Yüreğimin Sesini Dinle (Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'in Devamı...)Susanna Tamaro

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.232
Gösterim
Adı:
Yüreğimin Sesini Dinle
Alt başlık:
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'in Devamı...
Baskı tarihi:
Aralık 2006
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750706899
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ascolta La Mia Voce
Çeviri:
Eren Yücesan Cendey
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
1993'te yayınlanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git adlı romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Susanna Tamaro, bu yeni romanında o büyüleyici öykünün devamını sunuyor okurlarına. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının, uzaklara giden genç torununa yazdığı mektuplardan oluşuyordu. "Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur," diyordu yaşlı kadın, "o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz." Yüreğimin Sesini Dinle'de, artık genç bir kadın olan torun, zorlu bir kimlik arayışı içinde yaşamın anlamının peşine düşer. Bu arayış, hem kendi yüreğine, hem de kutsal topraklara doğru bir yolculuğa çıkarır onu. Kendi öyküsünü keşfetmek için çıktığı bu yolculuğun sonunda, aile evinin tozlu tavanarasında hiç ummadığı bir öyküye kavuşacaktır: Yüreğinin Götürdüğü Yere Git. Tamaro, bu kez, Yüreğimin Sesini Dinle diyor okurlarına: Yaşama bir anlam katmak, öfkeyi sevgiye, kırgınlıkları güce dönüştürmek için...
(Tanıtım Yazısından)

İtalyan yazar Susanna Tamaro'nun dünya çapında büyük başarıya ulaşan ve Türkçe de dahil olmak üzere birçok dile çevrilen romanı Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 12 yıl sonra yeni bir kitapla devam ediyor: Yüreğimin Sesini Dinle.

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının, uzaklara giden torununa yazdığı mektuplardan oluşuyordu. "Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur," diyordu yaşlı kadın, "o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz."

Yüreğimin Sesini Dinle'de ise, artık genç bir kadın olan torun, zorlu bir kimlik arayışı içinde yaşamın anlamının peşine düşüyor. Kitap, genç kadının anneannesine duyduğu öfke ve anneannenin dramatik ölümüyle başlıyor. Kitapta adından hiç söz edilmeyen kadın kahraman, belli ki Tamaro'nun kendisi...

Annesinin intihar ettiğinden, en azından ölmeyi arzuladığından kesinlikle emin olan genç kadın, babasının kim olduğunu hiç bilmez. Anneannesi de ölünce, pek de uyum sağlayamadığı dış dünyayla tüm bağları kopar ve müthiş bir yabancılaşmanın içine düşer. Bir çıkış yolu bulma umuduyla, pek de gönüllü olmadan ama elinde de olmayarak evin tavanarasında yaptığı araştırma onu aile sırlarına ve babasına götürür. Öfkeli, sert, inatçı ve nihilist bir felsefe profesörü olan baba, kızına bile yüreğini açamayınca, aralarında kırık dökük, yaralayıcı bir ilişki başlar.

Kendisiyle iç hesaplaşmaya girişen genç kadın kaderini, kim olduğunu, yaşamın anlamını, iyiliği ve kötülüğü sorgulamaya başlar. Kendi varoluşuna ilişkin sıkıntılarının yanı sıra, dünyanın dönüştüğü forma uyum sağlayamamakta ve Tanrı'yla bir türlü barışamamaktadır. Hep aynı soruyu sorar: Yoksa gökler boş mudur?

Bir seçeneği her şeyi olduğu gibi bırakıp aile evini satarak farklı bir yöne ilerlemek olan genç kadın, zoru seçerek kim olduğunu ve ne istediğini bulmaya karar verir. Bu karar onu kutsal topraklara doğru çetin ve araştırmacı bir yolculuğa yöneltir. Uzak bir akrabanın yardımıyla geçmişinin kimi yönlerini aydınlatmaya, kim olduğunu bulmaya çalışırken kafası iyice karışır. Kendi hikâyesini keşfetmek için çıktığı bu yolculuğun sonunda hiç ummadığı bir hikâyeye kavuşur: "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git."

Kendini tüm şanslarını yitirmiş, gerekli hiçbir soruyu sormamış ve yapayalnız hissettiği bir sürecin sonunda karşısına aidiyet kavramı dikilir. Kaybettiği sevdiklerinin deneyimlerinin onu müthiş bir zenginliğe kavuşturabileceğini keşfeder. Bu, yüreğinde bir hüzün taşımayacak, onların ardından kalan boşluğu hissetmeyecek demek değildir elbette. Ama yine de tünelin ucunda ışık görünmüş, genç kadın hayatta kim olmak ve ne yapmak istediğine ilişkin bir fikre sahip olmuştur.

Yüreğimin Sesini Dinle, başkalarının hikâyelerinde kendi gerçekliğini keşfetmek için yola koyulan genç bir kadının dokunaklı, duyarlı öyküsü...
Kişileri tanıma ile başlayan duygusal yoğunlukla devam eden ve sonunda özümüze dönüşle son bulan bir kitap Yüreğimin Sesini Dinle .... Kitabı keyif alarak okudum, okudukça bir taraftan hüzünlendim bir taraftan da sürekli olarak kendimi ve içinde bulunduğumuz hayatı sorguladım , zaten kitap ister istemez bunu yaptırıyor. Eğer kitaptaki duygusal yoğunluk devam etseydi yarıda kesmek zorunda kalabilirdim çünkü bu kadar hüzün karakterime uygun değil :)) Hayatın için de haliyle her şey mevcut ölüm, aşk , sevgi, hastalık , mutluluk ama ana karakterdeki Sevgili Hanımefendi tüm bunları özümseyerek hayatına devam etmeyi biliyor ama aslında burada tüm Sevgili Kitapseverlere hayatımızla ilgili ışık saçıyor. Sevgili Kitapseverlere yüreklerinin sesini dinlemeleri dileğiyle ...
Açıkçası güzel bir kitaptı fakat biraz sıkıcı yanları vardı. İlk kitabını büyük bir özenle okuduğumu hatırlıyorum üzerinden bayağı bir zaman geçti. İnsanoğlunun en büyük yarasının her şeyi elde edebileceğini düşünmesi ile ortaya çıkan bencilliğin esiri olmasını gayet iyi özetliyordu.
Özellikle de başka değindiği en güzel nokta erkeklerin kadınlar üzerindeki bakış açılarıydı. Ilaria' ya yazılmış mektup birçok erkeğin dile getiremediği eğer kadınlara söylerse elinden kaçırabileceği birçok cümleyi açık yüreklilikle dile getirmiş olmasaydı. Kitabı okuduktan sonra bir kadın olarak bu konuda bilinçlendim diyebilirim.
Kitabın beğendiğim daha doğrusu ilk defa karşılaştığın bir diğer bakış açısı ise iyiliğin, kötülüğün, vahşetin, cennetin bunların hepsinin insanoğlunun ürünü olduğunu ortaya koymasıydı. Hepsinden insan sorumlu tutuluyordu.
Kitap, Yüreğinin Sesini Dinle'ye göre daha farklı bir akıştaydı. Karakterlerin geçmişi irdeleyiş ve ele alışı ilk kitaptakiyle benzer bir unsur olsa da gerek içsel sorgulamalar gerek felsefi incelemeler ve az da olsa sistem eleştirileriyle farklılık oluşturuyordu. Benim için keyifli bir
okuma deneyimi oldu! :)
"Yüreğimin Götürdüğü Yere Git" kitabının devamını kaleme alan yazardan başarılı bir kitap daha. İlk kitapta 80 yaşındaki yaşlı kadını ve torununu ele alan yazar bu kitapta da aynı hikâyeye artık genç bir kadın olan torunun ,yaşamın anlamının peşine düşmesini ele alarak devam etmektedir. İlk kitap ardından beklentileri karşılayan sıcacık bir roman...
Kitabi almadan once "yureginin goturdugu yere git"in devami niteliginde olacagini dusunmustum. Gunluk bulunduktan sonra olacaklari gormeyi bekliyordum. Bu anlamda hayal kirikligina ugratti ama kendi icinde kotu bir kitap degil. Okunabilir.
Her daim, yarattığı karakterleri üzerine kusursuz birer elbise gibi giyebilen yazarların doyumsuz kalemlerine hayran olmaktan kendimi alamamışımdır. Bu öylesine efsunlu, öylesine muazzam bir şeydir ki karakter bir karakter olmanın ötesinde, yazarın benliğine yerleşir. Yazar artık yarattığı karakter olmuştur; yarattığı karaktere benliğinin kapılarını ardına kadar açmış, adeta bir beden, bir ruh, bir can olmuştur.
Bu kusursuz bütünlüğün, yazarında hayat bulan karakterin de yazıya dökülmesi elbette bir o kadar etkileyici olur.

Şüphesiz ki Susanna Tamaro da yarattığı karakterleri üzerine kusursuz birer elbise gibi giyebilen ve bunun verdiği ustalıkla, parmak uçlarından özgür bıraktığı kelimeleri satırlara başarılı biçimde dökebilen o özel kalemlerden biri. Zira Yüreğinin Götürdüğü Yere Git ve devamı niteliğindeki Yüreğimin Sesini Dinle eserlerinde bunu gözlemleyebilmek pek mümkün. Susanna Tamaro, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git eserinde - ki yayınlandığında yazarın henüz 37 yaşında olduğunu göz önünde bulunduracak olursak- 80 yaşındaki bir büyükannenin gözünden, ancak 70'li- 80'li yaşlardaki bir insanın hayat tecrübelerini, kuşaklar arasındaki farklara rağmen bir sonraki kuşağı anlayabilmek adına kurmaya çalıştığı iletişim ve ilişkileri bu denli başarılı bir biçimde kaleme alabilmesi ya da diğer bir deyişle yarattığı karaktere böylesine kusursuz bürünebilmesi gerçekten hayranlık verici bir şey. Öte yandan, Yüreğimin Sesini Dinle eserinde ise bir anda artık belli bir yaşa gelmiş torunun kimliğine bürünüp, bu kez farklı bir kuşağın gözünden yaşananları okuruna aktarabilmesi, yarattığı karakterin yaşına göre bunu analiz edebilmesi -bana göre- yazarın yarattığı karakterleri nasıl birer elbise gibi üzerine kusursuzca giydiğinin en güzel kanıtıdır.

