Yüksek Din Öğretimi ve Dini Köktencilik

·
Okunma
·
Beğeni
·
12
Gösterim
Adı:
Yüksek Din Öğretimi ve Dini Köktencilik
Baskı tarihi:
13 Aralık 2011
Sayfa sayısı:
271
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758646456
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çamlıca Yayınları
Dini köklere vurgu, dini metinlerin literal anlamlarını öne çıkarma ve materyalist modernlik anlayışına, dolayısıyla seküler devlet ve toplum projesine tepki köktencilik kavramının dini geleneklerde ortak kullanım alanı bulmasını sağlamıştır. Bu çerçevede, son otuz senede oluşan köktencilik literatürü içinde, köktencilik kavramının özellikle dinlerdeki radikal ve militan akımları tasvir etmek için kullanılan genel bir akademik terim haline geldiği görülmektedir. Araştırmada, köktencilik kavramı Yahudi, Hıristiyan, Müslüman, Hindu ya da Budist, herhangi bir grubu şeytanlaştırmak veya evcilleştirmek için değil; bu problemi daha iyi anlama ve sorgulama kaygısı içinde analitik bir araç olarak kullanılmıştır. Çalışmada Müslüman köktenciliği, Tarihsel Yaklaşım, Dini Yaklaşım, Sekülerleşme Yaklaşımı ve Popüler Yaklaşım şeklinde isimlendirilen dört operasyonel köktencilik tanımı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Araştırmaya yön veren operasyonel tanımlarla birlikte, Müslüman köktenciliği, içerden ve dışarıdan iki açıklama seviyesinde ele alınmaya çalışılmıştır. İçerden bakış açısı, Müslüman köktenciliğinin, kendi içyapısı ya da özel metinlerinin dikkate alınarak tasvir ve tahlil edilmesi anlamına gelirken; dışarıdan bakış açısı, problemin, “dünya sistem analizi” teorisinden hareketle küresel kapitalizm bağlamında değerlendirilmesi manasına gelmektedir. Araştırmada öne çıkan kavramsal ve kuramsal yönelimler, yüksek din öğretimi lisans ve lisansüstü öğrencileri üzerinde test edilmeye çalışılmıştır. Yine, araştırmanın sonunda, Müslüman köktenciliğini bir yapı değil; farklı determinantların etkisi altında şekillenen dinamik bir süreç olarak açıklayan bir Müslüman köktenciliği modeline yer verilmiştir.
271 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
İslam Dünyasında köktendincilik önemli bir konudur. Bu konu üzerinde konuşurken genellikle oryantalist bakış açılarına İslamî kurban ediyoruz.

Köktendinciliğin ortaya çıkışı bir çok otorite tarafından 1.Dünya Savaşı sonrasında oluşan siyasi sisteme dayandırılır. Savaş sonunda İslam dünyasına İngiltere egemen olur. Bu ise islam dünyasında öfkeye sebep olur. Emperyalistlerin güdümünden çıkmaya çalışan hareketler bir sonuç elde edemeyince başlangıçta ılımlı olan hareketleri karşılaştıkları her zorlukta biraz daha radikalleşir.

İsrail Devletinin kurulması İslam Dünyası için atlatılamayacak bir tramvadır. Halkta oluşan öfke aynı oranda ülkeleri yöneten batı güdümündeki yöneticilerde karşılık bulmaz. Bu ise halkı iyiden iyiye yöneticilerine düşün gözüyle bakmalarına sebep olur.

Batı'nın Ortadoğu'da yaptığı her faaliyet radikal bir şekilde karşılık bulur. Afganistan'ın işgal edilmesi ise askeri eğitimden yoksun olan bu kitlenin profesyonel katillere dönüşmesini sağlar. Çünkü Afganistan'da ABD desteğiyle Sovyet Rusya'ya karşı mücadele eden bu kitle her türlü patlayıcı madde yapımı her türlü silah kullanma ve askeri faaliyetler alanında önemli tecrübeler kazanırlar. Savaş bitiminde ülkelerine dönen kitle öğrendiklerini kendi ülkelerinin batı güdümündeki yöneticilerine uygulamaya onları da aşarak doğrudan Batılı devletlere saldırmaya başlarlar.

İşte günümüzdeki radikal islami formatlı grupların ortaya çıkış hikayesi genel anlamda bu şekilde olmuştur.

Kitap, bu konular ışığında islami radikalizmin oluşmasına sebep olan noktaları bilimsel bir metotla ele alıyor. Sadece dini varsayımlar üzerinden değil radikalizmin oluşmasındaki sosyolojik ve psikolojik unsurları da inceliyor.

