Yüzyılın FırtınasıStephen King

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.431
Gösterim
Adı:
Yüzyılın Fırtınası
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
520
ISBN:
9789751037206
Kitabın türü:
Yayınevi:
Sayfa 6 Yayınları
Little Tall Adası sakinleri, kuzeydoğudan esen korkunç fırtınaya defalarca maruz kalmıştı ama bu sefer durum çok farklıydı çünkü fırtına, beraberinde çok daha kötü bir şeyi de getirmişti.


Adaya ilk kar taneleri düşerken, yaşlı Martha Clarendon kelimelerle anlatılamayacak kadar korkunç bir şekilde öldü. Bu ölümün sorumlusu Andre Linoge’ydi...
Ve kendisini yakalamaya geleceklerini bildiği halde, gümüş kurt başlı bastonuyla Martha’nın koltuğunda
oturmuş bekliyordu.


Ada sakinlerini birbirleriyle, en kötüsü de kendi kendileriyle karşı karşıya getiren bu zihin okuyucu şeytani adam, kısa sürede tam bir kâbus haline geldi. İğrenç sırların kanlı işaretlerle, büyünün ölümcül gerçeklerle iç içe geçtiği ve çocukların bile ölümü enselerinde hissettiği bu kâbustan kurtulabilmenin ise yalnızca tek bir yolu vardı. Linoge de onu öneriyordu zaten: “Bana istediğimi verin, gideyim!”
Senaryo şeklinde yazılmış bu kitap çoğu okuyucuya itici geliyor, ya daha başlamadan vazgeçiyorlar yada iki sayfa sonra alışık olmadıkları için bırakıyorlar. Size tavsiyem -özellikle daha önce böyle bir tecrübeniz yoksa- sabırla sayfalara devam etmek, birbirinize alışmanızı beklemek. Çünkü devamı su gibi akıyor. Hiçbir yenilikten kaçmayan hatta korkmadan üzerine giden King ile bu deneyim kaçmaz.
Film icin yazılmış senaryo... Ilk defa bu kadar uzuun bir önsöz yazmis King. Kitabin en begendigim kısımı da bu önsöz oldu. Çünkü bazı eserlerinin ilham kaynağı olaylardan bahsetmiş.
Kitaba gelecek olursam garip bir varlığın aniden adada ortaya çıkmasıyla siddetini arttiran fırtına ve ölümler...
Birazcık Mahşer kitabindaki Flagg akla geliyor. Garip güçleriyle insanlari etkileyip istedigini yaptırıyor.

Benzer kitaplar

MUH-TE-ŞEM!

Bir insan nasıl böyle bir kurguyu, bir olayı hayal edebilir? Önsözünde bunun sadece hücresinde öylece oturan, donuk bakışlarla etrafına bakınan bir mahkumla kafasında oluşmaya başladığını anlatmış. Küçük bir kıvılcım, büyük bir yangına dönüşmüş anlayacağınız. Yazarın başka bir kitabı olan Ruhlar Dükkanı'ndaki gibi kötü, şeytani bir adamımız var yaşını tahmin edemiyoruz çünkü birkaç bin yıl devirmiş. Küçük bir kasabaya -Little Tall'a- gelen feci bir fırtınayla beraber geliyor bu amcamız, adı Andre Linoge. Ya da dede demek daha doğru olur sanırım. Ama görünüşü öyle yaşlı değil otuzlarında sert hatlara sahip bence biraz da çekici ama yakışıklı değil. Bunu ne yazık kitabın içindeki fotoğraflardan söyleyebiliyorum. Keşke fotoğraf koymasalardı çünkü kafamın içinde karakterleri ete kemiğe bürümeyi daha çok seviyorum. Bir kitabı okuduktan sonra filmini izlediğimde karakterin fiziksel özellikleri kafamdakiyle uyuşmadığında da fena halde canım sıkılıyor. Neyse bu şeytani amcamızın istediği bir şey var neredeyse sonuna kadar bunu öğrenemiyoruz ama merak ediyoruz. Sürekli "Bana istediğimi verin, gideyim." diyor. Nitekim alıyor da. Bu, her ne kadar karşı çıksa da kasaba şerifinin-Michael Anderson'ın- zararına oluyor. Buna Little Tall halkının gösterdiği büyük bir bencillik sebep oluyor. Ama kim bilir benzer bir durumu yaşasaydık büyük çoğunluğumuz aynı bencilliği gösterirdi herhalde.

Linoge'umuz zihin okuyabiliyor. Yani herkesin kendine sakladığı çirkin sırları açığa çıkarmakta usta. Aslında bir büyücü. Zihin okuma dışında da yetenekleri var ve bunları kullanarak kasabalılara gereken korku duygusunu yeterince yaşattırabiliyor. Hatta biraz fazla. Little Tall sakinleri yalnız kalmaktan korkuyorlar çünkü o yaşlı öcü her an birine bir şey yapabilir. Linoge bunun karşılığını istediğini elde ederek alıyor ve gidiyor...

King bu hikayede bizlere insanların tehlike altında verebilecekleri kararları, köşeye sıkıştıklarında uykularını kaçıracak hatalı ama buna rağmen kendilerince tek olan çıkış yollarını nasıl seçtiklerini gösteriyor. Eser tiyatro senaryosu şeklinde yazılmış. Önce önyargıyla başladım. Ama okurken dizi izler gibi her sahne tüm detaylarıyla gözümde canlanınca bu hoşuma gitti. Yine mükemmel bir kurgu, muazzam bir olay örgüsü ve müthiş bir son. Zaten King'den başka ne beklenebilir ki?..
Kesinlikle harika bir kitap. Kitabı okuduktan bir kaç sene sonra filmi de izledim. Filmi de gayet etkileyiciydi. Başarılı buldum. O kliseyi güzel canlandırdıklarını düşünüyorum.
Yıllar önce filmini izlemiştim çok ürkütücü idi gerçekten.okurken film gözümde canlandı.Stephen King Maine şehrinde kapısının üstünde yarasalar olan şato gibi bir malikanede muhteşe bir hayalgücü ile yaşamaya devam ediyor.insan bu kadar korkutucu şeyi nasıl hayal eder anlamış değilim :)
Stephen King hayranı olmamı sağlayan kitaptır bu. Aslında kitap bir roman gibi değil, senaryo gibi yazılmış durumda. Oldukça soğuk ve karlı bir kasabaya gelen doğaüstü bir kötü abimizin(Linoge) istediğini almak için yaptıklarını içeriyor. Zaten kitabın ana konusu için 'İstediğimi verin gideyim.' diyen bir adet devil's imp. hikayesi desek yanlış bir şey demiş olmayız. Sürükleyici bir eser. Ne istediğini gerçekten merak ediyorsunuz. :)
Size dünyanın sonunun geldiğini söylerlerse, kahvaltılık tahıl satmak istiyorlardır. Panik yapmayın diyorlarsa, iş ciddidir.
Günah dudaklara tatlı gelir, ama dilde ekşidir ve dürüstlerin midesini zehirler.
Stephen King
Sayfa 303 - İnkılap Kitabevi
Bu nakit bir dünya. Bedelini yaşarken ödüyorsun. Bedel bazen küçük oluyor, ama genellikle büyük; arada bir de sahip olduğun her şey...
Annem daima, "Bir kapı deliğinden bakmayın yoksa canınız sıkılabilir" derdi.
Stephen King
Sayfa 240 - İnkılap Kitabevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzyılın Fırtınası
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
520
ISBN:
9789751037206
Kitabın türü:
Yayınevi:
Sayfa 6 Yayınları
Little Tall Adası sakinleri, kuzeydoğudan esen korkunç fırtınaya defalarca maruz kalmıştı ama bu sefer durum çok farklıydı çünkü fırtına, beraberinde çok daha kötü bir şeyi de getirmişti.


Adaya ilk kar taneleri düşerken, yaşlı Martha Clarendon kelimelerle anlatılamayacak kadar korkunç bir şekilde öldü. Bu ölümün sorumlusu Andre Linoge’ydi...
Ve kendisini yakalamaya geleceklerini bildiği halde, gümüş kurt başlı bastonuyla Martha’nın koltuğunda
oturmuş bekliyordu.


Ada sakinlerini birbirleriyle, en kötüsü de kendi kendileriyle karşı karşıya getiren bu zihin okuyucu şeytani adam, kısa sürede tam bir kâbus haline geldi. İğrenç sırların kanlı işaretlerle, büyünün ölümcül gerçeklerle iç içe geçtiği ve çocukların bile ölümü enselerinde hissettiği bu kâbustan kurtulabilmenin ise yalnızca tek bir yolu vardı. Linoge de onu öneriyordu zaten: “Bana istediğimi verin, gideyim!”

Kitabı okuyanlar 113 okur

  • Mustafa altun
  • Yeşim Gökdoğan
  • İlkay Şal
  • NERGİS ALTAN
  • ilknur
  • Oznur Gezen
  • Emre Onur
  • Abdulkadir BEKDEMİR
  • burak aşık
  • Cinan Tütüncü

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.5
14-17 Yaş
%6
18-24 Yaş
%10.4
25-34 Yaş
%34.3
35-44 Yaş
%31.3
45-54 Yaş
%14.9
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.8
Erkek
%42.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (12)
9
%20 (8)
8
%37.5 (15)
7
%5 (2)
6
%2.5 (1)
5
%2.5 (1)
4
%2.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0