Yüzüklerin Efendisi (Tek Cilt Özel Basım)

·
Okunma
·
Beğeni
·
83,2bin
Gösterim
Adı:
Yüzüklerin Efendisi
Alt başlık:
Tek Cilt Özel Basım
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
1026
Format:
Ciltli
ISBN:
9789753423472
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord Of The Rings
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
Yüzüklerin Efendisi
The Fellowship of the Ring
The Lord of the Rings
The Fellowship of the Rings
The Lord of the Rings
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. 1997 ile birlikte, çok sayıda Türkiyeli okur da "okumuş olanlar" safına geçme fırsatı buldu. Kitabın Türkçe basımı Yüzüklerin Efendisi'ne duyulan ilginin evrenselliğini kanıtladı. Yapıtın bu başarısını taçlandırmak için üç kısmı bir araya getiren bu özel, tek cilt edisyonu sunuyoruz. Hem hâlâ okumamış, "okuyacak olanlar" için, hem de bu güzel kitabın kütüphanenizde gelecek kuşaklara devrolacak kadar kalıcı olması için... Yüzüklerin Efendisi yirminci yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantazi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantazi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.
%26 (264/1016)
·Beğendi·10/10 puan
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar.
Bence inceleme için bu söz yeterli olması lazım.

Sene 2003. 8 yaşındayım. Babamla film almak için cd'ciye gittik. O zaman internet ne gezer bizim evde. Babamla bakkalımızda film izlemek en büyük eğlencem. Babam aldı kendi istediği filmleri ben ise filmleri incelerken bir şey takıldı gözüme. Beyaz at üzerinde bir adam ak şehire doğru gidiyor. Filmin ismi Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü. Babama yalvar yakar aldırdım filmi.
Seriyle, tanışmam bu sayede oldu. Sonra harçlıklarımla 1. ve 2. filmleri aldım. Lise yıllarında filmlerin kitaplardan yapılma olduğunu öğrendim. O gün direk kütüphaneye koştum. Ne tesadüf ki yine kitabın 3. sü vardı kütüphanede. Hemen aldım. Yeniden aşık oldum. Sonra yıllar geçtikçe 1. ve 2. kitapları da okudum.
Şimdi yeniden okumayı düşünüyorum tek basım olarak. Zaten filmleri izleye izleye replikleri bile ezberledim artık. Tekrar aşkımı canlandırma ihtiyacım var. Tekrar o harika evrene girmem lazım.
Tolkien bu eseriyle fantastik edebiyata öncü olmuştur. Yarattığı elfçe dili yanlış hatırlamıyorsam 3.000 kelimeden oluşuyordu. Bir sürü yazarda etki bırakmıştır.

Tek diyeceğim kitabı okuyun. Filmleri izleyin. Tarzlarına uymayanlara diyecek bir şeyim yok. Renkler ve zevkler tartışılmaz. Ama fantastik severler bu kitabı okumamışsa çok şey kaybetmiş olabilirler...
496 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kısmi olarak gezi-gözlem ve "anılardan" oluşacak olan o sevdiğiniz tanıtımlardan biriyle daha beraberiz bebişler.. Kasıtlı olarak bu yolu seçmiş değilim ..Bu yolu seçtim çünkü bu kitabın bizim alemde sayısız anısı ve emeği mevcut .. O yüzden başka türlü sizlere anlatmam imkansız .. Zaten istemem de ..Baştan anlaşalım ..İnceleme uzun .. Uyarmadı deme !

Herşeye en baştan başlamak lazım .. Henüz Metallica üstüne Slayer ve Manowar ile şiddet + zulüm yollarına yeni yeni saptığımız sıralar.. Kamuflajın keşfi , sonrasında eve girişi , ev halkının haklı korkusu ve siyahlar giyen bir çocuğun kötülüğü tam anlamıyla anlayıp kucaklaması... Yeni çağın kapanıp karanlık çağın başlaması =))) Evet biz de doz arttırımıyla beraber Black Metal denen o aleme girizgah yapmıştık o dönemlerde .. O dönemler dediysek sene '95 ila '96.. Sonrasında Metis Yayınları LOTR serisini bastı ve bildiğimiz dünya, sonrasında bizler için bir daha asla eskisi gibi olmadı .. Daha doğrusu bizler, var olduğumuz o eski dünyaya bir daha hiç adapte olamadık .. Metis, o dönemlerde de şimdi olduğu gibi kan emiyordu .. Dolayısıyla o zamanlarda da küçük metalci maddi olanaksızlıklardan kelli arşivine katamadı bu kitabı .. Hoş , o dönemlerde kitap değil cd ve LP topluyorduk .. İnternet bugünki gibi henüz evlere girmemişti .. Tübitak üyeliği ile haftada 8 saat internet kullanarak ve sayfa başına beşi bir yerde paraları vererek LOTR alemi üzerine ne varsa çıktı alıp "wat iz diz ? Dize diz - 2 kilo domadiz" kıvamındaki ingiliccemizle çözümlemeye çalışıyorduk bu alemi .. Nice gözlerin feri söndü o günlerde.. Niceleri miyopla , astigmatla tanıştı o dönemlerde .. Ondan kelli kitabı okumadan öncesinde , şimdilerde cirlop gibi t- shirtleri çekip, titreyen bıngıldaklarıyla arzı endam eden youtuber jenerasyonunun vidolar çekip anlattığı LOTR aleminin ilk safhalarını bilmeksizin hatmettik .. Bkz: güneşin ilk çağı , lambalar çağı , Melkor ve Ungoliath ortaklığı falan fistan .. Sonradan , 3 sene sonra kitabı alıp okuduğumuzda nevrimiz döndü tabii.. Zaten Star Wars cuyuz ezelden, gönlüm geçmez güzelden aromalı ortamların hastası olan bizler için bambaşka kapılar açılmış oldu ardına kadar .. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki bu alemi ve sonrasında gençlik yıllarımızla beraber Türkiye'de yeşeren FRP ortamlarını hatmettim .. Çocukluktan Star Wars ( HASTASIYIZ !!!!) , üstüne metal ( metal müzik diye bir şey yoktur.. Metal vardır ! ) , sonrasında LOTR ile şaha kalkan FRP ortamları ve DIABLO !!!! Bu saydıklarım bugün beni ben yapan oluşumlardır .. Dedim ya FRP alemlerini hatmettik diye .. Dragonlance 'ler okundu 1. ve 2. nesle kadar .. Spin off ları da dahil ..Yetmez ama evet dedik RAVENLOFT ile .. Bu arada anmazsak olmaz! Büyüksün Lord Strahd !!!Forgotten Realms , ve Artemis Entreri ile Örümcek Kraliçe !!! Uzun lafın kısası ... Bugün 39 yaşımda yeni yeni rus klasikleri falan okuyorsam sebebi, mevcut mana ve healing potionları FRP alemleri ve siyasi tarih kitaplarına basmış olmam , sağ elimizi mouse 'a , sol elimizi de ALT tuşuna basmak suretiyle DIABLO alemlerine kurban vermiş olmamdan kaynaklıdır ..

O günlerde kötülük ve getirdikleri ile haşır neşir olduğumuz zamanlardı =))) Dolayısıyla alkol ve sigara kullanımı son derece normaldi bizler için .. Hala da öyle .. Sene '99 'u gösterdiğinde bizim için paramız varsa toplanma bölgesi Kocatepe 'nin dibindeki Orta Dünya Cafe ve Sakarya Caddesindeki Keyif Bar idi .. Buralar kolcuların toplanma güzergahları idi .. Pek tabii çoğunlukla mekanda içecek paramız olmadığı için bizler dışardan alkol alıp Meclis Parkına gidenlerden idik .. Meclis parkı Gondor krallığı idi .. Karanlık ve aydınlık güçler burada sürekli bir savaş halindeydi ..Çünkü alkol içenlere rahat verilmezdi orada o günlerde.. Türk polisinin o günlerdeki sözlük karşılığı bizler için Orklar idi .. GBT sorgulaması yapan ve ortama sürekli baskınla hücum eden piyade kuvvetlerdi bunlar .. Bir de bunların motorize olmuş versiyonları ve bizim URUK HAI dediğimiz Yunuslar vardı .. Bu tayfanın hiç geri vitesi yoktu .. Asla aman vermezlerdi .. Durum böyle olunca bizler için Mordor olarak adlandırılan bölge Çankaya'daki Kavaklıdere Karakolu idi .. HİÇ KAPANMAYAN VE SÜREKLİ BİZİ GÖZLEYEN KAPAKSIZ BİR GÖZ!! Rivendell , sizlerin de bildiği ismi ile Ayrık Vadi ise Seymenler Parkı idi .. Çankayalı elit insanların yani elflerin çimenlerde seyrü sefa yaptığı muhteşem bir mekandı ama dağın başında olduğu için bizler tarafından pek kullanılamazdı .. Ulaşamazdık oralara taksi parasını tümleyemediğimiz için..Evden gelen Lembasların içinde domates ve ekürisi peynir ile tüketilen yollukların üstüne hane hanımı olan anneler anılır, biralar tokuşturulurdu .. Kod adı Miruvor olan KIRMIZI TUBORG büyük lüks idi .. Çok unique bir içecekti.. Olursa 2 kişi beraber içilirdi. Damlası dahi ziyan edilmez , israf edene iyi gözle bakılmazdı .. Enerji barını fuller, zihin açardı .. Olur da Mordor zindanlarına düşülürse ,telefon hakkı kullanılarak ve pek tabii sağlam işkencelerden geçip bir güzel tartaklanarak Gwaihir 'e mesaj gönderilir , şafak sayılırdı ..

Bunları niçin anlattım en başta açıkladım ... Bu kitap ve inşaa ettiği alternatif dünyayı o gün bugündür biz hiç terk etmedik .. Star Wars alemi ile beraber - ki Star Wars 'un yanında sadece "bir" saniye olabilir burda anlatılan time-line - gençliğimizi yedi bitirdi .. Star Wars 'ta nasıl ki Sithlerden yana olduysak her daim , burada da kötülükten yani EVIL FORCES 'dan yana olduk .. O yüzden yeni başlayan incelemeyi o güruh üzerinden aktaracağım size .. Bir kişi dahi katsak bizim cenaha kardır !

Efenim Orta dünya yaratıldığı vakit dünyaya inen kuvvetlerden yani Maiar'dan (tekili MAIA) biri de Sauron idi .. Karanlık tarafa çekildikten sonrasında da alemi kana ve karanlığa boğdu .. Sauron esasen bu kitapta anlatıldığı kadar büyük ve kudretli bir güç değildi ilk zamanlarda.. Efendisi olacak Melkor , namı diğer Morgoth tarafından hızlıca karanlık tarafa çekildi.. Melkor Utumno adlı kalesinde ve kahramanımız olan Sauron Angband 'da arzı endam etmekteydi o günlerde .. Valar ve Melkor arasında geçen savaştan öncesinde , Gandalf 'ın Khazad - Dum köprüsünde cenk ettiği Balrogları ve kanı kara akan Orkları çoğalttığı kalesinde Sauron'un keyfi yerindeydi o zamanlarda .. Ama Melkor, Valar'dan haşmetli bir tokat yediği vakit o da kaçıp saklanmakta buldu çareyi .. Melkor uzun bir süre sonra elindeki Silmariller ile orta dünyaya tekrar geri döndüğünde Sauron da saklandığı yerden çıktı ve Angband' ın başına geçtiler .. Nihai düşmanları hiç bir zaman değişmedi .. ELFLER ... Uzun süre Melkor 'un baş komutanı olan Sauron , bu savaşlarda en sonunda ordusundaki ejderhalar , balroglar ve orklar ile Elflere ilk yenilgilerini tattırdı .. Beren ve Finrod kısmını uzatmamak adına buraya aktarmayacağım .. Burada bir savaş daha oldu ve Melkor, Valar tarafından bir kez daha mağlup edildi .. Sauron artık nihai olarak mağlup olan komutanı Melkor 'dan dolayı bir kez daha kaçmak zorunda kaldı Orta Dünyaya...Zira Manwe'nin huzurunda gelecek olan mutlak cezayı kabullenememişti. Yüzyıllarca saklandı .. Valar' ın dikkatini başka taraflara vermesiyle karanlıklar diyarı olarak bilinen Mordor'a girip Barad-Dur 'ü inşaa etmeye başladı.. Bu dönem sonunda - yüzyıllar sonra- kaba kuvvetin kapıları açamayacağını geç de olsa anlayan Sauron kendisine Anatar yani hediyeler veren ismini vererek Noldor elflerinin içine sızdı ve Celebrimbor 'un bilgeliği ile beraber güç yüzükleri dövülmeye başlandı .. Bu güç yüzüklerinin içinde hepimizin bildiği bir tanesi vardı ki o yüzük hepsini kontrol edebilliyor ve takanları himayesi altına alabiliyordu.. Velhasıl kelam yüzükler dövülüp parmaklara takıldıktan sonra Elfler yedikleri kazığa uyandılar ve Sauron ile Elfler arasında geçecek olan ezeli savaş start almış oldu .. Burda bir noktayı belirtmek ve altını cizmek gerekiyor ki Elfler çok ama çok güçlü düşmanlardı ve nefisleri cidden çok kuvvetliydi .. Dolayısıyla Sauron , onları kontrol edebilmek için kendi gücünün yarıdan fazlasını bu TEK yüzüğe empoze etmek durumunda kalmıştı .. Savaş start alınca nihai kalesi Barad Dur 'e çekilen Sauron , elfler haricinde yüzük dağattığı tüm halkları kendisine bağladı ve kölesi haline getirdi .. Cüceler açgözlülükleri ile Sauron'un himayesine girdiler .. İnsanlar zaten tümden fade out verip solarak yüzük tayfları yani Nazgul haline geldiler .. Bu dönem sonrasında eski güçlerinin yakınından dahi geçemeyen Elfleri direkt ekarte eden Sauron'un yeryüzünde çekindiği tek halk Numenorlular yani kedilerine çok ama çok uzun bir yaşam bahşedilen insanlardı ..Zaten sonrasında bu soydan gelen Aragorn ile umudun fitili de tekrar ateşlendi .. Pek tabii Numenorlular sonrasında Sauron 'un gazlaması sonrası Valar' a kafa tutup yok oluşu yaşadılar (tüm insanlar değil) ... İnsanların yok oluşundan sonra kendilerine Sadık Olanlar ismini veren diğer cenah yani Elendil ve İsildur , Gondor ve Arnor ' u kurdular.. Bu arada Barad Dur 'a kapılanan Sauron, Gondor ' a yani İsildur ' a saldırdı ve Elfler arasında son bir ittifak kuruldu ve Sauron'un üzerine yüründü.. Bunun sonucunda henüz soyu diğer insanlarla karışmamış Numenor'un büyük gücü ile savaşan Sauron, kulesi Barad Dur 'dan çıkıp bizzat savaş meydanına teşrif etmek zorunda kaldı ve Gilgalad 'la Elendil 'i orada imamın kayığına bindirerek hakkın rahmetine kavuşturdu .. İsildur ise babasının kesik kılıcı ile Sauron'un parmağı kesip öcünü aldı .. İsildur Sauron'u musalla taşına yatırıp ölü .ötüne pamuk tıkadığını sanmıştı ama hem elflerin hem de insanların billmediği bir şey vardı ki o da bu tek yüzüğün sadece bir yüzük olmadığı , aynı zamanda Sauron'un ruhundan çok ama çoooook büyük bir parçayı barındırdığıydı .. Nitekim kıyamet çatlaklarında görülecek ve yarım kalan son hesaptan sonra Elfler ve İnsanlar birbirlerini Twitter'dan dahi takip etmediler ...

Şimdi öyle çok istiyorum ki Balrogları ve Orkları sizlere anlatmayı .. Lakin inceleme cidden çok uzayacak .. Sadece şunu bilesiniz .. Khazad Dum köprüsü üzerinde Mithrandir yani namı diğer Gandalf ile karşılaşan Balrog cidden ama cidden çok büyük bir düşmandır .. Şimdilerde ve film çekildikten sonra ortalarda dolanan zırtapoz "you cannot pass" tayfasının bilmediği ise ,zamanında Sauron'un efendisi olan Melkor 'un - BAKINIZ MELKOR YANİ MORGOTH diyorum - bunlardan 8 - 10 tanesini yanına alarak Shelob'un da anası olan Ungoliath 'ı ağlaya zırlaya zar zor durdurabilmiş olmasıdır .. Ki o Balrogların arasında Gothmog da var idi .. Bir diss daha atayım .. Sanıldığının aksine Orta dünyayı en iyi anlatan grup müzikal bağlamda Blind Guardian ( BÜLENT GARDİYAN) ve iğrenç parçaları Bard's Song falan da değildir .. Benim nazarımda olayın kralı SUMMONING'dir .. Şu parca bu kitabın özetidir ..

"ÜMİDİN VE GÜN IŞIĞININ ÖLDÜĞÜ YERDE ..."

https://www.youtube.com/watch?v=CjCNjOWIeMs

METAL DEĞİL .. KORKMA !!!
1015 syf.
·25 günde·Beğendi·10/10 puan
Bazı kitaplar vardır, bir kez okursun, ne kadar seversen sev bitirdiğinde rafa kaldırırsın ve ikinci defa okumak içinden gelmez... Ama bazı kitaplar vardır, sana yeni bir dünya yaratır, öyle bir dünyadır ki bu içinde dostuk, nefret, güç savaşı, ihtiras, saf iyilik, aşk vardır ve okuduğun kitap, bu dünyaya açılan bir kapıdır. O kapıdan bir defa geçmiş olmak sana yetmez, ara ara o dünyanın davetini kalbinin derinliklerinde taşırsın.
Yüzüklerin Efendisi de efsanevi bir dünyaya açılan bir kapı, 15-20 yıl evvel geçmiştim ilk defa o kapıdan, zaman zaman izlediğim (en az ellişer defa) filmlerine rağmen özlemimi gidermeye çalıştım ama gün geldi, Yüzük'ün bana seslenişine daha fazla kayıtsız kalamayıp ikinci defa bu yolculuğa çıktım.
Bu yolculuğu benim için farklı kılan bir diğer özellik ise, bu kitapla birlikte kitap okumanın yalnız yapılan bir aktivite olduğuna dair inancımın kırılmış olmasıdır. 1000K'nın değerli kütüphanecilerinden Uğur Bey ile eş zamanlı çıktk yolculuğa ve maceraları eş zamanlı geçerek yüzüğü hüküm dağına eş zamanlı olarak attık:) Çok eğlendiğim bir süreç olduğunu itiraf etmem gerek. (Hatta dayanamayıp yeni kitaplarda da benzer bir yaklaşım uyguladık ve uygulamaya devam etmeyi diliyorum)
Ve gelelim içeriğine... Kötü bir büyücü kendisine 1 güç yüzüğü yapar gizlice, ve bu yüzük ile her ırkı yönetebilecektir. Büyük savaşlar sonunda yüzük kaybolur, büyücü de ölür... Yüzlerce yıl sonra büyücünün yeniden orta dünyaya gelmesi ile yüzük arayışı başlar. Nitekim yüzük de büyük bir şans eseri, yüzüğün bile en ummadığı bir ırk tarafından bulunmuştur.. Hobbitler... Ve hikayemiz de böyle başlar... Devamı için kitabı okumanız şiddetle tavsiye edilir.
Ancak küçük bir tavsiye, okumak için kesinlikle 3 kitaplık tek cilt özel basımı değil 3 kitap ayrı ayrı basılmış halini tercih edin. Çünkü:
1. Kitap çok ağır, kitabı okumak için taşırken bileğim çok ağrıdı
2. Kitap çok ağır ve çantamın sapını koparttı, ek masraf:)
3. 2000 küsür sayfayı 1000e indirmek için puntolar 6 ya da 7'ye düşürülmüş. Okurken kör olmaktan korktum
4. kalın kapak kısmı bez değildi, çok kalitesiz bir kartondu, 2-3 sefer açıp kapanınca kitap aşındı :(

Not: Kitap biter bitmez 3 filmi yeniden izledim:) Bir kaç yıl sonra kitapları yeniden okumayı düşünüyorum :)
Damla
Damla Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği'yi inceledi.
496 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Fantastik edebiyat denildiğinde akla gelen ilk isim hiç şüphesiz J. R. R. Tolkien. Yazdığı birçok kitap ve yarattığı kocaman evrenle o dönemden bu döneme birçok yazarı etkileyen Tolkien için söylenecek tüm beğeni sözleri eksik kalacaktır. Kitaplarda gerçeklikten ziyade fantastik öğelere yer vermek bana göre çok daha zor. Özellikle Tolkien gibi birçok halk, varlık, mekan, olay ortaya koymuşsanız. Bunun nedeni ise olağanüstü öğeler barındırmayan bir romanda yazılabilecek şeyler bellidir, konular bellidir, iş yazarın yazma yeteneğine, duyguları okuyucuya geçirebilmesine kalmıştır; ancak fantastik bir kitap yazacaksınız olayları, karakterleri, hayal gücünüzle ortaya çıkardığınız her şeyi, tek bir mantık hatası olmadan yazıya dökebilmeniz gereklidir. Bunları söylüyorum çünkü Tolkien bunu en iyi yapan yazar, bakın bunu en iyi yapan fantastik kitap yazarı demiyorum, genel itibariyle bunu en iyi yapan yazar, daha iyisi yok. Evet, kendisinin dünya üzerinde yaşamış en iyi yazar olduğunu düşünüyorum. Dostoyevskiciler, Tolstoycular, Kafkacılar buna itiraz edebilirler, açıkçası bu hiçbir şeyi değiştirmez. Tolkien'i ciddi bir şekilde okuyan, anlayan, o büyük evreni araştıran herkes bu sonuca rahatlıkla ulaşabilir.

Gelelim Yüzüklerin Efendisi'nin konusuna: Karanlık Lord Sauron diğer tüm güç yüzüklerine hükmedecek Tek Yüzük'ü yapmış, ancak yüzük Son İttifak Savaşı sırasında Gondor Kralı Elendil'in oğlu İsildur tarafından Sauron'dan alınmıştır. Sauron yenilgiye uğramıştır ancak ruhu hala karanlığın içinde bir yerdedir. Yüzüklerin Efendisi, yüzüğü son bulan kişi olan hobbit Bilbo Baggins'in doğum gününün kutlanması ile başlıyor. Bilbo doğum gününün ardından yüzüğü yeğeni Frodo'ya bırakıyor. Bilbo'nun davranışları ve Orta Dünya'da o anda yaşanan gelişmeler nedeniyle şüpheye düşen Büyücü Gandalf, yaptığı uzun araştırmalar sonucunda bu yüzüğün Sauron tarafından dövülen Tek Yüzük olduğunu anlıyor. Ve böylece yüzüğün yok edilmesi için upuzun, zorlu bir macera başlıyor. Yüzük ancak tek bir şekilde yok edilebilir, yapıldığı yer olan Hüküm Dağı'nın derinliklerine atılarak. Dokuz yüzük kardeşi Karanlıklar Efendisi'nin diyarına, Mordor'a doğru yola çıkıyor. Hobbitler Frodo, Sam, Pippin, Merry, Büyücü Gandalf, Kolcu Aragorn, Elf Legolas, Cüce Gimli ve Gondorlu Boromir. Yolları ise Sauron'un uşakları ile dolu, orklar, nazgüller, troller ve daha birçok karanlık yaratık...

Çoğumuz Yüzüklerin Efendisi'nin önce filmlerini izlemişizdir, en azından benim için öyle. Kitapları ise birkaç yıl önce okudum ve erkek arkadaşım ile birlikte yeniden okumaya karar verdik. Çünkü Tolkien ve Orta Dünya'ya çok büyük bir hayranlık duyuyoruz. Bu nedenle bu okumaların yeri benim için çok ayrı. Yüzüklerin Efendisi sinema uyarlaması ile tek kelimeyle muazzam; kitapları için ise söylenebilecek iyi şeylerin sayısı sınırsız. (Bu arada kitaplar ile filmler arasında çeşitli farklar olduğunu söylemeliyim, hatta bazı kısımlarda gerçekten önemli farklar. Kitapları okumak bu açıdan da ayrı bir önem arzediyor bana göre.) Kitabın ilk bölümleri kişi ve mekan tasvirleri ile dolu, ancak hiç sıkmıyor bu tasvirler, büyük bir keyifle okuyorsunuz. O kadar ustalıkla yazılmış cümleler, o kadar iyi şekilde yapılmış benzetmeler, kişileştirmeler var ki... Bu ilk bölümlerin ardından Frodo'nun yolculuğa çıkması ile asıl macera da başlıyor. Özellikle "Yolgezer" isimli bölümden itibaren kitap çok, çok fazla içine alıyor okuru ve sayfalar su gibi akıp gidiyor.

Ayrıca şunu söylemem gerekir ki Yüzüklerin Efendisi serisindeki olaylar Tolkien'in Orta Dünya'sının %20'sini, %30'unu bile oluşturmuyordur. Bu kadar fazla olayın yaşandığı bir kitap Orta Dünya'da Yüzük Savaşları olarak geçiyor ve Orta Dünya, Yüzük Savaşları dışında daha nice olaya ev sahipliği yapıyor. Whitetree.com isimli bir site var, bu sitenin Orta Dünya başlığına tıklarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Tolkien öyle bir dünya oluşturmuş ki onlarca adı bilinen elf, cüce, insan, hobbit var, onlarca mekan, onlarca olay, çok uzun bir zaman dilimini kapsayan tarihi bir kronoloji, diğer birçok çeşitli varlık var. Ancak tüm bunlara dair tek bir mantık hatası yok, bu kısım şura ile uyuşmuyor dediğimiz tek bir cümle yok. Bu hayal gücüne, zekaya hayranlık ve saygı duymamak elde değil.

Böylesine iyi bir yazarın belki de en çok bilinen serisi olan Yüzüklerin Efendisi, mutlaka okunmalı dediğim seriler arasında. Frodo, Aragorn, Gandalf ve diğerleri ile mükemmel bir macera sunuluyor bizlere. Tolkien okumak ise tek kelimeyle harika bir eylem.
1015 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
1892’de İngiltere’nin sömürgesi altında olan Afrika’da doğan J.R.R. Tolkien henüz yüksekokula geçmeden dil üzerine kendini çok geliştirmiş. Eski Gal ve Fin dilleri üzerine eğitim görürken, zamanla kendi Elf dilini geliştirir. Düşünebiliyor musunuz kendi dilini yaratmış. 1.Dünya savaşının başlamasının ertesi yılı Tolkien, Oxford Üniversitesinin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü birincilikle bitirir ve orduya teğmen olarak atanır. Savaşa gitmeden evlenir ve dört çocuk sahibi olur. Somme Savaşı’na katılan Tolkien daha sonraları hastalanır ve İngiltere’ye geri gönderilir. Savaşın ardından Oxford Üniversitesinde Profesör olarak çalışmalarına devam eder. Zamanla dünyanın en önemli Dil Bilimcileri arasında yerini alır.

1973 yılında bizlere veda eden Tolkien, geride öyle eserler bırakmıştır ki zamanın efsane oyunları "knight, sikroad" tarzı oyunlardan tutun, bütün fantastik filmlerin, dizilerin, kitapların fikir babası olmuştur. Bizim oyunlarda gördüğümüz uzun kulaklı, ok atan Elfleri işte bu amca yaratmıştır.

Tolkien, Yüzüklerin Efendisi serisini üniversite eğitim gördüğü senelerde yazar. Fakat bu seriden önce kendi çocukları için yazdığı "Hobbit" kitabı vardır. Bu kitap tam olarak Yüzüklerin Efendisi serisinin zemini niteliği taşımıştır. Yüzüğün ortaya çıkışı bu kitapta anlatılır. Hobbit'in devam niteliğinde olan "Yüzüklerin Efendisi" serisi hikâyeyi bambaşka bir boyuta ulaştırır ve hâlâ bugün bizleri kendine hayran bırakır.

Tolkien'in kitaplarını "kitap" diye nitelendirmek basit kalır. Zira anlattıkları kitaba sığmaz. Çünkü Tolkien sadece kitap yazmamış, kendine adeta bir dünya kurmuş ve bunun adını "Orta Dünya" koymuştur. Evet, gerçekten böyle bir dünya yaratmış. Mesela bir harita tasarlamış: Orta Dünya Haritası. Yeni bir dil tasarlamış: Elf Dili. İnsan ırkları yaratmış: mordor, gondor, elfler, büyücüler, cüceler, goblinler... Daha nice başka ırklar: Ejderhalar, End'ler, Troll'ler, Nasgul'ler... Birde güç yüzükleri. Onyedi farklı güç yüzüğü ve bunların hepsine hükmeden tek bir yüzük.

Bir düşünsenize: Hobbit köyünden Mordor topraklarına uzanan bir macera. Haritalar, ırklar, diller, savaşlar, tarihler... Bir yüzük bir de taşıyıcı. Bir iyi bir de kötü. Elflerin kulaklarından tutun, Hobbitlerin koca ayaklarına ve yuvarlak kapılı minik evlerine kadar, en ince ayrıntısına kadar işlenmiş bir macera tasarlamak... Böyle bir eseri nasıl meydana getirdin be amca? Nasıl bir düşünce mekanizması, nasıl bir hayâl gücü? Tamamen hayran olunası.

Kitabın uzunluğundan çekinen arkadaşlar varmış bir de. Bunlar hikâyeyi üç ayrı kitap halinde de okuyabilirler. Zaten bu kitabı üçünün birleştirilmiş özel basımıdır. Toplamda 1023 sayfa süren bu serüven öylesine derin ve keyifli ki "keşke bir o kadar daha sürseydi." diyeceğinizden emin olabilirsiniz.

Bir de Silmarillion kitabı var. Bu kitaptan; Orta Dünya’nın nasıl oluştuğunu, büyücülerin, ejderhaların, insan ırklarının nasıl ortaya çıktığını öğrenebilirsiniz. Silmarillion'a Orta Dünya’nın kaynak kitabı diyebiliriz. Tolkien’in oğlu daha sonra yaptığı bir açıklamada; Babasının bu üç kitabı (Silmarillion, Hobbit, Yüzüklerin Efendisi Serisi) aynı seri olarak yayımlamak istediği fakat yayıneviyle bu sorunu çözemediği için bu isteğini gerçekleştiremediğini söylemiştir. Maalesef ölümünden sonra yayımlanır Silmarillion. Ama bizler bu üç kitabı kardeş sayabiliriz ve hiç birini okumayanlar ‘Silmarillion-Hobbit-Yüzüklerin Efendisi’ sırasıyla okuyabilirler.

Tolkien’in ömrü, kurduğu bu dünyayı tamamlamaya yetmedi tabii ki. Ölümünden sonra oğlu babasının birçok kenar notunu ve yayımlanmayan öykülerini düzenleyip bizlere sundu. Tolkien’in "üç büyük öykü" olarak nitelendirdiği ve ölümünden sonra oğlunun yayımladığı kitaplar şunlardır:

-Beren İle Luthien
-Gondolin'in Düşüşü
-Hurin'in Çocukları

Bunlar haricinde yine oğlunun yayımladığı (Türkçeye çevrilen) kitaplar da şunlardır:

-Silmarillion
-Kayıp Öyküler Kitabı
-Roverandom
-Tehlikeli Diyardan Öyküler
-Bitmemiş Öyküler

"Yüzüklerin Efendisi" film serisini de övmeden geçmeyelim. 2001 yılında çekilen Yüzüklerin Efendisi filmi, 19 yıl geçmesine rağmen bugünkü çoğu filmi gerek savaş-dövüş sahneleri gerek grafikleri olarak geride bırakır. Filmin karakterleri hemen hemen herkesin unutamayacağı kalitededir. 3 film de hiç çizgisini bozmadan efsane grafik ve sahneleriyle izleyiciyi büyülüyor.

Filmini izledim diye kitabını okumayanlara kocaman gülüyorum. Amcanın ömrünü harcadığı koskoca Orta Dünya, bir filme ne kadar sığabilir? Filminde olmayan o kadar çok şey var ki yazmakla buraya sığdıramayız. Yine de merak edenler için filmle kitabı arasındaki farkları anlatan bir link bırakıyorum. Kitabını okumayanlar için spoiler kaçabilir, dikkat edin. Ayrıca konuya hakim olmadıkları için anlamsızda gelebilir.

https://ortadunya.com/forum/viewtopic.php?t=913

Son olarak, "Yüzüklerin Efendisi’nin bilinmeyenleri" adlı bir video linki bırakıyorum, merak edenler bakabilir şayet ağabeyimiz çok güzel anlatmış

https://youtu.be/zkQWRliCgvQ

Tolkien'in bizlere bıraktığı eserler "Tolkien'in Mirası" adını taşımaktadır. Hayatını, kendi dünyasını yaratmaya çalışarak geçiren bir yazar. Bütün fantastik kitapların, filmlerin, oyunların babası olan bir kitap ve dünyada ses getiren, gişe rekorları kıran, 19 yıl sonra bile eşi benzeri olmayan film serileri... Yoksa siz hala Yüzüklerin Efendisi'ni okumadınız mı?

Teşekkürler Tolkien amca...
1026 syf.
·37 günde·Beğendi·10/10 puan
"Üç Yüzük göğün altında yaşayan Elf Kralları'na
Yedisi taştan saraylarında Cüce Hükümdarlar'a,
Dokuz Yüzük Ölümlü İnsanlar'a, ölecekler ne yazık
Bir Yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda
Kara tahtında oturan Karanlıklar Efendisi 'ne
Hepsine hükmedecek Bir Yüzük, hepsini o bulacak
Hepsini bir araya getirip karanlıkta birbirine bağlayacak
Gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda"

UYARI: Bu bir incelemedir, hem Tolkien’in hem de Yüzüklerin Efendisi’nin damarlarında gezmektedir, basit değil detaylıdır, uzundur, sadece kitapta değil, köklerinde gezmektedir, okuyucu uyarmak isterim.

Tolkien Orta Dünya’yı yaratmadan önce oldukça kapsamlı tek bir kitapla ilgilenmiştir, o da Silmarillion’dur. Silmarillion Orta Dünya’nın kalbi, bütün eserlerinin çıkış noktasıdır. Çocukları için yazdığı öyküler ise Hobbit’i ortaya çıkarmış, Hobbit’in beğenilmesi üzerine ise, yayıncısının devam kitabı ısrarına yıllar sonra Yüzüklerin Efendisi ile yanıt vermişti. Yalnız ortada büyük bir fark vardı, Hobbit’in masalsı dünyası, Yüzüklerin Efendisi ile son bulmuş, Tolkien bambaşka bir evren yaratmıştı.

Yüzüklerin Efendisinin yazım aşaması oldukça karışık, çetrefilli ve uzun yıllara yayılan bir çalışmadır. Tolkien’in Hobbit’i çıkardığı yayıncıdan yani Allen & Unwin’den makul bir isteği vardı, Silmarillion ve Yüzüklerin Efendisini aynı anda yayınlamak ve en önemlisi Yüzüklerin Efendisi’nin tek bir kitap halinde yayınlamak. Bu yazışmaları Carpenter’ın biyografisinde okuyabiliyor, derinlemesine inceleyebiliyoruz. Bu talep karşılık görmemiştir, Silmarillion’un zorluğu, yayıncıyı tedbirli davranmaya sevk etmişti ve yanıt olumsuzdu. Yüzüklerin Efendisi’nin tek cilt halinde basımına ise olumlu yaklaşmıyorlardı, çünkü dönemin ekonomik koşulları, kağıt yetersizliği, oldukça maliyetli bir baskının ortaya çıkmasına neden olacaktı, bu yüzden Allen & Unwin tek cilt baskıya olumlu yaklaşmamıştı.

Bu durum Tolkien’in biraz blöf birazda arayış içinde olması nedeniyle, şu an Tolkien kitaplarının en büyük yayıncısı olan HarperCollins ile tanışmasına vesile olmuştur. HarperCollins Tolkien’in bu kitapları istediği gibi basmasına olumlu yanıt vermiş bir an evvel kitapların tamamlanmasını istemiştir, lakin Silmarillion o kadar karışıktır ki, Tolkien yaşamı boyunca bu kitabı tamamlayamamış, defalarca, defalarca düzenlemeler yapmış, ortaya net bir taslak koyamamıştır.

Aralık 1937 yılında Stanley Unvin, Tolkien’e şöyle yazmıştı;

“Silmarillion'da bir sürü harika malzeme bulunmakta; hatta kendisi tek bir kitap olacağına, Hobbit benzeri daha fazla kitap yazabilmek için araştırılacak bir maden. Sanırım bu biraz sizin de bakış açınızdı, öyle değil mi? Bizim acilen istediğimiz şey Hobbit teki başarıyı izlememizi sağlayacak başka bir kitap fakat heyhat! Bu metinlerin her ikisi de (şiir ve Silmarillion) ihtiyaca pek cevap vermiyor. Ben yine de sizin Hobbit ile ilgili başka bir kitap yazma ilhamını bulacağınızdan ümitliyim.”

Yayıncının yani Stanley’in yazdığı cevapta şunu iyice anlayabiliyoruz, Silmarillion çok kapsamlı bir kitap ve onu tek başına basmak değil, içinden çıkabilecek kitaplar için kullanılacak bir madem olarak görüyor. Evet bu doğru, çünkü Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi tam olarak oradan çıktı, lakin, Tolkien’in kafasındaki bu değildir, Silmarillion tek başına basılmalıdır. Şiir dediği de Beren ile Luthien’dir. Ve yazıyı da Hobbit ile ilgili başka bir kitap yazılması yönünde bitiriyor.

Tolkien bu mektuba uzunca ve karışık bir cevap yazmış ve Silmarillion’un maden benzetmesine olumsuz yaklaşmamıştı ve Hobbit’in devamına başlayacağını söylemişti.

Tolkien, 19 Aralık 1937 yılında Allen & Unwin editörlerinden Charles Furth’a şöyle bir mektup yazmıştı;

“Hobbitlerle ilgili yeni bir hikayenin ilk bölümünü yazdım –‘Dört Gözle Beklenen Davet’”

Bunu okuyan Stanley Ulvin, durmasın devam etsin demişti, Tolkien’de öyle yapmıştı ve Hobbit ile ne kadar ileri gidebileceğini düşünmeye başlamıştı. Kısa kısa notlar alıyordu;

“Yüzük Nereden geliyor? Ölümbüyücüsü’nden mi? İyi amaçla kullanıldığında çok tehlikeli değil. Ama ceremesi var. Ya onu kaybedeceksin, ya kendini.”

Devam hikayesinde Tolkien’in kafasını kurcalayan bir şey vardı. Bilbo’nun oğlunu yaratmak ya da sonradan yapacağı gibi yeğenini ortaya atmak ve düşündüğü ilk ad, “Bingo Bolger-Baggins”ti.

Tolkien Hobbit’in masalsı havasından ilk sapmayı yaşadığı anı yayıncısına şu şekilde yazacaktı;
“Hikâyelerin insanın kontrolünden çıkma eğilimi vardır.” “bu hikâyenin yönünde ise hiç beklenmedik bir sapma oldu.” Burada bir “Kara Süvarinin” çıkmasından bahsediyor Tolkien ve bilinçsizce yazmaya devam ettiği kitabın neşeli Hobbit dünyasından ayrıldığına değiniyordu, daha karanlık bir dünyaya yani SİLMARİLLİON’a daha yakın hale geliyordu.

Tolkien Hobbit’in ilk kopyalarını okuması için Stanley Unvin’e gönderdiği sırada, Stanley oğluna bu öyküyü okutmuş ve çok beğenmişti. Eğer bir çocuk bu kitabı beğendiyse, evet, çok fazla kopya satacaktı, bunu öngörmüştü Stanley ve haklıydı, çok fazla kopya satmış ve devamını istemişti. Tolkien devam kitabının ilk kopyalarını yani adı konmasa da Yüzüklerin Efendisinin ilk çalışmalarını kendisine gönderdiğinde, yine aynı şeyi yapmıştı, yani oğluna bu kopyaları okutmuştu, oğlu bu başlangıç kopyalarını çok beğendi ve çok fazla “Hobbit konuşması” olduğunu ekledi.

Yüzüklerin Efendisi filminde örneğin, bolca Gimli, Aragorn ve Legolas diyalogları vardır ve bunlar çok eğlenceli diyaloglardır, keyifle izleriz, yalnız kitapta bunlara değil, bolca Hobbit konuşmalarına maruz kalırız, Peter Jackson bunu sıkıcı bulmuş olacak ki, sihirli elini filme dokundurmuştu kendince.

Daha önce Tolkien’in Bingo ismini ortaya attığını söylemiştim, daha sonra ise isimde şöyle bir düzeltme yapacaktı “Çok fazla Hobbit var. Bingo Bolger-Baggins de kötü bir isim. Bingo=Frodo olsun.” Sonra yine ikileme düşüyor ve “Yok – artık Bingo’ya çok alıştım” diyecekti, lakin daha sonra yine Frodo’da karar kılacaktı.

Yüzükle ilgili kendine sorular sormaya başlamıştı demiştim üst satırlarda ve kafasını kurcalayan yüzük konusuna şöyle bir derinlik getiriyordu;

“Meğerse Bilbo’nun yüzüğü, hükmedecek tek yüzük imiş – diğer hepsi Mordor’a dönmüş: ama bu kaybolmuş.”

Carpenter şöyle diyecekti bu konuyla ilgili;
“İşte bu noktada kitap Hobbit’ten ayrılmaya başlamıştı ve diğer Yüzüklere hükmedecek tek yüzük ortaya çıkmıştı, Mordor’un yani Karanlıklar Efendisi Sauron’nun gücünün kaynağı ve vasıtası olan yüzük; hobbitler tarafından yok edilmek üzere götürülmezse tüm dünyanın Sauron’un hükmü altına girmesini sağlayacak yüzük.”

Artık Tolkien bu kitaba bir ad vermeye başlamış ve yayıncısına “Yüzüklerin Efendisi” diye söz etmeye başlamıştı. Bu noktadan sonra Hobbit masal olarak kalmış, Yüzüklerin Efendisi tüm gücüyle Silmarillion’u damarlarına çekmeye başlamıştı, artık ortada çocuk kitabı yoktu, milyonlarca kopya satacak, filmler çekilecek, üzerine onlarca kitap yazılacak, onlarca yazı yazılacak, yorum yapılacak, büyük bir hayran kitlesini ortaya çıkaracak Yüzüklerin Efendisi doğmuş oluyordu.
1938 yılında Stanley Unvin’e “gittikçe çocukları” unutmaya başladığını “Yüzüklerin Efendisi’nin Hobbit’ten daha dehşet verici” olduğunu söyleyecekti.

Yüzüklerin Efendisi’nin ilk kitabı yani “Yüzük Kardeşliği” diğer iki cilde oranla daha hafiftir, Tolkien’in Hobbit’ten yavaş yavaş ayrılmanın eşine geldiği bölümdür, sonraki iki kitap daha karanlık ve karamsar bir havadadır. Kendisi de yıllar sonra “ilk cilt gerçekten diğerlerinden çok farklı” diyecekti.

Hobbit 1937 yılında yayınlanmıştı, Yüzüklerin Efendisi’nin ilk cildi 1954 yılında yayınlanacaktı. Aradan geçen yıllarda ne olmuştu da Yüzüklerin Efendisinin ortaya çıkması 17 yılı bulmuştu? Bu konu karışıktır çünkü Tolkien’in sürekli bir şeyler keşfetmesi, metni değiştirmesi, kafasında yarattığı kısa hikayenin sürekli devam etmesi, son bulmaması, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ortaya saçtığı dehşet, Üniversitede yaptığı işler, çeşitli yazılar, konferanslar, aile yaşamı ve bir sürü başka şey kitabın gecikmesine neden olmuştur. Unutmadan, Tolkien “kitaba olan ilgim kayboldu” ya da “ilhamım kayboldu” diye yayıncısına birkaç defa yazacaktı, çünkü yayıncı hala Hobbit’in devamını bekliyordu.

Yüzüklerin Efendisinde anlatıcı aynı zamanda bir yaratıcıdır, Tolkien buna İkincil Yaratıcı der ve “Ben sadece insanların bu hikâyenin içine girmelerini ve onu gerçek tarihi olaylar olarak algılamalarını istedim.” Nitekim bu konuda başarılı olduğunu biz okuyanlar olarak biliyoruz.

Tolkien, Yüzüklerin Efendisine devam ederken, kitabın bu kadar uzun olacağını düşünmemişti, biteceğini düşündüğü zamanda Ağaç Sakal devreye girmişti, daha sonra diğer Hobbitler yolculuğa eklenmiş, yolculuk sonlanmaya yakından birden Gondor ve Rohan’da ortaya çıkan olaylar vuku bulmuş ve Tolkien yine düşüncelere dalmış, yazmaya devam etmişti.

1944 yılının başlarında henüz kitaba dokunmamıştı ama daha sonra oğlu Christopher Tolkien Kraliyet Hava Kuvvetlerine çağrılmıştı, Tolkien oğluna sürekli mektuplar yazmaya başlamıştı. Bu evrede Tolkien tekrardan yazmaya başlamış ve bütün bu olan biteni mektuplarla oğluna bildirmekteydi. Her yazdığı bölümü, arkadaşları C.L. Lewis’e ve Charles Williams’a okuyordu, (Lewis, Narnia Günlüklerinin yazarıdır.)

Lewis Narnia Günlükleri’ni çıkardığında Tolkien hem kitabı beğenmemiş hem de birçok yönden kendi yazdığı Yüzüklerin Efendisinden esinlenildiği söylemişi. Narnia Günlükleri toplamda 7 yılda yazılmıştı, Yüzüklerin Efendisi ise hala yazılmaktaydı ve Tolkien ile Lewis’in arkadaşlıkları artık çok soğuk bir noktaya gelmişti. Bu arada şunu da eklemek istiyorum, Narnia Günlükleri de en az Hobbit’in satış rakamına ulaşmış ve beğeni ile okunmuştu.

Kitabın yazılışı 16 yıl aldı, Hobbit 1937’de çıkmış, Yüzüklerin Efendisine başlaması biraz uzun sürmüş, bazen yazmaktan uzak kalmış, bazen yazmak istememişti, lakin 1950’lere gelindiğinde Yüzüklerin Efendisi neredeyse hazırdı, sadece kafasında bir şey daha vardı, Silmarillion ile basılması. Bu konuya yukarıda değinmiştim ve o konu tekrar gündeme gelir, Collins Yayınevi’nin gücü diğer yayınevlerine göre daha güçlüydü, çünkü sadece bir yayıncı değil aynı zamanda matbaaydı da, bu da Silmarillion ve Yüzüklerin Efendisi’nin aynı anda basılabilme ihtimalini doğuruyordu, Tolkin’in Allen & Unvin’e dair yaptığı bir sözleşme yoktu aslında, Hobbit sonrası için kitap sözü vardı. Bu değindiğim konu birçok yazışmaya vesile olmuştu, çeşitli git-geller sonucunda Allen & Unvin’de karar kırılmış, varsa kırgınlıklar ortadan kaldırılmıştı.

Tolkien kitaba harita ve çeşitli illüstrasyonlar eklemek istiyordu, yine devreye maliyet giriyordu, her şeyden önce kitabın tek cilt olmasını istiyordu. 1952 yılında Rayner Unvin Yüzüklerin Efendisi’nin daktilo edilmiş tüm nüshalarını aldı. Ve hesaplamalar başladı. 10 Kasım 1952 yılında Rayner Unvin Tolkien’e bir mektup yazdı. Bu mektupta çok ilginç ve farklı bir öneri vardı. Kalınlık nedeniyle kitabın basım maliyeti yayınevinin boyunu biraz aşıyordu, çünkü kağıt çok maliyetliydi. Düşünülen çözüm ve teklif şuydu, Tolkien’e telif ödemesi yapılmayacaktı, bunun yerine kâr ortaklığı olacaktı, yani kitabın kârının yarısı Tolkien’e ödenecekti. Bunun amacı kitabın maliyetini önce çıkarması, daha sonra kârın paylaşılmasıydı. Kitap satmazsa sorun yoktu, yalnız kitap satarsa yazar için büyük bir gelir olacaktı, çünkü kitabın binlerce kopya satması beklenmiyordu, kalın ve çok farklıydı, nitekim yayınevinin hesabı tutmadı, kitap çok satacaktı, hem de çok…

Kitabın tek cilt basılmayacağı kararlaştırıldı ve üç bölüme bölündü. YÜZÜK KARDEŞLİĞİ, İKİ KULE VE KRALIN DÖNÜŞÜ. Tolkien son kitabın adı ile ilgili düşünceler içindeydi, çünkü kitabın adı aynı zamanda kitabın içeriğini de anlatıyordu, Tolkien “Yüzük Savaşı” olmasını istese de son cilt Kralın Dönüşü olarak kaldı.

Yüzüklerin Efendisi’nin ilk cildi 1954 yılında basıldı, kitabı yazmaya başlamasından tam 16 yıl sonra. Kitap baskıya girmeden önce en yakın arkadaşına “ korkuyorum” diyecekti “basılmamasından korkuyorum” Okurların bu düşünceyi garipsemesi doğaldır lakin, yazdığım onca şey işte bu şaşkınlığı gidermek içindir, çünkü Tolkien denenmemiş olanı denemiş, bambaşka bir dünya yaratmıştı, bu dünyanın ve yolculuğun bir benzeri yoktu, o yüzden olumsuz düşünceler hep vardı, ayrıca Tolkien bir edebiyat profesörüydü, yazdığı kitap ise döneme ve bölümüne bakarsak, oldukça aykırıydı.

29 Temmuz 1954 yılında Yüzüklerin Efendisi’nin ilk cildi olan “Yüzük Kardeşliği” yayınladı ve ortalık birbirine girdi, olumsuz görüşleri beklerken, kitap hakkındaki övgüler dergileri ve gazeteleri doldurmaya başlamıştı.

Oxford Times yazarının kitaba yazdığı yazı ise muazzamdır;
“Tamamen mantığa göre hareket edenlerin kitaba ayıracak zamanları olmayacaktır. Harekete geçebilecek bir hayal gücü olanları ise alıp götürecek, onları olaylarla dolu bu maceranın bir parçası yapacaktır. Ve bundan sonra sadece iki kitabın daha gelecek olmasına üzüleceklerdir.”

Kitabın yayınlanmasından altı hafta sonra ikinci baskı emri verildi. Tolkien şöyle diyecekti; “Eleştirilere gelince, korktuğumdan çok daha iyiydiler.”
İkinci kitap yani “İKİ KULE” Kasım 1954’te yayınlandı. Üçüncü kitabın baskısı bekleniyordu, hem de dört gözle, yalnız yine ufak bir sorun vardı, üçüncü kitaba eklenecek haritalar ve bilgiler Tolkien tarafından bir türlü tamamlanmıyordu, yayıncı bunları bekliyordu. 1955 yılına gelindiğinde, ekler hala hazır değildi. Hayranlar o kadar sert mektuplar geliyordu ki, Allen & Unvin baskı altındaydı, kitabın baskısı değil, aslında Tolkien’in ekleri bitirmesi bekleniyordu, 20 Mayıs’ta nihayet tamamlanmıştı ve baskıya hazırlanıyorlardı. Kitaptaki son harita oğlu Christopher tarafından çizilmişti. Ve nihayet sorunlar ortadan kalkmıştı, kitap baskıya girecekti, lakin bir yanlışlık vardı, kitaptaki rünlerin çizelgesi hatalı tasarlanmıştı ve Tolkien o sırada İtalya’da tatildeydi, kendi deyimiyle “Hıristiyanlığın kalbindeydi”

Tüm sorunlara rağmen “KRALIN DÖNÜŞÜ” 20 Ekim’de tüm kitapçılarda satışa çıkmıştı ama bir eksikle, yayınevinin söz vermiş olduğu indeks kitaba eklenememişti. Kitap çıktıktan sonra yine övgüleri üzerine almıştı, aynı zamanda sövgülerde gelmeye başlamıştı. Kitabın sevenleri ya da sevmeyenleri üzerinde gri bir alan yoktu, ya seviyorlardı, ya da acımazsızca eleştiriyorlardı, kılıçlar çekilmişti.

Durum böyle iken Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi ile ilgili şu sözünü şuraya eklemek istiyorum;

“Yüzüklerin Efendisi şunların ikisinden biri: seversin, seversen: yuhalarsın sevmezsen!”

Daha başka ne denebilir ki?

Kitabın yayınlanış şekli ve yolculuğu kısaca, belki de uzunca böyleydi, benim aktardığım kısımlar elbette daha uzun bölümlerden oluşuyor fakat daha fazlası için kitap yazmak gerekiyor, bu bir inceleme yazısı olmasına rağmen oldukça uzun bir hale büründü.

Kitap ile ilgili Yüzük Kardeşliği şunu anlatıyor, İki Kule bunu anlatıyor, Kralın Dönüşü de bunları anlatıyor şeklinde bir inceleme yazmadım, filmlerden izleyen, öyle ya da bu kitapla tanışan okurun buna İHTİYACI OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM. Bu nedenle inceleme bir yolculuktu, nasıl ki kitap bir yolculuktu, incelemede kitabın yazılmasının yolculuğuydu. Bu kitabı okumak isteyen okura ise tavsiye vermeye gerek yoktur, bir şekilde Tolkien ile tanışacaktır.

Kitap Amerika’da yayınlandı, o kadar çok sevildi ki, herkes ceplerinde taşıyıp okuyabilsin diye avuç içine sığacak şekilde küçültülmüş kitaplar basıldı, bu kitaplar korsan kitaplardı ve bir korsan kitap savaşı ortaya çıktı, olay o kadar büyüdü ki, hayranlarda olaya dahil oldu, 1965 yılının ilk günlerinde yetkili yayıncı bu kitapları basmayı başardı ve kitapta Tolkien’in şu ifadeleri yer aldı;

“Sadece ve sadece bu cep kitabı benim rızam ve iş birliği ile çıkmıştır. Yazarlara hürmet edilmesi (en azından) gerektiğini düşünenler başkasını değil, sadece bunu alırlar.”

Yalnız kitabın korsanı, telifli olandan daha ucuzdu, istedikleri sonucu hızlı alamadılar, hala ucuz olan kopya daha çok satıyordu. Tolkien’in hayranlarıyla olan mektuplaşması oldukça fazlaydı ve bu konuda onlardan yardım istedi. “Amerikan Tolkien Cemiyeti” kurulmuştu ve bu cemiyet bu savaşta büyük rol oynadı, korsan baskının satışı iyice azalmıştı.

Amerika piyasası kendi kültürü dışından gelene -hangi kültür diyebilirsiniz- pek kapalıdır, Levis’in olduğu dönemde Beatles’ın gelmesi ve tepkiler, daha sonra ise büyük bir çılgınlık başlamıştı, Yüzüklerin Efendisi Amerika’da satmaya başladığında o dönemde Sineklerin Tanrısı en çok satandı, hızlıca işler değişti, Tolkien Amerika kitap piyasasını alt üst etmişti ve artık Best-seller Yüzüklerin Efendisi’ydi.

Yüzüklerin Efendisi dünya çapında yayınlanmaya başlandı, tek sorun kitabın içindeki isimlerin çevirileriydi, aynı mı kalacaktı, yoksa her dile uygun bir çeviri mi olacaktı? Tolkien burada devreye girdi ve çeviri yayınların hepsine müdahale etti, sıkıntılar olmadı mı, oldu, lakin istediğini yapmakta ve eserine sahip çıkmakta kararlıydı ve bunu da başarmıştı.

Tolkien artık inzivaya çekilmiş ve şöhretin getirdiklerine pek kulak asmamaya başlamış, günün büyük bir bölümünü hayran mektuplarına harcamaya başlamıştı, elbette Tolkien’in evini öğrenen hayranlar büyük sorun yaşatmaya başlamıştı ve bu aşırı sevgi onu biraz bunaltmıştı. Ve taşınma kararı aldılar, Bournemonuth’a. Tek neden bu değildi elbette, birden fazla neden vardı.

Tolkien’in kitaplarından kazandığı parayı bir kenara bırakırsak, hiç alışamadıkları elektrikli ev gereçlerine bile sahip değillerdi, parasını hala dikkatli harcıyordu, çünkü o buna alışmıştı. Mal varlığını ise dört çocuğuna bağışlamıştı.

Tolkien bu sahil kasabasında insanlardan uzaktı, Silmarillion’u bitirebileceğini düşünüyordu yalnız ortada şöyle bir sorun vardı, tekrar, tekrar ve tekrardan gözden geçirdiği, yeniden yazdığı Silmarillion hazır bir metin değildi. Kendiyle çeliştiği bölümler vardı, metinler o kadar fazlaydı ki fikirleri dahi karışmaya, yazdıklarını hatırlamamaya başlamıştı.

1971 yılının sonralarında sevgili eşi Edith rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı, 29 Kasım günü de vefat etti, Tolkien’ın hem eşi, hem arkadaşı artık yanından ayrılmıştı. Edith’i kaybetmek onu çok üzmüştü, artık yalnız bir adamdı ve Silmarillion hala yazılmamıştı. 1972 yılında Merton Caddesi No:21’deki eve taşındı, bu taşınma fikri bir teklifti aslında, teklifi yapansa Merton Koleji’ydi. Merton Koleji yerleşik onursal üye olması için bir davette bulundu ve Tolkien bunu kabul etti, artık kendisine bakacak birileri olacaktı, hademe ve eşi ona bakacak, ihtiyaçlarıyla ilgilenecekti.

Silmarillion yazılmadı, çünkü Tolkien kitabı tamamlayamadı, kitabın tamamlanmasını ise oğlu Christopher Tolkien’e vasiyet etti. Tolkien kendisini iyi hissetmiyordu, kendisiyle ilgili bir sorun olduğunu biliyordu. Rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı, durumu ilk başta ümit verici olmasına karşın daha sonra kötüleşti ve 2 Eylül 1973 yılında vefat etti. En büyük mirası olarak bizlere Orta Dünyayı ve diğer bütün eserlerini bıraktı. Yaşamı ayrı, vefatından sonraki dönemi ayrı incelediğimizde büyük bir isimle karşı karşıya kalmaktayız, yarattığı dünya günümüzde dahi faydalanılan bir maden gibidir, taklitleri olduğu gibi ondan feyz alıp çok iyi kitaplar yazan yazarlarla doludur.

Silmarillion, oğlu Christopher tarafından 1977 yılında yayınlanmıştır. Silmarillion’dan sonra, 16 farklı kitap daha yayınlanmıştır, oğlu babasının mirasına sahip çıkmış ve bu evreni büyütmüştür. Christopher Tolkien 16 Ocak 1920 yılında 95 yaşında vefat etmiştir, bize bıraktığı son Tolkien eseri ise 2018 yılında yayınlanan Gondolin'in Düşüşü’dür.

Bu incelemeyi John Ronald Reuel Tolkien’e armağan ediyorum, bir kitap incelemesinden daha çok, kitabın yazılış evresine ve Tolkien’e odaklanmış olsam da bunun faydasını görecek okurların olacağı düşüncesi beni mutlu etmektedir.

"Günlerimiz karardı, sayımız azaldı; ama Kılıç hep bir sonraki nesle aktarıldı. Ve son söz olarak size şu kadarını söyleyeceğim Boromir. Biz yabanın Kolcuları yalnız adamlarız, avcıyız, ama avımız daima Düşman'ın uşaklarıdır; çünkü bu uşaklar sadece Mordor'da değil, pek çok yerde bulunurlar." #62360620

Tolkien ve Orta Dünya'da Kalmanız Dileğiyle!

*

Tolkien Kitapları Hangi Sırayla Okunmalı? Bu konuyla ilgili çektiğim videoyu izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/...9Jj27Voqo&t=532s

Yaşadığı yıllarda yayınlanan eserleri;

1925 – Sir Gawain And The Green Knight (editör, E.V. Gordon ile birlikte)
1936 – Beowulf: The Monsters And The Critics
1937 – Hobbit
1939 – Fairy Stories
1949 – Farmer Giles Of Ham
1957 – Yüzüklerin Efendisi
1962 – The Adventures Of Tom Bombadil
1967 – Smith Of Wootton Major, The Road Goes Ever On

Vefatından sonra oğlu tarafından derlenip yayınlanan eserleri;
1976 – The Father Christmas Letters
1977 – Silmarillion
1980 – Unfinished Tales
1981 – The Letters of J.R.R. Tolkien
1982 – Mr. Bliss
1983 – The Monsters And The Critics And Other Essays, Kayıp Öyküler Kitabı 1
1984 – Kayıp Öyküler Kitabı 2
1985 – The Lays Of Beleriand
1986 – The Shaping of Middle-Earth
1987 – The Lost Road and Other Writings
1988 – The Return Of The Shadow
1989 – The Treason Of Isengard , The War Of The Ring
1998 – Roverandom
2007 – Húrin’in Çocukları
2008 – Tehlikeli Diyardan Öyküler
2012 – Bitmemiş Öyküler
2016 – Beren ve Lúthien’in Hikâyesi
2018 – Gondolin’in Düşüşü

Tolkien Hobbit’e başlarken bir kağıda şunları yazmıştı, ben de bu yazıyı bitirirken yazmak istiyorum;

“Topraktaki bir oyukta bir Hobbit yaşardı.”
520 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir ‘Yüzüklerin Efendisi’ güzellemesi daha okumak istemeyenler için peşin uyarı! Bu inceleme, kitapçıda kitap bakarken alt raflardan düşürdüğü kitabın Tolkien’e ait kitaplardan biri olduğunu görünce, üç kere öpüp, alnına koyduktan sonra üst raflara koyan biri tarafından yazılmaktadır!


Tolkien'in "Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı..” diyerek başladığı ‘Hobbit’ adlı bir masal kitabında yarattığı dünyanın daha da büyüyüp, serpilmesini okuduğumuz Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ilk kitabı olan Yüzük Kardeşliği’nde, ‘Hobbit’ macerasında Bilbo’nun bulduğu yüzüğün sıradan bir yüzük olmadığı ve hepsine hükmedecek, diğer tüm yüzükleri bulup, karanlıkta birbirine bağlayacak tek yüzük olduğunun anlaşılması akabinde, Yüzük’ün Hüküm Dağında yok edilmesi kararı sonrası yola çıkan 9 kişinin destansı yolculuğunun ilk ayağı anlatılıyor. Tolkien’in muhteşem tasvirleri ile kâh Shire’in yeşilliklerinden çıkıp Yaşlı Orman’a dalıyoruz, kâh Elrond’un Divanı sonrası Kardeşliğe 10. kişi olarak katılıp Moria Madenleri’nin kasvetinde boğulup, Lothlörien’in güzelliğiyle büyüleniyoruz.

Eğer birazcık dâhi hayal gücüne sahipseniz Tolkien’in yarattığı ikincil dünyanın derinliğinin ve anlatımının sizi içine çekmemesinin çok da imkanı bulunmuyor. Ortaya konan Dünya, mekan tasvirleri, ırklar ve gelenekleri, tarihleri, edebiyatları, masalları, şarkıları, mitolojileri ve hatta dilleri. Hayal gücünün nirvanasına ulaşmış bir insan olmasının yanında muhteşem ötesi bir dilbilimci de olan Tolkien’in yarattığı dünyaya yedirdiği 5 farklı dil (İki farklı Elf, Mordor’un Kara Lisanı, Cüce ve Ent dilleri) bulunuyor. Bu arada gidip Elfçe öğrenebilirsiniz. Kurslar mevcut. Ne işime yarar derseniz de CV’nizde hoş bir detay olabilir.

Ortamlarda en sık karşılaşılan geyiklerden biri de (eserlerin ortaya çıktığı vakitlerde de sıkça tartışma konusu olmuştur) Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’nde dönem alegorisi kullandığıdır. Bunu söyleyen kişinin Tolkien hakkında bilgisi olmadığı ve kitapları okumadığı yüksek bir ihtimaldir. Tolkien alegoriden nefret eder. Hatta yakın arkadaşı C.S. Lewis ile bozuşmalarının en önemli sebebinin alegorik anlatım yüzünden olduğu biliniyor. Bu geyiği ortaya atan arkadaşınızı ense kökünden tutmak suretiyle “Sauron’un Hitler ile bir alakası yok” diyerek silkeleyip kendine getirmeniz tavsiye edilir.

Meşhur “Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar,” cümlesi ise filmleri ile birlikte değişmiştir bence. Üçe bölünüyor artık: Okuduğunu söyleyenler. Öyle ki Tolkien’in memleketi İngiltere’de yapılan bir ankete katılan ve kitapları okuduğunu söyleyenlerin neredeyse yarısının kitapları okumadığı, sadece filmleri izlediği ortaya çıkmış. Bu yalancıları Tom Bombadil hakkında birkaç soru ile bertaraf edebilir ve yalanlarını su yüzüne çıkarabilirsiniz. Denendi, çalışıyor.

Bir diğer tartışma konusu ise fantastik edebiyat karşılaştırmaları. Yüzüklerin Efendisi, Tolkien külliyatında oldukça kısa bir süreye ve yaratılan evrendeki diğer olaylar göz önüne alındığında oldukça basit ve önemsiz bir olaya denk gelmektedir. Bu seriyi okuduğunuzda aklınıza takılan, çelişkili bulduğunuz ya da arkaplanını merak ettiğiniz bir olay veya cümleyi Tolkien’in külliyatında yani diğer kitaplarda bulmanız çok yüksek ihtimaldir. Tolkien’i muhteşem yapan en büyük etmenlerden biridir bu. Çelişkilere yer yoktur. Kafanıza takılan bir sorunun cevabını adeta bir tarih kitabı ya da ansiklopedi okur gibi bulduğunuz an, hayal gücü ve üretkenlikle bu eserleri ortaya çıkaran adama hayran kalmamak elde değildir. Özellikle 21. yüzyılda ‘Harry Potter’ ve ‘Buz ve Ateşin Şarkısı’ gibi kitaplarından ve edebi yönlerinden ziyade film ve dizi ile popüler olmuş serilerle karşılaştırmak ayıptır, günahtır. Her iki seriyi çok sevsem bile birinci bellidir. İkinci de ‘Zaman Çarkı’ serisidir. Onu da araya sıkıştırayım.

Artık üçe ayrılan dünyanın ilk grubuna herkesin dahil olması dileğiyle, iyi okumalar.
1015 syf.
·24 günde
——————————————————
ELEKTRONİK KİTAP DİZİSİ - 9
——————————————————

"Yüzüklerin Efendisi'ni yazmaya başladığım zaman, ne yüzüğün ne olduğunu ne de Sauron'un kim olduğunu bilmiyordum," demiş Tolkien Baba* bir arkadaşına.

1937 yılında Hobbit adlı bir hikâye ile birdenbire yıldızı parlar Tolkien Baba'nın. Hobbit, öylesine büyük bir ilgi ve yüksek bir alaka ile tüm dünyada adını duyurunca (ancak bize altmış iki yıl sonra 1996 yılında sadası ulaşır) yayıncılar Tolkien Baba'dan bu masalın devamını isterler. Prof. Tolkien, kendi mitolojik evreni ile ilgilenmek ister. Tabiri caizse Hobbit ona göre tek gecelik ilişki gibidir. Onun esas sevdası, sevgilisi, yaratmak için sancılarla kıvrandığı mitolojisidir: Silmarillion. (Detaylı açıklama, Silmarillion'u okuduktan sonra incelemesinde yapılacaktır.)

Fakat Tolkien Baba, yapılan baskılara çok daha fazla direnemez. Hayatı boyunca tamamlayabildiği iki eseri vardır. Biri Hobbit ve diğeri de Yüzüklerin Efendisi'dir. Geriye kalan diğer bütün eserleri Tolkien Oğul bir araya getirmiştir. Ama konumuz bu değil. Tolkien Baba, Hobbit adlı öykünün devamını yazmaya karar verir en sonunda. Ama gönülsüz olduğundan mıdır, daha önce bunu düşünmediğinden midir, nedendir bilinmez Tolkien Baba bir türlü başlayamaz esere. Karakterler yazar, çizer, bozar, tekrardan yapar. Hikayenin kahramanına dahi karar veremez. Hikaye'ye Bilbo ile mi devam etmeli, yoksa Bilbo'nun bir oğlu mu olmalı veya Bilbo'nun bir akrabası mı, belki de kendisinin bir varisi olmalı. Hikayeleri yazar olmaz, karakterleri sürekli değiştirir. Çünkü olmaz hiçbiri. Çünkü Tolkien Baba ince eleyip sık dokuyan cinsindendir. Bir ara yok bu iş olmazlanırsa da tekrar devam eder. Karakterler oluşturulup hikayeye başladıktan sonra dahi Tolkien Baba dönüp dönüp değişiklikler yapar. Hem karakterlerde hem de hikayelerde. Kitabı bitirdiğinde ise değiştirilen, atılan, yeniden yazılan yüzlerce müsvedde vardır etrafında ve onlarca yan hikayecikler...

Ve evet. En baştaki cümleyi yanlış okumadınız. Tolkien Baba bu esere başladığında esere adını veren Hüküm Yüzüğü'nü ve onu döven Karanlıklar Efendisi'ni bilmiyordu. Yani bilse de bu son şekli ile değildi. Çünkü diğer bütün karakterler gibi yüzük ve Sauron dahi onlarca kez değişiklik yaşadı. Neyse ki Tolkien Baba, yapmış olduğu onlarca ve yüzlerce değişiklikten sonra bu bilinen son halinde karar kıldı. Ve nihayet kitap yayınlandı.

Yüzüklerin Efendisi yayınlanınca resmen dünya ikiye ayrılmış oldu. Tolkien Baba'ya hayran olanlar ve ona karşı cephe alanlar. Hayran olanlara gelmeden önce cephe alanların neden cephe aldığına değinelim hemen.

Tolkien Baba'ya cephe alanların başında şüphesiz edebiyat faşistleri yer alıyordu. Tolkien Baba'yı edebiyatı tahrif etmek/bozmak ile suçluyorlardı. Çünkü onlara göre bunlar masaldı ve ancak masal olarak kalmalıydı. Bunlar yazınsal edebiyata/romana dahil edilmemeliydi. Çünkü fantastik ögeler ilk Tolkien Baba'da vücut bulur. Ondan öncesinde fantastik edebiyat yoktur. Olsa dahi hiçbiri bu denli köklü, bu denli farklı ve bu denli çarpıcı olmamıştır.

Hayran olanların hayranlığına gelecek olursak;
— Yeni bir evren
— Yeni ırklar
— Yeni coğrafyalar
— Yeni diller
— Akıcılık
— Sürükleyicilik
— Çizim yeteneği
— Şiirsel yetkinlik (yani daha ne diyelim ki Tolkien Baba için)
Bütün bunlara sahip olan bir adama ve onun eserine hayran kalmamak elde mi? Ancak bağnaz düşüncelere sahip olanlar bunları hoş karşılamaz ve hayran olmaz. Hikayenin bu denli köklü ve derin olması da cabası...

Birçoğumuz bu efsanevi kitap serisini okumamış olsak dahi filmlerini izlemişizdir. Fakat her uyarlama film gibi bu muhteşem ötesi film serisi bile ne yazık ki kitabın yanına yaklaşabilecek olsa da ona asla ulaşamaz. Filmler her ne kadar büyük ölçüde kitaplara sadık kalınarak yapılmış olsa da kitaplardan farklı olan, kitapta olmayan veya kitaptaki şeklinden çarpıtılarak uyarlanan yerler var. Ama bunlara burada değinmeyeceğim. Onları her kitabı ayrı okuduğum zaman inceleme yaptığımda aktaracağım.

Bununla birlikte, ben kitabı e-kitap olarak okudum. Fakat basılı olarak okuyanlar (Tek cilt özel basım kitabın) yazı puntolarının çok küçük ve gözü yoracak cinsten olduğunu söylüyorlar. Yani basılı materyal olarak okuyacaksanız ayrı ayrı kitapları alıp okumanız tavsiye edilir.

Bunların dışında, sanırım söylenecek pek bir şey kalmadı. Kitabı övmeye gerek yok. O kendisini övüyor zaten. Olayları anlatmaya gerek yok. Herkes (çoğunlukla) biliyor. O vakit burada cümlelerime son noktayı koyuyorum.

Ek; Okumadığınızda bir şey kaybedecek misiniz? Kesinlikle hayır. Çünkü çok şey kaybedeceksiniz.

Son soru: Acaba neden bu eseri okuyanlar, buradaki evren kötülüklerle dolu olmasına rağmen onu bizim yaşadığımız dünyaya tercih etmektedir? Cevabı sizden...

* Tolkien Baba tabirini, J. R. R. Tolkien'in hem fantastik edebiyatın atası sayıldığı hem de kendisinden sonra oğlu Christopher Tolkien notları düzenlediği (karışmasınlar diye) için J. R. R. Tolkien'e Tolkien Baba ve Christopher Tolkien'e de Tolkien Oğul diyorum.
510 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
J.R.R. Tolkien ile ilk tanışmam Silmarillion ile olmuştu. Bilmiyorum, şuanda kim kime neyi nasıl okuması gerektiği konusunda ne diyordur; ancak zamanında bu konu hakkında çok çok uzun araştırmalar yaptıydım. Bir çok insan evreni iyi tanımam için sırasıyla: Silmarillion, Hurin'in Çocukları, Hobbit ve Yüzük üçlemesini okumamı tavsiye ettiydi. Bende büyük bi hata yapıp Silmarillion ile başladım Tolkien okumaya... İlk 150 sayfayı okudum ve sonuç ? Sadece ve sadece Arda diye bi herifin olduğunu öğrenebildim. Meğersem Arda da bu evrenin tanrısıymış... Wow!... Kitabın ilk kısmının özetini okuduğum sırada bu yazıyı görünce kendimi hızlı okuma kursuna gitmiş Woody Allen gibi hissettim : Olaylar Orta dünyada geçiyordu... 150.sayfada artık daha fazla dayanamayıp fırlattım kenara. O zamanlar 1000 Kitap'a yeni katılmıştım. Silmarillion'u aratıp başladım incelemeleri okumaya... Bilinçli olarak yapmadım, biliçli olarak yapsam da bu kadar denk getiremezdim büyük ihtimal: Silmarillion incelemesi yapan iki kişiye mesaj yolladım; Acaba benim mi kafa basmıyor ? Yoksa Silmarillion kötü bir tercih mi ? Bana sorarsanız ikisinede evet derim; ancak ikincisine 5 kat daha fazla evet derim . Her neyse konuyu yine çok dağıttım. Mesaj attığım kişiler Mithril / Nobody/Duvar/ ve mithrandir21 / Uğur/Duvar/ idi. Sağolsunlar kendileri bu sitede hem ilk dostluk kurduğum insanlar hem de dolaylı yoldan bana bu evreni sevmemi sağlayan insanlar. Bir konuda işin ilmini bilen birisi gördüğüm zaman çok fazla soru sorarım dostlar; huyum bu, kendimi değiştiremiyorum(Yine konudan çok sapıyorum). Neyse sormam gereken konuları ikiye böldüm ve başladım Ceren Abla ve Uğur Abime sormaya :D Ya siz ne kadar iyi insanlarsınız ! Total de kaç soru sorduğumu bilmiyorum ama sonuç olarak atıldım Hobbit ile bu güzel evrene... Hobbit ile başladım, Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, sonrasında ise kafama göre. Henüz daha bu evrene atılmamışsanız sizin de bu sıra ile okumanızı tavsiye ederim. Tanışma faslımızı halletiğimize göre, artık başlayabilirim incelemeye...(Evet daha yeni başlıyor)

************************************************************************************************

HİKAYE:
Spoiler içermez(sanırım)

Bilbo Baggins, 13 cüceyle yaptığı ''Beklenmedik Yolculuk'' sırasında kafilemiz Goblinlere tutsak düşüyor. Bilbo arada sıvışıp kaçarken Gollum' un takıldığı mekana düşüyor. Düştüğünde Gollum'un yüzüğü düşürdüğünü görüyor ve yüzüğü alıp cebine atıyor. Bilbo'nun yüzükle tanışması bu şekilde oluyor...

Bilbo Baggins' in cücelerle yaptığı yolculuğun üzeründen 60 yıl geçmiştir. Artık yaşlanmış ve yüzüğün etkisi altında kalmaya başlamıştır. Karanlığın Efendisi Sauron, yüzüğün bulunduğunu öğrenince, yüzüğü kendisine getirmesi için Kara süvarileri, bizimkilerin oraya yollamıştır. Olaylardan haberi olan yakışıklı-havalı- ihtiyar Gandalf, yüzüğün yalnızca Hüküm Dağında yok olabileceğini söyler. Bilbo'dan yüzüğü, varisi Frodo alır ve böylece maceramız başlar...

************************************************************************************************
Yüzüklerin Efendisi ilk başlarda benim açımdan okunması zor bir kitaptı. Bir çoğumuz Y.E. nin ilk önce filmini izlemiş ve sonradan kitabına merak sarmışızdır. Filmde o kadar alışmışız ki her anın bi ekşın ile geçmesine ; kitapta direk bi ekşın göremeyince ilk başlarda biraz sıkıldım doğrusu(Sadece ilk başlarda ekşın yok ve sadece ilk başlarda sıkıldım). Ne zaman ki Moria' ya geldik işte o zaman kitap benim için efsaneleşmeye başladı.

Tolkien favori yazarım değil yada Y.E. favori kitabım değil; ancak hayal gücüne en çok güvendiğim adam Tolkien : Bu kadar büyük bi evren tasarlayıp, güzel bir hikaye oluşturup, binlerce karakter üretip, türlerin kendine has lisanlarının olması ve bunların hepsinin birbiriyle tutarlı olabilecek bir fantastik kitap yazmak her baba yiğidin harcı değildir. Bu yüzden yaptığı iş diğer tüm yazarların yaptığına göre çok çok daha zor(bana göre) ve zoru başardığı için bu başarıya ulaşmıştır...

************************************************************************************************
Sevdiğim Alıntılar:

''Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin ? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez.''

En mahir örümcek bile zayıf bir ip bırakır.

"Sakalınla, makalınla kelleni uçururdum Cüce Efendi, eğer yerden biraz daha yüksekte olsaydı," dedi Éomer.
"O tek başına değil," dedi Legolas gözden hızlı hareket eden ellerle yayına bir ok yerleştirip gererek. "Eliniz daha inemeden düşer kalırsınız."

Önce ben içeyim Bay Frodo,"dedi.
"Tamam, ama ikimize yetecek kadar yer var."
"Ben onu kastetmedim," dedi Sam. "Ben şöyle düşümdüm: Eğer zehirliyse veya kötü etkisini hemen gösterecek bir şey varsa, işte o zaman bana olması sana olmasından iyidir beyim, bilmem anlatabildim mi."

Dünya, savaşlar olmadan da yeterince acılara ve talihsizliklere sahip.

************************************************************************************************
BONUS:

Uyanın, uyanın, Théoden'in Süvarileri!
Kötülükler kapımızda: Ateş ve katliam!
Mızrak savrulacak, kalkan parçalanacak,
Kılıç günü geldi, kızıl gün geldi daha günes doğmadan!
Sürün atlarınızı, sürün! Haydi Gondor'a!

https://www.youtube.com/watch?v=MCX3ZLyTLgA

Vaktiniz olursa Yüzüklerin Efendisi'nin oyununa da bakmanızı tavsiye ederim :D

Etkinlik sayesinde kitapları daha erken okumamı sağlayan NigRa/Duvar/ ile Ebru Ince/Duvar/' ye teşekkürü bir borç bilirim.

Saygı ve Selametle




DİPNOT: Silmarillion' u okumak için sabırsızlanıyorum!
520 syf.
·17 günde·Beğendi
Dünya değişiyor. Bunu suda hissediyorum. Toprakta hissediyorum. Havada kokusunu alıyorum. Eskilerden bir şey kalmadı. Zira hatırlayanların hiçbiri yaşamıyor... (Galadriel)

Her şey güç yüzüklerinin yapımıyla başladı. Üçü Elfler’e verildi. Tüm varlıklar içinde ölümsüz, en bilge ve en adil olanlara. Yedisi Cüce Efendiler’e. Büyük madenci ve dağ salonlarının ustalarına. Ve dokuz; dokuz yüzük insan ırkına bahşedildi. Diğer hepsinden çok iktidar isteyenlere. Çünkü her ırka hükmedecek güç ve istek bu yüzüklerin içine sıkıştırılmıştı...

Filmlerini milyonlarca kez(!) izlemiş bir LOTR hayranı olarak bir arkadaşın, "artık kitaplarını da okumalısın" söylemi üzerine kitaplarına atılım yapayım dedim. Yüzükler Efendisi serinin ilk kitabı ama önce elbette Bilbo'nun yüzüğü nasıl ele geçirdiğine, Gollum'u geçmişine, Güç Yüzüğünün efendisini nasıl terk edip İsildur'un eline geçtiğine, Elf ve Cüceler arasındaki nefretin sebebine, Gandalf'ın bu başlangıcı yapmasındaki rolüne vb... Bu yüzden Hobbit serileriyle başlamanız daha verimli olacaktır.

Elbette kitap ve film karşılaştırmak ne kadar yerinde olur belirsiz bir soru ama çok fazla hata olduğunu söylemeliyim(filmde). Yine de benim için film, kitabın çok daha önündedir. Evet, tuhaf gelebilir ama film çağ ötesidir benim için.

Birkaç hatayı, aklımda olanı yazayım. Filmde Aragorn kolcu olarak pelerin ile han'da oturmuşken Frodo'nun yüzüğü taktıktan sonra kendini tanıtması meydana geliyordu ancak kitapta masasından kalkıp bizzahiti olay olmadan ortaya çıkıyor.

Divan kurulmuş ve Yüzük Kardeşliği toplanmışken filmde Legolas gerilen Boromir'i sakinleştirmek için araya girmiş ve Aragorn'un sıradan bir kolcu olmadığını, onun İsildur'un varisi olduğunu söylemişti. Ancak kitapta bu rol Gandalf'a verilmişti.

(3) Yüzük Kardeşliği yolculuk için yola koyulmuş ve dinlenmek için mola vermişti. Film de Sauron'un casus kargalarını Legolas görmüştü, oysa kitapta gece vakti Aragorn görüp haber vermekteydi.

Filmde Sam çok fazla ön plandaydı, oysa kitapta yolculuk için Gandalf'ın iki kelam etmesi ve sonunda ikinci seri için kayığa binmeleri dışında neredeyse hiçbir rolü yoktu.

Gandalf reis...

"Buradan asla geçemezsin!"

Balrog'un dönüp kaldığını nasıl unutabilirim?

İç sesimi nasıl susturayım?
https://youtu.be/3Slv-p4Fato

Frodo çingenesine Moria Madenleri'nde piponu içerken sakinliğini koruyup, "Yaşayanların çoğu ölümü hakeder. Ölülerin bazıları da yaşam. Ölüm ve yargı dağıtmak için fazla aceleci olma." yapıştırdığı bu naif cevabı? Peki sana dünyayı hükmedecek bir gücü beraber paylaşmayı teklif eden Sauron'a kafa tutup ölümü göze almanı? Ah Gandalf...

Not: Dost konusunda Sam gibi ol, onu ara.
https://hizliresim.com/Z5XnrA

Leydi Galadriel...

"Nasıl yıldızlar madenlerdeki kıymetli taşlardan daha üstünse, dünyanın tüm altınlarından öylesine daha üstün bir tel saçınız olabilir bu."

Evet evet evet. Gimli'nin de dediği gibi bir tek tek saçın bana lütuftur Galadriel hanımım... Yeryüzünün en güzeli, en zarifi ve en asil yapısı olan Galadriel'den başka ne istenir ki? Bu güzellik, asırlardır süre gelen bir nefreti bile yerle bir edebilir. Bu duruş, kin ve kıskanç bakışları bile bükebilir.

Kıssadan hisse kendi türünde olağanüstü bir şekilde ilgi gören kitabı ve çağ ötesi bir filmi olan bu kitap okunmaya, karşılaştırılmaya ve konuşmaya değer. Uzun uzun şeyler yazmaya gerek yok.

Not: Fantastik türünü hiç sevmeyen biri olarak belirtiyorum. Okumayı düşünmelisiniz ve tabii ki kitaplığınızda bulundurmayı.

Keyifli okumalar.
1026 syf.
·61 günde·Beğendi·10/10 puan
Merhaba kitap dostları !!!

Hobbit ile başladığım Orta Dünya yolculuğuna Yüzüklerin Efendisi serisi ile devam ettim ,ve Orta Dünya'nın büyüsüne o kadar kapıldım ki ! Tolkien' in tüm eserlerine yolculuk yapmaya karar verdim,bu eserle bir insanın ,hayal gücünün sınırlarının ne kadar uzaklara gidebileceğini bir kez daha anladım...
Hikaye ve olaylar gerçek olmasa da ,siz kendinizi tam da o serüvenin icinde , ortasında bulacaksınız. Bir insan aklı,beyni kendi kendine nasıl başka bir dünya , başka bir lisan , başka insanlar , başka yaratıklar, bambaşka yaşam biçimi , bambaşka evler , bambaşka mimari yapılar yaratır öğreneceksiniz...
Bu eserden önce , Türk ve Dünya klasiklerinden yüzlerce edebiyat kitapları okudum ,ama şunu anladım ki , Tolkien' nin yarattığı Orta Dünya'ya ait tüm eserleri alıp, okuyup ,ve bir Orta Dünya koleksiyonu yapmalıyım...
Shire'li Bilbo Baggins' le başlamıştı maceramız Tolkien' in Hobbit eserinde. Bilbo Baggins' in yapışkan derili , mağaralarda , çamurlarda , bataklıklarda yaşayan Gollum'dan ele geçirdiği yüzükle birlikte ,hikaye Hobbit Ülkesi' nde başlayıp , Orta Dünya'nın Kuzeybatısın' a kadar ,yani Karanlıklar Ülkesi ' nin Lord' u , Lord Sauron'un ulkesine kadar devam eder...
Hikayemizin baş kahramanı Bilbo Baggins' in yeğeni yüzük taşıyıcısı Frodo Baggins ve ona bu korkunç ,tehlikeli yolculukta sonuna kadar eden yüzük kardeşleridir ... Yüzük Kardeşleri ( Hobbit Sam Gamge, Merry (Mariadoc), Brandybuck , Peregrin ( Pippin) , Kolcu ,Yolgezer, Arathon oğlu savaşçı prens Aragorn , Gondorlu Boromir, Orman Diyarı'ndan Legolas , Cüce Gimli)' dir....
Bu tehliklei ve korkunc yolculuğun amacı ; Kötü Lord Sauron Orta Dünya halkını ele geçirmek için bir çok güç yüzüğü yaptı ,fakat tüm yüzüklere hükmetmek için yaptığı Tek Yüzük simdi Frodo'daydı ,Frodo ve Yüzük Kardeşleri Kötülükler Ülkesinden ele gecirilen bu yüzüğü Hüküm Dağı' nın içinde bulunan lavlara atıp ,yok etmek için yolculuğa başlarlar...
Harika karakter Büyücü Gandalf ( Ak Gandalf) , Hobbitlere yüzüğü yok etmelerine yardımcı olmak için gittiği Sauron , onu tuzağa düşürür ve İsengard' da bulunan Orthach Kulesi' ne hapseder , günlerce tutuklu kalan Gandalf' ı kuleden Kartal Lord'u Gwaihir kurtarır ,ve Gandalf Yüzük taşıyıcısı Frodo ve arkadaşlarına görev sona erene kadar ,en umutsuz anlarinda ortaya çıkıp yardım eder...
Hikâyenin özellikle , Plennor Çayırları Savaşı' nda Rohan Kralı Kral Theoden' in öldürülmesi çok hazindi , başka şaşırtıcı bir hadise ise Éowyn' in savaşçı Prens Aragorn' a aşık olduğunu sanmam ve onun ardından, Éowyn' nin Gondorlu Faramir ile evlenmesi oldu.
Hikayede adı geçen bazı yaratıklar
Orklar , balroglar , shelob, Uruk hai , Ugluk , Grishnakh , iyi mi kötü mü olduğu belli olmayan , yüzük taşıyıcısı Frodo' yu bir parmağından eden Gollum , ölü insanlar , kartallar v.s
Bambaşka bir boyuta geçmek ,rutin yaşantınızda biraz uzaklaşmak istiyorsanız Orta Dünya eserleri tam size göre...
Eserin içinde bir çok yabancı ve telaffuzu zor kelimelerle karşılaştım , sonra eser bitiminde kitabın son sayfalarına " Yazım kuralları " başlıklı bir bölüm ilave edilmiş ,o bölümü okuduktan sonra ,isimler olaylar gozumde yeniden canlandı ve eksik taşlar yerine oturdu...

Okumak isteyen ,okumaya başlayan tüm kitap dostlarıma keyifli vakitler diliyorum...
1026 syf.
Tolkien'in efsanevi eseri Yüzüklerin Efendisi için ne yazılsa spoiler etkisi yapmaz heralde. Okumayan vardır ama izlemeyen çok azdır, hakkında bilgiler duymayan ise yoktur. Yani meşhur bir sözde olduğu gibi dünya Tolkien'in bu eserinden sonra ikiye bölünmüştür: LOTR'u okumuş olanlar ve okuyacak olanlar.

Yayımlandığı ilk yıllarda önce İngiltere'de ardından ABD'de büyük etki yapmış, öyle ki gençler "Cumhurbaşkanı adayımız Gandalf," gibi sloganlar oluşturmaya başlamışlar. Peter Jackson'in sinemaya başarılı uyarlamasindan sonra filmin çekildiği Yeni Zelanda'ya turist akını olmuş ve Yeni Zelanda devleti bu nedenle "Yüzüklerin Efendisi Bakanlığı" diye bu yönde bir bakanlık kurmuş. Sanırım halen televizyonda LOTR'a rastlayinca eli kanalı değiştirmeye gitmeyen veya en azından ilk reklam arasına kadar bekleyen tek ben değilimdir. Veya artık filmlere ulaşmanın çok daha kolay olduğu bu yıllarda, film arayıp arayıp düştüğümüz kararsızlıktan "Açayım da LOTR'u izleyeyim en iyisi," diye çıkarız hala. Peki LOTR'u bu kadar çekici ve efsanevi kılan nedir bizim için?

Kitabın önsöz kısmında da bunun nedenleri üzerine sözler edilmiş zaten. Ama ben de kendimce bunu açıklamak istiyorum. Bir kere modern dünya birçok açıdan olumlu etmenler içinde barındırsa da aynı zamanda barındırdığı olumsuz etmenler nedeniyle bizim için zaman zaman bir hapishane olmaktadır. Bundandır ki zaman zaman Robinson Cruose gibi ıssız bir adada mahsur kalmak isteriz veya felaket derecesinde bir kar yağışı sonucu evimizde mahsur kalmayı veya herkesten uzak bir dağ başında yalnız kalmayı... Veya LOTR'daki Yüzük Kardeşliği gibi bir grubun üyesi olup dünyayı kurtarmak isteriz! Böylelikle hem modern dünya hapishanesinden çıkmış oluruz hem de kendimizi yeniden bir başrol oyuncusu gibi hissetmiş oluruz. Ve bu hayallerin hep başlangıcı daha çok tat verir, özellikle de yolculuk temalı hayallerin. Bundandır ki benim LOTR serisinde en hoşuma giden ilk kitap/film Yüzük Kardeşliği olmuştur hep.

Bunlarla birlikte seri boyunca ağır basan iki ikili bulunmaktadır. Bunlar: Kader- irade ve iyilik- kötülük. Kitap boyu bir yandan karakterlerin birçoğu sanki her şeyin bir yazgıya göre olduğu ve ne olursa olsun bunun bozulmayacağı şeklinde bir inanca sahip oldukları hissedilir ancak öte yandan ise gösterilecek özgür iradenin her şeyden kıymetli ve etkili olduğu hissi de verilir. İnsanın heralde insan olmaklığından beri kafasını yoran kader- irade ikilisinin muallakta kalışınin bir benzerini Lotr'da da yaşıyoruz diyebiliriz bence. Ayrıca diğer ikilimiz olan iyilik- kötülük'te bir muallakta kalma yoktur. Kötülük tarafındaki Sauron'un en büyük gücünün de başta insanlara olmak üzere düşmanlarına karşı bir güç olarak kullandığı korku, umutsuzluk ve özgüven kaybı gibi ruhsal durumlar olduğunu görüyoruz. Nazgullarin sahneye çıktığı her an bu duygu durumları Orta Dünya'nın iyi haklarında derinden hissedilir. Öyle ki gerek karakterlere gerekse onları okuyan veya izleyen bizlere de bu duygu durumları o kadar başarılı şekilde geçer ki, bizler de olduğumuz yerden korku duyar, umutsuzluk içinde kalabilir veya özgüven kaybı yasayabiliriz. Hem de kitabı daha önce okumuş veya filmlerini defalarca izlemiş olmamıza rağmen... Yani kötülüğun çok güçlü olduğunu, yaydığı karanlığın dünyayı neredeyse tamamen kapladığını hissederiz. Her şey bitmiş derken, dünyanın bir ucunda ışık ortaya çıkar. Bu, kitapta en iyi Gandalf ile anlatılabilir. Daha spesifik olarak da, Gandalf'ın asasindan çıkardığı ışık ile Mina Tirith'e doğru kacmakta olan Faramir'i, Nazgullarin elinden kurtardıgi pasaj ile anlatılabilir. Veya Moria'da köprüde belki de en az Sauron kadar kötü ve güçlü olan Balrog'a "Buradan geçemezsin!" diye haykirdigi pasajla... Bununla birlikte ortalıkta bir anda kaybolup en zor zamanda yardıma gelmesiyle de tanınan Gandalf bir nevi insanların hep beklediği kahraman figürüdür. Özellikle bizim gibi hep bir kahraman beklemeye alışmış toplumlar için daha da etkileyici olabilir Gandalf karakteri belki de.

Tabiki Aragorn... Sadece filmlerini izlemiş olanlar Aragorn'un kral olmak için başlarda kararsız olduğunu ve yavaş yavaş buna hazır hale geldiğini ve kırılan kılıcın da hazır olduğu vakit kendisine getirildigini sanıyor olabilirler doğal olarak ama kitapta böyle değil. Aragorn baştan itibaren kral olmaya hazirdir ve kırılan kılıç da yeniden dövülmüş ve kullanılmaya hazır bir şekilde yanındadır. Sadece doğru zamanı ve yolu beklemektedir Aragorn. Ama Peter Jackson'ın filmde neden bu şekilde yaptığı açıktır ve haklı görülebilir rahatlikla; özellikle sinemada bizler kahramanın erginleşmesini görmek isteriz. Böyle olunca daha etkileyici olur ve kendimizi de onun yerine koyup daha sıkı şekilde filmi takip ederiz. Bunu aslında kitaplarda da yaşarız. Tolkien bence bu erginleşme faktörünü eserinde Hobbitler için kullanmış, zaten Tolkien'in asıl kahramanları da Hobbitler değil mi?

Birazina zaten değinmiş olduğum bazı duygular kitapta özellikle vurgulanıyor. Özellikle herkesin aklına Lotr ile ilgili gelebilecek ilk replik olan şu sözün teması olan acima duygusu: "Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez." Tabi salt bu sözde acıma yok gibi ama bunu Gandalf'ın Frodo'ya söylediği pasaji düşünecek olursak daha anlamlı olur. Yani, Frodo zamanında fırsatı varken Bilbo'nun neden Gollum'u öldürmedigine serzeniste bulunurken Gandalf bunu söyleyip, ardından Bilbo'ya o an mani olan duygunun acıma duygusu olduğunu ve bunun da yabana atilmayacak kıymetli bir şey olduğunu ifade eder. Öyle ki, Bilbo'nun Gollum'a o an acıması nihayetinde yüzüğün Hüküm Dağı ateşine atılmasını yani yok edilebilmesini sağlamış oldu. Yani başka bir açıdan denilebilir ki; onca büyük, güçlü kötülüğü, karanlığı ve düşmanları, Orta Dünya'nın birçok ahalisinin varlığından bile doğru düzgün haberinin olmadığı, haberi olanının da dikkate almadığı bir buçukluğun aslında eski bir buçukluk olan Gollum'a duyduğu merhamet alt etmiş oldu.

Buna şimdi kader mi demeli yoksa irade mi?



İyi okumalar.
İçinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum; ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı kadar sevebiliyorum.
Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor.Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hakediyor. Yaşamı onlara verebilir misin?
O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme.
Ondan hem nefret ediyor hem de seviyordu. Aynı kendinden hem nefret edip, kendini sevdiği gibi. Ondan kurtulamazdı. Artık bu konuda hiç iradesi kalmamıştı.
Yaşayanların bir çoğu ölümü hak ediyor ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme; çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez.
"Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzüklerin Efendisi
Alt başlık:
Tek Cilt Özel Basım
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
1026
Format:
Ciltli
ISBN:
9789753423472
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord Of The Rings
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
Yüzüklerin Efendisi
The Fellowship of the Ring
The Lord of the Rings
The Fellowship of the Rings
The Lord of the Rings
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. 1997 ile birlikte, çok sayıda Türkiyeli okur da "okumuş olanlar" safına geçme fırsatı buldu. Kitabın Türkçe basımı Yüzüklerin Efendisi'ne duyulan ilginin evrenselliğini kanıtladı. Yapıtın bu başarısını taçlandırmak için üç kısmı bir araya getiren bu özel, tek cilt edisyonu sunuyoruz. Hem hâlâ okumamış, "okuyacak olanlar" için, hem de bu güzel kitabın kütüphanenizde gelecek kuşaklara devrolacak kadar kalıcı olması için... Yüzüklerin Efendisi yirminci yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantazi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantazi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.

Kitabı okuyanlar 10,3bin okur

  • Şevval
  • Devrim Destan Gülgeç
  • ONUR GÜÇLÜ
  • irem
  • Cenk Özer
  • Burak Erdoğan
  • Öylesinebirisi
  • Ömer Faruk
  • Uranüsten Bir Okur
  • Ahmet Özkan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.1
13-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%27.7
35-44 Yaş
%27.7
45-54 Yaş
%10.6
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.6
Erkek
%44.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.9 (874)
9
%3.9 (148)
8
%1 (40)
7
%0.3 (13)
6
%0.2 (8)
5
%0.1 (4)
4
%0 (1)
3
%0
2
%0.1 (2)
1
%0 (1)

Kitabın sıralamaları