Yufka Yürek (Sürgün Öncesi Hikayeler)Dostoyevski

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.117
Gösterim
Adı:
Yufka Yürek
Alt başlık:
Sürgün Öncesi Hikayeler
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713637
Çeviri:
Sabri Gürses
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bir Yufka Yürekli
Yufka Yürek
Dostoyevski, bu romanında, saf ve büyük bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Şiirsel bir hava içinde geçen öyküde, ateşli bir ruh coşkunluğunun canlı bir anlatımını bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
Esasen ne kadar tuhaf bir ülkede yaşadığımın ayırdına varalı çok olmadı. Her şey o kadar hızlı gerçekleşiyor ki durup düşünmeye dahi vakit bulamadığım çok oluyor. Baylar tüm samimiyetimle itiraf etmek zorundayım ki bütün uyuşukluğum, olayların ardına geçip acımasızca ittiren zamanın suçudur.

Tuhaf ülkem işte, hangi hassas yerine değinecek olursam olayım biliyorum ki sayfalarca cümle, sayfalarca paragraf o dikkatin tümüyle o yere yoğunlaşmasına yetmeyecek hatta o hassasiyetin sağlanmayacağını da biliyor gibiyim. Bundan yıllar sonrasında bile muzdarip olduğum hadiseler yine yeniden gerçekleşecekmiş gibi geliyor bana.

Vatan nedir? Anne nedir? Toprak, asker, kahraman, bayrak…? Bu kelimeler zihnimize düştüğünde muhakkak bir çağrışıma yol açıyordur ama gerçekten dolu mu içleri ya da şöyle mi sormalıyım bilmiyorum içlerindeki var olan anlam bizlere ne ifade ediyor… Benim nazarımda en tehlikeli kelimelerdir bu saydıklarım ve şu an aklıma gelmeyen birtakım kelimeler. Hani denir ya “Anahtar Kelimeler” diye. İşte bu "Anahtar Kelimeler". Anahtar Kelimeler sözcüğünün aklımdaki anlamını sıfırlıyor ve şu vaziyetiyle burada doldurduğum anlamı ile kaydediyorum hafızama.

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama dikkat buyurmanızı rica edeceğim; bir kelimeye anlam yüklemek ne kadar da kolay değil mi? O kelimelere anlam yükleyip ardından kutsallaştırıp sorgulanamaz hale gelene değin bekleyecek miyiz, sanırım bekleyeceğiz. Belki de Estragon ve Vladimir’in Godot’yu beklediği gibi. Şüpheye düşeceğiz, ne zaman bu kelimelere bu anlamlar yüklendi de biz fark etmedik diye...

Şimdi asıl meseleye gelelim, böylesine uzun bir (saydım tam dört paragraf) girizgâhı yalnızca Dostoyevski için yapabilirdim. Usta yazarımız da, dünyanın bekası için bazı anahtar kelimelerin içini çok güzel doldurmuştur. Soyluluk, vicdan, kişilik, ahlak, suç ve bunun gibi bir sürü kelime. Kitap okuyan bir okurun vicdan dendiğinde aklına Raskolnikov, ahlak dendiğinde Alyoşa gelmiyorsa bu kelimelerin içi henüz dolmamış demektir. Sadece kelimeler mi, elbette hayır lakin Psikanaliz alanına öncülük ettiğinden falan da bahsetmek istemiyorum.

“Bir Yufka Yürekli” öyküsünde sıradan bir adamın, Dostoyevski etkisiyle, seçkinleşmesine tanıklık ediyoruz. Gogol’un bizi Akakiy’den haberdar ettiği gibi Dostoyevski de Vasya’nın yufka yüreğine odaklıyor bizi. Odaklıyor ama kafada deli sorular…

Mutluluk nedir? Her insana mutluluk iyi gelir mi? Öncelikle uyarmak isterim sizi, bu gibi soruları Dostoyevski’nin karakterleri üzerinden yanıtlamak okurunu, büyük bir yanılgıya götürebilir. Çünkü onun karakterleri hayatları boyunca acı, hüzün, çaresizlik gibi hoş olmayan hissiyatlarla boğuştukları için mutluluk anı gelip çattığında delirmeleri pek ala mümkün olur. Bu duruma şaşmamak gerek, ana karakterler naif, namuslu, soylu ve ahlaklı olduğundan yok yere, üstelik mutluluğun gelip çattığı anda işini iyi yapamadığı paranoyasına düşüp onları askere alabileceği korkusuyla var olan düzenlerini de kaybedebilirler. Bu hep olur. (Esaretin Bedeli Red'ten; "Bu hep olur!")

Çok kısa iki öykü var zaten kitapta. Şimdi kısa bir kitaba çok uzun bir yazım oluşturarak tezatlık oluşturmakta istemem. İlk öykü yukarıda açık ettiğim gibi “Bir Yufka Yürekli”dir, ikincisi ise Soytarı adlı bir memurun ava giderken avlanmasının anlatıldığı yine gayet okunası ve güzel bir öyküdür.

Son olarak; sitede Teşekkürlerin de bir değeri kalmadı gibi geliyor bana. Konumuza istinaden burada Teşekkür kelimesinin içi de farklı dolduruluyor demek istemiyorum ama gidişat o yönde. Bir etkinlik ardından teşekkürler, methiyeler… Yanlış anlaşılmasın karşı değilim lakin bir yerden sonra prosedüre dönmeye başlıyor. Teşekkürün prosedüre dönüşmesini beklemeden samimi içten nice teşekkürlere diyerek Dostoyevski etkinliği sahiplerine şükranlarımı sunuyor, herkese keyifli okumalar diliyorum.
Eğer çok aşırı mutlu olduğunuzu düşünüyorsanız, gözleriniz ışıl ışıl parlıyorsa, kalbiniz küt küt atıyor ve o sevgilinin size layık olmadığını düşünüyorsanız korkun çünkü sizde mutluluktan delirebilirsiniz.
Vasya Şumkof adında yufka yürekli bir delikanlının hikayesi. Bu delikanlı fazla iyimser ve başkalarını mutlu etmek adına çok çabalayan çalışan ve bir o kadar da iradesiz birisi.Telaşlı, kasvetli, panik yapısı onu deliliğe sürükler.
Yazarın çok güzel psikolojik analistlerine rastlıyorsunuz.
Geçenlerde şu iletiyi okudum;#27177470
"Psikolokların psikoloğu"
Gerçekten günümüz psikolokları biraz Dostoyevski okumalı naçizane.
Nietzsche’nin hayatta bir şey öğrendiğim tek filozof sözüyle nitelediği Dostoyevski’nin ilk öykülerinden biri olan Bir Yufka Yürekli, aynı çatı altında yaşayan candan iki dostun "Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkov" trajediyle biten bir hikayesidir. 


kimileri büyük işler görmek için dünyaya gelmişler; kimileri de, benim gibi, küçük işler görürler. Fakat senden gönül borcu beklerseler, senin de elinden gelmezse…


Hiçbir zaman nankörlük etmedim. Düşüncemi anlatabilmekten yoksun olsam da gene duyumsuyorum ki… Bugün nankörlük etmiş görünebilirim, işte beni yerle bir eden de asıl budur, bu düşüncedir.


Dedim ya; mutlu olduğun için herkesin mutlu olmasını istiyorsun. Bu mutluluğa yaraşır bir biçimde hareket etmek, hatta belki de vicdanını yatıştırmak için, kahramanlık gereksinimleri duyuyorsun. İşte o yüzden çaba harcamak ve biraz abartmakla söylediğin gibi, gönül borcunu belirtmek gerekirken bunu yapmadığın için kendi kendine işkence ediyorsun…

Dostoyevski’nin genelde karakterlerinde kullandığı ruh hali düzensiz olan karakterler, kişiliklerinde uyumsuzluk, takıntısı yüzünden bazı şeyleri yitirmiş kimseleri... bu öyküsünde de görebilirsiniz. Bu karakterleri romanlarında ve öyküsünde çok daha iyi kullanan Dostoyevski, çok büyük eserlere imza atmış... Her ne kadar Dostoyevski gibi bir yazarı inceleyecek veya yorumlayacak biri olmasamda, Bir Yufka Yürekli deki öykü için böyle düşünüyorum.
Sonunda mutluluğu bulmuş Vasya'nın onu kaybetmemek için gösterdiği büyük çabaya ve o çabanın Vasya'yı aklından etmesine şahit oluyoruz bu kitapta. Vasya üzerine çok yoğunlaştım çünkü üzerine yüklenen sorumluluk için fazla endişeli olması bana kendimi hatırlattı. Bazı sorumluluk anlarında insanın delirmemesi elde değil. İşte Dostoyevski yi insan ruhu üzerindeki yoğun tahlilleri için bile sevebiliriz. Arkadi ise arkadaşına çok değer veren, onun sağlığı ve mutluluğu için elinden geleni yapan biri. Ne yazık ki Vasya, bir yufka yürekli!
İki çelişkili uzun öykü. Yufka yürek ve soytarı hikayeleri. İlkinde Vasya ve Arkadi ile iki gerçek dost. Samimi, yufka yürekli, gerçekçi iki arkadaş. İkincisinde Osip Mihayloviç adında bir düzenbaz, soytarı ve ondan daha düzenbaz ve hilekâr şefi Todor Nikolayeviç .

Yufka Yürek'deki Vasya. Beni üzen Vasya. Sorumluluğu, sevgiyi bilen adam. Omzunun biri fiziksel açıdan düşük olmasına rağmen nişanlanıp evlenecek iken psikolojinin geldiği noktaya bak. Sevdiği kadın Liza saç buklesini yollamıştı mektubun arasında, onu akıl hastanesi aracında Arkadi'ye verip hüzne boğdun. Vasya'ya ufacık bir sorumluluk verilir, kendisi bir şairdir. Bunu yetiştirmesi gereken zamanda yetiştiremez ve bu olay onun psikolojik yaralar almasına sebep olur. Öyle ki çoğu memur onunla dalga geçer büyütecek ne vardı diye. Salıvereydin gideydi derler. Onların bu sorumsuzluğu karşısında Vasya bir güneş gibi parladı gözümde. Arkadi ise her zaman yanında, sıcacık bir dosttu. Onunla ilgili tahlilleri her zaman yerindeydi. Bu o kadar iyi tahlil ki altı çizilecek cinsten. 46. sayfada şunları söylüyor. "Vasya kendi vicdanı karşısında kendini suçlu buluyordu, talihine karşı kendini nankörlükle suçluyordu, kendine yakıştıramadığı bu kadar büyük mutluluk onu ezmişti, içini allak bullak etmişti. Sonunda, mutsuz olmak için durmadan hastalıklı bir biçimde vesileler arayarak kendini yiyordu, kanıtı da şuydu ki, dünden beri doģal halini bulamamıştı." Arkadi'den yerinde tespitler. Vasya, Liza'yla mutluluğunu kendine hakaret olarak algılayıp bunu kendine verilen ödev sorumluluğuyla birleştirince bir gün kendini asker sanmaya başladı. Akıl hastanesinin yolunu tuttu.

Osip Mihayloviç ise Şener Şen filmlerindeki bir gün Amerika'dayken repliklerinden fırlamış adam. Ahaliyi toplayıp şefiyle birbirini nasıl dolandırdıklarını anlatıp mutlu olan cinslerden. Alaya alınmayı bir o kadar seviyor kendi kendini alaya almadan duramıyor. Bir satırında ilk hikayeye atıf yapıp yufka yürekli olduğunu söylüyor. Bu kadar düzenbaz bir adamın böyle olmayacağını bildiğimizden iki hikâyedeki zıtlığı Dostoyevski göstermek istiyor. Dosto'nun kaleminden çıkmış akıl dolu şaheserlerden biri daha bu kitap.
Evleneceği kızın sevgisinden dolayı yarım kalan işini tamamlamakta gecikmiş ve bunun paniğiyle telaş içinde arkadasininda pozitif yönlendirmelerle yetistirmeye çalışmış fakat bunu başaramamıştır. Evleneceği kızı kaybetme korkusu, patronuna duyduğu mahcubiyet, arkadasina verdiği sözü tutamamak onu yiyip bitiriyor.
Ofisteki arkadaşımın masasında kitabı günlerce gördüm. Bir gün İstanbul'a giderken ''ver yolda okuyayım '' dedim ve kitabı aldım , bir çırpıda okudum. Ben Dostoyevski nin kitaplarını inanılmaz seviyorum. Okuyorum . Çok yalın bir gerçekçilikle yazıldıkları için olsa gerek günlerce etkisinden çıkamıyorum. Kitabın karakterleri hakkında konuştuğumuzda boğazım düğüm düğüm oluyor. Henüz hiç Dostoyevski okumamış arkadaşlar varsa mutlaka okumalarını öneriyorum.
spoiler ---
"min-net-tar-lık-tan!" diye kekeledi arkada, herkes cevabını şaşkınlıkla dinledi ve hepsi minnettarlıktan delirmeyi çok garip ve inanılmaz buldu.''
*Minnet ve sorumluluk duygusu ağır bastığı için mutluluğunu gereği gibi yaşayamayan, mutlu olmayı beceremeyen ve sonunda deliren Vasya'nın öyküsünü içimde hissettim...
55 sayfalık kısaltılmış halini okuduğum halde beni derinden etkileyen kısacık bir öykü. Dostoyevski Gerçekten insan psikolojisini en gerçekçi şekilde tahlil edebilmekte. Okuyucusuna duygu yüklü bir dünya sunmaktadır. Ani şekilde inişli ve çıkışlı duygu birikintilerini hissettirebilmektedir. Bu eserinde mutluluğa kavuşan kahramanın nasıl kendisini kederli bir duruma düşürdüğünü akıcı vede sade bir dille içimize işleyecek şekilde kaleme almıştır.
Aşık olan Vasya'nın elinde bulunan işi yapmaktansa devamlı onun yanına gitmesi ve nişanlanması ardından da bir panikle biriken işlerini yapma sürecini anlatıyor kitap. Çok kuru bir özet oldu gibi gözüküyor bu doğru ama içerik olarak bu kısa öykü o kadar derin ki. Okuduğum da Vasya kadar gerilmedim desem yalan olur. Bir işi bitirme ve yetiştirme derdini oldukça iyi bilirim (işi yetiştireceğim diye hastanelik olmuştum) kitap gerçekten de inanılmaz etkiledi ve bazı şeylerin sağlığımızdan önemli olmadığını gösterdi.

Allah yardımcımız olsun.

Spoiler.
Kitapta Vasya aklını yitiriyordu benim hastalığım ise Panik Atak olarak kendisini gösterdi. (Teşhis kondu) Bu şekilde kalp hastası olanlar da biliyorum. İş yetiştirme artık hepimizi mahvediyor maalesef.
Adı üstünde; yufka yürekli bir adam hakkında yazılmış bir kitap. Çok naif, sevgi dolu, ama kendine güveni olmayan bir adam. Öyle ki kendine güvensizliğinden ötürü başına gelenleri tahmin edemedim. Açıkçası ben başka bir sonla tahmin ediyordum. Bu kadar tükenmişlik sendromu çok geldi bana. Sonunda üzüldüm ama Dostoyevski yazdı ise bir bildiği vardır mutlaka. Ah Vasya ah, çok mutluluktan deliren de varmış... Her şeyin fazlası zarar diye boşuna dememişler.
2 saat içinde bitirilebilecek kısa bir öykü olmuş. Rus edebiyatı güzeldir, keyifle okumalar. :)
Arkadi , arkadaşı Vasya ile yaşadıkları evin tasvirini yaparken hikayenin genel ruh haline okuyucuyu hazırladığını fark ederek boğuk, hüzünlü her an bir dramla karşılaşacakmışım gibi okumaya başladım. Okurken Vasya’nın yaşadıkları, naifliği ve hissiyatı beni o hüzünlü atmosferiyle sıcacık sardı. Sonlara doğru minnet duygusu sebebiyle delirdiğinin anlatıldığı sayfaları okurken hıçkırıklarla ağlayarak bitirdiğim kitaptır. Henüz varlığını bile bilmediğim, tanıyamadığım Vasya gibileri kaybetmek belki de asıl beni hüzne boğan. Vasya gibi naif insanların artması ve delirmeden, huzurla yaşayacakları bir dünya dileğiyle.
Yalan öyle nüfuz etmişti ki insanların diline...'' doğruyu söylemek gerkirse '' diye bir kalıp var.
"Sen iyi ve yufka yürekli bir adamsın ama zayıfsın, affedilemez derecede zayıfsın. "
Dostoyevski
Öteki yayınları
Bu mutluluğu hak edecek ne yaptım? Ne yaptım, söyle bana? Bak! Çevremizde ne çok insan, ne çok gözyaşı, neşesiz ve bayramsız ne çok gündelik yaşam! Ya ben... Ben!.. Onun gibi bir kız beni seviyor!.
Belki yoksul bir hayat yaşayacağız ama mutlu olacağız. Bu bir hayal olamaz, değil mi ? Mutluluğumuz şuracıkta, avucumuzun içinde, sahiden mutlu olacağız, değil mi ?
Dostoyevski
Sayfa 12 - Oda Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yufka Yürek
Alt başlık:
Sürgün Öncesi Hikayeler
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713637
Çeviri:
Sabri Gürses
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bir Yufka Yürekli
Yufka Yürek
Dostoyevski, bu romanında, saf ve büyük bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Şiirsel bir hava içinde geçen öyküde, ateşli bir ruh coşkunluğunun canlı bir anlatımını bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 291 okur

  • Namık incekara
  • B. Bulut Sağlam
  • Meltem
  • Oğuzhan Özkan
  • Frank Rakos
  • Elmin Gülehmedov
  • fidd07
  • Tuğrul Tereci
  • Hüzünlü Palyaço
  • Fyodor Amcaaaa

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1
14-17 Yaş
%7
18-24 Yaş
%24
25-34 Yaş
%40
35-44 Yaş
%18
45-54 Yaş
%6
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.7
Erkek
%50.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.5 (11)
9
%13.5 (13)
8
%18.8 (18)
7
%13.5 (13)
6
%5.2 (5)
5
%1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları