Yunus Emre (Yaşamı ve Bütün Şiirleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
526
Gösterim
Adı:
Yunus Emre
Alt başlık:
Yaşamı ve Bütün Şiirleri
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754470185
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Özgür Yayınları
İçindekiler
 

Yaşadığı Zaman 
Yunus Emre'nin Soyu Sopu 
Çocukları 
Yunus'un Tarikat Zinciri 
Sarı Saltuk Baba 
Halkın Ermişi Yunus 
Yunus'un Gömülü Olduğu Yer Neresi 
Sarıköy Efsanesi 
Yunus Emre Karamanlıdır 
Belgelerin Sağlamlığı ve Değeri
Karaman'da Yunus'un Zaviyesi
Kirisçi Baba Zaviyesi 
Kirisçi Baba Ayrı, Tirasçı Baba Ayrı 
Evliya Çelebi Karaman'da 
Bir Belge Daha: Konya Salnamesi
Yunus Şeyhdir 
Yunus Emre'nin Felsefesi 
Gerçeği Arayan Yunus 
Ahlakçı Yunus 
Yunus'un Dünya Görüşü
Yunus'un Din Görüşü
Yunus Ümmi Değildir 
Yunus'un Eseri: Risâlet-ün Nushiye 
Yunus'ta Milli Nazım Biçimleri; 
Ölçüler
Kafiye 
Yunus'un Kullandığı Aruz Ölçüleri 
Yunus'un Dili 
Yunus Emre'nin Sanatı 
Fetvalarda Yunus 
Molla Murad'ın Yunus'a Medhiyesi 
Bu Kitap Nasıl Hazırlandı 
İlahiler - Nefesler
400 syf.
·47 günde·10/10
Yunus Emre'ye dair gerçek bilgi ve araştırmalar ışığında yazılmış bir kaynak kitap. Kitabın girişinde 73 sayfa ile anlatılan Yunus Emre biyografisi ve incelemeleri Yunus'a dair çok güzel bilgiler içeriyor. Şiirlerini bitirmek öyle hemen mümkün değil tabi o anlamda okumalarım devam edecek. Yazar Rahmetli Cahit Telli büyük bir titizlik ve emekle hazırlamış. Çok değerli bir kitap.

Buradan Yunus Emre'nin Karaman Sarayında sözü geçen bir Türkmen Kocası olduğunu, siyasi olaylara karıştığını, Karamanoğlu Süleyman Bey'in bir hükümet devirme olayına karıştığını ve devrilmek istenen Alâeddin Ali Bey'in yokluğunda gerçekleşen darbeyi dönünce bastırıp yöntemini tekrar geri aldığını ve darbeye karışanlar arasında ismi sayılan Yunus Emre'nin idam edilerek öldüğünü öğrendim. Mezarı Karaman'dadır.
Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkandan içeri

Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat meyvası andan içeri

Dinin terk edenin küfürdür işi
Ol ne küfürdür imandan içeri

Beni bende demen bende değilem
Bir ben vardır bende benden içeri

Beni benden alana ermez elim
Kim kadem basa Sultandan içeri

Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman'dan içeri

Tecelliden nasip erdi kimine
Kiminin maksudu bundan içeri

Senin aşkın beni benden alıptır
Ne şirin dert bu dermandan içeri

Miskin Yunus gözü tuş oldu sana
Kapında bir kuldur Sultan içeri
Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akilim ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Gah eserim yeller gibi
Gah tozarım yollar gibi
Gah akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akan sulayın çağlarım
Dertli yüreğim dağlarım
Yarim için ben ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldir beni
Ya vaslina erdir beni
Çok aglattin guldur beni
Gel gor beni ask neyledi

Ben yururum ilden ile
Şeyh anarim dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gor beni aşk neyledi

Mecnun oluban yururum
O yari duste gorurum
Uyanip melul olurum
Gel gor beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost elinden avareyim
Gel gör beni aşk neyledi
Cahit Öztelli
Sayfa 85 - Ozgur
Yunus Emre'nin hayatı hakkında yapılan bilimsel araştırmalar ile başlayan kitabın başlarından bir bölüm;

"Bir manzumesinde şeriat, tarikat, marifet, ve hakikat gibi dört bilgi derecesinden söz eden Yunus, hakikatın kolayca elde edilemeyeceğinden emindir; şüphesiz ki, O bir bilgi teorisi ile uğraşmamıştır. Felsefede bu teori bilginin kaynak ve değeri gibi iki ana konuyu kapsar. Akılcılarla görgücüler arasında türlü tartışmalara sebep olan bu konu mistikler ve dolayısıyla şairimiz için dış alemin olay ve varlıklarında daha derine inemez. Gerçek bilim ise, bâtın bilimidir ve hakikat bu bilmde saklıdır."

"En yüce hakikat olan Tanrı'yı kavramak için bütün laik bilimlerden, hatta şeriat bilimlerinden vazgeçmek lazımdır. Yunus, bunların Tanrı ile kulun arasını açacağına, birliği ikiliğe çevireceklerine inanır. Zira, o bilimler dış alemdeki çoklukla uğraşırlar. Çokluktaki birliği görmek için ise, evvela bireysel ve teorik aklı terketmelidir. Zira, insan aklı yalancı bir fakültedir. Mutlakı kavramaya engel olur. Ve tümel (külli) aklın bildiğini ve bildirdiğini elde edemez."

Nereye vardın ey akıl, bir ağızdan cümle dil
Cüz'iyyat-ı müselsil haber verir akl-ı kül

Bilime gelince:

İlim hod göz hicabıdır; dünya ahret hasabıdır
Kitap hod ışk kitabıdır, bu okunan varak nedir

Yunus, dervişi hakikata ulaştıran bu aşk kitabının kağıtlarda değil, gönüllerde yazılı olduğunu bildirir;

Alimler kitap düzer, karayı aka yazar
Gönüllerde yazılı bu kitabın sûresi

Esasen bilimden ve okumaktan maksat bir taraftan ibret almak, bir taraftan da kendini bilmektir. Nitekim Yunus:

İlim okumaktan gerek, kişi kendin bilmektir
Pes kendini bilmezsen bir hayvandan betersin

demektir. Şarimize göre ilimlerin mutlak hakikati kavrayamamasının sebebi yalnız çoklukla uğraşmaları değildir. Bilginlerin mistik aşktan mahrum olmaları, aşk kitabından habersiz bulunmalarıdır:

Ey çok kitaplar okuyan, çünkim tutarsın bana dak
Oku isen sırrı ıyan, gel aşktan oku bir varak

Yüce hakikatin açıklanmasında O'na göre yorumlamalara ve diğer düşünce oyunlarına (tevillere) ihtiyaç olmadığından kutsal kitaplar ve onlara uygulanan metotların hiçbir değeri yoktur:

Dört kitabı şerh eden hakikatte âsidir
Zira tefsir okuyup mânisin bilmediler

Yunus'un kendisi de dört kutsal kitabı okumuştur. Ama onların aradıkları yüce hakikati medresede değil, harâbatta (meyhane-tekke) ve varlıkta bulmuştur.

Tevrat ile İncil'i, Furkan ile Zebur'u
Bunlardaki beyanı, cümle vücutta bulduk

Şu halde mutlak birliği algılamak için din ve dünya bilimlerine değil, başka ve daha derin ve geniş bir bilgiye yani aşk bilgisine ihtiyaç vardır: "İlm-i hikmet okuyanların da aşktan mahrum" olduklarını "Işkın ise bir uzunca hece" olduğunu söyleyen Yunus:

Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şâdi kılur, bir dem gelir giryan olur

beytiyle başlayan manzumesinde âşıkın geçirdiği ve yaşadığı türlü ruh hallerini tasvir eder ve ondan daha üstün bir yücelik ve hazzın bulunmadığına inanır:

Nice yüksek yürür isem aşk başımdan aşagelir

zira bu aşk yalnız yüce değili aynı zamanda büyük ve geniş bir hayat kaynağıdır ve kendisi onsuz yaşayamaz:

Senin ışkın deniz, ben bir balıcak
Balık sudan çıksa hemen ölüdür

Esasen ona göre, âşık olmaanlar "bir kuru ağaca benzerler." Böylece ağaçlar ise, kesilip yakılmadan başka bir işe yaramazlar. Demek, mutlak hakikat olan mutlak birlik akılla pratik veya teorik bilimlerle nesnel olarak elde edilebilen bir ürün değil, aşkın kudreti kazanılabilen ve yaşanılan bir dinler haldir. Bunun içindir ki mistiklere hâl ehli denilir. Zira, aşkın kendisi bir bilimdir. Hem de okuması güç bir bilim.

Bildi ise ilmi tamam, gel ışktan oku bir sabak

Şairimiz,

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır

beytiyle başlayan manzumesinde okumaktan maksadın yalnız kendini bilmek değil, Hakk'ı bilmek olduğunu anlatırken başka bir manzumesinde:

Kendi miktarın bilen, bildi kendi halini

der. Ancak bu bilgiye ulaşan insanın gözünde din, mezhep, millet farklarıyla iyi ve kötünün kaybolacağına inanır. Zira, bütün bunlar Tanrı'dandır ve Tanrı'dır. Yunus'a göre bilimlerin gerçek ödevi insanın ahlâki aksiyonlarını düzenlemeye hizmet etmektir. Bunu anlatan şu ihtarları ayrı bir değer taşır:

Okuma bu ilmin yüzün, ilmiyle amel eyle güzin

ve bilimin insanı böbürlenmeye değil, alçak gönüllülüğe hizmet etmesi gerekir:

İlmin var diye mağrur olmagıl

zira, Tanrı kefen soyanı bile bağışlamaktadır.

Okudum yedi mushafı, taat gösterir ol şofi
Çünkü amel eylemedin gerekse var yüz yıl oku.
Bu konu bütün mistiklerde, ham sofulara ve şeriat bilgilerine karşı gösterilen tepki ve protestolarla önemli bir özellik gösterir. Yıllarca tarikat adamlarıyla şeriat adamları biririyle anlaşamamışlar, birincilerin daha hür, geniş ve esnek düşüncelerine karşı, ikinciler, hoşgörüden yoksun bir kin ve nefretle bu gönül adamlarını kâfirlikle suçlamışlardır:

Oysa bütün mistikler mensup oldukları dinin esaslarına bağlıdırlar. Fakat onlar dini dar anlamında ve sadece ibadetten ibaret saymazlar. hatta bu formalitelere fazla değer vermezler. Varlığın birliğine inandıklarından, kendilerinin de kusallığına inanan mistiklerce din, yetkin insandan ziyade halk için manevi disiplinden başka şey değildir. Bu yüzden, Yunus Tanrı'yı görmek için dinin ve kutsal kitapların yetersizliğine inanmaktadır.

Gökten inen dört kitap günde bin kez okurısan
Erenlere münkir isen, dîdâr ırak senden yana

Yetkinliğin yolu O'na göre din yada şeriat değil aşktır. Bu itibarla:

Aşkı olmayana din ve iman gerekmez

fakat o, hakikatte din düşmanı değildir:

Kimse dinine biz hilaf etmeziz
Din tamam olıcak doğar muhabbet

Din formalitelerine anlamadan bağlanmış olan sofuların ham imanları yerine Aşk imanını savunan şairimizin nazarında:

Din ve millet sorarisen, âşıklara din ne hacet
Âşık kişi harap olur, âşık bilmez din diyanet

Zira onlar,dost yüzün görür görmez "şirk yamalanmıştır"; o cennete kavuşmak, cehennemden korunmak için ibadette kusur etmeyenlerin dininden şüphe eder:

Başında aklı olan ücretle amel etmez
Hurilere aldanmaz, göz ile kaştan geçer

Bu itibarla din adamları:

Erenler nazarında sofuluk satmayalar
İhlas ile bu aşka riyayı katmayalar

Zaten Yunus'a göre "kimin müslüman veya kafir olduğunu ancak Hak bilir."

Bütün bu kuşbakışı açıklamalardan büyük şairimizin nasıl bilgece bir cesaretle, mesup olduğu tarikatın duygu ve inançlarını savunduğu ve bunlara kendi kişiliğinden neler katmış olduğu fark etilmiştir, umudundayız.
"Bir kez gönul yiktin ise o kildigin namaz degil,
Yetmis iki millet dahi elin yuzun yumaz degil..
Cahit Öztelli
Sayfa 57 - Ozgur
Aşkın aldı benden beni 
Bana seni gerek seni 
Ben yanarım dün ü günü 
Bana seni gerek seni.
Ne varlığa sevinirim 
Ne yokluğa yerinirim 
Aşkın ile avunurum 
Bana seni gerek seni
Aşkın aşıklar öldürür
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni
Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dünü gün endişem
Bana seni gerek seni
Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni
Eğer beni öldüreler 
Külüm göğe savuralar 
Toprağım anda çağıra 
Bana seni gerek seni
Cennet cennet dedikleri 
Birkaç köşkle birkaç huri 
İsteyene Ver onları
Bana seni gerek seni
Yunus'dürür benim adım 
Gün geçtikçe artar odum 
İki cihanda maksudum 
Bana seni gerek seni
Cahit Öztelli
Sayfa 174 - Ozgur

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yunus Emre
Alt başlık:
Yaşamı ve Bütün Şiirleri
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754470185
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Özgür Yayınları
İçindekiler
 

Yaşadığı Zaman 
Yunus Emre'nin Soyu Sopu 
Çocukları 
Yunus'un Tarikat Zinciri 
Sarı Saltuk Baba 
Halkın Ermişi Yunus 
Yunus'un Gömülü Olduğu Yer Neresi 
Sarıköy Efsanesi 
Yunus Emre Karamanlıdır 
Belgelerin Sağlamlığı ve Değeri
Karaman'da Yunus'un Zaviyesi
Kirisçi Baba Zaviyesi 
Kirisçi Baba Ayrı, Tirasçı Baba Ayrı 
Evliya Çelebi Karaman'da 
Bir Belge Daha: Konya Salnamesi
Yunus Şeyhdir 
Yunus Emre'nin Felsefesi 
Gerçeği Arayan Yunus 
Ahlakçı Yunus 
Yunus'un Dünya Görüşü
Yunus'un Din Görüşü
Yunus Ümmi Değildir 
Yunus'un Eseri: Risâlet-ün Nushiye 
Yunus'ta Milli Nazım Biçimleri; 
Ölçüler
Kafiye 
Yunus'un Kullandığı Aruz Ölçüleri 
Yunus'un Dili 
Yunus Emre'nin Sanatı 
Fetvalarda Yunus 
Molla Murad'ın Yunus'a Medhiyesi 
Bu Kitap Nasıl Hazırlandı 
İlahiler - Nefesler

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Selcuk B
  • Emrah GDK
  • Neokuyorsunus
  • Enes Özbay
  • Yusuf kaya
  • Semra İnce
  • gece kuşağı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0