Ziya Gökalp'i Doğru Tanımak ("Türklük Hem Mefkürem Hem de Kanımdır")

·
Okunma
·
Beğeni
·
484
Gösterim
Adı:
Ziya Gökalp'i Doğru Tanımak
Alt başlık:
"Türklük Hem Mefkürem Hem de Kanımdır"
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759919474
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"... Ziya Gökalp'in ölümü, bütün Türk âlemleri için acı veren bir kayıptır..."
-Gazi Mustafa Kemal (Reisicumhur)-

"... Büyük âlimin kaybı, memleketin uğradığı bir felakettir..."
-İsmet Paşa (Başvekil)-

"... Ziya Bey'in bir radyum olan beyni söndüğünden beri vatandaki ilimde karanlık vardır..."
-Yahya Kemal (Beyatlı)-

"Türkiye'nin Cumhuriyet olarak kuruluşu, Gökalp'in, çoktandır yaydığı 'Ulusal Türk Devleti' düşüncesinin zaferidir. Ziya Gökalp'e sahip olmak, Türkler için bir talih eseridir."
-Prof. Dr. Halil İnancık-
(Arka Kapak)
248 syf.
·3 günde
Kitap Gökalp hakkında pek bilinmeyenleri de içeren güzel hatıralar, anekdotlar, şiirler ve makaleler ile dolu ancak eksik gördüğüm kısım şudur; yazar sürekli olarak kendi fikrini okura empoze etmeye çalışıyor. Şiirlerde metodolojik bir incelemede bulunmadan yazıldığı yer ve zamana bakmadan hüküm veriyor. Gökalp Beyin Enver Paşa hakkında yazdığı şiirleri düşük değerli bulup devlet yöneticilerini yureklendirme için yazılmış olduğunu iddia ederken Mustafa Kemal için yazdığı şiirlere ayrı bir önem atfediyor. Haliyle yazarın ayan beyan Kemalist olduğu hatta Mustafa Kemal hakkında çok sık Nazım hikmet nitelemeleri kullanması da aklı karışık bir Kemalist olduğuna delalet ediyor. Kitabı okuyun fakat muhakeme sürecinden geçirerek zira diğer türlü önyargı oluşturabilir.
"Ölürsem bu topraklarda ölürüm"
Başına gelecekleri biliyor muydu Ziya Gökalp? Elbette biliyordu.
Rauf (Orbay) Bey'in tam bir aymazlık, belki de önemli bir iş
başardığı inanç ve işgüzarlığıyla imzaladığı Mondros Ateşkesinden hemen sonra partilerini kapatan İttihat ve Terakki'nin ileri gelenleri yurdu terk ederken Talat Paşa çok sevip saydığım herkesin bildiği Gökalp'e, "Ziya Bey" demişti, "ülke dışına çılana kararı verdik. Düşman İstanbul’a mutlaka girecektir. Bunlar yahut bize karşı olanlar sana da kötülük yapacaklardır. O nedenle sen de Avrupa'ya kaç. Karışıklık geçtikten sonra hepimiz döneriz." Israrla söylüyordu bunları bir zamanların güçlü "sadrazamı". Hiç düşünmeden cevap verdi "fırka"nın "merkez-i umumi" üyesi ve fikir önderi:
"İşlenmiş herhangi bir suçum yoktur. Bu nedenle ve kesinlikle
kaçmayacağım. Ölürsem de bu topraklarda ölürüm . . . "
Çeşitli kategorilere ayrılmıştı yakalanacak "suçlular". "Zulüm
yapanlar; zulüm yapılmasına göz yumanlar; İngiliz savaş tutsaklarına
ya da Türkiye Hristiyanlarına zorbalık edenler" gibi...
Alman kruvazörü Lorelei İttihat ve Terakki Partisi'nin yöneticilerini Rusya'nın Odesa limanına götürmek üzere İstanbul'dan hareket edecektir. Güneydeki Yıldırım Ordular Grubunun Alman komutanı Liman Von Sanders Paşa da görevini Mustafa Kemal Paşa'ya devretmiştir.
O günleri güncesine şöyle kaydeder Sarı Paşa: Halep'te bulunuyordum. Durumu değerlendirdim. Müttefiklerimiz ve biz savaşı kaybetmiştik ama Türkiye için sorun bütün varlığını kaybetme sonucuna varacak kadar tehlikeli (bir hal almış) idi... Kesin ve çabuk çarelere başvurmakta tereddüt etmemeli, gerekirse müttefiklerimizden ayrı olarak vaziyet almalıydık. Bu görüşümü Padişah Vahideddin'e bildirerek sadrazamlık için Ahmed İzzet Paşa'yı, vekiliiklere (bazı) arkadaşlarımı önerdim. Ben de harbiye nazırlığına getirilmeliydim. Sadrazam (Ahmed İzzet ) Paşa'dan aldığım cevaptan, önerdiğim arkadaşlarımın (en) önemlilerinin kabineye alındığını, benim hizmetimden ise sulha kavuştuktan sonra yararlanılacağını öğrendim. (Kendilerine cevabımda) barışın çabuk gelmeyeceğine, o zamana kadar güç ve bunalımlı durumlar karşısında kalacağımıza ve (bu ortamda) vatanıma ciddi hizmetler verebileceğime inandığım için Harbiye Nezareti makamını istediğimi; barışa ulaşıldıktan sonra bu işi benden iyi yapacak kişiler bulunduğundan, hizmetimin zorunlu değil gerekli bile olmayacağını belirttim...”
(Soru b.) Bu ailelerin Diyarbakır'da "Müftüzadelerden Ziya Gökalp
ailesi"yle yakın zamana kadar ne gibi bir münasebetleri devam etmiştir?
(Cevap) Bu ailelerin "Ziya Gökalp ailesi"yle münasebetlerinin bilinmediği
söyleniyor.
Fatih'in İstanbul’un fethinden sonra Bizanslı ilim ve sanatkârların kentte kalmaları için onları ikna etmeye çalıştığı ve bu konuda hayli başarılı olduğu bilinir.
Savaş kazanılmıştır. Lozan'da toplanması kararlaştırılan çok uluslu
barış konferansında Türkiye'nin haklarını savunacak otuz sekiz
yaşındaki lsmet Paşa başkanlığındaki "murahhas heyeti" Mustafa
Kemal Paşa'nın yönlendirmesiyle oluşturulmuştur. İstanbul üzerinden
trenle İsviçre'ye gitmek üzere hazırlıklarını yapmaktadır.
Meclis'te ilk söz Diyap Ağa'nın 3 kasım 1 922 günü toplantıyı açan Meclis reisi ilk sözü "Doğu"nun sevilen ve sayılan Diyap Ağa'sına verir. Düşmanın top sesleri Ankara'dan duyulurken "Ben buraya kaçmak için gelmedim! .. " sözleriyle Meclis'in taşır öneren kimilerinin yeniden düşünmesine
yol açan, bu, dev yapısı, renkli sarığı ve paltosunun üzerine
inen ak sakalıyla çağdaş bir mitoloji kahramanını andıran sessiz
ve sakin ama itibarlı adam acaba bugün neler söyleyecekti?
Binlerce yıldır nice bilim adamları, yazarlar ve şairler yetiştirmiş
kültür ve uygarlık merkezi Diyarbakır'ın en ünlü ve seçkin
çocuğu Ziya Gökalp, kentin her köşesinde bugün de yaşıyor
sanırsınız: "Kaleiçi"nin mahallelerinde, daracık sokaklarında
ve dogduğu mefkuresine" henüz ulaşamadığı on sekizinde kafasına bir kurşun sıktığı "müze ev"de ...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ziya Gökalp'i Doğru Tanımak
Alt başlık:
"Türklük Hem Mefkürem Hem de Kanımdır"
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759919474
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"... Ziya Gökalp'in ölümü, bütün Türk âlemleri için acı veren bir kayıptır..."
-Gazi Mustafa Kemal (Reisicumhur)-

"... Büyük âlimin kaybı, memleketin uğradığı bir felakettir..."
-İsmet Paşa (Başvekil)-

"... Ziya Bey'in bir radyum olan beyni söndüğünden beri vatandaki ilimde karanlık vardır..."
-Yahya Kemal (Beyatlı)-

"Türkiye'nin Cumhuriyet olarak kuruluşu, Gökalp'in, çoktandır yaydığı 'Ulusal Türk Devleti' düşüncesinin zaferidir. Ziya Gökalp'e sahip olmak, Türkler için bir talih eseridir."
-Prof. Dr. Halil İnancık-
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Selim Pusat
  • Ali Can
  • dryzm

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0