·
Okunma
·
Beğeni
·
9bin
Gösterim
Adı:
Yukarı Mahalle
Baskı tarihi:
1967
Sayfa sayısı:
157
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Danny, yüzyıllar önce Kaliforniya'ya gelmiş İspanyol yerleşimcilerin neslinden bir paisano'dur. Arkadaşlığa paradan çok önem veren Danny, aniden bir mirasa konup iki eve birden sahip olunca, sokaktaki diğer arkadaşlarına kapılarını açar. Bu grubun özgürlük aşkı ve maddi dünyaya duydukları nefret, onları heyecanlı ve çoğu zaman komik maceralara sürükler. Ta ki, Danny, yeni yaşamındaki sorumluluklardan sıkılıp ortadan kaybolana kadar...
Steinbeck'in edebi ve ticari başarı kazanan ilk önemli eseri olan Yukarı Mahalle, aynı zamanda onun en komik romanı.
192 syf.
·9/10 puan
Merhabalar John Steinbeck klasiklerinden olan Yukarı Mahalle kitabı incelemesine başlamadan önce bir kaç alıntıyla başlamak isterim :
“Temiz bir vicdandan daha rahat bir yastık vardır?”
“...herkes verdiği sözü tutsaydı, dünya cennet olurdu.”
“Hayat böyledir işte,senin planlarına asla uymaz,kendi bildiğini okur.”
Bu eseri diğer eserlerinde olduğu gibi gelecek kaygısı olan insanlar yerine gelecek kaygısı olmayan ve bugünü kurtardı mı yarının yarında olduğunu düşünen karakterlere yer verilmiştir.Yaşamımızda olduğu gibi kitapta acı tatlı yerler vardır.Bu kitapta Danny ve dostlarının sıcacık öyküsü yer almaktadır.Bu kadar yoksulluk ve işsizlik içindeki insanların kendilerine nasıl bir renkli dünya kurup o dünyanın içinde dostluklarını,fedakarlıklarını,hırsızlık veya kötü bir şeyler yaptıklarında ders çıkarabilen ve her şeyden mutlu olabilen küçük insanların yaşam öyküsüdür.Diğer eserleri kadar başarılı olmasına rağmen neden bilinmediğini anlayamadım.Kitaptaki şu alıntı : “En kötü, en kara şeylerin altında bile bembeyaz, kar gibi yerler vardır.” oldu gibi umutsuzluğa kapılmadan umut edip her şeyin güzel olacağını düşünmeliyiz.
Keyifli Okumalar Dilerim
228 syf.
·10/10 puan
Anneannem 70 yaşında ve alzheimer hastası. Kendinden küçük 2 kardeşi ve kendisinden büyük abisi de alzheimer hastası. En büyük ablaları 87 yaşında ve cin gibi bilge bir kadın.

Bayram ziyaretinde bu büyük teyzemdeyiz. Mecburi gittiğim ortamlarda can sıkıntıma ilaç olsun diye hep kitap taşırım. O gün çantamda kitabımı gördü.
''Ben yaşayan tarih kitabıyım. Her şey aklımda. Anneannen adını bile hatırlamıyor. Çünkü ben çok kitap okurdum zihnimi hep çalıştırdım pas tutmadı'' dedi ve bana 1968 basımlı bu kitabı hediye etti. Kitabı seyretmenin, sararmış yapraklarını okşamanın henüz tadına doyamadım. Sıkıcı gelen bayram ziyaretleri artık büyük teyzeme giderken bir zevke dönüşecek. Belki birkaç kitap daha verir.

Bu da böyle nasihatli bir inceleme olsun. Büyük teyzemin sözlerine kulak verin ilerde alzheimer olmayın.
198 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yukarı Mahalle Roman Eleştirisi

Gazap üzümleriyle gönlümü çalan yazar, bir kez daha bunu başardı. Bu hafta ufak bir gezim vardı. Sahafa gittiğimde kitabın ince oluşu çantamda ağırlık yapmaz düşüncesiyle onunla yolculuğuma başladım.

Yukarı Mahalle bir üçlemenin ilk kitabı devamında Sardalya Sokağı ve Tatlı Perşembe geliyor. Roman 1937 tarihlerinde geçiyor.

Meksika’dan Kaliforniya’ya gelen Kızılderili İspanyol karışımı Paisonaların kentsel değer yargılarına boş veren, saf ve içgüdüsel yaşamlarını tatlı bir güldürüyle anlatan Yukarı mahalle Çağdaş Amerikan edebiyatının yetkin ürünlerinden biridir.

Romanın baş karakteri Danny’dir bunun yanı sıra beş arkadaşı daha vardır.

Danny: aylak takımının başıdır. Yardımseverdir paraya önem vermez, dostluğu ön planda tutar.

Pilon: oldukça zekidir. Ahlaka aykırı davranışlarına kurnazlığıyla hep bir kılıf bulur.

Korsan: hayvansever, çalışkandır. Kötü koşullara rağmen ahlak kurallarına aykırı davranmaz. Sessizliğini hep korur.

Pablo: en haylazları ve dostluk erdemine ihanet eden kişi.

Koca Joe: oldukça tembel ve aptaldır.

Jesus Maria: pek silik kalmıştır. Yalnızca aylak takımının bir üyesidir.

Roman Danny’nin terhis edilip de memleketine dönünce kendisine iki ev miras kaldığını öğrenince başlar. Fakat Danny için ev diye bir şey yoktur. Danny tabiat ananın, arkadaşları da rüzgar, gök ve güneşin ilk simgelerinden başka bir şey değildir. Bu yüzden evi olmasına sevinmez. Bu mülk ona ağır gelir. Sonra arkadaşı Pilon’a rastlar ve birlikte şarap içerek geceyi evinde geçirirler. Daha sonra sokaklarda yaşayan Pilon insanın evi olması iyi bir şey diyerek Danyy’nin öteki evini kiralar. Böylelikle çemberin ilk halkası başlar.
Yoksulluk ve işsizlik içindeki insanların kendilerine nasıl bir renkli dünya kurup o dünyanın içinde dostluklarını, fedakarlıklarını, hırsızlık veya kötü bir şeyler yaptıklarında ders çıkarabilen ve her şeyden mutlu olabilecek küçük insanlar. Kurnaz Pilon kirayı ödemeyince yanına Pablo’yu alır. Sarhoş oldukları gece ihmalkarlıkları yüzünden oturdukları evi yakıp küle çevirirler.
Mala mülke önem vermeyen Danny arkadaşlarıma bir şey olmadı ya diyerek onları kendi evine alır.

Sonra maddi şeylerin hep gelip geçici olduğunu, manevi kıymetlerin yanında bir değer taşımadığını düşünerek avunmuştu. (43)

Eski arkadaşları olan Jesus Maria yaptığı hırsızlık sonucu dayak yemiş yüzü gözü mor şekilde kapılarına dayanır. Danny ona da kucak açar. Yalnız bir tek şartla “ benim yatağıma kimse dokunmayacak” akşam olunca soba başında şaraplar içiliyor, kim çöpten ne yiyecek bulmuşsa paylaşılıyordu. Böylece gelecek kaygısı olmadan günlerini mutlu geçiyordu.

Korsan her gün ormana gider odun toplar para kazanırdı. Ama hiç harcamazdı. Köpekleri ve kendini gün sonu lokanta artıklarından doyurur, daracık kümes de birlikte uyurlardı. Bunu fark eden kurnaz Pilon Korsan’ın bir hazinesi olduğunu ve ormana gömdüğünü ileri sürdü. Paraların yerini öğrenmek için günlerce dil döktü ama boşunaydı. Her gün sonu getirdiği yiyeceklerden faydalanmak için onu da eve dahil ettiler. Beş köpeği ve Korsan evin köşesine yerleşti.

Romanda birçok tema işlenmiş. En baskın olanlarıysa dostluk ve hayvan sevgisi.
Arada yapılan kavgalar, açlık savaşları, bitmeyen maceralarıyla günleri geçiyordu. Danny için yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Bu ev omzunda yük gibiydi ve özgür hissedemiyordu. Kendini tekrar ormana vurdu. Eve gelmez oldu önceleri arkadaşları her erkeğin başına gelebilecek çapkınlık macerası deseler de mahallenin her bir yanından Danny gece kavga çıkardı, Danny hırsızlık yaptı söylentileri durmuyordu. Arkadaşları aklını oynattığını düşünüp yardım etme çabasına giriştiler.

Kim bilir başına ne geldi ki, böyle aklını oynattı. Gerekirse onu buluncaya kadar bütün dünyayı ararız. (139)

Danny bir hafta sonra birçok suç işlemiş olarak eve döndü. Fakat tek kelime etmiyor, eski neşesi kaybolmuş bir halde hep bir köşede yatıyordu.
Arkadaşları bu kez de kendine gelebilmesi için onun adına bir ziyafet düzenlemeye karar verdiler. Hepsi ertesi gün çalıştı, haberi duyan mahalleli el birliğiyle dillere destan bir ziyafet hazırladı. Şişelerce şaraplar, bolca yiyecekler tam bir şölendi. Danny çok fazla şarap içerek burası efsane olarak anlatılıyor. Devleşerek ortalığı dağıtıp kavga çıkarır.

“Kimse yok, aranızda erkek yok demek!” diye gürledi Danny “Koskoca dünyada bir ben mi kaldım?” korkunç korkunç parlayan gözlerine bakan, masanın ayağının havada sallanışını görenlerin beti benzi kül gibi olmuştu. Bu meydan okuyuşa cevap veren olmadı. (160)

Fakat daha sonra dışarı hiddetle koşarken yuvarlanıp hayatını kaybetti.
Romanın en can alıcı noktası arkadaşları cenaze törenine katılamadı. Çünkü, herkes siyahlar içeresinde en temiz giysilerini giyeceklerdi. Onların bu sefil halleri cenazeye katılmalarına engeldi.

Ölüm; keder, ümitsizlik ve kupkuru bir felsefe uyandıran kişisel bir sorundur. Öte yandan cenaze törenleri büsbütün toplumsal olaylara yol açar. Her şeyden önce otomobilinizi temizletip, parlatmadan cenaze törenine gittiğinizi aklınızdan geçirebilir misiniz? Mezarın başında dikilirken siyah kostümünüzün ütüsüz, ayakkabılarınızın cilasız olmasına katlanabilir misiniz? Cenazeye gönderdiğiniz çelenge kartınızı iliştirmeyi ve yapılması gereken şeyi unutmadığınızı hatırlatmayı ihmal eder misiniz? Toplumsal geleneklerin, adetlerin hiçbiri cenaze törenlerindeki kurallar kadar şaşmaz bir biçimciliğe bağlı değildir. Cenaze evinin salonunda o rahatsız portatif demir sandalyelerin kullanıldığını düşünün; çevrede ne unutulmaz bir etki bırakır. Hayır, ölmek üzere olan bir insan belki sevilebilir, nefret edilebilir, acınabilir ama öldü mü; karışık, çapraşık bir törenin bir numaralı süsünü teşkil eder. (162)

Eve döndüklerinde keyifsiz bir halde soba başında toplanıp Danny andılar. Kibrit çöpü yanar halde duvarın dibindeki eski bir gazetenin üstüne düşmüştü. Alevlere bakıp birbirlerine gülümsediler.

Ya Danny’nin akıllı dostları, işte böyle olacaktı. Sizi birbirinize bağlayan bağlar kopuverdi. Sizi birbirinize yaklaştıran mıknatıs bütün güzünü kaybetti. Ev bir başkasına, Danny’nin zevk nedir bilmeyen akrabalarından birine kalacak. İyisi mi, bu kutsal arkadaşlığın sembolü, bu kavga, dövüş ve eğlence yuvası, bu rahat odalar Danny gibi ölmeli, ümitsiz bir atlımla, bir zafer anıtı olarak yukarıya yükselmelidir. (168)

Bahçeye çıkıp yangını seyrettikten sonra hepsi teker teker ayrı yönlere karanlığın içinde kayboldular.

