Yönetim Gelenekleri ve Türkler 1. Cilt (Antik Çağdan Küreselleşmeye)

·
Okunma
·
Beğeni
·
393
Gösterim
Adı:
Yönetim Gelenekleri ve Türkler 1. Cilt
Alt başlık:
Antik Çağdan Küreselleşmeye
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
564
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056364921
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Resse Yayınları
Baskılar:
Yönetim Gelenekleri ve Türkler 1. Cilt
Antik Çağ
Toplumsal evrimi oluşturan olaylar, öncelikler tarafından belirlenen, sonrakileri belirleyen süreçler halinde; zamana ve koşullara bağlı olarak ortaya çıkar, gelişir ve gelişimini tamamlayarak bir başka döneme geçer. Geçmişte sonuç olan, yeni dönemde neden haline gelir ve bir başka yeni dönemin hazırlayıcısı olur. Sürekli değişimi içeren bu sonsuz süreç, tarihtir.

Bu nedenle tarih; olayların yalnızca yer ve zaman gösterilerek yazılması değil, bütünlüğü olan ve uzun dönemlere yayılan gelişmelerin birbiriyle ilişkilendirilerek yorumlanmasıdır. Önemli olan, eskide kalan olayları yalnızca öğrenmek değil, olaylardan bu güne yönelik yararlanılabilir sonuç çıkarmaktır. Unutulmamalıdır ki 'geçmişi unutanlar, onu yinelemeye mahkûmdur.' Bu anlamda, 'tarihçinin görevi geçmişi sevmek ya da geçmişten kurtulmak değil, bugününü kavramanın anahtarı olarak onu öğrenip, geleceğe aktarmaktır.'
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
"Bence mutluluk, Türkler'le savaşmaktır. Bu şerefi ömrümün sonuna kadar taşıyacağım. Askerler, taş üzerinde yatıp; güneşe, fırtınaya, soğuğa, yağmura karşı korumasız siperlerde, çamur ve toz içinde günler geçiriyor ancak dünyanın bütün üstün araç ve olanaklarına sahip düşmanlarıyla inanılmaz bir dirençle dövüşüyorlardı. Bu, ne benzersiz ve gösterişsiz yurt sevgisiydi!.."

5. Ordu Kumandanı General Otto Liman Von Sanders
Faşizm bir araçtır; tekelci şirket egemenliği tehlikeli bir durum ortaya çıktığında devreye sokulan bir araç. Tehlike oluşmadığı sürece, dünyaya yön veren büyük sermaye yöneticileri ve onların politik uzantıları; "inanmış barış severler" ve "kararlı anti-faşistlerdir". Ancak, çıkarlarına ve kurulu düzene yönelecek en küçük bir saldırı söz konusu olduğunda kolayca barbar savaşçılar haline gelirler.
(...)1960 yılında, birlikte hareket ederek Demokrat Parti’nin çöküşünü sağlayan TÜRK gençliği, sonraki 6-7 yıl içinde, birbirini görmeye katlanamayan amansız düşmanlar gibi iki büyük parçaya bölünmüştü. Yetişme biçimleri, gelecek umutları ve tarihsel kökleri ayrı olmayan aynı ulusun gençleri, akıldışı bir kinle donatılmış ve belki de başka hiçbir yerde görülmeyen bir şiddetle, birbirini kırmaya başlamışlardı. Ülkücü ve devrimci tanımlarıyla kutuplaşan genç insanlar; durmadan birbirine saldırıyor, vuruyor, kırıyor ve öldürüyordu. Giriştikleri aykırı eylemin yurt yararına olduğunu sanıyorlar, karşıtlarına ne denli zarar verdirirse ülkesine o denli yararlı olduğuna inanıyorlardı. Ancak, gerçek zararı gençleri birbirini hırpalayan Türkiye görüyor, geleceğini bağladığı genç aydınlarını, sonuçsuz bir kavgada yitiriyordu. Ülkücüler saldırırken Türk insanını ‘Komünizm belâsından’, ülkeyi ‘Rus işgalinden’ kurtardığına; devrimciler saldırırken ‘faşizme ve ABD emperyalizmine’ karşı yurtsever bir görev yerine getirdiğine inanıyordu. Bu açmaz, gerçekten ustalıkla hazırlanmış büyük bir oyundu...(...)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yönetim Gelenekleri ve Türkler 1. Cilt
Alt başlık:
Antik Çağdan Küreselleşmeye
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
564
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056364921
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Resse Yayınları
Baskılar:
Yönetim Gelenekleri ve Türkler 1. Cilt
Antik Çağ
Toplumsal evrimi oluşturan olaylar, öncelikler tarafından belirlenen, sonrakileri belirleyen süreçler halinde; zamana ve koşullara bağlı olarak ortaya çıkar, gelişir ve gelişimini tamamlayarak bir başka döneme geçer. Geçmişte sonuç olan, yeni dönemde neden haline gelir ve bir başka yeni dönemin hazırlayıcısı olur. Sürekli değişimi içeren bu sonsuz süreç, tarihtir.

Bu nedenle tarih; olayların yalnızca yer ve zaman gösterilerek yazılması değil, bütünlüğü olan ve uzun dönemlere yayılan gelişmelerin birbiriyle ilişkilendirilerek yorumlanmasıdır. Önemli olan, eskide kalan olayları yalnızca öğrenmek değil, olaylardan bu güne yönelik yararlanılabilir sonuç çıkarmaktır. Unutulmamalıdır ki 'geçmişi unutanlar, onu yinelemeye mahkûmdur.' Bu anlamda, 'tarihçinin görevi geçmişi sevmek ya da geçmişten kurtulmak değil, bugününü kavramanın anahtarı olarak onu öğrenip, geleceğe aktarmaktır.'
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Sefa ASLAN
  • Cem Ersever
  • Kitap Bozkurdu
  • kidon
  • Hikmet ATEŞ
  • Özgen

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0