Yunanlar Kendi Mitlerine İnanmışlar Mıydı?

·
Okunma
·
Beğeni
·
211
Gösterim
Adı:
Yunanlar Kendi Mitlerine İnanmışlar Mıydı?
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051713243
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Alkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Yunanlar mitlerine inanmışlar mıydı? Yunanların, bize aklı anlatan bu bilge ataların, titanlara, kikloplara, kahramanlara inanmaları mümkün mü? Varsayalım ki Minator'u şairlerin uydurması olarak düşündüler, peki Theseus'un varlığından da şüphe ettiler mi? Veyne, bu sorular çerçevesinde hakikatin konumuna dair etkileyici bir soruşturmaya girişiyor. Mitlerin doğasını, onların kabul ediliş şekillerini, doğru kabul edilmeleri için gereken ölçütleri inceliyor. Süregelen bu anlatıların tarihle olan bağlarını sorguluyor.


"Paul Veyne'in araştırmanın ne demek olduğunu bilen gerçek bir tarihçi olduğu doğru, ama aynı zamanda doğru ile yanlış arasındaki oyunların tarihinin oluşturulması istendiği zaman girilen labirenti de biliyor. Bugün, hakikatin tarihi hakkında sorular sormak, bütün düşünce için geçerli olan böyle bir tehlikeyle yüzleşmeyi kabul etmek oldukça nadir rastlanan bir durum."
-Michel Foucaul-
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Tarih, tarihçilerin bize bildirdiklerini düzelterek ve gerekirse tamamlayarak, söylediklerinin aynısını yeniden vermekten ibarettir.
Paul Veyne
Sayfa 21 - Dost Yayınları, Çevirmen: Mehmet Alkan
Dönemlerinin tarihini anlatmazlarsa bir dönemin hatırası tamamen unutulur.
Paul Veyne
Sayfa 20 - Dost Yayınları, Çevirmen: Mehmet Alkan
Faşizme, komünizme ya da vatanseverliğe karşı olmak bir olgudur: Tüm canlı varlıklar kendi taraflılıklarını yaşarlar.
Paul Veyne
Sayfa 162 - Dost Yayınları, Çevirmen: Mehmet Alkan
Bizim çağımızdaki doğal eğilim, düşünce ürünlerini sosyolojik olarak açıklamaktır: Bir yapıt karşısında kendi kendimize şu soruyu sorarız: “Topluma ne vermeyi amaçlıyor?” Bu çok aceleci bir tavırdır. Edebiyat açıklamasını ya da edebi metin yorumlamasını bir edebiyat sosyolojisine indirgememek gerekir.
Edebiyatın konusu yalnızca, kaçırılıp korkunç biçimde işkence yapılan veya iyiliksever şövalyeler tarafından kurtarılan prenseslerdir, yani züppelik, seks, sadizm ve macera.
……………
Efsane evrenlerinin hakiki olduğuna inanılıyordu, bu anlamda hiçbir şüphe duyulmuyordu, ancak bu evrenlere bizi çevreleyen gerçekliklere inanıldığı gibi inanılmıyordu. İnanan insanlar için mucizelerle dolu şehitlerin yaşamı yalnızca şimdiki zamandan önce, ayrı ve bu zamanın dışında olduğu bilinen ve çağı olmayan bir geçmişte yer alıyordu; bu dönem, “paganlar dönemi"ydi. Yunan mitleri için de aynı şey söz konusuydu; onlar da "önceden”, henüz tanrılarla insanların iç içe olduğu kahramanlar döneminde yaşanmıştı. İfade edilmese de, mitolojinin zamanı ve uzamı bizim zaman ve uzamımıza benzemiyordu. Bir yunanlı, tanrıları “gökyüzüne” koyuyordu ama onları gökyüzünde görse şaşkınlıktan dona kalırdı.
En yaygın inanç biçimi, başkasının inancı üzerinden duyulan inançtır; ben henüz gitmediğim Tokyo'nun varlığına inanıyorum, çünkü coğrafyacıların ve seyahat acentelerinin beni aldatmaktan bir çıkarı olacağını sanmıyorum. Bu inanç biçimi, inananın profesyonellere güvendiği ya da bu alanda sözü geçen profesyoneller bulunmadığı sürece devam edebilir. Batılılar ya da en azından bakteriyoloji uzmanı olmayan batılılar, büyücülere inanan ve bunlara karşı büyü konusunda önlemlerini artıran Azandelerle aynı gerekçeyle mikrobun varlığına inanırlar ve mikropsuzlaştırma (asepsie) için önlemlerini artırırlar.
Pasquier metni yayımlamadan önce arkadaşları arasında dolaştırırdı; arkadaşlarının ona getirdiği eleştiri, çoğunlukla andığı kaynakların referanslarını sıkça verme alışkanlığıyla ilgiliydi; bu yöntemin “l'umbres des’ escholes"u çağrıştırdığına ve bir tarih yapıtına hiç de uymadığına dikkat çekerlerdi. Her defasında "sözlerini kimi eski yazarlar ile” doğrulaması hakikaten gerekli miydi? Amacı, anlatısına güç ve güvenilirlik vermektiyse zaman bunu tek başına üstlenirdi zaten; ne de olsa alıntılarla kafa yormamış olmasına karşın, Eskiler'in yapıtlarının gücü zamanla doğrulanmamış mıydı? Pasquier de bıraksın kitabını yalnızca zaman onaylasındı! Şaşkınlık veren bu satırlar bizim tarih anlayışımız ile Antikçağ tarihçilerinin ve Pasquier'nin çağdaşlarına ait olan anlayış arasındaki uçurumu gösteriyor.
………..
Hakikati referanslar yardımıyla ortaya koymak zorunda olmaktan öte, Pasquier kendi metninin otantik metin olarak kabul edilmesini bekliyor olmalıydı; dipnot düşerek, hukukçuların yaptığı gibi kanıtlar göstererek paldır küldür gelecek kuşakların kendi yapıtı üzerinde uzlaşmasını hızlandırmaya çalışmıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yunanlar Kendi Mitlerine İnanmışlar Mıydı?
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051713243
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Alkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Yunanlar mitlerine inanmışlar mıydı? Yunanların, bize aklı anlatan bu bilge ataların, titanlara, kikloplara, kahramanlara inanmaları mümkün mü? Varsayalım ki Minator'u şairlerin uydurması olarak düşündüler, peki Theseus'un varlığından da şüphe ettiler mi? Veyne, bu sorular çerçevesinde hakikatin konumuna dair etkileyici bir soruşturmaya girişiyor. Mitlerin doğasını, onların kabul ediliş şekillerini, doğru kabul edilmeleri için gereken ölçütleri inceliyor. Süregelen bu anlatıların tarihle olan bağlarını sorguluyor.


"Paul Veyne'in araştırmanın ne demek olduğunu bilen gerçek bir tarihçi olduğu doğru, ama aynı zamanda doğru ile yanlış arasındaki oyunların tarihinin oluşturulması istendiği zaman girilen labirenti de biliyor. Bugün, hakikatin tarihi hakkında sorular sormak, bütün düşünce için geçerli olan böyle bir tehlikeyle yüzleşmeyi kabul etmek oldukça nadir rastlanan bir durum."
-Michel Foucaul-

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Pera Başak (Salt)
  • Biri

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0