Adı:
Yolların Başlangıcı
Baskı tarihi:
Şubat 2004
Sayfa sayısı:
438
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750808098
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Origines
Çeviri:
Aykut Derman, Samih Rifat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Göçenler, kalanlar, tartışmalar, aşklar söylenceler, din değiştirmeler, küskünler, bağışmalar, gerçek insanlar...
Yazar annesinden aldığı, titizlikle saklanmış aile belgeleriyle dolu bir bavuldan hareketle kendi ailesinin olduğu kadar insanlığın da yakın geçmişine ışık tutuyor. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu ve Atatürk'e ilişkin çok ilgi çekici yorumlar da içeren kitapta iki kahraman öne çıkıyor: Maalouf'un dedesi Butros ve dedesinin kardeşi Cebrail.

İki kardeşin yazışmalarından ortaya çıkarılan olay örgüsü göçebe ruhu, ülküleri, koşulları, koşullar karşısındaki farklı insan tutumlarını küçücük notlardan ya da uzun araştırmalardan aydınlığa kavuşturup Beyrut'tan Küba'ya uzak anakaraları birleştiriyor. Yolların Başlangıcı sürgündeki yazarın tek yurduna ailesine adadığı bir aşk şarkısı.
(Arka Kapak)
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Atalarının izini eline geçen mektuplarla süren yazar, ailesi adına dünyaya iz bıraktığı için önemli bir şey yaptığını düşünüyorum. Kalemi sağlam ama okurken çok sıkıldım.
Kitap genel olarak köklü bir geçmişe sahip olan bir ailenin yaşam serüvenini anlatıyor. Kahramanımız dedesinin ölümü üzerine dedesinin evinde bulunan ve içinde ailenin karanlıkta kalan geçmişini aydınlatacak nitelikte olan belgeler, kartpostallar, yazılar ve mektuplarla dolu bir bavul bulur. Bu bavulu alıp incelerken ailesinin geçmişinin aslında anlatılandan farklı olduğu gerçeğiyle yüzleşir.

Kitabı okuyup beğenen bir arkadaşım mutlaka okumalısın diye bana verdi. Ama açıkçası ben okurken konu bana çok monoton geldi ve sıkıldım. Yine de edebi yönden değeri tartışılmaz. Ben o kadar fazla beğenmedim fakat okunmayacak bir kitap değil, okuyabilirsiniz.
Amin Maalouf ismini duyurmuş bir yazar . Yazarın okuduğum ilk kitabıydı . Çok zor bitirdim , sanırım yanlış bir zamanda okuduğum bir kitaptı . Fakat Kamal’ın isminin hikayesi beni gülümseten bir hikaye olmuştur .
Amin Maalouf, Yolların Başlangıcı

Okuduğum bu kitapta yazar kendi ailesini, köklerini anlatıyor.

...En kısa zamanda anneannemi tekrar daha fazla bol bol konuşturacağım ve not tutacağım...

((İyiki de öyle yapmışım, zira bu kitabı okuduktan bir sene sonra canım anneannemi kaybettim, Allah rahmet eylesin)).

Kitaptan;

"...ailemdeki yaşlıların bir bir ölmesine seyirci kalıp, anlattıklarını dinleme zahmetine katlanmadığım için kendi kendime söylendim durdum; ve onlardan birine daha rastladığımda, onu bol bol konuşturmadan bırakmamaya için için söz verdim...
...
Kardeşinin mektubunda neler yazıldığını bana yalnızca babaannem söyleyebilirdi; bunu ona sormayı o zamana kadar akıl edebilseydim elbette... O mektubu defalarca okumuştu, orada yazılanlar kaçınılmaz olarak, genç kadının belleğine kazınmıştı ve orada ölünceye kadar kalacaktı. Bu kadar meraksız olduğum için kendime ne kadar kızıyorum! Çevremizdeki yaşlı insanların varlığı bizim için bir hazine, oysa biz bu hazineyi yaltaklanmalarla ve saçma sapan sözlerle ziyan ediyor, sonra da hiç doyurulmayacak bir açlıkla baş başa kalıyoruz; kendi arkamızda da kısa bir an için beliren, sonra toz toprak arasında kaybolan yollar bırakıyoruz.

Kimileri şöyle düşünecek: Ne olmuş yani? Atalarımızı ve onların atalarını tanımaya ne gerek var? Şu değersiz söze uyup, ölüleri ölüler gömsün, diyelim ve kendi yaşamımıza bakalım.

Doğru, kendi başlangıçlarımızı öğrenmemizin gereği yok. Torunlarımızın da bizim kendi yaşamımızı nasıl yaşadığımızı bilmelerine gerek yok. Bu dünyada herkes kendine ayrılmış zamanı tüketiyor, sonra da gidip mezarında uyuyor. Onlar için hiçbir şey ifade etmeyeceğimize göre, bizden sonra gelecek olanlar için kafa patlatmanın ne gereği var? İyi ama her şey unutulmaya yazgılıysa, neden bir şeyler kurmaya çabalıyoruz ve atalarımız neden bir şeyler kurdu? Neden yazıyoruz ve atalarımız neden yazdı? Evet, durum böyleyse, neden ağaç dikelim ve neden çoluk çocuğa karışalım? Bir dava için savaşmak neye yarar, ilerlemeden, gelişmeden, insanlıktan, gelecekten söz etmek neye yarar? İçinde yaşanan ana gereğinden çok ayrıcalık tanımakla, bir ölüler okyanusunun bizi kuşatmasına göz yummuş oluruz. Bunun tersine, geçip gitmiş zamanı yeniden canlandırırsak, yaşam alanımızı genişletmiş oluruz.

Öyle ya da böyle, başlangıçların peşinde koşmak bana, ölüme ve unutulmaya karşı yapılmış bir fetih gibi görünüyor, sabırla, kendini vererek, ısrarla, sadakatle yürütülmesi gereken bir fetih. Dedem 1880'li yılların sonunda, ailesine karşı gelme yürekliliğini gösterip öğrenimini uzak bir okulda sürdürmeye karar verdiğinde, bilginin yollarını aslında benim önümde açmaktaydı. Ve ölmeden önce bütün bu izleri, koşuk ve düzyazıyla kaleme alınmış, özenle kopya edilmiş, bunları hangi koşullarda söylediğini ya da yazdığını açıklayan notlarla zenginleştirilmiş bu metinleri, tüm bu mektupları, tarihlendirilmiş tüm bu defterleri ardında bıraktıysa bu, günün birinde birinin çıkıp bunlarla uğraşması için değil miydi? Kişi olarak beni, onun ölümünden çeyrek yüzyıl sonra dünyaya gözlerini açmış olan beni düşünmüyordu elbette; ama birinin bunu yapacağını ümit ediyordu. Sonra, öyle ya da böyle, onun şunu ya da bunu ümit etmiş olmasının fazla önemi yok; madem ki şu anda onun yaşamının izleri benim avuçlarımın içinde duruyor, benim artık onu unutulmaya terketmem söz konusu olamaz."
Edebiyat bağlamında konuşursak, bir kitap, yazarının diğer kitaplarını, yazılarını okudukça, yazarının hayat hikayesini öğrendikçe, yazara ve kitaba dair bilgiler, farklı görüşler edindikçe derinleşir. Tadı artar. Benliğimizde daha özel, daha farklı ve daha kalıcı bir yer edinir. Bize daha yakınlaşır. Bu yüzden kitaptan çok yazar okumak (bir yazarın tüm eserlerini, ayrıca o yazarla ilgili başka yazı ve kitapları okumayı hedeflemek) önemlidir. Yolların Başlangıcı, bu açıdanAmin Maalouf okurları için önemli bir kitap. Maalouf, Yolların Başlangıcı’nda ailesinin, ulaşabildiği en eski tarihine gidip dört kuşak boyunca yaşananları su yüzüne çıkarmaya çalışıyor. Kitapta Maalouf’un ailesine ait tarihsel sürecin yanı sıra, anlatılan dönemlere dair birçok ilgi çekici tarihsel ve sosyal hikaye bulunuyor. Maalouf okurları kitap boyunca bu tarihsel ve sosyal olaylara tanıklık ettikleri kadar, Maalouf’un yazarlığının kökenlerine, kitaplarının hangi hikayelerden beslendiğine de tanık oluyorlar.

Kitabın başında, kimlikleri reddettiğini, kendini herhangi bir dini topluluğa ya da ulusa ait hissetmediğini belirten Maalouf, bir gün kendini uçsuz bucaksız ailesinin serüveni ile özdeşleştirir ve bu serüvene ait mümkün olduğunca çok bilgiye ulaşmaya çalışır. Ailesinin uçsuz bucaksızlığı kitabın daha başında fark ediliyor, bu nedenle kitabın başında bir soy ağacı yer alsa okuyucuların takibi açısında faydalı olabilirdi. Ben kendi adıma okuma sürecimde bir soyağacı oluşturarak ilerledim, olası okurlara da bunu yapmalarını tavsiye ederim.

Fransa’da yaşayan Lübnan doğumlu yazar, araştırmalarını sadece Beyrut’ta değil, bu serüvenin önemli kahramanlarından amcası Cebrail başta olmak üzere birçok akrabasının göç ettiği Küba’da sürdürür. Kitabın Fransızca orijinal ismi “Origines” Türkçeye Yolların Başlangıcı olarak çevrilmiş. Bu tercihte, kitabın ilk sayfalarında Maalouf’un yaptığı açıklamalar etkin olmalı; Maalouf, ailesinin geçmişine uzanırken “kök” kelimesi yerine “yollar”ı tercih ettiğini belirtiyor ve diyor ki; “Ağaçların tersine, yollar rastgele atılmış tohumlarla topraktan fışkırmaz. Bizim gibi onların da bir başlangıcı vardır. Aldatıcı bir başlangıçtır bu, çünkü hiçbir zaman bir yolun gerçek bir başlama noktası yoktur; birinci dönemeçten önce, orada, hemen arkasında başka bir dönemeç daha vardır ve ondan önce bir tane daha…”

Kitabın ana kahramanlarından Amin Maalouf’un dedesi Butros’un Atatürk’e olan hayranlığı, Atatürk’ün yaptıklarının o dönemde Anadolu dışındaki coğrafyaları nasıl etkilediği, Lübnan ve çevresindeki Osmanlı topraklarında o dönemin insanlara nasıl heyecan ve umut verdiğini görmek, diğer yandan Maalouf ailesinin serüveni üzerinden Osmanlı tarihi ile karşılaşmak, kitabın Türkiye’deki okurlar için önemini arttırıyor. Butros’un Atatürk’e duyduğu hayranlık öyle büyük ki, 1921’de doğan bebeği kız olmasına rağmen ona, Atatürk’ün onuruna ve Mustafa Kemal isminden esinlerek, Kamal ismini veriyor. Kamal, Amin Maalouf’un halasıdır ve bu kitabın oluşmasında verdiği bilgilerle kitaba en çok katkı verenlerden biridir. Bu nedenle kitabın ithaf edildiği isimlerden biri de Kamal haladır.

Tarihin tekerrürünü, Maalouf’un ailesinin tarihi üzerinden bir kez daha görüyoruz. Yıllarca Osmanlı toprakları içinde yer alan Lübnan, Birinci Dünya Savaşı sonrası Fransa’nın yönetimine geçiyor, daha sonra da bağımsızlığını kazanıyor, ancak coğrafyanın değişmeyen yazgısı din savaşları varlığını hep sürdürüyor. Tarih boyunca dünyanın her yerinde güç sahipleri iktidarlarını baki kılabilmek için dini en etkin politik araç olarak kullanmışlar. Bir kısmı Protestan bir kısmı Katolik olan Maalouf’un ailesinde inanç savaşları en önemli yeri tutuyor. İlginçtir ki dengeyi hep ailenin laik bireyleri sağlıyor. Dört kuşak uzaklıktaki büyük büyük dedesi Tennus, sonra dedesi Butros, daha sonra Butros’un oğlu ve dolayısıyla Maalouf’un babası Rüştü, aydın ve laik kimlikleri ile aile içi barışı, ailenin eğitim ve kültür seviyesinin geliştirilmesini, yeni yetişen kuşakların çağdaş birer birey olmalarını sağlamaya çabalayan kişiler. Tabii dinin ve savaşların izin verdiği ölçüde insanları ne kadar etkileyebilirlerse. Maalouf’un babası Rüştü de şair, yazar ve gazeteci. Ailenin bu laik ve aydın bireylerinin hem kendi ailelerinde hem de toplumda gerçekleştirmeye çalıştıkları çağdaşlaşma çabaları ülkemizde ve dünyada yıllardır yaşanan süreçlere çok benziyor. Maalouf’un dedesi Butros’un 1904-1905 yıllarında ülkesi için söyledikleri, bugün de tüm toplumlar için güncelliğini koruyor;

“Ülkemizin yöneticilerini eleştirmekte haklısınız; ama bununla sınırlamayın kendinizi; eğer yöneticiler yozlaşmışsa, halkın kendisi de en az o kadar yozlaşmış demektir. Yöneticiler bu genel kokuşmanın yüze vuran görüntüsüdür. Ağacı, kökünden başlayarak iyileştirmek gerekir. Gerek gazetelerde, kitaplarda düşüncelerini dile getirenler, gerekse kürsüden insanlara seslenenler, kendilerini bu çabaya adamalıdırlar.”

Kitapta birçok şiirine de yer verilen Butros’un aynı yıllarda savaşa dair yazdığı bir şiirin bir bölümü de şöyle;

“Saldırı ve talandır savaş, yıkım ve insan kıyımıdır;

Bir suç ki, işleyen krallar bağışlanır ve çocuklara çektirilir cezası!”

Yolların Başlangıcı; Amin Maalouf okuyucularının Maalouf yolculuklarını derinleştirmeleri için…
Aile albümünden yola çıkarak yazdığı hikayede Osmanlı İmparatorluğu ve Ataturk'e de yer vermiş. Zaten her kitabı okunması gereken bir yazardır bence. Tavsiye ederim.
Kitabın 101.sayfasında geldiği ülke TÜRKİYE diye belirtilmiştir.Ancak 1904 de TÜRKİYE diye bir ülke yoktu
Maalouf'u daha iyi tanımak ve kitaplarının cansuyunu anlamak isteyenler için çok güzel bir kitap bence , Maalouf'un diğer kitapları gibi bir okumada bitecek türlerden.
"İki kardeşin yazışmalarından ortaya çıkarılan olay örgüsü göçebe ruhu, ülküleri, koşulları, koşullar karşısındaki farklı insan tutumlarını küçücük notlardan ya da uzun araştırmalardan aydınlığa kavuşturup Beyrut'tan Küba'ya uzak anakaraları birleştiriyor. Yolların Başlangıcı sürgündeki yazarın tek yurduna, ailesine adadığı bir aşk şarkısı."
Herkese merhaba değerli kitapseverler. Amin Maalouf' un bu eserinde ailesinin geçmişini araştırıyor. Dedesine ait birçok yazı ve belgeleri inceliyor. Belirli düzeyde kurgu ve aynı zamanda gerçek dahilinde ifade ediyor. Açıkçası benim ilgimi çeken kısmı son dönem Osmanlı Tarihi ve Atatürk hakkındaki görüşlerini merak ettiğim için aldım ve okumaya çalıştım. Fakat üniversite öğrencisi olduğum için kendi adıma bilmeme gerek olmayan birçok bilgiye rastladım, birçok kısımda sıkıldım. Bırakmayı düşünürken birden aklıma bir fikir geldi. Eğer kitabı bıraksaydım, sadece yarım kalmış ifadeler aklımda kalacaktı, bunun yerine ''seçici okuma'' yaparak eserin içeriğine detaylı olmasa da vakıf olabilirdim. Tam okumasam da eserdeki nüansları yakalayabileceğimi anladım.Eser ciddi bir araştırmanın ürünü ve gerçekten ailesinin oldukça koşuşturmaca içeren, ve her bireyinin kendine has maceraları olan bir aile.Şemsi Efendi Okulu hakkında ilginç ifadeler var.Onun dışında aynı zamanda siyasi olayların geçmiş zamanlarda da ne kadar etkili olduğu ve gündemden düşmediğini görüyoruz. Edebiyatla ciddi manada ilgilenmeyen insanlara göre bir kitap değil kanımca. İyi okumalar
Ele geçen geçmişten kalan mektuplar, fotoğraflar . 19. yüzyılın sonları itibariyle anlatılanlarla biriken bir yığın anı . Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde Lübnan 'da yaşanan savaş yılları, sıkıntılarla birlikte o coğrafyada ki daha çok Hristiyan dünyasına ait mezhepsel ayrışmalara yönelik gerçek kalıntıların ışığında rekabeti okuyacaksınız .Bir ailenin biyografisiyle Küba'ya , Amerika'ya , Lübnan'a yolculuk yapacaksınız. Lübnan'ı görme ve yaşama fırsatım olduğu için ; anlatılanlara ve aktarımlara hiç yabancı kalmadım ve evimin karşınında oturan komşumun ailesinin hayat hikayesini dinliyor gibi hissettim. Kitap ile ilgili tek olumsuz yorumum , akışının çok durağan olması fakat bize ve coğrafyamıza dair bazı gerçeklerin yaşatarak gözler önüne serilmesi en önemli tesellim . Atatürk'ten , Enver Paşa'dan , 2. Abdülhamit'ten , İstanbul 'dan izler bulacaksınız.
Yazarın ictenlikle ailesini tanımaya calismasi ve yaptigi arastirmalar takdire değer buluyorum. Ailenin icinde olup olaylari tarafsiz bir sekilde anlatmasi ve dili hosuma gitti. Aile baglarinin giderek zayifladigi bu donemde okunmasi gereken bir kitap.
İki yüreğim olmalıydı. Birincisi duygusuz, ikincisi ise her zaman sevdalı. Hangi güzel için atıyorsa, ona verirdim ikinciyi. Öbürüyle de mutlu yaşardım.
Tanrı'nın lütfu bize ilham versin de ,şu dağılmışlığımız sona ersin; uzaklarda olmanın yüreğimize saldığı acılar dinsin...
..ne var ki yaşam , zaman zaman incelikten yoksun davranabilir ve densizliklerini kötü bir zamanda ,hiç gülümsemek istemediğimiz bir anda önümüze serebilir.
Ben ki buraya, kendi kapım için bir anahtar bulmaya gelmiştim, anahtarsız bin kapının yükseldiğini görüyordum şimdi önümde!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yolların Başlangıcı
Baskı tarihi:
Şubat 2004
Sayfa sayısı:
438
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750808098
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Origines
Çeviri:
Aykut Derman, Samih Rifat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Göçenler, kalanlar, tartışmalar, aşklar söylenceler, din değiştirmeler, küskünler, bağışmalar, gerçek insanlar...
Yazar annesinden aldığı, titizlikle saklanmış aile belgeleriyle dolu bir bavuldan hareketle kendi ailesinin olduğu kadar insanlığın da yakın geçmişine ışık tutuyor. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu ve Atatürk'e ilişkin çok ilgi çekici yorumlar da içeren kitapta iki kahraman öne çıkıyor: Maalouf'un dedesi Butros ve dedesinin kardeşi Cebrail.

İki kardeşin yazışmalarından ortaya çıkarılan olay örgüsü göçebe ruhu, ülküleri, koşulları, koşullar karşısındaki farklı insan tutumlarını küçücük notlardan ya da uzun araştırmalardan aydınlığa kavuşturup Beyrut'tan Küba'ya uzak anakaraları birleştiriyor. Yolların Başlangıcı sürgündeki yazarın tek yurduna ailesine adadığı bir aşk şarkısı.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 367 okur

  • OnceKelimeVardı
  • Merve Yaya
  • Ayşen
  • Nurhan Çay
  • Eda
  • İLHAN TAN
  • Merve Özer Tezcan
  • merve ozem
  • Gülin A.
  • Abidin Kılınç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%9.1
25-34 Yaş
%29.3
35-44 Yaş
%37.8
45-54 Yaş
%14.6
55-64 Yaş
%3.7
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.9
Erkek
%45.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.9 (13)
9
%16.8 (17)
8
%21.8 (22)
7
%26.7 (27)
6
%15.8 (16)
5
%2 (2)
4
%2 (2)
3
%1 (1)
2
%0
1
%1 (1)

Kitabın sıralamaları