Yufka Yürekli

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.758
Gösterim
Adı:
Yufka Yürekli
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780201361926
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
EZR Yayıncılık
Baskılar:
Yufka Yürek
Bir Yufka Yürekli
Yufka Yürekli
Yufka Yürekli
Kırılgan Bir Yürek
Yufka Yürek
Nietzsche'nin "hayatta bir şey öğrendiğim tek filozof" sözüyle nitelediği Dostoyevski'nin ilk öykülerinden biri olan "Bir Yufka Yürekli", ayni çatı altında yasayan candan iki dostun -Arkadi Ivanoviç ve Vasya Sumkov- trajediyle biten bir hikâyesidir. (...) Vasya, sessiz ve somurtkan, bir kösede duruyordu. Yüzü sapsarı, başı, amirleri önündeki bir asker gibi kalkık, elleri pantolonunun cebinde, hareketsiz, topukları bitişikti. Gözleri Yulyan Mastakoviç'in yüzünden ayrılmıyordu... İkinci öykü "Soytarı"da ise kendinden sert bir kayaya rastlayan düzenbaz bir soytarının hayatinin mahvolması anlatılmaktadır. (...) Mutlu bir adam ne demektir bilir misiniz baylar? Göreceksiniz... Sevincimden kendimi gözü kapalı, felaketin kucağına attım. Göz göre göre batağın içine daldım! Ama ne kötü huyum vardır ya! Varımı yoğumu soyup alırlar, ben de tutar, geri kalanını gönülden bağışlarım! Dahasını söyleyeyim: Herif bana bir tokat atar, ben öbür yanağımı çeviririm; bir köpeğe yaptıkları gibi bana bir yemlik uzatırlar, ben de herkesi kucaklamak için atılırım. Şimdi de öyle değil mi ya: Siz benimle alay ediyorsunuz, aranızda fısıldaşıyorsunuz...
80 syf.
·5 günde·8/10
Esasen ne kadar tuhaf bir ülkede yaşadığımın ayırdına varalı çok olmadı. Her şey o kadar hızlı gerçekleşiyor ki durup düşünmeye dahi vakit bulamadığım çok oluyor. Baylar tüm samimiyetimle itiraf etmek zorundayım ki bütün uyuşukluğum, olayların ardına geçip acımasızca ittiren zamanın suçudur.

Tuhaf ülkem işte, hangi hassas yerine değinecek olursam olayım biliyorum ki sayfalarca cümle, sayfalarca paragraf o dikkatin tümüyle o yere yoğunlaşmasına yetmeyecek hatta o hassasiyetin sağlanmayacağını da biliyor gibiyim. Bundan yıllar sonrasında bile muzdarip olduğum hadiseler yine yeniden gerçekleşecekmiş gibi geliyor bana.

Vatan nedir? Anne nedir? Toprak, asker, kahraman, bayrak…? Bu kelimeler zihnimize düştüğünde muhakkak bir çağrışıma yol açıyordur ama gerçekten dolu mu içleri ya da şöyle mi sormalıyım bilmiyorum içlerindeki var olan anlam bizlere ne ifade ediyor… Benim nazarımda en tehlikeli kelimelerdir bu saydıklarım ve şu an aklıma gelmeyen birtakım kelimeler. Hani denir ya “Anahtar Kelimeler” diye. İşte bu "Anahtar Kelimeler". Anahtar Kelimeler sözcüğünün aklımdaki anlamını sıfırlıyor ve şu vaziyetiyle burada doldurduğum anlamı ile kaydediyorum hafızama.

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama dikkat buyurmanızı rica edeceğim; bir kelimeye anlam yüklemek ne kadar da kolay değil mi? O kelimelere anlam yükleyip ardından kutsallaştırıp sorgulanamaz hale gelene değin bekleyecek miyiz, sanırım bekleyeceğiz. Belki de Estragon ve Vladimir’in Godot’yu beklediği gibi. Şüpheye düşeceğiz, ne zaman bu kelimelere bu anlamlar yüklendi de biz fark etmedik diye...

Şimdi asıl meseleye gelelim, böylesine uzun bir (saydım tam dört paragraf) girizgâhı yalnızca Dostoyevski için yapabilirdim. Usta yazarımız da, dünyanın bekası için bazı anahtar kelimelerin içini çok güzel doldurmuştur. Soyluluk, vicdan, kişilik, ahlak, suç ve bunun gibi bir sürü kelime. Kitap okuyan bir okurun vicdan dendiğinde aklına Raskolnikov, ahlak dendiğinde Alyoşa gelmiyorsa bu kelimelerin içi henüz dolmamış demektir. Sadece kelimeler mi, elbette hayır lakin Psikanaliz alanına öncülük ettiğinden falan da bahsetmek istemiyorum.

“Bir Yufka Yürekli” öyküsünde sıradan bir adamın, Dostoyevski etkisiyle, seçkinleşmesine tanıklık ediyoruz. Gogol’un bizi Akakiy’den haberdar ettiği gibi Dostoyevski de Vasya’nın yufka yüreğine odaklıyor bizi. Odaklıyor ama kafada deli sorular…

Mutluluk nedir? Her insana mutluluk iyi gelir mi? Öncelikle uyarmak isterim sizi, bu gibi soruları Dostoyevski’nin karakterleri üzerinden yanıtlamak okurunu, büyük bir yanılgıya götürebilir. Çünkü onun karakterleri hayatları boyunca acı, hüzün, çaresizlik gibi hoş olmayan hissiyatlarla boğuştukları için mutluluk anı gelip çattığında delirmeleri pek ala mümkün olur. Bu duruma şaşmamak gerek, ana karakterler naif, namuslu, soylu ve ahlaklı olduğundan yok yere, üstelik mutluluğun gelip çattığı anda işini iyi yapamadığı paranoyasına düşüp onları askere alabileceği korkusuyla var olan düzenlerini de kaybedebilirler. Bu hep olur. (Esaretin Bedeli Red'ten; "Bu hep olur!")

Çok kısa iki öykü var zaten kitapta. Şimdi kısa bir kitaba çok uzun bir yazım oluşturarak tezatlık oluşturmakta istemem. İlk öykü yukarıda açık ettiğim gibi “Bir Yufka Yürekli”dir, ikincisi ise Soytarı adlı bir memurun ava giderken avlanmasının anlatıldığı yine gayet okunası ve güzel bir öyküdür.

Son olarak; sitede Teşekkürlerin de bir değeri kalmadı gibi geliyor bana. Konumuza istinaden burada Teşekkür kelimesinin içi de farklı dolduruluyor demek istemiyorum ama gidişat o yönde. Bir etkinlik ardından teşekkürler, methiyeler… Yanlış anlaşılmasın karşı değilim lakin bir yerden sonra prosedüre dönmeye başlıyor. Teşekkürün prosedüre dönüşmesini beklemeden samimi içten nice teşekkürlere diyerek Dostoyevski etkinliği sahiplerine şükranlarımı sunuyor, herkese keyifli okumalar diliyorum.
80 syf.
·10/10
Eğer çok aşırı mutlu olduğunuzu düşünüyorsanız, gözleriniz ışıl ışıl parlıyorsa, kalbiniz küt küt atıyor ve o sevgilinin size layık olmadığını düşünüyorsanız korkun çünkü sizde mutluluktan delirebilirsiniz.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Vasya Şumkof adında yufka yürekli bir delikanlının hikayesi. Bu delikanlı fazla iyimser ve başkalarını mutlu etmek adına çok çabalayan çalışan ve bir o kadar da iradesiz birisi.Telaşlı, kasvetli, panik yapısı onu deliliğe sürükler.
Yazarın çok güzel psikolojik analistlerine rastlıyorsunuz.
Geçenlerde şu iletiyi okudum;#27177470
"Psikolokların psikoloğu"
Gerçekten günümüz psikolokları biraz Dostoyevski okumalı naçizane.
80 syf.
Nietzsche’nin hayatta bir şey öğrendiğim tek filozof sözüyle nitelediği Dostoyevski’nin ilk öykülerinden biri olan Bir Yufka Yürekli, aynı çatı altında yaşayan candan iki dostun "Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkov" trajediyle biten bir hikayesidir. 


