Yoldaşını Öldürmek

·
Okunma
·
Beğeni
·
561
Gösterim
Adı:
Yoldaşını Öldürmek
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750515835
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Parti disiplinini çiğnediği, ajan olduğu, örgüte ihanet ettiği gerekçesiyle pek çok insan kendi yoldaşları tarafından katledildi; birçoğunun suçsuz olduğu daha sonra anlaşıldı ve itibarları iade edildi. Hem dünya hem de Türkiye sol tarihinde bunun birçok örneği var. Aytekin Yılmaz Yoldaşını Öldürmek'te dünyadaki örnekleri bilinen, Türkiye'deki örnekleri ise suskunluğa mahkûm edilmiş yoldaş infazlarını ele alıyor; 1991-2000 sürecinde hapishanelerde yaşanmış örnekleri, kişisel tanıklıklarla gözlerimizin önüne seriyor. Okuduğunuz kitap, onların dökülmüş kanına, gözyaşına ve çektikleri çileye karşı hepimizin üzerine düşen borcu unutmamamızı istiyor bizden. Ama geçmişimize karşı bu sorumluluğumuzun yanı sıra geleceğe karşı yükümlülüklerimiz de var. Yanlış zeminlerde, uğruna büyük umutlarla mücadele edilmiş "devrim"lerin ilk kurbanı olmuş evlatların, aynı kaderi hapishane içindeki hapishanelerde paylaşmış "romantik" devrimcilerin uğradığı derin hayal kırıklıklarından, çektiği acılardan damıttığımız "ders"leri, insanlığın en eski, en köklü arayışı ve umudunu, "devrim"i sahiplenecek kuşaklara aktarmak. Böylece hâlâ kapanmamış yaralarımıza rağmen en azından onların aynı çileyi çekmeyeceği fikriyle teselli bulabiliriz.
-ÖMER LAÇİNER-
(Tanıtım Bülteninden)
192 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
Yoldaşını öldürmek

Aytekin Yılmaz

Dostoyevski ecinniler'de şöyle bir cümle kurmuştur...sınırsız özgürlük diye yola çıktılar sınırsız şiddete vardılar...bu tür kitaplar her zaman yazılmalı...sansür görmemeli, unutturulmamalı...yazarı cesareti için kutlarım yayınevini de...sol samimiyet dürüstlük ve gerçeğe sadakat göstermeden neyi başarabiliriz ki..kitapta anlatılan infazların gerçekliğini düşünerek yazara ve yayınevine kutlama yaptım.ayrıca ölümü değil,onurlu bir yaşamı kutsamak adına'da kutladım ve de artık işkencenin,hapishane içinde hapishanenin ,kolay ölümlerin olmayacağı günlerin gelmesi gerektiği inancımıda ekleyerek bu acı,zor lokma kitaba ve yazara kutlama yazdım.
Kırmızı çizgimizi geçen Aytekin Yılmaz'ın anlatımını ve dilini samimi buldum.
Ulaş Hicabi Küçük'ün de son anlarının kitapta hayat bulduğu bu eseri kimseye öneremem,tavsiye edemem sadece idelojik donanımla yüklü kişiler ve konuya duyarlı okurlar zaten okumuştur diye düşünüyorum.
Doksanlı yıllar'da çeşitli cezaevlerinde gerçekleşen infazları anlatan bu kitap yazarın 10 yıllık cezaevi sürecinde tuttuğu günlüklerden oluşuyor.Gerçeği eğip bükmeden bütün yönleriyle bilme arzusu iradesi olmadan iyi bir solcu,iyi bir insan olmak olanaksıztır.
Kısaca yazar okura bazen dünya bir ölümdür.. ölüm, ise bir kurtuluştur demiş....
İnandığım değerler adına ve salt ölümü yazan bu kitap ile ilgili daha fazla değerlendirme yazmayacağım.

Dostlukla kalın

Gürbüz DENİZ
Her örgütün henüz iktidar olamamış devlet olduğunu bilmeyenlerle bu konuları tartışmanın ne zor bir şey olduğunu yaşamayanlar bilemezler. Bugün örgütken beş kişiyi öldürenlerin, yarın iktidar olduklarında yeri ve zamanı geldiğinde binleri, yüz binlere ortadan kaldırabileceklerini tahmin edemeyenlerle savaş ve barış gibi konuları konuşmanın da hiç kolay olmadığını belirtmem gerekir. Kitapta '90-99 yılları arasında hapishanelerde sol örgütler tarafından gerçekleştirilmiş infazları anlatmaya çalıştım. Bu yıllarda benim ulaştığım rakamlar şöyle: Devletin doğrudan operasyon yapmak suretiyle koğuşlara baskın düzenleyerek öldürdüğtl siyasi mahpus sayısı İHD kaynaklarının belirttiğine gore 28 iken, üç sol örgütün bu yıllarda kendi içlerinde yapmış olduğu iç infazlar 36 kişi. Bu benim tespit ettiklerim, sayının daha fazla olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.
İdeolojilerin insanı tutucu yapan bir şey olduğunu, ideolojilerin asıl varlık nedeninin de bu olduğunu anladığınızda başka biri oluyorsunuz.
"Tanıdığım bütün romantik devrimciler, bir zalimden kurtulayım derken, başka bir zalim iktidarın kurbanı oldular..."
Beni içinde tutan sistemi çözmeye, anlamaya bu iki nedenden başladım. Ama zaman içerisinde bu nedenler her gün çoğalmaya başladı. Birkaç yıldır teorik okumaların ardından reel sosyalist sistemi eleştiren ben, aslında başka ülke deneyimlerinde beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz birçok şeyi içimizde yaşıyoruz noktasına geldim. 90lardan beri bazı ülkelerde yıkılmaya başlamış bir sistemi biz Ortadoğu'da, Kürdistan coğrafyasında uygulamak istiyorduk. Henüz iktidar olamamıştık ama her örgütün henüz iktidar olamamış bir devlet olduğunu örgütün hapishane komünlerinde yaşayarak acı çekerek öğrendim.
İçinde ölüm olan hiçbir proje mutlu sonla bitmez. Bitmediğine bütün savaş ve devrimler tanıktır. Şiddet kullanılmasının ardından hangi devrim özgürlük getirmiş ve insanların mutlu olduğu bir devrim olmuştur? Şiddet kullanarak güç olabilirsiniz, hatta devrim de yapabilirsiniz ama daha mutlu bir geleceğin yaratılması meselesi tartışma götürür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yoldaşını Öldürmek
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750515835
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Parti disiplinini çiğnediği, ajan olduğu, örgüte ihanet ettiği gerekçesiyle pek çok insan kendi yoldaşları tarafından katledildi; birçoğunun suçsuz olduğu daha sonra anlaşıldı ve itibarları iade edildi. Hem dünya hem de Türkiye sol tarihinde bunun birçok örneği var. Aytekin Yılmaz Yoldaşını Öldürmek'te dünyadaki örnekleri bilinen, Türkiye'deki örnekleri ise suskunluğa mahkûm edilmiş yoldaş infazlarını ele alıyor; 1991-2000 sürecinde hapishanelerde yaşanmış örnekleri, kişisel tanıklıklarla gözlerimizin önüne seriyor. Okuduğunuz kitap, onların dökülmüş kanına, gözyaşına ve çektikleri çileye karşı hepimizin üzerine düşen borcu unutmamamızı istiyor bizden. Ama geçmişimize karşı bu sorumluluğumuzun yanı sıra geleceğe karşı yükümlülüklerimiz de var. Yanlış zeminlerde, uğruna büyük umutlarla mücadele edilmiş "devrim"lerin ilk kurbanı olmuş evlatların, aynı kaderi hapishane içindeki hapishanelerde paylaşmış "romantik" devrimcilerin uğradığı derin hayal kırıklıklarından, çektiği acılardan damıttığımız "ders"leri, insanlığın en eski, en köklü arayışı ve umudunu, "devrim"i sahiplenecek kuşaklara aktarmak. Böylece hâlâ kapanmamış yaralarımıza rağmen en azından onların aynı çileyi çekmeyeceği fikriyle teselli bulabiliriz.
-ÖMER LAÇİNER-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • Gökçe
  • Gürbüz Deniz
  • Anıl Güngören
  • Özlem
  • Ali Tezcan
  • ismail türel
  • sueda
  • Kitap Mağarası
  • Yakamoz
  • Mücahit Ahmet Ok

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (1)
9
%0
8
%11.1 (1)
7
%44.4 (4)
6
%22.2 (2)
5
%0
4
%11.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0