·
Okunma
·
Beğeni
·
910
Gösterim
Adı:
Yolları Çatallanan Bahçe
Baskı tarihi:
Nisan 1985
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Garden of Forking Paths
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yolları Çatallanan Bahçe
Yolları Çatallanan Bahçe
Okurunu hiç durmadan çatallanan yollardan geçirerek zihinlerdeki en garip ve güzel bahçelere ulaştıran Jorge Luis Borges’ten 18 kısa hikaye ve Andre Maurois’in Borges sunusu... Labirentler, serüvenci gençler, casuslar, yazarlar, "tasarım harikası" gezegenler, alçaklık hikayeleri anlatan alçaklar, katillerini bekleyen katiller: "Borges dünyası"ndan, Maurois’in deyişiyle "tinsel vatanı olmayan" Borges’in dünyasından, dünyaya ve "ötesi"ne ilişkin yansımalar.
146 syf.
·5 günde·10/10
Kitaba dair aldığım notları karıştırıyorum. Üç A4 kağıdının ön yüzü, aldığım notlarla dolmuş vaziyette. Arka yüzleri ise bir takım anlamsız fatura bilgileri ile dolu. Her bir hikâyenin başlığını yazarak hikâyeye dair düşüncelerimi not almışım. Notlar, bu haliyle kitaptan daha karmaşık ama çözümlemem şart. Kimi hikâye başlıklarının notları oldukça fazla sanırım onlara yoğunlaşmış olmamın yanı sıra pek muhtemel bir ihtimalle de beğenmiş olduğumun sonucuna varıyorum.

Komedinin üzerinde dumanı tütmekte olan çayımı yudumlamak üzere alıyorum bir diğer yandan notları incelemeyi de elden bırakmamaya özen gösteriyorum. Kırmızı kalemle (… VI.Cildi mutlaka oku.) özensizce alınmış bir not gözüme ilişiyor, aceleyle yazılmış olduğundan başları pek anlaşılmıyor. Bir düşüncenin beni rahatsız ettiğini hissediyorum. Notları bir kenara bırakarak hızlıca hazırlanmaya koyuluyorum. Üstümü aceleyle giyinip portmantoda asılı duran paltomla şapkamı üzerime geçirerek kendimi dışarıya atıyorum. Hızlı adımlarla yol alırken bir düşüncenin verdiği rahatsızlıkla bölük pörçük hatıralar zihnimde vuku buluyor. Hava oldukça soğumuş, sokak lambalarının yeterince aydınlatamadığı beton yığınlarını döverek ilerliyorum, paltomun altına gizlenmiş olan saatim oldukça geç bir vakti işaret ediyor, umarım şehir kütüphanesi kapanmamıştır diye söylenirken ağzımdan çıkan dumanla nedense havanın soğukluğunu kendisine hissettirmiş olduğumun düşüncesine kapılıyorum.

Girişteki görevli kimliğimi istiyor, çıkarıp hemen masaya bırakıyorum. Merdivenlere koşarken arkadan bir ses hızımı yavaşlatmama neden oluyor. Bu ses görevliye aitti; Bayım on dakikanız var. On dakika çok az bir süre, mümkün değil yetiştiremem ama bugün mutlaka bu kitabın detaylarına erişmem gerek! Üç dakikanın sonunda kitabı buluyorum, almama da müsaade yok. Sayfaları hızla çeviriyorum, bir alıntı dikkatimi çekiyor. “Allah da onu yüzyıl ölü bıraktıktan sonra dirilterek, “Ne kadar zaman kaldın?” diye sormuş, o da, “Bir gün, belki daha az,” demiş.” Bir başka yerde, geçmiş, zamanın asıl dokusu olduğunu; zamanın hep geçmişe dönüşmesinden kaynaklandığı yazıyordu. Bunun gibi neredeyse üç bin cümle filan okuduktan sonra merakımın git gide arttığını, daha fazla hatta daha başka bilgilere erişme arzusuyla yanıp tutuştuğumu fark ediyorum. Kitap bitti içimi bir huzur kapladı ama öte yandan girişteki görevli beni bekliyordu, aşağıya inerken görevliye ne diyeceğimi, nasıl özür dileyeceğimi düşünüyorum. Mahcup bir gülümsemeyle başımı sallıyorum, görevli, gayet ilgisiz, “Bayım sanırım aradığınız kitabı bulamadınız, yanlış anlamayın ama buna çok memnun kaldığımı itiraf etmek durumundayım. Öyle ki acelenizden bugün geç çıkacağımı düşünüyordum.” gibi bir şeyler söyleniyordu ama benim zihnim durmuş vaziyette, şok haliyle saatime bakıyorum. Bir cildi bitirmiş olmama mukabil sadece sekiz dakika geçmişti.

Girişte görevli kimliğimi istiyor çıkarıp hemen masaya bırakıyorum. Merdivenlere koşarken arkadan bir ses hızımı yavaşlatmama neden oluyor. Bu ses görevliye aitti; Bayım on dakikanız var. On dakikanın yetmeyeceğini düşünüp gerisin geri dışarı çıkıyorum. Evden ayrılırken ki acelemin yerini sakinlik alıyor. Hafiften çiseleyen yağmurda yürümeye başlıyorum. Türlü türlü düşüncelere dalarken evden neden çıkmış olduğumu dahi unutuyorum. Sahi şu an neredeydim sokaklar ıssızlaşmaya, sesler azalmaya başlarken birden bir bağrış kopuyor, adeta geceyi korkutuyordu bu ses, ardından da bir silah ateş alacaktı. İstemsizce garip seslere doğru yol alıyorum, adımlarım yavaşlamaya, kalbimin gümbürtüsü ıssız gecede duyulmaya başlıyor, yerde paltolu bir adam yüzükoyun yatıyordu, hemen biraz ötesinde bir başka adam elinde silah hayretle etrafı süzüyordu, adamın cinayeti işlemiş olmaktan çok, yaptığı işin anlamsızlığına yandığını hissediyorum. Eli silahlı adam beni fark edince koşarak uzaklaşıyor. Ne yapacağını bilemez vaziyette yerde yatan adamı paltosundan tutarak çeviriyorum, çevirmemle sıçramam bir oluyor. Yerde yatan adam bendim. Zaman sayısız geleceğe doğru hiç durmamacasına çatallanıyor. Bunlardan birinde ise ben ölüyordum.

Komedinin üzerinde dumanı tütmekte olan çayımı yudumlamak üzere alıyorum bir diğer yandan notları incelemeyi de elden bırakmamaya özen gösteriyorum. Bir düşünce zihnimi deliyor adeta. Belli bir duruma ilişkin bir ayrıntıyı önceden kestirmenin, onun gerçekleşmesini önlemek demek olduğu sonucuna varıyorum ve bilgisayarımı açıp inceleme yazmaya koyuluyorum. Ama şu an okuduğunuz ise bir öykü!

Öykünün içinde bir inceleme mi yoksa, ne dersiniz Yolları Çatallanan Bahçe’yi okumaya. Bense çok özel birine mesaj atacağım. Teşekkür etmek için.

(Ufak bir ek açıklama : Öncelikli olarak Borges gibi yazmaya çalıştığımı belirtmek isterim. Bir nesneye (ben ciltli kitabı seçtim) gizem katarak, onun gizemini çözmesi için okuyucuya tahminler üretebilmesi özelinde ipuçları vererek ya da şimdi ne olacak gibi sorular sormasını sağlayarak dolaylı bir öykünme çalışması denebilir buna.

Gerçek üstülüğü yansıtmaya çalışırken gerçekliğin soğuk tarafını hissettirmek istedim. Zamansal salınımlar oluştu mu hiç bilmiyorum.

Dilinin ne kadar çekici olduğunu yansıtmak ayrıca öykümsü inceleme ile onun yazısının örneklemesi gibi olsun istedim. Konu kitaptan bağımsız ama kimi alıntılarla ve öykünme ile okuyucunun neyle karşı karşıya kalacağına dair bir fikri oluşabilir. Belki oldu belki olmadı ama ben büyük keyif aldım.)
159 syf.
·Puan vermedi
Hər bir mümkün hadisə üçün yaradılan paralel kainatlara dair Borges hekayəsi. Bir az baş qariştiran, zaman ve mekanla əlaqəli bir kitabdi. Bəzi yerlərdə men ne oxudum deye bilərsiz. Amma sakit başla oxusaz, əla kitabdi.
159 syf.
·1 günde·5/10
"Yüzyıllarca zaman geçiyor ama şimdide oluyor herşey" Çok hareketli bir macera filmi heyecanıyla okuyacağınız bir eser! Casus olmaya zorlanan ve bundan nefret eden bir adamın maceraları.
Tarihsel gerçek, olup bitenler değildir; tarih, bizim olduğuna hükmettiğimiz olaylardır.
Jorge Luis Borges
Don Quixote yazarı Pierre Menard
Önceleri bütün insanların kendisine benzediğini sandı, ama içindeki boşluktan bir arkadaşına sözedecek olduğunda yanlışını farketti ve o andan sonra başkalarından farklı olan kişinin, dış görünüşüyle herkese benzemesi gerektiğini anladı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yolları Çatallanan Bahçe
Baskı tarihi:
Nisan 1985
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Garden of Forking Paths
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yolları Çatallanan Bahçe
Yolları Çatallanan Bahçe
Okurunu hiç durmadan çatallanan yollardan geçirerek zihinlerdeki en garip ve güzel bahçelere ulaştıran Jorge Luis Borges’ten 18 kısa hikaye ve Andre Maurois’in Borges sunusu... Labirentler, serüvenci gençler, casuslar, yazarlar, "tasarım harikası" gezegenler, alçaklık hikayeleri anlatan alçaklar, katillerini bekleyen katiller: "Borges dünyası"ndan, Maurois’in deyişiyle "tinsel vatanı olmayan" Borges’in dünyasından, dünyaya ve "ötesi"ne ilişkin yansımalar.

Kitabı okuyanlar 41 okur

  • Ferhat Gökhan Danabaş
  • piktobet
  • Esra isler
  • kyane
  • Mehtap Yılmaz
  • Özlem KAYA
  • salih
  • Kenan Niyazi
  • Ycl
  • Saudade

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.8 (7)
9
%10.5 (2)
8
%21.1 (4)
7
%5.3 (1)
6
%0
5
%5.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0