Adı:
Ziya'ya Mektuplar
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750707148
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Babacığım, hayatta muvaffakiyet yalnız aç kalmamakta değildir. Asıl muvaffakiyet göçüp gittikten sonra ardında bir eser bırakmaktadır. Bu eseri meydana getirmek için saadeti memnu telakki etmeli. Benim de çizilmiş bir mefkürem vardır. Ben, her şeyden evvel, yaşamış olduğuma delil için, bir eser meydana getireceğim.
244 syf.
·59 günde·Beğendi·10/10
Ölüme dair aklımda şöyle bir beyit var:
Benim de bir namazlık saltanatım olacak
O musalla taşında. çok güzel bir kitap tavsiye edrim
244 syf.
·4/10
Ziya’ya Mektuplar
Birbirine derinden bağlı iki dost bu iki dostun karşılıklı sevgi dolu mektuplaşmalarını anlatan bir kitaptır. Kitabın içerisinde Cahit Sıtkı Tarancı’nın, Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar yer alıyor. Bu mektuplarda hâl ve hatırlarını sormalarının yanı sıra birbirlerine gönderdikleri yeni şiirler yahut şiir mısraları, bazı deneme tarzı etkileyici kısa yazılar ve edebi konuşmalar bulunuyor.
Kitap öncelikle hayatlarını anlatarak başlıyor. Birkaç bölüm bu şekilde devam ederken daha sonra mektuplaşmaları başlıyor. Son derece önemli olan mektup tarzında eseri günümüz ile karşılaştırırsak iki farklı konuda ele alabiliriz.
Birincisi Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Osman Saba arasında ki sıkı dostluktur. Bence günümüzde asla görülmeyecek şekilde birbirlerine bağlanıp güvenmiş iki dostturlar. Öyle ki onların dostluğunu şu şiir çok iyi anlatıyor:
‘’Bulutlara rüzgâra asarım suretini her akşam
Her akşam mektup yazarım dağlar kadar
Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim!’’ 1
Karşılıklı duyulan güveni birbirlerine şiirlerini açmalarından anladım. Çünkü bir şair için en mahrem ve mühim olan şiirdir. Bahsettiğime karşı tez olarak günümüzde şairlerin tüm şiirlerini tek hareketimle okuyabiliyorum diyebilirsiniz. Fakat benim demek istediğim o değildir. Şair – her ne kadar ünlü olsa da – şiirini dergide, gazetede yada herhangi bir yerde yayınlamadan önce birinin fikrini almak ister. Bu kişide şairin en güvendiği insandır. Cahit Sıtkı Tarancı için bu kişi Ziya Osman Saba’dır. Burada Ziya Osman Saba’nın oynadığı rôl çok büyüktür. Tarancı dostunun eleştirilerine önem vererek ve görüşlerini değerlendirerek şiirleri hakkında karar verir.
Şiir, şairin o anlık ruhunu yahut bilinçaltını anlatır. Bu yüzden şiirin mahremiyet derecesi çok yüksektir. Cahit Sıtkı Tarancı şiirlerini Ziya Osman Saba’ya yazdığına göre ona güveniyor ve değer veriyor. Aralarında ki dostluk çok net ve berrak bir şekilde gözlemleniyor.
Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır. Fakat sağlam dostluk ne solar ne kırılır. 2
Diğer bir konu ise mektuplaşmak… Günümüzde rast gelmeyecek bir şey olmuştur mektup. Artık mektubun yerini teknoloji aldı. İnsan ırkını kurtaracak(!) bu teknoloji, çağımızda yazı yazmayı da düşünmeyi de engelliyor. Bu yüzden mektuplar bizim için geleneksel yönden önemlidir.
Ziya’ya Mektuplar kitabının edebi yönden çok kuvvetli olmasının sebebi Cahit Sıtkı Tarancı’nın sağlam kaleminin yanı sıra mektubun bize geçmişimizi ve gelenek-göreneklerimizi anlatıyor olmasıdır.
‘’Mesafe ne kadar uzak olursa olsun bazen mektup insanı sevdiğinin yanına götürür, getirir.’’ Sözünden hareketle mektup, Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Osman Saba arasında iletişimden daha çok birbirlerini yanlarında hissetmelerini sağlamıştır. Mektup onlar için yalnızca bir mektup değil, aynı zamanda arkadaşlıklarını güçlendiren, samimiyetlerini arttıran bir iletişim aracıdır.Cahit Sıtkı Tarancı’nın; Diyarbekir 3, Paris, İzmir, Burhaniye, Ilıca, Ankara ‘dan Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar bunun kanıtıdır.
Cahit Sıtkı Tarancı diyince akla ilk gelen şiir ‘’Otuz Beş Yaş’’ şiiridir. Bu şiirin çıkış noktası yine Ziya Osman Saba’ya Ilıca’dan 18.07.1943 tarihinde gönderilen mektuptur. Cahit Sıtkı Tarancı mektubunda bu şiirinden şöyle bahsediyor:
‘’Ölüme dair aklımda şöyle bir beyit var:

‘’Benim de bir namazlık saltanatım olacak
O musalla taşında ‘’

Bir şiirin sonu olabilir. Fakat üstünü getirmek zaman ve hava meselesidir. Şimdi ise, gözlerimle, ellerimle, ayaklarımla, kalbimle ve kafamla, hasılı her şeyimle hayata bağlıyım; ölümü aklıma getirmek istemiyorum. Bütün temennim Giono gibi, ‘’Que ma joie demeure!’’ 4 diyebilmektir, daha doğrusu bunu diyorum da, dediğimin tahakkuk etmesini istiyorum.’’


1-Ahmet Telli,’’ Unutma Dostumsun’’ şiirinden
2-Friedrich Nietzsche
3-Eski adı ‘’Diyarbekir’’, yeni adı ’’ Diyarbakır’’
4-‘’Tek neşem, saadetim bozulmasın’’
244 syf.
·3 günde·5/10
Ziya’ya Mektuplar İnceleme
Birbirine derinden bağlı iki dost bu iki dostun karşılıklı sevgi dolu mektuplaşmalarını anlatan bir kitaptır. Kitabın içerisinde Cahit Sıtkı Tarancı’nın, Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar yer alıyor. Bu mektuplarda hâl ve hatırlarını sormalarının yanı sıra birbirlerine gönderdikleri yeni şiirler yahut şiir mısraları, bazı deneme tarzı etkileyici kısa yazılar ve edebi konuşmalar bulunuyor.
Kitaba öncelikle hayatlarını anlatarak başlıyor Cahit. Birkaç bölüm bu şekilde devam ederken daha sonra mektuplaşmaları başlıyor. Son derece önemli olan mektup türündeki bu eseri günümüzdeki eserlerle karşılaştırırsak eseri iki farklı konuda ele alabiliriz; birincisi Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Osman Saba arasındaki sıkı dostluktur. Bence günümüzde asla görülmeyecek şekilde birbirlerine bağlanıp güvenmiş iki dostturlar. Bir başka şair Ahmet Telli’nin dediği gibi:
‘’Bulutlara rüzgâra asarım suretini her akşam
Her akşam mektup yazarım dağlar kadar
Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim!’’
Karşılıklı duyulan güveni birbirlerine şiirlerini açmalarından anladım. Çünkü bir şair için en mahrem ve mühim olan şiirdir. Bahsettiğime karşı tez olarak günümüzde şairlerin tüm şiirlerini tek hareketimle okuyabiliyorum diyebilirsiniz. Fakat benim demek istediğim o değildir. Şair – her ne kadar ünlü olsa da – şiirini dergide, gazetede yada herhangi bir yerde yayınlamadan önce birinin fikrini almak ister. Bu kişide şairin en güvendiği insandır. Cahit Sıtkı Tarancı için bu kişi Ziya Osman Saba’dır. Burada Ziya Osman Saba’nın oynadığı rol çok büyüktür. Tarancı dostunun eleştirilerine önem vererek ve görüşlerini değerlendirerek şiirleri hakkında karar verir.
Şiir, şairin o anlık ruhunu yahut bilinçaltını anlatır. Bu yüzden şiirin mahremiyet derecesi çok yüksektir. Cahit Sıtkı Tarancı şiirlerini Ziya Osman Saba’ya yazdığına göre bu ona güveniyor ve değer veriyor demektir . Zaten aralarındaki dostluk bu dostluk satır aralarında çok net ve berrak bir şekilde gözlemleniyor.
‘’Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır. Fakat sağlam dostluk ne solar ne kırılır.’’ diyen Nietzsche’yi haklı çıkarırcasına dillere destan bir dostluk söz konusu Cahit Sıtkı ile Ziya Osman’ın arasında
Diğer bir konu ise mektuplaşmak… Günümüzde klasik mektubun ölümüne şahit olduk. Artık mektubun yerini teknoloji aldı. İnsan ırkını kurtaracak(!) bu teknoloji, çağımızda yazı yazmayı da düşünmeyi de engelliyor. Bu yüzden mektuplar bizim için geleneksel yönden ve kültür yönünden önemlidir.
‘’Ziya’ya Mektuplar’’ kitabının edebi yönden çok kuvvetli olmasının sebebi Cahit Sıtkı Tarancı’nın sağlam kaleminin yanı sıra mektubun bize geçmişimizi ve gelenek- göreneklerimizi anlatıyor olmasıdır.
‘’Mesafe ne kadar uzak olursa olsun bazen mektup insanı sevdiğinin yanına götürür, getirir.’’ Sözünden hareketle mektup, Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Osman Saba arasında iletişimden daha çok birbirlerini yanlarında hissetmelerini sağlamıştır. Mektup onlar için yalnızca bir mektup değil, aynı zamanda arkadaşlıklarını güçlendiren, samimiyetlerini arttıran bir iletişim aracıdır. Cahit Sıtkı Tarancı’nın; Diyarbekir 3, Paris, İzmir, Burhaniye, Ilıca, Ankara ‘dan Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar bunun kanıtıdır.
Cahit Sıtkı Tarancı deyince akla ilk gelen şiir ‘’Otuz Beş Yaş’’ şiiridir. Bu şiirin çıkış noktası yine Ziya Osman Saba’ya Ilıca’dan 18.07.1943 tarihinde gönderilen mektuptur. Cahit Sıtkı Tarancı mektubunda bu şiirinden şöyle bahsediyor:
‘’Ölüme dair aklımda şöyle bir beyit var:
Benim de bir namazlık saltanatım olacak
O musalla taşında ‘’

Bir şiirin sonu olabilir. Fakat üstünü getirmek zaman ve hava meselesidir. Şimdi ise, gözlerimle, ellerimle, ayaklarımla, kalbimle ve kafamla, hasılı her şeyimle hayata bağlıyım; ölümü aklıma getirmek istemiyorum. Bütün temennim Giono gibi, ‘’Que ma joie demeure!’’diyebilmektir, daha doğrusu bunu diyorum da, dediğimin tahakkuk etmesini istiyorum.’’

Mert Yaman
244 syf.
·34 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten okunması gereken bir kitap anilarindan günlüklerinden oluşan bir kitap toplumda sair olma gibi lisanlar kullanırken hakiki sair gerçek manada bu kişidir bu şairdir romancıdır sanatçıdır.Necip Fazıl gibi buda çok önemli bir sairimizdir ancak neden hic anilmiyoe yada okunmuyor diye dusunmeyin zira sairin hemen hemen tüm kayıtları sanırım can yayınları basıyor.Skolastik bir denge uzerindeyiz nazim hikmet gibi çok önemli sairimizdir.
Uzak bir iklimin ılık havasında,
Bütün sevdiklerim hülyamı paylaşır.
Bense camlar, camlar, camlar arasında...
Cahit Sıtkı Tarancı
Sayfa 14 - varlık yayınları
Ağacı ağaç bilirim.
Taşı taş, çiçeği çiçek.
Fakat bilmem ki onlar beni bilirler mi?
Cahit Sıtkı Tarancı
Sayfa 64 - varlık yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ziya'ya Mektuplar
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750707148
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Babacığım, hayatta muvaffakiyet yalnız aç kalmamakta değildir. Asıl muvaffakiyet göçüp gittikten sonra ardında bir eser bırakmaktadır. Bu eseri meydana getirmek için saadeti memnu telakki etmeli. Benim de çizilmiş bir mefkürem vardır. Ben, her şeyden evvel, yaşamış olduğuma delil için, bir eser meydana getireceğim.

Kitabı okuyanlar 34 okur

  • bendis
  • Feride Akça
  • Muhammed Çakmak
  • Nur
  • Meltem Çağlayan
  • Recep As
  • Mert Yaman
  • Mükerrem Gülcan ARNAK
  • Melike
  • kitapları seven

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%76.5 (13)
9
%0
8
%0
7
%5.9 (1)
6
%5.9 (1)
5
%5.9 (1)
4
%5.9 (1)
3
%0
2
%0
1
%0