·
Okunma
·
Beğeni
·
2.531
Gösterim
Adı:
Yorgunluk Toplumu
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944105873
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Açılım Kitap
İnsanların vakit öldürmek icin cırpındığı zamanlar bitti. Artık vaktin ölü olarak doğduğu, bir gelecek ufkunun yerini "hemen şimdi"nin aldığı cağda yaşıyoruz. Daha 1945'te Vâ-Nu Akşam gazetesindeki köşesinde memurluktan, hayattan sıkılanlar icin amatörlüğü salık veriyordu, Erişirgil 1956'da yazdığı Merak ve Dikkat adlı kitabında sıkılmış öğrencilere merak nasıl aşılanır diye soruyordu. Merak uyanmadan dikkat olmaz, eğitim merakı üretmek lazım diyordu.

80'lerle beraber eskilerin "sürat asrı" dediği devri kapatan, hızın sadece fiziksel değil sanal bir dünyada da bir mevzu haline geldiği, insanların, malumatın her an ulaşılabilir olduğu, sosyal ilişkilerin yerini 'etkileşim'e terk ettiği bir döneme girdik. Merakımız varsa dahi ilgi duyamıyoruz, dikkat kesilemiyoruz.
,
Dikkatimiz yazılım arayüzeylerinin arasında, bir yüzeyden diğerine atlamakla meşgul. Ara'nın yerini hiperaktiflik, yani oradan oraya atlamak aldı. Yerimizde duramıyoruz. Gündemimiz aralıksız olarak "güncel"leniyor, ve tüm bu bitmek bilmeyen yepyeni şimdiden bezmiş durumdayız, bugün olmazsa yarın...

Yorgunluk Toplumu'nu Almanya'da son on senenin en cok satan kitaplarından biri yapan şey kapitalizmin son yirmi yılında ortaya cıkan yeni bir yaşam biciminin insanı nasıl ufaladığını göstermesi: sıfırı tükettik ve devam ediyoruz, her şey angarya geliyor, devam ediyoruz. Byung-Chul Han'ın eseri sürüncemede kalmış, depresyondan cıkamayan, sürmenaj olmuş insanın durumuna dair bir başyapıt.

(Tanıtım Bülteninden)
64 syf.
Çok yorgunuz... Bu bi'nevi tükenmişlik sendromuna terk edilme hali...

Çünkü artık gücünüz oranında varsınız, 19. yüzyılın düzeni, 20. yüzyılın disiplini bitmiş ve artık 21. yüzyılda performans raporları sunuluyor karşımıza. Gücünüze ve zamanınıza, yani gençliğinize mal olacak olan bu savaş sonunda yorgunluktan öte bir yerde, tükenmişlik yaşayan insan yığınlarının içimde bir kenara atılıyorsunuz artık. Kullanımı olmayan bir elektronik cihaz gibi...

Byung-Chul Han 64 sayfaya kısa ve net o kadar anlamlı tespitler sığdırmış ki günümüz insanının ve önümüzdeki bir kaç neslin de yaşayacağı acı tecrübe, yazarımızın anlattıkları olacak.

Bu kısacık ama sosyolojik tespitlerin en iyilerini bünyesinde barındıran eseri mutlaka okuyun derim. Gözardı edilmemesi gereken kitaplardan. Hatta genel olarak Chul Han okuması yapmalı. Bu kadar iyi bir kitap beklemiyordum açıkçası.
64 syf.
·Beğendi·8/10
En büyük sayı diye bir şey yoktur. Hangi sayıya bir eklersek, daha büyük bir sayı elde ederiz.

Her şeyin başlangıcının sıfır mı yoksa bir mi olduğuna dair oldukça ontoloji kokan, eh, hakkını vermek gerekir ki felsefeden de nasibini alan bir tartışmayı Osman Tarık Onaran ile yürütürken yukarıdaki sözü ısrarla, inatla söyleyip durmuştum. Esasen sözün arkasından "yahu bu devrin kodu hızdır, sürattır" demeyi eksik etmiştim. Halihazırda evvelce okuduğum şu iki kitabı almış, bir de işi artık ustalığa döküp arka planı da hatırısayılır hale sokmuşken söylemiş olayım. Normal şartlarda esas olan yolda olmaktır. Ne var ki çağımızın gürültüsü artık "sona varmayı" mühim görüyor. Nasıl yaptığın değil, yapıp yapmadığın önemli.

Kitapların derdi de bu düzlemde ilerliyor. "İnsanların vakit öldürmek için çırpındığı zamanlar bitti" diyor Byung-Chul Han, "artık vaktin ölü olarak doğduğu bir gelecek uykunun yerini hemen şimdinin aldığı çağda yaşıyoruz." Tamam, o daha fiyakalı söylemiş, ama ikimiz de sürüncemede kalmış insanı dert etmişiz. O daha fiyakalı bir ifadeyi tutmuş, ben de kendi çapımda kıyamet koparmaya yeltenmişim. Elbette onun artıları yüzlerce: mesela şeffaflık bizim nezdimizde olumlu anlamlar taşırken Yorgunluk Toplumu ve Şeffaflık Toplumu için alenen neoliberal bir aygıttır. Bu kuvvetli ve kudretli iddia, şeffaflığın şiddet olduğuna varan noktaya kadar ilerliyor. Haksız da sayılmaz, gizli olanla gizlenenin arasındaki ittifak, örtü kalktığında yerle bir olur.

İlahi olana olan meftun halimiz, İlâh'ın gizli olmasından değil midir? Mesele örtü değil, örtü altındaki nesne değildir. Mesele, örtülü olan nesnededir.

Kitaplar burada. Bu kez daha fiyakalı duruyor gibi. Okuyacaklara jest olsun. Üzerinde daha fazla laflamaya niyeti olan olursa, açığız.

https://i.hizliresim.com/7DvEN5.jpg
64 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Her çağın nevi şahsına münhasır hastalıkları vardır."
Bizim çağımızın hastağı ise depresyon ve tükenmişlik. İnsani ilişkilerimizi birer yarış ve kovalamacaya çeviren bir çağda yaşıyoruz çünkü...
.
"Şeffaflık Toplumu" ile tanıştım Byung-Chul Han'ın alanı biraz daha genişletti "Yorgunluk Toplumu" kitabı tespitleri ile gerçekten de hayranlık uyandırıcı ve aktüel psikolojik rahatsızlıkların sosyolojik nedenleri anlamak açısından oldukça başarılı bir kitap. Eskiden kölelik ve işçilik sebebiyle mecburiyet durumlarında yapılan işler neticesinde oluşan yorgunluk şimdi kişinin kendi özgür iradesi ile yaptığı seçimler neticesinde yapılan fiillerin sonucu ortaya çıkıyor. Yani insan özgür olduğunu sanarak kendi mecburiyetleri oluşturur. Bu hal "Hem Av Hem Avcı" olma halidir. Yani diyebiliriz ki günümüz topluma artık Foucault'un bahsettiği hastaneler, tımarhaneler, hapishaneler, kışlalar ve fabrikalardan oluşan insanların mecburen orada bulunduğu bir "disiplin toplumu" olmaktan çıktı. Bunların yerini fitness salonları, bürolardan oluşan gökdelenler, bankalar, havaalanları, alışveriş merkezleri gibi insanın orada olmak için can attığı yerlerden oluşan "performans toplumuna" dönüştü. Sakinleri de emredilen şeylere itaatkar özneler değil, performans öznesi haline geldi. Yani yarış içinde hep önde olan performansı gerçekleştirme arzusu insanların benliğini sardı. Günümüz toplumu kendi oluşturdukları meşguliyetlerinden sıyrılamayan, devamlı hareket halinde ve devamlı yorgun insanlar meydana getirdi. Bu hal ise mutsuz olan ve devamlı mental rahatsızlıklar duyan insanları ortaya çıkardı..
.
Kendi kendine kuran, kendi seçimleri sebebiyle devamlı meşgul olan ve yorulan insanı anlatan bir kitap için daha güzel bir kapak seçim olamazdı..
.
Unutmadan hepimiz yorgunluk toplumunun yorgun bireyleriyiz....
64 syf.
Yorgunluk Toplumu-Byung Chul Han
Hep derim ince kitapların ürkütücü bir yanı var diye. 64 sayfalık incecik bir kitap Yorgunluk Toplumu. Sayfa ve kelime sayısının azlığı bünyesinde az şey barındırdığı değil aksine birçok şeyi barındırdığının göstergesi.

Kore kökenli Alman felsefe profesörü Byung Chul Han’ın kaleme aldığı “Yorgunluk Toplumunu” günümüz şartlarında insanlar ve toplum üzerinde etkilerine dair bir tez çalışmasıdır.

Başta Heidegger olmak üzere birçok düşünürün fikirleri destekli yazılması, eğer bu düşünürler geniş ölçekli bir fikriniz yoksa “benim" gibi bir yandan kitabı okurken diğer yandan kavramları araştırarak ortak bir fikir edinmeye çalışacak ve anlamada zorlanacaksınız. Ben zorlandım doğrusu, hatta çok zorlandım, Yorgunluk Toplumu Kitabına gözüm ilişince üzerime bir yorgunluk çökmüyor değildi.

Şöyle başlıyor: “Her çağın nevi şahsına münhasır hastalıkları vardır.” Elbette Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklardan bahsetmiyor, eğer şahit olsaydı muhtemelen sinirsel temelli etkileri göz önüne alarak bahsederdi.
21. yüzyılın hastalık durumuna bakıldığında, sinirsel hastalık temelli olunduğu belirtilmiştir. “Depresyon, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, sınırda kişilik bozukluğu veya tükenmişlik sendromu” gibi hastalıklar.

Her şeyin artık aşırı ve hızlı oluşu karşısında bağışıklığın gösterdiği tepkiler, dayanamadığının en büyük göstergesi. “Aşırı üretim, aşırı performans , aşırı iletişim" gibi durumlarda bağışıklık sinirsel olarak bozulmalarla beraber “yorgunluk ve halsizlik" gibi tepkiler gösterdiği üzerinde durmuştur...

Kapitalizmin hakim kimliğinin ön planda olmasıyla insanların ufalmasına karşın kaleme alındığı düşüncesindeyim. Anlaşılması güç fakat anlaşılınca ne kadar mükemmel bir eser olduğu kanaatine varılıyor. Herkes okumalı mı? Eğer yeterli okuma yapmayan biriyse okumalı. Kavramları , örnek verilen düşünürleri ilk etapta sıkı bir araştırma olanağı sağladığı için okumalı. Zaten yeterli okuma yapan birikimi olan kitaba hakim olarak okumasını yapabilecek...
Şimdi okudum, çok eksiklikle beraber okudum. Bir ay sonra tekrar okuyacağım bakalım fark ne olacak..

"Günümüz toplumu anık Foucault'nun bahsettiği hasta­neler, tımarhaneler, hapishaneler, kışlalar ve fabrikalardan oluşan bir disiplin toplumu değil. Bunların yerini çoktan beridir fitness salonlan, bürolardan oluşan gökdelenler, bankalar, havaalanlan, alışveriş merkezleri ve gen labora­tuvarlan aldı. 21. yüzyıl toplumu artık bir disiplin toplumu değil , performans toplumudur.”

"Dep­resyonun kariyeri, toplumsal sınıflar üzerinde otoriter ve yasaklayıcı bir hakimiyet kurup her iki cinsiyete de oyna­maları gereken rolü tayin eden davranış kontrolü kisve­sindeki terbiye modelinin yerini, herkesi şahsi teşebbüse davet edip kişinin kendisi olmasını mecbur kılan yeni nor­mun almasıyla başladı... Depresif kişi miktar dolayısıyla harap olmamıştır. Takatinin kesilmesinin sebebi kendi olmak mecburiyeti dolayısıyla gösterdiği çabalardır."

"..kişiyi depresyona sürükleyen şey toplum­salın gitgide atomlara ayrılması ve parçalanmasına mah­sus ilişki yorgunluğudur."

"İyi bir hayat yaşama kaygısı, kaldı ki buna başkalarıyla yaşa­mayı başarmak da dahildir, gitgide hayatta kalma kaygı­sına doğru dönmektedir."

(meşgul'tembeller♡)
(bilgisayarlar aşık olabilir mi?)
(herkesin yorgunluğu kendine)
(yorgunluğu arkadaş etmeyende ne bilim..)
(bugün, o gün, her gün.)
(yorgunluk silahsız bu kadarsa..)
(son.son..mu?yorgunluk)

"İnsan bakmayı, düşünmeyi ve okuyup-yazmayı öğrenmelidir."

Sevgiler..
64 syf.
Her çağın nevi şahsına münhasır hastalıkları vardır diyor Chul Han. Bizim çağımızın ki de depresyon, tükenmişlik. Sürekli "yapabilirsin, yapmalısın, katılmalısın, başarmalısın"larla geçen, insan ilişkilerimizi birer yarış pistine çeviren bir çağ. Modern dünya insanının artık geçmişteki gibi bir disiplin toplumunda değil “performans toplumu”nda var olduğunu da anlatıyor. Hepimiz yorgunluk toplumunun yorgun bireyleriyiz.
64 syf.
·5 günde·6/10
Kapak tasarımına bayıldığım kitaptır kendisi.
Kitabın adını ve kapağını çok çok beğendiğim için başlayıp kendimi okumaya zorlayarak bitirdiğim incecik bir kitap. Malesef hemen okuyup kaldırayım denecek bir kitap değil. Evet konusu itibariyle günümüz problemine değinmiş ve yine evet incecik fakat -bana göre- çevirilerde tam karşılığının bulunmak isterken dilin ağırlaşması veya terimlerin sıklığı/yoğunluğu nedeniyle kitabı sıkıcı buldum.
64 syf.
Bir çırpıda okunup bir çırpıda bitirilmemesi gereken kitap aynı zamanda Kore asıllı Alman felsefe profesörü Byung-Chul Han'ın yazdığı Almanya'da son on yılın en çok satılan kitabı. Toplumun artık bir "Performans Toplumu" olduğunu ifade eden Han, "her çağın nevi şahsına münhasır hastalıkları vardır.’’ diyerek başlıyor kitaba. Salt bu cümlenin dahi üzerine uzunca düşünülmesi gerekiyor.
64 syf.
Çok yalın ve çok net anlatabilmiş. Kitaba başlarken ki bitirişinde ki dumura uğrama hissi çarpıcı. Nietzche den hannah arent agamben den heidegger in perspektifinden çözümlemeleri günümüz insanın perfomans a dönüşmüş ve disiplinden kopan bireyi tanımlıyor. Yeni bir şey sunmuyor ama iyi derlenip toparlanmış bugünün insanını iyi özetliyor
64 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yorgunluk Toplumu.
Kitap incecik fakat bir çırpıda okunabilecek bir kitap değil. Heidegger, Hegel, Nietzche gibi isimlerden bolca alıntı mevcut. Bu sebeple kitap öncesinde ön okumalar gerekmekte. Örneğin Performans Toplumunu anlamadan önce Foucault’un Disiplin Toplumunu bilmek gerekir.
Terimlerin yoğunluğu sebebiyle dili oldukça ağır geldi.
Bir bölümde Herman Melville’nin Katip Bartleby kitabından bahsediliyor. Ben bu kitabı okumadığımdan ve daha öncesinde konusunu bilmediğimden biraz zorlandım. Ama bu kitabı da okunacaklar listeme ekledim.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Yarışlarda kazanmaya koşan bir yarış atı gibiyiz. Ne dinlenmeyi biliyoruz, ne de ara duraklarda durmayı. Sürekli son sürat hızla gidiyoruz. Hayattan hiç zevk almıyoruz. İşçi de işveren de it gibi çalışıyor. İkisi de köle. Sistem sadece başarı istiyor, başarılı olmayanı ise adam yerine koymuyor. Çünkü başarısızlık kendimizde psikolojik ve ruhsal tahribatlar yaratıyor. Bu da hayatın anlamsızlığına, gereksizliğine ve sıradanlaşmasana sebep oluyor.
Başarı aç kurt gibi hiç doymuyor, sürekli yemek yemek istiyor.
Bu durum bizleri insanı değerlerimizden mahrum bırakıyor, bizleri yalnızlaştırıyor ve bitkin bırakıyor.
Beynimiz ve vücudumuzun da dinlenmeye ihtiyacı vardır.
Gerekli ve tatlı yorgunluklara,
Bazen yapmama özgürlüğüne,
Paylaşmaya ihtiyaçlarımız vardır.
Sürekli pozitivist olmaya çalışmayın. Böyle olursanız hayatınızdan bezersiniz.
Negatiflik de gereklidir.
Toparlanıp, daha güçlü hayata tutunmak adına.
Bizler yarış atı olamayız.
Bu dünyaya yaşamak için geldik.
Kitap, sizin açması yönünden iyi.
Teşekkür ederim.
64 syf.
·Beğendi·10/10
Değerlendirmelerim: 1

Demir leblebi gibi bir kitap. Hacmi küçük fakat her cümlesi özenle kurulduğu için bir çırpıda okunacak kitap değil. Bu kitabı sindire sindire okumak ve birkaç kez kez bitirmek gerekir. Yüzlerce kitaptan süzülmüş derin hakikatler; felsefi bir zeminde biyoloji, psikoloji ve sosyolojik bağlamlar kurularak sürekli düşünmeye yönlendirmektedir insanı.
Yorgunluk toplumunda yazar, modernizm ve postmodernizm eleştirisini kapsayan bir tutumla beraber, insan ve toplum değerlendirmeleri hem geçmiş hem de şimdiki zamanı aynı düzlemde ele alarak geleceğe farklı bir projektörle bakmaktadır. Günümüz toplum yapısının farklı yapıya evrildiğinden bahsederken, bu evrilmenin insanın biyolojik ve psikolojik yapısından bağımsız olmadığını vurgularken şunu hissediyorum: ilk insandan günümüze ve gelecekle beraber bir kader çizgisini takip ediyor insanlık. Biz ise sadece hayret ederek değiştirmek istediğimiz bu dünyadan çok şikayetçi olmamıza rağmen hepimiz kendi rüzgarımızı kuvvetlendirerek bir sona doğru yol alıyoruz... S.S.
64 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Yorgunluk Toplumu
17.11.2020

Kapitalizmin son dönemde büründüğü yeni çehre ile yaşamların nasıl harcandığını anlatan etkileyici bir çalışma.

✏ İnsanların vakit öldürmek için çırpındığı zamanlar bitti.Artık vaktin ölü olarak doğduğu bir çağda yaşıyoruz.

✏ Sıfırı tükettik ve devam ediyoruz, her şey angarya geliyor, devam ediyoruz.
''Hayat hiçbir zaman bugünkü kadar geçici olmamıştı.

Kökten geçici olan sırf insani hayat değil, esa­sen dünyanın kendisidir de. Hiçbir şey devamlılık ya da süreklilik sözü vermez.''
Gündemimiz aralıksız olarak “güncel”leniyor, ve tüm bu bitmek bilmeyen yepyeni şimdiden bezmiş durumdayız, bugün olmazsa yarın...
Sıkıntı "içi ipeklerin en parlak renklisi ile dokunmuş ılık gri bir kumaştır" ve "içinde rüya gördükçe ona sarmalanırız." Sıkıntının "astarının arabeskliği" evimizdir. Dinlenmenin ortadan kalkmasıyla "dinleme kabiliyeti" kaybolur ve "dinleyenler cemaati" sırra kadem basar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yorgunluk Toplumu
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944105873
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Açılım Kitap
İnsanların vakit öldürmek icin cırpındığı zamanlar bitti. Artık vaktin ölü olarak doğduğu, bir gelecek ufkunun yerini "hemen şimdi"nin aldığı cağda yaşıyoruz. Daha 1945'te Vâ-Nu Akşam gazetesindeki köşesinde memurluktan, hayattan sıkılanlar icin amatörlüğü salık veriyordu, Erişirgil 1956'da yazdığı Merak ve Dikkat adlı kitabında sıkılmış öğrencilere merak nasıl aşılanır diye soruyordu. Merak uyanmadan dikkat olmaz, eğitim merakı üretmek lazım diyordu.

80'lerle beraber eskilerin "sürat asrı" dediği devri kapatan, hızın sadece fiziksel değil sanal bir dünyada da bir mevzu haline geldiği, insanların, malumatın her an ulaşılabilir olduğu, sosyal ilişkilerin yerini 'etkileşim'e terk ettiği bir döneme girdik. Merakımız varsa dahi ilgi duyamıyoruz, dikkat kesilemiyoruz.
,
Dikkatimiz yazılım arayüzeylerinin arasında, bir yüzeyden diğerine atlamakla meşgul. Ara'nın yerini hiperaktiflik, yani oradan oraya atlamak aldı. Yerimizde duramıyoruz. Gündemimiz aralıksız olarak "güncel"leniyor, ve tüm bu bitmek bilmeyen yepyeni şimdiden bezmiş durumdayız, bugün olmazsa yarın...

Yorgunluk Toplumu'nu Almanya'da son on senenin en cok satan kitaplarından biri yapan şey kapitalizmin son yirmi yılında ortaya cıkan yeni bir yaşam biciminin insanı nasıl ufaladığını göstermesi: sıfırı tükettik ve devam ediyoruz, her şey angarya geliyor, devam ediyoruz. Byung-Chul Han'ın eseri sürüncemede kalmış, depresyondan cıkamayan, sürmenaj olmuş insanın durumuna dair bir başyapıt.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 202 okur

  • Ogün Yavuz
  • Yasemin Kozan
  • Kâri Civil
  • Elif Yağmur Güler
  • ben'le bir daha hiç karşılaşmayacağım.
  • Tuğba Avcıoğlu
  • NurcaN
  • Çağla
  • Mazhar Ayaz
  • TUĞBA DEMIREL

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.5 (11)
9
%20.6 (13)
8
%22.2 (14)
7
%23.8 (15)
6
%4.8 (3)
5
%3.2 (2)
4
%4.8 (3)
3
%1.6 (1)
2
%1.6 (1)
1
%0