Adı:
Yöntem Üzerine Konuşma
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051711621
Kitabın türü:
Çeviri:
Çiğdem Dürüşken
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Cogito, ergo sum, yani "Düşünüyorum, öyleyse varım," felsefe tarihinin en meşhur önermelerinden biridir. Descartes'ın 1637 yılında yayımlanan Yöntem Üzerine Konuşma adlı ilk eserinde tartışmaya açtığı bu önerme, felsefe-bilim tarihine yeni bir soluk getirmiş ve Çağdaş Batı felsefesinin temel dayanak noktası olmuştur. Çünkü bu önermeyle Descartes, Skolastik anlayışın etkilerini halen sürdürdüğü bir dönemde ve Aydınlanmanın şafağında bir filozof olarak felsefeyi içine düştüğü derin girdaptan kurtarmaya çalışmıştır. Kökleri antikçağ felsefe geleneğine dayanan şüpheciliği yeniden ele alıp yöntem sorunu etrafında işleyerek kurduğu yeni felsefe-bilim sisteminin temel unsuru kılmıştır. İnsanın her şeyden şüphe etse de kendi varoluşundan, yani düşünen Ben'inden veya hakikati kavramasını sağlayan aklından asla şüphe edemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.

Yöntem Üzerine Konuşma felsefe tarihinin seyrini değiştiren ve bitmez tükenmez tartışmaların konusu olan, ölümsüz bir felsefe klasiğidir.
(Tanıtım Bülteninden)
136 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Okurken her bir satırından, her bir cümlesinden keyif aldım. Bu kitap da; Descartes'in yöntem üzerine düşüncelerini aşama aşama saptadığını görüyoruz. Bunu yaparken de çıkış noktası şüphe oluyor. Descartes, 'Şüphe duymuyorsam, hiç bir şey üzerine düşünmüyorum diyerek, düşünce yapısındaki kuşkuculuğu açıkça ortaya koyuyor. Decartes bu düşünce yapısıyla modern düşünceyi skolastik felsefeden sıyırmaya çalışmış ve felsefeye yepyeni bir soluk getirmiştir. Bu açıdan bile yaptığı tespitler son derece değerlidir. Descartes felsefesini süzgeçten geçirdiğimizde karşımıza kesin olarak doğruluğunu bilmediğimiz herşeyden şüphe etmemiz gerektiği tezi ortaya çıkmaktadır.
Descartes'i ele alırken irdelememiz gereken bir diğer konu ise bilgi üzerine olan görüşüdür.Ona göre bir bilgiye ulaşmak için en kolay bilgiden başlamak gerekmektedir. Daha sonra kademeli olarak ve bir düzen içerisinde daha karmaşık bilgiye ulaşılmalıdır.
Descartes'e göre, felsefe için başlangıcı oluşturacak olan önermeler öncelikle sezgisel anlamda açık ve seçik olmalıdır. Ona göre açıklık, bir kavramın zihnimize doğrudan verilmesi, seçiklik ise kavramı zihnimizdeki diğer idelerden ayırt edebilmemiz ve sınırını çizebilmemizdir. Descartes bunun için de dört aşamalı bir yöntem öneriyor.
1) Doğruluğunu açık ve seçik olarak bilmediğimiz hiç bir şeyi kabul etmemek.
2) araştırdığımız sorunların her birini mümkün olduğunca küçük parçalara bölmek.
3) onları basitten karmaşığa doğru bir sırayla incelemek.
4)Sık sık geriye dönüp elde edilen verileri sınamak.
Descartes'a göre şüphe etmek düşünmektir. Düşünmek ise varolmaktır. Bu düşüncesinden ise ünlü sözü ortaya çıkmıştır.
"Düşünüyorum o halde varım."
Kesinlikle felsefeye ilgi duyan herkese tavsiye edeceğim bir kitap. Açık ve anlaşılır şekilde yazılması anlaşılmasını da kolaylaştırıyor.
136 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Cogito Ergo Sum(Düşünüyorum öyleyse varım) söylemiyle felsefesini açıklayan Descartes.
Okuyucuya samimi bir tonla seslendiği eserinde herkesi en radikal hakikat arayışının eşlik ettiği kendi zihinsel güzergahını düşünmeye davet eder. Kitap genel olarak bölümlere ayrılır ve bölümler de konu başlıklarıyla olayları, düşünceleri, söylemleri bize sunar. Birinci bölümde bilimlerle ilgili çeşitli belirlemeler, ikincide yazarın üzerinde çalıştığı yöntemlerin başlıca kuralları, üçüncüde ise bu yöntemden çıkardığı ahlak kurallarından bazıları, dördüncüde metafiziğin temellerini oluşturan Tanrı’nın ve insan ruhunun varlığının kanıtlamasını sağlayacak nedenler, beşinci de fizikle ilgili olarak araştırdığı sorunların düzeneceği ve özelikle de yüreğin deviminin ve hekimlikle ilgili bazı başka güçlüklerin açıklanması, sonra da ruhunuzla hayvanların ruhu arasındaki farklılıklar ve sonucunda doğa araştırmalarında şimdikinden daha ileri gitmek için gerekli konuşmayı hangi nedenlerle yazdığı bulunacaktır.
Okuyunca Dikkat edeceksiniz çoğu cümlesinde düşünüyordum, varıyordum gibi söylemlerinde kuşkuculuğu açıkça ortaya koyuyor. Tıp konularına girecek, makinelerden bahsedecek ve kıyaslamalar sonucunda şu sözleri söyleyerek Tanrı’ya övgüler söyleyecek :
''Her hayvan bedeninde bulunan kemiklerin, kasların, sinirlerin, atardamarların,toplardamarların, ve tüm öbür parçaların büyük çokluğuyla karşılaştırdığında insan ustalığının çok çeşitli otomatları ya da devingen makineleri pek az parça kullanarak oluşturduğunu bilip bedeni bir makine gibi görecek olanlara hiç de şaşılası gelmeyecektir; oysa Tanrı’nın elleriyle yapılmış olduğundan o öbürleriyle karşılaştırılmayacak kadar iyi düzenlenmiştir ve insanların tasarladığı makinelerin hiçbirinde bulunmayacak biçimde kendi kendine eşsiz devinimler yapacaktır.''

Eserlerini neden Latince yazmadığına hitaben ; ''Öncülerimin dili olan Latince'yle değil de ülkemin dili olan Fransızca'yla yazmamın nedeni, görüşlerimi ancak yalnızca kendi doğal arı uslarını kullanan insanların eski kitaplardan daha iyi yargılayacaklarını ummamdandır. ' Bu düşüncesiyle eleştirilere ne kadar açık olduğunu ifade edecek ve beni övmelerini değil yaptığım çalışmalarda ki eksiklerimi, yanlışlarımı dile getirin diyecek.
Güzel giden bölümler arasında bazı çelişkiler de gözden kaçmıyor. Misal birinci bölümde eleştirilen Stoa düşünce tarcı ve felsefesi iki bölüm sonra ki bölüm de benimsenir.

Ağır ve yavaş yavaş anlatılan bu eseri gerçekten de çok samimi gördüm. Yazdıkların da hep alçakgönüllüğünü sezdim, bazı çalışmların da başkalarını etkilememek için kendi ismini bile kullanamayacak.
Sanki Descartes karşınızda oturmuş sakince, samimice ve saygınca size ne yaptıklarını anlatıyor.
Okunması gereken kitaplardan….
80 syf.
·Beğendi·8/10
Septisizmi sonuna kadar götüren Descartes düşünen ben'inin dışında herşeyin doğruluğu ve gerçekliğinden şüphe edip sorgulamaktadır. Günümüz açısından yorumlayacak olursak, çağ insanının genelinin kendilerine dayatılmış doğrulara bir kez bile şüphe etmeden körü körüne bağlanması, sorgulamayı hakaret bulmasına bağlı olarak oldukça doğru ve yaygınlaşması gereken bir yöntem olduğunu düşünüyorum.
"Kesin olan birşey var,
Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir,
Düşünmekse var olmaktır
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, o halde varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.
Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir."
76 syf.
·Beğendi·7/10
Felsefe en sevdiğim konulardan birisidir çünkü sorgulamayı seviyorum ve inanıyorum ki insan doğruya sorgulayarak ulaşır mesela dinimizi ele alalım acaba ailemiz müslüman olduğu için mi müslümanız eğer öyleyse bi sorun var çünkü kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimde Bakara süresinde "Allahın indirdiğine uyun denildiği zaman onlar: Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulunduğumuz şey'e uyarız derler. Ya ataları birşey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?" diye aslında sorgulamamız gerektiği de anlatılmıştır yani hristiyan bir ülkede hristiyan bir anne babadan dünyaya gelsek hristiyan olarak mı yaşayacaktık yoksa doğruyu mu arayacaktık peki şimdi dinimizde bazı hocaların dediği gibi sorgulamak doğru değilse ve insanı inançsız yaparsa ve dediğim gibi hristiyan olarak dünyaya gelsek ve papazlar da deseki sorgulamayın aforoz edilirsiniz o zaman yine de ailemize, çevremizdeki herkese karşı çıkarak , doğruyu arayabilecekmiydik? Zaten bir çok kanıtla ve içinde eksik bulunmaması yönüyle ve Allah-u Tealanın Kuran-ı Kerimi koruyacağı sözünü ve değiştirilemez olduğunu doğruyu sorgulayan herkes kabul edecektir buna rağmen bizim insanlarımızın sorgulamayı neden yalan birşey varda saklamak istiyor gibi hallere bürünüp sevmediğini anlayamıyorum. Biraz uzun bir yazı oldu, okuyan arkadaşlar vaktinizi aldığım için kusura bakmayın konu felsefe olunca dilim biraz fazla açılıyor sanırım. Kitap felsefenin en önemli filozoflarından Descartes'in kendi kaleminden kendi düşüncelerine yer verdiği "düşünüyorum öyleyse varım" felsefesini ne manada söylediği gibi çeşitli düşüncelerini konu alan otobiyografisi. Felsefeyle ilgilenen arkadaşların kesinlikle okuması gereken kitaplardan dili biraz ağır olsada okunmaya değer.
76 syf.
Rene Descartes, kendisi dışında her şeyin yokluğunu düşleyebildiğini, ancak kendisinin yok olabilirliğini hayal edemediğini; düşünen özne olarak kendisinin şüphesiz var olduğunu gördü: 'Düşünüyorum, o halde varım" dedi.

