Zehra romanı Türk Edebiyatında ilk psikolojik roman olma özelliği taşımaktadır. Naturalizm ve realizmin etkisiyle yazılan bu roman, Tanzimat edebiyatından Servet - i Fünun edebiyatına geçişte önemli bir köprü niteliğindedir.Romanda Tüccar Şevket Efendi, kızı Zehra’yı kâtibi Suphi ile evlendirir. Suphi’nin annesinin hizmetkâr olarak eve Sırrıcemal adında güzel bir cariye alması Zehra’yı kıskançlık krizine sokar. Bu sırada Şevket Efendi ölür. Mağazanın yönetimi Suphi’ye kalır. Suphi karısından giderek soğur ve ayrılır, Sırrıcemal’le evlenir. Zehra öç almak için Rum dilberi Ürani’yi Suphi’yi baştan çıkarmak için görevlendirir. Suphi tuzağa düşer ve Sırrıcemal’i bu Rum güzeli uğruna terk eder. Sırrıcemal, terk edilmeyi sindiremeyip intihar eder. Zehra, mağazanın kâtibi Muhsin’le evlenir, mağazanın yönetimini de yeni kocası üstlenir. Gelir kaynağı böylece kuruyan Suphi parasız kalır, sefil bir hayat sürmeye başlar, tulumbacı olur, yangınlara gider. Kendisini terk eden Ürani’yi ve onun yeni aşıkını öldürünce tutuklanır ancak suçu kanıtlanamasa da İstanbul’dan Trablusgarp’a sürülür. Yeni kocasını bir türlü sevemeyen Zehra eski kocasının başına gelenlerden üzülür; bu arada yeni kocası ölünce acılar içinde yalnız kalır. Bir gün sokakta yoksul ve yaşlı bir kadının düşüp öldüğüne tanık olur. Bu kadının Suphi’nin annesi olduğunu anlayınca üzüntüsünden hastalanır ve kısa bir süre sonra ölür. bence kitap çok güzel okumanızı tavsiye ederim. :)