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git eserinin devamı niteliğindeki Yüreğimin Sesini Dinle eseri, ilk kitapta sizi sıcacık şefkatiyle, torununa yazıp içini döktüğü doyumsuz mektuplarıyla karşılayan büyükannenin yazdığı mektupları hiç göndermediği torununun gözünden okuyacağınız bir eser. İlk kitabı tamamlayan, okuruna ikinci bir perspektif sunan Yüreğimin Sesini Dinle, artık yaşını almış torunun kendi geçmişiyle yüzleştiği, geçmişine dair bilinmeyenleri gün yüzüne çıkardığı, velhasıl bu kez kimi zaman anıları yad ettikçe aynı olaylar ekseninde bir başka kuşağın gözünden bir iç döküşün hikayesi. Her satırında büyükanne ve torunu arasındaki kuşak farkını, kurulamayan iletişimi, suçluluk duygularını daha iyi gözlemleyeceğiniz, yine bir o kadar altı çizilesi satırı yüreğinizin heybesinde biriktireceğiniz, yalın anlatımıyla bir solukta okuyabileceğiniz bu güzel esere şans vermenizi ve çıktığınız yolculuğa bu kez de torunun gözünden bakmanızı tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun :)
Okurken, çok duygusal anlar yaşadım. Ama yazarın yüreğinin götürdüğü yere git kitabı kadar etkilemedi beni. Anlatımı ve olay kurgusu sıcacık ve samimi. Sade ve anlaşılır bil dille yazılmış bir kitap.
Kitap kokusuna ihtiyacım olduğu bir anda sahaf da karşıma çıktı. Kuraklaşan yüreğimdeki serapları gerçeğe çeviren bir kitap. Geleceğe yolculuğu geçmişten yapmak gibi bir his verdi
Dikkat spoiler içerir!
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git romanının devamı olan bu kitap da bu sefer torunun gözünden olayları anlatılmıştır. Kimlik arayışı içinde olan torun, anneannesine yaşadıklarını anlatmak ister. Neden birbirlerinden uzaklaştıklarını, annesinin yaşamındaki zorlukları öğrenir. Babasını bulur. Babasını bulduğunda, babasının o bencilliği o umursamaz kişiliği, bir anda kızını sevmek ister. Ona yazdığı mektupda bunu anlatmaya çalışır. Köklerinin yeri olan İsrail'e akrabalarının yanına gider. O zaman kendi köklerini keşfettiği hissetmeye başlar. Anneannesinin kuzeniyle konustuğunda onun düşünceleri yavaş yavaş yerine oturur. Sorular sorarak kendi kişiliği oluşmaya başlar. İtalya'ya döndüğünde Ziraat Fakültesinin Ormancılık Fakültesine başvurmaya karar verdi.Çünkü ağaçlar onun için her şeydir. Kitabın sonunda anneannesinin onun için yazdığı defteri bulur ve onu okumaya başlar.
Susanna Tamaro'nun "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git" adlı romanında hasta bir anneannenin torununa seslenişini görmüştük. "Yüreğimin Sesini Dinle" de ise bu kez torun anneannesine sesleniyor. Onunla ve o öldükten sonra yaşadıklarını kaleme alıyor. Kitap çok güzel ilerliyor. Torunun acısını kalbinizde hissedebiliyorsunuz. Tamaro'nun okuduğum üçüncü kitabı ve hepsini de çok beğendim.
Yüreğinin sesini dinle o kadar derin ki , omrumuzun sonuna kadar da derinliği gitti de artacak. Tüm insanlık için çok özel bir kitap özellikle genç nesil için okunulmasi gereken baskitaplardan bir tanesidir.
“ Hayatımızın hatırladığım ilk anından itibaren seninle benim aramda daima bir kitap olmuştu.”
Susanna Tamaro
Sayfa 21 - Can Yayınları
‘ Senin yazdığın metinde “ aşk “ sözcüğü çok sık geçiyor. Böylesine çok kullanılan ve tüketilen bu sözcüğün arkasında neler gizlendiğini hiç düşündün mü ? ‘
Susanna Tamaro
Sayfa 67 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüreğimin Sesini Dinle
Alt başlık:
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'in Devamı...
Baskı tarihi:
Aralık 2006
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750706899
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ascolta La Mia Voce
Çeviri:
Eren Yücesan Cendey
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
1993'te yayınlanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git adlı romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Susanna Tamaro, bu yeni romanında o büyüleyici öykünün devamını sunuyor okurlarına. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının, uzaklara giden genç torununa yazdığı mektuplardan oluşuyordu. "Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur," diyordu yaşlı kadın, "o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz." Yüreğimin Sesini Dinle'de, artık genç bir kadın olan torun, zorlu bir kimlik arayışı içinde yaşamın anlamının peşine düşer. Bu arayış, hem kendi yüreğine, hem de kutsal topraklara doğru bir yolculuğa çıkarır onu. Kendi öyküsünü keşfetmek için çıktığı bu yolculuğun sonunda, aile evinin tozlu tavanarasında hiç ummadığı bir öyküye kavuşacaktır: Yüreğinin Götürdüğü Yere Git. Tamaro, bu kez, Yüreğimin Sesini Dinle diyor okurlarına: Yaşama bir anlam katmak, öfkeyi sevgiye, kırgınlıkları güce dönüştürmek için...
(Tanıtım Yazısından)

İtalyan yazar Susanna Tamaro'nun dünya çapında büyük başarıya ulaşan ve Türkçe de dahil olmak üzere birçok dile çevrilen romanı Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 12 yıl sonra yeni bir kitapla devam ediyor: Yüreğimin Sesini Dinle.

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının, uzaklara giden torununa yazdığı mektuplardan oluşuyordu. "Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur," diyordu yaşlı kadın, "o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz."

Yüreğimin Sesini Dinle'de ise, artık genç bir kadın olan torun, zorlu bir kimlik arayışı içinde yaşamın anlamının peşine düşüyor. Kitap, genç kadının anneannesine duyduğu öfke ve anneannenin dramatik ölümüyle başlıyor. Kitapta adından hiç söz edilmeyen kadın kahraman, belli ki Tamaro'nun kendisi...

Annesinin intihar ettiğinden, en azından ölmeyi arzuladığından kesinlikle emin olan genç kadın, babasının kim olduğunu hiç bilmez. Anneannesi de ölünce, pek de uyum sağlayamadığı dış dünyayla tüm bağları kopar ve müthiş bir yabancılaşmanın içine düşer. Bir çıkış yolu bulma umuduyla, pek de gönüllü olmadan ama elinde de olmayarak evin tavanarasında yaptığı araştırma onu aile sırlarına ve babasına götürür. Öfkeli, sert, inatçı ve nihilist bir felsefe profesörü olan baba, kızına bile yüreğini açamayınca, aralarında kırık dökük, yaralayıcı bir ilişki başlar.

Kendisiyle iç hesaplaşmaya girişen genç kadın kaderini, kim olduğunu, yaşamın anlamını, iyiliği ve kötülüğü sorgulamaya başlar. Kendi varoluşuna ilişkin sıkıntılarının yanı sıra, dünyanın dönüştüğü forma uyum sağlayamamakta ve Tanrı'yla bir türlü barışamamaktadır. Hep aynı soruyu sorar: Yoksa gökler boş mudur?

Bir seçeneği her şeyi olduğu gibi bırakıp aile evini satarak farklı bir yöne ilerlemek olan genç kadın, zoru seçerek kim olduğunu ve ne istediğini bulmaya karar verir. Bu karar onu kutsal topraklara doğru çetin ve araştırmacı bir yolculuğa yöneltir. Uzak bir akrabanın yardımıyla geçmişinin kimi yönlerini aydınlatmaya, kim olduğunu bulmaya çalışırken kafası iyice karışır. Kendi hikâyesini keşfetmek için çıktığı bu yolculuğun sonunda hiç ummadığı bir hikâyeye kavuşur: "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git."

Kendini tüm şanslarını yitirmiş, gerekli hiçbir soruyu sormamış ve yapayalnız hissettiği bir sürecin sonunda karşısına aidiyet kavramı dikilir. Kaybettiği sevdiklerinin deneyimlerinin onu müthiş bir zenginliğe kavuşturabileceğini keşfeder. Bu, yüreğinde bir hüzün taşımayacak, onların ardından kalan boşluğu hissetmeyecek demek değildir elbette. Ama yine de tünelin ucunda ışık görünmüş, genç kadın hayatta kim olmak ve ne yapmak istediğine ilişkin bir fikre sahip olmuştur.

Yüreğimin Sesini Dinle, başkalarının hikâyelerinde kendi gerçekliğini keşfetmek için yola koyulan genç bir kadının dokunaklı, duyarlı öyküsü...

Kitabı okuyanlar 338 okur

  • SedaO
  • Myse Öztürk
  • Emel Çotur
  • Senem Kocataş
  • Deniz
  • Ülker
  • Mademoiselle
  • Mustafa Yıldız
  • Yağmur Gökmen
  • Mine Oncu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%13.1
25-34 Yaş
%25.7
35-44 Yaş
%38.8
45-54 Yaş
%15
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%0.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%84.9
Erkek
%15.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.1 (12)
9
%6.5 (3)
8
%26.1 (12)
7
%21.7 (10)
6
%8.7 (4)
5
%2.2 (1)
4
%6.5 (3)
3
%0
2
%2.2 (1)
1
%0