Radikalizmin oluşması ve değerlendirilmesine dair basma kalıp düşüncelerin dışına çıkmak isteyenlerin okuması gereken bir kitap. İslam dünyasının bugün ki halini anlama noktasında da önemli katkıları olacağına inanıyorum.
Afganistan'ın 1979'da Ruslar tarafından işgal edilmesi cihat ve şehitlik ekseninde İslam'da var olan mücadele ruhunun bir kez daha dirilmesine sebep olmuştur. İslam topraklarının işgal edilmesinin cihadı farz-ı ayn haline getirmesi dünyanın farklı bölgelerinden müslümanların Afganistan coğrafyasına akın etmesini sağlamıştır. El Kaide bölgede var olan islam kardeşliği ve mücadele ruhunun küresel bir örgüte çevrilmesiyle ortaya çıkmıştır. Önce Ruslara sonra kendi ülkesindeki kraliyet ailesi ve bütün Arap rejimlerine savaş açan Usame bin Ladin daha sonra özellikle çevresindeki Mısır kökenli Arapların etkisiyle İsrail ve Amerikan hedeflerine yönelik asimetrik bir çatışma süreci başlatmıştır.
Özel olarak Ortadoğu'da genel olarak islam dünyasında Müslüman köktenciliği ve Batı karşıtlığının dikkat çekici bir kimlik haline gelmesinin islam dünyasının çeşitli bölgelerindeki Amerikan müdahaleciliği görmezden gelinerek sadece demokratik değerleri reddetme ya da modernleşmeye karşı çıkma şeklinde okunması doğru bir yaklaşım olarak görünmemektedir. Kapitalist dünya sisteminin temsilcisi ve koruyucusu ABD, neredeyse tamamının müslüman topluluklardan oluştuğu bir coğrafyada ortaya koyduğu Büyük Ortadoğu Vizyonuyla, kendi politikalarını hür eşit adil ve insancıl olacak devletlerarası bir sistemden yana değil, kârın ve maksimum faydanın kendi elinde kalacağı reel politik üzerine kurmaktadır. İşgal ve dengesiz güç kullanımı üzerine kurulu bir siyaset anlayışının daima Müslüman köktenciliğini tırmandıracağı söylenebilir.
Orta Doğu ve Ön Asya'da derinleşerek ve genişleyerek yeni verimli talep alanları açmaya çalışan kapitalizmin, Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde demokratik islam anlayışını geliştirmek için dünya müslümanlarını köktenciler, gelenekselciler, ılımlı İslamcılar ve seküler laikler şeklinde dörtlü bir sınıflandırmaya tabi tutması dikkat çekmektedir.
Müslüman köktenciliği modern dönemde I. Dünya Savaşı sonrası bağımsızlıklarını kaybeden ve İngiliz egemenliği altında kalan bölgelerde patlak vermiştir. Yerel bir vakıa olan Benna liderliğindeki Müslüman Kardeşler ya da Mevudi'nin önderliğini yaptığı Cemaati İslami öncelikle sömürgeciliğin tetiklediği bir sosyal Yapı içinde adeta bir kendine dönüş ve ihya hareketi olarak başlamıştır. İlerleyen dönemde seküler elitlerin ve otokratik yönetimlerin küfürle itham edilmesi radikalleşmenin çok daha
sert bir boyut kazandığı ikinci evreye girilmiştir. İki dinamiğin Müslüman köktenciliğinin kurumsallaşmasında rol oynadığı görülmektedir. İlki en büyük değer olarak bağımsızlık ve egemenlik haklarının kaybedillmesiyle ortaya çıkan kaotik durumdur. İkincisi sömürge valilerinin işgalcilerin beklenti ve özlemleri doğrultusunda hareket eden seküler yönetim anlayışıdır.
İran İslam Devrimi Batı tipi modernleşme algısına karşı bir reaksiyon ve İslamın politik teorisinin Şii yorumu üzerinde katı ve eylem de içeren bir ısrar olarak görülebilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüksek Din Öğretimi ve Dini Köktencilik
Baskı tarihi:
13 Aralık 2011
Sayfa sayısı:
271
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758646456
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çamlıca Yayınları
Dini köklere vurgu, dini metinlerin literal anlamlarını öne çıkarma ve materyalist modernlik anlayışına, dolayısıyla seküler devlet ve toplum projesine tepki köktencilik kavramının dini geleneklerde ortak kullanım alanı bulmasını sağlamıştır. Bu çerçevede, son otuz senede oluşan köktencilik literatürü içinde, köktencilik kavramının özellikle dinlerdeki radikal ve militan akımları tasvir etmek için kullanılan genel bir akademik terim haline geldiği görülmektedir. Araştırmada, köktencilik kavramı Yahudi, Hıristiyan, Müslüman, Hindu ya da Budist, herhangi bir grubu şeytanlaştırmak veya evcilleştirmek için değil; bu problemi daha iyi anlama ve sorgulama kaygısı içinde analitik bir araç olarak kullanılmıştır. Çalışmada Müslüman köktenciliği, Tarihsel Yaklaşım, Dini Yaklaşım, Sekülerleşme Yaklaşımı ve Popüler Yaklaşım şeklinde isimlendirilen dört operasyonel köktencilik tanımı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Araştırmaya yön veren operasyonel tanımlarla birlikte, Müslüman köktenciliği, içerden ve dışarıdan iki açıklama seviyesinde ele alınmaya çalışılmıştır. İçerden bakış açısı, Müslüman köktenciliğinin, kendi içyapısı ya da özel metinlerinin dikkate alınarak tasvir ve tahlil edilmesi anlamına gelirken; dışarıdan bakış açısı, problemin, “dünya sistem analizi” teorisinden hareketle küresel kapitalizm bağlamında değerlendirilmesi manasına gelmektedir. Araştırmada öne çıkan kavramsal ve kuramsal yönelimler, yüksek din öğretimi lisans ve lisansüstü öğrencileri üzerinde test edilmeye çalışılmıştır. Yine, araştırmanın sonunda, Müslüman köktenciliğini bir yapı değil; farklı determinantların etkisi altında şekillenen dinamik bir süreç olarak açıklayan bir Müslüman köktenciliği modeline yer verilmiştir.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Mustafa BAKIRHAN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0