·
Okunma
·
Beğeni
·
27
Gösterim
Adı:
Yolda Bir Adam Gidiyordu
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
450
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059115582
Kitabın türü:
Çeviri:
Fahrettin Çiloğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam
Yolda Bir Adam Gidiyordu efsanevi bir Yunan anlatısını trajik bir aşk hikâyesi ile birleştiren bir epik. 20. yy. Gürcü edebiyatının en önemli yazarlarından Otar Çiladze, Altın Post'un peşindeki İason'un karanlıklar içindeki Kolheti ülkesine gelip Medea'yı kaçırmasını alegorik bir biçimde Gürcistan'ın Rusya tarafından ilhak edilmesiyle birlikte ele alıyor. Gürcistan'daki gündelik hayatı Gılgamış destanındaki bakış açısıyla yorumlarken, kahramanların arayışlarının, takıntılarının ve kuşkularının bedelini ödeyen kadın ve çocukları ustalıkla resmediyor.

Artık insanın korku duygusu da kaybolmuştu. Daha doğrusu insan, korkuyu gizleme yeteneği kazanmıştı, çünkü ölümün kaçınılmaz olduğuna inanmıştı. Bu dünyanın yaşam ile ölümün kaçınılmaz olarak yer değiştirmesinden başka bir şey olmadığına kanaat getirmişti. Biri diğerini doğuruyor, doğanın ölümsüz bağrından biri diğerini ortaya çıkarıyordu. İnsanın kendisi de ölüm-yaşam dönüşümünün bu sonsuz döngüsüne kapılmıştı ve bir tek endişesi kalmıştı: O da bu döngünün dışında kalmamaktı.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yolda Bir Adam Gidiyordu
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
450
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059115582
Kitabın türü:
Çeviri:
Fahrettin Çiloğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam
Yolda Bir Adam Gidiyordu efsanevi bir Yunan anlatısını trajik bir aşk hikâyesi ile birleştiren bir epik. 20. yy. Gürcü edebiyatının en önemli yazarlarından Otar Çiladze, Altın Post'un peşindeki İason'un karanlıklar içindeki Kolheti ülkesine gelip Medea'yı kaçırmasını alegorik bir biçimde Gürcistan'ın Rusya tarafından ilhak edilmesiyle birlikte ele alıyor. Gürcistan'daki gündelik hayatı Gılgamış destanındaki bakış açısıyla yorumlarken, kahramanların arayışlarının, takıntılarının ve kuşkularının bedelini ödeyen kadın ve çocukları ustalıkla resmediyor.

Artık insanın korku duygusu da kaybolmuştu. Daha doğrusu insan, korkuyu gizleme yeteneği kazanmıştı, çünkü ölümün kaçınılmaz olduğuna inanmıştı. Bu dünyanın yaşam ile ölümün kaçınılmaz olarak yer değiştirmesinden başka bir şey olmadığına kanaat getirmişti. Biri diğerini doğuruyor, doğanın ölümsüz bağrından biri diğerini ortaya çıkarıyordu. İnsanın kendisi de ölüm-yaşam dönüşümünün bu sonsuz döngüsüne kapılmıştı ve bir tek endişesi kalmıştı: O da bu döngünün dışında kalmamaktı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitap istatistikleri