Zamanın İzinde

·
Okunma
·
Beğeni
·
896
Gösterim
Adı:
Zamanın İzinde
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141457
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Zamanın İzinde, geçmişin izleri ile geleceğin düşleri arasında mekik dokuyan bir çalışma. Enis Rıza’nın seçtiği ve uzun bir yüzyıldan parçalar yansıtan fotoğraflara Ercan Kesal kendi hayatından esinlerle metinler yazdı, sıradan insanların hayallerini toplumun aynasına yerleştirdi.
Dün geçmişte kalırken, yarına yeni yüzler ve yeni sözlerle varılır. Ama her yüz dünün acılarını kırışıklarla taşır ve her sözün bağrında da yarım kalmış hayaller saklıdır. Geçmiş bitmemiştir, şarkıların, resimlerin ve umutların içinde sonsuz bir nehir gibi yenilenerek akar. Zamanın İzinde, bizi o nehrin sert kıvrımlarına götürür ve ışığın suda parladığı kısa anlara daldırıp çıkarır.
352 syf.
Nasıl anlatılır bu kitap gerçekten bilmiyorum.
Çünkü ne yazsam az kalacak.
Enis Rıza'nın fotoğrafları,
Ercan Keşal'ın o fotoğrafları kendine has sıcak,içten uslûbu ile yorumlaması harikaydı.
Kitap,geçmişi ve günümüzü de kapsayarak yarına devam eden toplumsal tarihimizin yüz yılını anlatıyor.
'
▶Çoğunu ilk kez gördüğüm fotoğrafların içinde âdeta kayboldum.Anlatılanları tekrar tekrar okuyup insanların yüzlerini tek tek inceledim.
Bazen Bulgaristan'dan sürgün edilen göçmenlerle aç,susuz günlerce yürüdüm,bazen Yaşar Kemal,Nazım Hikmet,Cemal Süreya ile dinlendim
Başka bir gün Yılmaz Güney
filmi izledim
Filmi seyrederken Peri Gazozu'ndan da içmeyi ihmal etmedim
Halk "kaybettiği sevgilisini" son kez uğurlarken de oradaydım
ATAMIZ'ı göz yaşlarıyla uğurladım sevgisini sonsuza dek kalbime kazıyarak..
Başka bir gün
Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir ile birlikte saklandım bir apartman dairesinde.Ve 51 saat sonra eve baskın yapıldığında Hüseyin 83 kurşunla öldürüldüğünde,Mahir ağır yaralandığında da oradaydım...
Hrant Dink öldürüldüğünde,
Deniz Gezmiş idam edildiğinde de.
Bir anne çocuğunu emzirerek ona can verdiğinde de,katledilen evladını toprağa gömerken de oradaydım...
'
Öyle güzel bir kitaptı ki her fotoğrafta farklı duygular hissedip,farklı hayatlara ve hikayelere yol alıp #zamanınizinde ilerledim
'
Benim gibi geçmişe,anılara,araştırmaya,öğrenmeye ilgi duyan biriyseniz
bu kitabı çok seveceksiniz
Muhteşemdi,muhteşem
352 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yakın tarihimize Enis Rıza'nın fotoğrafları,Ercan Kesal'ın yazılarıyla kısa,çarpıcı bir yolculuk.Bu kitap benim arşivlik diye nitelediğim,her kütüphanede olması gereken kitaplardan.Ayrıntı yayınları 1000.kitaplarını ismine yakışır güzellikte yapmış. Ancak fiyatı 80 lira olunca herkese öneremiyordum.Şimdi ciltsiz kitabı da çıktı ve fiyatı 45 lira.Fotoğraf sanatını sevenler için de güzel bir çalışma.
352 syf.
·3 günde·9/10
Ayrıntı Yayınları’nın 1000. Kitabı elinizde. Ciltli ve Ciltsiz basımları mevcut. Muazzam bir çalışma.

Enis Rıza’nın fotoğraf seçimleri ve Ercan Kesal’in o fotoğraflar üzerinden ‘dolu hislerle’ kaleme almış olduğu yüzlerce yazı mevcut.

1800’lerden 2000’lere, Savaştan Barışa, Zalimden Mazluma, İnsandan Hayvana 150 üzerinde fotoğraf bulacaksınız.

Giriş yazısında İstanbul İstanbul’un da yazarı olan Burhan Sönmez’in not düştüğü gibi:

“ Zamanın İzinde, geçmişin izleri ile geleceğin düşleri arasında mekik dokuyan bir çalışma. “

Kaçırmayın derim.
352 syf.
Zamanın İzinde… Enis Rıza’nın fotoğraf seçimleri Ercan Kesal’ın bu fotoğraflara yazdığı yazılarla bizi uzak yakın Türkiye’nin tarihinde bir yolculuğa çıkarıyor.

Toplumal hafızamızı tazeliyor Zamanın İzinde. Enis Rıza anlık bir fotoğrafla bize hatırlatıyor, unuttuğumuz bir detayı ise Ercan Kesal yazıyor. İyi bir ikili, güzel bir iş, önemli bir çalışma.

Ayrıntı Yayınları 30 yıl önce kurulmuş ve Zamanın İzinde yayınevinin 1000. kitabı. İçindeki fotoğraf veya hikayelerin hangisinden bahsetsek bir diğerine haksızlık etmişiz gibi olacak. Bu yüzden kitaba bir bütün olarak bakmak gerekiyor. Bir bütün olarak görmek ve okumak; toplumsal hafıza da zaten böyle bir şey değil mi?

Şurası kesin ki; kitabı okurken bir film şeridi gibi geçecek tarih gözünüzün önünden. Enis Rıza, kitap için “Bu kitap yüzyılın tarifi değil, hayata dair hatırlamalardır.” diyor. Aslında her bir birey hem kişisel hem de toplumsal tarihi için böyle hatırlatmalara muhtaç.

Andrey Tarkovski’nin söylediği ve kendi hesabıma bunu bir düstur olarak aldığım şu cümle kenara çekilmemek ve her daim güzellik üretmek için başlangıç adımı olacak cinsten:

“Dünyada ne kadar fazla kötülük varsa, güzellik yaratmak için de o kadar sebebimiz var demektir.”
352 syf.
·2 günde·9/10
Ayrıntı yayınlarının 1000. kitabı. Bir nevi almanak. Harika bir basım. Fotoğraflar güzel, Ercan Kesal yazıları güzel... İnsanlık adına duyulan utanç ise anlatılamaz. Kapak fotoğrafını o kadar sevdim ki, kitabı sırf bunun için almış bile olabilirim. Kapak fotoğrafı 1950'lerde Nevşehir'de çekilmiş. Nevşehir... Masanın üzerindeki cam şişeler, görülen adamın temiz kılık kıyafeti, modaya uygunluğu zamanın insanlar üzerindeki tahribatını bize gösteriyor. Nevşehir'de şimdi böyle bir fotoğraf çekilebilir mi acaba merak ediyorum. üç yüz küsür sayfa boyunca fotoğraflar var yıllara yayılmış hiç görmediğimiz, tanımadığımız insanların, halkların; inceliyorsunuz teker teker, hayal ediyorsunuz o insanların yaşamlarını.

Kitap kağıt ve kapak kalitesi çok şahane. Tek bir şeyi sevmedim o da fotoğrafların açıklamalarının kitabın sonuna konulması. Her sayfada son sayfayı açıp bakmak beni çok yordu bunu düşünmeleri gerekirdi yayınevinin.
352 syf.
·2 günde·9/10
Zamanın izinde, geçmişin izlerini fotoğraflarla ve metinlerle günümüze taşıyan arşivlik bir kitap. Enis Rıza’nın seçtiği fotoğraflara, Ercan Kesal kalemini konuşturarak harika metinler yazmış. Kitap, döneme iz bırakmış kişiler, olaylar, yazılardan oluşuyor. Her fotoğrafı ve detaylarını anlatmaya bir kitap yazılır. Kitapseverlerin mutlaka kütüphanesinde olması gereken bir kitap olmuş.

Geçmiş hiçbir zaman bitmemiştir, sonsuzluk içerisinde yansıyıp durur.
352 syf.
·Beğendi·10/10
yani bu kitap büyük bir emeğin ürünü. iki üstat çok büyük emek vermiş. bize de okumak düştü. herkese öneriyorum nacizane. ayrıntı yayınlarından çıkmış olması da ayrıca bir güzellik katıyor kitaba.
Bir defalik kullanim ozelligine sahip, acarsa cezalandirilacagi Çin mali gaz maskeleriyle, yerin yedi kat dibine gonderilen Somalı madencilerin alnina yazilmis kara bir yazidir faşizm. Dunyanin butun murekkepleriyle, ama yalnizca muktedirlerin kalemiyle yazilir. Alinyazisiyla hicbir ilgisi yoktur.
Ercan Kesal
Sayfa 337 - Ayrinti yayinlari
Bir Bulutun Hikayesi

Çok eskiden, Meksika dağlarının efsane komutanı Subcomandante Marcos’dan
bir hikaye okumuştum.
Küçük bir bulutun başından geçenleri anlatıyordu. Büyük bulutların yanında kendini gösteremeyen küçük bir bulut yağmur yağdırabileceği bir yer arar.
Bir türlü bulamaz ama.
O kadar uzaklara gider ki, sonunda çok
ama çok kurak bir yere gelir.
Burası o kadar kuru ve verimsiz bir yerdir ki tek bir çalı parçası bile yoktur.
Yağmur olup yağmayı kafasına koyan küçük bulut parçası büyük bir inanç ve umutla çabalayarak en sonunda tek bir yağmur damlasına dönüşür. Küçük buluttan oluşan bu tek damla epey yükseklerden aşağıya düşmeye başlar. Düşer, düşer, düşer…
En sonunda yerdeki küçük bir taşın üzerine çarpar. Fakat damlanın düştüğü çöl o kadar sessizdir ki, damlanın taşa çarptığında çıkardığı ses büyük bir gümbürtüye sebep olur. Epeydir uykuda olan toprak
bu sesle uyanır ve taşa sorar:
‘’Bu ses neydi?’’
‘’Bir yağmur damlasıydı’’ der, taş.
Bunun üzerine toprak, güneşten
saklanarak toprağa sığınan
bitkileri, çiçekleri uyarır:
‘’Çabuk, kalkın, bir yağmur damlası düştü,
bu birazdan yağmur yağacak demektir’’
diye bağırır!

Çölde saklanmış bekleyen tüm bitkiler
ortaya çıkarlar. Her yer yeşile boyanır.
Çölün yeşillendiğini gören ve daha önce oralardan geçip giden bulutlar çöle
yağmaya karar verirler. Bulutlar yağmur
olur yağarlar, çöl yeniden yeşerir.

Hikayenin sonunu Marcos’dan yazacağım:

‘’….Hiç kimse küçük bulut parçasının
tek bir yağmur damlasına dönüşüp
yere çarpmasıyla uyuyanları uyandırdığını hatırlamadı. Kimse hatırlamasa da taş,
küçük yağmur damlasının bu sırrını sakladı. Zaman su gibi akıp geçti ve ilk büyük bulutlar ortadan kayboldu, ilk bitkiler ölüp gitti.
Hiç ölmeyen taş yerinde kaldı, yeni doğan bitkilere ve yeni gelen bulutlara küçük
bir yağmur damlasına dönüşen bulut parçasının masalını anlatmaya devam etti…’’
Ercan Kesal
Sayfa 201 - Ayrıntı Yayınları
Ali İsmail Korkmaz’ın, saldırganlar
tarafından dövüldükten sonra
karakolda verdiği ifadeden:

'Evime giderken 5-6 kişilik bir grup önüme geçerek ellerindeki sopalarla saldırdı...
Başım ağrıyor...

Bana kimlerin neden vurduğunu bilmiyorum. Sivil kıyafetliydiler. Şikâyetçiyim...

Kafama, sırtıma, omuzlarıma ve bacaklarıma vurdular. Yere düştüm. Saldıran grup,
yere düşünce beni bırakıp kaçtılar.

Tam hatırlayamıyorum...'

Ali İsmail kendisini acımasızca
dövenlerin tarifini yapacaktı ki,
nefesi yetmedi, fenalaştı ve hastaneye kaldırıldı. 38 gün komada kaldıktan sonra daha 19 yaşında iken hayatını kaybetti.

Otopsi raporunda ölüm nedeninin
kafasına aldığı darbeler sonucunda
oluşan beyin kanamasından kaynaklandığı belirtildi.

Şiir, çok az kelimeyle çok fazla
şey söylemenin bir yoludur.

Geleneksel Japon şiiri haiku ise
dünyanın en kısa şiir türü sayılır.
5-7-5 hece ölçüsüyle yazılan bir şiir türü. Bizim Yunus Emre’nin bazı dizelerini hatırlatıyor.

Ali İsmail için bir haiku yazmaya kalkıştığınızda, zaten onun kendisinin
bir haiku olduğunu fark edersiniz:

Ali İsmail
Bir turna gökyüzünde
Ali İsmail
Ercan Kesal
Sayfa 321 - Ayrıntı Yayınları - Ali İsmail...
İnsanın kendi hayal tutkularının peşinde koşmasından daha soylu bir uğraş icat edilmedi çünkü.
Ercan Kesal
Sayfa 73 - Ayrıntı yayınları
Hic bitmeyecek anlasilan, birtakim insanlarin bir araya gelip, beyleri altin uykularindan uyandirma gayretleri
Ercan Kesal
Sayfa 123 - Ayrinti yayinlari

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zamanın İzinde
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141457
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Zamanın İzinde, geçmişin izleri ile geleceğin düşleri arasında mekik dokuyan bir çalışma. Enis Rıza’nın seçtiği ve uzun bir yüzyıldan parçalar yansıtan fotoğraflara Ercan Kesal kendi hayatından esinlerle metinler yazdı, sıradan insanların hayallerini toplumun aynasına yerleştirdi.
Dün geçmişte kalırken, yarına yeni yüzler ve yeni sözlerle varılır. Ama her yüz dünün acılarını kırışıklarla taşır ve her sözün bağrında da yarım kalmış hayaller saklıdır. Geçmiş bitmemiştir, şarkıların, resimlerin ve umutların içinde sonsuz bir nehir gibi yenilenerek akar. Zamanın İzinde, bizi o nehrin sert kıvrımlarına götürür ve ışığın suda parladığı kısa anlara daldırıp çıkarır.

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Mustafa daglı
  • Erdo
  • GÜLŞAH KORKMAZ
  • Umut Göçmen
  • Rümeysa Üstbaş
  • Burcu
  • DD
  • Nedim Kopurlu
  • Adem Kara
  • TUNA TURAN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (5)
9
%40 (6)
8
%13.3 (2)
7
%13.3 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0