kimileri büyük işler görmek için dünyaya gelmişler; kimileri de, benim gibi, küçük işler görürler. Fakat senden gönül borcu beklerseler, senin de elinden gelmezse…


Hiçbir zaman nankörlük etmedim. Düşüncemi anlatabilmekten yoksun olsam da gene duyumsuyorum ki… Bugün nankörlük etmiş görünebilirim, işte beni yerle bir eden de asıl budur, bu düşüncedir.


Dedim ya; mutlu olduğun için herkesin mutlu olmasını istiyorsun. Bu mutluluğa yaraşır bir biçimde hareket etmek, hatta belki de vicdanını yatıştırmak için, kahramanlık gereksinimleri duyuyorsun. İşte o yüzden çaba harcamak ve biraz abartmakla söylediğin gibi, gönül borcunu belirtmek gerekirken bunu yapmadığın için kendi kendine işkence ediyorsun…

Dostoyevski’nin genelde karakterlerinde kullandığı ruh hali düzensiz olan karakterler, kişiliklerinde uyumsuzluk, takıntısı yüzünden bazı şeyleri yitirmiş kimseleri... bu öyküsünde de görebilirsiniz. Bu karakterleri romanlarında ve öyküsünde çok daha iyi kullanan Dostoyevski, çok büyük eserlere imza atmış... Her ne kadar Dostoyevski gibi bir yazarı inceleyecek veya yorumlayacak biri olmasamda, Bir Yufka Yürekli deki öykü için böyle düşünüyorum.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kitabı okumaya başladığımda Zweig'in Dostoyevski kahramanlarıyla ilgili söylediği cümle aklıma geldi.

Ne demişti Zweig ? ''Arayın benim için, Dostoyevski'nin eserinde huzur içinde nefes alıp veren, dinlenen, hedefine ulaşmış bir insan gösterin ! Hiçbiri, tek biri bile böyle değildir ! '' Dostoyevski'yi anlatan kitabında aynen böyle demişti.

Ne yalan söyleyeyim, kitabı okumaya başladığımda mutluluktan adeta uçacak durumdaki bir karakterle karşılaştığımdan dolayı , bir an kendi kendime ''sanırım Zweig Dostoyevski'nin bu kitabını atlamış herhalde'' diye düşündüm ve keyifle okumaya devam ettim. Ama maalesef ilerleyen sayfalarda nasılda yanıldığımı anlamakta geç kalmadım.

Bu derece mutluluk içindeki bir kişi, dışarıdan hiçbir müdahale olmadan nasıl olurda hayatını drama çevirmeyi başarabilir diye sorarsanız, söyleyeceğim söz ''eğer yazar Dostoyevski ise olmayacak şey yoktur'' cümlesi olacaktır.

İşte yazar bize bu kitabında çok hassas bir ruh yapısına sahip ve aşırı derecede mutlu bir insanın dramatik hikayesini anlatıyor.

Son cümle olarak ''okumak gerek '' diyorum.
312 syf.
55 sayfalık kısaltılmış halini okuduğum halde beni derinden etkileyen kısacık bir öykü. Dostoyevski Gerçekten insan psikolojisini en gerçekçi şekilde tahlil edebilmekte. Okuyucusuna duygu yüklü bir dünya sunmaktadır. Ani şekilde inişli ve çıkışlı duygu birikintilerini hissettirebilmektedir. Bu eserinde mutluluğa kavuşan kahramanın nasıl kendisini kederli bir duruma düşürdüğünü akıcı vede sade bir dille içimize işleyecek şekilde kaleme almıştır.
108 syf.
·2 günde·10/10
Namına nam, şanına şan katmış, büyük usta Dostoyevski’ye uzun bir ara vermiştim. Nette bir grupla yapılan okumada katılarak başladım esere. Tamam yazar büyük olabilir ama kitaba karşı beklentim bir tık düşüktü. Niye, Nasıl ya ? diyebilirsiniz… Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi kalın olmadığından sanırım :) Neyse hediye gelen kitabı su gibi içtim arkadaşlar. Çok akıcı ve çeviri süper.

Bir Yufka Yürekli, birbirine sıkı fıkı olan, kan kardeşi gibi iki dostun "Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkov" sonu çok kötü biten bir hikayesinden oluşuyor. İkinci kısımda ise Narin isimli bir öykü daha var. İnanın ikisi de birbirinden güzel.
İlk hikayede bir kız arkadaşı bulmuş olan Vasya hayatının mutluluğunu hatta hatta en mutlu anını yaşıyor. Onu kaybetmemek ve mutlu etmek için her şeyi yapıyor. Evet her şeyi ! Deliriyor arkadaşlar. Şaka değil gerçekten mutluluktan deliriyor. Üzerine aldığı sorumluluklar onu çıldırtıyor. Zaten panikatak birisi iyice kafayı yiyor. İşte o psikoloji tatmak için, o ruhu anlamak için yazılmış muazzam bir eser. İvonoviç ise bu durumda arkadaşını teskin etmek istese de onu bırakıp gitmiyor. Öylesine değer verip, koruyup kolluyor ki gerçek bir dostluk hikayesi. Aşırı hassas birinin mutluluk saadetinden trajedik bir sonla biten hikayesini anlatıyor eser.

İkinci hikayede ise bir kadın düşünün ve ölmüş daha yeni intihar etmiş. Kocası da oturmuş o anı ve yaşadıklarını kaleme almış. Aynı Bir İdam Mahkumunun Son Günü gibi. Yazar da örneği bu şekilde vermiş zaten. İkinci bölümde ise zavallı bir adamın bir kadına kurduğu psikolojik baskı, aşağılama ne bileyim işte hor görme gibi bir tavır. Ama aynı zamanda bazen iç sesi ise tam tersini yansıtıyor. Kişilik iki kişi gibi ama çok farklı bir psikoloji ya. Dostoyevski çok büyük bir psikanaliz gerçektende. Freud’un ondan etkilenmesi çok çok doğal. Neyse bu kadın sabretmesine rağmen yine de bir gün canına kıyıyor ve kahramanımız oturup başında hikayeyi yazıyor gibi. Pişman da oluyor ama artık çok geç... :(
Uzun sözün kısası Dostoyevski okunur her şekilde. Okuyun tavsiye ederim. Kısacık ve akıcı bir eser.
312 syf.
·14 günde·8/10
Sonunda mutluluğu bulmuş Vasya'nın onu kaybetmemek için gösterdiği büyük çabaya ve o çabanın Vasya'yı aklından etmesine şahit oluyoruz bu kitapta. Vasya üzerine çok yoğunlaştım çünkü üzerine yüklenen sorumluluk için fazla endişeli olması bana kendimi hatırlattı. Bazı sorumluluk anlarında insanın delirmemesi elde değil. İşte Dostoyevski yi insan ruhu üzerindeki yoğun tahlilleri için bile sevebiliriz. Arkadi ise arkadaşına çok değer veren, onun sağlığı ve mutluluğu için elinden geleni yapan biri. Ne yazık ki Vasya, bir yufka yürekli!
80 syf.
Bir Dostoyevski eseri ile karşınızdayım. Kitap iki öyküden oluşuyor. İlk öykü Bir Yufka Yürek. Öykü 55 sayfa civarında olmasına rağmen yine harika. Dostoyevski duyguları, ruh hallerini çok iyi anlatıyor. Bu öyküde iyi kalpli, saf Vaska Şumkov'un yaşadığı mutluluk sonucunda delirmesi anlatılıyor. Mutluluk bile insanın başına işler açabiliyor. İkinci öykü ise bir soytarının yaşamında bir parçayı anlatmasıdır
Bu öyküyü Ev Sahibesi adlı kitabında da okumuştum. Yufka Yürek öyküsü için okunabilir bir eser..
80 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Vasya olmak mı zor yoksa Arkadiy olmak mı. Bence Arkadiy olmak daha zor çünkü bazen çıldırmak akıllı olmaktan çok daha az acı verir.
Dostoyevski'den Yalnızlık ve çaresizliği iliklerine kadar hissettiren bir öykü daha..
80 syf.
Yazarın, Beyaz Geceler’den sonra beni hüzün deryalarına salan ikinci hikâyesi oldu. Baş karakterle en başından itibaren öyle iyi iletişim kurabiliyorsunuz ki onunla sevinip, onunla panik oluyorsunuz. Resmen o telaş halini yaşadım diyebilirim. Genç yazarlardan Kjersti Skomsvold şöyle diyordu: "Yeryüzünde yaşadığın her mutlu an kederle ödenmek zorundadır." Seni çok iyi anlıyoruz Vasya…
Yalan öyle nüfuz etmişti ki insanların diline...'' doğruyu söylemek gerkirse '' diye bir kalıp var.
"Sen iyi ve yufka yürekli bir adamsın ama zayıfsın, affedilemez derecede zayıfsın. "
Dostoyevski
Öteki yayınları
Darılmadın, değil mi?
Ben mi? Yok! Bilirsin ki darılmaya alışık değilim!
Yalnız canımı sıktın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yufka Yürekli
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780201361926
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
EZR Yayıncılık
Baskılar:
Yufka Yürek
Bir Yufka Yürekli
Yufka Yürekli
Yufka Yürekli
Kırılgan Bir Yürek
Yufka Yürek
Nietzsche'nin "hayatta bir şey öğrendiğim tek filozof" sözüyle nitelediği Dostoyevski'nin ilk öykülerinden biri olan "Bir Yufka Yürekli", ayni çatı altında yasayan candan iki dostun -Arkadi Ivanoviç ve Vasya Sumkov- trajediyle biten bir hikâyesidir. (...) Vasya, sessiz ve somurtkan, bir kösede duruyordu. Yüzü sapsarı, başı, amirleri önündeki bir asker gibi kalkık, elleri pantolonunun cebinde, hareketsiz, topukları bitişikti. Gözleri Yulyan Mastakoviç'in yüzünden ayrılmıyordu... İkinci öykü "Soytarı"da ise kendinden sert bir kayaya rastlayan düzenbaz bir soytarının hayatinin mahvolması anlatılmaktadır. (...) Mutlu bir adam ne demektir bilir misiniz baylar? Göreceksiniz... Sevincimden kendimi gözü kapalı, felaketin kucağına attım. Göz göre göre batağın içine daldım! Ama ne kötü huyum vardır ya! Varımı yoğumu soyup alırlar, ben de tutar, geri kalanını gönülden bağışlarım! Dahasını söyleyeyim: Herif bana bir tokat atar, ben öbür yanağımı çeviririm; bir köpeğe yaptıkları gibi bana bir yemlik uzatırlar, ben de herkesi kucaklamak için atılırım. Şimdi de öyle değil mi ya: Siz benimle alay ediyorsunuz, aranızda fısıldaşıyorsunuz...

Kitabı okuyanlar 596 okur

  • Emre
  • Aslı Daş
  • Meryem Tetik
  • Oğuzhan
  • Monkey D. Luffy
  • Hakan
  • Eda Aylan
  • SEVGİ ÇINAR
  • Abuzer Kömürcü
  • Esra Kırılmaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%1.9 (3)
7
%0.6 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları