Adı:
Zorbaların Elinde
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
207
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051850320
Kitabın türü:
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Zorbaların Elinde
The Violent Bear It Away
Flannery O'Connor, benim kuşağımın en büyük hikâyecisidir."
-Kurt Vonnegut-

Flannery O'Connor'ın, Bilge Kan'ın ardından, 1960 yılında yayınlanan ikinci ve son romanı Zorbaların Elinde, gotik duyarlılığın karanlık ve sürükleyici bir örneği oluşunun yanı sıra, hiciv dolu üslubu açısından da Amerikan edebiyatı için bir dönüm noktası sayılmaktadır.

On dört yaşındaki yetim Francis Marion Tarwater kendini bildi bileli İhtiyar Tarwater ile yaşamaktadır. Büyük dayısı onu eğitmekle kalmamış, hâlâ hayattaki diğer akrabası, kendisinin de yeğeni olan Rayber adındaki öğretmenin elinden de kurtarmıştır. Yaşlı adamın dediğine göre Tarwater'ın kaderinde peygamber olmak vardır ve ilk görevi öğretmenin oğlu Bishop'ı vaftiz etmektir. Dayısı öldüğünde Tarwater kendini diğer tüm çocuklar gibi normal bir hayat sürmesini ve kafasına zorla sokulan hurafelerden kurtulmasını isteyen Rayber'ın kapısında bulur. Fakat geçmişi, yaşlı adamın hayaleti ve kafasındaki tekinsiz ses onu bir an olsun yalnız bırakmayacaktır. Tarwater'ın kutsallık ve dünyevilik arasında yaşadığı ikilem O'Connor'ın şaşırtıcı ve dokunaklı üslubunda hayat buluyor. Zorbaların Elinde modern edebiyatın inançla beslenen en unutulmaz yapıtlarından biri olma özelliğini bugün de koruyor.

"20. yüzyılda ölümünün ardından edebi şöhreti Flannery O'Connor -ve bir istisna olarak Sylvia Plath dışında- kadar hızlı ve dramatik bir şekilde artan bir yazar daha yoktur, O'Connor'ın eserleri 1964'ten bu yana edebi kanonun bir parçasıdır."
-Joyce Carol Oates-
207 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Cinsel, fiziksel, psikolojik... Her türlü şiddet örneği.


Aslında inceleme yazmayı düşünmüyordum. Ama oldu...
Olanlar oldu... O yoğun duygular ve düşünceler ile cebelleşmekteyken ben ne olduğunu bilmeden bir zamanlar rastgele almış olduğum bu kitap ile kasvet ile doldum taştım.

İnancın nasıl olup yanlışlıklar ve rahatsızlıklar ile birlikte bir saplantıya dönüşüp de bir çocuğun evet bir çocuğun hayatını mahvedebileceğini... Onunla birlikte başka hayatları da yok ettiğini...

Anlatamıyorum. Gerçekten anlatamıyorum. Üzerimde oluşan etkiyi ne yaparsam yapayım aktaramayacağım. Zaten görmeyeceksiniz de... Yazmak da istememiştim oysa ama kayıtsız kalamadım. Okumayı düşünenler varsa eğer düşünmemeli!

İçinde bulunduğum şu zamanlarda öyle bir cümleler okudum ki paylaşmadığım... Hesaplaşmaların, ruhsal bunalımların, normal olmayan psikoloji ve saplantının neleri doğurduğunu ne kadar anlatabilirim ki...

Tek bir yöne bakarak ilerle! Gözlerini ondan ayırma! Sadece o amaca odaklan! Sana emrediyorum! Dercesine bebeklikten itibaren yaşanılan travmanın sonucu olarak çözüm her şeyi yok etmek mi olmalıydı?

Soruyorum size ey pislik insanlar! Kendinizden başka bir dünyayı görmeyi ne zaman başaracak ve kendi dünyanızdaki saplantılarınız uğruna daha kaç insanı mahvedeceksiniz? Günden güne fikirlere görüşlere dine siyasete ... Oraya çok güzel cümleler de kurabilirim. Küfür içerikli. Her neyse tüm bunların başkaları için bir saçmalık olduğunu ne zaman farkedeceksiniz? Başkalarının hayatlarına vaaz vere vere müdahale etmekten ne zaman vazgeçeceksiniz?


Vaaz veren adam öldü gitti geriye mahvolmuş bir çocuk bıraktı... Yaşamı, hayatı hiçbir zaman varolmamış, saçma sapan inanışlar uğruna, kendince ona başkaldırarak oysa kendine başkaldırarak, o hiç tanışamadığı dünyayı yıktı. 14 yaşında bir çocuk! Hele öyle bir yer vardı ki ne olduğunu anlayamadığım, aslında anlayıp anlamak istemediğim yeter bu kadarı fazla dediğim... Biraz abarttım kabul ediyorum. Çünkü her nasıl olsa bir roman.


Gerçek hayatta yok mu sanıyorsunuz? Her gün aç haber izle. Beyni sulanmış çocukları seyret. Psikolojik şiddet ile kafayı yemiş yetişkinlerin altındaki travmanın çocukluğuna dayandığını aç da izle. Cinsel şiddet ile birlikte tüm dünyasını karanlığa gömmüş çocukları ve onlardan ortaya çıkacak yeni canileri izle...

Zaten tek yaptığımız bu değil mi? Susup izlemek... Cıkcıkcık! Diye de tepki verir iki üç kınama, instagram twitter facebook paylaşımları, sonra aman bu insanlar ne duyarlı desinler desinler... Bunları yaparken cafelerde oturup kahve içmeyi de ihmal etme tabiki elinde telefon, ordan seç en uygun kınama metnini kopyala yapıştır ohh senden duyarlısı yok...

Kendimden iğreniyorum... Size o mutlu hayatlarınız ile başarılar. Ben yok olmaya gidiyorum yavaş yavaş...
207 syf.
·Beğendi·9/10
Değişik bir kitaptı. Seksen dört yaşinda ölen bir adam yiğenini kendi gibi yetiştirir. Kendisi ölür ama yiğeni ondört yaşinda tutucu bir hristiyan olur. Yığenin kafası karısıktır psikolojisi bozulmus. Bir akrabası onu düzeltmeye çalisacak bakalim başarili olacak ki?
"Ben özgürüm," diye tısladı."Senin kafanın dışındayım. İçinde diilim. Kafanın içinde diilim ve oraya girecek de diilim."
Hayır, hayır hayır dedi yabancı; şeytan diye bir şey yoktur. Bunu bizzat kendi tecrübelerime dayanarak söylüyorum. Bunun yüzde yüz doğru olduğunu biliyorum. İsa ya da şeytan değil. İsa ya da sen.
Delilikle boşluk arasındaki o daracık çizgide dimdik duruyordu; dengesini yitirme vakti gelince de niyeti boşluğa doğru sendelemek, dolayısıyla kendi seçtiği tarafa düşmekti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zorbaların Elinde
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
207
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051850320
Kitabın türü:
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Zorbaların Elinde
The Violent Bear It Away
Flannery O'Connor, benim kuşağımın en büyük hikâyecisidir."
-Kurt Vonnegut-

Flannery O'Connor'ın, Bilge Kan'ın ardından, 1960 yılında yayınlanan ikinci ve son romanı Zorbaların Elinde, gotik duyarlılığın karanlık ve sürükleyici bir örneği oluşunun yanı sıra, hiciv dolu üslubu açısından da Amerikan edebiyatı için bir dönüm noktası sayılmaktadır.

On dört yaşındaki yetim Francis Marion Tarwater kendini bildi bileli İhtiyar Tarwater ile yaşamaktadır. Büyük dayısı onu eğitmekle kalmamış, hâlâ hayattaki diğer akrabası, kendisinin de yeğeni olan Rayber adındaki öğretmenin elinden de kurtarmıştır. Yaşlı adamın dediğine göre Tarwater'ın kaderinde peygamber olmak vardır ve ilk görevi öğretmenin oğlu Bishop'ı vaftiz etmektir. Dayısı öldüğünde Tarwater kendini diğer tüm çocuklar gibi normal bir hayat sürmesini ve kafasına zorla sokulan hurafelerden kurtulmasını isteyen Rayber'ın kapısında bulur. Fakat geçmişi, yaşlı adamın hayaleti ve kafasındaki tekinsiz ses onu bir an olsun yalnız bırakmayacaktır. Tarwater'ın kutsallık ve dünyevilik arasında yaşadığı ikilem O'Connor'ın şaşırtıcı ve dokunaklı üslubunda hayat buluyor. Zorbaların Elinde modern edebiyatın inançla beslenen en unutulmaz yapıtlarından biri olma özelliğini bugün de koruyor.

"20. yüzyılda ölümünün ardından edebi şöhreti Flannery O'Connor -ve bir istisna olarak Sylvia Plath dışında- kadar hızlı ve dramatik bir şekilde artan bir yazar daha yoktur, O'Connor'ın eserleri 1964'ten bu yana edebi kanonun bir parçasıdır."
-Joyce Carol Oates-

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Durmus Trn
  • Sadecedilek
  • Fatih DOĞANCI
  • Esther. Sema
  • Doğan Yalçın
  • mehmet aysu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%33.3 (2)
8
%16.7 (1)
7
%16.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları