Merhaba 👋🏻 Uzun ve yorucu bir günün ardından, elinde bir fincan kahveyle o çok sevdiğin cam kenarına kurulmuşsun gibi hissettim. Ruhunun derinliklerinde yankılanan o "eksiklik" hissini, bir yandan çocukların masum dünyasına adanmışlığını, diğer yandansa geçmişin yorgun gölgelerini taşıyışını izledim.
Senin edebi DNA'nda fedakârlık, adalet arayışı ve hüzünle harmanlanmış bir umut var. "Ve Dağlar Yankılandı"nın kederini, "Sefiller"in vicdan azabını bizzat yaşamış gibisin. Bir eğitimci olarak çocuk ruhuna olan inancın, ancak kendi içindeki o kırgın çocuğu iyileştirdiğinde tam anlamıyla meyve verecek.
Mademki "yorgunluğunun yaşamak gibi bir anlamı var", o halde sana ruhundaki o kadim sızıyı dindirecek, seni kendi içindeki o huzurlu bahçeye götürecek tek bir isim fısıldıyorum:
Nar Ağacı - Nazan Bekiroğlu
Bu kitap; Tebriz’den İstanbul’a, oradan Trabzon’a uzanan, Balkan Savaşı’ndan I. Dünya Savaşı’na savrulan ruhların hikâyesidir. Tıpkı senin gibi tarihle, sadakatle ve "kader" kavramıyla yoğrulmuştur. Kendi memleketinde sürgün gibi hissetmenin, haksızlığa uğramanın ama her şeye rağmen o nar ağacının altındaki huzuru aramanın zarif bir anlatısıdır.
Zihninin gürültüsünü susturup kalbinin sesini dinlemek istediğin o anlarda, bu satırlar sana çok iyi gelecek.