Adı:
Yukarı Mahalle
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709079
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tortilla Flat
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Yukarı Mahalle
Kenar Mahalle
Yukarı Mahalle
Tortilla Flat
Birinci Dünya Savaşı ve Büyük Buhran yıllarının boğucu atmosferinde yerleşik kalıpların dışına taşanların, gelecek kaygısı taşımayan ama bugünü de sonuna kadar yaşayanların, sistemin dışında kalmakta direnenlerin, beş parasız aylak takımının hikayesi Yukarı Mahalle.

Sıra dışı ilişkileri, tuhaf alışkanlıkları, durduk yere çıkan kavgaları, renkli karakterleri ve hatta köpekleriyle dostluğun, dayanışmanın, fedakârlığın ama illa ki neşenin kol gezdiği bu sokaklarda yoksulluk bir üzüntü, işsizlik bir yoksunluk olmaktan çıkıyor.

Küçük insanların hikayelerinden dev yapıtlar yaratan dünya edebiyatının usta kalemi John Steinbeck’in Tatlı Perşembe ve Sardalye Sokağı’yla oluşturduğu üçleme Yukarı Mahalle’yle tamamlanıyor.
Anneannem 70 yaşında ve alzheimer hastası. Kendinden küçük 2 kardeşi ve kendisinden büyük abisi de alzheimer hastası. En büyük ablaları 87 yaşında ve cin gibi bilge bir kadın.

Bayram ziyaretinde bu büyük teyzemdeyiz. Mecburi gittiğim ortamlarda can sıkıntıma ilaç olsun diye hep kitap taşırım. O gün çantamda kitabımı gördü.
''Ben yaşayan tarih kitabıyım. Her şey aklımda. Anneannen adını bile hatırlamıyor. Çünkü ben çok kitap okurdum zihnimi hep çalıştırdım pas tutmadı'' dedi ve bana 1968 basımlı bu kitabı hediye etti. Kitabı seyretmenin, sararmış yapraklarını okşamanın henüz tadına doyamadım. Sıkıcı gelen bayram ziyaretleri artık büyük teyzeme giderken bir zevke dönüşecek. Belki birkaç kitap daha verir.

Bu da böyle nasihatli bir inceleme olsun. Büyük teyzemin sözlerine kulak verin ilerde alzheimer olmayın.
Merhabalar John Steinbeck klasiklerinden olan Yukarı Mahalle kitabı incelemesine başlamadan önce bir kaç alıntıyla başlamak isterim :
“Temiz bir vicdandan daha rahat bir yastık vardır?”
“...herkes verdiği sözü tutsaydı, dünya cennet olurdu.”
“Hayat böyledir işte,senin planlarına asla uymaz,kendi bildiğini okur.”
Bu eseri diğer eserlerinde olduğu gibi gelecek kaygısı olan insanlar yerine gelecek kaygısı olmayan ve bugünü kurtardı mı yarının yarında olduğunu düşünen karakterlere yer verilmiştir.Yaşamımızda olduğu gibi kitapta acı tatlı yerler vardır.Bu kitapta Danny ve dostlarının sıcacık öyküsü yer almaktadır.Bu kadar yoksulluk ve işsizlik içindeki insanların kendilerine nasıl bir renkli dünya kurup o dünyanın içinde dostluklarını,fedakarlıklarını,hırsızlık veya kötü bir şeyler yaptıklarında ders çıkarabilen ve her şeyden mutlu olabilen küçük insanların yaşam öyküsüdür.Diğer eserleri kadar başarılı olmasına rağmen neden bilinmediğini anlayamadım.Kitaptaki şu alıntı : “En kötü, en kara şeylerin altında bile bembeyaz, kar gibi yerler vardır.” oldu gibi umutsuzluğa kapılmadan umut edip her şeyin güzel olacağını düşünmeliyiz.
Keyifli Okumalar Dilerim
Kütüphanede gezinirken şans eseri denk geldin.. Steinbeck'i seven biri olarak ilk yayımlanan kitabı olduğunu söylemek isterim arkasını okuduğumda da güncel hayattan bir ses gibi geldi. Ayrıca "komedi" kelimesini görünce de bunu okumalıyım dedim. Insan arada gülmek istiyor zira. Ki öyle de oldu kahkahalar attığım gulumsedigim ve içten bulduğum bir yandan da hüzne boğulduğum zamanlar oldu. Akıcı hızla okuyabileceginiz bi kitap zira dili zorlamıyor sizi fazla edebi diyemem bundan ötürü lakin gerçekten halkın içinden insanları görüyor ve izliyorsunuz bundan ötürü beni çok mutlu etti. Onların arasında sofrasında gibiydim. Sanki sobanın kenarında testilerden beraber şarap içiyor şarkı söylüyorduk. Arkadaşlığın doğuşunu izledim ve de kederlendim. Çünkü minik ayrıntılar aslında çok güzel dokunuyor kalbinize. Keşke böyle dostlarım olsa diyeceksiniz sonunda.. Beklenmedik bi sondu ve içim buruk diyebilirim no spoilers sustum:) OKUYUN pişman olmazsınız cidden.
Düşünün yoksulsunuz ve hiç birseyiniz yok çoğunlukla hırsızlık yaparak hayatınızı devam ettiriyorsunuz ve bir sabah uyandiginizda artık zenginsiniz (bu kitap okunur iyi okumalar)
Az bilinen, çok güzel, John Steinbeck eserlerinden bir tane daha. John Steinbeck'a olan hayranlığım okudukça katlanıyor. Nasıl bu kadar yetenekli olabiliyorsun, nasıl bu kadar güzel eserler
verebiliyorsun John? Böyle güzel eserleri olan bir yazarın, genel olarak sadece 'Fareler ve İnsanlar' kitabıyla bilinmesi acı verici. Normalde bir yazarın en büyük eserini okuduktan sonra diğer eserleri doğal olarak okuyucuya o büyüklükte gelmez. Ama Steinbeck bu durumun dışında. Yazarın en büyük eseri olarak kabul edilen Gazap Üzümleri'ni okuduktan sonra bile yazarın diğer kitaplarıyla kıyaslamanız mümkün değil. Çünkü her bir eserinin (okuduğum eserlerinin) ayrı bir önemi, farklı bir boyutu var.

Kitabımız yer yer çok komik, yer yer hüzün verici, tıpkı hayat gibi. Danny'e moruk dedesinden iki ev miras kalmasıyla olaylar gelişir. Kenar mahallede iki ev büyük bir prestij ve zenginlik belirtisi haliyle. Danny'miz biraz yaramaz bir genç. Hapislere girer çıkar, arkadaşları vardır hem de öyle arkadaşlar ki keşke herkesin öyle arkadaşları olsa. İlk başta Danny ve Pilon vardır. Danny'ye miras kalan iki evden birinde Danny diğerinde de Pilon kalır. Tabii kiracı olarak kalır Pilon, her ne kadar kira vermek yerine şarap içmeyi daha mantıklı bulsa da. Bu arkadaşlığa zamanla yeni arkadaşlar eklenir. Gece gündüz demeden içilen şaraplar. Tek derdi şarap içmek olan arkadaşlar. Çalışmayan, gece gündüz yatan, bir grup arkadaş. Bir evde 7 kişinin ve 5 köpeğin kaldığı sefil bir ortam. Ancak hallerinden memnunlar:) Dolayısıyla zamanla evde sefalet hayatı sürülür.

Yukarıda çalışmayan, sürekli yatan arkadaşlar dedim ama gerek olduğunda nasıl bir işbirliği içerisinde çalıştıklarını, çabaladıklarını görmek şahane bir şey. Gerçek arkadaşlık da bu olsa gerek. Yeri ve zamanı geldiğinde tek bir güç olabilmek.

John Steinbeck okunması gereken bir yazar. Sadece Fareler ve İnsanlarla anılmayı hak etmeyen bir yazar. Kıyıda köşede kalmaması gereken eserler bunlar. O yüzden böyle eserler okunmalı ve öncelikli olarak tavsiye edilmeli.
Hayatımda okuduğum nadir kitaplardandır.. uzaktan bakıp eleştirdiğiniz bazı insanların iç dünyasını bu kdr güzel aktaran başka bir kitap hatırlamıyorum.. herşeyden öte yaptıkları her kötü şeye vicdanlarını rahatlatacak onurlu bir gerekçe bulmaları bambaşka bir bakış açısı kazanmanızı sağlıyor..
Tam bir kenar mahalle romani. Merak etmediğiniz insanların duymak istemeyeceğiniz hikayeleri. Yoksaydiklariniz ve serin bir akşam üzeri tesadüfen karsilastiginizda yolunuzu degistirdiklerinizin öyküsü. Yalin duru ve carpici. Yukarı Mahallede yaşanılanlar bambaşka hayatların acı gercekleri. Dokunmak görmek ve orada olduğunu bilmek istemediklerinizin sessiz cigligi... Steinbeck yine dislanmislarin tutunamayanlarin ve talihsizlerin sesini duyurmus...Keyifli okumalar.
17 bölümle, birbirine bağıntılı, harikulade bir anlatımla hikayelendirilmiş bu kitapta bence en dikkat çeken konu; Maddi dünyadan nimetlerinden ziyade arkadaşlık, gönül zenginliğinin getirisi dostluğun vurgulanması oldu.
Ne diyordu yazar, kitabının ön sözünde:
"Danny'nin evi dediğinizde, çevresini iyilik ve neşe, sevgi ve sonunda da derin bir keder veren bir takım adamların oluşturduğu bir guruptan söz ettiğiniz düşünülür. Zira Danny'nin evinin kral Arthur' un Yuvarlak Masasından aşağı kalır yanı yoktur; Danny'in dostları da kral Arthur'un şövalyelerinden pek farklı değildirler. İşte bu kitap, bu adamların nasıl bir araya geldiğini, bu gurubun nasıl gelişip güzel ve bilge bir topluluğa dönüştüğünü anlatır.
Sonra devam eder Steinbeck, "Ne Danny diye bir adam, ne Danny' nin dostları ne de öyle bir ev vardı. Danny bir doğa tanrısıydı, dostlarıysa rüzgarı, göğü ve güneşi temsil eden ilkel simgelerdir." demesinler diye, olan biteni kağıda dökmekte fayda var. Bu kitap hem bugün, hem de gelecekte böyle sözde düşünürlerin bu öyküye dudak büküp ahkam kesmelerini önlemek için yazılmış bir tarihçedir. Diyor.
Evet yazarımız bunlar not düşerken ben haddim olmasa da Bazı noktaları deşelemem gerektiğine inanıyorum...
Kitabın giriş bölümünde karakter belirleme aşamasında;
Candanlık, yakınlık,dostluğu, maddi dünyayı boş vermişlikle, Özgürlüğü , sadece boş hayaller kurmak, işsiz, güçsüz, avare günler içinde debelenmek, serseri bir ruh haliyle lümpen bir yaşam yolu çizmek, şarabın dibini bulup karın doyurmayı çalıp, çırpmak yöntemiyle aramak gibi sunulması "doğru mu?" ya da "var olan gerçek mi ?" diye duygu karmaşası içinde kaldım ve beni bu dürtü kitabın sonuna dek bırakmadı.
Sadece bu değil di. Bir başka dürtü de; Tam bir dalavere, yalanlar yumağı, kurnazlıklar çemberinden geldi. Hikayenin kahramanları yine kendileri gibi yoksul, derbeder arkadaşları "Korsan" lakaplı olanların elde avuçta ki varidatını elde etme çaba ve planlarındaki gibi. Ya da 200 doları var diye yaşca kendinden çok daha büyük bir bayanla "Madam Moleres" gibi.beraber olmayı meziyet, başarı, yada hayatın galibiyet zevki gibi sunulması...Bana " bu olumsuzluklar neyin nesi " dedirtti.
Ama yinede akıcı bir tarafı var kitabın...
İyi okumalar dileğimle...
John Steinbeck'in kalemi gayet sürükleyici ve yalın. Ancak bu yalinligin içinde toplumsal tespitleri gayet yerinde. Bu kitabında Abd'de Paisonalar'ın yaşadığı 'Yukarı Mahalle'deki insanların hayatıni anlatıyor. Bir gün zengin akrabasindan kendisine kalan ev ile eski konumuna göre zengin sayılacak Danny, zamanla Pilon, Pablo ve diğer iki arkadaşını da kendi evine alır. Bu olaylar safhasında insanı tebessüm ettiren diyaloglar oldukça fazla. Arkadaşlar sürekli kendilerine bir uğraş buluyorlar ve her defasında başlarına açılan ufak tefek belalardan siyrilmayi basariyorlar.

Kitapta, arkadaşlığı en derin şekilde hissediyor insan. Şehrin görünmeyen kenarında yaşayan insanların günübirlik hayatlarına konuk oluyoruz gibi hissediyoruz. Bu hayat uzaktan insana hoş gelen ancak içinde bulunduğun zaman insanı bunaltan bir hayattır. Bunu kitabın sonunda Danny'in cenazesine, uygun elbiseleri olmadığı için katilmak istemeyen arkadaşlarının davranislarinda görüyoruz.

Kitabı okumaya yeni basladigimda biri 'Cennet Mahallesi' diye yorum yapmıştı. Neden bu yorumu yaptığını kitabı bitirdigimde anladım. Çünkü benim de aklıma kitabı okurken Cennet Mahallesi dizisi geldi. :)
Steinbeck en sevdiğim yazarlardan biri. Kitaplarında genelde ezilmiş insanların, ikinci sınıf olarak görülenlerin, işçi sınıfının hayatını konu alır.
Bu kitaptaki baş karakterlerimiz de işi gücü, hayatta bir amacı, yarına dair planları olmayan insanlar.

Kitabı nerdeyse en başından beri yüzümde bir gülümsemeyle okudum çünkü karakterlerimiz zaman zaman genel ahlak anlayışına uygun olmayan davranışlar sergilediğinde bile bunları o kadar komik kılıflara uydurarak yapıyorlar ki gülmeden edemedim.

Steinbeck'in şimdiye kadar okuduğum mizah yönü en güçlü olan kitabıydı.

Ama kitaplarında hiç değişmeyen, insanın içini acıtan kısımlar bu kitapta da vardı.

Her şeye rağmen arkadaşlığı, birarada kalmayı çok güzel anlatan bir romandı.
İlk defa John Steinbeck okuyayım dedim. Aldım kitabı elime hep aynı hikaye başa sarıp duruyor bir 15 liralık kira için ev otele döndü. Yaptıkları kötülükleri kendi kafalarında uydurdukları sözde iyilikle kapatmaya çalışmaları baydı da baydı. Daha fazla okumaya devam etmeyip yarım bırakıyorum. Bayağı bir sıkıcı bir hikayesi var .
Eşsiz bir anlatım var kitapta, okumaktan büyük zevk aldım. Betimlemeler, diyaloglar, karakterler, hikayenin gelişimi her şeyi müthiş. Bundan 2,3 önce John Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar kitabını okumuştum ve o kitabın etkisi hala üzeeimde. Bu kitapta aynı şekilde etki yaptı. Hikaye daha uzun olsaydı Martin Eden gibi, o zaman tadına doyum olmazdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yukarı Mahalle
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709079
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tortilla Flat
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Yukarı Mahalle
Kenar Mahalle
Yukarı Mahalle
Tortilla Flat
Birinci Dünya Savaşı ve Büyük Buhran yıllarının boğucu atmosferinde yerleşik kalıpların dışına taşanların, gelecek kaygısı taşımayan ama bugünü de sonuna kadar yaşayanların, sistemin dışında kalmakta direnenlerin, beş parasız aylak takımının hikayesi Yukarı Mahalle.

Sıra dışı ilişkileri, tuhaf alışkanlıkları, durduk yere çıkan kavgaları, renkli karakterleri ve hatta köpekleriyle dostluğun, dayanışmanın, fedakârlığın ama illa ki neşenin kol gezdiği bu sokaklarda yoksulluk bir üzüntü, işsizlik bir yoksunluk olmaktan çıkıyor.

Küçük insanların hikayelerinden dev yapıtlar yaratan dünya edebiyatının usta kalemi John Steinbeck’in Tatlı Perşembe ve Sardalye Sokağı’yla oluşturduğu üçleme Yukarı Mahalle’yle tamamlanıyor.

Kitabı okuyanlar 225 okur

  • Ferhat Kılınç
  • Ayşe Şen
  • Betül Müberra
  • Seniye Yüksel
  • Gokcen ozkan
  • AYŞEGÜL
  • Ada Karpat
  • Kubra Fındık
  • Bey Böyrek
  • Kor Ay

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.7
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%16.5
25-34 Yaş
%36.3
35-44 Yaş
%25.3
45-54 Yaş
%9.9
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.2
Erkek
%54.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.6 (16)
9
%18.9 (14)
8
%23 (17)
7
%17.6 (13)
6
%9.5 (7)
5
%1.4 (1)
4
%0
3
%1.4 (1)
2
%0
1
%0