Yunanlılar Mitlerine İnanmışlar Mıydı?

·
Okunma
·
Beğeni
·
265
Gösterim
Adı:
Yunanlılar Mitlerine İnanmışlar Mıydı?
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
9752980678
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DOST KİTABEVİ
Baskılar:
Yunanlar Kendi Mitlerine İnanmışlar Mıydı?
Yunanlılar Mitlerine İnanmışlar Mıydı?
Biz aslında olaylar hakkında yanlış bir yargıya varmıyoruz: Yüzyıllar boyunca tuhaf bir biçimde oluşan şey olayların kendi hakikatleridir. En yalın gerçekçi deneyim olmak bir yana, hakikat her şeyin tarihe en uygun olanıdır. Şairlerin veya tarihçilerin, tek tek kralının adıyla ve soyağacıyla krallık hanedanları uydurduğu bir dönem oldu; bu insanlar sahteci değildiler, kötü niyetli de: Onlar hakikatlere ulaşmak için o zaman normal olan yöntemi izliyorlardı. Bu düşünceyi sonuna kadar izleyelim, göreceğiz ki kitabı kapattığımızda biz de onlar gibi kurmaca dediğimiz şeyi hakikat olarak kabul ediyoruz: İlyada veya Alice, Fustel de Coulanges'dan ne daha fazla ne de daha az hakikidir. Bu yüzden geçmişin ürünlerinin tamamını ilginç düşler olarak kabul edip, çok kısa bir süre için de olsa "bilimin son durumunu" hakikat olarak kabul edemeyiz. Kültür budur.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bizim çağımızdaki doğal eğilim, düşünce ürünlerini sosyolojik olarak açıklamaktır: Bir yapıt karşısında kendi kendimize şu soruyu sorarız: “Topluma ne vermeyi amaçlıyor?” Bu çok aceleci bir tavırdır. Edebiyat açıklamasını ya da edebi metin yorumlamasını bir edebiyat sosyolojisine indirgememek gerekir.
Edebiyatın konusu yalnızca, kaçırılıp korkunç biçimde işkence yapılan veya iyiliksever şövalyeler tarafından kurtarılan prenseslerdir, yani züppelik, seks, sadizm ve macera.
……………
Efsane evrenlerinin hakiki olduğuna inanılıyordu, bu anlamda hiçbir şüphe duyulmuyordu, ancak bu evrenlere bizi çevreleyen gerçekliklere inanıldığı gibi inanılmıyordu. İnanan insanlar için mucizelerle dolu şehitlerin yaşamı yalnızca şimdiki zamandan önce, ayrı ve bu zamanın dışında olduğu bilinen ve çağı olmayan bir geçmişte yer alıyordu; bu dönem, “paganlar dönemi"ydi. Yunan mitleri için de aynı şey söz konusuydu; onlar da "önceden”, henüz tanrılarla insanların iç içe olduğu kahramanlar döneminde yaşanmıştı. İfade edilmese de, mitolojinin zamanı ve uzamı bizim zaman ve uzamımıza benzemiyordu. Bir yunanlı, tanrıları “gökyüzüne” koyuyordu ama onları gökyüzünde görse şaşkınlıktan dona kalırdı.
En yaygın inanç biçimi, başkasının inancı üzerinden duyulan inançtır; ben henüz gitmediğim Tokyo'nun varlığına inanıyorum, çünkü coğrafyacıların ve seyahat acentelerinin beni aldatmaktan bir çıkarı olacağını sanmıyorum. Bu inanç biçimi, inananın profesyonellere güvendiği ya da bu alanda sözü geçen profesyoneller bulunmadığı sürece devam edebilir. Batılılar ya da en azından bakteriyoloji uzmanı olmayan batılılar, büyücülere inanan ve bunlara karşı büyü konusunda önlemlerini artıran Azandelerle aynı gerekçeyle mikrobun varlığına inanırlar ve mikropsuzlaştırma (asepsie) için önlemlerini artırırlar.
Pasquier metni yayımlamadan önce arkadaşları arasında dolaştırırdı; arkadaşlarının ona getirdiği eleştiri, çoğunlukla andığı kaynakların referanslarını sıkça verme alışkanlığıyla ilgiliydi; bu yöntemin “l'umbres des’ escholes"u çağrıştırdığına ve bir tarih yapıtına hiç de uymadığına dikkat çekerlerdi. Her defasında "sözlerini kimi eski yazarlar ile” doğrulaması hakikaten gerekli miydi? Amacı, anlatısına güç ve güvenilirlik vermektiyse zaman bunu tek başına üstlenirdi zaten; ne de olsa alıntılarla kafa yormamış olmasına karşın, Eskiler'in yapıtlarının gücü zamanla doğrulanmamış mıydı? Pasquier de bıraksın kitabını yalnızca zaman onaylasındı! Şaşkınlık veren bu satırlar bizim tarih anlayışımız ile Antikçağ tarihçilerinin ve Pasquier'nin çağdaşlarına ait olan anlayış arasındaki uçurumu gösteriyor.
………..
Hakikati referanslar yardımıyla ortaya koymak zorunda olmaktan öte, Pasquier kendi metninin otantik metin olarak kabul edilmesini bekliyor olmalıydı; dipnot düşerek, hukukçuların yaptığı gibi kanıtlar göstererek paldır küldür gelecek kuşakların kendi yapıtı üzerinde uzlaşmasını hızlandırmaya çalışmıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yunanlılar Mitlerine İnanmışlar Mıydı?
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
9752980678
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DOST KİTABEVİ
Baskılar:
Yunanlar Kendi Mitlerine İnanmışlar Mıydı?
Yunanlılar Mitlerine İnanmışlar Mıydı?
Biz aslında olaylar hakkında yanlış bir yargıya varmıyoruz: Yüzyıllar boyunca tuhaf bir biçimde oluşan şey olayların kendi hakikatleridir. En yalın gerçekçi deneyim olmak bir yana, hakikat her şeyin tarihe en uygun olanıdır. Şairlerin veya tarihçilerin, tek tek kralının adıyla ve soyağacıyla krallık hanedanları uydurduğu bir dönem oldu; bu insanlar sahteci değildiler, kötü niyetli de: Onlar hakikatlere ulaşmak için o zaman normal olan yöntemi izliyorlardı. Bu düşünceyi sonuna kadar izleyelim, göreceğiz ki kitabı kapattığımızda biz de onlar gibi kurmaca dediğimiz şeyi hakikat olarak kabul ediyoruz: İlyada veya Alice, Fustel de Coulanges'dan ne daha fazla ne de daha az hakikidir. Bu yüzden geçmişin ürünlerinin tamamını ilginç düşler olarak kabul edip, çok kısa bir süre için de olsa "bilimin son durumunu" hakikat olarak kabul edemeyiz. Kültür budur.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0