Geri Bildirim

Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin

·
Okunma
·
Beğeni
·
12.322
Gösterim
Adı:
Yüzbaşının Kızı
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
198
ISBN:
9789750517310
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Капитанская дочка
Çeviri:
Ergin Altay
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman.

Pyotr Grinyov, 17 yaşına geldiğinde, emekli bir asker olan babasının ısrarıyla askerliğini yapmak için Orenburg’a gönderilir. Burada Yüzbaşı Mironov’un kızı Maşa’ya âşık olur. Maşa ile Pyotr arasındaki aşk başladıktan kısa süre sonra Pugaçov ayaklanması patlak verir. Rusya’nın uzun modernleşme serüveninde Çar Petro tarafından tasfiye edilene kadar kritik roller oynayan Kazakların da desteğiyle “ayaklanma” büyür. Maşa ile Pyotr arasındaki ilişkinin arka planına kişisel anlatıları şekillendiren Pugaçov Ayaklanması oturur. Yüzbaşının Kızı, geleneğin erken döneminde Puşkin’in tarihsel romana kattığı simetri, denge ve ikna edicilik ilkelerinin hayatiyetini gösteren, çarpıcı bir anlatı.

“Yüzbaşının Kızı, Puşkin’in Rus nesrini yarattığı öykülerden biridir. Bu nesnel, berrak, yapmacıksız ve vurucu anlatı ancak Puşkin gibi gerçek bir şairin elinden çıkabilirdi.”
ROBERT CONQUEST
Toplamı 174 sayfa olan bir kitap. İlk 50-60 sayfasını okuyup bir kenara bırakmıştım. Fakat bugün elime aldım ve bitirmeden bırakamadım. Demek içine aldığı yer oralardan sonra başlıyor.

Samimi ve sıcak bir üslubu var. Adından da anlaşılabileceği gibi bir yüzbaşının kızına duyulan aşk son derece yalın bir yaklaşımla gözler önüne seriyor.

Saygı değer bir Rus generalin oğlunu adam edilmesi için yine onun gibi bir asker olan eski arkadaşlarından birinin yanına göndermesi ile başlıyor.

Keyifle okudum. Çevirisi gayet iyiydi. Atasözleri ve deyimler yerli yerindeydi. İsimler Rusça olmasa Türk bir yazar yazdı diyebilirdim neredeyse. Tamam, Türk bir yazar da Rusça isimler kullanabilir diyecekler olacaktır. Ama onları boş verin. Sizin, ne demek istediğimi anladığınızdan yana şüphem yok.

Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Asteğmenin kızı, teğmenin kızı, üsteğmenin kızı, yüzbaşının kızı, binbaşının kızı, yarbayın kızı, albayın kızı, tuğgeneralin kızı, tümgeneralin kızı, korgeneralin kızı, orgeneralin kızı. Puşkin'in edebiyatında rütbelerin hiyerarşisinin bir önemi var mıdır? Hayır, kendisi rütbeler yerine bu kız sıralamasının bile akla göre yapılması gerektiğini düşünen bir yazardır.

"Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru."

Puşkin'in Dubrovski kitabında girizgahını yaptığı epik türdeki ilk halk ayaklanmasını ve Byelkin'in öykülerindeki lirik romantisizmini bir üst seviyeye çıkardığı eseridir Yüzbaşının Kızı.

Ben de 18. yy'da kendimi III. Petro olarak tanıtsaydım Ruslar bana da inanırdı herhalde. Köylülerin III. Petro'nun simasına bakabilecekleri ve karşılaştırma yapabilecekleri bir telefonları yok, kendilerine her para verene ve biraz laf edene kanmak için hazır bekliyorlar. Odun kesmekten ve hayvanları otlatmaktan canları sıkılmış Rus köylülerinin arasında dünyaya gelseydim ben de Rusya'nın kasvetinden ve siyasi sisteminin diktesinden sıkılıp ayaklanmayı isteyebilirdim. Pugaçev de ayaklanırken aynen bunu yapmış zaten. Pugaçev'in ayaklanmasının açıklaması bir bakıma proletaryanın varoluş problemleri olarak belirtilebilir.

Savaşlar arasında sevgi unutulur mu peki? Tam tersine esas sevgi bir savaştır. Hatta savaş olması gerekir. Çünkü sevginin savaşında da bazen iki bazen de ikiden fazla cephe vardır. Siperlerin arkasında savunmaya geçeriz bazen biz de bu kitaptaki Rus askerleri gibi. Karşıdan bir Pugaçev'in bize doğru saldırıya geçtiğini sanırken aslında bu bir bakıma kalıcı sevgiyi unutup unutmadığımızın bir imtihanıdır. Bu savaşın taktiği ise doğaçlama olmalıdır. Sevginin sınırlarına girmeyi istediğiniz zaman planlı hiçbir taktik işe yaramayabilir, hiç beklemediğiniz yerden bir saldırı alabilir veya karşı cephenin askerlerinin triplerine maruz kalabilirsiniz. Pugaçev aslında geçirgen bir zar gibidir, ona düşen insan bir o tarafa bir bu tarafa yalpalayabilir. İşte bu da kitabın ana karakterinin içinde bulunduğu durumun kısa bir özetidir diyebiliriz.

Şiirleriyle epik bir destanı anlatırmışcasına, eleştirileriyle satirik üsluptaki bir eleştirmeni hatırlatırmışcasına, romantiklikleriyle de lirik üsluptaki bir şairi betimlemişcesine harman edebiyatı sunuyor bize Puşkin. Bunu da yaparken dönem şairlerinin ve şiir ürünlerinin arasında kendisine öz eleştiri yapmayı da ihmal etmiyor olgun bir şekilde.

Erzurum Yolculuğu ise kesinlikle bu kitaptan daha iyiydi. Evet, bu kitapta biraz daha aşk ve dramatik tonlar olabilir ama bunları Dostoyevski'nin daha iyi kurguladığını düşünüyorum. Epik ve savaş içerikli bir eser okunacaksa Puşkin, psikolojik ve romantisizmin daha iyi kurgulandığı bir eser okunacaksa Dostoyevski'yi öneririm.

Benzer kitaplar

Söz konusu Rus edebiyatı olunca kitaba başlamadan önce insanın bir gözü korkmuyor değil.. Ancak korkmasın o gözler, Rus edebiyatından beklenmeyecek şekilde akıcı, insanı yormayan, ağır bir dile sahip olmayan bir kitaptı. Hiç sıkmadı, aktı gitti.
Konu olarak; Nüfuzlu, zengin bir ailenin oğlu olan 17 yaşındaki Pyotr Andreyiç'in memleketinden oldukça uzağa askere gitmesini, burada yüzbasının kızı olan Marya Ivonovna'ya duyduğu aşkını ve o dönemlerde meydana gelen Pugaçov Ayaklanmasını anlatıyor.
Romantizm, aşk gibi konular bayagı geri planda kalmış olmakla beraber yazarın bunu 17 yaşındaki çocugun hislerine uygun bir şekilde işlemiş olduğunu düşünüyorum. Genel olarak Pyotr'u cok sevdim. Fazla iyi kalpli, cesur ve mert bir delikanlıydı.
Kitap hakkında gerçekten tartışılacak ve yazılacak çok şey var. Öncelikle yazarın diline değinmek istiyorum, oldukça açık ve sade bir dili vardı bu nedenle uzun bir aradan sonra ilk defa, bu kelime ne anlama geliyor diye, sözlük kullanma gerekliliği duymadım. Puşkin, Dostoyevski tarafından eserlerinde (Puşkin tavsiyesini, en son Ev Sahibesi’nde gördüm) bilhassa okumamızı istediği bir yazardır ve Dostoyevski bir tavsiyede bulunuyorsa mutlaka o yazar, o deneme, o biyografi, o makale, o roman okunmalıdır diye düşünüyorum.
Kitap, tarihteki Pugaçov isyanını, on yedi yaşındaki genç bir subayın gözünden ele almaktadır ve bunu yaparken de o döneme ait tarihi bilgilendirmelerde bulunur.
Puşkin, atmosfer oluşturma anlamında da gayet başarılı bir iş çıkarmış. Yarattığı psikolojik ortam, yer betimlemeleri ve karakterler, sizi hikâyenin ortasına bırakıyor ve her bir karaktere karşı tutumunuz değişiyor ve sürekli olarak karakterler ile alakalı hislerinizle, yargıda bulunma gereksinimi hissediyorsunuz. Ayrıca Puşkin, kitabı otuzlu yaşlarında yazmasına rağmen ana karakterin on yedi yaşında olduğuna dair şüpheye düşmüyorsunuz. Öyle ki, karakterin fevri hareketleri, düşünmeden giriştiği davranışları ve Marya’ya olan aşkı tamda o yaşa ait psikoloji ile yansıtılmış. İşin ilginç tarafı ise olaylar rastlantısal olarak ilerliyor, birde bu rastlantısal olaylara karakterlerin olumlu-olumsuz davranışları müdahil olunca hikâye garip bir hal alıyor. Daha fazla detay vermeden, Dostoyevski’nun tavsiyesine uyup bu hoş kitabı okumalısınız diye düşünüyorum.
Puşkin'in öykü ve romanlarının toplandığı bu eserde on beş adet öykü ve roman bulunmakta. İş Bankası Kültür Yayınları, bu on beş öykü ve romanı zamandizinsel bir sıralama ile okurlara sunmuş. Bunu yapmakla gerçekten de çok iyi yapmış bana göre. Yazarın ilk roman denemesi olan Büyük Petro'nun Arabı'ndaki ve diğer başlangıç eserlerindeki eksiklikler, kitapta ve zamandizinsel sıralamada ilerledikçe çok daha iyi fark ediliyor. Şüphesiz bu da Puşkin'in nereden nereye geldiğini gösteriyor. Kısa bir sürede bu denli ustalaşabilmek kolay şey değil. Bunlar elbette ki zamandizinsel sıralamada çok daha iyi seçiliyor. Çünkü kitap, ortalardan sonra mükemmel bir hale geliyor. Bunun sebebi elbette ki Puşkin'in kaleminin yerli yerine gelmesi denebilir. Dubrovski olsun, Yüzbaşının Kızı olsun diğerlerinden özgün ve çok ileride eserler. Bu değişim elbette ki yazarın yazı dilinde sınırlı kalmıyor. Kitabın başlarındaki eserleri hep benzer konulardan bahsederken, kitabın ortasından sonra eserlerin bahsettiği konular farklılaştığı için eserler kendini okutmaya başlıyor. Ayrıca eserlerinde o bilindik Rus klasiklerinin temelleri de kolaylıkla seçilebiliyor. Tolstoy'u etkileyen savaş ve doğa tasvirlerinden tutun da Dostoyevski'yi ve Gonçarov'u etkileyen karakter analizleri ve daha neler neler. Hakikaten de öyle güzel doğa tasvirleri var ki kitapta adeta Puşkin ile birlikte siz de seyahat halindeymiş gibi hissediyorsunuz. Bu gerçeklikten çıkmak istemiyorsunuz. Doğa tasvirlerinin en çok olduğu 1829 Seferi Sırasında Erzurum'a Yolculuk eserini sona koydukları için yayınevine mi kızayım yoksa bu eseri zamansal olarak en sonda yazdığı için Puşkin'e mi bilemedim. Öyle ki, Puşkin'in bu eserini okurken yavaş yavaş okumak zorunda kalıyorsunuz; tasvirler bitmesin diye. Yanılmıyorsam 1829 Seferi Sırasında Erzurum'a Yolculuk eserini Puşkin kendi anlık kişisel gözlemlerinden yola çıkarak yazmış. Yine aynı eserde anlatımlarını dönemin siyasal kaygılarını bir yana bırakarak resmetmiş Puşkin. Kitabın başında, önsözde verilen örneği ben de vermek isterim: "Yolda yanlamasına uzanmış yatan genç bir Türk'ün cesedi önünde durdum. 18 yaşlarında bir delikanlıydı bu. Bir kızınkini andıran solgun yüzü henüz tazeliğini yitirmemişti. Sarığı tozlar içinde, yatıyordu. Tıraşlı ensesinde bir kurşun yarası vardı..." Hiçbir siyasal düşünceye kapılmadan yazılmış bu bölüm bile Puşkin'in ustalığını kanıtlıyor zannımca. Bir eserde yazarın siyasete girmesi çok kolaydır, asıl zor olan siyaseti eserine bulaştırmamasıdır. İşte Puşkin bunu zorlanmadan başarıyor. Bu, onun ustalığını kanıtlamasının yanı sıra insancıllığını da gözler önüne seriyor. Rus edebiyatının bu öncüsünü okumak ayrı bir keyif verdi bana kitap boyunca. Keşke 38 yaşında hayata veda etmeseydi de daha fazla eser bıraksaydı dedim onu okudukça. Bu kısacık hayata tüm bu kültürel aktiviteyi sığdırmak ise ayrı bir ustalık tabii ki.
Yüzbaşının Kızı, 1770'lerde Kuzey Rusya'da Kazak Yemelyan Pugaçov'un liderliğinde gerçekleşen bir köylü isyanını temel alıyor. Kısacık bir roman. Yapmacıksız, akıcı, ve sade. Okuyucuyu zorlamayan, anlaşılır bir dille, vakit ayıran için çarçabuk bitebilecek bir klasik. Tasvirlerden, ve süslü cümlelerden uzak kalınarak yazılmış olsa da, yine olayların içine girebildiğinizi hissediyorsunuz, kimi yerinde tebessüm ederek.
Yine bir rus edebiyatı yine bir klasik... Bu yıl ayda bir yada iki tane klasik okumayı düşünüyorum bunlardan biri dünya klasikleri biri modern klasikler olabilir. O yüzden elimde bulunan bir klasiği tercih ettim. Yüzbaşının kızı kitabını...
Yüzbaşının kızı da yine dili sade, akıcı ve bir çırpıda okunabilecek bir roman. Yine beni aldı ve 1700 yılların Rusya' sına şöyle bir götürdü.
Puskin'in okuduğum ilk romanı. Yazar kitabı öyle bir yazmış ki sanki karşısındakine bir anısını, genclik hikayesini anlatan dedeler varya onları dinliyormus gibi hissettim. Kitap akıp gitti.
Zaten çok bilinmis bir klasik. 1700 yıllarda yasayan kahramanımız bir ailenin tek çocuğu. Yani elbebek gülbebek büyümüş.17 yaşına geldiğinde babası onu orduya göndermek istiyor. Disiplinli bir baba. Mektup yazıp oğlunu bir arkadaşının yanına gönderiyor. Kahramanımız oraya gidiyor birde yüzbaşının kızına aşık oluyor ve böylece olaylar başlıyor.Çarlık Rusya dönemini çok iyi anlatan; kısa ama özlü ifadeler kullanılan bir eser olmuş.
Ağır klasik okuyamayan herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.... :)
Kitabı okuduğum zaman ortaokul öğrencisi yaşlarındaydım. ( Kaçıncı sınıfta olduğumu hatırlayamıyorum. ) Kitapla ilgili aklımda kalan detaylar yıllar geçtikçe azalsa da bende bıraktığı tat, okurken heyecanlandırması, kitap hiç bitmesin isteği ile sonraki sayfada neler olacak merakı kitapla ilgili bir şeyler gördüğüm zaman tebessüm etmeme neden oluyor. Dönemin Rusya'sı hakkında da önemli detaylar görebileceğiniz bir roman.
Dünya klasiklerini,özellikle Rus edebiyatı romanlarını sindire sindire özenle okumak lazım. Zamanla tekrar tekrar okumak lazım hatta. Puşkin'in bu romanının farklı bir yayınevinden 158 sayfalık versiyonunu okumuştum. Tüm öyküler ve romanlar diye iş bankasının yayınladığı bir kitabı var ondan tekrar okuyacağım. Yüzbaşının Kızında bir halk ayaklanması konu edilir. İçerisinde romantizmin de geçtiği bu güzel romanı okumanızı tavsiye ederim.
Puşkin'in okuduğum ilk eseri oldu Yüzbaşının Kızı. Dilindeki sadeliği ile dikkat çekiyor kitap. Anlaşılamayan, gölgede kalan hiç bir yan bırakmıyor. Tamamiyle sahne sahne eserin içinde kayboluyorsunuz.

Roman Yemelyan Pugaçov önderliğinde başlayan ayaklanmayı konu ediniyor. Yapılan küçük bir iyiliğin bilinmeyen bir zamanda karşılığının fazlası ile alındığına şahit oluyorsunuz. Asi liderin bile bir vicdanı olduğuna tanık oluyorsunuz. Sırf keyiflenmek için insanların ölümüne karar veren, onları darağacına yollayan bir adam kendisine iyiliği dokunmuş bir 'düşman' subayına yardım ettiğini görüyoruz.

Hikaye su gibi akıp gidiyor. Aşkın insanın gözünü kör edip ona neler yaptırdığını büyük bir merakla okutuyor. Bunda şüphesiz ki Puşkin'in dili de etkili.

Klasik severler için ilk okunması gereken kitaplar arasında.
Şu ünlü atasözünü de aklından çıkarma: Elbiseni yeniyken, şerefinide gençken koru!
Ben dürüst bir askerim. Sana yalan söylemeyeceğim. Evlilik büyük bir saçmalık,inan bana!
Aleksandr Puşkin
Sayfa 170 - Martı yayınları
"Birbirimizi bir daha görüp görmeyeceğimizi Tanrı bilir...Ben seni ölünceye kadar unutmayacağım.Kalbimde yalnız sen kalacaksın."
Eh, artık emeklerimin ödülünü alacağım diye düşünüyordum ya, nerede hani?
Aleksandr Puşkin
Sayfa 51 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 10. basım, Çeviren: Ataol Behramoğlu
Benden iyisine düşersen beni unutursun.
Benden kötüsüne düşersen beni ararsın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzbaşının Kızı
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
198
ISBN:
9789750517310
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Капитанская дочка
Çeviri:
Ergin Altay
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman.

Pyotr Grinyov, 17 yaşına geldiğinde, emekli bir asker olan babasının ısrarıyla askerliğini yapmak için Orenburg’a gönderilir. Burada Yüzbaşı Mironov’un kızı Maşa’ya âşık olur. Maşa ile Pyotr arasındaki aşk başladıktan kısa süre sonra Pugaçov ayaklanması patlak verir. Rusya’nın uzun modernleşme serüveninde Çar Petro tarafından tasfiye edilene kadar kritik roller oynayan Kazakların da desteğiyle “ayaklanma” büyür. Maşa ile Pyotr arasındaki ilişkinin arka planına kişisel anlatıları şekillendiren Pugaçov Ayaklanması oturur. Yüzbaşının Kızı, geleneğin erken döneminde Puşkin’in tarihsel romana kattığı simetri, denge ve ikna edicilik ilkelerinin hayatiyetini gösteren, çarpıcı bir anlatı.

“Yüzbaşının Kızı, Puşkin’in Rus nesrini yarattığı öykülerden biridir. Bu nesnel, berrak, yapmacıksız ve vurucu anlatı ancak Puşkin gibi gerçek bir şairin elinden çıkabilirdi.”
ROBERT CONQUEST

Kitabı okuyanlar 2.388 okur

  • Kundaktaki ermiş
  • Bikitapbikadn
  • Devlet Ana ÖNDEŞ
  • Mortal
  • ZEYNEP BORA
  • BÜŞRA ÇİL
  • Belgin Kılınç
  • Rüveyda Şahin
  • Ferid Başdaş
  • Talha Deveci

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%3.7
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%32.3
35-44 Yaş
%25.5
45-54 Yaş
%8.4
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.2
Erkek
%36.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.9 (132)
9
%20.4 (129)
8
%26.4 (167)
7
%18.7 (118)
6
%7.9 (50)
5
%4 (25)
4
%0.9 (6)
3
%0.5 (3)
2
%0.3 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları