Giriş Yap

Yüzbaşının Kızı

8.010 üzerinden
5,4bin Puan · 757 İnceleme
128 syf.
·
2 günde
Spoiler içerir! Bana göre bir eseri değerli kılan en önemli etmen eserin varlığının hayatın içinden vücuda gelmesidir. *** Gerçekliğin gölgesinde okunan kitabın lezzeti gerçekten mutluluk veriyor. *** Rusya'nın Orta Asya Türk coğrafyasını işgali, istilası orada yaşayan Kazakları çok rahatsız ediyor ve dönem dönem ayaklanmalara yol açıyordu. Çar 3. Petro şaibeli bir şekilde ölür ve Kazak lider Yemenyan Pugaçov kendisinin çar olduğunu ve kendisine yapılan suikasttan kurtulmak için Orta Asya'ya kaçtığını dile getirir ve çevresine topladığı güçlerle isyan başlatır. İşte romanda anlatılan isyancı Pugaçov ismi buradan geliyor. Kitapta da Pugaçov kendisini her an Çar olarak tanıtır. *** Kitabın ana kahramanı Pyotr Andreviç, her ne kadar kitaba Yüzbaşının Kızı adı verilse de... Zira hikâye hem askerliğe hem aşka hem de karmaşık olaylara Pyotr cemre gibi düşüyor. Rahat bir askerlik ve şehir hayatı için Petersburg'a gitmeyi hayal ederken babası tarafından rahatlığa değil hayata alışması için Orenburg'a, eski bir arkadaşına gönderilir. Oradan da Orenburg'a bağlı ücra bir kaleye... Yolda yaşadığı bir olay hayatını etkiler. Farkında olmadan isyancı Pugaçov ile tanışmıştır. Bu tanışıklıkta yaptığı bir iyilik, Pugaçov tarafından iki kez hayatının kurtarılmasına vesile olur. Hatta birinde sevdiği kadının, Maşa'nın, yani Yüzbaşının Kızı'nın da hayatının kurtulmasına vesile olur. Uçarı bir delikanlı olan Pyotr aşkından ötürü hayatını tehlikeye atar. Ancak ufacık bir iyilikle muamelede bulunmak onu düşmanlarına karşı her daim ayakta tutmuştur. Kitabın en önemli mesajı bu olabilir: 'İyilik yap.' Eeee ne demişler: 'İyilik iyidir.' *** Bazen isyan, bazen aşk arka planda kalıp bir diğerini öne çıkarıyor. Tadı damağımda kaldı. Çok nazik bir eser. Sanki okumayı bırakınca kırılacakmış gibi hissettim. Bir günde bitti. Hemen de bitebilirdi ancak güne yaydım, zira dediğim gibi çok tatlıydı hemen biterse lezzet alamam korkusu hâkimdi. Dili olabildiğince sade, anlaşılır. *** Puşkin'in sansür korkusundan ötürü kitabı istediği gibi tamamlayamadığını kitabın en sonundaki ekten anlıyoruz. Yazdığı bir bölümü kitabına alamamış. *** Kitap bitince iki cümle döküldü dilimden... 'Ahhh aşk, ne onurlu bir mücadelesin!' 'Klasik Rus edebiyatı iyi ki varsın!'
Reklam
168 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
6/10 puan
“Daha iyisini bulursan beni unut, Benden kötüsü çıkarsa hatırla beni…” Syf:57 İnsanlara en güçlü duygunun ne olduğu sorulsa verilecek cevaplar arasında ilk dördünü tahmin edebiliyorum: aşk, sevgi, nefret ve öfke. Öyle duygulardır ki karşısında ne olursa olsun yıkmaya hazır hisseder insan kendisini. Daha iyisi ya da daha kötüsü hiç fark etmez. Öyle bir andır ki bunu düşünecek zaman bile yoktur. Yüzbaşının Kızı, vatanseverlik, şeref, onur, sadakat, aşk gibi evrensel değerleri konu alır. Genç subay Pyotr Andreyiç Orenburga görevlendirildiğinde burada kale komutanının kızı Masha ya aşık olur. Bu arada Orenburg yakınlarında Kazakların isyan haberleri de gelmektedir. Bir yanda onur, görev, sadakat, diğer yanda aşkı… Seçim yapmak zorundadır Andreyiç. Sıkıci olmayan, çok güzel bir aşk hikayesini içine alan ve savaş çerçevesi içinde dostun, düşmanın nereden karşına çıkacağını bilemediğin bir hikaye sanki. Aşk bir fedakârlıktır diyebiliriz bu eserde. Kitabın sonunda, bunların gerçekten yaşanmış olduğunu ancak Puşkin’in isimleri değiştirdiğini okuduğum an çok daha fazla etkilendim, yazarın birikimi, hayal ürünü dışında gerçek hikayeler beni daha çok etkiliyor daima. BÖLÜM başlarında verilen Atasözleri, türküler… Size bölüm hakkında genel bir bilgi veriyor ve bölümde ne bulacağınızı anlıyorsun ama adaptasyon , odaklanma sorunum olduğundan ben iki kere okuyunca anladım bazen. Rus edebiyatı başlamak için iyi bir eser ve daha da hoşuma gidiyor. Puşkin arka fonda bize 18. Yüzyıl Çarlık Rusya’sında olup biten neredeyse her şeyi anlatır. Aleksandr Puşkin, Rus edebiyatının kurucusu ve Rusya’nın ulusal şairi olarak kabul edilmiştir. Moskova doğumlu ve soylu bir ailenin en büyük çocuğu olan Puşkin, Çarlık ordusunda subay olarak görev yapmıştır. Daha çok küçükken öğrendiği Fransızca ve Rusça’dan sonra Fransızların şiirlerinden etkilenerek şiirler yazmaya başlamıştır. Henüz yirmi dört yaşındayken Kafkasya’dan döndüğü bir gün Rusya’daki askeri yönetime karşı geldiği düşüncesiyle dört yıl ülkesinden uzak kalmak zorunda bırakılmış. Bu dört yıllık sürgün hayatı Puşkin’e büyük bir ilham kaynağı olmuş, böylece birçok kitabın yazımına sürgün yıllarında başlayarak yaşamının zorlu dönemini dahi yazarak atlatmıştır. Yüksek rütbeli bir subayın kızı Natalya’yla karşılaşmasından sonra kendisine âşık olan Puşkin, evlenme teklifini etmiş olsa bile uzun süre olumlu bir yanıt alamamış. Bir süre sonra evlilik teklifini yinelediğinde Natalya’nın kararsızlığını evliliğe ikna olan ailesi bozmuş ve Puşkin ile evlenmesine razı olmuştur. Natalya ve Puşkin bu evliliklerinde Natalya’nın isteksiz davranışlarını sürekli hissetmişler. Karısı Natalya’ya karşı ilgili olan bir adam ile düelloya tutuşmasının ardından karnından vurulmasıyla hayata gözlerini yuman Aleksandr Puşkin geride hayatından izler taşıyan birçok eser bırakmıştır.
198 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Yüzbaşının Kızı
Roman; Pyotr Andreviç adındaki gencin başından geçen epik ve lirik olaylardan oluşmaktadır. Daha çok aşk romanı olduğu bilinse de bence kitabın canlılığını büyük oranda koruyan, gerçekleşen ayaklanmalardır. Baş karakterimizin Marya ile olan aşkı ise bana Yeşilçam'ın klasiklerini andırdığı için çok hoşuma gitti. Saf aşkı ve onurlu mücadelesi ile Pyotr Andreviç'in bu güzel hikayesi tarihte bir zamanlar yaşanmış olduğundan da romanı ilgi çekici hâle getiriyor. Kitapta Rusların karakterize özellikleri de belirginleştirilmiştir. Okunası bir kitap tavsiye ederim.
562 syf.
·
5 günde
·
7/10 puan
Rütbe hiyerarşileri arasında kalmış insanlar
YouTube kitap kanalımda Puşkin'in hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: youtu.be/nljKaOPQcBI Asteğmenin kızı, teğmenin kızı, üsteğmenin kızı, yüzbaşının kızı, binbaşının kızı, yarbayın kızı, albayın kızı, tuğgeneralin kızı, tümgeneralin kızı, korgeneralin kızı, orgeneralin kızı. Puşkin'in edebiyatında rütbelerin hiyerarşisinin bir önemi var mıdır? Hayır, kendisi rütbeler yerine bu kız sıralamasının bile akla göre yapılması gerektiğini düşünen bir yazardır. "Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru." Puşkin'in Dubrovski kitabında girizgahını yaptığı epik türdeki ilk halk ayaklanmasını ve Byelkin'in öykülerindeki lirik romantisizmini bir üst seviyeye çıkardığı eseridir Yüzbaşının Kızı. Ben de 18. yy'da kendimi III. Petro olarak tanıtsaydım Ruslar bana da inanırdı herhalde. Köylülerin III. Petro'nun simasına bakabilecekleri ve karşılaştırma yapabilecekleri bir telefonları yok, kendilerine her para verene ve biraz laf edene kanmak için hazır bekliyorlar. Odun kesmekten ve hayvanları otlatmaktan canları sıkılmış Rus köylülerinin arasında dünyaya gelseydim ben de Rusya'nın kasvetinden ve siyasi sisteminin diktesinden sıkılıp ayaklanmayı isteyebilirdim. Pugaçev de ayaklanırken aynen bunu yapmış zaten. Pugaçev'in ayaklanmasının açıklaması bir bakıma proletaryanın varoluş problemleri olarak belirtilebilir. Savaşlar arasında sevgi unutulur mu peki? Tam tersine esas sevgi bir savaştır. Hatta savaş olması gerekir. Çünkü sevginin savaşında da bazen iki bazen de ikiden fazla cephe vardır. Siperlerin arkasında savunmaya geçeriz bazen biz de bu kitaptaki Rus askerleri gibi. Karşıdan bir Pugaçev'in bize doğru saldırıya geçtiğini sanırken aslında bu bir bakıma kalıcı sevgiyi unutup unutmadığımızın bir imtihanıdır. Bu savaşın taktiği ise doğaçlama olmalıdır. Sevginin sınırlarına girmeyi istediğiniz zaman planlı hiçbir taktik işe yaramayabilir, hiç beklemediğiniz yerden bir saldırı alabilir veya karşı cephenin askerlerinin triplerine maruz kalabilirsiniz. Pugaçev aslında geçirgen bir zar gibidir, ona düşen insan bir o tarafa bir bu tarafa yalpalayabilir. İşte bu da kitabın ana karakterinin içinde bulunduğu durumun kısa bir özetidir diyebiliriz. Şiirleriyle epik bir destanı anlatırmışcasına, eleştirileriyle satirik üsluptaki bir eleştirmeni hatırlatırmışcasına, romantiklikleriyle de lirik üsluptaki bir şairi betimlemişcesine harman edebiyatı sunuyor bize Puşkin. Bunu da yaparken dönem şairlerinin ve şiir ürünlerinin arasında kendisine öz eleştiri yapmayı da ihmal etmiyor olgun bir şekilde. Erzurum Yolculuğu ise kesinlikle bu kitaptan daha iyiydi. Evet, bu kitapta biraz daha aşk ve dramatik tonlar olabilir ama bunları Dostoyevski'nin daha iyi kurguladığını düşünüyorum. Epik ve savaş içerikli bir eser okunacaksa Puşkin, psikolojik ve romantisizmin daha iyi kurgulandığı bir eser okunacaksa Dostoyevski'yi öneririm.
·
5 yorumun tümünü gör
Reklam
2
77
765 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42