Zen Ve Motosiklet Bakım Sanatı

·
Okunma
·
Beğeni
·
11,1bin
Gösterim
Adı:
Zen Ve Motosiklet Bakım Sanatı
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
380
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı
Zen And The Art Of Motorcycle Maintenance
Zen Ve Motosiklet Bakım Sanatı
432 syf.
·5 günde·10/10 puan
Kitabın internette araştırmasını yaparken yazarının şu sözüyle karşılaştım;

"Zor kitapları okumalıymış insan meğer. Kitap insanı allak bullak etmeliymiş; insanda bir şeyleri değiştirmeliymiş."

Ne kadar harika bir söz söylemiş yazar değil mi?

Kitabı okumak zor, pek akıcı değil. Buna rağmen kitabı okuyup bitirdiğinizde hatta okuduğunuz anda hissediyorsunuz etkisi altına girdiğiniz değişimi. Düşünmekten yoruluyorsunuz baştan belirteyim. Yolculuk, motor harika diye de okumaya başlamayın kitabı.

Felsefeye karşı ilginiz yoksa, çok fazla sıkılırsınız. Otobiyografik ve felsefi bir deneme kitabı. Kimilerine göreyse roman, ki bence değil! Ders kitabı okuyormuş gibi okudum. Herakleitos, Parmenides, Protagoras, Sokrates, Platon, Aristo, Kant gibi birçok filozofun düşüncelerini harmanlamış, kendi fikirlerini de katıp size seçenekler sunmuş. İyi nedir? Nitelik nedir? Kime göre iyi? Kime göre nitelikli?

Kesinlikle bir alt yapı gerektiriyor kitap, okumadan önce filozoflar ile ilgili biraz araştırma yapmak onların felsefesini bir nebze anlayabilmek gerekli.

Yazıldığı zaman 121 yayıncı tarafından geri çevrilmiş, en sonunda tek bir yayıncı, "Kitap beni neden yayıncılık yaptığımı düşünmeye zorladı." diyerek basmış kitabı. Yayınladığı gibi de çok-satar ve kült olmuş kitap.

Görünürde bir motor yolculuğu sanılabilir, ama aslında içsel bir yolculuk söz konusu. On yedi gün süren serüveninde değerlerin anlamını ve kalitesini aklın sınırlarını zorlayarak sorgulatmış.

Kitapta, teknolojinin getirdikleri-götürdükleri, teknolojiyi kabul edememe, klasik yaklaşım, romantik yaklaşım, bilimsel yaklaşım, kitle hipnozu, SİSTEM (en çok beğendiğim bölümü), ilerleme, hakikat, sanat, olgular, güven, iyi nedir ve en çokta nitelik gibi değerler sorgulanıyor.

Sayfa 92'de geçen:
"Sistematik bir hükümet devrimle yıkılır, ama hükümeti üreten sistematik düşünce kalıpları sağlam kalırsa o düşünce kalıpları daha sonra başka hükümetlerle kendilerini yineleyeceklerdir. Sistemler konusunda çok şey söylenmiştir. Ama bu konu, hemen hiç anlaşılamamıştır."

Sayfa 209'da geçen:
Küçük çocuklar "yalnızca kendilerinin hoşlandıkları" şeyleri yapmamaları için eğitilirler, peki...neyi yapmaları istenir?...Elbette! Başkalarının hoşlandıklarını. Kimdir bu başkaları? Ana-baba, öğretmenler, müfettişler, polisler, hakimler, memurlar, krallar, diktatörler. Tüm otoriteler. " Yalnızca senin hoşlandığın" şeyi hor görmek üzere eğitilirsen, elbette başkalarının daha uysal bir uşağı 'iyi' bir köle- olursun. "Yalnızca senin hoşlandığın" şeyi yapmamayı öğrenirsen Sistem seni sever.

Sayfa 266'da geçen:
"Toplumsal değerlerin doğru olması için bireysel değerlerin doğru olması gerekir. Dünyayı düzeltmenin yeri ilk olarak kendi yüreğimiz, kafamız ve ellerimiz ve sonra onlardan çıkan iştir."

Bunlar gibi birçok alıntı var kitapta altı çizilmeye ve düşünülmeye değer.

Kitaba karşı yakınlığım şundan kaynaklı da oldu: Genellikle ikinci el kitaplar almayı tercih ediyorum; onlardaki yaşanmışlığı seviyorum çünkü. Bir yerin altının çizili olması, bir sayfanın kenarının kıvrılmış olması, bir sayfanın kenarında notlar olması ya da içinden bir not kağıdı, kurumuş bir çiçek çıkması gibi... :)

Ve bu kitapta da karşılaştım o yaşanmışlıkla, üzerine alınmış notlar, altı çizilmiş bölümler...

https://i.hizliresim.com/8a8bdQ.jpg

https://i.hizliresim.com/26jkEj.jpg

Resimdeki notlar, kitap üzerinde ayrıca düşünmeye sevk etti beni. Bu arkadaşı bulmak, bu kitap ile ilgili kendisiyle uzun bir sohbet etmek isterdim.


Sayfa 222'de "Geçmiş, yalnızca anılarımızdadır; gelecek yalnızca planlarımızdadır. Şimdi ise bizim tek gerçeğimizdir." demiş yazar.

O halde ben;
Anı yaşayacağım ve anı biriktireceğim.

Gelecek! Gelecek gelecek mi...? Kim bilebilir ki!
Şu anın tadını çıkarabilmek ümidiyle.

Keyifli okumalar dilerim.
432 syf.
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı bir otobiyografi olmasının yanı sıra gezi notları ve felsefi bir denemedir.

Kitap, yazar Robert M. Pirsig, oğlu Chris ve arkadaşları John ve Slyvia ile birlikte yaptıkları uzun bir motosiklet yolculuğunu anlatır. John'un motosikleti BMW'nin R60 modelidir ancak Robert'in motosikleti bir Honda'dır. (-ki kitabı okurken google'dan yolculuğun resimlerine bakarsanız iyi olur)
Yolculuğun bir kısmından sonra John ve Slyvia ayrılmışlar ve Robert ile oğlu Chris birlikte devam etmiş ve okyanusa ulaşmışlardır.

Yazar 125. sayfada söyle der:
“Phaedrus yalnızca oradan oraya sürükleniyordu. Sürüklenme onu orduya, Ordu ise Kore'ye götürdü.”
Aynı zamanda Robert M. Pirsig 1943 yılında Minnesota Üniversitesi'nde Biyokimya öğrenimine başladıktan sonra askere alınmış ve Kore Savaşına katılmıştır. Buradan anlıyoruz ki Platon'un mektuplarında geçen kurgusal kahraman Phaedrus, Robert M. Pirsig'in Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı kitabında kendisidir.

Phaedrus'un sıkıntılı ve deli geçmişindende söz edilir bu da şüphesiz retorik dersleri verirken yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle elektroşok tedavisi görmüş Robert M. Pirsig'den başkası değildir.

Yazar 335. sayfada “Üzerinde çalıştığınız gerçek motosiklet, kendiniz denen motosiklettir.” der. Yazar benzetim açısından en iyi bildiği şeylerden birisini yani motosikleti model olarak kullanmış soyut kavramları motosiklet üzerinden somut ve kalıcı hale getirmeye çalışmıştır.

Eğitim sistemine de değinen yazar, sınavsız bir eğitim sistemini savunmuştur. Nedenlerini de kitapta gayet etkileyici bir şekilde açıklar.

Kitapta felsefi olarak retorik ve diyalektik tartışılmıştır. Phaedrus'un tarafı tabiki retorik'den yanadır.

En üzücü tarafı ise kitabın sonlarında açıkladığı yolculuk boyunca yanında olan oğlu Chris'in 23 yaşına 2 hafta kala öldürülmesidir. Yazar oğlunu kaybetmesiyle tekrar zor bir psikolojik sürece girer ve ikinci eşinden olan kızı Nell bu durumu aşmasında ona yardımcı olur. “Chris şimdi Nell adında küçük bir kız ve yaşamımız bir perspektife oturdu yeniden.” 431. sayfa.

Kitabı basmaya hiçbir yayınevinin yanaşmayıp basıldıktan sonraysa çok talep edilip beğenilmesini ise 427. sayfada şöyle açıklar: “Bu kitap, maddi başarıya karşı kültürel bir ayaklanmanın başgösterdiği bir zamana da rastlamıştır.”

Savunduğu düşünceler, yolculuk ve yaşadığı acılardan dolayı çok cesur ve güçlü birisi olduğunu ifade etmeliyim.
Robert M. Pirsig daha sonra farklı ülkelerde yaşamış ve 24 Nisan 2017 yılında 88 yaşında hayatını kaybetmiştir.
432 syf.
·11 günde·Beğendi
Uzun bir yolculuk.. bunda hem fikiriz. İsimsiz kahramanımız yolculuk boyunca Chautauqua uyguluyor. Bir nev-i seminer.
Farklı konularda devinimlere değinen eserin salt felsefe kitaplarından daha anlaşılır olduğu kanısındayım. Çünkü anlatım, “motosiklet onarımı” vasıtasıyla örneklendirmeyle ilerliyor. Örneklendirmenin özellikle felsefede anlam açısından gerekli olduğunu düşünüyorum. Buna bir başka örnek olarak Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer kitabı gösterilebilir.

Kitabımızın yelpazesi çok geniş;
•Başlangıçta teknolojinin artı-eksilerinden bahsetti. Sadece artı ve eksileri değil bizim bu büyük değişimi kabul edip-etmememize, bakış açımıza ve belki de en çok üzerimizdeki etkisine..
Bu kısımda dikkatimi çeken “kahramanımızın arkadaşının BMW’si var ve ufak bir arıza ortaya çıkıyor. Aranan parçayı bulmak zor ama aynı işlevsel malzeme, bira kutusundan bir kesit. Arkadaşı koskoca(!) BMW’yi ucuz bira kutusunun tamir edeceğini kabullenemiyor ve müsade etmiyor”

•Bir diğeri, Klasik-Romantik yaklaşım. #75140675 bu alıntıyı izah için yeterli buldum.

Eser, varlık(şey) anlayışının çeşitlendirildiği bi kombo; Takılıp kalma, nitelik, doğru, gerçek, kişilik, bakmak-görmek, sorun-çözüm..daha bir çoğu.. Bunların hepsinde kahramanımızın tek-bütün çatışmasıyla karşı karşıyasınızdır.

(Önsözden) “..metalik-plastik yalnızlıkların hüküm sürdüğü, özdeki çirkinliklerin yapay bir "stil" cilasıyla kapatılmaya çalışıldığı, "stilize" nesneler, "stilize" insanlar ve ilişkilerle dolu hayatlar..”
belki de bir çoğumuzun yaşadığı.. ama düzeltmek imkansız değil..
(Önsözden)“Dünyayı düzeltmenin yeri önce kendi yüreğimiz, kafamız ve ellerimiz ve onlardan çıkan iştir.”
Anlayacağınız; Umut, hep var..
—Buraya kadar Klasik yaklaşımımdı—

Buradan sonraki duygusal yaklaşımım...

Çocuğuyla birlikte dünyayı gezen bir baba.. #50153796 benimki 1/6727347’i bile olsa benzer güzellikler.. bahsettiği manzaralara aşina olmamın verdiği mutluluk..
Övgüleri kesinlikle hak eden bi’ kült eser..
432 syf.
Okuma sürecim iki ay sürse de bu kitabi bitirmenin hakli gururunu yasiyorum. Okumasi zor, git-gel yasatan bir kitap. Roman demek istemiyorum daha çok felsefi dusunsel bir metin. Okurken, iyi bir dinleyici gibi yazarin sozlerine kulak verip, bagi koparmamak gerek. Bu butunlugu yakalamak icin onemli.
Kitabi anlamak biraz da felsefi birikim istiyor. Hic olmazsa Platon , Sokrates, Aristo, Kant ve Sofistler uzerine ufak bir arastirma gerektigi kanaatindeyim. Felsefe sevmiyorsaniz zaten okumak zor olur.

Robert M. Pirsig ;
Doğu Felsefesi de olmak uzere bircok alanda egitim gormus bir yazar. Fakat yazdigi kitaplar (2tane) onun daha cok filozof yonunu ortaya koyuyor.
Çesitli okullarda Kompozisyon ve Retorik dersleri verdi. Kitap otobiyografi ozelligi tasiyor ama yazacagim bazi bolumler yazari daha cok dusunce boyutunda tanitacaktir.
Yazari anlamak adina kitaptaki tek ve en dikkat ceken karaktere bakmak yeterli olacak.
PHAEDRUS...
Romanda yazarin oteki benidir. Elestiren, sorgulayan, felsefe uzerine konusan...
Bu ismi Platon'un olusturdugu yazi ve soz uzerine konusan kurgusal bir karakterden alir. Kitaptaki Phaedrus'un (yazarin oteki beni) tedirgin eden gizemli bir tarafi olmakla beraber, retorik calismalar yapmasi sebebiyle de kendisini Phaedrus ile bagdastirmistir. Kitapta genellikle felsefe uzerine konusmalar, degerler elestirisi Phaedrus ile karsimiza cikiyor. Ayrica yazarin kendisiyle ic hesaplasmalar yasadigi, psikolojik ve ruhsal sorunlar yasadigi donemi yansitir.
....
Yazarin zekâsi yadsinamaz. Hatta IQ'sunun yuksek oldugunu okumustum biyografisinde. Kitapta da kendisini şoyle tanitiyor:
" Kimse onu gercekten tanimadi. Anlasilan o da boyle olmasini istemis ve boyle olmustu. Yalnizligi belki zekâsinin sonucuydu. Belki de nedeniydi. Ama bu ikisi hep birarada gidiyordu. Yapayalniz tekinsiz bir zekâ."

Klasik bir soylemdir "zeki insanlar hep asosyaldir" diye. Yazar oglu ile ilgili diyaloglarda mesafeli ve soguk. Yazarin Phaedrus tarafi boyle aslinda.

Baska bir alintida:
"Ve bilim egitimin ilk yilini on bes yasinda bitiren Phaedrus, sinifta kaldigi icin on yedi yasinda universiteden atildi. Resmi neden olarak, olgunlasamamislik ve derslere karsi dikkatsizlik. (...) Universite, standartlarindan tumuyle vazgecmeden onu barindiramazdi. "

Bu alintida hernekadar uni.hayatinin erken baslamasi ve zekasina isik tutsa da, egitim sistemini elestiren tavri buralarda basliyor.
Yazar (Phaedrus) hazir bilgiden ziyade kesfederek ogrenmeye kendi fikrini insa etmeye onem veriyor.
Universite hayatinda goze batan tarafi, gecmisten gunumuze gelen bircok saygin filozofu ve kaliplasmis degerleri elestirip, uzerine yeni fikirler insa etmesiydi. Hepsi olmasa da universite hocalarinin sevmedigi, otoritelerini sarsan bir seydir bu.

Grek Felsefesinden bu yana bircok dusunurun ortaya koydugu fikirler gelecege zemin hazirlayabilir ancak bir adim oteye gitmeden onlari oldugu gibi kabul edip ezberlemek yazarin oteki beni olan Phaedrus'a uygun bir durum degildi. Kendi cumleleri olmali ve taklit etmemeliydi ...
Ders verdigi yillarda da kendisine yon veren bu dusunce yuzunden tuhaf bakislara maruz kaldi.

Yeni bir seyler ortaya atmak, uretmek, sorgulamak...
Mesela birgun "NITELIK nedir?" Sorusunu yoneltti ogrencilerine. Ve Niteligin tanimlanamaz oldugunu anlatmaya calisti. Evet ona gore nitelik tanimlanamazdi, nesenel olamazdi. Retorik te oyle... Asla sistematik bir mantik icinde maddeler halinde iyilik, mutluluk , erdem gibi kavramlar da tanimlanamaz. Nesnel degillerdir. Hatta erdemi bir tanim icinde aciklamaya calistiklari icin Sofistleri de elestirir.

Yazar, retorik pratik bir bilimse belli bir sisteme dayandirilmadan oznel kabul edilir; diger turlu nitelikten ayrilmis olur der ozetle...

Bu konuda en cok elestirisini dile getirdigi filozof Aristodur. Hatta yazar kendi donemindeki egitim sistemi uzerinden benzetme yaparak Aristo'yu agir bir sekilde elestirir. Aristo : "Retorik bir sanattir; cunku mantikli bir duzen sistemine indirgenebilir der."
Hatta bu tanimlamara (aristocu mantik, aristocu etik...vb.) kahkaha ile guler ve sayfalarca ayar verir kendince Aristo'ya.

Aşiri septik bir yaklasimi var yazar Phaedrus'un. Iyilik nedir diye soruldugunda herkes farkli tanimladigina gore bir iyiligin varligindan soz edebilir miyiz? Sorusunu atar ortaya.

Fazla uzatmak istemiyorum aslinda. Kitap o kadar cok mevzuyu barindiriryor ki , sadece birkacina deginmek istedim. Hem okadar da kitap yorumlamakta mahir degilim acikcasi.
Buna ragmen yazarin degindigi bir konu olan GIRISKENLIK mevzusu yorumlama konusunda beni cesaretlendirdi. :)
Girisken olmanin oneminden ve giriskenligi onleyen unsurlardan bahseder detaylica. Ve konunun sonunda sizi motive eder. Kitabin bana kattigi en onemli noktalardan biridir;giriskenlik.

Aslinda bircok seyi motosiklet bakimi uzerinden anlatiyor yazar. Metafor diyebilir miyiz bilmiyorum. Ama iyi bir ornekleme diyebiliriz.
Yine kitaptan:
"Bir is icin , icine etmemis bir tek tamircinin bulunmadigi..." gibi bir ifade neden olmasin nur , yaz bir seyler, denemeden olmaz dedirtti. :)

Unutmadan sunu da ekleyeyim. Kitapta encok bahsedilen konulardan biri de Klasik ve Romantik yaklasimlar...
Her seyi oldugu gibi kabul eden yazarin pek te hoslanmadigi bir yaklasim olan Romantik yaklasim; Her seyi dis gorunusune bakmadan onu olusturan unsurlari anlamaya calisan yazarin da sevdigi Klasik yaklasim.
Zaten kimi sadece motosiklet surer markasi modeli gicir gicir olusudur onemli olan. Kimisi de disi kadar ici ile de ilgilenir, nasil calistigi , bozulup yolda kalirsam nasil calistirabilirim kismi ile de ilgilenir. Heran her yerde tamirci bulamazsin.
Ozetle, dene , yap, uret, teknoloji ile arani iyi tut, onu olumlu yonde kullan diyor bizlere...
....
Daha cok ders dinler gibi okudum kitabi. Not alarak...Elimden geldigince anlamaya calistim metni.
Kitabin roman denilecek tarafi oglu Chris ile birlikte yaptigi motosiklet yolculugu ile ilgili detaylardi. O bolumler bana gore ders molasi gibiydi. Kimisi bir paragraflik , kimisi de bir sayfalik molalar. Zihni yorgunluktan kurtaran molalar...
Yazarin Zen budizmine ilgisi ve son sayfalardaki reenkarnasyona inandigini bana dusunduren satirlar aslinda tanimlamanamaz dedigi Niteligi bagdastirdigi bir inanis gibi geldi. Okuyanlar bu konudaki fikirlerini beyan edebilirler.

Son olarak ,
Her ne kadar Grek dusuncesini , filozoflari elestirse de "Onumde uzanan gecmis gorunurdeki her seye egemen durumda" der, son sayfalarda.
Grek dusunurler icin de bu gecerliydi.

Ikinci ve devam kitabi olan Lila ...Artik o da baska zamana buyuk ihtimalle seneye okundu olarak listeme girer. Tabii ki biz plan yapariz ama planlarimiz istedigimiz gibi gitmez. Her seyden once saglik olsun. Iyi okumalar:)
432 syf.
Yol mu yolculuk mu(?) sorununa yol diye cevap verenlere öneririm.Belki Zen kısmına çok değinmiyor ama kişinin yolculuk ve varoluşu üzerine keyifli okumalar sunuyor.Özellikle felsefeye giriş olarak kişilerin çoğunun Sofie'nin Dünyası yerine bu kitapla başlamasını öneririm.

ve her yolculuk esnasında Camel dinlemeli..
430 syf.
·4 günde·10/10 puan
Nitelik hakkında kapsamlı düşünceleri olan Pirsig'in, düşüncelerini motosiklet gezisine yayarak anlattığı kitap çok kafa açıcıydı. çok fazla altını çizdiğim yer oldu tekrar tekrar sorgulanması gereken yerleri mutlaka var. sonsöz kısmında yazdıkları da -Chris'e olanları anlattığı kısım- içimi burktu. bu efsanevi otobiyografik "çalışmaya, sınırlandırıcı olmayan pozitif bir amaç sağlayan" kitabı mutlaka okumalısınız.
432 syf.
·15 günde·Beğendi·6/10 puan
Okuduğum hiç bir kitaba benzemiyordu, özellikle felsefeden hoşlanan matematik öğretmenlerine tavsiye ediyorum..kitapta ilerledikçe neden belirttiğimi anlayacaksınız... olay örgüsü farklı bir şekilde ele alınmış...kitabı okurken bahsedilen yerlerden ben de geçer gibi oldum,doğayı hissetmek güzeldi,karakterlerle zaman zaman içsel bir yolculuğa çıkmak çok keyifliydi.
432 syf.
·28 günde·8/10 puan
Babanın oğlu ve iki arkadaşıyla yaptığı motosiklet yolculuğu, bu sırada yaşadığı içsel yolculuk, düşünceleri..
Okunması çok zor olmamasına karşın yavaş okunan bir kitap. Hatta mümkün olsa yazarın kitapta çocuğuna yaptığı gibi 'bşrkaç satır okuyup üzerinde konuştuktan sonra birkaç satır daha okumak' yöntemi ile okunmalı.
Temelde nitelik kavramı etrafında gelişen ve oradan dallanan felsefi bir yolculuk.
Felsefi açıdan tatmin edici. Kitap bittiğinde notlarınızda üzerinde düşünmek üzere yazdığınız bir sürü başlık bulacaksınız.
Otobiyografik gerçeklikler de içeriyor olması, zamanında bir sürü yayıncıda dönüp çok zor birine kabul ettirilmesi gibi altyapı gerçekleri de ilgi çekici.
432 syf.
·158 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir babanın oğlu ve iki arkadaşı ile motosikletsel ve içsel yolculuğunun hikayesidir.
Bu yolculuğun gerçek resimleri için bkz: http://venturearete.org/...nal-1968-trip?page=1

Hemen belirtelim "Motorcuyum kitabı da okuyayım diye aldım" diyorsanız bırakacağınızı garanti edebilirim.
Motosiklet kullananların çoğunun okumaya heves edip de "ağırlığını" gördükten sonra okumaktan vazgeçtiği kitaptır.
Ayrıca kitap-kurtlarının çoğunun bir iki defa eline alıp bıraktıklarını da duymuşluğum vardır.
Kendimin de ikinci elime alışımda bir solukta bitirdiğimi itiraf etmeliyim.
Türkçe’ye çevrilmeden önce Oğuz Atay’ın elinden düşürmediği kitaptır, Günlükler’inde geçer. Çevrilmesine onun ne kadar etkisi olmuştur bilemem.
Felsefeye giriş için bir başlangıç olabilir diyenler de vardır ama bence felsefeye başlama kitabı hiç değildir, "felsefe hakkında sıfır km yim, bir bebek kadar masumum" diyorsanız bence Jostein Gaarder'in Sofi’nin Dünyası ve Allain de Botton'un Felsefe’nin Tesellisi kitaplarıyla başlamanızı öneririm.
Felsefeye ilginiz ve az da olsa bir alt yapınız yoksa okuması ve anlaşılması zor bir kitaptır.
Yolculuğun amacı yolun kendisidir. Jaspers'in ifadesiyle, felsefe yolda olmaktır. fikriyle yazılmış bir yol hikayesinde felsefi çıkarımlar yapılmaktadır.
Zen’den bahsetmiyor diye bir yorum yapılan yorum Zen’in ne olduğunun bilinmediğinden kaynaklanan bir durumdur, zira kitabın tamamı modern bir dille, batı yaşantısının içinde batı enstrümanları ile zen anlatımı.
Romantizm ile klasik arasındaki farkı, tümevarım tümdengelim, a-priori, hume, kant’ın saf aklın eleştirisi, Platon’un Phaedrus’u, Chautauqua tarzı ile motisiklet bakımı ve yol üzerinden anlatılıyor, yersen…
“Ama, özne-nesne ikiliğini ortadan kaldırmak için öğüt üstüne öğüt verilirken en büyük ikilik, benimle Phaedrus arasındaki ikilik konusuna değinilmedi. İkiye bölünmüş zihin konusuna.” Phaedrus, arka planda asıl hikâyesi anlatılan ana karakterin “öteki ben”i (önceki beni denilebilir mi?) dir.
Kulturbâer. 'Kültür taşıyıcı' (İsveçce).Kültür taşıyıcı bir kitap, kültürü, bir katır gibi sırtında taşır. Kimse oturup da kültür taşıyıcı bir kitap yazayım dememelidir. Kültür taşıyan kitaplar, nerdeyse kazara ortaya çıkar. Kültür taşıyıcı kitaplar kültürel değer varsayımlarına meydan okurlar ve bunu kültürün, verdikleri savaşımın amaçladığı yönde değişim göstermekte olduğu bir zamanda yaparlar genellikle. Bu kitapların yüksek nitelikli olması gerekmez. Tom Amca'nın Kulübesi edebi bir başyapıt değildi ama kültür taşıyıcı bir kitaptı. Tüm kültürün köleliği reddetmek üzere olduğu bir anda çıktı: İnsanlar onu kendi yeni değerlerinin bir portresi olarak gördüler ve olağanüstü bir başarı haline geldi. Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı'nın başarısı da bu kültür taşıyıcılığı fenomeninin sonucu gibi görünüyor. Bu kitapta anlatılan zorunlu şok tedavisi bugün yasaklanmış durumda. Bu, insan özgürlüğünün çiğnenmesi olarak görülüyor artık. Kültür değişmiştir. Bu kitap, maddi başarıya karşı kültürel bir ayaklanmanın baş- gösterdiği bir zamana da rastlamıştır.
Kitapta adı geçen bazı kavramlar:
PHAEDRUS ilk olarak Platon'un Mektuplarında geçen kurgusal kahramanlardan birisidir. Bundan başka Robert M. Pirsig'in Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı ve bu kitabın devamı olan Lila adlı kitaplarında geçen bir roman kahramanıdır. Pirsig bu karakteri Platon'dan hareketle oluşturmuştur. Aklın ve akılcılık geleneğinin temsilcisi olan Platon'da Phaedrus, yazının doğası üzerine Platon'un kuşkularını dile getiren bir kişiliktir. Pirsig'in bu karakteri yeniden değerlendirme sebebi bu yanları dolayısıyladır. Pirsig'in özellikle ilk kitabı Zen ve Motosiklet Bakım Sanatında Phaedrus, arka planda asıl hikâyesi anlatılan ana karakterin öteki benidir. Felsefi iç hesaplaşmasını gidebileceği kadar derinlere götüren ve orada bir tür kişilik bölünmesiyle her şeyini kaybetme noktasına gelen karakter, ikinci bir ben olarak Phaedrus'u yaratmış ve onunla hem kendi geçmişinin hem de felsefe tarihinin köklü bir sorgulamasına yönelmiştir. Pirsig burada, Phaedrus aracılığıyla, akılcılık geleneği dediği Platon'dan beri hüküm süren felsefe geleneğinin izini sürmekte, tüm temel kategorileri kuşkuyla sorgulamakta ve yadsımakta, değerlerin yeniden değerlendirilmesi denilebilecek bir tutumla epistemolojik, ontolojik, etik ve estetik meseleleri yeniden gündeme getirmekte; hem de teknoloji, eğitim, sistem gibi pek çok yan konularda mevcut düşünce tarihinin ve tarihsel pratiklerin açmazlarını göstermektedir. Sözcüklerin, felsefi kavramların ve değerlerin kaynağının ne olduğunu sorgulayan Phaedrus, Nitelik Metafiziği'nden sözeder. İkinci kitap Lila'nın alt başlığı, söz konusu sorgulama devam ettirildiği için Ahlakın Sorgulanması şeklinde yer alır.
Neyin düşünce ve neyin madde olduğu hakkında mantıksal netlik yokken Niteliğin düşünce mi yoksa madde mi olduğunu nasıl söyleyebilirdi ki?
Nitelik olayı, Niteliğin nedeni olduğu sanılan özne ve nesnenin nedenidir!

CHAUTAUQUA: 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında oldukça popüler olan bir yetişkin eğitimi ve sosyal hareketiydi. Chautauqua meclisleri 1920'lerin ortalarına kadar kırsal Amerika'da genişledi ve yayıldı. Açık hava ve çadırlarda halk eğitimi maksadıyla konferans, konser ve oyunlar düzenleyen bir kurumdu.
HAMAHLATLIK: squareness "kare şeklinde olma, iri yapılılık, geri kafalılık, dürüstlük " şeklinde verilmiş. Sanırım küntlük ve hamlık da denebilir. Yazar “ Hamahlatlılığın kısa ama yine de etraflı bir tanımı;Niteliği entelektüel yönden tanımlanmadıkça yani parça parça ediliğ sözcüklere dökülmedikçe anlayamamaktır denilebilir. Hamahlatlık. Ha şöyle. Bu her şeyi özetliyor. Hamahlatlık. Niteliği çıkartırsanız geriye hamahlatlık kalır. Niteliğin yokluğu hamahlatlığın esasıdır.
Bu terimle hayatımda ilk defa karşılaştığım için kitabın çevirmenine kızdığımı da belirtmeliyim. Ama düşününce onun yerine öyle basitçe koyulacak başka bir kelime var mıdır merak ediyorum.
JULES HENRİ POINCARE: Kitapta matematikle ilgili önemli buluşları olan bu bilim insanından da bahsediliyor.
Poincare şöyle buyuruyor:
"Bilim gerçeklerden kuruludur, tıpkı evin tuğlalardan kurulu olması gibi. Ancak gerçeklerin toplanması bilim değildir. Tıpkı bir küme tuğlanın ev anlamına gelmemesi gibi.
Mantıkla kanıtlarız ama sezgiyle keşfederiz. Nasıl eleştirileceğini bilmek iyidir, nasıl oluşturulacağını bilmek daha iyidir."
Devam niteliğinde yazarın "Lila" adlı diğer kitabının bulunduğunu da belirtmekte yarar var.
432 syf.
·123 günde·8/10 puan
Kitabın içine girildiğinde motosiklet yolculuğu sırasında derin felsefik iç konuşmalar oldukça keyifli. Bir yandan oğlu ile çıktığı motosiklet gezisini anlatırken bir yandan değer sorgulamalarını yapıyor. Fakat felsefik terimler ve kişilere çok fazla hakim olunmadığında yada terimlerin ayrı bir araştırması yapılmadığında akıcılığın devam ettirilmesi ve anlatılanların iyi kavranabilmesi oldukça güç bir duruma gelebiliyor. Felsefeye hiç ilgisi olmayan bir kişi, kitabın çok fazla terim kalabalığı içerisinde olduğu hissine kapılabilir. Diğer taraftan, yapılan değer sorgulamalarından kendi payımıza çok güzel çıkarımlar yapabileceğimiz bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Tümüyle güvendiğiniz bir şeye asla kendinizi adamazsınız. Kimse yarın güneşin doğacağını fanatik bir biçimde haykırmaz. Çünkü güneşin yarın doğacağını herkes bilir. İnsanlar, politik ya da dinsel inançlar ya da başka tür dogmalar ya da amaçlar için kendilerini fanatikçe adıyorsa bunun nedeni daima, bu dogmaların ya da amaçların kuşkulu olmasıdır.
Resmi olarak okul, bir "eğitim fakültesi"ydi. Bir eğitim fakültesinde öğretirsiniz, öğretirsiniz, öğretirsiniz; araştırma için zaman yoktur, düşünmek için zaman yoktur, dış olaylara katılmak için zaman yoktur. Salt öğret, öğret, öğret ve sonunda zekânız söner, yaratıcılığınız körlenir ve neden böyle sönük olduğunuzu anlamayan, olan bitenden habersiz, masum öğrencilerden oluşan ve birbiri ardınca gelen dalgalara tekrar tekrar aynı sıkıcı şeyleri anlatan bir otomatik makine olursunuz. Sizi sönük bulan öğrenci size saygısını yitirir ve bu saygısızlığı ötekilere de yayar. Böyle biteviye öğretmenizin nedeni, bunun hem gerçek eğitim veriyormuş gibi görünüm elde etmenin hem de üniversiteyi en kolay yoldan götürmenin akıllıca bir yolu olmasıdır.
Robert M. Pirsig
Sayfa 150 - Ayrıntı Yayınları - 14. Baskı - Çev. Süha Sertabiboğlu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zen Ve Motosiklet Bakım Sanatı
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
380
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı
Zen And The Art Of Motorcycle Maintenance
Zen Ve Motosiklet Bakım Sanatı

Kitabı okuyanlar 571 okur

  • Sinan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları