Yol Ayrımı (Esir Şehir Üçlemesi 3. Kitap)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.409
Gösterim
Adı:
Yol Ayrımı
Alt başlık:
Esir Şehir Üçlemesi 3. Kitap
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731295
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Kâmil Bey de Anadolu'da serbesttir artık ... Türkiye'yi kuşatan bir "serbest"lik rüzgarı esmeye başlar zamanla. Bu serbestlik, değişen ya da değişmiş gibi görünen insanların maskelerini birer birer düşürürken, İstanbul'da hayat giderek zorlaşır. Kâmil Bey, yıllardır özlemini duyduğu biricik kızı Ayşe'ye kavuşmaya çalışırken, Kurtuluş Savaşı'nda yüz binlerce insanın kanıyla kurtulan vatan, artık demokrasi mücadelesi vermektedir. Serbest Fırka'nın kuruluşu, Darülfünun'da meydana gelen ayaklanmalar, İstanbul sokakları ve tarihin derinliğinde kalan ayrıntılar... 

"Yol Ayrımı", savaştan zaferle çıkmış bir milletin demokrasi yolunda attığı bebek adımlarının izdüşümlerini aktarıyor okura.    
(Tanıtım Yazısı'ndan)
Esir Şehir Üçlemesini bitirmiş bulunmaktayım.
İlk kitabımız Esir Şehrin İnsanları, mütareke döneminde işgal altındaki İstanbul'u ve Anadolu mücadelesini anlattı bize, ana karakterimiz Kâmil Bey ile nabzını tuttuk geçmiş tarihin.

2.kitap Esir Şehrin Mahpusu'nda yıl 1921, Kâmil Bey mahpustadır ve yeniden varolma mücadelesine girişir, Anadolu'da kurtuluş savaşları başlamıştır.

Ve son kitabımız Yol Ayrımı...
Kitabımız kurtuluş savaşı sonrası Cumhuriyet döneminde 1930 yılını anlatıyor. Serbest Fırka'nın açılışı ve kapanışı kitabın esas konusu diyebiliriz. Bunun yanında Cumhuriyet sonrası sağlanmaya çalışılan düzen ve halkın bu değişim karşısında verdiği uyum mücadelesi güzelce anlatılıyor.

Baş kısımlarda Serbest Fırka'nın açılışı anlatılıyor. Burada ayrıntılı diyaloglar içeren bölümler biraz sıkıcı geldi bana. Bir an yanlış kitap mı okuyorum acaba diyebilirsiniz çünkü ana karakterimiz Kâmil Bey'in adı bile geçmiyor bu kısımlarda. İlerleyen bölümlerde beklenen karakterler kitaba girmeye başlasa da ön planda olmuyorlar. İlk 2 kitabı okuyan biri normal olarak Kâmil Bey'in sonu ne oldu diye merak içinde oluyor ama kitap bu beklentiyi tam olarak karşılamıyor maalesef. Kâmil Bey'i kurtuluş mücadelesine sokan okul arkadaşı İhsan ve eşi Nedime Hanım'dan kitapta hiç bahsedilmemiş olması da ayrıca şaşırttı beni. Tabi yeni karakterlerle de tanışıyoruz Yol Ayrımı'nda fakat yine yüzeysel kalıyor hikâyeleri. Kemal Tahir karakterlerin hikâyelerini es geçerek tarihi olaylara yönelik bir kitap yazmaya karar vermiş diyebiliriz. Bu yönden beni edebi olarak tatmin etmese de tarihi olarak başarılı bir eser olmuş.

Kemal Tahir'in dönemin gelişmelerine karşı eleştirilerine de şahit oluyoruz. Harf devriminin etkileri, Lozan antlaşması sonuçları, siyasetçilerin menfaatleri için yaptıkları, bitmeyen rantlar eleştirilen konular arasında.

Sonuç olarak güzel bir kitap serisine noktayı koyduk. Kurtuluş Savaşı ve erken Cumhuriyet dönemini merak edenlerin mutlaka okuması gereken bir seri yazmış Kemal Tahir. Kurgu ve tarihsel olaylar gerçekten iyi harmanlanmış. Kemal Tahir okumaya devam edeceğim sizlere de tavsiye ediyorum. İyi okumalar.
"Esir Şehrin İnsanları"nın2.ci cilti 1921 yıllarında Ulusal Kurtuluş Savaşında henüz düzenli ordu kurulma aşamalarında. Başka bir ifade ile Kuvayi Milliye Aşamasında noktalanmıştı.
3. cü cilt "Yol Ayrımı" 1930 yılında başlıyor. 9 yıllık bir mola var arada. Bu aşamada Büyük taarruz olmuş, 9 Eylül de ordu İzmire ulaşmış, Lozan Barış Antlaşmaları gerçekleşmiştir...Tabi bunlar kitap da yok benim notum dur.
Demem o ki..., kitapları kronolojik bir sistematik içerisinde yolculuğa devam etmek istiyorsanız "Yorgun Savaşcı" yı tüketip belini bükmelisiniz.
Madrabazlık- Kuvayi Milli- Yol Ayrımı. Bölümlerinden oluşuyor kitap.
Maceraya Serbest Fırka ile yola koyuluyorsunuz... Neler karşılıyor sizleri:
Serbest Fırka ve İzmir olaylarının, perde gerisi cereyanı ve halkın belleğinde, tutum, hal ve davranışlarından devrin nabzını tutuyorsunuz.
O devrin gerçeklerindeki; çıkarcıların. vurguncuların, nasıl kendilerine bir yol ve rol bulduklarını,para hırsının nerelere vardığının, o günlerden bu günlere sirayet edeçek siyasi yelpazenin hissedilir esintilerini, Yazarın ince ince nükteleriyle usta kalem işlerliği, ince zeka becerisi ile bize gösteriyor, Hissettiriyor.Düşündürüyor.
O devir de yaşamış halkın halkın bu gerçekler içerisinde nasıl ayakta kalmaya çalıştığı, yaşam mücadelesi verdiğini. Yine o halkın "Hürriyet" anlayışı, kavrayışı,
Yeni yazı ya ( Harf Devrimi) geçişte yaşanan okur nezdinde olsun, basın yayın hayatında olsun meydana gelen müşkülatları, bu müşkülattan bazı çıkar düşkünlerinin nasıl nemalandığı, Yeni yazıdan önce yayın evlerinin, matbaaların hangi kitapları yada benzeri şeyleri kimlere nasıl sattıkları,
Eskişehir- Kütahya Sakarya savaşlarını bir dizeye güzelce sergiliyor yazarımız.
160 ıncı sayfadan sonra 2. nci kahramanları tekrar sahne alıyorlar kitapta.
Doktor Münir Bey ile Kamil Beyin kızı Ayşe'nin karşılıklı yüzleşme sohbeti duygusallık patlamasında tavan yapıyor.
Kitap da dikkat ettiğim bir konu da şu oldu: bazı ko konu ( hikaye ) örneğin pohça konusu, baldız avukat konusu,lastik top konusu gibi. "Hür Şehrin İnsanları" nda da ele alınmış hikaye edilmişti. burada başka bir versiyonla anlatılmış olsa da aynı olduğu gerçek.Bunu yazar neden böyle yapmış olabilir diye düşündüm. Vardığım sonuç şu oldu. Yıl 1930 lara geldiğin de yani kurtuluş gerçekleşip, cumhuriyetin kuruluşundan sonralara geldiğinden kısacası Hür Şehre kavuştuktan sonra iki seri kitabın arasına güzel köprü kurmuş, harika bir bağ atmış, bedene oturan gömleğin düğmelerini iliğine geçirerek eserini bütünlük vermiş Kemal Tahir.....
Demekteyim ki önce Esir Şehir üçlemesi- sonra Hür Şehrin İnsanları okunmalıdır. Amma bunları bütünlemek için Yorgun Savaşsız olmaz!
son olarak bugün siyasetle uğraşan, ilgilenen siyasetin uçundan kıyısından ,eteğinden tutunanlar bilhassa bu günlerin( partiler- siyasal yaşamımızın seceresi bakımından) tahlili için bu yapıtları mutlak okumalıdırlar.
Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar dileğimle...
Esir Şehir üçlemesinin son kitabı... İlk iki kitaptan farklı olarak, bu kez olayların merkezinde Kamil Bey yok. Ancak onun hikayesi de yan konulardan biri olarak devam ediyor. Türkiye'nin çok partili hayata geçiş sürecini bugüne kadar hep tarihi okumalar yaparak öğrenmeye çalıştık. Bu sürecin bir romana konu olması başta garip karşılanabilir. Ancak tam tersi, kitabı okuduğunuzda, aslında tarihi olayların edebiyat aracılığı ile sunulmasının tadının çok ayrı olduğunu görüyorsunuz. Tabii burada Kemal Tahir faktörü de var. Tarihi bir konuyu romanlaştırmak herkesin harcı değil. Tarih ile kurgu arasındaki dengeyi çok iyi ölçüp biçerek ortaya koymak ustalık gerektiren bir iş... Bu kitabı, serinin ilk iki kitabından bağımsız da okuyabilirsiniz. Tabii Kamil Bey'le ilgili bölümlerde, olayların geçmişini bilmediğiniz için biraz kafa karışıklığı yaşayabilirsiniz. Ancak kitabın baş rolünde Serbest Cumhuriyet Fırkası, dolayısıyla çok partili hayata geçiş süreci var... Ayrıca genel olarak Cumhuriyet'in ilk yıllarında genç Türkiye halkının yaşadığı kafa karışıklığı da çok iyi yansıtılmış... Dönemi ve o dönemin insanlarını daha yakından tanımak için dört dörtlük bir eser... Keyifli okumalar...
Esir şehrin üçlemesinin son kitabı olan Yol Ayrımı da biter. Roman beklentimi karşılamadı. Esir Şehrin İnsanları ve Esir Şehrin Mahpusunda önemli karakteri olan Kamil Bey kenar itilmiş. Romanın yarısı kadar Kamil Beyin çıkmasını bekledim. Kamil Bey ve kızının ilişkisi romanın ana konularında biri olmasına kenara itilmiş. Kitabın asıl konusu olan Serbest parti dönemi çok güzel anlatılmış. Roman başlarda ağır gidiyor ama sonradan akıcı olmaya başlıyor. Serbest Fıkra Döneminin öğrenmek istiyorsanız mutlaka okuyun.
Kemal Tahir'in “Yol Ayrımı” isimli eserindeki analizden:
“Düşündün mü hiçbir dünya imparatorluğu nasıl tasfiye edilir?
Bir dünya imparatorluğu yüzyıllar boyu yüzlerce nesillerin birleşik gayretiyle kanları canları malları pahasına doğmuş kökleşmiş gelişmiş yaşatılmıştır.
Tarihin bir döneminde herhangi bir nesil tek başına bu tasfiyeye karar verebilir mi? `Veririm` derse bu kararın meşruluğu hangi vesikalarla ispatlanır?
1908`in padişahçı ittihatçıları imparatorluğu yıktılar;
1923`ün Kuvay-ı Milliyecileri bir dünya imparatorluğunun miras hesaplarını tasfiyeye oturdular.
Peki neydi tasfiye edilecek miras?
700 yıllık bir imparatorluk... 1908`de ittihatçıların ele geçirip on yılda yıktığı imparatorluk tam dört milyon üçyüz seksen üç bin kilometre kare toprağa sahipti.
Nüfusumuz kırk üç milyonu aşkındı."
Bu toprak üzerinde malımız olan yedi bin kilometre demiryolu döşeliydi.
Buna dört yüz yıllık hilafetin bütün dünya İslamları üzerindeki manevi haklarını katmıyorum.
Tasfiye edilen miras Osmanlı`nın sırf kılıç gücüyle aldığı tarih boyu vuruşarak savunduğu mirastı.
Evet oturuldu masaya...
Karşımızda yirmi iki devlet...
Tasfiye beş buçuk ayda tamamlandı.
Mahzenler dolusu arşivleri düşün...
Delegelerimiz incelediler mi bunları?
Kılı kırk yardılar mı?
Hayır! Çünkü İstanbul hükümeti delegeleri yani asıl uzmanlar bizim isteğimizle sokulmadı bu konuşmalara...
Bu iyiliğimize karşı İngiliz Generali Harrington`un teşekkürünü hatırlarım.
Demek dört milyon küsur kilometre karelik bir imparatorluğun yedi yüz yıllık hesapları tasfiye edildi beş ay içinde. Buna tasfiye denmez mirası reddettik.
Kurtuluş iki türlü olur:
Ya bütün haklarını en son zerresine kadar koruyarak kurtulursun ki gerçek kurtuluş budur;
Ya da haklarından birçoklarını vererek kurtulursun!
Bu da kurtuluştur ama öyle pek öğünülecek kasınılacak çeşitten sayılmaz.
Hele rejim değişmelerinin tarihsel haklardan vazgeçmekle hiçbir ilintisi olamaz.
Sözgelimi Bolşevikler Çarlık İmparatorluğu`na pekala sahip çıktılar.
Nitekim Fransa cumhuriyetçileri de kendilerinden önce çeşitli krallarının kurmuş oldukları imparatorluğu rejim değiştirdik bahanesiyle hiç kimseye bağışlamadılar.
Dünyada çok az milletin eline geçmiştir bizimki kadar büyük tarih birikimi... Eğer her millet ilk zorlukta yüzyıllar boyu biriktirdiği haklarını kaldırıp atarsa dünyada tarih diye bir şey kalmaz.
Neden sana yenik düşmüş gibi geldi bir tek adam karşısında koca bir iktidar?...
Hem de askeri bir zafer kazanarak gelmiş bir iktidar?
Çünkü Anadolu-Yunan savaşı belletilmek istendiği gibi bin yıllık tarihimizden ayrı bir Milli Kurtuluş Savaşı değildir. Bin yıldır süren Doğu-Batı boğuşmasının yüzlerce savaşlarından biri hem de küçüklerinden biridir.
Böyle bir savaşı kazanmak bin yıllık tarihin biriktirdiği hesabı kapatmaya yetmez ki iktidarı gerçek iktidar olsun.
Bu savaşa İstiklal savaşı da haşa denemez!
Çünkü biz hiçbir zaman milli devletimizi yitirmedik. Siz Cumhuriyet çocukları `gözümüzü zaferde açtık` avuntusundasınız. Şimdi umulmaz yerlerde, beklenmez yenilgilerle karşılaşınca apışmayın!..
Biz er geç Batıyla ister istemez hesaplaşmak zorundayız.
Bunu gerçekten yapmadıkça batıya hizmet teklif etmekle belayı başımızdan defleyemeyiz...
Serinin üçüncü cildi çok güzel bir konu ele alınmış. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki yaşamı anlatmış. Kişilerin mücadelesi savaş esnasında ve sonrasında yaşananlar.
Kemal Tahir’in muazzam kitaplarından biridir. Esir Şehrin İnsanları üçlemesinin son kitabı YOL AYRIMI. İlk kitap ta milli mücadele döneminde Osmanlı aydını olarak nitelendirilen zümreden kimselerinde milli mücadele de varlık göstermesi işlenmişti. Bir Osmanlı aydını olarak Kamil Bey’in gazete yazarı olarak çıkardıkları gazete ile direnişe süngü verenler arasında olması ve sonrasında hamile bir kadını kurtarmak adına yedi yıl hapse mahkum olması hikayesini okuduk. İkinci kitap ta ise Kamil Bey’in mahpus hane yaşantısı milli mücadele devam ederken içerideki Kuvayı-milliyecilerin hayatlarına tanık olduk. 2. Kitap Kamil Bey’in eşi Nermin Hanımı boşaması ile son bulmuştu.

Yol Ayrımında ise Cumhuriyetin ilk yılları ilk çok partili yaşama geçiş dönemleri arasında kıvranan eski kuvvacılar ve kızını annesinden alma düşüncesinde olan bir Kamil Bey portresi çizmişti Kemal Tahir. Diğer iki kitaba nazaran bu defa daha çok karakter çıktı karşımıza. Diğer kitaplarda mücadeleci ruhunu diri tutan Kamil Bey gitmiş yerine kızı Ayşe’yi alma umuduna tutunmuş yorgun bir eski tüfek kalmıştı Kamil Bey’den Yol Ayrımına. Politikanın girift labirentleri arasında yorulan Kuvvay- i Milliye kahramanları hürriyet tutkularını politikaya kurban verdiler belki de bu yüzden Yol Ayrımına geldiler.
Esir şehir üçlemesinin üçüncü ve son kitabı. Serbest Fırka'nın kuruluşu ve bu esnada yaşananlar özelinde bir devrin, hatta koca bir tarihin muhasebesinin yapıldığı kitap.
Yol ayrımı,Esir Şehir üçlemesinin son kitabı.Bu kitapta Cumhuriyet’in erken dönemlerindeki çok partili hayata geçiş ve demokratikleşme çabaları anlatılmakta.Mustafa Kemal Atatürk; partinin kurulması görevini Fethi Bey’e (Fethi Okyar) vermiş ve “Serbest Parti”adında ilk defa ikinci bir parti kurulmuştur.Fakat bu deneme kısa sürede başarısızlığa uğramış ve parti kapanmıştır.Kemal Tahir’in usta kalemi ile diğer iki kitapta olduğu gibi konu çok güzel örgülenmiş,o dönemde yaşanan iyi,kötü ve ıstıraplı yılları içinde yaşıyorcasına okura aktarmıştır.Yakın tarihe ilgisi olanların bu üçlemeyi sindire sindire okumasını tavsiye ederim.
iyi okumalar.
Esir Şehir İnsanları’nda başkarakter olan Kâmil Bey hapisten çıktıktan sonra ayrıldığı eşi Nermin’in evine giderek kızıyla görüşmek ister. Fakat bu süreç, romanın yarısından sonra başlar. 1930’daki Serbest Fırka deneyimi, yazarın karakter çeşitlemesiyle anlatmaya çalıştığı konudur. Kuvayı Milliye saflarında bulunmuş insanların siyaset arenasından uzak tutulmaya çalışıldığı, meydanın kraldan çok kralcı olan parti kodamanlarına kaldığı bir dönem. Esir Şehrin Mahpusu’nda karşımıza çıkan hapishanedeki kötü adam Faytoncu Osman Ağa’nın Serbest Fırkacılığı ile İstiklal Savaşı’nda önemli mücadelesi olan Ramiz Dayı’ya kafa tutmaya çalışması yazarın dönem siyasal yapısının alt yapısını iyi vurguladığı, çelişkileri anlatmaya çalıştığı iyi bir anlatım. CHP'li önemli mebusların bir süre sonra Serbest Fırkacılara karşı aşırıya varan tepkileri, Kâmil Bey’in kızına gerçekleri anlatmaya çalışması, Gazeteci Murat’ın arkadaşı Selim’in bir dergi çıkarmaya çalışması ve dergide sarayların öğrenciler için yurt anlamında kullanılması gerektiğinden bahseden yazısı eserin bam telidir neredeyse. Selim’in bu görüşü, Atatürk’ün kaldığı saraya lafı getiriyor gibi algılanır, sivil memurlarca öldüresiye dövülür, bir daha da kendini toparlayamaz ve hastanede can verir.
Doktor Münir’in Kurtuluş Savaşı ve kahramanlık üzerine söylediği şu söz önemli: “Bence Kurtuluş Savaşımızın bir tek kahramanı var o da Kurtuluş Savaşı’nın kendisi.” Yazar, diğer birkaç eserinde olduğu gibi Doktor Münir üzerinden kendi görüşlerini okuyucuyla paylaşıyor ve ortaya, dolu, yiğit bir roman çıkıyor. İyi okumalar…
Dil ve üslup bildiğiniz Kemal Tahir. Ben severim. Türkçesi işlek, üslubu akıcıdır. Rahat ve ilgiyle okunur. Esir Şehir üçlemesinin son kitabı. Yine yakın tarihimizden bir dönemi edebi bir romanla çok iyi anlatmış. Fethi Okyar tarafından kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası dönemini konu etmiş. İnsanların gündelik hayatları üzerinden anlatıyor. Resmi tarihi bilgiyi de hikâyenin içine gayet iyi şekilde yedirmiş. Dönemi anlatırken de bir yandan, hürriyet, demokrasi, kurtuluş, yeni düzen konularını tartışıyor. Halkın çok memnun göründüğü düzenden ilk kurtuluş, bu düzeni değiştirme fırsatının üzerine nasıl da atıldığını gösteriyor. Gerçeklerin hiç de okullarda okutulan tarih dersindeki gibi olmadığını anlatmış diğer kitaplarında olduğu gibi. İnsanların yaşadığı hayattan memnuniyetsizliğini, bunun nedenlerini, nasıl korkudan biat ettiğini, ikinci bir kurtuluş umuduna nasıl sarıldığını sorguluyor.
Kemal Tahir'i tanıdığım için çok utluyum. Esir Şehir Üçlemesi'ni herkese tavsiye edebilirim. Okuyun pişman olmayacaksınız.

Kemal Tahir adını bilip de neden okumadım sorusuna bir cevap veremiyorum. Çok geç kalmışım. Dili çok akıcı. Karakter tahlilleri muhteşem. Bayıldım. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Devlet Ana kitabını aldım ama araya bir Dan Brown-Başlangıç sıkıştırdıktan sonra devam inşallah...

Üçlemenin ilk iki kitabını çok beğenince son kitap biraz gerisinde kalmış gibi geldi bana. Tabii bunda ilk iki kitap kahramanımız Kamil Bey merkezinde geçerken, son kitapta Kamil Bey'i ancak kitabın yarısında bulabildik. Açıkcası nerde bu Kamil Bey, ne zaman çıkacak diye diye bir hal oldum. O yüzden ilk iki kitabın biraz gerisinde gibi geldi bana. Ama bu kitapta daha fazla karakter ve ilk iki kitaptan daha dolu dolu bir hikaye örgüsü vardı sanki.

Kemal Tahir'i seviyorum ve kesinlikle okuyun diyerek tamamlayayım.
"İnsanın başına bu memlekette her şey gelir, bunların en önünde akıl almaz alçaklık, en sefil kişisel çıkar, en korkunç aptallık vardır..."
Kemal Tahir
Sayfa 367 - İthaki - 7. Baskı - 2016
Aslında halklarına baskı yapan idareler, isteseler bile halkçı olamamış pis idarelerdir. Halkçı olamamak soygunculuktan, bir de yeteneksizlikten gelir.
Kemal Tahir
Sayfa 122 - İthaki - 7. Baskı - 2016
Bazı şeyleri hep söylemek istiyoruz, karşımızdaki bakalım dinlemek istiyor mu diye hiç düşünmüyoruz!
İyiyi kötüden ayırma işi değildir bu... Kendisini kendi sözüyle bağlamaktır. Dıştan değil, içten gelen bir baskı... Akılla, hesapla ilişiği yok...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yol Ayrımı
Alt başlık:
Esir Şehir Üçlemesi 3. Kitap
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731295
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Kâmil Bey de Anadolu'da serbesttir artık ... Türkiye'yi kuşatan bir "serbest"lik rüzgarı esmeye başlar zamanla. Bu serbestlik, değişen ya da değişmiş gibi görünen insanların maskelerini birer birer düşürürken, İstanbul'da hayat giderek zorlaşır. Kâmil Bey, yıllardır özlemini duyduğu biricik kızı Ayşe'ye kavuşmaya çalışırken, Kurtuluş Savaşı'nda yüz binlerce insanın kanıyla kurtulan vatan, artık demokrasi mücadelesi vermektedir. Serbest Fırka'nın kuruluşu, Darülfünun'da meydana gelen ayaklanmalar, İstanbul sokakları ve tarihin derinliğinde kalan ayrıntılar... 

"Yol Ayrımı", savaştan zaferle çıkmış bir milletin demokrasi yolunda attığı bebek adımlarının izdüşümlerini aktarıyor okura.    
(Tanıtım Yazısı'ndan)

Kitabı okuyanlar 248 okur

  • Kurtbeq
  • cigdem bozkurt
  • Bey Böyrek
  • Oğuzhan Mercankaya
  • Josej K.
  • KunduzluBozkurt
  • Mehmet Yılmaz
  • ercanscgn.
  • Fatih SERTKAYA
  • Özlem Evren

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.6
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%17.2
25-34 Yaş
%35.2
35-44 Yaş
%26.6
45-54 Yaş
%10.9
55-64 Yaş
%7.8
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%31.8
Erkek
%68.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.1 (26)
9
%22.9 (22)
8
%32.3 (31)
7
%8.3 (8)
6
%5.2 (5)
5
%2.1 (2)
4
%0
3
%1 (1)
2
%1 (1)
1
%0