorsa yazarın mesajını almışsınızdır. Mehmet Nusret namıdiğer Aziz Nesin aslında çok yaralı bi çocuktur. Kara mizaha da böyle bulaşmıştır ama iyi ki de bulaşmış çünkü o yaralarını mizahla sarmış bir bilge üstattır.
O dönemi çok iyi yansıtan bir kitap yoksulluğu o dönemin avrupalılaşmaya çalışıp aslında daha da geriye gittiğini anlatan bir kitap.Herkesin okuması gereken bir kitap lütfen okuyun okutun
“Bırak olmasın mezar taşımız,
bir okul bahçesine gömsünler bizi çocuklar koşsun üzerimizde,”
"Bir gün neden? diye soruverir kendi kendine. Benim üstünlüğüm ne? neden Hıristiyan çocuklar
Bana bu kitabi okumamı söylediğinde demistin ki; 3 kitabin tümünü kapsayan ciltli halini al. Ben almadım, serinin ilk 2 kitabını sen hediye ettin bu yüzden ayrı kıymetli ama çok haklıymışsın..
Şimdi
Aziz Nesin in daha önce okuduğum pek çok kitabına inceleme yazdım. Onun edebi kişiliğinin mükemmelliğine hayran oldum. Ama hep birşeyi merak ettim. Neydi bu mükemmelliğin sırrı? Bir sır mıydı gerçekten?
Nereden nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Nasıl anlatılır ki... Sitede yazarın eserleriyle ilgili ve yazarı tanıtan öyle güzel incelemeler var ki; benim yazacaklarım sadece bir kum tanesi kadar
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.