Yüzüklerin Efendisi (Tek Cilt Özel Basım)

·
Okunma
·
Beğeni
·
26779
Gösterim
Adı:
Yüzüklerin Efendisi
Alt başlık:
Tek Cilt Özel Basım
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
1026
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753423472
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord Of The Rings
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Yüzüklerin Efendisi
The Lord of the Rings
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. 1997 ile birlikte, çok sayıda Türkiyeli okur da "okumuş olanlar" safına geçme fırsatı buldu. Kitabın Türkçe basımı Yüzüklerin Efendisi'ne duyulan ilginin evrenselliğini kanıtladı. Yapıtın bu başarısını taçlandırmak için üç kısmı bir araya getiren bu özel, tek cilt edisyonu sunuyoruz. Hem hâlâ okumamış, "okuyacak olanlar" için, hem de bu güzel kitabın kütüphanenizde gelecek kuşaklara devrolacak kadar kalıcı olması için... Yüzüklerin Efendisi yirminci yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantazi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantazi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.
%26 (264/1016)
·Beğendi·10/10
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar.
Bence inceleme için bu söz yeterli olması lazım.

Sene 2003. 8 yaşındayım. Babamla film almak için cd'ciye gittik. O zaman internet ne gezer bizim evde. Babamla bakkalımızda film izlemek en büyük eğlencem. Babam aldı kendi istediği filmleri ben ise filmleri incelerken bir şey takıldı gözüme. Beyaz at üzerinde bir adam ak şehire doğru gidiyor. Filmin ismi Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü. Babama yalvar yakar aldırdım filmi.
Seriyle, tanışmam bu sayede oldu. Sonra harçlıklarımla 1. ve 2. filmleri aldım. Lise yıllarında filmlerin kitaplardan yapılma olduğunu öğrendim. O gün direk kütüphaneye koştum. Ne tesadüf ki yine kitabın 3. sü vardı kütüphanede. Hemen aldım. Yeniden aşık oldum. Sonra yıllar geçtikçe 1. ve 2. kitapları da okudum.
Şimdi yeniden okumayı düşünüyorum tek basım olarak. Zaten filmleri izleye izleye replikleri bile ezberledim artık. Tekrar aşkımı canlandırma ihtiyacım var. Tekrar o harika evrene girmem lazım.
Tolkien bu eseriyle fantastik edebiyata öncü olmuştur. Yarattığı elfçe dili yanlış hatırlamıyorsam 3.000 kelimeden oluşuyordu. Bir sürü yazarda etki bırakmıştır.

Tek diyeceğim kitabı okuyun. Filmleri izleyin. Tarzlarına uymayanlara diyecek bir şeyim yok. Renkler ve zevkler tartışılmaz. Ama fantastik severler bu kitabı okumamışsa çok şey kaybetmiş olabilirler...
1015 syf.
·25 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar vardır, bir kez okursun, ne kadar seversen sev bitirdiğinde rafa kaldırırsın ve ikinci defa okumak içinden gelmez... Ama bazı kitaplar vardır, sana yeni bir dünya yaratır, öyle bir dünyadır ki bu içinde dostuk, nefret, güç savaşı, ihtiras, saf iyilik, aşk vardır ve okuduğun kitap, bu dünyaya açılan bir kapıdır. O kapıdan bir defa geçmiş olmak sana yetmez, ara ara o dünyanın davetini kalbinin derinliklerinde taşırsın.
Yüzüklerin Efendisi de efsanevi bir dünyaya açılan bir kapı, 15-20 yıl evvel geçmiştim ilk defa o kapıdan, zaman zaman izlediğim (en az ellişer defa) filmlerine rağmen özlemimi gidermeye çalıştım ama gün geldi, Yüzük'ün bana seslenişine daha fazla kayıtsız kalamayıp ikinci defa bu yolculuğa çıktım.
Bu yolculuğu benim için farklı kılan bir diğer özellik ise, bu kitapla birlikte kitap okumanın yalnız yapılan bir aktivite olduğuna dair inancımın kırılmış olmasıdır. 1000K'nın değerli kütüphanecilerinden Uğur Bey ile eş zamanlı çıktk yolculuğa ve maceraları eş zamanlı geçerek yüzüğü hüküm dağına eş zamanlı olarak attık:) Çok eğlendiğim bir süreç olduğunu itiraf etmem gerek. (Hatta dayanamayıp yeni kitaplarda da benzer bir yaklaşım uyguladık ve uygulamaya devam etmeyi diliyorum)
Ve gelelim içeriğine... Kötü bir büyücü kendisine 1 güç yüzüğü yapar gizlice, ve bu yüzük ile her ırkı yönetebilecektir. Büyük savaşlar sonunda yüzük kaybolur, büyücü de ölür... Yüzlerce yıl sonra büyücünün yeniden orta dünyaya gelmesi ile yüzük arayışı başlar. Nitekim yüzük de büyük bir şans eseri, yüzüğün bile en ummadığı bir ırk tarafından bulunmuştur.. Hobbitler... Ve hikayemiz de böyle başlar... Devamı için kitabı okumanız şiddetle tavsiye edilir.
Ancak küçük bir tavsiye, okumak için kesinlikle 3 kitaplık tek cilt özel basımı değil 3 kitap ayrı ayrı basılmış halini tercih edin. Çünkü:
1. Kitap çok ağır, kitabı okumak için taşırken bileğim çok ağrıdı
2. Kitap çok ağır ve çantamın sapını koparttı, ek masraf:)
3. 2000 küsür sayfayı 1000e indirmek için puntolar 6 ya da 7'ye düşürülmüş. Okurken kör olmaktan korktum
4. kalın kapak kısmı bez değildi, çok kalitesiz bir kartondu, 2-3 sefer açıp kapanınca kitap aşındı :(

Not: Kitap biter bitmez 3 filmi yeniden izledim:) Bir kaç yıl sonra kitapları yeniden okumayı düşünüyorum :)
1015 syf.
·24 günde
——————————————————
ELEKTRONİK KİTAP DİZİSİ - 9
——————————————————

"Yüzüklerin Efendisi'ni yazmaya başladığım zaman, ne yüzüğün ne olduğunu ne de Sauron'un kim olduğunu bilmiyordum," demiş Tolkien Baba* bir arkadaşına.

1937 yılında Hobbit adlı bir hikâye ile birdenbire yıldızı parlar Tolkien Baba'nın. Hobbit, öylesine büyük bir ilgi ve yüksek bir alaka ile tüm dünyada adını duyurunca (ancak bize altmış iki yıl sonra 1996 yılında sadası ulaşır) yayıncılar Tolkien Baba'dan bu masalın devamını isterler. Prof. Tolkien, kendi mitolojik evreni ile ilgilenmek ister. Tabiri caizse Hobbit ona göre tek gecelik ilişki gibidir. Onun esas sevdası, sevgilisi, yaratmak için sancılarla kıvrandığı mitolojisidir: Silmarillion. (Detaylı açıklama, Silmarillion'u okuduktan sonra incelemesinde yapılacaktır.)

Fakat Tolkien Baba, yapılan baskılara çok daha fazla direnemez. Hayatı boyunca tamamlayabildiği iki eseri vardır. Biri Hobbit ve diğeri de Yüzüklerin Efendisi'dir. Geriye kalan diğer bütün eserleri Tolkien Oğul bir araya getirmiştir. Ama konumuz bu değil. Tolkien Baba, Hobbit adlı öykünün devamını yazmaya karar verir en sonunda. Ama gönülsüz olduğundan mıdır, daha önce bunu düşünmediğinden midir, nedendir bilinmez Tolkien Baba bir türlü başlayamaz esere. Karakterler yazar, çizer, bozar, tekrardan yapar. Hikayenin kahramanına dahi karar veremez. Hikaye'ye Bilbo ile mi devam etmeli, yoksa Bilbo'nun bir oğlu mu olmalı veya Bilbo'nun bir akrabası mı, belki de kendisinin bir varisi olmalı. Hikayeleri yazar olmaz, karakterleri sürekli değiştirir. Çünkü olmaz hiçbiri. Çünkü Tolkien Baba ince eleyip sık dokuyan cinsindendir. Bir ara yok bu iş olmazlanırsa da tekrar devam eder. Karakterler oluşturulup hikayeye başladıktan sonra dahi Tolkien Baba dönüp dönüp değişiklikler yapar. Hem karakterlerde hem de hikayelerde. Kitabı bitirdiğinde ise değiştirilen, atılan, yeniden yazılan yüzlerce müsvedde vardır etrafında ve onlarca yan hikayecikler...

Ve evet. En baştaki cümleyi yanlış okumadınız. Tolkien Baba bu esere başladığında esere adını veren Hüküm Yüzüğü'nü ve onu döven Karanlıklar Efendisi'ni bilmiyordu. Yani bilse de bu son şekli ile değildi. Çünkü diğer bütün karakterler gibi yüzük ve Sauron dahi onlarca kez değişiklik yaşadı. Neyse ki Tolkien Baba, yapmış olduğu onlarca ve yüzlerce değişiklikten sonra bu bilinen son halinde karar kıldı. Ve nihayet kitap yayınlandı.

Yüzüklerin Efendisi yayınlanınca resmen dünya ikiye ayrılmış oldu. Tolkien Baba'ya hayran olanlar ve ona karşı cephe alanlar. Hayran olanlara gelmeden önce cephe alanların neden cephe aldığına değinelim hemen.

Tolkien Baba'ya cephe alanların başında şüphesiz edebiyat faşistleri yer alıyordu. Tolkien Baba'yı edebiyatı tahrif etmek/bozmak ile suçluyorlardı. Çünkü onlara göre bunlar masaldı ve ancak masal olarak kalmalıydı. Bunlar yazınsal edebiyata/romana dahil edilmemeliydi. Çünkü fantastik ögeler ilk Tolkien Baba'da vücut bulur. Ondan öncesinde fantastik edebiyat yoktur. Olsa dahi hiçbiri bu denli köklü, bu denli farklı ve bu denli çarpıcı olmamıştır.

Hayran olanların hayranlığına gelecek olursak;
— Yeni bir evren
— Yeni ırklar
— Yeni coğrafyalar
— Yeni diller
— Akıcılık
— Sürükleyicilik
— Çizim yeteneği
— Şiirsel yetkinlik (yani daha ne diyelim ki Tolkien Baba için)
Bütün bunlara sahip olan bir adama ve onun eserine hayran kalmamak elde mi? Ancak bağnaz düşüncelere sahip olanlar bunları hoş karşılamaz ve hayran olmaz. Hikayenin bu denli köklü ve derin olması da cabası...

Birçoğumuz bu efsanevi kitap serisini okumamış olsak dahi filmlerini izlemişizdir. Fakat her uyarlama film gibi bu muhteşem ötesi film serisi bile ne yazık ki kitabın yanına yaklaşabilecek olsa da ona asla ulaşamaz. Filmler her ne kadar büyük ölçüde kitaplara sadık kalınarak yapılmış olsa da kitaplardan farklı olan, kitapta olmayan veya kitaptaki şeklinden çarpıtılarak uyarlanan yerler var. Ama bunlara burada değinmeyeceğim. Onları her kitabı ayrı okuduğum zaman inceleme yaptığımda aktaracağım.

Bununla birlikte, ben kitabı e-kitap olarak okudum. Fakat basılı olarak okuyanlar (Tek cilt özel basım kitabın) yazı puntolarının çok küçük ve gözü yoracak cinsten olduğunu söylüyorlar. Yani basılı materyal olarak okuyacaksanız ayrı ayrı kitapları alıp okumanız tavsiye edilir.

Bunların dışında, sanırım söylenecek pek bir şey kalmadı. Kitabı övmeye gerek yok. O kendisini övüyor zaten. Olayları anlatmaya gerek yok. Herkes (çoğunlukla) biliyor. O vakit burada cümlelerime son noktayı koyuyorum.

Ek; Okumadığınızda bir şey kaybedecek misiniz? Kesinlikle hayır. Çünkü çok şey kaybedeceksiniz.

Son soru: Acaba neden bu eseri okuyanlar, buradaki evren kötülüklerle dolu olmasına rağmen onu bizim yaşadığımız dünyaya tercih etmektedir? Cevabı sizden...

* Tolkien Baba tabirini, J. R. R. Tolkien'in hem fantastik edebiyatın atası sayıldığı hem de kendisinden sonra oğlu Christopher Tolkien notları düzenlediği (karışmasınlar diye) için J. R. R. Tolkien'e Tolkien Baba ve Christopher Tolkien'e de Tolkien Oğul diyorum.
1026 syf.
Tolkien'in efsanevi eseri Yüzüklerin Efendisi için ne yazılsa spoiler etkisi yapmaz heralde. Okumayan vardır ama izlemeyen çok azdır, hakkında bilgiler duymayan ise yoktur. Yani meşhur bir sözde olduğu gibi dünya Tolkien'in bu eserinden sonra ikiye bölünmüştür: LOTR'u okumuş olanlar ve okuyacak olanlar.

Yayımlandığı ilk yıllarda önce İngiltere'de ardından ABD'de büyük etki yapmış, öyle ki gençler "Cumhurbaşkanı adayımız Gandalf," gibi sloganlar oluşturmaya başlamışlar. Peter Jackson'in sinemaya başarılı uyarlamasindan sonra filmin çekildiği Yeni Zelanda'ya turist akını olmuş ve Yeni Zelanda devleti bu nedenle "Yüzüklerin Efendisi Bakanlığı" diye bu yönde bir bakanlık kurmuş. Sanırım halen televizyonda LOTR'a rastlayinca eli kanalı değiştirmeye gitmeyen veya en azından ilk reklam arasına kadar bekleyen tek ben değilimdir. Veya artık filmlere ulaşmanın çok daha kolay olduğu bu yıllarda, film arayıp arayıp düştüğümüz kararsızlıktan "Açayım da LOTR'u izleyeyim en iyisi," diye çıkarız hala. Peki LOTR'u bu kadar çekici ve efsanevi kılan nedir bizim için?

Kitabın önsöz kısmında da bunun nedenleri üzerine sözler edilmiş zaten. Ama ben de kendimce bunu açıklamak istiyorum. Bir kere modern dünya birçok açıdan olumlu etmenler içinde barındırsa da aynı zamanda barındırdığı olumsuz etmenler nedeniyle bizim için zaman zaman bir hapishane olmaktadır. Bundandır ki zaman zaman Robinson Cruose gibi ıssız bir adada mahsur kalmak isteriz veya felaket derecesinde bir kar yağışı sonucu evimizde mahsur kalmayı veya herkesten uzak bir dağ başında yalnız kalmayı... Veya LOTR'daki Yüzük Kardeşliği gibi bir grubun üyesi olup dünyayı kurtarmak isteriz! Böylelikle hem modern dünya hapishanesinden çıkmış oluruz hem de kendimizi yeniden bir başrol oyuncusu gibi hissetmiş oluruz. Ve bu hayallerin hep başlangıcı daha çok tat verir, özellikle de yolculuk temalı hayallerin. Bundandır ki benim LOTR serisinde en hoşuma giden ilk kitap/film Yüzük Kardeşliği olmuştur hep.

Bunlarla birlikte seri boyunca ağır basan iki ikili bulunmaktadır. Bunlar: Kader- irade ve iyilik- kötülük. Kitap boyu bir yandan karakterlerin birçoğu sanki her şeyin bir yazgıya göre olduğu ve ne olursa olsun bunun bozulmayacağı şeklinde bir inanca sahip oldukları hissedilir ancak öte yandan ise gösterilecek özgür iradenin her şeyden kıymetli ve etkili olduğu hissi de verilir. İnsanın heralde insan olmaklığından beri kafasını yoran kader- irade ikilisinin muallakta kalışınin bir benzerini Lotr'da da yaşıyoruz diyebiliriz bence. Ayrıca diğer ikilimiz olan iyilik- kötülük'te bir muallakta kalma yoktur. Kötülük tarafındaki Sauron'un en büyük gücünün de başta insanlara olmak üzere düşmanlarına karşı bir güç olarak kullandığı korku, umutsuzluk ve özgüven kaybı gibi ruhsal durumlar olduğunu görüyoruz. Nazgullarin sahneye çıktığı her an bu duygu durumları Orta Dünya'nın iyi haklarında derinden hissedilir. Öyle ki gerek karakterlere gerekse onları okuyan veya izleyen bizlere de bu duygu durumları o kadar başarılı şekilde geçer ki, bizler de olduğumuz yerden korku duyar, umutsuzluk içinde kalabilir veya özgüven kaybı yasayabiliriz. Hem de kitabı daha önce okumuş veya filmlerini defalarca izlemiş olmamıza rağmen... Yani kötülüğun çok güçlü olduğunu, yaydığı karanlığın dünyayı neredeyse tamamen kapladığını hissederiz. Her şey bitmiş derken, dünyanın bir ucunda ışık ortaya çıkar. Bu, kitapta en iyi Gandalf ile anlatılabilir. Daha spesifik olarak da, Gandalf'ın asasindan çıkardığı ışık ile Mina Tirith'e doğru kacmakta olan Faramir'i, Nazgullarin elinden kurtardıgi pasaj ile anlatılabilir. Veya Moria'da köprüde belki de en az Sauron kadar kötü ve güçlü olan Balrog'a "Buradan geçemezsin!" diye haykirdigi pasajla... Bununla birlikte ortalıkta bir anda kaybolup en zor zamanda yardıma gelmesiyle de tanınan Gandalf bir nevi insanların hep beklediği kahraman figürüdür. Özellikle bizim gibi hep bir kahraman beklemeye alışmış toplumlar için daha da etkileyici olabilir Gandalf karakteri belki de.

Tabiki Aragorn... Sadece filmlerini izlemiş olanlar Aragorn'un kral olmak için başlarda kararsız olduğunu ve yavaş yavaş buna hazır hale geldiğini ve kırılan kılıcın da hazır olduğu vakit kendisine getirildigini sanıyor olabilirler doğal olarak ama kitapta böyle değil. Aragorn baştan itibaren kral olmaya hazirdir ve kırılan kılıç da yeniden dövülmüş ve kullanılmaya hazır bir şekilde yanındadır. Sadece doğru zamanı ve yolu beklemektedir Aragorn. Ama Peter Jackson'ın filmde neden bu şekilde yaptığı açıktır ve haklı görülebilir rahatlikla; özellikle sinemada bizler kahramanın erginleşmesini görmek isteriz. Böyle olunca daha etkileyici olur ve kendimizi de onun yerine koyup daha sıkı şekilde filmi takip ederiz. Bunu aslında kitaplarda da yaşarız. Tolkien bence bu erginleşme faktörünü eserinde Hobbitler için kullanmış, zaten Tolkien'in asıl kahramanları da Hobbitler değil mi?

Birazina zaten değinmiş olduğum bazı duygular kitapta özellikle vurgulanıyor. Özellikle herkesin aklına Lotr ile ilgili gelebilecek ilk replik olan şu sözün teması olan acima duygusu: "Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez." Tabi salt bu sözde acıma yok gibi ama bunu Gandalf'ın Frodo'ya söylediği pasaji düşünecek olursak daha anlamlı olur. Yani, Frodo zamanında fırsatı varken Bilbo'nun neden Gollum'u öldürmedigine serzeniste bulunurken Gandalf bunu söyleyip, ardından Bilbo'ya o an mani olan duygunun acıma duygusu olduğunu ve bunun da yabana atilmayacak kıymetli bir şey olduğunu ifade eder. Öyle ki, Bilbo'nun Gollum'a o an acıması nihayetinde yüzüğün Hüküm Dağı ateşine atılmasını yani yok edilebilmesini sağlamış oldu. Yani başka bir açıdan denilebilir ki; onca büyük, güçlü kötülüğü, karanlığı ve düşmanları, Orta Dünya'nın birçok ahalisinin varlığından bile doğru düzgün haberinin olmadığı, haberi olanının da dikkate almadığı bir buçukluğun aslında eski bir buçukluk olan Gollum'a duyduğu merhamet alt etmiş oldu.

Buna şimdi kader mi demeli yoksa irade mi?



İyi okumalar.
1026 syf.
·Beğendi·10/10
Orta dünyadan herkese merhaba! Bu gece Altın Tünek'te biraz dinlenip, Sıçrayan Midillide de iki bira yuvarlayıp tekrar evimize Shire diyarına geri dönelim. Mazallah fazla ilerilere gitmeyelim buralar iyi :)) fantastik diyince ilk akla gelen seri Yüzüklerin Efendisi kesinlikle bir çocuk ya da gençlik kitabı kategorisinde ele alınmamalı. Zaten edebi dili, esprileri ve doğa tasvirleri göz önüne alınırsa 15 yaş üstünün "anlayabileceği" hatta "keyif alabileceği" bir seri. Tolkien'in müthiş hayal gücü sizi alıp orta dünyaya götürdüğünde aslında Elflerin, orgların, insanların, cücelerin diyarında değil, tam da bu dünyada olduğumuzu anlıyoruz. Hiç uyumayan o göz kötülüğü, ona karşı yola çıkan 9 arkadaş ise içimizdeki farklı yönleri simgeliyor. Akıl, cesaret, arkadaşlık, kararlılık, güç, hoşgörü, empati, irade, fedakarlık!bunlar olmadan yüzüğü ( bencil kimliğimizi) yok etmenin imkansız olduğunu anlıyoruz. Kitabı bitirdiğinizde filmlerinin ne kadar sönük kaldığını da fark edeceksiniz. Sadece hobbitlerin tasviri, huysuz yaşlı söğütün muzurlukları, Höyüklerdeki hayaletler, gollum'un hikayesi ya da ağaçların iç dünyası için bile okunmaya değer!!!
1422 syf.
·22 günde·Beğendi·10/10
Kitabını okumuş olmama rağmen hatta film ve çizgi film uyarlamasını defalarca izlemiş olmama rağmen sitede başta Ceren Hanım olmak üzere; Samwise Gamgee'nin de dediği gibi türküsü çığırılcak efsanedeki bu yolculuğa birkaç kişi ile beraber tekrardan çıkma kararı almış Mart ayının sonuna da sözleşmiştik; ama lakin Ceren Hanım ve beni hepsi ama hepsi kandırmış, gün gelip okumaya başladığımızda da eskilerden geriye pek bir kimse kalmamış, yok olmuşlardı. Zira bu etkinliğe söz verdiğini hatırlayanlar da sitede yok artık ve maalesef unutulmaması icap eden sözler yitip gitti. Tarih efsaneleşti efsaneler masal oldu ve kitap okuma etkinliğimiz ikimiz haricinde sırra kıdem bastı.

Ama dediğim gibi Ceren Hanım sayesinde bu yolculuğa çıktım ve iyi ki de çıktım diyorum. Böyle bir kitabı tekrardan gerçek bir Orta Dünyalı ile eş zamanlı olarak okumak ve sanki kitabın içinde kardeşlikten birileriymişiz gibi sohbet ederek ilerlemek çok çok keyifliydi ama her güzel yolculuk gibi bu efsane yolculuğun da sonuna geldik. Dediğim gibi kitabı okumama, filmini ve çizgi film uyarlamasını defalarca izlememe rağmen kitabı tekrar okuduğumda aslında ne kadar çok şeyleri unuttuğumu ve film sayesinde aklımda yanlış yer edindiğini farkettim. İlk okumam kadar olmasa da tekrardan soundtrackleri eşliğinde heyecan ve merak içinde okuyabildim. Bana kitap okumayı sevdiren bu üçlemeyi kesinlikle belli bir zaman sonra tekrardan okumayı düşünüyorum.
1015 syf.
·Beğendi·10/10
İlk kez bu denli kalın bir kitabı, soluksuz; yemek ve su arası vermeden birkaç saatte ve büyük bir heyecanla okumuştum. Bir arkadaşın (Gökhan Aktaş) evindeki Gollum posterinden başlayan muhabbet ve onun ilk kitabı okumam için bana ödünç vermesi. Bir nevi Matrix'in kırmızı hapını almak. Frodo'nun Tom Bombadil'in o muhteşem bahçesinde başlayan macerası. J.R.R.Tolkien'in olağan üstü tasvirleri ve lirik anlatımı. Filmi yapılmadan okuyanlar yada hâlâ izlemeden okuyanlar varsa çok büyük keyif almıştır. Hayal gücünüzü zorlayan, genişleten karekterler ve öyküler. Filminden keyif aldıysanız bile kitapta ki detaylar(Tom Bombadil gibi) filmle kıyaslanamaz ölçüde heyecan verici. Sıçrayan Midilli barındaki Aragorn'un olaya ilk dahil olması. Ve tabi ki Hacı Gandalf :)
1026 syf.
Filmlerini kaç kez izledim, bilmiyorum. Hangi kahramanı kaç kez sahiplendim, bilmiyorum. Her defasında farklı şeyleri nasıl gözümden kaçırdığımı anladım. Kitabı da filmleri kadar sürükleyici, ancak daha detaylı. “Okuduğum bir kitaptı.” yahut “İzlediğim bir filmdi.” laflarından daha öte bir evren sizleri bekliyor.
1015 syf.
·10/10
Tolkien kitaplarına yorum yapma cüretini kendimde bulmam, bulamam. Yazdığı her kelimeye sevdalanırım. Bir de gözlerinden kalp çıkan emojinin vücut bulmuş hali gibi davranırım. Hepsi bu. Seni seviyorum Tolkien. Senin dünyanı seviyorum.
1026 syf.
·29 günde·Beğendi
Okuduğum en uzun soluklu ve heyecan verici bir kitap oldu. Asla sıkılmadım ve bir sonraki sayfayı merak ve heyecan ile çevirdim. Başındam sonuna macera ve mücadelenin eksik olmadığı bir eser. Dünya edebiyatının kült eseri gerçekten. Üç seri halinde filmlerini izlemiştim ama size şunu kesinlikle tavsiye edebilirim ki, bu kitabı okuyun ve filmleri yeniden izleyin. Kitabın içindeki detaylar o kadar derin ki yapılan her yolculuğu, her mücadelenin ve her fikrin altında yatan sebepleri tüm çıplaklığı ile okuyacaksınız. Kitabın özel basım olması çok önemli çünkü içinde bir Orta Dünya haritası, başlangıc ve sonunda yer alan eklerle sizi kitaba hazırlayan bir yapıya sahip. Kütüphanemin en asil ve eski kitabı olacaktır...
1026 syf.
·10/10
Tuğla gibi kitap ama lokum gibi tatlı. Filmini seyretmediyseniz hiç seyretmeyin kitabı ondan 10 kat daha güzel. Böyle tüm ciltlerin bir arada olması da iyi olmuş. J R R Tolkien'in başka eserlerine de bakıcam. Fantazi türü sevenlere şiddetle tavsiye ederim.
1026 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
J.R.R Tolkien'e sonsuz sevgi, hayranlık ve saygılarımı sunuyorum. Bilen bilir ki Yüzüklerin Efendisi bıkmadan okuduğum,izlediğim çok sevdiğim ve benim için hayatımda epey özel olan bir kurgu fantastiktir ki en başındadır. Okumamış , izlememiş olanlar için üzülüyorum ve diyorum ki ölmeden önce okunması ve izlenmesi gerekenler arasında olmalı mutlakaa! Mükemmel bir hayal dünyası... Ne yazarsam az gelecek belki de abartıyorum bazılarına göre ama sevmek abartma sanatıdır.. Dilinin biraz ağır olduğunu söylemek isterim. Kitap tek cilt halinde gözünüzü korkutabilir kalınlığı ama inanın su gibi okuyacaksanız. Orta dünyayla az biraz bilginiz varsa dilinin ağırlığı sizi yormayacaktır buna eminim. Tasvir sevenler içinde görsel şölen tadında... Her yaşta severek okuyacağım bir eser ve daha çok kez okuyacağımı biliyorum.. Kitapla kalın :)))
Yaşayanların bir çoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme.
...Eowyn Hanım peşinden gelerek ona seslendi. Aragorn döndü ve onu gece içinde bir parıltı olarak gördü, çünkü Hanım beyazlara bürünmüştü; ama gözleri ateş ateşti.

"Aragorn," dedi, "neden bu ölümcül yola gitmen gerek?"

"Çünkü gitmem gerekiyor," dedi Aragorn. "Ancak böyle olursa Sauron'a karşı yapılan savaşta kendi üstüme düşeni yapmak için bir ümidim olacak. Tehlikeli yollan ben seçmiyorum Eowyn. Eğer gönlümün olduğu yere gitmem mümkün olsaydı şimdi Kuzey'de Yarmavadi'nin latif vadisinde dolanıyor olurdum."

Bir süre sessiz kaldı Eowyn, sanki bunun ne anlama geldiğini düşünüyormuş gibi. Sonra aniden elini onun koluna koydu. "Sen sert bir beysin ve bahadırsın," dedi; "böyle kazanırlar erler şanlarını." Durdu. "Beyim," dedi, "eğer gitmen gerekiyorsa izin ver ben de senin peşin sıra geleyim. Çünkü dağlarda gizlenmekten bıktım; tehlikeyle, cenkle yüzleşmek istiyorum."

"Senin görevin halkının yanında," diye cevap verdi adam.

"Görevim sık sık hatırlatıldı bana," diye bağırdı Eowyn. "Amaben bir dadı değil, Eorl soyundan bir muhafız kız değil miyim? Titreyen ayaklar üzerinde yeterince durdum. Artık ayaklarım titremediğine göre hayatımı istediğim gibi yaşayamaz mıyım?"

"Çok az kişi bunu şerefle yapabilir," diye cevap verdi adam. "Lâkin size gelince hanımefendi: Siz beyiniz geri dönünceye kadar halkınızı yöneteceğinize dair verilen görevi kabul etmediniz mi? Eğer siz seçilmiş olmasaydınız, sizin yerinize başka bir komutan sizin görevinize getirilecekti ve o bıksa da bıkmasa da bu görevini bırakıp gelmezdi."

"Hep ben mi seçileceğim?" dedi kız acı acı. "Süvariler şan şeref kazanmaya gittiğinde eve göz kulak olup geri döndüklerinde yiyecek ve yataklannı bulsunlar diye hep ben mi geride bırakılacağım?"

"Yakında öyle bir zaman gelebilir ki," dedi Aragorn, "kimse geriye dönmeyebilir. O zaman şan şöhret kazanmadan yiğitlik yapmak gerekecek, çünkü yurdunuzu korurken yaptıklannızı hatırlayacak kimse kalmayacak. Yine de övülmüyor diye yaptıklarınız yiğitçe olmayacak diyemeyiz."

Ve kız şöyle cevap verdi: "Bütün bu sözlerin sadece şunu söyler: Sen bir kadınsın, senin yerin evin. Fakat erler cenkte namuslanyla ölürse evi yakmana izin var çünkü artık o eve gerek duymayacaklar. Fakat ben Eorl Sülalesinden biriyim, bir hizmetçi kadın değilim. Atsürüp kılıç savurabilirim; ne acıdan korkarım ne de ölümden."

"Neden korkarsınız hanımefendi?" diye sordu adam.

"Kafesten," dedi kız. "Ta ki yaşlılıktan ve alışkanlıktan parmaklıkları kabullenip, büyük işler başarma isteği hatırdan veya gönülden silininceye kadar parmaklıkların arkasında kalmaktan."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzüklerin Efendisi
Alt başlık:
Tek Cilt Özel Basım
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
1026
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753423472
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord Of The Rings
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Yüzüklerin Efendisi
The Lord of the Rings
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. 1997 ile birlikte, çok sayıda Türkiyeli okur da "okumuş olanlar" safına geçme fırsatı buldu. Kitabın Türkçe basımı Yüzüklerin Efendisi'ne duyulan ilginin evrenselliğini kanıtladı. Yapıtın bu başarısını taçlandırmak için üç kısmı bir araya getiren bu özel, tek cilt edisyonu sunuyoruz. Hem hâlâ okumamış, "okuyacak olanlar" için, hem de bu güzel kitabın kütüphanenizde gelecek kuşaklara devrolacak kadar kalıcı olması için... Yüzüklerin Efendisi yirminci yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantazi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantazi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.

Kitabı okuyanlar 1.842 okur

  • Muhammed Ali Özdemir
  • Murat AYMAN
  • ozan buzzer
  • Talha Özerdemoğlu
  • Alp
  • S. O. Amiudake
  • İzge Akbaşogulları
  • Demhat
  • Kübra Çelik
  • Mephisto

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%27.7
35-44 Yaş
%27.7
45-54 Yaş
%10.6
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.6
Erkek
%44.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%79.3 (579)
9
%14 (102)
8
%4.2 (31)
7
%1.2 (9)
6
%0.5 (4)
5
%0.3 (2)
4
%0.1 (1)
3
%0
2
%0.3 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları