Yüzüklerin Efendisi (Tek Cilt Özel Basım)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9.700
Gösterim
Adı:
Yüzüklerin Efendisi
Alt başlık:
Tek Cilt Özel Basım
Baskı tarihi:
1958
Sayfa sayısı:
1015
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753423472
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord Of The Rings
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. 1997 ile birlikte, çok sayıda Türkiyeli okur da "okumuş olanlar" safına geçme fırsatı buldu. Kitabın Türkçe basımı Yüzüklerin Efendisi'ne duyulan ilginin evrenselliğini kanıtladı. Yapıtın bu başarısını taçlandırmak için üç kısmı bir araya getiren bu özel, tek cilt edisyonu sunuyoruz. Hem hâlâ okumamış, "okuyacak olanlar" için, hem de bu güzel kitabın kütüphanenizde gelecek kuşaklara devrolacak kadar kalıcı olması için... Yüzüklerin Efendisi yirminci yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantazi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantazi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar.
Bence inceleme için bu söz yeterli olması lazım.

Sene 2003. 8 yaşındayım. Babamla film almak için cd'ciye gittik. O zaman internet ne gezer bizim evde. Babamla bakkalımızda film izlemek en büyük eğlencem. Babam aldı kendi istediği filmleri ben ise filmleri incelerken bir şey takıldı gözüme. Beyaz at üzerinde bir adam ak şehire doğru gidiyor. Filmin ismi Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü. Babama yalvar yakar aldırdım filmi.
Seriyle, tanışmam bu sayede oldu. Sonra harçlıklarımla 1. ve 2. filmleri aldım. Lise yıllarında filmlerin kitaplardan yapılma olduğunu öğrendim. O gün direk kütüphaneye koştum. Ne tesadüf ki yine kitabın 3. sü vardı kütüphanede. Hemen aldım. Yeniden aşık oldum. Sonra yıllar geçtikçe 1. ve 2. kitapları da okudum.
Şimdi yeniden okumayı düşünüyorum tek basım olarak. Zaten filmleri izleye izleye replikleri bile ezberledim artık. Tekrar aşkımı canlandırma ihtiyacım var. Tekrar o harika evrene girmem lazım.
Tolkien bu eseriyle fantastik edebiyata öncü olmuştur. Yarattığı elfçe dili yanlış hatırlamıyorsam 3.000 kelimeden oluşuyordu. Bir sürü yazarda etki bırakmıştır.

Tek diyeceğim kitabı okuyun. Filmleri izleyin. Tarzlarına uymayanlara diyecek bir şeyim yok. Renkler ve zevkler tartışılmaz. Ama fantastik severler bu kitabı okumamışsa çok şey kaybetmiş olabilirler...
Bazı kitaplar vardır, bir kez okursun, ne kadar seversen sev bitirdiğinde rafa kaldırırsın ve ikinci defa okumak içinden gelmez... Ama bazı kitaplar vardır, sana yeni bir dünya yaratır, öyle bir dünyadır ki bu içinde dostuk, nefret, güç savaşı, ihtiras, saf iyilik, aşk vardır ve okuduğun kitap, bu dünyaya açılan bir kapıdır. O kapıdan bir defa geçmiş olmak sana yetmez, ara ara o dünyanın davetini kalbinin derinliklerinde taşırsın.
Yüzüklerin Efendisi de efsanevi bir dünyaya açılan bir kapı, 15-20 yıl evvel geçmiştim ilk defa o kapıdan, zaman zaman izlediğim (en az ellişer defa) filmlerine rağmen özlemimi gidermeye çalıştım ama gün geldi, Yüzük'ün bana seslenişine daha fazla kayıtsız kalamayıp ikinci defa bu yolculuğa çıktım.
Bu yolculuğu benim için farklı kılan bir diğer özellik ise, bu kitapla birlikte kitap okumanın yalnız yapılan bir aktivite olduğuna dair inancımın kırılmış olmasıdır. 1000K'nın değerli kütüphanecilerinden Uğur Bey ile eş zamanlı çıktk yolculuğa ve maceraları eş zamanlı geçerek yüzüğü hüküm dağına eş zamanlı olarak attık:) Çok eğlendiğim bir süreç olduğunu itiraf etmem gerek. (Hatta dayanamayıp yeni kitaplarda da benzer bir yaklaşım uyguladık ve uygulamaya devam etmeyi diliyorum)
Ve gelelim içeriğine... Kötü bir büyücü kendisine 1 güç yüzüğü yapar gizlice, ve bu yüzük ile her ırkı yönetebilecektir. Büyük savaşlar sonunda yüzük kaybolur, büyücü de ölür... Yüzlerce yıl sonra büyücünün yeniden orta dünyaya gelmesi ile yüzük arayışı başlar. Nitekim yüzük de büyük bir şans eseri, yüzüğün bile en ummadığı bir ırk tarafından bulunmuştur.. Hobbitler... Ve hikayemiz de böyle başlar... Devamı için kitabı okumanız şiddetle tavsiye edilir.
Ancak küçük bir tavsiye, okumak için kesinlikle 3 kitaplık tek cilt özel basımı değil 3 kitap ayrı ayrı basılmış halini tercih edin. Çünkü:
1. Kitap çok ağır, kitabı okumak için taşırken bileğim çok ağrıdı
2. Kitap çok ağır ve çantamın sapını koparttı, ek masraf:)
3. 2000 küsür sayfayı 1000e indirmek için puntolar 6 ya da 7'ye düşürülmüş. Okurken kör olmaktan korktum
4. kalın kapak kısmı bez değildi, çok kalitesiz bir kartondu, 2-3 sefer açıp kapanınca kitap aşındı :(

Not: Kitap biter bitmez 3 filmi yeniden izledim:) Bir kaç yıl sonra kitapları yeniden okumayı düşünüyorum :)
Kitabını okumuş olmama rağmen hatta film ve çizgi film uyarlamasını defalarca izlemiş olmama rağmen sitede başta Ceren Hanım olmak üzere; Samwise Gamgee'nin de dediği gibi türküsü çığırılcak efsanedeki bu yolculuğa birkaç kişi ile beraber tekrardan çıkma kararı almış Mart ayının sonuna da sözleşmiştik; ama lakin Ceren Hanım ve beni hepsi ama hepsi kandırmış, gün gelip okumaya başladığımızda da eskilerden geriye pek bir kimse kalmamış, yok olmuşlardı. Zira bu etkinliğe söz verdiğini hatırlayanlar da sitede yok artık ve maalesef unutulmaması icap eden sözler yitip gitti. Tarih efsaneleşti efsaneler masal oldu ve kitap okuma etkinliğimiz ikimiz haricinde sırra kıdem bastı.

Ama dediğim gibi Ceren Hanım sayesinde bu yolculuğa çıktım ve iyi ki de çıktım diyorum. Böyle bir kitabı tekrardan gerçek bir Orta Dünyalı ile eş zamanlı olarak okumak ve sanki kitabın içinde kardeşlikten birileriymişiz gibi sohbet ederek ilerlemek çok çok keyifliydi ama her güzel yolculuk gibi bu efsane yolculuğun da sonuna geldik. Dediğim gibi kitabı okumama, filmini ve çizgi film uyarlamasını defalarca izlememe rağmen kitabı tekrar okuduğumda aslında ne kadar çok şeyleri unuttuğumu ve film sayesinde aklımda yanlış yer edindiğini farkettim. İlk okumam kadar olmasa da tekrardan soundtrackleri eşliğinde heyecan ve merak içinde okuyabildim. Bana kitap okumayı sevdiren bu üçlemeyi kesinlikle belli bir zaman sonra tekrardan okumayı düşünüyorum.
İlk kez bu denli kalın bir kitabı, soluksuz; yemek ve su arası vermeden birkaç saatte ve büyük bir heyecanla okumuştum. Bir arkadaşın (Gökhan Aktaş) evindeki Gollum posterinden başlayan muhabbet ve onun ilk kitabı okumam için bana ödünç vermesi. Bir nevi Matrix'in kırmızı hapını almak. Frodo'nun Tom Bombadil'in o muhteşem bahçesinde başlayan macerası. J.R.R.Tolkien'in olağan üstü tasvirleri ve lirik anlatımı. Filmi yapılmadan okuyanlar yada hâlâ izlemeden okuyanlar varsa çok büyük keyif almıştır. Hayal gücünüzü zorlayan, genişleten karekterler ve öyküler. Filminden keyif aldıysanız bile kitapta ki detaylar(Tom Bombadil gibi) filmle kıyaslanamaz ölçüde heyecan verici. Sıçrayan Midilli barındaki Aragorn'un olaya ilk dahil olması. Ve tabi ki Hacı Gandalf :)
Tolkien kitaplarına yorum yapma cüretini kendimde bulmam, bulamam. Yazdığı her kelimeye sevdalanırım. Bir de gözlerinden kalp çıkan emojinin vücut bulmuş hali gibi davranırım. Hepsi bu. Seni seviyorum Tolkien. Senin dünyanı seviyorum.
Fantastik roman tarzının öncülerinden Tolkien'in bu eseri kesinlikle tekrar tekrar okunacak kitaplarından. Yeni bir dünya yaratılmış, yeni bir dil, yeni ırklar çok derinlemesine incelenmesi gereken diğer kitaplarla desteklenmesi tadını çok daha arttıracak bir eser.
Ah Tolkien! Ah üstad! Edebiyat bilgisini harman ettiği mitoloji ve tarih araştırmaları ile yarattığı fantastik dünya! O kadar çok istiyorum ki incelemeyi, o kadar da az kelime bulabiliyorum anlatmak için. Gandalf gelsin gerçek olsun derken, ama İsengard Ocakları da başka diye hepsini seviyorsunuz. 5. günün şafağı ne zaman gerçekleşir diye beklerken, arkadaşlık aşk, aile, savaş, intikam ve ırklar içinde uçuruyor sizi.Okuyunca içinde yaşadığınız bir hikaye, zaten kendini kanıtlamış bir kitap. Ama o derinliği yakalamak için mutlaka incelemelerini de olmalısınız.
İngiliz edebiyatı profesörü ve dilbilimci J.R.R. Tolkien’in, çocuklarına güzel bir masal yazmak için kalemi kağıdı ilk eline aldığı an, edebiyat tarihinde yepyeni bir dönemin açıldığı ana denk düşer. Bugün kabul ettiğimiz anlamda fantastik edebiyatın kurucusudur Tolkien ve yine kabul etmek gerekirse henüz onun yapıtını gölgede bırakacak, onu aşacak bir eser verilmemiştir. Ama açılan yol öylesine geniş öylesine zengindir ki, pek çok farklı bakış açısını, türü kucaklar ister istemez. Tolkien’in Hobbit’le başlayıp Yüzüklerin Efendi’siyle süren, Silmarillion ve Güç Yüzüklerine Dair adlı kitaplarıyla derinleşen anlatısının en belirleyici özelliklerinden biri, normal bir dünyada baş gösteren olağanüstülükleri anlatmak yerine tamamen olağanüstü bir dünyaya ve o dünyada geçen olaylara dair olmasıdır. Günümüzde fantastik anlatıları tanımlamak için konulmuş genel geçer bir kural haline gelen bu özellik yine bugün bize pek sıra dışı gelmese de eserin yayımlandığı 1950’li yıllar için kendi çapında bir sansasyon anlamına da gelir. Yapıtın ikinci başat özelliği ise insanı bir “tür” olarak ele alması ve hikaye içinde ona ikincil hatta daha da aşağı sıralarda bir yerlerde yer vermesidir. Yüzüklerin Efendisi’nin başkahramanları tartışmasız hobbitler ve Orta Dünya’yı terk ettikleri için hüzünlendiğimiz elflerdir. Tolkien, insanı, “türlerden, bir tür” olarak ele alırken, varoluşumuzdan bu yana aklımızı ve yüreğimizi kurcalayan, evrendeki başka akıllı varlıklara olan özlemimizi, ihtiyacımızı vurgular. Diğer yandan da “dünya sadece bize ait değil” düşüncesine yönlendirir okurlarını.

Yüzüklerin Efendisi, güce ve iktidara karşı verilen büyük bir savaşımın hikayesidir. Yazarına göre ise başlı başına bir tarih kitabıdır. Yazımı on yedi yıl süren, yazarının ölümüyle yarım kalan Orta Dünya tarihi… Lehçeleriyle birlikte kendine ait dilleri, koskocaman bir tarihi, kendine özgü türleri olan, tıpkı bizim yaşadığımız dünya gibi karmaşık ve zorlu bir yerdir Orta Dünya ve Yüzüklerin Efendisi Orta Dünya’da geçen en dramatik, en görkemli epik hikayedir. Fedakarlık ve dostluk, doğa sevgisi ve barış üzerine yazılmış bir yolculuk, bir büyüme hikayesi.

Tolkien, kovuğunda oturan basit bir hobbitin 111’inci yaşgünü kutlamasının hazırlıklarını anlatmaya başladığı daha ilk anda, belki de romanın daha ilk satırında, bize büyük, tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük bir hikayenin içinde olduğumuzu sezdirir. Bu sezdiriş, roman ilerledikçe artarak devam eder, heyecanımıza heyecan katar. En şahanesi ise yazarın bizi bir kere bile hayal kırıklığına uğratmayacak olmasıdır. Hikayenin hiçbir yerinden eli boş dönmeyiz ve belki de yüz milyonlarca insan sırf bu sebepten Yüzüklerin Efendisi’ni böylesine çok severiz. Boşluk kelimesi, Tolkien’in literatüründe yok gibidir. Bir büyücünün her zaman tam vaktinde olması gereken yerde olduğunu, her altının parlamadığını ve her gezginin yolunu yitirmediğini çok iyi biliriz.
Bu güzide eserin, kaliteli ve tek seferde okumayı mümkün kılan bu muazzam baskısı benim gibi bir kitapseveri çıldırtmaya yetiyor da artıyor bile. Hele ki lise ve üniversite yıllarımda duvarlarımı, çerçeveletilmiş kocaman bir Orta Dünya haritasının kapladığını düşünecek olursanız, baskının beni ne kadar mutlu ettiğini az çok kestirebilirsiniz. Tolkien'in dünyanın en çok satan iki serisinden birisini meydana getirmesi birçok etkenin bir arada bulunması ile mümkün olmuştur. Ancak romanın oluşum sürecinden çok, yaratılan dünyanın göz kamaştırıcılığından bahsetmek istiyorum. Tolkien'in üslubu sayesinde Shire'ın güneş vuran yeşilliğini, Ayrıkvadi'nin insan gözlerinin alışık olmadığı olağanüstü havasını, Moria madenlerinin cücelere mezar olmuş dehlizlerini, Lothlorien'de ormanların içerisinde yaşanan gizemle karışık huşuyu, Miğfer Dibi savaşının kıyıcılığını, Minas Tirith'in görkemini ve Minas Morgul'un karanlığını hissetmemek elde değil. Seri boyunca mekanların betimlemesinde neredeyse kusursuz denilebilecek bir tarz var. Bence film serisine başarıyı getiren sebeplerden birisi de bu betimlemenin mükemmelliği. Fantastik kurgu aleminin en özgün, özenilen ve kendisinden defalarca kopya edilen karakterlerinin de Yüzüklerin Efendisi serisine ait olduğunu söylersem abartmış sayılmam. Yüzük Kardeşliğinin her bir üyesi, kendilerine özgü yetenekleri, farklılıkları, zayıflıkları ve güçleri ile inanılmaz bir grup görüntüsü çizmektedir. Hikaye içerisinde büyük önem arz eden o kadar çok yan karakter ve baş karakter mevcuttur ki, her birini ayrı ayrı kişisel kahramanınız ilan edebilirsiniz. Mesela nedendir bilmem, Faramir'i hep çok sevmişimdir.

İlk olarak, üniversite sınavına hazırlandığım yıllarda, kulağımda walkman ile boş derslerde okuduğum, daha sonra bir kitapsızlık anımda tekrar baştan okurken kaçırdığım bir çok yer olduğunu fark ettiğim, film serisinin son halkası vizyona girdiğinde, filmde bulamadığım karakterleri tekrar yaşatmak adına bir kez daha okuduğum ender romanlardandır. Bu sebeple de daha güzel, daha dolu, daha bilge bir romana katlanamam.

Çünkü nasıl tek yüzük diğer yüzükleri bulup karanlıkta birleştirdiyse, Yüzüklerin Efendisi serisi de benim okuduğum bütün romanları bulup karanlıkta birleştirmiş durumda.

Ve eğer bugüne kadar okumadıysanız, yeni ve farklı bir aleme dalmanın tam sırasıdır diyorum.
Fantastik edebiyatın kurucusu olan Tolkien, tartışmasız bir dil ustası. Dilimize çevrilmeden önce Amerikalı ve İngiliz arkadaşlarımdan serinin methini dinledim ve defalarca okumuş olmaları beni şaşırttı. Seriden önce başlangıç olarak Hobbit'i okumamı önerdiler. Yaklaşık yirmi yılda ben de seriyi birkaç kez okudum, Türkçe çevirisi ayrı bir tat verdi ancak filmleri tamamen ayrı bir pencerede görmek gerektiğini düşünüyorum. Bir dil profesörü olan Tolkien'ı eleştirmek bana düşmez, tüm dünyanın tanıdığı bir isim ve edebiyatta çığır açmış bir stil. Ortadünyanın maruz kaldığı tehlike karşısında ırkların birleşmesinin başlangıcı bu ilk kitapta anlatılıyor.
Böyle bir klasiğe iyi veya kötü bir eleştiri yapmaya gerek var mı ? Kendine kitap sever diyen herkesin bu kitabı okuması gerekir çünkü koskoca bir türün doğumunu bana göre bu kitap serisi ve bu yazar sağladı.. Bize fantastik bir dünya bahşetti. Bize güçlü ve akıllı cüceleri , zarif ve bilge elfleri tanıttı. Bu kitabı okuyupta birşey kaybeden yok.. Sadece kazanırsınız..
JRR Tolkien'in yarattığı eşsiz dünyaya giden yolun en başındaki patika. Irklar arası diyaloğun en düşmancıl bir o kadarda zaruri dayanışmanın ürünü Yüzüklerin Efendisi
...Eowyn Hanım peşinden gelerek ona seslendi. Aragorn döndü ve onu gece içinde bir parıltı olarak gördü, çünkü Hanım beyazlara bürünmüştü; ama gözleri ateş ateşti.

"Aragorn," dedi, "neden bu ölümcül yola gitmen gerek?"

"Çünkü gitmem gerekiyor," dedi Aragorn. "Ancak böyle olursa Sauron'a karşı yapılan savaşta kendi üstüme düşeni yapmak için bir ümidim olacak. Tehlikeli yollan ben seçmiyorum Eowyn. Eğer gönlümün olduğu yere gitmem mümkün olsaydı şimdi Kuzey'de Yarmavadi'nin latif vadisinde dolanıyor olurdum."

Bir süre sessiz kaldı Eowyn, sanki bunun ne anlama geldiğini düşünüyormuş gibi. Sonra aniden elini onun koluna koydu. "Sen sert bir beysin ve bahadırsın," dedi; "böyle kazanırlar erler şanlarını." Durdu. "Beyim," dedi, "eğer gitmen gerekiyorsa izin ver ben de senin peşin sıra geleyim. Çünkü dağlarda gizlenmekten bıktım; tehlikeyle, cenkle yüzleşmek istiyorum."

"Senin görevin halkının yanında," diye cevap verdi adam.

"Görevim sık sık hatırlatıldı bana," diye bağırdı Eowyn. "Amaben bir dadı değil, Eorl soyundan bir muhafız kız değil miyim? Titreyen ayaklar üzerinde yeterince durdum. Artık ayaklarım titremediğine göre hayatımı istediğim gibi yaşayamaz mıyım?"

"Çok az kişi bunu şerefle yapabilir," diye cevap verdi adam. "Lâkin size gelince hanımefendi: Siz beyiniz geri dönünceye kadar halkınızı yöneteceğinize dair verilen görevi kabul etmediniz mi? Eğer siz seçilmiş olmasaydınız, sizin yerinize başka bir komutan sizin görevinize getirilecekti ve o bıksa da bıkmasa da bu görevini bırakıp gelmezdi."

"Hep ben mi seçileceğim?" dedi kız acı acı. "Süvariler şan şeref kazanmaya gittiğinde eve göz kulak olup geri döndüklerinde yiyecek ve yataklannı bulsunlar diye hep ben mi geride bırakılacağım?"

"Yakında öyle bir zaman gelebilir ki," dedi Aragorn, "kimse geriye dönmeyebilir. O zaman şan şöhret kazanmadan yiğitlik yapmak gerekecek, çünkü yurdunuzu korurken yaptıklannızı hatırlayacak kimse kalmayacak. Yine de övülmüyor diye yaptıklarınız yiğitçe olmayacak diyemeyiz."

Ve kız şöyle cevap verdi: "Bütün bu sözlerin sadece şunu söyler: Sen bir kadınsın, senin yerin evin. Fakat erler cenkte namuslanyla ölürse evi yakmana izin var çünkü artık o eve gerek duymayacaklar. Fakat ben Eorl Sülalesinden biriyim, bir hizmetçi kadın değilim. Atsürüp kılıç savurabilirim; ne acıdan korkarım ne de ölümden."

"Neden korkarsınız hanımefendi?" diye sordu adam.

"Kafesten," dedi kız. "Ta ki yaşlılıktan ve alışkanlıktan parmaklıkları kabullenip, büyük işler başarma isteği hatırdan veya gönülden silininceye kadar parmaklıkların arkasında kalmaktan."
Ne olursa olsun yalnızdı ve kendini şu anda, günün sonunda olduğu kadar yalnız hissetmemişti hiç.
J. R. R. Tolkien
Sayfa 756 - Metis Yayınları
Yaşayanların bir çoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzüklerin Efendisi
Alt başlık:
Tek Cilt Özel Basım
Baskı tarihi:
1958
Sayfa sayısı:
1015
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753423472
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord Of The Rings
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. 1997 ile birlikte, çok sayıda Türkiyeli okur da "okumuş olanlar" safına geçme fırsatı buldu. Kitabın Türkçe basımı Yüzüklerin Efendisi'ne duyulan ilginin evrenselliğini kanıtladı. Yapıtın bu başarısını taçlandırmak için üç kısmı bir araya getiren bu özel, tek cilt edisyonu sunuyoruz. Hem hâlâ okumamış, "okuyacak olanlar" için, hem de bu güzel kitabın kütüphanenizde gelecek kuşaklara devrolacak kadar kalıcı olması için... Yüzüklerin Efendisi yirminci yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantazi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantazi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.

Kitabı okuyanlar 903 okur

  • şule uzundere
  • Burak Orta
  • Gürcan
  • Zlem.Kaplan
  • Hanifi Demir Simyaci
  • Merve Pehlivan
  • A
  • İmre yılmaz
  • Yılmaz Can Diler
  • Seren Kocaman

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%27.7
35-44 Yaş
%27.7
45-54 Yaş
%10.6
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.6
Erkek
%44.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%78.5 (260)
9
%13 (43)
8
%5.4 (18)
7
%1.5 (5)
6
%0
5
%0.6 (2)
4
%0.3 (1)
3
%0
2
%0.6 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları