Adı:
Yusuf ile Zuleyha
Alt başlık:
Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
224
ISBN:
9753625579
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Nasıl herkese duyurur da sesimi derim: “Bu anlattığınız ben değilim. Ben bu anlattığınız değilim. Yusuf'u ben nasıl yerim? Ben Yusuf'u nasıl yerim?” Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü, ön ayakları ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha ıslandı. Ve devam etti: “Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım. Alnıma sürülen bu kapkara lekeyi neyle, nasıl yıkayayım? Öyle bir leke ki değil bana, yeter kıyametin kopacağı güne değin gelip geçecek tüm torunlarıma. Tek muradım, bütün yaratılmışların sahibi olan Tanrım. Bu ayıpla yaşatamazsın beni. Ya alsın yeni doğmuş bütün kurt yavrularıyla birlikte canımı, kurt neslinin dalı yaprağı burada kesilsin, ya da adım temize çıksın.”
Ben ilk defa Yusuf ile Züleyha'nın hikayesini okudum ve ilk defa bir Nazan Bekiroğlu eserini okudum sonra dedim ki neden daha önce okumamamışım acaba?
Nazan Bekiroğlu ' nun öyle ustaca kullandığı bir dili var ki hayran kaldım, her cümlesi ayrı bir şiirsellikle yazılmış. Çok basit bir cümleyi bile öyle bir yazıyor ki hayran kalmamak elde değildi.
Bir aşk bu kadar güzel anlatılabilirdi. Hem beşeri hem ilahi aşk. ..
Çok güzel bir hikaye, Yûsuf'un Züleyha'nın hissettiklerini siz de hissediyorsunuz neredeyse..
Mutlaka okunması gerekiyor umarım okunur. Keyifli okumalar. :)
Bu inceleme, yaptığım ilk inceleme. Haliyle birazcık heyecanlıyım, lütfen heyecanımı mazur görün. :)

Nazan Bekiroğlu hanımın kalemi, üslubu
çok farklı. Ruha çok iyi gelen, kalbe hitap eden ama bir yandan da zihni yoran bir kalem.
Kitabı okumaya başladığım günden beri kitabın etkisini üzerimde o kadar çok hissettim ki, kitap kelimelerle ifade edemediğim bir ruh haline büründürdü beni. Okudukça kitaplaştım, okudukça iyileştim.

Okunması herkese nacizane tavsiyemdir.
Okurken çok güzel tevafuklarla karşılaştım,
o yüzden isteyenlere bir diğer tavsiyem de Yusuf Suresi ile birlikte okunmasıdır.

İyi okumalar diliyorum..:)

“Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.” (Yusuf suresi/ 3. âyet)

Benzer kitaplar

"Yusuf ile Züleyha” adlı eseri Nazan Bekiroğlu, kitabı altı bölüm şeklinde oluşturmuştur.

-SÖZ BAŞI: Her hikayenin bir başlangıcı, gelişmesi ve sonucu vardır ya hani. Yaptığı o muazzam tasvir ve akıcı üslubu bu bölümde farkedilmektedir.

- YUSUF'UN RÜYASI: Ayeti kerime de geçen “ Bir vakit Yusuf babasına: «Babacığım, ben rüyada onbir yıldızla güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki, onlar bana secde ediyorlar.» dedi.(YÛSUF SÛRESİ/4.) Hz.Yusuf’un başına gelen, ve gelecek olan olaylardan bahsediyor.

DİĞER BÖLÜMÜN KONULARI: Yusuf’un güzelliği, gördüğü rüya, kardeşlerinin kıskançlığı, Hz.Yakub’un Yusuf'a düşkünlüğü, kardeşlerin kıskançlık uğruna Yusuf'u ölüme terketmeleri veya sanmaları.

-ZÜLEYHA'NIN RÜYASI: Züleyha’nın rüyası, pazara düşen Yusuf’u esir olarak yanına alması, Yusuf’un Züleyha’nın yanında büyümesi, Yusuf’a karşı bakışının değişmesi… Mısırlı kadınların Yusuf’un güzelliğine kayıtsız kalmaması, Züleyha’nın Yusuf’u odasına çağırması, gömlek hadisesi ve zindan…

-FİRAVUN'UN RÜYASI: Rüya gören Firavun'un gördüğü rüyanın tabiri için Yusuf’a başvurması anlatılmaktadır.
-YUSUF'UN DUASI: Rabbim! Mülkten bana nasibimi verdin. Ve bana rüya ilmini öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür. Ve beni Salihlerin arasına kat! (Yusûf,101)

- SON SÖZ, YAZININ KADERİ: Nazan Bekiroğlu’nun kitap hakkındaki son sözleri bu bölümün içeriğini oluşturmaktadır.

Kitabı okuyunca daha iyi anlayacağız ama öyle bir kıssa ki Yusuf ile Züleyha, hissemize inanın ki çok şey düşüyor.

Kalbinin bir köşesine dokunan hikaye nedensiz yazılmıyor...

" Şaşılacak kadar eksik kalmayacak mı yine de, bitti zannedilen hikâye?"

Gece birazdan bitecek. Hastaların ıstırabı, uykusuzluğu annelerin, zaman güne değecek...

Kitabı çok beğendim sade , şiirsel ve akıcı insanı yormayan anlatımı var...
Aşkın bir adı da SABIRDI...

Yusuf'un aşkıyla Züleyha öyle bir hale girdi ki , artık her şey ona Yusuf demekti ...

Züleyha , Yusuf'a bir mektup yazmaya başlayınca Yusuf diye başladı Yusuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Ve Züleyha'nın lügatında Yusuf'tan öte sözcük yoktu.

'' Dilim Yusuf'un adından başka bir sözcük telaffuz edemiyorken kuştan , ağaçtan , sudan nasıl söz açarım? Nasıl olur da Yusuf olmayan bir ismi ağzıma alırım?
Bundan sonra dedi Züleyha , nasıl eskisi gibi konuşur , eskisi gibi güler ve ağlarım? ''

''Bundan böyle sözcük dağarcığım Yusuf'un dilinden dökülen sözcükler kadardır. Sadece sözcüklerim değil , hayat sözcükler kadarsa varlığım da Yusuf kadardır.'' dedi.

Ömrünü ayaklarımın altına atacak yiğitler çoktur Mısır ülkesinde ... Ama ille Yusuf ille kölem olan Yusuf görsün beni ...

İşte böyle yalvardı Züleyha Yusuf'un Rabbine . Aşkı o kadar güzel anlatmış ki Nazan Bekiroğlu ...
Mutlaka Okuyun ;)
Uzun zamanıdır Nazan Bekiroğlu okumak istiyordum fakat hangi kitabından başlayacağım konusunda kararsızdım. Yusuf ile Züleyha'dan başlamak nasipmiş. Yazarın çok güzel ve kendine has bir üslubu var okurken hiç yorulmuyorsunuz. Okudukça ordan oraya savruldum. Günümüzde yitip giden değerler üzerinde düşündüm. Mesela üniversite yıllarıma gittim şöyle bir, elimde sallama bir tesbih, tabii tesbih dediğin ağırlığından belli olur. Simsiyah taşları ve üzerinde ki işlemelerle, ağırlığıyla Oltu çok hoşuma gitmişti o zamanlar. Anlatmak istediğimden sapmadan konuya gireyim. O zamanlar sürekli bu tesbihle sabır çeker dururdum. Ezeni ezmek gibi birde gaye edinmiştim. Gördüm ki ezilen günü geldiğinde ezen olabiliyor. Anladım ki insanlar kötü ama kötülük yalnızca onlardan değil biraz da bizim sınavımız bu. Fakat sabretmek gerçekten bu muydu. Sadece sabır dilemek miydi ? Elbette bu değildi. Sabretmek karşınıza çıkan bir sıkıntının, bir bela ve musibetin Allah'tan geldiğini bilmek. Dua etmek namaz kılmak değil miydi. Yusuf kuyuya düştüğünde, zindanlara atıldığında rabbinden başkasına sığındı mı? Rabbinden vaz mı geçti? Peki iffet neydi? O bize unutturulan, filmlerle dalga geçilen iffet. Üç günlük göğe bakmalı aşklarda yitip giden iffet... Dünyanın gelip geçici olduğunu unutmadık mı? Uzadıkça uzar bu yazı, iffet, imtihan, sevgi, gençlik, dua, tövbe, sabır ve daha birçok kelimeyle. Yusuf ile Züleyha...
Yusuf'un güzelliğine, iffetine pranga vurulmaz. Yusuf zindan görmedi, zindan Yusuf'u gördü. https://www.youtube.com/watch?v=BgKJ2mcIQSo
Zindan! lafta iki hece diyor üstad. Zindan! Ne insanlar çürütüyor o zindan, ne masumlar düşüyor o zindana, suçlu olsa da ne mağdurlar düşüyor o zindana. Mesela bugün Çanakkale bir çocuğunu toprağa verdi, diğerini de zindana verecek.
Amentüdendir, Peygamberimizin yeri ayrı ama biz diğer peygamberlere de inanır ve muhabbet besleriz. Ama benim hikayesini en sevdiğim peygamdir Yusuf (a.s), babasıyla sevgisi, kardeşleri tarafından kuyuya atılması, esir pazarları, kölelik, Züleyha'yıve bütün Mısır kadınlarını kendine aşık edecek güzelliği ve nihayet bir iftiraya maruz kalıp zindanlara düşmesi, bitti mi hayır, zindandan sonra ülkenin en önemli yöneticilerinden biri olması ve kardeşleriyle yıllar sonra tekrar karşılaşması..
Bu menkıbeleri çok iyi biliyorum, ekseriyetini teferruatlı bir şekilde okudum, dinledim, bir de Nazan Bekiroğlu'ndan okumak nasip oldu, bu vesileyle de kendisiyle tanışmış oldum, ben daha önce hiç okumamıştım yazarı. Malesef çağımız yazarlarına karşı bir önyargım var ama kitabı beğendim, şelaleyi beğenen amca kadar değil tabi, mikemmel diyemem ama iyiydi, şiir gibi anlatmış olayı, belki hikayeyi bilmiyor olsam daha çok etkilenirdim.
Sana bu Kur'ân'ı vahyetmekle biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu. ( Yusuf, ayet 3 )

O hepimizin bildiği " Yusuf ile Zuleyha " Nazan Bekiroğlu`nun kendine has, şiirsel uslubuyla can bulursa nasıl olur?
Hiç yorulmadan Zuleyha`nın diliyle aşkını okumak güzeldi.

Sondaysa nacizhane bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Uzun süre bundan önce, seyrettiğim bir dizi vardı ( bildiğiniz diziler gibi değil valla :)) ) " Hz. Yusuf " diye. Bu diziyi hepinize tavsiye ediyorum. Çok şey katacaktır size eminim. Linkini de şuralara bir yerlere koyayım belki seyretmek isteyen olur ;

https://www.youtube.com/...KSmXyOdvw7_NpGWTlFjV :)

Keyifli okumalar efendim *_*
Allah kelamı Kur'an-ı Kerim'in 'ahsen-ül kasas' olarak nitelendirilen Yusuf Suresi'ndeki kıssadır; Yusuf Peygamberi, aşkını, imtihanını anlatan. Yusuf ile Züleyha hikâyesi belki de Kur'an ayetleri ile harmanlanarak yüzlerce kez yazılmıştır, fani kalemlerle. Ancak Nazan Bekiroğlu Hocanın kitabı diğerleri arasında bir adım önde bana göre. Nazan Hoca yazı yazmış olmak için yazmıyor, bir kitabın içinde hem ciddiyet, hem şiirsel yazı, hem roman. Okuyucuyu yormadan anlatmak istediğini anlatıyor Nazan Hoca. Çok önemli ve özel bir kitap, kesinlikle tavsiye edilir.
Züleyha , görünürde kuyu gibi gözükse de , saraya giden yoldur gerçekte.. Yusuf, Züleyha kuyusundan saraya varır..demek ki , sarayın yolu kuyudan geçer.. demek ki , Züleyha yoldur
iz'dir Yusuf' a.. Bu yol ulaştırır Züleyhayı Yusufa , Yusufu saraya.. ikisini Yaradana..
Bense seni Yusuf sandım, yandım..
Mutlulukla okunan bir kitabın daha sonuna geldim, Yusuf ile Züleyha'yı herkes dinlemiştir fakat kimse Nazanbekiroğlu gibi anlatmamıştır.
Yusuf'un sabrını, Züleyha'nın sabırsızlığını, aşkını, öfkesini, iman edişini buyrun birden ondan dinleyin.
Genel olarak güzel bir kitap şiirsel bir anlatim var ama bana fazla tekrar yapilmiş kelimelerin gereksiz tekrar edilmesi sıkıcı geldi. Şiirsel seven kişiler varsa okuyabilir. yinede emeğine sağlık.
Yusuf ile Züleyha..Haklarında ne kelam yazılmışsa , hangisi Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün kadar güzel anlatılabilirdi ki.. Yıllar önce öğrenciyken ödünç alıp , tabiri caizse içime çeke çeke , tadına vara vara okumuştum. Bir kadın , bir Peygamber, bir Aşk, bir ihanet ve belki 'Edep' ancak bu kadar güzel, bu kadar naif anlatırdı. Kitap yıllar sonra evleneceğimi düşündüğüm kişiye Züleyha' nın dilinden Nazan Hanımın dediği gibi 'Ne mutlu kalbine sen düşene. Ne mutlu senin kalbine düşene' notuyla ilk hediyem oldu. Nasipte varsa benim kütüphaneme girer diye ümitle.. Ancak onun yorumu sadece ' kıssada farklılıklar olduğu' ydu. Belki de o zaman anlamıştım, 'Kimse kimsenin yerine yanmıyor ve kimsenin yangını kimseye uymuyor' du.. Kütüphanemde hala olmasa da bana aşkı ,hayatı,kelimeleri sevdiren yazar ve kitap :)
Manzum hikaye tarzında bir kitap.Çok çok akıcı olduğunu söyleyemem lakin hem dünyevi hem de ilahi aşkı anlatan bir kitap okumak isteyenlerin tercihi olabilir.Dili çok ağır değil uzun tasvirlere zaman zaman yer verilmiş.
Züleyha evli, Züleyha efendi.Âşıktı, hemde kölesine tutsaktı! Ne kadar ayıptı, ne kadar yasaktı!
Dedikodular gelince Züleyha'nin kulağina dedi: Ateşe düşmeyen yanmayı nerden bilsin? Elini bıçak kesmeyen kanın rengini nasıl öğrensin?
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 99 - 46.baskı
Benim bahtım da sizin bahtlarınız kadar şaşılası,baht defterlerine bakacaksak eger.Anladıgım şu ki baht;
Onu yürüyenle anlamlı!
Ey Yusuf`un Tanrısı, dedi Züleyha.
Hissediyorum ki
Bana Yusuf kadar yakınsın
Bana kalbim kadar yakınsın
Bana benim kadar yakınsın,
yok, dedi Züleyha, bana benden daha yakınsın. Sen benim kalbimdesin.

Yok yok, dedi Züleyha, Rabbim sen benim kalbimde değilsin, sen benim kalbimsin.
Ateşe düşmeyen yanmayı nereden bilsin? Elini bıçak çizmeyen kanın rengini nasıl öğrensin?
Sadece, Rabbim sen en iyisini bilirsin, dedi. Sen en iyisini bilirsin ve böyle olduysa, böyle olması gerekiyor demektir. Sana teslimim.
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 153 - Timaş Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yusuf ile Zuleyha
Alt başlık:
Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
224
ISBN:
9753625579
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Nasıl herkese duyurur da sesimi derim: “Bu anlattığınız ben değilim. Ben bu anlattığınız değilim. Yusuf'u ben nasıl yerim? Ben Yusuf'u nasıl yerim?” Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü, ön ayakları ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha ıslandı. Ve devam etti: “Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım. Alnıma sürülen bu kapkara lekeyi neyle, nasıl yıkayayım? Öyle bir leke ki değil bana, yeter kıyametin kopacağı güne değin gelip geçecek tüm torunlarıma. Tek muradım, bütün yaratılmışların sahibi olan Tanrım. Bu ayıpla yaşatamazsın beni. Ya alsın yeni doğmuş bütün kurt yavrularıyla birlikte canımı, kurt neslinin dalı yaprağı burada kesilsin, ya da adım temize çıksın.”

Kitabı okuyanlar 2.143 okur

  • Fatma Nur
  • Gözde Yüksel Kara
  • Su Damlası
  • Sümeyra Melek
  • Firdevs
  • Ece Şahin
  • Ömer Akgün
  • hilal çetin
  • mehpare
  • Havva Nur Cevher

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.8
14-17 Yaş
%6.6
18-24 Yaş
%26.9
25-34 Yaş
%34.4
35-44 Yaş
%18.2
45-54 Yaş
%4
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.6
Erkek
%19.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.2 (222)
9
%19.8 (112)
8
%20.5 (116)
7
%10.4 (59)
6
%5.8 (33)
5
%2.3 (13)
4
%0.5 (3)
3
%0.4 (2)
2
%0.2 (1)
1
%0.9 (5)

Kitabın sıralamaları