Bende nemli gözlerimle bir acı kahve koydum ocağımın üzerine.

Kitabın Basıldığı Yıl: 1935
Yayınevi: Bilgi yayınevi
Yazarın Adı: John Steinbeck
Sayfa: 168
Fiyat: 10 tl
Türü: Roman
Bir Diğer eseri: Bitmeyen Kavga
#arzuaytan
192 syf.
·8/10 puan
Kütüphanede gezinirken şans eseri denk geldin.. Steinbeck'i seven biri olarak ilk yayımlanan kitabı olduğunu söylemek isterim arkasını okuduğumda da güncel hayattan bir ses gibi geldi. Ayrıca "komedi" kelimesini görünce de bunu okumalıyım dedim. Insan arada gülmek istiyor zira. Ki öyle de oldu kahkahalar attığım gulumsedigim ve içten bulduğum bir yandan da hüzne boğulduğum zamanlar oldu. Akıcı hızla okuyabileceginiz bi kitap zira dili zorlamıyor sizi fazla edebi diyemem bundan ötürü lakin gerçekten halkın içinden insanları görüyor ve izliyorsunuz bundan ötürü beni çok mutlu etti. Onların arasında sofrasında gibiydim. Sanki sobanın kenarında testilerden beraber şarap içiyor şarkı söylüyorduk. Arkadaşlığın doğuşunu izledim ve de kederlendim. Çünkü minik ayrıntılar aslında çok güzel dokunuyor kalbinize. Keşke böyle dostlarım olsa diyeceksiniz sonunda.. Beklenmedik bi sondu ve içim buruk diyebilirim no spoilers sustum:) OKUYUN pişman olmazsınız cidden.
192 syf.
·3 günde
Az bilinen ama çok guzel bir Steinbeck eseri daha.. Okudukça hayranlığım katlanarak artıyor. Yukarı Mahalle, bir üçlemeye dahil olan kitap. Aklım çok karışık bu konuda çünkü öncesinde okuduğum Sardalye Sokağı ve Tatlı Perşembe'den önce mi sonra mi okunuyor çok tartışılmıştı, bazı arkadaşlarım ilk kitap dediler bazı arkadaşlarım son kitap dediler, ne hikmetse kitabin arka kapağında bile son kitap ile üçleme tamamlaniyor diyor ama bana kalırsa bağımsız bir kitap önce de sonra da okunabilir. :) Neyse gelelim kitaba, nasıl bu kadar yetenekli olabiliyorsun, böyle güzel eserler verebiliyorsun sevgili yazarım? Böyle yetenekli bir yazarın sadece 'fareler ve insanlar' kitabıyla biliniyor olması da ayrı acı verici.. bütün devleşmiş eserleriyle ayrı boyutta bir yazar, her bir eserinin ayrı bir önemi var mutlaka okuyun.. Böyle eserlerin kıyıda köşede kalmaması gerekiyor okumalı, okutulmalı ve öncelikli olarak tavsiye edilmeli. Herkese keyifli okumalar.
192 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Düşünün yoksulsunuz ve hiç birseyiniz yok çoğunlukla hırsızlık yaparak hayatınızı devam ettiriyorsunuz ve bir sabah uyandiginizda artık zenginsiniz (bu kitap okunur iyi okumalar)
192 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
YUKARI MAHALLE
Birinci Dünya Savaşı sonrasında karşılaştığımız beş parasız aylak takımının hikayelerine konuk oluyoruz bu eserde. Danny ve dostlarının Yukarı Mahalle'de başlarına gelen olaylar zinciri kitaba çekiyor bizi. Olayları merak ettikçe daha da ilgi çekici hale geliyor roman. Kitabın başında Danny karşılıyor okuyucuyu ve savaşın ardından yaşadıkları yere dönen işsiz, yarınını düşünmeyen arkadaşları. Her ne kadar kitabın özetlerinde Danny'nin ismi çok fazla geçiyor olsa da diğer karakterler de o kadar içten o kadar sıcak ki sanki mahallemizden insanlar gibi işlenmişti. Pilon, Portekizli Koca Joe ve Korsan...
John Steinbeck'in diğer eserlerine göre farklı bir konu etrafında toplanmış. aslında ilk başta beş parasız yarınını düşünmeyen insanlar olarak adlandırılsa da eksik olan şudur iyiliklerini yüreklerinin derinliklerinde muhafaza eden karakterlerdir bunlar. Yukarı Mahalle de yaşayan küçük insanlardır ama yaşadıkları dostluk üzüntü sıkıntıları ile devleşen kişilikler olarak kitapta yer bulurlar.

SARDALYE SOKAĞI
Kitapta 1930 lı yılların Amerikası ile karşılaşıyoruz. Konservecilik faailyetlerinini üst noktaya ulaştığı yılllar ile kendine yer bulmaya çalışan Sardalye Sokağı sakinleri anlatılıyor kitapta. Renkli karakterle sıcak ilişkiler emek ve sevgi birleşince tatlı bir mahalle yumağı çıkıyor karşımıza. Hatalarıyla yoksulluklarıyla çabalarıyla koca bir aile oluyorlar adeta . Karakterlerin gerçek hayattan alındıkları o kadar aşikar ki okudukça mahalleden biriyle ailedenizden bir fert ile ya da en yakın dostunuz ile bağdaşım kuruyorsunuz.
John Steinbeck'in Yukarı Mahalle Sardalye Sokağı ve Tatlı Perşembe için her ne kadar üçleme deniyor olsa da ben öyle düşünenlerden değilim. Bu kitap Tatlı Perşembe ile sadece seri oluşturabilir. Ancak birinci kitap ile karakterlerin devamı bağlamında hiçbir benzerlik yok. Yalnızca olayların geçtiği mekan ile bir de yaşanan olaylardaki karakterlerin benzerliği söz konusu. Onun dışında seri roman değil üçünün nehir roman olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden böyle bir beklenti ile okumamak gerekir. Fakat anlattıkları yıllar ile bu kitap evet ikinci sırada. Çünkü birinci kitap Birinci Dünya Savaşı sonrası yıllarını ele alıyor. İkinci kitap Sardalye Sokağı ile 1930 lı yıllar resmedilmiş. Yukarı Mahalle kitabındaki gibi karakter tahlilleri çok başarılı yansıtılmış. İlk bölümlerinde mekan tasvirlerinin detaylı olması romanın ağır ilerlemesine sebep oluyor. Ama sıcak mahalle kültürü, dönemin ekonomisi ve dostlukları açısından iç içe geçmiş kökleriyle sağlam bir hikayeydi.

TATLI PERŞEMBE
Bu kitap serinin ikinci, nehir romanın ise üçüncü kitabıdır. Roman bir önceki kitap olan Sardalye Sokağı'nın devamı olarak çıkıyor karşımıza. anlatılan dönem İkinci Dünya Savaşı sonrasını ele alıyor. Mekan yine aynı Sardalye Sokağı . Karakterler birkaç eksik ile varlıklarını sürdürüyor sokakta. Bir önceki kitapta Mack ve arkadaşlarının bir amaçları vardı yerine getiremedikleri. Bu kitapta yine aynı hedefi gerçekleştirmeye çabalıyorlar. Sardalye Sokağı kitabından da bildiğimiz Doc burada hem çalışmalarına kaldığı yerden devam ediyor hem de hayatındaki eksikliği bulmaya çalışıyor.
Steinbeck'in bu kitabı sardalye sokağı ndan daha da akıcı ilerledi. karakterler hikayeye öyle bir yerleştirilmiş ki okuyucunun zihnininde yerini koruyor. bütünsel bakıldığında eserde sıkı bir dayanışma sergileniyor. Bu dayanışma ile önceki kitapta gerçekleştiremediklerini yapmaya çalışıyorlar. Araya bir de aşk konusu serpiştirilince olaylar hem daha farklı bir yöne evriliyor hem de kendini arayan insanlara doğru yöneliyor.

Tadında bırakılmış kitaplar zinciriydi benim için. Yazarın daha önce okuduğum (Fareler ve İnsanlar, İnci ve Ay Batarken)kitaplarından farklı bir tema ele alınmıştı. Daha önce alaycı bakış açısıyla yazdığı romanlarına bir geri dönüş de söz konusuydu. John Steinbeck'in kalemine sağlık.
Yukarı Mahalle Sardalye Sokağı Tatlı Perşembe
John Steinbeck
192 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Dünya tarihinin büyük kısmı savaşlar ve büyük kriz dönemlerinden oluşuyor. Kitaplarda savaşan ülkeleri, komutanları, kriz anında kaybedenleri, kazananları ve kriz anında ön planda olan kişileri görürüz.

Peki savaşların ve krizlerin dışında kalan insanlar yani adı hiçbir yerde geçmeyenlere ne olur? Onları hakkında ne biliyoruz.
Dünya da bir şeyler oluyor ama herkes ön tarafı biliyor hiç arka tarafı bilen yok gerçek kaybedenleri konuşan yok kısaca savaşın çaldığı hayatlar hiçbir kayıt da geçmiyor.

İşte bazı yazarlar vardır olayların görünmeyen yüzünü anlatır. John Steinbeck onlardan biri Gazap Üzümleri ile beni kendine hayran bırakan yazarımız, buhran dönemiyle alakalı verdiği eserleriyle olayların görünmeyen yüzünü kalbinize bir ok atarak anlatıyor.

Bu eser Gazap Üzümleri kadar duygusal olarak ağır basmıyor lakin unutulan insanları çok iyi bir şekilde anlatıyor. Efendim kitapta bir grup genç insanın serserilik ile geçen hayatını anlatıyor. Yazarın Fareler ve İnsanlar adlı eseri bu esere göre nasıl daha çok tanınmış şaşırıyorum. Çünkü bu eser bana göre daha iyi Fareler ve İnsanlardan.

Kitabı okurken ben çok eğlendim. Bir çırpıda okunuyor zaten sizi sıkmadan kah gülümseten kah suratınızı asan bir eser. Savaş zamanlarında savaşı az buçuk görmüş insanların kendi fakir hanelerinde savaşı hiç umursamayıp kendi yağlarında kavrulmasını anlatan sade hikayemiz bence edebiyat dünyasında hakkettiği rağbeti görmüyor.

Yukarı Mahalle aslında bir üçlemenin ilk adımı diğer adımlar ise Sardalya Sokağı ve Tatlı Perşembe. Buhran Dönemlerini iyi bir şekilde kullanan yazara bir şans verirseniz eğer bu zamana kadar neden şans vermedim diye pişman olacaksınız..
192 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Merhaba;
Öncelikle tekrar hatırlatmak istiyorum Yukarı mahalle bir üçlemenin ilk kitabı. Devamında Sardalye Sokagı ve Tatlı Perşembe geliyor.
John Steinbeck zaten çok sevdiğim yazarlar arasında fakat Yukarı Mahalle kitabı bambaşkaydı. Hem sizi gülümseten hem duygulandıran ve yer yer kızdıran bir kitap.
Okumuş olanlar için şöyle bir örnek verebilirim. Size hissettirdiği duygular Fareler ve İnsanlar ile İnci kitabı karışımı diyebilirim.
İçerisinde Yukarı Mahalle de yaşayan sevgili Danny ve onun dostlarının hikayesini okuyacaksınız. Önce hepsine çok kızacak ama sonra hepsini çok seveceksiniz. Hepsi de bazı olumsuz eylemlerine karşılık, çok temiz ve iyi niyetli insanlar.
Çok gerçek bir dostluk örneği okudum ve şimdi merakla Sardalye Sokağını okumayı bekliyorum.
Herkese şimdide keyifli okumalar dilerim.
Youtube kanalım için;
https://www.youtube.com/...YAdpca9gSpXaa33F04Cw
192 syf.
Her kentin bir "yukarı mahalle"si mutlaka var; kıyıda kalmış, unutulmuş. O mahallelerde yaşayan, özünde iyi fakat, zora düştüklerinde de üç kağıda yatmaktan asla kaçınmayan gariban insanların kendine özgü öyküleri de var.

Herkes bir yaşam sürer. Biz farzedelim ki; sonunda yapılan bütün kötülükler unutulsun ve hep güzel hatıralar anılsın, konuşulsun.

Steinbeck'in duyguyu mizahla harmanladığı eseri Yukarı Mahalle'ye davetlisiniz. Keyifli okumalar.
192 syf.
·Beğendi·10/10 puan
John Steinbeck külliyatını yapmaya çalıştığım, aslında hak ettiği övgüyü almadığını düşündüğüm bence Dünya Edebiyatı'nın en önemli yazarlarından biri...
"Yukarı Mahalle" bir üçlemenin ilk kitabı onu sırayla;
-Sardalya Sokağı
-Tatlı Perşembe takip ediyor.
Üçlemeyi çok ara vermeden okumayı planlıyorum.
Yine muhteşem bir eser okudum. Her kitabında hayranlığım artıyor.Cümleleri oya gibi işlemesine bayılıyorum. Bu onun anlattığı olayları yaşamanıza neden oluyor. Yukarı Mahalle'de okurken o mahallede yaşadım. Açlık sınırında yaşayan arkadaşların bir testi şarap bulduklarında kendilerini dünyanın en mutlu insanı saymalarına tanık oldum.Rengarenk karakterleri olan buldukları her şeyi paylaşan fedakâr, bir anda kavgaya tutuşup sonra unutan, bazen içlerinde kötülük olmasa da şartlar gereği hırsızlık yapan, insanlara yardım etmeye çalışan bu arkadaşları çok sevdim. Okurken tebessüm ettim.Onlar için mutluluk paradan daha önemliydi. Her okuduğum kitabı gibi kesinlikle tavsiyemdir.
192 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
John Steinbeck bende büyük etki bırakan ender yazarlardan biridir. Her bir eserini okuduktan sonra diğerlerini de alıp okuma isteği oluşturuyor bende.
Kitapta konu olarak hayatı günü birlik yaşayan, gelecek kaygısı gütmeyen insanlar işlenmiştir. Sefil bir hayat yaşayan Danny’e dedesinden ev kalır ve hayatı değişir. Eve yavaş yavaş yakın arkadaşları da yerleşir. Boşvermiş bir hayat yaşayan Danny ve arkadaşlarının şarap bulmaktan başka bir dertleri yoktur. Yokluk içinde sıkı dostluklarında kurula bileceğinin yanında paranın olmayışının insanlara yardım etmek için engel olmadığını da gözler önüne seriyor. Güzel akıcı ve sürükleyici bir eser. Tavsiye ederim.
Kitabın en güzel cümlesi; "Temiz bir vicdandan daha rahat bir yastık var mıdır?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yukarı Mahalle
Baskı tarihi:
1967
Sayfa sayısı:
157
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Danny, yüzyıllar önce Kaliforniya'ya gelmiş İspanyol yerleşimcilerin neslinden bir paisano'dur. Arkadaşlığa paradan çok önem veren Danny, aniden bir mirasa konup iki eve birden sahip olunca, sokaktaki diğer arkadaşlarına kapılarını açar. Bu grubun özgürlük aşkı ve maddi dünyaya duydukları nefret, onları heyecanlı ve çoğu zaman komik maceralara sürükler. Ta ki, Danny, yeni yaşamındaki sorumluluklardan sıkılıp ortadan kaybolana kadar...
Steinbeck'in edebi ve ticari başarı kazanan ilk önemli eseri olan Yukarı Mahalle, aynı zamanda onun en komik romanı.

Kitabı okuyanlar 972 okur

  • Ece bulut
  • Feyza
  • Güler
  • Oğuz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0