Yüzüklerin Efendisi - I - Yüzük Kardeşliği

9,3/10  (533 Oy) · 
1.593 okunma  · 
530 beğeni  · 
6.173 gösterim
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda; Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar: Artık Türkiyeli okur da okumuş olanlar tarafına geçebilecek!

"Yüzüklerin Efendisi" son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman...
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2000
  • Sayfa Sayısı:
    486
  • ISBN:
    9789753425988
  • Orijinal Adı:
    The Lord of The Rings First Part: The Fellowship of The Ring 1954
  • Çeviri:
    Bülent Somay, Çiğdem Erkal İpek
  • Yayınevi:
    Metis Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Damla Köseoğlu | Hermione 
26 Oca 15:08 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Fantastik edebiyat denildiğinde akla gelen ilk isim hiç şüphesiz J. R. R. Tolkien. Yazdığı birçok kitap ve yarattığı kocaman evrenle o dönemden bu döneme birçok yazarı etkileyen Tolkien için söylenecek tüm beğeni sözleri eksik kalacaktır. Kitaplarda gerçeklikten ziyade fantastik öğelere yer vermek bana göre çok daha zor. Özellikle Tolkien gibi birçok halk, varlık, mekan, olay ortaya koymuşsanız. Bunun nedeni ise olağanüstü öğeler barındırmayan bir romanda yazılabilecek şeyler bellidir, konular bellidir, iş yazarın yazma yeteneğine, duyguları okuyucuya geçirebilmesine kalmıştır; ancak fantastik bir kitap yazacaksınız olayları, karakterleri, hayal gücünüzle ortaya çıkardığınız her şeyi, tek bir mantık hatası olmadan yazıya dökebilmeniz gereklidir. Bunları söylüyorum çünkü Tolkien bunu en iyi yapan yazar, bakın bunu en iyi yapan fantastik kitap yazarı demiyorum, genel itibariyle bunu en iyi yapan yazar, daha iyisi yok. Evet, kendisinin dünya üzerinde yaşamış en iyi yazar olduğunu düşünüyorum. Dostoyevskiciler, Tolstoycular, Kafkacılar buna itiraz edebilirler, açıkçası bu hiçbir şeyi değiştirmez. Tolkien'i ciddi bir şekilde okuyan, anlayan, o büyük evreni araştıran herkes bu sonuca rahatlıkla ulaşabilir.

Gelelim Yüzüklerin Efendisi'nin konusuna: Karanlık Lord Sauron diğer tüm güç yüzüklerine hükmedecek Tek Yüzük'ü yapmış, ancak yüzük Son İttifak Savaşı sırasında Gondor Kralı Elendil'in oğlu İsildur tarafından Sauron'dan alınmıştır. Sauron yenilgiye uğramıştır ancak ruhu hala karanlığın içinde bir yerdedir. Yüzüklerin Efendisi, yüzüğü son bulan kişi olan hobbit Bilbo Baggins'in doğum gününün kutlanması ile başlıyor. Bilbo doğum gününün ardından yüzüğü yeğeni Frodo'ya bırakıyor. Bilbo'nun davranışları ve Orta Dünya'da o anda yaşanan gelişmeler nedeniyle şüpheye düşen Büyücü Gandalf, yaptığı uzun araştırmalar sonucunda bu yüzüğün Sauron tarafından dövülen Tek Yüzük olduğunu anlıyor. Ve böylece yüzüğün yok edilmesi için upuzun, zorlu bir macera başlıyor. Yüzük ancak tek bir şekilde yok edilebilir, yapıldığı yer olan Hüküm Dağı'nın derinliklerine atılarak. Dokuz yüzük kardeşi Karanlıklar Efendisi'nin diyarına, Mordor'a doğru yola çıkıyor. Hobbitler Frodo, Sam, Pippin, Merry, Büyücü Gandalf, Kolcu Aragorn, Elf Legolas, Cüce Gimli ve Gondorlu Boromir. Yolları ise Sauron'un uşakları ile dolu, orklar, nazgüller, troller ve daha birçok karanlık yaratık...

Çoğumuz Yüzüklerin Efendisi'nin önce filmlerini izlemişizdir, en azından benim için öyle. Kitapları ise birkaç yıl önce okudum ve erkek arkadaşım ile birlikte yeniden okumaya karar verdik. Çünkü Tolkien ve Orta Dünya'ya çok büyük bir hayranlık duyuyoruz. Bu nedenle bu okumaların yeri benim için çok ayrı. Yüzüklerin Efendisi sinema uyarlaması ile tek kelimeyle muazzam; kitapları için ise söylenebilecek iyi şeylerin sayısı sınırsız. (Bu arada kitaplar ile filmler arasında çeşitli farklar olduğunu söylemeliyim, hatta bazı kısımlarda gerçekten önemli farklar. Kitapları okumak bu açıdan da ayrı bir önem arzediyor bana göre.) Kitabın ilk bölümleri kişi ve mekan tasvirleri ile dolu, ancak hiç sıkmıyor bu tasvirler, büyük bir keyifle okuyorsunuz. O kadar ustalıkla yazılmış cümleler, o kadar iyi şekilde yapılmış benzetmeler, kişileştirmeler var ki... Bu ilk bölümlerin ardından Frodo'nun yolculuğa çıkması ile asıl macera da başlıyor. Özellikle "Yolgezer" isimli bölümden itibaren kitap çok, çok fazla içine alıyor okuru ve sayfalar su gibi akıp gidiyor.

Ayrıca şunu söylemem gerekir ki Yüzüklerin Efendisi serisindeki olaylar Tolkien'in Orta Dünya'sının %20'sini, %30'unu bile oluşturmuyordur. Bu kadar fazla olayın yaşandığı bir kitap Orta Dünya'da Yüzük Savaşları olarak geçiyor ve Orta Dünya, Yüzük Savaşları dışında daha nice olaya ev sahipliği yapıyor. Whitetree.com isimli bir site var, bu sitenin Orta Dünya başlığına tıklarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Tolkien öyle bir dünya oluşturmuş ki onlarca adı bilinen elf, cüce, insan, hobbit var, onlarca mekan, onlarca olay, çok uzun bir zaman dilimini kapsayan tarihi bir kronoloji, diğer birçok çeşitli varlık var. Ancak tüm bunlara dair tek bir mantık hatası yok, bu kısım şura ile uyuşmuyor dediğimiz tek bir cümle yok. Bu hayal gücüne, zekaya hayranlık ve saygı duymamak elde değil.

Böylesine iyi bir yazarın belki de en çok bilinen serisi olan Yüzüklerin Efendisi, mutlaka okunmalı dediğim seriler arasında. Frodo, Aragorn, Gandalf ve diğerleri ile mükemmel bir macera sunuluyor bizlere. Tolkien okumak ise tek kelimeyle harika bir eylem.