Yüzüncü Ad - Baldassare'nin YolculuğuAmin Maalouf

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.268
Gösterim
Adı:
Yüzüncü Ad - Baldassare'nin Yolculuğu
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
404
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750800030
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Periple De Baldassare
Çeviri:
Samih Rifat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Doğu'daki son Cenevizlilerden, antika tüccarı Baldassare Emriaco, 1665 yılı sonlarında, soyunun yüzyıllardır yaşadığı Lübnan'dan yollara düşer. Ertesi yıl, İncil'e göre "Canavar'ın Yılı"dır. Kimilerine göre düpedüz Mahşer: Kan, ateş, yıkım ve her şeyin sonu... Zamanın sonu!

Dünyayı ve Baldassare'yi kurtarabilecek tek şeyse, Yüzüncü Ad'dır. Kimselerin görmediği bir yazma kitap ve bu kitapta açınlandığı söylenen bir ad: Allah'ın, Kuran'da anılan doksan dokuz adının, sıradan ölümlülere bildirilmemiş olan yüzüncüsü... Tanrı'nın gizli ve yüce adı...

Yüzüncü Ad'ın peşinden önce İstanbul'a uğrar Baldassare'nin yolu; oradan İzmir'e, Sakız'a, Cenova'ya, Amsterdam'a, sonra da Londra'ya. Konya'da vebanın kıyımına, İzmir'de Sabetay Sevi'nin şaşırtıcı başkaldırısına, İngiltere'de büyük Londra yangınına tanık olur.

Korku, şaşkınlık, düşkırıklığı, umut ve aldanma, menzil taşlarıdır bu uzun yolun. Bir de en beklenmedik anda yolcunun karşısına dikiliveren aşk. Sevincin, mutluluğun tek kaynağı aşk!..
(Arka Kapak)
Dini İnanç... Ne denli yıkımlara ve yanılgılara neden olabilir cehalet ile birleştiğinde? Peki ya aşka olan inanç ve aslında onun bir yanılgıdan ibaret oldugunu anlamak nasıl bir yıkıma neden olur insan ruhunda? Ancak şu var ki, yapılan hiçbir yolculuk ( bu ister iç yolculuğumuz olsun ister çıkılan bir seyahat) insana bir şey katmadan sonuçlanmaz. Bazen yanlış olarak nitelediğimiz veya doğru olarak kesin kanılarda bulunduğumuz olaylar göründüğü gibi olmayabilir. Ama hiçbir yolculuk değiştirmeden bırakmaz insanı veya hayatını...Kaderımızı kendı seçimlerimiz mi belirliyor yoksa bizim yerımıze çizilen bir çizgiden mi gidiyoruz? Bence her ikisi de... Aşka dönecek olursak, aşk ve huzur barınamaz yanyana. Kahramanımız Bess e aşık olmamıştı belki ama her aklına düştüğünde ona huzuru ve anne sıcaklığını getırmışti. Aşık oldugu kadın Marta ise hayalkırıklığının ta kendısıydı. En kötüsü de aklına geldiğinde sadece acı duyacak olması.
Son olarak sabır, dinginlik ve iyi bir yürek yaşadıgı acılara, hayalkırıklıklarına rağmen hiçbir zaman kaybetmez çünkü vicdan en büyük imtihandır dünyada. Anlatımı, üslubu, düşündürme yeteneği gayet iyi bir kitaptı. Bir cümlenın insan da aynı anda farklı kaç düşünce uyandırabilecegının bir kanıtı adeta...
Dünyaca ünlü yazar Amin Maalouf’un tarih konusundaki engin bilgisinin zirve yaptığı kitaptır benim için Yüzüncü Ad. Tarih konusundaki engin bilgisinin yanında Asya ve Akdeniz’in kültürleri ve coğrafyasını da çok iyi bilmesinin verdiği avantajı kullanarak, usta kalemini de adeta bu bilgilere estetik bir dokunuş getirmek için konuşturarak güzel bir roman çıkarmış karşımıza.

Bir kehanetle başlıyor roman. Ertesi yıl yani 1666 yılı dünyanın sonu olacaktır kehanete göre. Dilden dile dolaşmaya başlar bu korkunç kehanet ve halkı korku bürür. Çünkü İncil de dahil olmak üzere bu senenin ”Canavar Yılı” olacağına dair birçok yerde işaret ve simgeler vardır. Fakat Baldassare bu kehaneti saçma bulur. İçinde her ne kadar yersiz bir korku taşısa da şu sözler dökülür kaleminden:

İnsan işaret ararsa, bulur. Her zaman böyle gelmiştir bana; ve bunu bir kez daha mürekkebimle buraya kaydetmek istiyorum. Olur ya dünyayı saran delilik burgacı içinde sonunda ben de unuturum. Aşikar işaretler, anlamlı işaretler, şaşırtıcı işaretler… Kanıtlamak istediğin her şey doğrulanır sonunda; ve en az bir o kadarını da tersini kanıtlamak istersen bulursun.
Dünyanın sonunun gelmesini engelleyebilecek tek şey ise kimsenin görmediği, bilmediği bir kitap ve bu kitapta geçtiği düşünülen, Allah’ın Kuran’da geçen doksan dokuz adı dışında söylenmeyen gizli ad: Yüzüncü Ad!
bir kitabı bitirmem sanırım ilk kez bu kadar uzun sürdü.yazın başında başlamıştım ve anca bitebildi.Ama bunca uzun zamana yayılmasına rağmen hala kitap için çok güzel diyorum.Malum kitaplar bir solukta okununca daha güzel.Amin Maalouf yine tarihten yardım almış ve yine tadı damakta kalan bir şey çıkmış ortaya.Baldassare'nin ikilemleri bana kendimi çağrıştırdı.Ve zannediyorum ki herkes yaşıyor o ikilemleri.1665 senesini anlatsa da kitap ben aynı sözleri çok kez duyuyorum bugünlerde.
KIYAMET KOPTU KOPACAK.
Sonuna kadar merakla okuduğum bir eser. Savrulup duran bir adam ve herkesin peşine düştüğü bir kitap. Evrenin sırlarını açıklayan bir kitap olduğunu duysanız, peşinden gider miydiniz?
"Zamanın alacakaranlığında doğmuş gibiyim ve ben öğlen güneşini hayal bile edemiyorum" Bu cümle bence genel olarak kitabın atmosferini açıklıyor.
Zamanın alacakaranlığında doğmuş bir adam Baldassare. Kıyamet kopmak üzere dünya kavruk bir çöl gibi sessiz ve yorgun...
Kitabı okurken sanki tozlu bir camın ardından çöl sarısı bir film izliyordum. Konusu o kadar ilgimi çekmişti ki yaratıcının insan oğluna bildirilmeyen yüzüncü adı ve bu adı bulan kişi dünyanın bu halinden münezzeh olacak düşüncesi bile çok ilgi çekici hele bir de bu yolculuğu okumak , arayışa şahit olmak kim bilir nasıl keyifli olur dedim. Açıkçası zorlandım kitabı bitirmek için. Biraz sıkıldım Baldassare yüzüncü adı ararken beni çok yordu. Bulanık hem miyop, hem hipermetrop gözlerle yaya aradık yüzüncü adı her seferinde perde indi gözlere bir türlü öğrenemedik yüzüncü adı. Aslında hakkıyla aramadık süründük durduk , kadınlar girdi hayatımıza, aksilikler yaşadık , bir sürü yeri ziyaret ettik ....
Sonuç ... Yola çıktığımızdaki şevk , gayret , heves yolun yarısında neredeyse tükendi bende Baldassare dayanıklıydı ama devam etti yola, bende yolun kalanını bulanık camın arkasından onu seyrederek geçirdim. Sonumuz başlangıcımız , yolculuğumuzun ismi kadar afilli olmadı maalesef. Bulamadık yüzüncü adı...
1666 yılı söylentilere göre kıyametin kopacağı yıldır. Allah'ın yüzüncü adının yazdığı bir kitap bulunmaktadır ve tabi ki kitabın peşinde olan insanların olduğu da. kitapta Baldassare isimli, o dönemde antikacı olan başkahramanın yolculuğu esnasında yazdığı günlüğü okuyacaksınız. kitapla ve kıyametle ilgili söylentiler bir yanı sıra sebastay sevi'nin ortaya çıktığı dönemler olması kitaba kültürel bilgilerin de girmesini sade bir günlüktense aynı zamanda tarihi ve kültürel bilgilerinde harika bir şekilde harmanlanmasını beraberinde getirmiş.. Amin Maalouf kitabı yazarken eminim araştırmalara epey zaman ayırmıştır. kitapta sıkılacağınız tek nokta günlük şeklinde aktarıldığı için bazı bölümler kısa da olsa, sıkıcı gelebilir, onun dışında tarihi ve kültürel bilgiler içeren romanlar seviyorsanız keyifle okuyacağınıza emin olabilirsiniz.
Amin Maalouf'un kesinlikle kalbe hitap eden ve aşkı da dini duyguları da gönül doygunluğuyla okumamıza sebep olan çok beğendiğim zarif bir anlatım tarzı var. Bu kitabında da beni şaşırtmadı. Herhangi bir kitabını okumamışsam bile tavsiye edebilirim sanırım.

Allah'ın yüzüncü isminin yazılı olduğuna inanılan bir kitabın peşine düşerek başlanan uzun yolculuğu; yolculuğun getirdiği aşkı, dostlukları, tutsaklıkları kahramanımız zengin tüccar Baldassare'ın günlüklerinden takip ediyoruz. "Her şey" için çıkılan yolculuğun sonunda "hiç" olarak dönülüp, aslında en güzel sonucun da bu olduğunu görüyoruz.

Sadece gündelik genel kültür bilgilerine sahip yazarların kaleme aldığı kof kitapların rafları doldurduğu zamanımızda Amin Maalouf'un uzmanı olduğu tarihi ve dini konuların ekseninde bu denli güçlü bir kurguyla kendini okutturan tarzına hayran olmamak mümkün değil. Kesinlikle tavsiye ederim..
Elinize günün birinde her hangi bir yerden el yazması, kalın bir kitap geçiverse, bunun ilk bakışta tarihleri itibariyle tanımadığınız bir kişinin güncesi, anıları olacağı kanısına varsanız; İhtiva ettiği tarihin 1665 yıllarına denk geldiğini görseniz ve şöyle bir göz atma ile büyük bir sırı barındırdığını bu sırın da sadece gizemli bir cümle ya da kelime olduğunu bununda tüm dünyayı ilgilendirdiğinin farkındalığına varsanız ne yapardınız sorusu ile başlıyayım A. Maalouf'un bu kitabının incelemesine.
Bir kere, akışkan bir dil hakim. Hemen çevirmenin hakkını vermemiz lazım bu arada.
İlk satırdan itibaren dünyanın gizemli bir sırrının aydınlanması için yola çıkmış yazar, Tabii kahraman "Baldassare" kimliği ile. Gün gün tarihler atarak bir günce yazar gibi, anı tutar gibi çok güzel ifadelerle okuyucuyu sıkmadan meraka düşürerek ortaya koymuş hikayesini.
Zaman zaman dinler arası adeta gezintilerde yapmış. Yine tarihsel bilgi hakimiyetini ortaya koyarak, diğer kitaplarında olduğu gibi.
Bu kitaptaki cümleleri çok dikkatli okumalısınız. Ortaya koyduğu çoğu cümleyi düşünmeli ve o şeffaf ince perdenin ardında ne mana var onu bulmalı, ona erişmelisiniz. Çünkü; Gizemi, çözülmesi çok zor bir bilmece haline getirebilen, anlama felsefik perspektif verebilen bir kalem Maalouf. Bir örnekleme yapalım isterseniz. Sy. 19. " biliyorum, sözlerimde dinginlikten eser yok çünkü dünyayı gürültüye boğan söylentiler, benim evime de sızdı. Evdokim'inkine benzer sözleri evimde de duyuyorum artık."
Üç ayrı dinin düşünceleri çerçevesinde yol alan bir kitap bu. Bilhassa Musevi ve Hrıstiyan aleminin kendi içindeki dinsel yapının zaman zaman İslamiyet'in de iştirak ettiği o zamanın toplumsal hayatında bireyler üzerindeki yansımasına, algılanmasına da kuş bakışı yapmakta. Yine bir örnekleme ile ifade edecek olursak Sy.82 gitmeliyiz. "Kuşkunun yollarında bir Hırstiyan'a ve Musevi'ye kılavuzluk etmek, kör bir Müslüman şaire mi kalmış diyeceksiniz? Evet ama Anadolu göğünden daha çok ışık var onun feri sönmüş gözlerinde."
A.Maalouf'un yola çıktığı, anlatmaya çalıştığı "ŞEY" kitabın adındaki gibi "Yüzüncü Ad" dır. Allah'ın 99 adın dışındaki ad. Bu sır ve kitabın özü için 103 üncü sayfa iyice okunmalıdır. Burada yazmanın gerek olmadığı kanaatındayım.
Yazar, dönemin Osmanlı yönetimini zaman zaman eleştiriyor. Der saadet de bütün işlerin rüşvetle döndüğünü dilendiriyor.
Kitap bu seyirde giderken; yani büyük bir fırtınaya doğru yol alırlarken birden bir başka ama daha az şiddetli bir fırtına başlıyor. Aşk fırtınası. Tabi olarak heyecan akışında biraz sapmaya sebebiyet veriyor. Bu bence daha da hafif geçirilmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Ama öyle bir noktaya geliyoruz ki ana konu bitiyor başka bir mecrada yol alıyoruz. Benim bu kitap hakkındaki eleştirilerimden biri bu.
Bir diğer eleştiri ise, Dört defter yazıyor binlerce sayfayı ihtiva eden, ama hiç biri yanında değil, her biri bir yerde kayboluyor Konstantinopolis'te, Sakız Adasın da Londra da gibi ama her şeyi satır satır hatırlayıp da yaza biliyor.
Bu yolculukta İzmir de Sabetay Sevi, Londra da Büyük yangın karşınıza çıkıyor.
Bu tarzdan hoşlananlar okumalı derim...
Yüzüncü ad "Baldassare'nin yolculuğu amin maalouf'un en sevdiğim kitaplardan biridir herkesler okusun okutturun ........
Edebi yönden ise harika bir kitap
Bitti. Böyle bitmemeliydi. Ve tam da bu şekilde bitmeliydi.
Kitap bir kehaneti anlatıyor: 1666 yılının dünyanın sonu oldugu. Bu yıl Canavarın yılı ve kimilerine göre kötülüklerin son bulup yeni bir dünyanın başlangıcı olacak; kimilerine göre Musa'nın zamanından beri görülmemiş bir tufanla dünyanın sonu. Ama bir farkla, bu tufan su değil ateş tufanı olacak!
“Baldassare Embriaci” (bu adı okumak bana zevk veriyor.) bir antika tüccarı. Yüzüncü ad ise bir kitap, ancak tanrının bildirmediği, ama bilen kimse için her türlü mucizenin anahtarı olacak adı içinde gizleyen bir kitap.
Baldassere böylesine kör inançlara inanmıyor, dahası alay ediyor. Herkes işaretlerden bahsediyor. Oysa kendisinin de dediği gibi “Bir konu hakkında işaret bulmak isterseniz mutlaka bulursunuz. Ve tam tersini ispatlamak isterseniz bir o kadar işaret daha bulursunuz.” Ama işe bakın ki bu kitap eline geçiyor ve bazı “işaretler” onu bu kitabın peşine sürüklüyor.
Bu yolculukta da bir çok “işaretler”e rastlıyor.
Geçmişe ve geleceğe yapıyor yolculuğunu. Kitap Baldassare'n yol boyunca tuttuğu 4 seyir defterinden oluşuyor. Tüm duygu ve düşüncelerini ne pahasına olursa olsun dürüst bir şekilde kaydedecegine söz verdiği defterlerden...
Daha bir çok şeyden bahsetmek istiyorum kitap hakkında ama değinecek çok fazla şey var ve girsem işin içinden çıkamam. Okuyun, sizin dimağlarınıza bırakıyorum.
Ne zaman Amin Maalouf okusam kitabı uzun süre elimde dolaşıyor ve bitirmekte zorlanıyorum ama bitmeye yakın bitmesini hiç istemiyorum. Bitirdikten sonra ise okuduğuma pişman olmuyorum. Tavsiye ederim :) eski zamanlarda biraz ciğeriniz çürüsün.
kitabın kahramanı baldassare yüzüncü ad isimli kitabı elde eder ancak okuyamaz ve yüzüncü adın ne olduğunu öğrenemez. her okumaya kalktığında gözüne perde iner etraf kararır ve geçici bir körlük yaşar. kitabı okumaya ilk başladığımda acaba yüzüncü ad ne ola ki diye merak etmiyor değildim. bu yüzden hakikatin ortaya çıkmamasına üzülmüşüm. ancak biraz düşününce tabi ki kitabın yazarı amin maalouf, islam dininde -bildiğimiz kadarıyla- olmayan bir "yüzüncü ad"ı kitabında söyletmeyecektir.
Başlangıçta iyiydi fakat sonlara doğru sıkan bir maalouf kitabı.
Amin maalouf sevenler için kitabın uzun olması göz korkutmamalı. Sürükleyici ve etkileyici bir roman. Yazarın kalitesi bu kitabında da ortada. Tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.
Bir imam kalksın istiyor kimileri
Ve söz alsın suskun kalabalığın önünde
Boş hayal! İmam yoktur akıldan başka
Yalnız o, gece gündüz yol gösterir bize
"İnsanların çoğunun kendi yaşamlarıyla ne yaptıklarını, zekalarını nasıl kullandıklarını gördükçe, beni kendileri gibi sevmelerini istemek gelmiyor içimden. "
"...hala saflığa, adalete ya da masumluğa inanmayacak kadar çok saç ağarttığım bu yeryüzünde ve doğruyu söylemek gerekirse, insanı özgür bırakan sahte bir belgeye, boyunduruk altına alan gerçek bir belgeden daha çok saygı göstermeye yatkınım ben."
Kuran'da Tanrı'nın doksandokuz adının geçtiğini bilmeyen yoktur; kimileri 'sıfat' demeyi yeğliyor bunlara.Bağlayıcı,Öç alıcı,Akıl Sır Ermez,Açıkça görünen,Her Şeyi Bilen,Varlığının Sonu Olmayan...Dinsel geleneğin de doğruladığı bu sayı meraklı kafalarda,aslında kendiliğinden akla gelen şu soruyu doğurmuştur her zaman:Bu sayıyı tamamlayan yüzüncü bir ad yok mudur ?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzüncü Ad - Baldassare'nin Yolculuğu
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
404
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750800030
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Periple De Baldassare
Çeviri:
Samih Rifat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Doğu'daki son Cenevizlilerden, antika tüccarı Baldassare Emriaco, 1665 yılı sonlarında, soyunun yüzyıllardır yaşadığı Lübnan'dan yollara düşer. Ertesi yıl, İncil'e göre "Canavar'ın Yılı"dır. Kimilerine göre düpedüz Mahşer: Kan, ateş, yıkım ve her şeyin sonu... Zamanın sonu!

Dünyayı ve Baldassare'yi kurtarabilecek tek şeyse, Yüzüncü Ad'dır. Kimselerin görmediği bir yazma kitap ve bu kitapta açınlandığı söylenen bir ad: Allah'ın, Kuran'da anılan doksan dokuz adının, sıradan ölümlülere bildirilmemiş olan yüzüncüsü... Tanrı'nın gizli ve yüce adı...

Yüzüncü Ad'ın peşinden önce İstanbul'a uğrar Baldassare'nin yolu; oradan İzmir'e, Sakız'a, Cenova'ya, Amsterdam'a, sonra da Londra'ya. Konya'da vebanın kıyımına, İzmir'de Sabetay Sevi'nin şaşırtıcı başkaldırısına, İngiltere'de büyük Londra yangınına tanık olur.

Korku, şaşkınlık, düşkırıklığı, umut ve aldanma, menzil taşlarıdır bu uzun yolun. Bir de en beklenmedik anda yolcunun karşısına dikiliveren aşk. Sevincin, mutluluğun tek kaynağı aşk!..
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 1.041 okur

  • Gözde Özen
  • Onur Güney
  • göksu
  • Saniye Kaya
  • Gülden Yiğit
  • Zeynep Benlisoy
  • Hatice Köse
  • Minerva'nın Baykuşu
  • gokhansaki
  • Melek Ceylan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%7.7
25-34 Yaş
%30.6
35-44 Yaş
%39.3
45-54 Yaş
%13
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.1
Erkek
%40.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.8 (58)
9
%24.4 (75)
8
%31.5 (97)
7
%17.2 (53)
6
%5.8 (18)
5
%1 (3)
4
%0.6 (2)
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları