·
Okunma
·
Beğeni
·
46315
Gösterim
Adı:
Yüzbaşının Kızı
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
198
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517310
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Капитанская дочка
Çeviri:
Ergin Altay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman.

Pyotr Grinyov, 17 yaşına geldiğinde, emekli bir asker olan babasının ısrarıyla askerliğini yapmak için Orenburg’a gönderilir. Burada Yüzbaşı Mironov’un kızı Maşa’ya âşık olur. Maşa ile Pyotr arasındaki aşk başladıktan kısa süre sonra Pugaçov ayaklanması patlak verir. Rusya’nın uzun modernleşme serüveninde Çar Petro tarafından tasfiye edilene kadar kritik roller oynayan Kazakların da desteğiyle “ayaklanma” büyür. Maşa ile Pyotr arasındaki ilişkinin arka planına kişisel anlatıları şekillendiren Pugaçov Ayaklanması oturur. Yüzbaşının Kızı, geleneğin erken döneminde Puşkin’in tarihsel romana kattığı simetri, denge ve ikna edicilik ilkelerinin hayatiyetini gösteren, çarpıcı bir anlatı.

“Yüzbaşının Kızı, Puşkin’in Rus nesrini yarattığı öykülerden biridir. Bu nesnel, berrak, yapmacıksız ve vurucu anlatı ancak Puşkin gibi gerçek bir şairin elinden çıkabilirdi.”
ROBERT CONQUEST
128 syf.
·7 günde·8/10
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin birçok kişi tarafından en büyük Rus şairi ve Rus edebiyatının kurucusu kabul edilir.

Henüz sekiz yaşındayken Fransızcası Rusçası kadar iyidir. On bir yaşına geldiğinde ise özgürlükçü ve alaycı yazarlarına hayran olduğu Fransız Edebiyatı’nı neredeyse ezberlemiştir ve Fransız şiirler ve komediler yazmaya başlamıştır.


Natalyaya evlilik teklif eder hemen cevap alamaz ve Moskova’dan uzaklaşmak ister. Bu nedenle de, 1829’da, bir gözlemci olarak Rus ordusuna katılır ve Osmanlı topraklarına gelir. Sonradan yazdığı “Erzurum Yolculuğu” adlı eserinde yol izlenimlerini anlatan Puşkin’in, daha başka birçok eserinde de Erzurum’dan aldığı esinler yer bulur.

Eşi N atalyaya kur yaptığını farkettiği fransizi düelloya çağırır ve vurularak ölür.

Hepiniz Gogol'ün paltosundan çıkmış olabilirsiniz beyler fakat Puşkin'in o paltoları diktiği dükkan olmasaydı kusura bakmayın ama hiçbir yerden çıkamazdınız!

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
562 syf.
·5 günde·7/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Puşkin'in hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/nljKaOPQcBI

Asteğmenin kızı, teğmenin kızı, üsteğmenin kızı, yüzbaşının kızı, binbaşının kızı, yarbayın kızı, albayın kızı, tuğgeneralin kızı, tümgeneralin kızı, korgeneralin kızı, orgeneralin kızı. Puşkin'in edebiyatında rütbelerin hiyerarşisinin bir önemi var mıdır? Hayır, kendisi rütbeler yerine bu kız sıralamasının bile akla göre yapılması gerektiğini düşünen bir yazardır.

"Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru."

Puşkin'in Dubrovski kitabında girizgahını yaptığı epik türdeki ilk halk ayaklanmasını ve Byelkin'in öykülerindeki lirik romantisizmini bir üst seviyeye çıkardığı eseridir Yüzbaşının Kızı.

Ben de 18. yy'da kendimi III. Petro olarak tanıtsaydım Ruslar bana da inanırdı herhalde. Köylülerin III. Petro'nun simasına bakabilecekleri ve karşılaştırma yapabilecekleri bir telefonları yok, kendilerine her para verene ve biraz laf edene kanmak için hazır bekliyorlar. Odun kesmekten ve hayvanları otlatmaktan canları sıkılmış Rus köylülerinin arasında dünyaya gelseydim ben de Rusya'nın kasvetinden ve siyasi sisteminin diktesinden sıkılıp ayaklanmayı isteyebilirdim. Pugaçev de ayaklanırken aynen bunu yapmış zaten. Pugaçev'in ayaklanmasının açıklaması bir bakıma proletaryanın varoluş problemleri olarak belirtilebilir.

Savaşlar arasında sevgi unutulur mu peki? Tam tersine esas sevgi bir savaştır. Hatta savaş olması gerekir. Çünkü sevginin savaşında da bazen iki bazen de ikiden fazla cephe vardır. Siperlerin arkasında savunmaya geçeriz bazen biz de bu kitaptaki Rus askerleri gibi. Karşıdan bir Pugaçev'in bize doğru saldırıya geçtiğini sanırken aslında bu bir bakıma kalıcı sevgiyi unutup unutmadığımızın bir imtihanıdır. Bu savaşın taktiği ise doğaçlama olmalıdır. Sevginin sınırlarına girmeyi istediğiniz zaman planlı hiçbir taktik işe yaramayabilir, hiç beklemediğiniz yerden bir saldırı alabilir veya karşı cephenin askerlerinin triplerine maruz kalabilirsiniz. Pugaçev aslında geçirgen bir zar gibidir, ona düşen insan bir o tarafa bir bu tarafa yalpalayabilir. İşte bu da kitabın ana karakterinin içinde bulunduğu durumun kısa bir özetidir diyebiliriz.

Şiirleriyle epik bir destanı anlatırmışcasına, eleştirileriyle satirik üsluptaki bir eleştirmeni hatırlatırmışcasına, romantiklikleriyle de lirik üsluptaki bir şairi betimlemişcesine harman edebiyatı sunuyor bize Puşkin. Bunu da yaparken dönem şairlerinin ve şiir ürünlerinin arasında kendisine öz eleştiri yapmayı da ihmal etmiyor olgun bir şekilde.

Erzurum Yolculuğu ise kesinlikle bu kitaptan daha iyiydi. Evet, bu kitapta biraz daha aşk ve dramatik tonlar olabilir ama bunları Dostoyevski'nin daha iyi kurguladığını düşünüyorum. Epik ve savaş içerikli bir eser okunacaksa Puşkin, psikolojik ve romantisizmin daha iyi kurgulandığı bir eser okunacaksa Dostoyevski'yi öneririm.
222 syf.
·1 günde·10/10
İlk defa Puşkinden okuma mutluluğuna erdim...
Kitabın ne zaman bittiğinden haberim olmadı..o kadaaaaarr akıcı bir dili var ki...sayfa sayısı da zaten az.
Sayfalar arasında sürekli anlamlı atasözleri kullanmış ... "Kıyafetini yeniyken, şerefini gençken koru" vs.

Tolstoydan, Dostoyevskiden daha felsefi değil dili ama ben çok mu çok sevdim..mesela Tolstoy bir konu üzerinde iki insanın diyalogundan çok kullanır hatta 6 sayfa bakmışsın geçmiş hala konu üzerinde tartışılıyor ki buna Tolstoy'un "Anna Karenina"sını misal çekebilirim..tam 1200 sayfalık bir kitap...ama Puşkin konuşmaları fazla uzatmayı sevmemiş ki bu da benim çok hoşuma gitti. Başka kitaplarını da okuyacağıma şüphem yok .
İyi okumalar..
213 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Söz konusu Rus edebiyatı olunca kitaba başlamadan önce insanın bir gözü korkmuyor değil.. Ancak korkmasın o gözler, Rus edebiyatından beklenmeyecek şekilde akıcı, insanı yormayan, ağır bir dile sahip olmayan bir kitaptı. Hiç sıkmadı, aktı gitti.
Konu olarak; Nüfuzlu, zengin bir ailenin oğlu olan 17 yaşındaki Pyotr Andreyiç'in memleketinden oldukça uzağa askere gitmesini, burada yüzbasının kızı olan Marya Ivonovna'ya duyduğu aşkını ve o dönemlerde meydana gelen Pugaçov Ayaklanmasını anlatıyor.
Romantizm, aşk gibi konular bayagı geri planda kalmış olmakla beraber yazarın bunu 17 yaşındaki çocugun hislerine uygun bir şekilde işlemiş olduğunu düşünüyorum. Genel olarak Pyotr'u cok sevdim. Fazla iyi kalpli, cesur ve mert bir delikanlıydı.
158 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Savaşın ve aşkın iç içe olduğu bir roman.Ama aşk ikinci planda kaldı benim için.Sadece bunlar değil tabii ki; dürüstlük,cesaret,kin,sadakat,nefret duygularını karakterle özleştirmiş.Cesaret ve dürüstlüğün kesinlikle ana katakter Pyotr Grinyov olduğunu göreceksiniz.Açık sözlü ve doğru olması ona her daim her konuda kazandırmıştır.Aşkı uğruna pek çok kez kendi canını hiçe saymıştır.Kitabın son sayfalarına geldiğinizde çok farklı bir tat bıraktığını anlayacaksınız.
160 syf.
·3 günde
Beklentiler üzer ve hayal kırıklığı yaratır..
Puşkini eleştirecek veya okumasanizda olur gibi ifadeler asla kullanmam zaten haddime de değil. Yalnız Gogol, Turgenyev, Dostoyevski, Tolstoy gibi büyük yazarların etkilendiğini bilmek ve bu yazarların en temel taşının Puşkin olması ister istemez insanda büyük bir beklentiye girmesine neden olmaktadir bu da aynen bende olduğu gibi. Keyif alınacak bi hikâyeyi içerik olarak aşkın en saf hâlini dönemin siyasi rejimini ve rus halkının düştüğü durumu en ince ayrıntısına kadar işlendiğini bu kitapta aşırı beklentiye girmem sonucunda konuyu kaçırarak bitirmeme neden oldu. Sizlerinde aynı hataya düşmemenizi temenni eder keyifli okumalar dilerim.
192 syf.
·9 günde·9/10
Kitap hakkında gerçekten tartışılacak ve yazılacak çok şey var. Öncelikle yazarın diline değinmek istiyorum, oldukça açık ve sade bir dili vardı bu nedenle uzun bir aradan sonra ilk defa, bu kelime ne anlama geliyor diye, sözlük kullanma gerekliliği duymadım. Puşkin, Dostoyevski tarafından eserlerinde (Puşkin tavsiyesini, en son Ev Sahibesi’nde gördüm) bilhassa okumamızı istediği bir yazardır ve Dostoyevski bir tavsiyede bulunuyorsa mutlaka o yazar, o deneme, o biyografi, o makale, o roman okunmalıdır diye düşünüyorum.
Kitap, tarihteki Pugaçov isyanını, on yedi yaşındaki genç bir subayın gözünden ele almaktadır ve bunu yaparken de o döneme ait tarihi bilgilendirmelerde bulunur.
Puşkin, atmosfer oluşturma anlamında da gayet başarılı bir iş çıkarmış. Yarattığı psikolojik ortam, yer betimlemeleri ve karakterler, sizi hikâyenin ortasına bırakıyor ve her bir karaktere karşı tutumunuz değişiyor ve sürekli olarak karakterler ile alakalı hislerinizle, yargıda bulunma gereksinimi hissediyorsunuz. Ayrıca Puşkin, kitabı otuzlu yaşlarında yazmasına rağmen ana karakterin on yedi yaşında olduğuna dair şüpheye düşmüyorsunuz. Öyle ki, karakterin fevri hareketleri, düşünmeden giriştiği davranışları ve Marya’ya olan aşkı tamda o yaşa ait psikoloji ile yansıtılmış. İşin ilginç tarafı ise olaylar rastlantısal olarak ilerliyor, birde bu rastlantısal olaylara karakterlerin olumlu-olumsuz davranışları müdahil olunca hikâye garip bir hal alıyor. Daha fazla detay vermeden, Dostoyevski’nun tavsiyesine uyup bu hoş kitabı okumalısınız diye düşünüyorum.
126 syf.
·2 günde·9/10
Gece yarısı bu kitabı layıkıyla ham yaptım. Akabinde kolları sıvayıp araştırmaya koyuldum çünkü kitap benim nazarımda böyle okunur. Çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane hesabı okuduğum bu kitap içerisinde türlü meseleler mevcut. Tarih, Romantizm,Coğrafya,Sosyalizm,Feodalizm ve daha bir sürü şey. Mesela tarihi olarak meşhur Pugaçev isyanı meselesine değinmek istiyorum. Yemelyan Pugaçev adlı bir Don Kazağı bu arada Kazak demek sadece Orta Asya'da yaşayan Türk kolu anlamına gelmez Slav Kazakları vardır. Ukrayna civarında bunlardan zibille var bu Slav Kazakları kendi içerisinde türlü kollara ayrılmışlardır Zaparojya Kazakları, Don Kazakları gibi ingilizce Cossacks diyerek tabir ediliyor daha çok maceracı gibi manaya geliyormuş hatta bulmaca çözmeyi çok seven varsa bilir Ataman kelimesi bu Kazakların seçimle yönetime gelen başkanlarına verilen admış neyse asıl meseleye dönelim bu Pugaçev isyanı Rusya içerisinde feodal düzene karşı 1917 devrimi öncesi en kapsamlı halk hareketi olarak düşünülüyor sebebi ise yerel halkların (Kumuk, Başkurt, Kazak,Tatar) bu isyana katılıp hatta Rus köylülerinin (Mujik) ve Serflerin (Toprak ile beraber alıp satılan garibanlar) bile bu isyana katıldığı ne tesadüftür Osmanlı-Rus harbi bu dönemlere denk düşmektedir. Küçük Kaynarca antlaşması bizim için toprak kayıplarına nasıl sebep olmuşsa Pugaçev içinde isyanın sonu olmuştur çünkü meşguliyeti biten Rus Çarlık Ordusu tüm gücüyle isyanı bastırmış akabinde isyancı Pugaçev idam edilmiştir bu arada korkmayın kitapla ilgili bir mesele değil bu kitap bu meseleleri kahraman etrafında işliyor hani içine bir çentik zeytin konulan kocaman zeytinli poğaça misali pek bir olay yok panaroma bu anlayacağınız. Gelelim Romantizm meselesine kitapta gerçekten saf, temiz ve samimi bir sevgi var öyle Yıldız Tilbe dinleyip sevdiğine canımdan öte cansın diye mesaj atan bir tip yok veya seversem pis severim olayı yok adam full icraat okursanız görürsünüz yüzbaşının kızı ve bizim kahraman tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş çok uyumlu karaktere sahip iki insan. Coğrafya olayına değinip yazıyı bitirmek istiyorum kitabın ilk bölümlerinde yazar Puşkin kelimelerle üşütüyor adamı Rusya'da Orenburg denilen bugün Kazan kenti yakınlarında olan yeri nefis tasvir etmiş. Ek bilgi Puşkin tek yurt dışı gezisini Erzurum'a yapmış diyorlar. Erzurum Yolculuğu adlı eserini tavsiye ederim. Soyunda Afrika kökenli biri bile varmış uzak coğrafyaları kanında barındıran birisi yani ne yazık ki düello sonucu hayatını kaybetmiş bir yazardır. Yavaştan ben dükkanı kapatayım umarım okur üzerine düşünürsünüz basit bir roman değil tarihi bir perspektifle işlenmiş bir eser gayet memnun kaldım.

ÖZET: Elbiseni yeniyken,şerefini gençken koru...
176 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Rusya' nın ulusal şairi ve modern Rus edebiyatının kurucusudur. Eserleriyle dönemini ve sonrasındaki edebi kişilikleri etkilemiş Dostoyevski, Tolstoy, Gogol, Çehov ve diğer ünlü rus yazarlara ilham kaynağı olmuştur. Roman Puşkin tarzı bir romantizmle başlar ve giderek artan bir gerçekçilik çerçevesinde devam ederek, 18. yy Çarlık Rusya' sından ideal bir kesit sunarak başlar. Yüzbaşının Kızı 1836 yılında yazarın talihsiz bir düellodan yaşamını kaybetmesi öncesi yazılmış, akıcı bir anlatıma sahip başarılı tasvirleriyle göz doyuran sürükleyici bir aşk romanıdır.

Romanda Puşkin Pugaçev'in önderliğinde Kazakların 1773 yılında patlak veren büyük bir köylü ayaklanması sırasında soylu bir Rus subayının, görev yaptığı yerdeki bir yüzbaşının kızına olan aşkını anlatır ve dönemin rus derebeylik düzeni ve bürokrasisini de eleştirir. Öyle ki Pugaçov ayaklanmasını tek bir nokta ile değerlendirmez Puşkin. Romanın kahramanı Pyotr Andreyiç, ağır işkencelere maruz kalıp burnu, kulakları kesilen, dili koparılan bir Başkırt gördükten ve aradan yıllar geçtikten sonra bu olayı düşünürken şunları söyler:

"Genç adam! Bir gün bu yazdıklarım bir şekilde eline geçerse, en faydalı, en köklü değişikliklerin, hiçbir zorlayıcı güç olmadan ahlak düzeldiğinde gerçekleşenler olduğunu unutma…"
128 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Rus edebiyatını çok seven biri olarak Puşkin’i okumamış olmak bana bu konuda kendimi eksik hissettiriyordu, bu sebeple elime alıp okumaya başladım. Bu kadar kolay okunan bir kitap olmasını beklemiyordum nedense, ve düşündüğümden daha çok sevdim. Kısaca konusundan bahsetmem gerekirse; nüfuslu bir ailenin genç oğlu Pyotr Andreyiç köyünden çok uzak bir yerde askere gider. Burada yüzbaşının kızı Marya İvanovna’ya aşk duymaya başlar. Bu aşkın yanısıra o dönemin Rusya’sını, siyasi yapısını ve en önemlisi Rus Tarihi için önemli bir yere sahip olan Pugaçov Ayaklanması konu ediliyor.
Kendini oldukça hızlı okutturan bir eser, Puşkin’den okuduğum ilk kitaptı ama kesinlikle sonuncu olmayacak. Rus edebiyatına ilginiz varsa; Puşkin hakkında daha çok okumanızı önerebilirim. Benim niyetim tüm kitaplarını okumak, zira Rus tarihi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorum. Zamanın büyük yazarları Dostoyevski ve Tolstoy’un büyük ölçüde Puşkin’den etkilenmiş olmaları Puşkin okumak için çok yeterli bir sebep bana kalırsa. Severek okuduğum bir klasik, size de gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
198 syf.
·8/10
Yüzbaşının Kızı, 1770'lerde Kuzey Rusya'da Kazak Yemelyan Pugaçov'un liderliğinde gerçekleşen bir köylü isyanını temel alıyor. Kısacık bir roman. Yapmacıksız, akıcı, ve sade. Okuyucuyu zorlamayan, anlaşılır bir dille, vakit ayıran için çarçabuk bitebilecek bir klasik. Tasvirlerden, ve süslü cümlelerden uzak kalınarak yazılmış olsa da, yine olayların içine girebildiğinizi hissediyorsunuz, kimi yerinde tebessüm ederek.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzbaşının Kızı
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
198
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517310
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Капитанская дочка
Çeviri:
Ergin Altay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman.

Pyotr Grinyov, 17 yaşına geldiğinde, emekli bir asker olan babasının ısrarıyla askerliğini yapmak için Orenburg’a gönderilir. Burada Yüzbaşı Mironov’un kızı Maşa’ya âşık olur. Maşa ile Pyotr arasındaki aşk başladıktan kısa süre sonra Pugaçov ayaklanması patlak verir. Rusya’nın uzun modernleşme serüveninde Çar Petro tarafından tasfiye edilene kadar kritik roller oynayan Kazakların da desteğiyle “ayaklanma” büyür. Maşa ile Pyotr arasındaki ilişkinin arka planına kişisel anlatıları şekillendiren Pugaçov Ayaklanması oturur. Yüzbaşının Kızı, geleneğin erken döneminde Puşkin’in tarihsel romana kattığı simetri, denge ve ikna edicilik ilkelerinin hayatiyetini gösteren, çarpıcı bir anlatı.

“Yüzbaşının Kızı, Puşkin’in Rus nesrini yarattığı öykülerden biridir. Bu nesnel, berrak, yapmacıksız ve vurucu anlatı ancak Puşkin gibi gerçek bir şairin elinden çıkabilirdi.”
ROBERT CONQUEST

Kitabı okuyanlar 8.839 okur

  • Yusuf
  • Gurbet
  • İrem Küçükönal
  • Sevgi yurdakul
  • Mehmet Toyran
  • hüseyin attila bozok
  • Röya Mirzəli
  • mete uğur
  • Sinan Yıldırım
  • Burak beder

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.6
14-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%31.7
35-44 Yaş
%25.2
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.7
Erkek
%37.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.3 (204)
9
%9.2 (202)
8
%13.8 (302)
7
%8.8 (193)
6
%3.2 (69)
5
%1.9 (41)
4
%0.7 (15)
3
%0.1 (3)
2
%0.1 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları