Yürümek, Koşmak,Yüzmek (Kaçak Beden)

·
Okunma
·
Beğeni
·
141
Gösterim
Adı:
Yürümek, Koşmak,Yüzmek
Alt başlık:
Kaçak Beden
Baskı tarihi:
5 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750843433
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Marcher, Courir, Nager - Le corps en fuite
Çeviri:
Orçun Türkay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapıkredi Yayınları
Mengue Yürümek, Koşmak, Yüzmek’te Rimbaud’nun Habeşistan’daki günlerinden Rousseau ve Kerouac’ta sıkça rastlanan yola koyulma fikrinin felsefi incelemesine, tanrısal tapınma aracı olarak antik spor müsabakalarından bedenin denizde aldığı “oluşlar”a varıncaya dek, spor ve hareket halindeki beden üzerine sistemli düşünce egzersizleri yapıyor.

“Deleuze, istemeden de olsa, Fransız entelektüel seçkinlerin (entelektüel olan­ların, çünkü İngiliz üniversitelerindeki eğitime hayran olan öteki seçkinler, büyük liberal kentsoylu sınıfı başta tenis, golf, kayak, yelkencilik gibi dallar olmak üze­re, spor yapmayı bir onur sorunu olarak görür) sporu içgüdüsel olarak reddedişi­ne kaptırır kendini. Bu imgelerin tersine çevrilmesi ya da düzeltilmesi bu kitabın yazılmasının gerekçelerinden biridir kesinlikle. Entelektüel dünyanın yansıttığı bu basmakalıp görüşler beni her zaman ironik biçimde gülümsetmiştir. Eğiti­mimden, doğal fiziksel yeteneklerimden, ayrıca zihinsel şeyleri olduğu kadar sporu da seven, spor tutkunu bir babanın etkisiyle içime çok erken yaşlarda aşı­lanmış spor aşkından ötürü, onları aynı zamanda birer önyargı gibi görmüşüm­dür. Antik insan ideali de bundan uzakta gezinmiyor, içinde yetiştiğim, dönemin entelektüellerinin, ‘eleştirel’ zihinlerine, özgürleşmek için çabalamalarına kar­şın, (bedenle fiziksel alıştırmaları hor görmeleri nedeniyle) istemeden de olsa tutsağı oldukları Hıristiyan özneleştirme biçimini paramparça ediyordu.”
244 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Kitap, özelikle Lacan ve Deleuze bakış açısıyla ve onların kavramlarıyla (kaçış çizgisi, kayma bedeni, belirsizlik, elementler, nesnesiz arzu gibi) sporun inanç içermeyen bir tapınma ya da tanrısız bir tanrısallık ilişkisini -geçmişten günümüze insanlığın aldığı yolu göz önünde bulundurarak- felsefi açıdan inceliyor. Yazar, kitabın bir yerin şöyle belirtir niyetini: "Deleuze'e göre, felsefe sonsuzluğun bir kısmını korumayı ister. Sanatsa biraz daha sonsuzluk katmayı. Bilim onu çerçeveleyip, ölçülerini bellemek ister. Biz de sporun sonsuzluğun içine girmek, beden aracılığıyla içinde kayıp gitmek istediğini söylüyoruz."
Özellikle "Arthur Rimbaud ve Algılanamaz Oluş" bölümü çok güzel olsa da iddialarını sağlam bir zemine oturtan iddialı bir kitap olmadığını düşünüyorum.
İnsanlar dağların doruklarına, denizdeki dalgaların engin hareketine, ırmakların geniş akışına, çevrelerini saran okyanusa, gökcisimlerinin seyrine hayran olmaktan bıkmazlar, ama kendilerini incelemeyi unuturlar.
Bizim alışkanlığımız açık havada düşünmek - yürüyerek, sıçrayarak, tırmanarak, dans ederek, daha iyisi de yalnız başına dağlarda ya da deniz kıyısında yolun kendisinin bile düşünceli olduğu yerde...
Gezebilecek gücüm olduğunca, yaşamdan zevk alacağım; bu insanların elimden alamayacağı bir haz, çünkü kaynağı içimde.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yürümek, Koşmak,Yüzmek
Alt başlık:
Kaçak Beden
Baskı tarihi:
5 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750843433
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Marcher, Courir, Nager - Le corps en fuite
Çeviri:
Orçun Türkay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapıkredi Yayınları
Mengue Yürümek, Koşmak, Yüzmek’te Rimbaud’nun Habeşistan’daki günlerinden Rousseau ve Kerouac’ta sıkça rastlanan yola koyulma fikrinin felsefi incelemesine, tanrısal tapınma aracı olarak antik spor müsabakalarından bedenin denizde aldığı “oluşlar”a varıncaya dek, spor ve hareket halindeki beden üzerine sistemli düşünce egzersizleri yapıyor.

“Deleuze, istemeden de olsa, Fransız entelektüel seçkinlerin (entelektüel olan­ların, çünkü İngiliz üniversitelerindeki eğitime hayran olan öteki seçkinler, büyük liberal kentsoylu sınıfı başta tenis, golf, kayak, yelkencilik gibi dallar olmak üze­re, spor yapmayı bir onur sorunu olarak görür) sporu içgüdüsel olarak reddedişi­ne kaptırır kendini. Bu imgelerin tersine çevrilmesi ya da düzeltilmesi bu kitabın yazılmasının gerekçelerinden biridir kesinlikle. Entelektüel dünyanın yansıttığı bu basmakalıp görüşler beni her zaman ironik biçimde gülümsetmiştir. Eğiti­mimden, doğal fiziksel yeteneklerimden, ayrıca zihinsel şeyleri olduğu kadar sporu da seven, spor tutkunu bir babanın etkisiyle içime çok erken yaşlarda aşı­lanmış spor aşkından ötürü, onları aynı zamanda birer önyargı gibi görmüşüm­dür. Antik insan ideali de bundan uzakta gezinmiyor, içinde yetiştiğim, dönemin entelektüellerinin, ‘eleştirel’ zihinlerine, özgürleşmek için çabalamalarına kar­şın, (bedenle fiziksel alıştırmaları hor görmeleri nedeniyle) istemeden de olsa tutsağı oldukları Hıristiyan özneleştirme biçimini paramparça ediyordu.”

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Agalloch
  • y
  • Barış Ağca

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%50 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0