Adı:
Yürekteki Hayvan
Baskı tarihi:
Haziran 1997
Sayfa sayısı:
201
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755450841
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Herztier
Çeviri:
Çağlar Tanyeri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Telos Yayıncılık
Edebiyat bugüne kadar, bir diktatörlüğün ne olduğunu hiç böyle anlatmadı. "Yürekteki Hayvan", sürekli korku ve baskı altında yaşama deneyiminin bir öyküsü değil, bir provası. Tehlikeli günlerde arkadaşlıklar hayatın -ya da yoklaşan hayatın- gerçek anlamı durumuna gelir. Arkadaşlar birbirlerine bel bağlar, birbirlerini korur, birbirleri tarafından korunurlar. Bu karşılıklı güven, hayata düşman olan dış dünyadan kurtulmuşluk duygusu yaratır. Ama arkadaşlıklar, insanları hem rahatlatan, hem öfkelerini boşaltma olanağı sağlayan sohbetler ile etkisiz kalan eylemler arasında, kopma noktasına gelir. Aşk filizlenir ve solar. Ot gibi biçilir, yine aynı sürgün verir. Bir arkadaş kendini astıktan ya da pencereden attıktan sonra, artık intihar ile sahneye konmuş cinayet arasında fark yoktur. "İp" ve "pencere" sözcükleri öylesine dev sözcüklere dönüşür ki, bunlar ne tartışılabilir ne de suskunluğa gömülebilir. İkisinin ortası diye bir yer yoktur, ama gene de, yaşayanlar, o olmayan yerde yer almak zorundadır. "Yürekteki hayvan", diktatörlüğün yıkıma uğrattığı arkadaşların öyküsü: Yozlaşma ve sindirmenin, norma karşı çıkma, direnme davranışlarının, yaşamı becerememenin, insanları nasıl kendilerine karşı bir yanlışlığa dönüştürdüğünün öyküsü. İşte size 21. yüzyılın en büyük romancılarından biri: Herta Müller. Bütün dünyanın ilgisini çeken, yayın hakları bir anda 10'dan fazla ülkeye satılan ilginç bir roman: "Yürekteki Hayvan".
Büyülendim en baştan, afalladım sözcük seçimi karşısında... Bu olayı anlayamıyorum, aynı kelimelerin kullanımları üç beş noktalamayla, söz dizilimiyle nasıl bu hale gelebiliyor... Serdar Ortaç'ın bir zamanlar dediği 'Topu topuna 7 nota var kaç ayrı beste yapılabilir ki?' şaşkınlığı içerisindeyim. Gerçi benimki güzelleme onunki farklıydı ya neyse. Kitabın arka kapağındaki ilk cümle bu kitaptan ne beklenebileceğini en çarpıcı şekilde anlatmış aslında. “Edebiyat, bugüne kadar, bir diktatörlüğün ne olduğunu hiç böyle anlatmadı."

Romanya'nın Çavuşesku'su anılıyor bir kaç yerde.Çavuşesku seçimle gelen, öncelikle yumuşak, ezilenleri destekleyen yüzünü gösterip, sonra koltuğa ve çıkarlarına yapışan bir lider. Medya yasağını sadece tek bir kanalın günde 2 saat yayın yapmasına vardırmış, her köşe başında gizli polisin ve ajanların olduğu bir sisteme göz yummuş, doğan her çocuğu devlete (dolayısıyla halka) ait bir mal yapmış, üretimin fazla olmasına rağmen ürünlerin tamamına yakınını dış ülkelere satarak devlet borcunu kapatmaya çalışarak halkın temel besinlere karne ile ulaşmasına sebep olmuş, kendisine o zamanki tüm imkanları zorlayarak acayip lüks bilmem kaç odalı bir 'Büyük Saray' inşa ettirmiş ve sonunda çıkan bir isyanda alaşağı edilip 1989'da canlı yayında kurşuna dizilerek idam edilmiş bir adam.

2009 Nobel ödülü 'the concentration of poetry and the frankness of prose' ( şiirin yoğunluğu ve nesirin açıklığı) sebebiyle Herta Müller'e verilmiş. 4 arkadaşın hikayesi kaleme alınıyor. Bir şiirde olması gerektiği gibi kelimelere fantastik anlamlar yüklenerek bir diktatörlük rejimindeki baskı, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, seçeneklerin sınırlanması ve azınlık olma gibi bilindik konular okunması, takip etmesi zor büyüleyici, çarpıcı bir düzyazı ile dile geliyor. Gerçekten çok yorucu bir anlatım.

Yürekteki Hayvan, yazarın içimizde bir canlı varmışçasına metaforik bir anlam atfederek korkularımıza, heyecanlarımıza, hislerimize uygun gördüğü isim.

Şimdi ayrı bir başlık olarak Nobel Ödülü'nün hak edilme kriterleri, jürinin tarafsızlığı, edebi yön ile siyasi görüşün de ağır basması gibi alengirli tartışmalı konulara girildiğinde (zamanında bizim ülkemizde de yapıldığı gibi) Müller'in de antikomünizm güzellemesi yaptığı için ödüle layık görüldüğü gibi bir sonuca varan karşı görüşler var. Bu konulara hakim okuyucular daha detaylı çıkarımlarda bulunabilir tabii ki, edebiyat alanında verilen ödüllerin geçerliliği hakkında.

Necmettin Zafer in düzenlediği #28516306 etkinlik kapsamında okudum, herkesi Nobelli yazarlara beklerim.
"Edebiyat bugüne kadar, bir diktatörlüğün ne olduğunu hiç böyle anlatmadı. Yürekteki Hayvan, sürekli korku ve baskı altında yaşama deneyiminin bir öyküsü değil, bir provası." diye yazar kitabın tanıtım bülteninde... Sanırım bundan daha doğru cümleler ifade edilemezdi.

Ülkemizde ilk kez 1997 yılında yayınlanan Yürekteki Hayvan, Herta Müller'in 2009 yılında kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü ile birlikte yeniden basılarak, kısa süreli olarak dönemin raflarında öne çıkmıştı. Ben de o yıl bir heves alıp kitaplığımın arkalarında unutmuş bir türlü okuyamamıştım. Kitaplığımdan seçip okumaya başladığım her kitabın bir mesajla, bir anlamla hayatıma girdiğini düşünmüşümdür hep. Bu kitap da aynı bu şekilde oldu. 2016 yılının son günlerinde kitaplığın önünde durmuş, ne okusam diye düşünürken elime aldım ve hiç aklımda yokken tam karşıma çıkan bu kitap benim için şimdiye kadar okuduğum en iyi romanlardan biri oldu.

Herta Müller kitapta Romanya'daki Çavuşesku diktatörlüğü döneminde yaşayan 3 erkek ve 1 kadının arkadaşlığı üzerinden hikayeyi anlatıyor. Alman kökenli Romen kadın karakterin adı kitapta hiç geçmiyor. Bu kadın ve 3 arkadaşı, Edgar, Kurt ve Georg bir şekilde dostluk bağına sarılarak diktatörlük rejimi içerisinde hayatta kalmaya çalışıyorlar. Sürekli takip edilme paranoyası, korku ve baskı gibi yıldırma politikaları karşısında hissettikleri Müller tarafından öyle güzel betimleniyor ki, her bir sayfanın tüm satırlarının altını çizmemek için kendinizi zor tutuyorsunuz. Müller'in kapalı anlatım tekniğine sıklıkla başvurması da bu baskı rejiminde insanların yaşadıkları depresyonu, otosansürle sembolize eden bir tür tercih olarak hikayenin yapısıyla örtüşüyor.

Kitabın ismine gelecek olursak, Almanca aslı "Hertzier" kelimesinin anlamından türetilen Yürekteki Hayvan, her insanın içinde, yüreğinde yatan bir hayvan temsilinden yola çıktığı için tercih edilmiş. Bu anlamda biraz araştırdığımda Türkçe çevirisinin başarısından söz etmemek haksızlık olur. İngilizceye "The Land of Green Plums" yani Yeşil Eriklerin Ülkesi olarak çevrilmesi başlı başına bir hatayken, Türkçedeki çevirisi kitabın ismi ve içeriği açısından son derece başarılı. Bu noktada çevirmen Çağlar Tanyeri'yi yürekten tebrik ediyorum. Okuduğum kitaplardaki çeviri sorunsalı sıklıkla karşılaştığım bir problem olurken, bu kitap gerçekten özgün ve son derece orijinal bir çeviri olarak göze çarpıyor.

Özetle, Yürekteki Hayvan kıymeti bilinememiş bir edebiyat şaheseri, Herta Müller ise 21. yüzyılın en büyük romancılarından biri... Telos Yayınları'ndan çıkan kitabın maalesef baskısı tükenmiş durumda. Sahaflarda ya da şanseseri karşınıza çıkması durumunda mutlaka kütüphanenize eklemeniz ve okumanız gereken bir eser.
Herta Müller'in kitapları denince insanın aklına Çavuşesku, Romanya'daki Alman azınlığı, totaliter rejimler, baskıcı bir toplum gibi temalar geliyor. Roman dili olarak da şiirsel, sert, metaforik, her türlü tasvirden arındırılmış bir dil geliyor. Bu dil korkunun yok ettiği bir neslin ve toplumun portresini anlatır bizlere. Ancak itiraf etmem gerek ki bu dil nedense bana keyif vermekten çok eziyet veriyor. Anlatılan olaya ait bilgiler ve açıklamalar resmen bu dil içinde buhar olup gidiyor ve 5N 1K soruları anlamını yitiriyor sonra da ben ne okudum diye kendinize soruyorsunuz: cevap ortada yok.

Öncelikle kitabın arka planıyla başlayalım. Kitap yarıotobiyografik bir özellik içeriyor. (gerçi çoğu kitabı da benzer unsurlara sahip) Yazar Romanya'da bir öğretmen olarak çalıştığı işinden istifa eder ve Romanya gizli polis teşkilatı adına çalışmayı reddettiği için de Almanya'ya döner. Müller romandaki bazı karakterlerin gerçek hayatta tanıdığı kişiler olduğunu itiraf eder. Zaten yazar bu romanını Çavuşesku rejimi altında öldürülen Romanyalı arkadaşları için yazdığını söyler.

Konuyu birkaç cümleyle şöyle özetleyelim. (Müller'i okuyabilmek ve anlayabilmek için her türlü spoiler'ı seve seve kabul ederim) Lola adlı bir kız üniversite eğitimi için Romanya'ya gelir ancak çok geçmeden olumsuz cinsel deneyimler ve umutsuzluklardan dolayı intihar eder ve bunun sonucunda komünist partiden ihraç edilir. Lola'nın oda arkadaşı ve aynı zamanda anlatıcı bu olayın bir intihar vakası olmadığına inanır. Dikkatleri üzerine çekince de üniversiteden ayrılır, rejim ve baskıdan Almanya'ya kaçar. Bu olaya paralel olarak 4 gencin hikâyesine daha tanık oluruz. Bu gençler daha iyi iş ve yaşam fırsatları için kente göç ederler ancak kırsal bir mekânı andıran bu kentte bile diktatörlüğün her türlü izine rastlarlar. Totaliter rejimlerin korkunç sonuçlarının görüldüğü (özellikle komünizm), aile kavramının ve özgürlüğün kaybolduğu, azınlıkların baskı gördüğü, ifade ve düşünce özgürlüğünün olmadığı o yerde bu dört genç hayatta kalma mücadelesi verir ve sonunda hepsinin kaderi farklı şekilde çizilir.

Son bir not düşecek olursak kitap İngilizceye "Yeşil Erikler Diyarı" olarak çevrilmiş. Kitapta da ham eriklere özellikle dikkat çekiliyor. Rejim yanlılarının sürekli ham erik yediğini görüyoruz. Sanırım bu durum da bize oranın açgözlülüğü ve sömürünün hâkim olduğu bir yer olduğunu gösteriyor. Evet, insan haklarının sömürüldüğü ve istismar edildiği bir diyar.
Önemli değil, dedim. Oysa önemliydi, katlanamadığım, ama değiştiremediğim her şey gibi önemliydi.
Herta Müller
Sayfa 154 - Telos Yayınevi
Bu büyük yakınlık içinde nefret sevgiyi biçebilirdi, çünkü sevgi nasıl olsa ot gibi büyüyüveriyor­du. Ağıza alınan hava kadar ömürleri kısa süren kırgın­lıkları özürler hemen siliyordu. Kavga isteyerek çıkarılı­yor, sözler ise istemeden sarfediliyordu. Öfke bittiğinde
hep, uydurulmuş sözlere başvurmaksızın, sevgi dile geli­yordu. Sevgi hep vardı. Ama kavga sırasında tırnakları­nı çıkarıyordu.
Sustuğumuzda itici oluyoruz, dedi Edgar, konuştuğumuzda ise gülünç.
Herta Müller
Sayfa 9 - Telos Yayıncılık
Bizim varlığımızın da hata olduğunu kanıtladılar. Hataydı, çünkü saçlarımız ve tırnaklarımız uzarken, bu ülkede yaşamımızı orkular içinde yürüyerek, yiyerek, uyuyarak, ve birisini severek sürdürmek zorundaydık, berbere gitmeye ve tırnaklarımızı kesmeye devam ediyorduk.
Herta Müller
Sayfa 9 - Telos Yayıncılık
Almanlar gururlu bir halktır, dedi kürkçü, biz Romenler ise lanetlenmiş köpekler. Korkaklar sürüsü, insan intiharlarda görüyor bunu. Herkes kendini asıyor, ama kendini vuran yok.
Herta Müller
Sayfa 153 - Telos Yayıncılık
İnsan intihar ederek arkadaşlarını nasıl arkasında bırakır diye düşünüyorduk hepimiz. Ve hepimiz, ötekileri düşünmek zorunda olduğumuza ve onlar yüzünden bu kadar ileri gidemediğimize inanarak, hiçbir zaman dile getirmeden birbirimizi suçluyorduk. Böylece herkes kendini haklı çıkarıyor ve ölmek yerine yaşamak durumunda kalmanın suçunu ötekilere yükleyen bu suskunluğu el atında bulunduruyordu.
Herta Müller
Sayfa 183 - Telos Yayıncılık
Herkes tek tek dikkafalı birer koyun. Hepsi birlikte ise açgözlü bir köpek sürüsü.
Herta Müller
Sayfa 22 - Telos Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yürekteki Hayvan
Baskı tarihi:
Haziran 1997
Sayfa sayısı:
201
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755450841
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Herztier
Çeviri:
Çağlar Tanyeri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Telos Yayıncılık
Edebiyat bugüne kadar, bir diktatörlüğün ne olduğunu hiç böyle anlatmadı. "Yürekteki Hayvan", sürekli korku ve baskı altında yaşama deneyiminin bir öyküsü değil, bir provası. Tehlikeli günlerde arkadaşlıklar hayatın -ya da yoklaşan hayatın- gerçek anlamı durumuna gelir. Arkadaşlar birbirlerine bel bağlar, birbirlerini korur, birbirleri tarafından korunurlar. Bu karşılıklı güven, hayata düşman olan dış dünyadan kurtulmuşluk duygusu yaratır. Ama arkadaşlıklar, insanları hem rahatlatan, hem öfkelerini boşaltma olanağı sağlayan sohbetler ile etkisiz kalan eylemler arasında, kopma noktasına gelir. Aşk filizlenir ve solar. Ot gibi biçilir, yine aynı sürgün verir. Bir arkadaş kendini astıktan ya da pencereden attıktan sonra, artık intihar ile sahneye konmuş cinayet arasında fark yoktur. "İp" ve "pencere" sözcükleri öylesine dev sözcüklere dönüşür ki, bunlar ne tartışılabilir ne de suskunluğa gömülebilir. İkisinin ortası diye bir yer yoktur, ama gene de, yaşayanlar, o olmayan yerde yer almak zorundadır. "Yürekteki hayvan", diktatörlüğün yıkıma uğrattığı arkadaşların öyküsü: Yozlaşma ve sindirmenin, norma karşı çıkma, direnme davranışlarının, yaşamı becerememenin, insanları nasıl kendilerine karşı bir yanlışlığa dönüştürdüğünün öyküsü. İşte size 21. yüzyılın en büyük romancılarından biri: Herta Müller. Bütün dünyanın ilgisini çeken, yayın hakları bir anda 10'dan fazla ülkeye satılan ilginç bir roman: "Yürekteki Hayvan".

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • °Yağmur M°
  • Necmettin Zafer
  • Nesrin Ay
  • Hakan
  • Okuyan Baykuş
  • Erdost

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%25 (1)
8
%25 (1)
7
%0
6
%0
5
%25 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0