Metodik şüpheciliğin fikir babası olan Descartes, varlıkları tek tek ele alıp yeniden incelemesi ile kendinden öncekilerin aktardığı bilgileri elekten geçirdi. Bence Descartes, bu metot ile filozof, bize şunu demek istiyor;
“Peşinden gittiğimiz, koşulsuz kabul ettiğimiz ve hayatımızda uyguladığımız bilgiler, ya gerçek değil ise?”

BU ÇAĞDA BİZE EN ÇOK LAZIM OLAN ŞEY DE BU!
* Toplumu, inançlarımızı, değerlerimizi… ve hayatı, kendi emeklerimizle elde ettiğimizle değil, liderimizin bize sunduklarını kabul ediyor ve hayatımıza onun verdiği ‘şablon formlar’ ile biçimlendiriyoruz.
* Müslümanız ama dinimizi asıl kaynağından (Kur’an’dan) değil, eski insanlardan, camii imamından, mahalledeki …abiden, belki inanmazsınız ama bazen kiliseden ve gerekli gereksiz her yerden öğreniyoruz.
* Marxist'iz ama Marx’ı Marx’tan değil, Marxçılardan öğreniyoruz.
* Olayları, yerinde değil, birinin ağzından öğreniyoruz…

BİZİM HAYATIMIZA, METODİK ŞÜPHECİLİK ŞART! Herşeyden şüphe edip inandığımız şeyler ile ilgili yeniden düşünmeli ve ana kaynağını yeniden incelmeliyiz. Aksi halde, gerçeklerden hep uzak kalacağız.
Bu kitabı, felsefeyi yetersiz bir şekilde bilseniz bile okumalısınız.
SAYGILAR…
136 syf.
·5 günde·7/10
René Descartes amca ile tanıştığım ilk kitap. Genel olarak dili ağır ve yavaş bir şekilde anlatıyor. Büyük bir görev üstlenmiş ama bence zincirlerini tam atarak göreve başlamamış. Belirli bir dala tutunarak ve belli değerleri baz alarak başlaması ve o kısımları yüzeysel sorgulayarak geçmesi bence biraz eksik bırakmış kitabı. Ama o zamana göre bence o zincirlerden kurtulması çok zordu. Erken yaşta ölmesi ise bitirememesine neden olmuş(Zenginin şımarık tavrı yüzünden hastalanarak ölmesi bende ayrı bir üzüntü oluşturdu.). Bence René Descartes amca ile bu kitapla tanışmanız(Kesinlikle kötü kitap değil. Sadece tam olmamış bir kitap ama gene size kesinlikle birşeyler katabilecek bir kitap.) zorunlu değil bence ama kesinlikle bu yüce ruhlu insanla tanışmanızı öneririm.
136 syf.
·Beğendi·8/10
Avrupa bu kitapla aklını başına aldı. Daha önce önce skolastik düşünce ve dini hurafelerin baskısı altında bulunan bir yerdi rasyonel düşüncenin bir nevi başlama vuruşu kısa ve net
Ta
Ta Yöntem Üzerine Konuşma'yı inceledi.
@tolgaarasan·21 Eyl 2018·Kitabı okumadı
Rene Descartes, metafizik dünyasını üç aşamada kurdu. Kendisi dışında her şeyin yokluğunu düşleyebildiğini, ancak kendisinin yok olabilirliğini hayal edemediğini; düşünen özne olarak kendisinin şüphesiz var olduğunu gördü: 'Düşünüyorum, o halde varım" dedi.

İkinci aşamada, her şeyden şüphe edebilen öznesinin, eyleme geçip şüpheden daha iyi olan BİLMEK aşamasının mükemmellik olduğunu; bunu da nereden öğrendiğini sorup, kendinden daha mükemmel olan Tanrı'dan gelmiş olacağını buldu

Son aşamada; düşlerin düş, yanlışın yanlış, eksiğin eksik olduğunu geçerli kılmak; gerçeği gerçek, doğruyu doğru, mükemmeli mükemmel bilmek için, yani yanlışın ya da eksikliğin Tanrı'dan gelmesinde, hakikat ya da mükemmelliğin yokluktan gelmesine oranla daha az aykırılık bulunmadığını apaçık gördü.

İnsanın rüyada gördüğü gerçeklik ile uyanıkken nesnel ölçütlerinde yanılgısına AKIL - deneysel AKIL değerine yer veriyor. Geometricilerin soyut üçgenden yola çıkıp üç açısının iki dik açıya eşit oluşu prensibini bulmaları gibi; Descartes da fikir ve kavramlarımızın tam ve mükemmel olan Tanrı'dan bize hakikat temelinde vermesi prensibine ulaştı.

Onun Metafiziği ve felsefesinden öğrenecek çok şey var...
136 syf.
En büyük ruhlar en büyük erdemlere olduğu kadar en büyük kötülük lere yatkındır lar.dunyada oynanan tüm komedilerde oyuncu olmaktan​çok izleyici olmaya çalışarak kuşku götürebilecek ve bizi yaniltabilecek her konu üzerinde özellikle düşünerek, zihnimden,ona daha önce sızmış olabilecek tüm yanlışları temizliyordum.
80 syf.
·2 günde
"Düşünüyorum, öyleyse varım" diyen
Descartes; bilimden metafiziğe değişik konularda bilgiler vermiş. İnsanın zeki olmasından çok zekasıyla neler yapabilirin derdinde olan, ünü-şanı değil, insanlığa yararlılığı prensip edinmiş bir düşünür.
Tavsiye ederekten;
Keyifli okumalar...
112 syf.
·13 günde·Beğendi·6/10
Kitaptaki dil sade ve anlaşılır. Descartes'in düşünceleri yer almakta. Bazı cümleleri biraz zihni zorluyor. Felsefi ve bilimsel açıklamalarda yapılmış.
250 syf.
·4 günde
Fransız düşünür Descartes'in ilmi araştırmaların hangi yöntemle yapılması hususundaki düşüncelerini ihtiva eder.Meşhur "Düşünüyorum o halde varım." önermesinin bu eserde açıklamasını yapıyor.Her şeyin gerçekliğinden şüphe duyanlara karşı rüyalarda insanın düşünemediğini oysa gerçek hayattaki düşünme gücümüzün bizim varlığımızın ispatı olduğunu ifade ediyor.
Kitabın en beğendiğim bölümü anatomi ile alakalı olan kısmı.Fen bilimlerine çok uzak birisi olarak belki çoğu insanın iyi bildiği basit bulacağı bu bilgiler benim için çok değerli bir istifade kaynağı oldu.Kalbin işlevinden, kan dolaşımının nasıl yapıldığından bahsediyor.Kalbin oldukça sıcak olduğunu, atardamarlardan kalbe akan kanı ısıtarak vücut ısısını sağladığını belirtiyor.Beyine akan kanın direkt olarak kalpten gittiğini ve büyük hücrelerin de küçük hücreleri kovalayarak normalinden fazla kanın beyne akmasına engel olduğundan bahsediyor.
Çok sevdiğim bir ilim adamı olan Oktay Sinanoğlu'nun "Amerikanlar kan dolaşımını Kimyay-ı Saadetten öğrendi" beyanının da gerçeği yansıtmadığını idrak etmiş oldum.Ha Avrupalılar derseniz hekimliği İbn-i Sinadan öğrendiler zaten o ayrı.
Bir sonraki bölüm ise robot tasarımı hakkında bilgi veriyor.Bir cihazın insanın yaptığı işleri yapabileceğini ancak hiçbir zaman insan gibi konuşamayacağını bunun imkansız olduğunu söylüyor.
Son bölümü ise gereksiz buldum.Sanki başka bir kitabın özetiymiş gibi kitapta şurada şunu anlatmıştım burada şunu anlattım diye açıklama gereği duymuyor.
...akıllı olmak için iyi bir beyne sahip olmak yetmez, önemli olan onu iyi kullanmaktır. En büyük ruhlar en büyük erdemlere olduğu kadar en büyük kötülüklere de yatkındırlar; ancak çok yavaş yürüyenler her zaman doğru yolu izliyorlarsa koşanlardan ve doğru yoldan uzaklaşanlardan daha çok ilerleyebilirler.
René Descartes
Sayfa 7 - OLYMPİA yayınları
Bugüne kadar öğrendiğim çok az şey, bilmediğim, öğrenmekten de umudumu yitirmediğim şeylerle karşılaştırıldığında, hemen hiçbir şeydir.
Doğrunun bilgisine ulaşmamızı engelleyen tüm güçlüklerin ve yanlışların üstesinden gelmeye çalışmak gerçekten savaş vermektir, biraz genel ve önemli bir konuyla ilgili bazı yanlış görüşler edinmek bir savaş kaybetmektir.
Güzel kitapları okumanın geçmiş yüzyıllardaki erdemli insanlarla sohbet etmek gibi olduğunu biliyordum.
Düşünüyorum öyleyse varım doğrusunun kuşkucuların tüm aşırı varsayımlarıyla sarsılmayacak kadar sağlam ve güvenli olduğunu belirlerken, bu doğruyu, araştırdığım felsefenin ilk ilkesi olarak hiçbir kuşkuya düşmeden alabileceğime karar verdim.
Bizi inandıran şey, herhangi bir kesin bilgiden çok alışkı ve örnektir; bununla birlikte görüşlerin çokluğu ortaya çıkarılması biraz güç doğrular için hiç de değerli bir kanıt değildir, çünkü bir toplumdan çok, tek bir adamın onları ortaya çıkarması çok daha olasıdır.
Öğütler vermeye kalkışanlar öğüt vermeye kalktıkları kişilerden daha usta olduklarını sanıyor olmalılar; en küçük başarısızlıklarında eleştirilesi olan onlardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yöntem Üzerine Konuşma
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051711621
Kitabın türü:
Çeviri:
Çiğdem Dürüşken
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Cogito, ergo sum, yani "Düşünüyorum, öyleyse varım," felsefe tarihinin en meşhur önermelerinden biridir. Descartes'ın 1637 yılında yayımlanan Yöntem Üzerine Konuşma adlı ilk eserinde tartışmaya açtığı bu önerme, felsefe-bilim tarihine yeni bir soluk getirmiş ve Çağdaş Batı felsefesinin temel dayanak noktası olmuştur. Çünkü bu önermeyle Descartes, Skolastik anlayışın etkilerini halen sürdürdüğü bir dönemde ve Aydınlanmanın şafağında bir filozof olarak felsefeyi içine düştüğü derin girdaptan kurtarmaya çalışmıştır. Kökleri antikçağ felsefe geleneğine dayanan şüpheciliği yeniden ele alıp yöntem sorunu etrafında işleyerek kurduğu yeni felsefe-bilim sisteminin temel unsuru kılmıştır. İnsanın her şeyden şüphe etse de kendi varoluşundan, yani düşünen Ben'inden veya hakikati kavramasını sağlayan aklından asla şüphe edemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.

Yöntem Üzerine Konuşma felsefe tarihinin seyrini değiştiren ve bitmez tükenmez tartışmaların konusu olan, ölümsüz bir felsefe klasiğidir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 459 okur

  • Bilgehan Arifoğlu
  • Acetin
  • esma
  • Umut
  • piktobet
  • ibrahim filiz
  • Kayra
  • Mekan ATAC
  • Hasan Kandemir
  • sude

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%29.4
25-34 Yaş
%43.1
35-44 Yaş
%15.7
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%33.7
Erkek
%66.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.5 (6)
9
%10 (11)
8
%15.5 (17)
7
%3.6 (4)
6
%2.7 (3)
5
%0.9 (1)
4
%0.9 (1)
3
%0
2
%0
1
%0