·
Okunma
·
Beğeni
·
58,5bin
Gösterim
Adı:
Yüzbaşının Kızı
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeryüzü Yayınevi
562 syf.
·5 günde·7/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Puşkin'in hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/nljKaOPQcBI

Asteğmenin kızı, teğmenin kızı, üsteğmenin kızı, yüzbaşının kızı, binbaşının kızı, yarbayın kızı, albayın kızı, tuğgeneralin kızı, tümgeneralin kızı, korgeneralin kızı, orgeneralin kızı. Puşkin'in edebiyatında rütbelerin hiyerarşisinin bir önemi var mıdır? Hayır, kendisi rütbeler yerine bu kız sıralamasının bile akla göre yapılması gerektiğini düşünen bir yazardır.

"Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru."

Puşkin'in Dubrovski kitabında girizgahını yaptığı epik türdeki ilk halk ayaklanmasını ve Byelkin'in öykülerindeki lirik romantisizmini bir üst seviyeye çıkardığı eseridir Yüzbaşının Kızı.

Ben de 18. yy'da kendimi III. Petro olarak tanıtsaydım Ruslar bana da inanırdı herhalde. Köylülerin III. Petro'nun simasına bakabilecekleri ve karşılaştırma yapabilecekleri bir telefonları yok, kendilerine her para verene ve biraz laf edene kanmak için hazır bekliyorlar. Odun kesmekten ve hayvanları otlatmaktan canları sıkılmış Rus köylülerinin arasında dünyaya gelseydim ben de Rusya'nın kasvetinden ve siyasi sisteminin diktesinden sıkılıp ayaklanmayı isteyebilirdim. Pugaçev de ayaklanırken aynen bunu yapmış zaten. Pugaçev'in ayaklanmasının açıklaması bir bakıma proletaryanın varoluş problemleri olarak belirtilebilir.

Savaşlar arasında sevgi unutulur mu peki? Tam tersine esas sevgi bir savaştır. Hatta savaş olması gerekir. Çünkü sevginin savaşında da bazen iki bazen de ikiden fazla cephe vardır. Siperlerin arkasında savunmaya geçeriz bazen biz de bu kitaptaki Rus askerleri gibi. Karşıdan bir Pugaçev'in bize doğru saldırıya geçtiğini sanırken aslında bu bir bakıma kalıcı sevgiyi unutup unutmadığımızın bir imtihanıdır. Bu savaşın taktiği ise doğaçlama olmalıdır. Sevginin sınırlarına girmeyi istediğiniz zaman planlı hiçbir taktik işe yaramayabilir, hiç beklemediğiniz yerden bir saldırı alabilir veya karşı cephenin askerlerinin triplerine maruz kalabilirsiniz. Pugaçev aslında geçirgen bir zar gibidir, ona düşen insan bir o tarafa bir bu tarafa yalpalayabilir. İşte bu da kitabın ana karakterinin içinde bulunduğu durumun kısa bir özetidir diyebiliriz.

Şiirleriyle epik bir destanı anlatırmışcasına, eleştirileriyle satirik üsluptaki bir eleştirmeni hatırlatırmışcasına, romantiklikleriyle de lirik üsluptaki bir şairi betimlemişcesine harman edebiyatı sunuyor bize Puşkin. Bunu da yaparken dönem şairlerinin ve şiir ürünlerinin arasında kendisine öz eleştiri yapmayı da ihmal etmiyor olgun bir şekilde.

Erzurum Yolculuğu ise kesinlikle bu kitaptan daha iyiydi. Evet, bu kitapta biraz daha aşk ve dramatik tonlar olabilir ama bunları Dostoyevski'nin daha iyi kurguladığını düşünüyorum. Epik ve savaş içerikli bir eser okunacaksa Puşkin, psikolojik ve romantisizmin daha iyi kurgulandığı bir eser okunacaksa Dostoyevski'yi öneririm.
222 syf.
·1 günde·10/10
İlk defa Puşkinden okuma mutluluğuna erdim...
Kitabın ne zaman bittiğinden haberim olmadı..o kadaaaaarr akıcı bir dili var ki...sayfa sayısı da zaten az.
Sayfalar arasında sürekli anlamlı atasözleri kullanmış ... "Kıyafetini yeniyken, şerefini gençken koru" vs.

Tolstoydan, Dostoyevskiden daha felsefi değil dili ama ben çok mu çok sevdim..mesela Tolstoy bir konu üzerinde iki insanın diyalogundan çok kullanır hatta 6 sayfa bakmışsın geçmiş hala konu üzerinde tartışılıyor ki buna Tolstoy'un "Anna Karenina"sını misal çekebilirim..tam 1200 sayfalık bir kitap...ama Puşkin konuşmaları fazla uzatmayı sevmemiş ki bu da benim çok hoşuma gitti. Başka kitaplarını da okuyacağıma şüphem yok .
İyi okumalar..
213 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Söz konusu Rus edebiyatı olunca kitaba başlamadan önce insanın bir gözü korkmuyor değil.. Ancak korkmasın o gözler, Rus edebiyatından beklenmeyecek şekilde akıcı, insanı yormayan, ağır bir dile sahip olmayan bir kitaptı. Hiç sıkmadı, aktı gitti.
Konu olarak; Nüfuzlu, zengin bir ailenin oğlu olan 17 yaşındaki Pyotr Andreyiç'in memleketinden oldukça uzağa askere gitmesini, burada yüzbasının kızı olan Marya Ivonovna'ya duyduğu aşkını ve o dönemlerde meydana gelen Pugaçov Ayaklanmasını anlatıyor.
Romantizm, aşk gibi konular bayagı geri planda kalmış olmakla beraber yazarın bunu 17 yaşındaki çocugun hislerine uygun bir şekilde işlemiş olduğunu düşünüyorum. Genel olarak Pyotr'u cok sevdim. Fazla iyi kalpli, cesur ve mert bir delikanlıydı.
576 syf.
Savaşı, aşkı ve fedakarlığı konu alan güzel bir dünya klasiği. Sade dili, akıcı anlatımıyla, sıkmadan kendini okutabilen klasiklerden biridir bu kitap. İlk sayfalar biraz diğer sayfalara göre bence heyecansızdı. Ama ortalarda heyecan kazandı.

Ve kitap bittiğinde ne çabuk bitirdim diyor insan.

Sizinde hemen bitirip kitaba hayran kalacağınızı düşünüyorum.

Keyifli okumalar.

Ayrıca bu kitap benim Puşkin den okuduğum ilk eserdi.

Keyifli okumalar dilerim...
Kitapla kalın...
Sihirli günler /*

#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
158 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Savaşın ve aşkın iç içe olduğu bir roman.Ama aşk ikinci planda kaldı benim için.Sadece bunlar değil tabii ki; dürüstlük,cesaret,kin,sadakat,nefret duygularını karakterle özleştirmiş.Cesaret ve dürüstlüğün kesinlikle ana katakter Pyotr Grinyov olduğunu göreceksiniz.Açık sözlü ve doğru olması ona her daim her konuda kazandırmıştır.Aşkı uğruna pek çok kez kendi canını hiçe saymıştır.Kitabın son sayfalarına geldiğinizde çok farklı bir tat bıraktığını anlayacaksınız.
192 syf.
·9 günde·9/10
Kitap hakkında gerçekten tartışılacak ve yazılacak çok şey var. Öncelikle yazarın diline değinmek istiyorum, oldukça açık ve sade bir dili vardı bu nedenle uzun bir aradan sonra ilk defa, bu kelime ne anlama geliyor diye, sözlük kullanma gerekliliği duymadım. Puşkin, Dostoyevski tarafından eserlerinde (Puşkin tavsiyesini, en son Ev Sahibesi’nde gördüm) bilhassa okumamızı istediği bir yazardır ve Dostoyevski bir tavsiyede bulunuyorsa mutlaka o yazar, o deneme, o biyografi, o makale, o roman okunmalıdır diye düşünüyorum.
Kitap, tarihteki Pugaçov isyanını, on yedi yaşındaki genç bir subayın gözünden ele almaktadır ve bunu yaparken de o döneme ait tarihi bilgilendirmelerde bulunur.
Puşkin, atmosfer oluşturma anlamında da gayet başarılı bir iş çıkarmış. Yarattığı psikolojik ortam, yer betimlemeleri ve karakterler, sizi hikâyenin ortasına bırakıyor ve her bir karaktere karşı tutumunuz değişiyor ve sürekli olarak karakterler ile alakalı hislerinizle, yargıda bulunma gereksinimi hissediyorsunuz. Ayrıca Puşkin, kitabı otuzlu yaşlarında yazmasına rağmen ana karakterin on yedi yaşında olduğuna dair şüpheye düşmüyorsunuz. Öyle ki, karakterin fevri hareketleri, düşünmeden giriştiği davranışları ve Marya’ya olan aşkı tamda o yaşa ait psikoloji ile yansıtılmış. İşin ilginç tarafı ise olaylar rastlantısal olarak ilerliyor, birde bu rastlantısal olaylara karakterlerin olumlu-olumsuz davranışları müdahil olunca hikâye garip bir hal alıyor. Daha fazla detay vermeden, Dostoyevski’nun tavsiyesine uyup bu hoş kitabı okumalısınız diye düşünüyorum.
160 syf.
·3 günde
Beklentiler üzer ve hayal kırıklığı yaratır..
Puşkini eleştirecek veya okumasanizda olur gibi ifadeler asla kullanmam zaten haddime de değil. Yalnız Gogol, Turgenyev, Dostoyevski, Tolstoy gibi büyük yazarların etkilendiğini bilmek ve bu yazarların en temel taşının Puşkin olması ister istemez insanda büyük bir beklentiye girmesine neden olmaktadir bu da aynen bende olduğu gibi. Keyif alınacak bi hikâyeyi içerik olarak aşkın en saf hâlini dönemin siyasi rejimini ve rus halkının düştüğü durumu en ince ayrıntısına kadar işlendiğini bu kitapta aşırı beklentiye girmem sonucunda konuyu kaçırarak bitirmeme neden oldu. Sizlerinde aynı hataya düşmemenizi temenni eder keyifli okumalar dilerim.
576 syf.
·Puan vermedi
Emekli olmasına karşın o çok sevdiği askerlik olgusuna ve yıllarca muhafız alay komutanlığını yaptığı çarlığa sıkı sıkı bağlı soylu bir adamın ; oğlunun askerlikten başka bir meslek benimsemesi katlanılmaz olurdu herhalde!
Evet küçüklüğünden beri babasının soylu bir asker olabilmesi için çeşitli eğitimler alan Pyotr Andreyiç nihayet büyümüş , -17 yaşına henüz yeni basmışken- babasının generale yazdığı mektupta belirttiği gibi "eti senin kemiği benim " dercesine ve annesinin gözü yaşlı çaresiz bakışlarıyla , uşakları Savelyiçin gözetiminde ; atandığı ilk görev yerine dogru gitmek uzere yuvadan uçmuştu.
Ne zorlayıcı bir yolculuktu ama !Toy denilebilecek yaşta olan genç adam birçok deneyim sahibi olmuştu bu çetin yolculuk boyunca . Fakat belki de bu yolculuk esnasında biz okuyuculara pek te önemli gözükmeyen cereyan etmiş birkaç olay onun askerlik serüveni boyunca bir şekilde hayatta kalmasına birinci dereceden etki edecekti.
Babasının tecrübe kazanması için generale eti senin kemiği benim derken bile hayal ettiğinden bile kötü bir bozkıra; unutulmaya yüz tutmuş köyden farksız sürgün yeri kıvamında ki bir kaleye gönderilmişti bu askerlik yeminine sadık genç asker. Fakat zamanla askerliğin getirmiş olduğu displini çoktan terk etmiş kale sakinleri ile kısa zamanda iyi dostluklar kuran kahramanımız burada yaşamayı yavaş yavaş sindirmeye başlamışken iyi kalpli kale komutanının kızına aşık olmasıyla bu köy şeklindeki yer ona hediye edilmiş bir cennet haline bürünmüştü artık.
Hangi iyi bir kitap Pyotr Andreyiç adındaki bu soylu askerin , askerlik görevini bitirip sağ salim bir şekilde , hiç birşey olmadan genç kızla evlendiğini yazar ki ! Hele ki bu Aleksandr Puşkin ise !
İşte size iç karışıklıklarla,dört bir yanda kol gezen kazak isyanlarıyla mücadele eden dönemin Rusyası'nı tüm çıplaklığıyla belki de ilk defa milli sayılan ögelere yer vererek anlatmayı başarabilen bu yazar Aleksandr Puşkin ' den başkası olamazdı.
Askerliğe bağlı olduğu kadar aşkına da aynı inançla bağlı olan bu genç adamın mücadele ve fedakarlıklarla dolu serüvenini işleyen Aleksandr Puşkin , bozuk askerlik düzenine, zor zamanlarda köstebek misali inlerine çekilen Derebeylere ve baskıcı yönetim biçimine atıfta bulunmayı da ihmal etmiyor .
Tolstoy, Gorki, Dostoyevski gibi birçok yazara yol açmış böylesine usta bir yazardan böyle bir eseri çok geç okuduğumu düşünerek hayıflanırken siz değerli dostlarıma şiddetle tavsiye ediyorum!.

Aleksandr Puşkin Yüzbaşının Kızı
176 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Rusya' nın ulusal şairi ve modern Rus edebiyatının kurucusudur. Eserleriyle dönemini ve sonrasındaki edebi kişilikleri etkilemiş Dostoyevski, Tolstoy, Gogol, Çehov ve diğer ünlü rus yazarlara ilham kaynağı olmuştur. Roman Puşkin tarzı bir romantizmle başlar ve giderek artan bir gerçekçilik çerçevesinde devam ederek, 18. yy Çarlık Rusya' sından ideal bir kesit sunar. Yüzbaşının Kızı 1836 yılında yazarın talihsiz bir düellodan yaşamını kaybetmesi öncesi yazılmış, akıcı bir anlatıma sahip başarılı tasvirleriyle göz doyuran sürükleyici bir aşk romanıdır.

Romanda Puşkin Pugaçev'in önderliğinde Kazakların 1773 yılında patlak veren büyük bir köylü ayaklanması sırasında soylu bir Rus subayının, görev yaptığı yerdeki bir yüzbaşının kızına olan aşkını anlatır ve dönemin rus derebeylik düzeni ve bürokrasisini de eleştirir. Öyle ki Pugaçov ayaklanmasını tek bir nokta ile değerlendirmez Puşkin. Romanın kahramanı Pyotr Andreyiç, ağır işkencelere maruz kalıp burnu, kulakları kesilen, dili koparılan bir Başkırt gördükten ve aradan yıllar geçtikten sonra bu olayı düşünürken şunları söyler:

"Genç adam! Bir gün bu yazdıklarım bir şekilde eline geçerse, en faydalı, en köklü değişikliklerin, hiçbir zorlayıcı güç olmadan ahlak düzeldiğinde gerçekleşenler olduğunu unutma…"
126 syf.
·2 günde·9/10
Gece yarısı bu kitabı layıkıyla ham yaptım. Akabinde kolları sıvayıp araştırmaya koyuldum çünkü kitap benim nazarımda böyle okunur. Çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane hesabı okuduğum bu kitap içerisinde türlü meseleler mevcut. Tarih, Romantizm,Coğrafya,Sosyalizm,Feodalizm ve daha bir sürü şey. Mesela tarihi olarak meşhur Pugaçev isyanı meselesine değinmek istiyorum. Yemelyan Pugaçev adlı bir Don Kazağı bu arada Kazak demek sadece Orta Asya'da yaşayan Türk kolu anlamına gelmez Slav Kazakları vardır. Ukrayna civarında bunlardan zibille var bu Slav Kazakları kendi içerisinde türlü kollara ayrılmışlardır Zaparojya Kazakları, Don Kazakları gibi ingilizce Cossacks diyerek tabir ediliyor daha çok maceracı gibi manaya geliyormuş hatta bulmaca çözmeyi çok seven varsa bilir Ataman kelimesi bu Kazakların seçimle yönetime gelen başkanlarına verilen admış neyse asıl meseleye dönelim bu Pugaçev isyanı Rusya içerisinde feodal düzene karşı 1917 devrimi öncesi en kapsamlı halk hareketi olarak düşünülüyor sebebi ise yerel halkların (Kumuk, Başkurt, Kazak,Tatar) bu isyana katılıp hatta Rus köylülerinin (Mujik) ve Serflerin (Toprak ile beraber alıp satılan garibanlar) bile bu isyana katıldığı ne tesadüftür Osmanlı-Rus harbi bu dönemlere denk düşmektedir. Küçük Kaynarca antlaşması bizim için toprak kayıplarına nasıl sebep olmuşsa Pugaçev içinde isyanın sonu olmuştur çünkü meşguliyeti biten Rus Çarlık Ordusu tüm gücüyle isyanı bastırmış akabinde isyancı Pugaçev idam edilmiştir bu arada korkmayın kitapla ilgili bir mesele değil bu kitap bu meseleleri kahraman etrafında işliyor hani içine bir çentik zeytin konulan kocaman zeytinli poğaça misali pek bir olay yok panaroma bu anlayacağınız. Gelelim Romantizm meselesine kitapta gerçekten saf, temiz ve samimi bir sevgi var öyle Yıldız Tilbe dinleyip sevdiğine canımdan öte cansın diye mesaj atan bir tip yok veya seversem pis severim olayı yok adam full icraat okursanız görürsünüz yüzbaşının kızı ve bizim kahraman tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş çok uyumlu karaktere sahip iki insan. Coğrafya olayına değinip yazıyı bitirmek istiyorum kitabın ilk bölümlerinde yazar Puşkin kelimelerle üşütüyor adamı Rusya'da Orenburg denilen bugün Kazan kenti yakınlarında olan yeri nefis tasvir etmiş. Ek bilgi Puşkin tek yurt dışı gezisini Erzurum'a yapmış diyorlar. Erzurum Yolculuğu adlı eserini tavsiye ederim. Soyunda Afrika kökenli biri bile varmış uzak coğrafyaları kanında barındıran birisi yani ne yazık ki düello sonucu hayatını kaybetmiş bir yazardır. Yavaştan ben dükkanı kapatayım umarım okur üzerine düşünürsünüz basit bir roman değil tarihi bir perspektifle işlenmiş bir eser gayet memnun kaldım.

ÖZET: Elbiseni yeniyken,şerefini gençken koru...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzbaşının Kızı
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeryüzü Yayınevi

Kitabı okuyanlar 11,2bin okur

  • Yaren
  • Mehmet
  • İbrahim Tan
  • Eda N. COŞGUN
  • Sebahat Turan
  • Ramazan Şahin
  • Elif İpek
  • Aziz işik
  • Ayşenur Gezen
  • Leyla

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.1 (30)
9
%1 (27)
8
%2.1 (59)
7
%1.3 (36)
6
%0.9 (25)
5
%0.4 (12)
4
%0.2 (6)
3
%0 (1)
2
%0 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları