Kitap
Zaman Makinesi

Zaman Makinesi

Cep Boy

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.1
4.794 Kişi
13bin
Okunma
3.681
Beğeni
81,2bin
Gösterim
128 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 38 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Karbon Kitaplar · Mayıs 2019 · Karton kapak · 9786057829474
Diğer baskılar
Bilimin sınırlarını zorlayan bilimkurgu edebiyat tutkunlarının vazgeçilmezi Zaman Makinesi, Victoria Dönemi üzerine kaleme alınan en güçlü eserler arasında kabul ediliyor. Zengin-fakir arasında uçurumu fantastik bir maceranın izdüşümüyle anlatan H. G. Wells, öngörüleriyle de ardından gelenleri etkilemeyi başarmış bir eser bırakıyor ardında. Karbon Kitaplar Wells’in dünyaca en bilinir romanı “The Time Machine”i İngilizce aslından Türkçeye çevirdi.
5 mağazanın 101 ürününün ortalama fiyatı: ₺12,54
8.1
10 üzerinden
4.794 Puan · 778 İnceleme
Semih
Zaman Makinesi'ni inceledi.
120 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 15. kitaptı ve bu kitap tam bir bilimkurgu roman özelliğine sahip. H.G. Wells çok özgün bir konuyu, zamanda yolculuğu, tarihte ilk işleyen yazar olarak anılıyor ve zamanda yolculuğu işlediği ilk kitap da işte bu kitap... Zamanda yolculuk yapmak yıllardır insanların aklını kurcalayan bir soru. Bir gün bir bilimadamı çıkıp zaman makinesini icat edebilecek mi, bilmiyorum; ama düşüncesi bile son derece heyecan verici... Düşünsenize zamanda yolculuk yapabiliyorsunuz ve kendinize istediğiniz bir zaman dilimi seçip oraya giderek hayatınızın kalanını o zaman diliminde sürdürüyorsunuz. Ne kadar da güzel bir şey olurdu değil mi? H.G. Wells, henüz görelilik teorisi bulunmadan, kuantum teorisi ortaya atılmadan dört boyutlu zamandan bahsetmiş bu kitapta. Einstein'dan önce davranmış ve hayal ettiklerini 1890'larda bu kitap ile ortaya koymuş. Kim bilir, belki de Einstein'in kafasındaki ampul bu kitabı okuduktan sonra yanmıştır... Yazar, kitaptaki ana kahramanına Zaman Yolcusu demeyi tercih etmiş. Zaman Yolcusu, bir bilimadamı olup zaman makinesini icat ederek zamanda yolculuk yapmayı başarmış ilk kişidir. Kitabın konusu da Zaman Yolcusu'nun Zaman Makinesi ile yaptığı yolculukları anlatmaktadır. Zaman Yolcusu, zamanda yaptığı ilk yolculukta 802701 yılına yolculuk etmiş ve şimdiki dünyamızdan çok daha farklı bir dünya ile karşılaşmıştır. Zaman Yolcusu, bu gelecek dünyasında insan ırkının ikiye bölünerek iki farklı ırk olarak yaşadığını ortaya koymuştur. Bu ırklardan ilki, yeryüzünde yaşayan ve toplumsal gelişmeler neticesinde zekalarını kullanmak zorunda kalmayan, sürekli gülümseyen, barışçıl ve basit birkaç sözcük dışında konuşma yetisini kaybetmiş olan Eloilerdir. Diğer ırk ise, yer altı mağaralarında yaşayan, gün ışığından kaçan, savaşçıl ve yabani Marlocklar'dır. Bu iki ırk gece ile gündüz gibi birbirinden ayrıdırlar ve birisi gündüzleri hayatlarını sürdürmektedir diğeri ise geceleri sürdürmektedir. Zaman Yolcusu, ilk yolculuğunda bu iki ırkın içerisine düşer ve geri dönebilmek için bir hayli çaba sarf etmek zorunda kalır. Konu ile igili daha ayrıntılı bilgi vermenin doğru olmadığını düşünerek bu kadarı ile yetiniyorum. Zaman Makinesi kitabının ilgimi çeken bir diğer yönü ise, Darwinci görüşten hareketle oluşturulmuş ve alt metinlerinde evrim teorisini empoze eden bir kitap oluşudur. Geleceğe hareket eden Zaman Yolcusu'nun karşılaştığı manzara Charles Darwin'in geleceğimiz ile ilgili öngörülerinden çok da farklı değildir. Bu sebeple Eloiler ile Marlocklar üzerinde gerçekleşen değişimlerin de evrim teorisi ile açıklanması son derece doğaldır. Kaldı ki, yazarın hocasının Charles Darwin'in çok yakın bir arkadaşı olduğunu da hesaba katarsak, Wells'in Darwin'den etkilenmiş olduğunu söylemek mümkün. İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisi içerisinde okuduğum ve en etkilendiğim kitaplardan biri bu kitap oldu. Özgün konusu ve akıcı anlatımı ile çok hoşuma gitti. En hoşuma giden yönü ise konuyu dallandırıp budaklandırmadan vermesi gereken mesajı vermesiydi. Zira okuyucuyu gereksiz bilimsel açıklamalar veya gereksiz kurgusal ayrıntılarla boğmamak son derece önemli bana göre. Son olarak, zamanda yolculuk etme şansım olsaydı, hangi zamana giderdim bilmiyorum. Çok düşündüm ama kendime en uygun zaman dilimini bulamadım. Mutlu olduğum tüm zamanları durdurmak istediğim ise kesin. Bugüne kadar sizin zamanınız nasıl geçti bilemiyorum; fakat bundan sonraki zaman dilimlerinin sizin için mutluluk getirmesini diliyorum.
Zaman Makinesi
8.1/10
· 13bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
29
356
Neslihan TÜRKMEN
Zaman Makinesi'ni inceledi.
144 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Hiç geleceğe yolculuk yapma gibi bir dileğiniz oldu mu? Ya da en azından insanları yüzyıllar sonra nasıl bir dünya bekliyor hayali kurdunuz mu? Evet mi? Şimdi kafanızda canlanan o parlak gelecek hayallerini silebilirsiniz. Çünkü bu kitapla birlikte gelecekle ilgili düşüncelerinizde biraz değişikliğe gitmeniz gerekebilir.. Zaman Makinesi, yazardan okumuş olduğum ikinci kitap. Tanıdık dili yine sade, anlaşılır ve akıcı. Karakterlerin çoğunun isimlerinin olmayışı, mesleklerinin isimleriyle ya da onların belirgin özellikleriyle tanıtılması yazarın kitabında dikkatimi çeken ve hoşuma giden ayrıntılardan biriydi. Her şeyden önce H.G Wells'in bilim kurgu dalının öncülerinden olduğunu bilmek gerekir. Birçok kişiyi etkilemiş ve ondan sonra hızla gelişecek olan bu dalın temellerini atmış diyebiliriz. Hayal gücü ve ileri görüşlülüğü nedeniyle yazar gerçekten de bir zaman makinesine sahip olabilir mi diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz..     Zaman Yolcusu çevresindeki insanlar tarafından zeki, gizemli ve kurnaz biri olarak tanınıyor. Güven vermeyen bir yapısının da olduğu söylenebilir. Bundan dolayı da arkadaşlarına zaman yolculuğunu mümkün kılan bir aleti tanıttığında, arkadaşları onun anlattıklarına pek ihtimal vermezler. Ancak birkaç gün sonra Zaman Yolcumuz yorgun, aç ve üstü başı dağılmış geldiğinde, onlar da bazı düşüncelerini tekrar gözden geçirme zorunluluğu hissedecekler. Artık kulağa çılgınca gelen hikayenin anlatılma vakti gelmiştir.. Zaman Yolcusu amacına ulaşıyor ve makinesini kullanarak geleceğe, sekiz yüz binli yıllara yolculuk yapıyor. Karşılaştığı dünya, kendi kafasında kurmuş olduğu 'gelecekteki dünya' ile bağdaşmıyor. Zaman yolcusu her şeyiyle daha gelişmiş, daha üstün olduğu bir dünyaya adım atacağını düşünmüştü. Oysa ki ilk izlenimleri ona yanıldığını söylüyordu. Yolcumuz ona yabancı gelen bu dünyayı keşfettikçe şaşkınlığı ve korkusu da artıyor. İnsanlar fiziksel ve zihinsel olarak olabildiğince farklı iki türe ayrılmış. Bir tür yukarıya, aydınlığa aitken diğer tür karanlığa, yeraltına ait. Günışığına ait olan ve karanlıktan korkan tür neredeyse çocuk görünümünde, sevimli, eğlence ve oyundan başka bir şey düşünmeyen insanlardır. Karşıdakine güven veren ifadeleri ve umursamaz bir yapıları var. Bu tür, herhangi bir güç ve zeka gerektiren iş yapmaktan oldukça uzak. Yeraltında yaşayanlar ise korkunç bir görünüme sahip, tehditkar ve saldırganlar. Fiziksel olarak da daha aktifler. Bu iki tür yaşamış oldukları farklı hayatlar nedeniyle adaptasyon süreci geçiriyorlar. Fiziki özellikleri, zeka kapasiteleri ve daha birçok şey aynı dünyada yaşamalarına rağmen değişikliğe uğramış. Zaman Yolcusu bu garip gelecekte, iki türe ayrılmış insanlar arasında kendi dönüş yolunu bulmaya çalışırken bir yandan da içine düşmüş olduğu dünyanın neden bu hale geldiğine dair teoriler üretecek... Genellikle bizler de Zaman Yolcusu gibi bir gelecek hayal ederiz. Gelecek, neden her zaman her yönden daha gelişmiş olarak tasvir edilir? Daha zeki ve üstün insanlar, akıl almaz bir bilim ve teknoloji... Bu durum gidişata göre yapılan gerçekçi bir tahmin mi yoksa boş, hayalci bir umut mu? Günümüzde ne kadar iyi şeyler yapıyoruz ki gelecek yıllarda bunun faydasını görebileceğimizi umuyoruz.. Yazar da insanlığı ve dünyayı hor kullanmanın gelecekte bizlere nasıl bir geri dönüşü olabileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymuş. Kısa bir sürede bitirebileceğiniz, merak ve heyecanın size eşlik edeceği akıcı bir kitap. Keyifli okumalar.
Zaman Makinesi
8.1/10
· 13bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
235
Burak Sabancı
Zaman Makinesi'ni inceledi.
120 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Gittikçe geliştiğimizi düşünüyoruz değil mi? Teknolojiler, altyapılar, inovasyonlar gözümüzü kamaştırıyor. Peki insanlık, insanoğlu nereye gidiyor? Bunun farkında mıyız? Kazançlarımızın bize kaybettirdiğinin, zaferin kaybetmeye eşit olduğu bir ilerlemenin. H.G. Wells tam da buna ışık tutuyor aslında. Bilim adına sağlam temellerle zaman makinesini okura izah ediyor yazar. Tabi ne zaman üçüncü boyuttan çıkıp, dördüncü boyutu Uzay-Zaman dahilinde keşfedebiliriz orası ayrı merak konusu ama kitap bu noktadan sonra bize zamanın, zaman yolculuğunun kapısını açıyor. Bu noktada Zaman Gezgini ile birlikte tanıklık ediyoruz bu yolculuğa. H.G. Wells'in heyecanını duyumsayabiliyorum Zaman Gezgini zaman makinesini tanıtırkenki zamana dair heyecanını. Fakat kendini zamanda yolculuk ederken insanı, insanlığı tanıyamıyor. Bu noktadaki yazarın hayal gücüne hayran kalmamak elde değil. İnsanın ulaştığı nirvanayı gözler önüne seriyor: kazandıklarını, kaybettiklerini ve bir daha ulaşamayacaklarını. Öyle ki zaman yolculuğundan dönünce Zaman Gezgini yemek yemeden, biraz pepton(protein) almadan konuşmayacağını söylüyor. Çünkü meyveden başka yiyecekleri olmadığını görüyor gelecekteki insanlığın. İnsanlık ideallerine ulaşırken neleri kaybetmiş gözler önüne seriyor. Daha fazlasını spoiler vermemek için siz okurlara bırakıyorum farkına varacağınız nice şeyler için. Çünkü bu kitap eleştirinin, bilim kurgu ile harmanlanması bakımından okuduğum eşsiz eserlerden birisi. Zaman Gezgini bunları keşfedebildiği için talihli miydi bilinmez. Çünkü insanoğlu bilindik kaderine doğru emin adımlarla gitmekte. Sanırım karakterimizin hayal kırıklığını tarif edebilmek için kitaptan şu alıntı her şeyi özetliyor: "İnsan zekâsı düşünün ne kadar kısa sürmüş olduğunu düşününce kederlendim. İnsanoğlu intihar etmişti. Kendine hedef olarak kararlılıkla rahatı ve kolayı, düstur olarak da güvenli ve istikrarlı dengeli bir toplumu seçmiş ve muradına ermişti - ama sonunda gele gele bu duruma gelmişti işte." Zekâmızın bizi sürüklediği yazgı buydu işte. Sonsuz bir karanlık. Gelecek bizim için hala karanlık ve boş yazara göre. Hırsın, gereksinimin, insan ve doğanın sonsuz etkileşimini sorguluyor. Bu noktada sonsuz demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Çünkü  "Bana insanlığın batmakta olduğu bir zamanla karşı karşıyaymışım gibi geldi." diyor gezginimiz. Batıyoruz büyük bir hızla yazarın da dediği gibi gereksinimlerimizle, zekâmızla, sevgimizle, anlayışımız, ilerlemelerimizle batıyoruz. İncelememi sonlandırırken yazarın diliyle tüm bunlara rağmen yaşama, umuda tanıklık eden iki tuhaf çiçek ile bitirmek istiyorum. "Şimdi yanımda, artık kırışmış, kararmış, yassılmış ve kurumuş olsalar da beni avutan, akıl ve güç yitip gittiği zaman bile değerbilirlik ve karşılıklı sevecenliğin insanoğlunun yüreğinde yaşamayı sürdürdüğüne tanıklık eden iki tuhaf beyaz çiçek var." Herkese hitap eden ve bize, geleceğimize dair okunması gereken bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.
Zaman Makinesi
8.1/10
· 13bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
28
Özgün Coşkun
Zaman Makinesi'ni inceledi.
144 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Zamanının Ötesinde Bir Kurgu
Wells bir kitabın içine hem bilimkurguyu hem felsefeyi hem fütürizmi hem de sosyolojiyi sığdırmayı başarmış. Zaman Makinesi gerçekten de zamanının ötesine geçmiş bir eser. Konudan kısaca bahsedecek olursak, adını bilmediğimiz Zaman Yolcusu icat ettiği zaman makinası ile 802.701. yıla bir zaman yolculuğu yapar. Amacı insanın gelebileceği en ileri seviyeyi görebilmektir. Ancak karşılaştığı manzara hiç de beklediği gibi değildir. Zira gelecekteki insan, evrim geçirmiş hatta mutasyona uğramış, ufak tefek, sevimli, miskin ve gelişmişlik olarak oldukça geri bir türdür. Medeniyetleri o kadar geridir ki okuma yazmayı hatta ateş yakmayı bile bilmezler. Zaman yolcusu bu keşfinin şaşkınlığını tam atamadan bu kez bir başka insanımsı türün yaşadığının farkına varır. Wells kendi dönemindeki İngiltere’nin sosyal sınıflamasını 802.701 yılına uyarlamıştır. Viktorya Döneminin zenginleri ve işçi sınıfı gelecekte bir başka boyut kazanmış adeta sınıfsal farklılık evrimleşmelerinde de etki etmiştir. Miskin ve rahat bir hayat yaşayan Eloi’ler yeryüzünde yaşarken işçi sınıfını temsil eden Morlock’lar yeraltında yaşamakta ve adeta ışıktan kaçmaktadırlar. Toplumsal ayrışmanın gelebileceği en son nokta ırksal olarak da evrime sebep olacağının altını çizmiştir Wells. Bu noktada Darwin ile yarışmaktadırlar. Darwin’e göre evrim her zaman daha iyiye ve güzele doğru gider. Ancak Wells, Malthuscu bir yaklaşım sergileyerek evrimin her zaman mükemmele doğru gitmediği görüşünü anlatmaktadır bu kitabında. Patrick Parrinder’in yazdığı önsöz gerçekten çok bilgilendirici. Kitaba başlamadan önce okumakta fayda var. Kitabın değindiği noktalardan biri de her şeyi elde etmiş, her güçlüğü yenmiş ve korkacak bir şeyi kalmayan toplumların artık güçlü olmaya ve zekalarını kullanmaya ihtiyaçları var mıdır? Kitabın önümüze getirdiği kilit sorulardan biri de bu. 65. Sayfada yazdığı gibi: “Güç ihtiyacın ürünüdür, güvenlik güçsüzlüğü arttırır.” Yazar bu noktaya başka bir açıdan daha yaklaşıyor. Zaman makinesini merak eden ve incelemek isteyen grup yeraltında yaşayan Morlock’lar, yer üstünde miskin miskin dolaşan Eloi’lerin umurunda değil makine. Zira bulunduklarını durumu beğenmeyen ve onu değiştirmek isteyen grup Morlock’lar. Eloi’ler ise hallerinden memnun oldukları için hiçbir şekilde değişimi istemezler. Yukarıda da belirttiğim gibi çağının çok ötesinde bir eser. 100 küsur yıl önce yazılmasına rağmen hala popülerliğini koruması başka türlü açıklanamaz. Zaman Makinesi şu ana kadar Ben Robot ile birlikte İthaki bilimkurgu klasikleri arasında en beğendiğim kitap oldu.
Zaman Makinesi
8.1/10
· 13bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12