Yüzbaşının Kızı

·
Okunma
·
Beğeni
·
25.174
Gösterim
Adı:
Yüzbaşının Kızı
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059133302
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Капитанская дочка
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Çatı Yayınları
Ünlü Rus yazar Aleksandr Puşkin’in Dünya klasikleri arasında yerini alan romanı Yüzbaşının Kızı, vatanseverlik, şeref, onur, sadakat, aşk gibi evrensel değerleri konu alır.


Genç subay Pyotr Andreyiç Orenburg’a görevlendirildiğinde burada kale komutanının kızı Masha’ya aşık olur. Fakat burada tanıştığı ve yakın arkadaş olduğu teğmen Savabin’de Masha’ya aşıktır. Bu arada Orenburg yakınlarında Kazakların isyan haberleri gelmektedir.


Bir yanda onur, görev, sadakat, diğer yanda aşkı… Seçim yapmak zorundadır Andreyiç.


Bir aşk hikayesini okuruz bu romanda belki ama Puşkin arka fonda bize 18. Yüzyıl Çarlık Rusya’sında olup biten neredeyse her şeyi anlatır.


Arabanın üzerinde giderken durumun ne kadar kritik ve vahim olduğunu yeni fark ediyor, olanlara üzülmekten kendimi alamıyordum. Kaybettiğim yüz ruble benim için oldukça önemli bir rakamdı. Keyfim iyice kaçmış, kötü düşünceler beynime hücum etmeye başlamıştı. Yaptıklarımın ne kadar yanlış olduğunu, zavallı Salyeviç’i kırmamam gerektiğini kendi kendime itiraf ediyordum.


İçimde fırtınalar kopuyor, üzüntü bütün benliğimi sarıyordu. Savelyiç ise benden yediği darbe ile hayata küsmüştü sanki. Bana darıldığı gibi, sırtını da dönmüştü ve yola donuk gözlerle bakıyordu. Hele arada bir inlemesi yok muydu, beni can evimden vuruyordu. Ne yapıp edip onunla barışmalı, kendimi affettirmeliydim. Ama sözler boğazımda düğümlenmişti sanki. Bir türlü çıkmıyordu ağzımdan.
198 syf.
·23 günde·8/10
Toplamı 174 sayfa olan bir kitap. İlk 50-60 sayfasını okuyup bir kenara bırakmıştım. Fakat bugün elime aldım ve bitirmeden bırakamadım. Demek içine aldığı yer oralardan sonra başlıyor.

Samimi ve sıcak bir üslubu var. Adından da anlaşılabileceği gibi bir yüzbaşının kızına duyulan aşk son derece yalın bir yaklaşımla gözler önüne seriyor.

Saygı değer bir Rus generalin oğlunu adam edilmesi için yine onun gibi bir asker olan eski arkadaşlarından birinin yanına göndermesi ile başlıyor.

Keyifle okudum. Çevirisi gayet iyiydi. Atasözleri ve deyimler yerli yerindeydi. İsimler Rusça olmasa Türk bir yazar yazdı diyebilirdim neredeyse. Tamam, Türk bir yazar da Rusça isimler kullanabilir diyecekler olacaktır. Ama onları boş verin. Sizin, ne demek istediğimi anladığınızdan yana şüphem yok.

Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
222 syf.
·1 günde·10/10
İlk defa Puşkinden okuma mutluluğuna erdim...
Kitabın ne zaman bittiğinden haberim olmadı..o kadaaaaarr akıcı bir dili var ki...sayfa sayısı da zaten az.
Sayfalar arasında sürekli anlamlı atasözleri kullanmış ... "Kıyafetini yeniyken, şerefini gençken koru" vs.

Tolstoydan, Dostoyevskiden daha felsefi değil dili ama ben çok mu çok sevdim..mesela Tolstoy bir konu üzerinde iki insanın diyalogundan çok kullanır hatta 6 sayfa bakmışsın geçmiş hala konu üzerinde tartışılıyor ki buna Tolstoy'un "Anna Karenina"sını misal çekebilirim..tam 1200 sayfalık bir kitap...ama Puşkin konuşmaları fazla uzatmayı sevmemiş ki bu da benim çok hoşuma gitti. Başka kitaplarını da okuyacağıma şüphem yok .
İyi okumalar..
  • Ölü Canlar
    7.8/10 (1.079 Oy)1.086 beğeni4.627 okunma1.721 alıntı27.148 gösterim
  • Savaş ve Barış
    8.7/10 (1.065 Oy)1.272 beğeni4.513 okunma2.953 alıntı42.040 gösterim
  • Madame Bovary
    7.8/10 (1.200 Oy)1.115 beğeni5.965 okunma1.689 alıntı36.546 gösterim
  • Budala
    8.5/10 (1.089 Oy)1.251 beğeni4.152 okunma4.456 alıntı41.753 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.2/10 (1.966 Oy)1.916 beğeni7.475 okunma2.710 alıntı50.066 gösterim
  • Ana
    8.7/10 (1.804 Oy)1.986 beğeni7.000 okunma4.318 alıntı37.719 gösterim
  • Anna Karenina
    8.8/10 (1.608 Oy)1.908 beğeni6.151 okunma3.867 alıntı49.456 gösterim
  • Monte Cristo Kontu
    9.0/10 (1.424 Oy)1.396 beğeni4.592 okunma2.267 alıntı37.398 gösterim
  • Vadideki Zambak
    7.8/10 (1.911 Oy)1.923 beğeni8.722 okunma5.164 alıntı54.737 gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.1/10 (1.642 Oy)1.928 beğeni5.134 okunma6.166 alıntı50.516 gösterim
213 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Söz konusu Rus edebiyatı olunca kitaba başlamadan önce insanın bir gözü korkmuyor değil.. Ancak korkmasın o gözler, Rus edebiyatından beklenmeyecek şekilde akıcı, insanı yormayan, ağır bir dile sahip olmayan bir kitaptı. Hiç sıkmadı, aktı gitti.
Konu olarak; Nüfuzlu, zengin bir ailenin oğlu olan 17 yaşındaki Pyotr Andreyiç'in memleketinden oldukça uzağa askere gitmesini, burada yüzbasının kızı olan Marya Ivonovna'ya duyduğu aşkını ve o dönemlerde meydana gelen Pugaçov Ayaklanmasını anlatıyor.
Romantizm, aşk gibi konular bayagı geri planda kalmış olmakla beraber yazarın bunu 17 yaşındaki çocugun hislerine uygun bir şekilde işlemiş olduğunu düşünüyorum. Genel olarak Pyotr'u cok sevdim. Fazla iyi kalpli, cesur ve mert bir delikanlıydı.
562 syf.
·5 günde·7/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda en sevdiğim 5 Puşkin alıntısını yorumladım:
https://youtu.be/Ni2VuOJ3D34

Asteğmenin kızı, teğmenin kızı, üsteğmenin kızı, yüzbaşının kızı, binbaşının kızı, yarbayın kızı, albayın kızı, tuğgeneralin kızı, tümgeneralin kızı, korgeneralin kızı, orgeneralin kızı. Puşkin'in edebiyatında rütbelerin hiyerarşisinin bir önemi var mıdır? Hayır, kendisi rütbeler yerine bu kız sıralamasının bile akla göre yapılması gerektiğini düşünen bir yazardır.

"Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru."

Puşkin'in Dubrovski kitabında girizgahını yaptığı epik türdeki ilk halk ayaklanmasını ve Byelkin'in öykülerindeki lirik romantisizmini bir üst seviyeye çıkardığı eseridir Yüzbaşının Kızı.

Ben de 18. yy'da kendimi III. Petro olarak tanıtsaydım Ruslar bana da inanırdı herhalde. Köylülerin III. Petro'nun simasına bakabilecekleri ve karşılaştırma yapabilecekleri bir telefonları yok, kendilerine her para verene ve biraz laf edene kanmak için hazır bekliyorlar. Odun kesmekten ve hayvanları otlatmaktan canları sıkılmış Rus köylülerinin arasında dünyaya gelseydim ben de Rusya'nın kasvetinden ve siyasi sisteminin diktesinden sıkılıp ayaklanmayı isteyebilirdim. Pugaçev de ayaklanırken aynen bunu yapmış zaten. Pugaçev'in ayaklanmasının açıklaması bir bakıma proletaryanın varoluş problemleri olarak belirtilebilir.

Savaşlar arasında sevgi unutulur mu peki? Tam tersine esas sevgi bir savaştır. Hatta savaş olması gerekir. Çünkü sevginin savaşında da bazen iki bazen de ikiden fazla cephe vardır. Siperlerin arkasında savunmaya geçeriz bazen biz de bu kitaptaki Rus askerleri gibi. Karşıdan bir Pugaçev'in bize doğru saldırıya geçtiğini sanırken aslında bu bir bakıma kalıcı sevgiyi unutup unutmadığımızın bir imtihanıdır. Bu savaşın taktiği ise doğaçlama olmalıdır. Sevginin sınırlarına girmeyi istediğiniz zaman planlı hiçbir taktik işe yaramayabilir, hiç beklemediğiniz yerden bir saldırı alabilir veya karşı cephenin askerlerinin triplerine maruz kalabilirsiniz. Pugaçev aslında geçirgen bir zar gibidir, ona düşen insan bir o tarafa bir bu tarafa yalpalayabilir. İşte bu da kitabın ana karakterinin içinde bulunduğu durumun kısa bir özetidir diyebiliriz.

Şiirleriyle epik bir destanı anlatırmışcasına, eleştirileriyle satirik üsluptaki bir eleştirmeni hatırlatırmışcasına, romantiklikleriyle de lirik üsluptaki bir şairi betimlemişcesine harman edebiyatı sunuyor bize Puşkin. Bunu da yaparken dönem şairlerinin ve şiir ürünlerinin arasında kendisine öz eleştiri yapmayı da ihmal etmiyor olgun bir şekilde.

Erzurum Yolculuğu ise kesinlikle bu kitaptan daha iyiydi. Evet, bu kitapta biraz daha aşk ve dramatik tonlar olabilir ama bunları Dostoyevski'nin daha iyi kurguladığını düşünüyorum. Epik ve savaş içerikli bir eser okunacaksa Puşkin, psikolojik ve romantisizmin daha iyi kurgulandığı bir eser okunacaksa Dostoyevski'yi öneririm.
160 syf.
Beklentiler üzer ve hayal kırıklığı yaratır..
Puşkini eleştirecek veya okumasanizda olur gibi ifadeler asla kullanmam zaten haddime de değil. Yalnız Gogol, Turgenyev, Dostoyevski, Tolstoy gibi büyük yazarların etkilendiğini bilmek ve bu yazarların en temel taşının Puşkin olması ister istemez insanda büyük bir beklentiye girmesine neden olmaktadir bu da aynen bende olduğu gibi. Keyif alınacak bi hikâyeyi içerik olarak aşkın en saf hâlini dönemin siyasi rejimini ve rus halkının düştüğü durumu en ince ayrıntısına kadar işlendiğini bu kitapta aşırı beklentiye girmem sonucunda konuyu kaçırarak bitirmeme neden oldu. Sizlerinde aynı hataya düşmemenizi temenni eder keyifli okumalar dilerim.
192 syf.
·9 günde·9/10
Kitap hakkında gerçekten tartışılacak ve yazılacak çok şey var. Öncelikle yazarın diline değinmek istiyorum, oldukça açık ve sade bir dili vardı bu nedenle uzun bir aradan sonra ilk defa, bu kelime ne anlama geliyor diye, sözlük kullanma gerekliliği duymadım. Puşkin, Dostoyevski tarafından eserlerinde (Puşkin tavsiyesini, en son Ev Sahibesi’nde gördüm) bilhassa okumamızı istediği bir yazardır ve Dostoyevski bir tavsiyede bulunuyorsa mutlaka o yazar, o deneme, o biyografi, o makale, o roman okunmalıdır diye düşünüyorum.
Kitap, tarihteki Pugaçov isyanını, on yedi yaşındaki genç bir subayın gözünden ele almaktadır ve bunu yaparken de o döneme ait tarihi bilgilendirmelerde bulunur.
Puşkin, atmosfer oluşturma anlamında da gayet başarılı bir iş çıkarmış. Yarattığı psikolojik ortam, yer betimlemeleri ve karakterler, sizi hikâyenin ortasına bırakıyor ve her bir karaktere karşı tutumunuz değişiyor ve sürekli olarak karakterler ile alakalı hislerinizle, yargıda bulunma gereksinimi hissediyorsunuz. Ayrıca Puşkin, kitabı otuzlu yaşlarında yazmasına rağmen ana karakterin on yedi yaşında olduğuna dair şüpheye düşmüyorsunuz. Öyle ki, karakterin fevri hareketleri, düşünmeden giriştiği davranışları ve Marya’ya olan aşkı tamda o yaşa ait psikoloji ile yansıtılmış. İşin ilginç tarafı ise olaylar rastlantısal olarak ilerliyor, birde bu rastlantısal olaylara karakterlerin olumlu-olumsuz davranışları müdahil olunca hikâye garip bir hal alıyor. Daha fazla detay vermeden, Dostoyevski’nun tavsiyesine uyup bu hoş kitabı okumalısınız diye düşünüyorum.
126 syf.
·2 günde·9/10
Gece yarısı bu kitabı layıkıyla ham yaptım. Akabinde kolları sıvayıp araştırmaya koyuldum çünkü kitap benim nazarımda böyle okunur. Çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane hesabı okuduğum bu kitap içerisinde türlü meseleler mevcut. Tarih, Romantizm,Coğrafya,Sosyalizm,Feodalizm ve daha bir sürü şey. Mesela tarihi olarak meşhur Pugaçev isyanı meselesine değinmek istiyorum. Yemelyan Pugaçev adlı bir Don Kazağı bu arada Kazak demek sadece Orta Asya'da yaşayan Türk kolu anlamına gelmez Slav Kazakları vardır. Ukrayna civarında bunlardan zibille var bu Slav Kazakları kendi içerisinde türlü kollara ayrılmışlardır Zaparojya Kazakları, Don Kazakları gibi ingilizce Cossacks diyerek tabir ediliyor daha çok maceracı gibi manaya geliyormuş hatta bulmaca çözmeyi çok seven varsa bilir Ataman kelimesi bu Kazakların seçimle yönetime gelen başkanlarına verilen admış neyse asıl meseleye dönelim bu Pugaçev isyanı Rusya içerisinde feodal düzene karşı 1917 devrimi öncesi en kapsamlı halk hareketi olarak düşünülüyor sebebi ise yerel halkların (Kumuk, Başkurt, Kazak,Tatar) bu isyana katılıp hatta Rus köylülerinin (Mujik) ve Serflerin (Toprak ile beraber alıp satılan garibanlar) bile bu isyana katıldığı ne tesadüftür Osmanlı-Rus harbi bu dönemlere denk düşmektedir. Küçük Kaynarca antlaşması bizim için toprak kayıplarına nasıl sebep olmuşsa Pugaçev içinde isyanın sonu olmuştur çünkü meşguliyeti biten Rus Çarlık Ordusu tüm gücüyle isyanı bastırmış akabinde isyancı Pugaçev idam edilmiştir bu arada korkmayın kitapla ilgili bir mesele değil bu kitap bu meseleleri kahraman etrafında işliyor hani içine bir çentik zeytin konulan kocaman zeytinli poğaça misali pek bir olay yok panaroma bu anlayacağınız. Gelelim Romantizm meselesine kitapta gerçekten saf, temiz ve samimi bir sevgi var öyle Yıldız Tilbe dinleyip sevdiğine canımdan öte cansın diye mesaj atan bir tip yok veya seversem pis severim olayı yok adam full icraat okursanız görürsünüz yüzbaşının kızı ve bizim kahraman tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş çok uyumlu karaktere sahip iki insan. Coğrafya olayına değinip yazıyı bitirmek istiyorum kitabın ilk bölümlerinde yazar Puşkin kelimelerle üşütüyor adamı Rusya'da Orenburg denilen bugün Kazan kenti yakınlarında olan yeri nefis tasvir etmiş. Ek bilgi Puşkin tek yurt dışı gezisini Erzurum'a yapmış diyorlar. Erzurum Yolculuğu adlı eserini tavsiye ederim. Soyunda Afrika kökenli biri bile varmış uzak coğrafyaları kanında barındıran birisi yani ne yazık ki düello sonucu hayatını kaybetmiş bir yazardır. Yavaştan ben dükkanı kapatayım umarım okur üzerine düşünürsünüz basit bir roman değil tarihi bir perspektifle işlenmiş bir eser gayet memnun kaldım.

ÖZET: Elbiseni yeniyken,şerefini gençken koru...
562 syf.
·9 günde·9/10
Puşkin'in öykü ve romanlarının toplandığı bu eserde on beş adet öykü ve roman bulunmakta. İş Bankası Kültür Yayınları, bu on beş öykü ve romanı zamandizinsel bir sıralama ile okurlara sunmuş. Bunu yapmakla gerçekten de çok iyi yapmış bana göre. Yazarın ilk roman denemesi olan Büyük Petro'nun Arabı'ndaki ve diğer başlangıç eserlerindeki eksiklikler, kitapta ve zamandizinsel sıralamada ilerledikçe çok daha iyi fark ediliyor. Şüphesiz bu da Puşkin'in nereden nereye geldiğini gösteriyor. Kısa bir sürede bu denli ustalaşabilmek kolay şey değil. Bunlar elbette ki zamandizinsel sıralamada çok daha iyi seçiliyor. Çünkü kitap, ortalardan sonra mükemmel bir hale geliyor. Bunun sebebi elbette ki Puşkin'in kaleminin yerli yerine gelmesi denebilir. Dubrovski olsun, Yüzbaşının Kızı olsun diğerlerinden özgün ve çok ileride eserler. Bu değişim elbette ki yazarın yazı dilinde sınırlı kalmıyor. Kitabın başlarındaki eserleri hep benzer konulardan bahsederken, kitabın ortasından sonra eserlerin bahsettiği konular farklılaştığı için eserler kendini okutmaya başlıyor. Ayrıca eserlerinde o bilindik Rus klasiklerinin temelleri de kolaylıkla seçilebiliyor. Tolstoy'u etkileyen savaş ve doğa tasvirlerinden tutun da Dostoyevski'yi ve Gonçarov'u etkileyen karakter analizleri ve daha neler neler. Hakikaten de öyle güzel doğa tasvirleri var ki kitapta adeta Puşkin ile birlikte siz de seyahat halindeymiş gibi hissediyorsunuz. Bu gerçeklikten çıkmak istemiyorsunuz. Doğa tasvirlerinin en çok olduğu 1829 Seferi Sırasında Erzurum'a Yolculuk eserini sona koydukları için yayınevine mi kızayım yoksa bu eseri zamansal olarak en sonda yazdığı için Puşkin'e mi bilemedim. Öyle ki, Puşkin'in bu eserini okurken yavaş yavaş okumak zorunda kalıyorsunuz; tasvirler bitmesin diye. Yanılmıyorsam 1829 Seferi Sırasında Erzurum'a Yolculuk eserini Puşkin kendi anlık kişisel gözlemlerinden yola çıkarak yazmış. Yine aynı eserde anlatımlarını dönemin siyasal kaygılarını bir yana bırakarak resmetmiş Puşkin. Kitabın başında, önsözde verilen örneği ben de vermek isterim: "Yolda yanlamasına uzanmış yatan genç bir Türk'ün cesedi önünde durdum. 18 yaşlarında bir delikanlıydı bu. Bir kızınkini andıran solgun yüzü henüz tazeliğini yitirmemişti. Sarığı tozlar içinde, yatıyordu. Tıraşlı ensesinde bir kurşun yarası vardı..." Hiçbir siyasal düşünceye kapılmadan yazılmış bu bölüm bile Puşkin'in ustalığını kanıtlıyor zannımca. Bir eserde yazarın siyasete girmesi çok kolaydır, asıl zor olan siyaseti eserine bulaştırmamasıdır. İşte Puşkin bunu zorlanmadan başarıyor. Bu, onun ustalığını kanıtlamasının yanı sıra insancıllığını da gözler önüne seriyor. Rus edebiyatının bu öncüsünü okumak ayrı bir keyif verdi bana kitap boyunca. Keşke 38 yaşında hayata veda etmeseydi de daha fazla eser bıraksaydı dedim onu okudukça. Bu kısacık hayata tüm bu kültürel aktiviteyi sığdırmak ise ayrı bir ustalık tabii ki.
198 syf.
·8/10
Yüzbaşının Kızı, 1770'lerde Kuzey Rusya'da Kazak Yemelyan Pugaçov'un liderliğinde gerçekleşen bir köylü isyanını temel alıyor. Kısacık bir roman. Yapmacıksız, akıcı, ve sade. Okuyucuyu zorlamayan, anlaşılır bir dille, vakit ayıran için çarçabuk bitebilecek bir klasik. Tasvirlerden, ve süslü cümlelerden uzak kalınarak yazılmış olsa da, yine olayların içine girebildiğinizi hissediyorsunuz, kimi yerinde tebessüm ederek.
130 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İlk kez Puşkin okudum. Yüzbaşının Kızı, elinize tek alışta okuyup bitirebileceğiniz akıcılıkta bir roman. Vatanseverlik, şeref ve kişisel kıymetlilerin arasında tercih yapmaya dair güzel mesajlar barındırıyor. Tavsiye ederim, keyifli okumalar.
192 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Yine bir rus edebiyatı yine bir klasik... Bu yıl ayda bir yada iki tane klasik okumayı düşünüyorum bunlardan biri dünya klasikleri biri modern klasikler olabilir. O yüzden elimde bulunan bir klasiği tercih ettim. Yüzbaşının kızı kitabını...
Yüzbaşının kızı da yine dili sade, akıcı ve bir çırpıda okunabilecek bir roman. Yine beni aldı ve 1700 yılların Rusya' sına şöyle bir götürdü.
Puskin'in okuduğum ilk romanı. Yazar kitabı öyle bir yazmış ki sanki karşısındakine bir anısını, genclik hikayesini anlatan dedeler varya onları dinliyormus gibi hissettim. Kitap akıp gitti.
Zaten çok bilinmis bir klasik. 1700 yıllarda yasayan kahramanımız bir ailenin tek çocuğu. Yani elbebek gülbebek büyümüş.17 yaşına geldiğinde babası onu orduya göndermek istiyor. Disiplinli bir baba. Mektup yazıp oğlunu bir arkadaşının yanına gönderiyor. Kahramanımız oraya gidiyor birde yüzbaşının kızına aşık oluyor ve böylece olaylar başlıyor.Çarlık Rusya dönemini çok iyi anlatan; kısa ama özlü ifadeler kullanılan bir eser olmuş.
Ağır klasik okuyamayan herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.... :)
198 syf.
·10/10
Kitabı okuduğum zaman ortaokul öğrencisi yaşlarındaydım. ( Kaçıncı sınıfta olduğumu hatırlayamıyorum. ) Kitapla ilgili aklımda kalan detaylar yıllar geçtikçe azalsa da bende bıraktığı tat, okurken heyecanlandırması, kitap hiç bitmesin isteği ile sonraki sayfada neler olacak merakı kitapla ilgili bir şeyler gördüğüm zaman tebessüm etmeme neden oluyor. Dönemin Rusya'sı hakkında da önemli detaylar görebileceğiniz bir roman.
"Birbirimizi bir daha görüp görmeyeceğimizi Tanrı bilir...Ben seni ölünceye kadar unutmayacağım.Kalbimde yalnız sen kalacaksın."
"En kalıcı, en yetkin değişiklikler, baskı ve zorlama yoluyla değil, ahlâkî gelişimle ulaşılan değişikliklerdir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzbaşının Kızı
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059133302
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Капитанская дочка
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Çatı Yayınları
Ünlü Rus yazar Aleksandr Puşkin’in Dünya klasikleri arasında yerini alan romanı Yüzbaşının Kızı, vatanseverlik, şeref, onur, sadakat, aşk gibi evrensel değerleri konu alır.


Genç subay Pyotr Andreyiç Orenburg’a görevlendirildiğinde burada kale komutanının kızı Masha’ya aşık olur. Fakat burada tanıştığı ve yakın arkadaş olduğu teğmen Savabin’de Masha’ya aşıktır. Bu arada Orenburg yakınlarında Kazakların isyan haberleri gelmektedir.


Bir yanda onur, görev, sadakat, diğer yanda aşkı… Seçim yapmak zorundadır Andreyiç.


Bir aşk hikayesini okuruz bu romanda belki ama Puşkin arka fonda bize 18. Yüzyıl Çarlık Rusya’sında olup biten neredeyse her şeyi anlatır.


Arabanın üzerinde giderken durumun ne kadar kritik ve vahim olduğunu yeni fark ediyor, olanlara üzülmekten kendimi alamıyordum. Kaybettiğim yüz ruble benim için oldukça önemli bir rakamdı. Keyfim iyice kaçmış, kötü düşünceler beynime hücum etmeye başlamıştı. Yaptıklarımın ne kadar yanlış olduğunu, zavallı Salyeviç’i kırmamam gerektiğini kendi kendime itiraf ediyordum.


İçimde fırtınalar kopuyor, üzüntü bütün benliğimi sarıyordu. Savelyiç ise benden yediği darbe ile hayata küsmüştü sanki. Bana darıldığı gibi, sırtını da dönmüştü ve yola donuk gözlerle bakıyordu. Hele arada bir inlemesi yok muydu, beni can evimden vuruyordu. Ne yapıp edip onunla barışmalı, kendimi affettirmeliydim. Ama sözler boğazımda düğümlenmişti sanki. Bir türlü çıkmıyordu ağzımdan.

Kitabı okuyanlar 4.762 okur

  • özz
  • Fatma
  • Aylin Kurt
  • Ödül SANAROĞLU
  • Nalan
  • Sümbül tanesi
  • Mustafa Gedikli
  • Fadime Yağlıca
  • mütemmimcüz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları