Yürüyen Duvar

9,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
1 beğeni  · 
17 gösterim
İlk kez, Melamilik, Mevlevilik, Bektaşilik, Alevilik, Osmanlı, Atatürk ve Yörüklük bir romanda damıtılarak büyüleyici bir şekilde anlatılıyor...

Hazreti Yusuf'un kanlı üç gömleğinden parçalanmış Yugoslavya'ya "Duvar halen Yürüyor"… Hacı Bektaş Veli'den Mevlana'ya, Yunus'tan Kaygusuz Abdal'a, Melami Pirlerinden, Yörüklere, "Duvar halen Yürüyor"…Bu sefer Yörük Osman'nın rüyalarından gerçeğe, Ağlardağ'dan Yunt Dağları'na oradan Toroslar'a…

Yörük Osman rüyalarıyla gerçek arasında, ermişlik mertebesine yükselerek, 600 yıl boyunca yaşanmış zorunlu göçleri, parçalanmışlıkları, büyük acıları, kardeş kavgalarını Melamilik felsefesiyle harmanlayarak aktarıyor… Henüz on yaşında olan Yörük Osman'ın kendini bulma arayışı, Yelova köyündeki dedesi Sufi Mehmet Ağa'nın "herkesin dallardaki yapraklar kadar sayısız günahı vardır" deyişiyle başlıyor. Köy yolunda yürürken çoban köpekleriyle, kuşlarla yaptığı söyleşiler ise artık doğanın bir dili olduğunu bilen Osman'ı, büyük yolculuğa çağırıyor.

Yörük Osman rüyalarında kaybolur, gerçekle düş olanı yan yana yaşar; babası Derviş Mümin'in "melami oğlu hiçbir şeyden korkmaz" diyerek verdiği ilk nasihatıyla korkuyu yenerek olgunluk dönemine erişir. Yörük Osman, babasının nasıl melami dervişi olduğunu merak eder. Derviş Mümin, "gir de gör" dediğinde "on iki sümbül arasındaki bir gül olan melamilik" felsefesini tanımaya başlar. Ustrumcaya "oniki tarikatın gülü olan tarikatlarüstü melamiliği" getiren ise Nurül Arabi oluyor… ve Osman'ın rüyaları, yolculukları derinleşerek anlamlanıyor.

Okuyucunun ilk başta garipseyeceği ve belkide zorlanacağı yazım tarzı, ilerleyen sayfalarda "Yörük Osman"ın güçlü anlatımıyla sarsılarak; okuyanıda içine çeken bir fırtınaya dönüşecek… ve o büyük aynı zamanda büyülü yolcuğun bir seyyahı olan okuyucu, noktayı aramayacak denli nefesini tutacak, virgüle gerek duymayacak çünkü soluklanma ihtiyacı hissetmeyecek… Hacı Bektaş'ın aklı ile yürüttüğü duvarı siz de yürütecek ve "Yörük Osman"ın rüyalarının gerçekle buluşmasına tanık olacaksınız.
  • Baskı Tarihi:
    2014
  • Sayfa Sayısı:
    200
  • ISBN:
    9789944610681
  • Yayınevi:
    Tekin Yayınevi
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 5 Alıntı

şu adem dedikleri
el ayakla baş değil
adem manaya derler
surat ile kaşa değil

Yürüyen Duvar, İlhami Emin (Sayfa 179 - Tekin Yayınevi)Yürüyen Duvar, İlhami Emin (Sayfa 179 - Tekin Yayınevi)

Kaygusuz Abdal'ın Budalanamesi'nde dervişlik
Gah alim oldum gah cahil derviş eğri otur doğru söyle dediler az söyle uz söyle çok söz baş ağrıtır dediler yirmibeşbin yuva gezdim ve seyrettim bilürsen eyüdür bundan eyü seyr olmaz ve yukarusun bilür isen bilmezsen bildiğin olmaz derviş aferin dediler şirin hikayet eyledin amma sözlerin düşün müdür ya hayalin midir ya sayıklar mısın dediler ben alim değilim ilim bilem veli değilim kerametim ola karpuz gibi eğri büğrü bir söz düzüp erenler meydanına kodum gördüğüm menzillerden nişan verdim anlayana bir kitap sözdür anlamayana bin söz dahi desen faidesi yoktur

Yürüyen Duvar, İlhami Emin (Sayfa 94 - Tekin Yayınevi)Yürüyen Duvar, İlhami Emin (Sayfa 94 - Tekin Yayınevi)