·
Okunma
·
Beğeni
·
12
Gösterim
Adı:
Yusuf Has Hacib
Alt başlık:
Bir Uygur Romanı
Baskı tarihi:
Aralık 2020
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752566521
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
İslamiyetin Türklerce kabulünden sonraki bilinen ilk eser Kutadgu Bilig’dir. Sultanlara yol gösteren, avam halka baht ve saadet bahşeden bir hikmetler hazinesidir bu kitap. Atam beni Kutadgu Bilig’in yazarı Yusuf Has Hacip’in mezarına ilk defa getirdiğinde 7 yaşında bir çocuk idim. “Oğlum bu ulu kabirde yatan zâta, kim ki Allah’a sığınarak dua ederse duası kabul olur” dedi. Sonrasında defalarca gittim, yüz sürdüm ve şair olma dileğimi belirttim.
Mezarda yatan zatın, ulu bir âlim, mütefekkir, şair, devlet erbabı olduğunu bildiğimden ona saygım her defasında büyüdü. Vatanımın güzel geleceği gözlerimin önüne geldiğinde onu daha da göresim geliyordu.

Ne çare ki şairlik yıllarımın parladığı gençliğimi Çin zindanları yuttu. Yurdumun gerçeklerini yazdığım şiirler yüzünden on sekiz yaşında atıldığım zindandan kırk sekiz yaşında çıktım. Uçsuz bucaksız çöllerde prangalarla gezdirildim. Kömür ocaklarında, ormanlarda çalıştırıldım. Ayağımı sıkan pranga yüzünden bacağım kopma noktasına geldi.

26 Şubat 1999’da Yusuf Has Hacip’in mezarında dua ederek onun hayat hikâyesini gözlerde canlandırmaya gayret ettiğim elinizdeki bu romana başladım. Altmış üç yaşına girdiğim 7 Haziran 2002 senesinde romanı tamamladım. “Büyük iş yaptın” dedi dostlar. “Hayır, ben büyük iş yapmadım, fakat borcumu eda ettim, hepsi bu kadar” dedim.

Bu romanı, Âlim Yusuf Has Hacip şerefine bağışladım. İstedim ki onun ardından gelenler daha iyisini yazsın, bu millete faydalı birer insan olsunlar.
Çaba bizden, başarı Allah’tan...



(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
" Bu hayatta hepimiz misafiriz evlatlarım. İnsan ne zaman, nerede, nasıl öleceğini bilemez. Ölenden kalan hatıralar birer avuntudur ama insanı diri tutar. Yeter ki o hatıralar iftihar vesilesi, iyi ve hoş anlardan ibaret olsun. Bu yüzden evlatlarım, insana yaşarken kıymet verin ki ölümünde matemini tutmaya yüzünüz olsun. Çünkü hiçbir hatıra dirilik günlerinde yaşananların yerini alamaz. "
" Hacip, oğlunuz çok zeki ama biraz çekingen gibi sanki. Küçüklüğümde ben de öyleydim. Zamanla çekingenliğin, ilim öğrenmenin düşmanı olduğunu gördüm. Bunu anladıktan sonra bilmediklerimi hiç çekinmeden sordum ve öğrendim. Şu anda bile öğreniyorum, hedefe henüz ulaşamadım. İlim, denizin dibindeki bir incidir ve asıl mesele o incinin suyun yüzüne çıkmasıdır. Eğer o cevher sudan çıkmazsa, ha inci olmuş ha bir taş âlileri. Padişah adaletiyle, âlim ilmiyle, şehirler de kendi bağrında kurulan medreseleriyle dünyaya tanıtılır. Bu şehrin namı, Saçiye Medresesi'yle doğudan batıya kadar yayılmıştır. Medresemizde iki yüzden fazla hocamız, binden fazla talebimiz var."
İlim, Allah'ın kullarına bağışladığı zenginlikler içinde en kudretli, en hür, en kıymetli olanıdır. İlmin gelişmesi bütün âlem için faydalıdır. İnsanların sıkıntıdan rahatlığa adım atmaları için konulan bir köprüdür o. Medrese de bu köprüyü ayakta tutar. Bu köprüye adım atan bir insan iğneyle kuyu kazmış gibi tüm gönül çölünün susuzluğunu gidermiş olur."
Hacı Mirzahid Kerimi
Sayfa 254 - kaknüs yayınevi
" Yaratan, Rahman ve Rahim Allah'ın ismiyle başlıyorum. Yerin ve göğün sahibi Ulu Yaratıcı Allah, zafer ve mağlubiyetimizi belirleyicidir ki O, bize büyük nusret ve şeref bağışladı. Bu nusret ve şeref, bizi hak yoluna vasıl eden iki cihan peygamberi Muhammed Aleyhisselam'a mahsustur ki, onun nuru bütün alemi aydınlatır, O'na olan sadakat irademizi mükemmelleştirir.
Ey aslanlarım, Şah İlik Han kardeşim! Size, sadık vezir vüzera, emir ulemaya, danışman haciplere, şeyhülislam önderliğindeki Balasagun halkına malum olsun ki büyük sahibimiz Allah'ın bize verdiği vatanımıza hücum edip giren, kardeşlerimizi katleden Çinli hainlerle iki sene kanlı bir savaş yaparak sonunda şanlı zaferi elde ettik. Çin'in kan içici haydutlarının Yedisu'dan sürüp yok ettik. Kanlarına ekmek doğradık, ciğerlerini kebap edip yedik. Geri kalanları da Orhun Nehri'nin öteki tarafına, bir daha gelemeyecek şekilde sürdük. Çok sayıda Çin askerini imana getirdik. Ganimetleri altlarına ve develerine yükleyip zaferle dönmekteyiz. Cengâhlarda Yüzbaşı Beğdurmuş gibi yüzlerce kahramanımız şehit düştü. Buzağu gibi binlerce yiğidimiz gazi oldu. Şunları bilmeniz lazım ki, düşmana baş eğmeyip kahramanca savaşanları Allah destekliyor ve zafere ulaştırıyor. Düşmana diz çöküp gururunu yere vuranları Allah cezalandırıyor, kötü sonuçlara duçar ediyor, kara günlere mahkûm ediyor.
Gazilerden Bir olan Ödemiş'i zafer haberini ulaştırmak için size gönderdim. Endişe etmeyip bayram havasında bizleri karşılamanızı isteriz.

Hepinizi Allah medetkâr eylesin.
Buğra Karahan Ahmet Binni Ali Toğan Han
Hicri 414, Şaban ayının 19. günü "
"...Akıl Allahü Teala'nın kullarına bağışladığı en mükemmel şeydir. İnsan bu yüzden bütün canlılardan üstün özellikler de yaratılmıştır. Tüm âlemin insan için yaratılmış olması da insana verilen akılla ilgilidir. İşte böyle iken nefsi için aklını kaybedenler dünyada günaha batıp hain, asi, hırsız, hiyanetçi, rüşvetçi, zalim, sahtekar, tecavüzcü, katil, fesatçı, aldatıcı ve katillerden oluyorlar. Her şeyden üstün olan aklın böylesi işlere yönelmiş olması, insanın nefsinin isteklerine yönelmesinin neticesidir. Nefsine düşkün olan insanda akıl çığırından çıkar, kötülüğü egemen kılmaktan başka hiçbir işlevi olmaz. Günlerini açgözlülükle geçirir. iyilerin kuyusunu kazmak, fesat tohumları ekerek başkalarına çamur atmayı görev edinir. Neticede günah sadır olur ve aklını kaybeder. Aklını kaybeden kişi izzet ve hürmetini de kaybeder. Akıldan uzaklaşmak insanı hiçbir zaman huzura kavuşturmaz, mahveder. Sıkıntı ve zillet çeker, böylelikle Allah'ın dediği gibi kendi kendine zulmetmiş olur..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yusuf Has Hacib
Alt başlık:
Bir Uygur Romanı
Baskı tarihi:
Aralık 2020
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752566521
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
İslamiyetin Türklerce kabulünden sonraki bilinen ilk eser Kutadgu Bilig’dir. Sultanlara yol gösteren, avam halka baht ve saadet bahşeden bir hikmetler hazinesidir bu kitap. Atam beni Kutadgu Bilig’in yazarı Yusuf Has Hacip’in mezarına ilk defa getirdiğinde 7 yaşında bir çocuk idim. “Oğlum bu ulu kabirde yatan zâta, kim ki Allah’a sığınarak dua ederse duası kabul olur” dedi. Sonrasında defalarca gittim, yüz sürdüm ve şair olma dileğimi belirttim.
Mezarda yatan zatın, ulu bir âlim, mütefekkir, şair, devlet erbabı olduğunu bildiğimden ona saygım her defasında büyüdü. Vatanımın güzel geleceği gözlerimin önüne geldiğinde onu daha da göresim geliyordu.

Ne çare ki şairlik yıllarımın parladığı gençliğimi Çin zindanları yuttu. Yurdumun gerçeklerini yazdığım şiirler yüzünden on sekiz yaşında atıldığım zindandan kırk sekiz yaşında çıktım. Uçsuz bucaksız çöllerde prangalarla gezdirildim. Kömür ocaklarında, ormanlarda çalıştırıldım. Ayağımı sıkan pranga yüzünden bacağım kopma noktasına geldi.

26 Şubat 1999’da Yusuf Has Hacip’in mezarında dua ederek onun hayat hikâyesini gözlerde canlandırmaya gayret ettiğim elinizdeki bu romana başladım. Altmış üç yaşına girdiğim 7 Haziran 2002 senesinde romanı tamamladım. “Büyük iş yaptın” dedi dostlar. “Hayır, ben büyük iş yapmadım, fakat borcumu eda ettim, hepsi bu kadar” dedim.

Bu romanı, Âlim Yusuf Has Hacip şerefine bağışladım. İstedim ki onun ardından gelenler daha iyisini yazsın, bu millete faydalı birer insan olsunlar.
Çaba bizden, başarı Allah’tan...



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Mehmet Yusuf AKDAĞ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0